rehinelerin, kendilerini esir alanların duygularını anlama noktasına gelmeleri ve kendisini rehin alan kişilerle geçirdikleri sürenin sonunda onlara yardımcı olmaya başlaması ve nihai olarak da onlarla özdeşim kurmalarına stockholm sendromu denmektedir. bu sendromun anlamını genişleterek insanın kendisini zora sokan, üzen koşulları benimsemesi, savunması ve bu koşulları yaratan nedenleri görmemesi, ezenin yanında yer alması olarak da tanımlayabiliriz.
devamını gör...

ailemizle tanışmak .
devamını gör...

d)

vakti zamanında henüz çok erken bir o kadar da geçken karmaşık bir patikada yönünü bulmaya çalışan bir kadının hikayesiydi bu.
realist bir yazar tarafından yazıldığından olsa gerek tüm karakterler oldukça gerçekçiydi. her biri iyi ve kötü yönler ile harmanlanmıştı. heybelerinde bir sürü güzel, bir o kadar da acıyı biriktirmişlerdi.
ana karakter ya bu, kadınla başlıyordu hikaye. daha küçük bir kızken başlamıştı dünyanın karmaşasını içinde hissetmeye. küçük dünyasını büyütmek, hayat ne sunuyorsa hepsini içmeye adamaktı en büyük hayali. yapıyordu da. ama savruluyordu sürekli. hayatına birçok insanı dahil etmesi de bundandı. her birini bir başka karakter yapıyordu. kimini çok seviyor en iyi dostu oluyor, birilerine aşık oluyor, küçük kalbinde kocaman yaralar açmasına izin veriyordu. büyüyordu. ama fark ediyordu ki büyüdükçe hayalleri de yavaş yavaş yok oluyordu. gündelik hayatın içinde gündüzlerini şen kahkalar, gecelerini ise hüzünle yaşıyordu. ama yaşayıp gidiyordu. eksik kalıyordu bir şeyler.
sonra bir gün onunla tanıştı. şaşırdı. ne çok tanıdıktı öyle. sesinde huzuru bulmuştu sanki. aklı karışıyordu. birinin böyle güzel olmasına anlam veremiyordu. üstelik ürkek, kırgın, savunmasız bir yanı da vardı aynı kendisi gibi. bir yanı hala çocuk kahkahaları atıyordu. büyüyememiş, büyümeyi reddetmiş bir yetişkinlik aynı zamanda da yüz yıllık yaşanmışlıkla bir olgunluk vardı üzerinde. şımarık kahkahalarının büyüsüne her gün daha çok kaptırıyordu kendini. ilk zamanlar dostluğunun tadını çıkardı doyasıya. sonra zamanla daha çok, daha çok, daha da çok 'o' olsun istiyordu. kelimelerine yansıyor, yüzünde bir gülümseme oluyor, iliklerine dek istiyordu. her geçen gün daha da çok hayatında oluyor, hayat daha çok o oluyordu.
devamını gör...

iki gündür istikrarlı şekilde açılan başlıklarla ortada olan durum. neyin peşindesiniz yahu. gidin taksimde tebliğcilik yapın. atatürk'e düşman, türk'e düşman, cumhuriyete düşman. sözlük format değiştirdi de haberimiz mi yok.
devamını gör...

düşünce, dili yönetir diyorum. çünkü dil, fikirlerimizin karşı tarafa aktarılmasıdır. dil, sadece düşüncelerimizi aktarmaya yarayan araç oluyor.
dil, düşünceyi yönetir diyorum. çünkü ana dilinde karşılığı olmayan bir şeyi anlamlandırmak, anlatmak güçtür. bu sefer de dil, düşünceyi yönetmiş oluyor.

--- alıntı ---

dil bilimde safir-whorf varsayımı olarak anılan varsayıma göre, kişinin konuştuğu dil ile o kişinin dünyayı nasıl algıladığı ve nasıl davrandığı arasında sistemli bir ilişki vardır. insan bir bakıma, dünyayı ana dilinin belirlediği, izin verdiği biçimde ve ölçüde algılar. örneğin, ‘yumurta’ sözcüğü türkçede yumurtanın yumru şekliyle, farsçada tavuğun üreme ve üretme nesnesi olmasıyla, arapçada ise rengi itibarıyla adlandırılmıştır.

bilinemezcilik felsefesinde olduğu gibi, farklı renklerdeki gözlüklerle kara bakan kişilerin, karın yeşil, mavi, sarı renklerde olduğunu ileri sürmeleri gibi, farklı ana dillerin konuşurları gerçeği nesnel biçimiyle değil, dillerinin gösterdiği biçimde algılar. ancak bu varsayımının tam tersini temel alan yaklaşımlar da vardır. örneğin, eski yunan dönemin- de eflatun ve aristo, düşüncenin dili belirlediği ve dilin yalnızca düşüncenin aktarım aracı olduğu görüşündeydiler.

--- alıntı ---
devamını gör...

bayatlamış ekmekleri değerlendirmenin en güzel yolu. olsa keşke, yerdik.
devamını gör...

küfür,ilk kimin aklına geldi de dillere pelesenk oldu bu söz?
devamını gör...

(bkz: hayao miyazaki) evreniyle tanışmama vesile olan ilk anime.
üniversite yıllarımdan bu yana defalarca kez izlediğim biricik animasyon filmdir de. olay örgüsünün her an farklı karakterle zenginleşmesi, hayal sınırlarını zorlayan çizimler, zıtlıklar üzerinden verdiği mesajlar ve alıp götüren müzikleriyle verdiği huzur eşsizdir. haku’ ya selam olsun.
devamını gör...

çay kırmızı çizgimizdir...!
devamını gör...

adam fawer'in olasılıksız isimli kitabında uzunca anlatılan teori.hatta kitabın ana karakteri,kendini yakalamak isteyen bilim adamlarınca laplace'ın şeytanı olarak nitelendiriliyordu.
devamını gör...

bence bir insanın ailesiyle ilişkisi onun ruh sağlığını belirleyen en önemli şey. bunu gözlemlerimden dolayı da diyebilirim kendi yaşanmışlıklarımdan dolayı da. ailesiyle - özellikle babasıyla - her şeyini paylaşan insanlara hep özenmişimdir ve ben de öyle olmak istemişimdir, keşke anne ve babalar bu hissi kimseye yaşatmasa ve her bireyin sağlıklı bir temeli olsa.
devamını gör...

çok var.. hangi birinizi yazayım şimdi..
devamını gör...

yahu ne bölünmesi ne kadar aptal argümanlar bunlar. insanlar kendi dilinde eğitim almak istiyor gelmiş burda ülke bölünecek diyorsunuz.

sizler insan haklarını sonuna kadar savunan fakat kapısının önünde ölen çocuklara göz yumanlarsınız.
sizler eşitlikçi gibi görünen fakat ilk fırsatta farklılıklara hakaret edenlersiniz.
sizler iyi gibi görünen kötülersiniz; esas mide bulandırıcı olan yanınız da bu.
sizler
kötü
insanlarsınız.
devamını gör...

bir ikilem durumudur.
yani, neden olmasın ki, ama aynı zamanda neden olsun ki yani .
devamını gör...

annenin karnından çıktığında sahip olduğun statü ile bir başkasının annesinin karnından çıktığındaki statünün, tüm hayatlarınız boyunca eşit olacağı denize girilen tek yer. bakın kelebekler vadisinden bahsetmiyorum. kelebekler vadisi, yol kenarı tabelalarda yazan köy kahvaltısıdır. koli halinde alınarak, ambalajları açılıp sofraya konan köy reçelidir.

1 haftalık değil, 2 defa 5 ay çadır atmış, 2 sene de gönüllü çalışan kardeşiniz tanımlıyor.

kabak, kabak, kabak. kabak tadı vermeyen kabak.

amortisörleri yükseltilmiş minibüsler ile topraklı yolda başlar, muzun kabuklarının soyulmasıyla çırıl çıplak kalacak olan muz misali kişiliğin ile yapacağın tatilin. üzerinde ne ismin kalır, ne mesleğin, ne banka hesabın, ne fikirlerin, ne eğlence anlayışın, ne cinsel tercihin, ne 5 yıldızlı tatil anlayışın, ne sosyal ilişkileri, nede sen!

önce ismin gider minibüsden indiğinde. çünkü sen artık " moruk, dostum ya da kanka " sıfatlarını çoktan almışsındır, koya inerken hayvan gibi sallanan minibüste, yanında,önünde ya da arkanda oturan kabak koycu sayesinde. ( patikayı tercih eden adamın hasıdır. )

sonra mesleğin gider. kaldığın kampta, çadırını kurduğun toprak parçasının üzerinde, sahile yürürken, piyasanın 2 katına malzeme aldığın bakkalda, hayvan gibi 40 derece sıcaklıkta dışarıda bekletilmiş köftelerden yediğin köftecide, telefonunu şarj etmek için dilendiğin otelin barında, sahilde " sarkozyyy " esprisini anlayacak yüzlerce insandan biriyle tanıştığında senin ceo, fotokopi çeken eleman, öğretmen ya da sokakta yatan biri olduğunun hiç bir anlamı yoktur. eşitsindir, mühim olan kurduğun ilk cümlenin noktasına gelene kadar verdiğin samimiyettir.

devamında banka hesabın önemsizleşir. birasından bir yudum mu istedin? 3 bira daha ısmarlanır sana. en baba otelde mi kalıyorsun? emin ol o gece lilith'de ki partiden sonra sahilde kalmak için can atarsın.

fikirlerin mi? bunu soran olmaz dostum. çünkü orada fikirler savaşmak için değil, öğrenmek ve dinlemek içindir.

sen hayatında hiç 35 dakika karanlık bir ormanın içinden yürüyerek, gecenin 3nde kol kola, full alkol ve türevi şeylerle bezenmiş insanların hiç kavga etmeden sanki bir trans halinde eğlendiği bir uçurumun kenarında güneşi doğurdun mu?

cinsel tercihin mi? doğanın içinde bir hayvansın.

sosyal ilişkilerin mi? kapalı bir kutuysan eğer anahtarın o sahilde onlarca gönüllü ile kenara toplanmış taşların arasında olabilir. bir gece otur oraya, yanına yıldızların arasından yavaş yavaş yürüyerek illa biri gelir.

özgürdür kabak koyu. akıllı telefonların tedavülde olmadığı, yanına gelen insanın seninle konuşurken herhangi bir yargıya varma amacı olmadan yanına geldiği yerdir orası.

eğer müdavimi olursan tüm yaz ismini bile bilmediğin insanlarla takıldıktan sonra, hiç bir telefon numarası ve irtibatın olmasa bile bir sonraki yaz aynı dönemde orada tekrar karşılaşacağın dostlar bıraktığın yerdir kabak.

kabak içine bastırdığın ve aslında olmak istediğin karakteri serbest bırakabileceğin "çitleri" olmayan dünyadır.

kabak barıştır, özgürlüktür, çiledir, sefadır. kabak, kabak tadı vermez.

*yeni yapılan minibüs yollarıyla bozulmaya başladı... gidin görün. tanışın.
devamını gör...

herkese göre başka başka olandır.
ben insanları başta çok seviyorum,çok merak ediyorum.
ınsan tanımaktan sıkılmıyorum.
her insani kitap okur gibi dinleyebilirim.
birini karşıma bırak git,öyle yani.
çok çabuk çözüyorum çoğu insanı.
tabii açık ettiği kadarını.
seri bir şekilde tanıyorum sonra kimi biraz sığ çıkıyor ve artık ilgimi çekmiyor.
soğumuyorum ama sıcaklık da kalmıyor.
ama kimseye senden soğudum hissini de vermiyorum.
kıymetlidir insanlar, ben hala öyle düşünüyorum.
henüz, insanlardan yıldıracak kadar çiğ insanlara denk gelmedim.
denk geldiğimi de hayatımdan o bile farkına varmadan çıkardım.
devamını gör...

ekipmanınız olmasa bile yeşil çekirdek edinebiliyorsanız evinizde tavada da kavurabilirsiniz. fazla vakit almıyor. bir iki gün bekledikten sonra el değirmeni ile kendi istediğiniz boyutta çekebilirsiniz. inanın çok taze çok miss tat alacaksınız.

ayrıca iş ortamında felan elinizde hiç ekipman veya filtre yok ise iki karton bardaktan birine sıcak su ve kahvenizi koyup karıştırıyorsunuz. biraz bekleyince hem demleniyor hem de taneler dibe çöküyor. ardından diğer karton bardağa yavaşça boşaltıyorsunuz. idare ediyor. yapacak bişey yok. granül kahve içmekten iyidir.
devamını gör...

(bkz: o ye men)
(bkz: sana puanım dokuz kanka)
devamını gör...

(bkz: msi gt 76 titan)
(bkz: casio edifice era 300b-1a)
devamını gör...

evrim canlılar için mucize bir sistemdir. hayranlık uyandırıcı, her an her dakika gerçekleştiğinin belki de çoğu kişi farkında değil. hala maymun insan gibi saçma bilgilerle darwinin bu muhteşem buluşunu aşağılamayın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim