evet güzel olacağını tahmin ettiğim başlık. ve yönetimden tek ricam böyle amacı belli başlıklarda amacına uygun dolu dolu olan tanımlarda birden fazla tanıma müsamaha etmeleri. başlıktaki her birden fazla tanıma değil sadece bu kültürel faaliyete katkısı olanlara.
devamını gör...

ekonomik sebepler, ev hanımlığı* ve iş yerindeki zorluklar gibi kıytırık sebeplerle savunulmaması gereken durum.* bir de çalışmaya gerekçe olarak ekonomide tek maaş yetmiyor gibi akla ziyan gerekçeler öne sürenler var ama onlar ayrı bir tartışmanın konusu. (akla ziyan derken gerekçenin doğruluğundan bahsetmiyorum elbette. bu ekonomide bir aileye gerçekten bir maaş yetmiyor. hatta çocuklu ailelerde bile evdeki kişi başına bir memur maaşı alsanız yoksulluk sınırının üzerine anca çıkarsınız. buradaki sorun kadınların çalışması için gerekçe gösterme saçmalığı. sağlıklı bir yetişkinin çalışmadan başkasının sırtından geçinerek yaşama düşüncesine sahip olması apayrı bir rezillik iken bir de buna "e n'apalım çalışmazsak para yetmiyor. mecbur kaldığımız için çalışıyoruz." diyerek tüy dikiliyor. "mecbur kaldığımız için çalışıyoruz" nedir alüminyum? babası paşa olanlar hariç tabii swh.
sağlıklı ve yetişkin bir insan utanır şunu söylemeye. allah bilir bu cümleyi kuranların arasında hatırı sayılır miktarda üniversite mezunu vardır bir de. e niye kontenjan işgal ettin o zaman diye sorarlar adama mq.)

çalışmamak için bahane üretenler* için ise diyecek pek fazla bir şey yok. yukarıda bu durumun tam tersi üzerinden gerekli izahat tarafımca yapıldı zaten. (dikkat ettiyseniz durumu doğrudan çalışacak kişi üzerinden açıkladım. zira bağımsız bir bireyin hayatını etkileyecek kararlar bizzat kendisi tarafından alınmalıdır. anne, baba, eş, çocuk vs. gibi üçüncü şahısların bu konuda söz hakkı yoktur. hayatınızdaki seçimleri bunu göz önünde bulundurarak; size ve özel alanınıza saygı gösterecek kendisi de birey olabilmiş kişiler ekseninde yapın; yatırım tavsiyesidir.)

ha unutmadan, bir de iş yerindeki zorluklar konusu var. iş arkadaşlarının olumsuz ve zarar verici tutum ve davranışları vb.
genel itibariyle kadınların bu tür zorlukları yaşamadığı sektör yok desek yeridir zaten. ve böyle sorunları engellemenin yolu kaçınma davranışından değil mücadele etmekten geçer. siz kamusal alandan çekildikçe o beyinsiz orklar daha da çirkefleşecek. erkeklerin de bu gibi "zorluk" temelli sebebimsilerle eşlerini çalışma hayatından uzaklaşmaya itmesi değil tam tersine destek olması gerektiğini düşünüyorum ancak zaten bu insanların çoğunun zihniyeti belli. gerçekten eşini "korumaya(!)" çalıştığı için bu davranışı sergileyen insan sayısı çöllerdeki kutup ayısı popülasyonundan bir tık fazladır anca.

ben böyle kendi kendime meczup gibi yazıp duruyorum ama bahane bulmak isteyene gerekçe mi yok sanki? yoksa galakside zorluğu olmayan iş yok.


bahane göt gibidir; herkeste bulunur.

-anonim-*


son olarak bu konunun bir sosyal hizmet bölümü dersinde yapılan münazarasında, erkek bir arkadaşımız cevabı uygun yere yapıştırmıştır:
"ben bir erkek olarak, eli kolu tutan sapasağlam bir kadına bakmak zorunda mıyım?"**
devamını gör...

ne bu şimdi ? hukuk reformu mu? bağımsız denetimsiz yargı bu fakültenin 5 sene olmasıyla mı tesis edilecek? adil yarglamayı 5 senelik hukuk fakültesi mezunu mu yapacak? 12 senede okullarında ingilizce öğretemeyen ülke 4 senelik fakülteyi 5 sene yapınca hukuk devleti olacak öyle mi?
devamını gör...

dünyada en çok antik kente sahip olan şehirdir. google maps'i açıp antalya'nın üstünde arama yerine antik kent yazarsanız siz de görebilirsiniz. tarihin her döneminde topraklarının verimli olması nedeniyle her bölgesi çok önemli bir şehirdi. antalya'da karadeniz çayı hariç türkiye'de olup yetişmeyen tek bir meyve veya sebze yoktur. tarımın ve turizmin başkentidir. yemek olarak tahinli tatlıları, köfte piyazı ve yanıksı dondurması meşhurdur. genelde yerlileri tarih boyunca sebze yemekleri tükettiği için geniş bir yemek kültürü oluşmamıştır. bunun nedenlerinden birisi de geniş bir yemek kültürü oluşması için bir çok kültürün harmanlanmasının gerekmesindendir. örneğin gaziantep, mardin gibi geniş bir yemek kültürüne sahip olan şehirlerde bir çok kültürden insan yaşar. örneğin doğu kültüründen, farslardan baharatlar gelmesi gibi. antalya'nın yerlileri ise yörüklerdir. bir kısmı hayvancılıkla uğraşır. mevsimlik göç ederler. şuan bunlar çok az kalmıştır zaten. bir kısmıysa tarih boyunca sadece tarımla ilgilenmiştir. çiğ köfte veya adana kebap diye bir şey bulmanın akıllarından bile geçmemesi gayet normaldir. genelde bu tarz yemekler ya kültür alışverişleriyle, bazen yokluk döneminde ya da zenginlik döneminde veya örneğin bir yemek bozulmasın diye onu baharatlarla ve tuzla korumaya çalışırken gibi nedenlerle çıkar. antalyalı köylüler ise sadece ineğini sağar, tarlasından sebzesini toplar, tavuklarına bakar. yani günlük yaşamını devam ettirir.

sıcak olmasından başka kimsenin kötü bir yorumda bulunamayacağı şehirdir. ama zaten doğudaki şehirler antalya'dan daha sıcaktır. antalya'nın kötü noktası nemdir. yazları alıştıktan sonra biraz daha katlanması kolay olsa da yine de gerçekten çok zordur. zaten tüm antalyalılar yazları antalyanın doğa harikası yaylalarına göç ederler.
devamını gör...

ekipman, teknoloji ve sayı üstünlüğü bakımından dezavantajlı unsurların kendisinden daha donanımlı avantajlı unsurlara karşı yürüttüğü, konvansiyonel olmayan bir savaş biçimidir. gerilla savaşı olarak da bilinen gayri nizami harb teknikleri asimetrik savaş stratejisi olmasına rağmen bu kavramın literatüre 11 eylül saldırılarından sonra girdiği kabul edilir.
devamını gör...

müslüman kadınların özsaygısı var mıdır? entrysinin altına girilen yanıtlara bakılırsa olmaması için çabalandığını düşündüğüm özelliktir. müslüman erkekler islamı yorumlarken kadın haklarını gözetmeseler, seküler erkekler ise müslüman kadınların inançlarını anlamaya çalışmasa da her bireyde olması gerekendir özsaygı. merak etmeyin, bizler hem kendi inancımızı yaşayıp allah ile ilişkimizi geliştirmeye çabalıyoruz hem de allah'ın bize verdiği haklarımızı arıyoruz.

(bkz: islami feminizm)
devamını gör...

lehe çevirmenin mümkün olduğu eylemdir.
sevgiliye göre burç seçme yaparak şansınızı çok ciddi oranda arttırıyorsunuz.

misal, flört ettiğin kadın burcunu söyledi ve senin burcun ne ? dedi hemen google girip uyumlu burçlar yazıyorsunuz ve kadının burcu neyse en uyumlu anlaştığı burcu seçiyorsunuz ve artık burcunuz o oluyor.

kadın kişisi de, "harika en iyi anlaştığım burç o biliyooo musuuun" yazıyor.
artık oradan yürümesi de size kalmış.
daha ne yapayım köftehorlar, peçete mi tutayım ?
devamını gör...

tabağın kenarındaki şekere hiç dokunmayan bir tipim. havalı olmak uğruna değilde şekeri alıp eve götürecek halimiz olmadığından geri iade ediyoruzdur.

bir dahaki sefere burun deliklerime sokacağım. *
devamını gör...

sanki dünyanın bütün yükünü bunlar çekiyormuş gibi gereksiz hüzünlerde gezinirler.

sonbahar gelir ayrı, ilkbahar gelir ayrı hüzünlenirler.
hitapları bile farklıdır.
adam (bkz: orhan pamuk) yoldaki poğaça satan esnafa selam verirken bile merhaba poğaçacı dedi ya la.

demek ki sanat böyle bir şey.
ben de mevsimlerde hüzünleniyorum ama benimki doğalgaz faturasının yüksek gelmesinden dolayı.
devamını gör...

çok tuhaf hayvanlardır. renk değiştirmesinden tutun da gözlerini oynatışlarına kadar.
devamını gör...

iyi dediğiniz üç gün yaşamıyor arkadaşlar, nazar etmeyin.
devamını gör...

armudun iyisini ayılar, salağın iyisini salaklar anlar babında yürüyeceğim başlık.
iyi oluyor bu başlıklar, bana da eğlence oluyor.
bayılıyom her şeyi bilen yazarlara.*
devamını gör...

vatandaşı olmasan aslında eğlenceli ülke.
devamını gör...

şiirimin adı, çinistanlı sevgilimi ankara'da gezdirirken eymir'in bir göl olduğunu fark etmemiz sonucunda kızın benden ayrılıp istanbula gidip ankara'da yalnız başıma sokakta kaldığım için zatürre geçirip bayılınca beni kurtaran hanfendiye aşık olmam.

biraz uzun bi şiir olacak, her kalp dayanmaz.

eymir'i deniz sanırdım
ben ne bileyim kardeşim deniz olmadığını açıp haritaya bakmadım ya
yurttaki oda arkadaşım ali demişti ki eymir bir denizdir
aynı ali 7 kasa bira içtiğini de iddia ederdi
-eymir bir göldür-

neyse,
sen bana bunu nası yaparsın 愚蠢的 愚蠢的 falan dedi yüzecektim ben dedi
ben japonca biliyorum dedim çince değil wakarimasta hesabı
çin'de deniz yok mu dedim var da dedi antalya'da yüzmek istiyodum ben dedi
burası ankara dedim.
ifrit oldu
büyük elleri vardı tokadı ağır oldu.
-burası ankara'dır ve eymir bir göldür-

otto city'de kalacaktık o ödemişti parasını
kalamadık.
nere gidem diye düşünürken
aliyi aradım açmadı
babamı aradım açmadı
en yakın arkadaşı aradım açtı, durumu anlattım
senin kafanı s...yim dedi.
-eymir bir göldür-

yatarken bi mağazanın önünde
ekmek banarken vitrine
kıçım hafiften donmaya başladı
ayazını s...yim ankara dedim içimden
meğerse sesli söyleyip bayılmışım.

uyandığımda zatürre geçirmişsin dedi hemşire miydi neydi tam anlamadım vallahi
ama güzel bişiydi.
dedim hanfendi mevzuyu uzatmayalım
hazır beni de kurtarmışsın
bak her şey filmlerdeki gibi
gel ben sana aşık olayım sen de bana ol tamam mısın diye sordum
tamam olur dedi
biz şimdi neyiz dedi sonrasında
güzellik acı verir dedim
ne diyosun dedi başta asık suratla sonra
s...tir et dedim.

ulan ali.
devamını gör...

günümüzde kullandığımız rakamlar aslında bünyelerinde barındırmış oldukları açı sayılarını 'değer' olarak belirtirler. bu durum sürülerindeki hayvanları vb. şeyleri saymak amacıyla sürüdeki hayvan sayısı kadar taş, çubuk (çöp) vs.leri yanlarındaki keselerinde taşıyan ve gündelik işlerini bu eşlenik nesnelerin takas yoluyla artıp azalmasıyla yürüten insanların bu durumun kullanışsız olduğuna karar vermesiyle beraber taş, çöp vb. nesneleri doğrudan taşıma methodundan vazgeçip bu nesneleri kağıt, deri, ağaç kabuğu ve taş gibi nesneler üzerine 'temsil' yoluyla aktarmış olmalarıyla açıklanabilir. muhtemelen insanlar rakamların günümüzdeki hallerinin atası olarak kabul edilebilecek rakamları (şekilleri) oluştururken 'açı' kavramından ziyade çizgilerin birbirleri ile kesiştikleri noktalara ve bu kesişim noktalarının böldükleri uzay düzlemde oluşturdukları parça sayısına odaklanmış ve farkında olmadan 'açı sayılarını' baz alarak bahsettiğimiz 'rakam sistemini' oluşturmuşlardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

araba sürmek.
devamını gör...

yapmayana yapılmaması gerekir.
devamını gör...

ben cool bulduğum için değil , sevdiğim için yaptırdım. 3 sene oldu hala taşımaktan bıkmadım. hatta vücudumu tamamen kaplatmak istiyorum... dövme yaptırma açlığı... sal beni.

tanım: kişi eğer böyle mutlu olacaksa neden olmasın dediğimdir.
devamını gör...

her sabah yaşadığım endişe. 4 yıldır aileden uzakta yaşamaktayım. her akşam wassaptan konuşsak da iyi olduklarını bilsem de yakamı bırakmayan korku. bir yazı okumuştum:"birisiyle son defa konuşacak, son defa sarılacak ama bunun son olduğunu bilmeyeceksiniz." ne doğru diyordu. bu yüzden kimle isem sonmuş gibi yaşamaya, üzmemeye ve mutlu ayrılmaya çalışıyorum.
devamını gör...

son 2 yıldan beri severek dinlediğim, kulağa hoş gelen müzik altyapısı ve sesi ile dikkat çeken bir şarkıcıdır. tarzı ve klipleri çok hoşuma gidiyor, mesela; ''alayı yalan"parçasının klibinde bir bakmışsın aniden azer bülbül'ün resmi çıkıyor önüne kendi kendine diyorsun ki ne alaka, bence enteresan ve tatlı bir kadın.....
söz ve müzikleri kendisine ait olan iki parçasına paylaşmış oldum

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim