katar yatırım otoritesi, katar'ın yerli ve yabancı yatırım konusunda uzmanlaşmış egemen servet fonudur.

sahip ya da ortak olduğu şirketler:

qatari diar (%100),
qatar holding llc, (%100)
katar milli bankası (%50),
katar islami bankası (%16),
çin ziraat bankası,
airbus group (%6.65),
londra menkul kıymetler borsası (%15.1),
total (%4),
barclays (%6.65),
glencore (%42.8),
vivendi (%3),
volkswagen ag (%17),
porsche,
lagardère group (%12.83)
royal dutch shell (%3),
paris saint-germain fc (%100),
virgin megastore,
hsbc,
credit suisse (%5.20),
miramax films (%100),
sainsbury's,
alpha bank,
veolia environnement
ve borsa istanbul (%10)

katar yatırım otoritesi toplam değeri: 256 milyar dolar.
türkiye varlık fonu toplam değeri: 24 milyar dolar.

kaynaklar:

tr.m.wikipedia.org/wiki/Kat...

tr.m.wikipedia.org/wiki/Ulu...
devamını gör...

pers topraklarında ortaya çıkmış, kısa zamanda geniş topraklara yayılmış bir inanıştır. uygurlar'ın devletin resmi dinini maniheizm olarak benimsemesi ile bu inanış en parlak dönemini yaşamıştır. kutsal kitabı arzhang'tır.

mani dininin öğretilerine göz atacak olursak, dünya görüşlerinde dünyada iki kutup bulunduğunu görürüz. bunlar tanrısal aydınlık ve köt karanlıktır. bu iki kutup iç içe şekildedir. tanrısal aydınlığın karanlıktaki tutsaklığının sona ermesi için "seçilmişler" denilen bir grubun yardımı gerekmektedir.

seçilmişler olarak bahsedilen grup, asla cinsel ilişkiye girmeyen ve herhangi bir kötülük yapmayan kimselerdir. geçim sıkıntısı içinde bulunan bu grup, onlara inananlar ve müritleri sayesinde geçimlerini sağlarlar.

maniheizm'e göre dünyanın sonunda karanlık ile aydınlık temelli olarak ayrılacaktır ve bu yolda seçilmişlerin yardımı büyük bir kurtarıcı olacaktır. bu nedenle seçilmişler bu dinde oldukça önemli bir yere sahiptir.

maniheizm dini, diğer dinler gibi kendinden önceki inanışlardan derin izler taşımaktadır. dinin kurucusu olan mani'nin mensup olduğu tarikatta, hristiyanlık'taki vaftiz ve islam'daki abdeste benzer ibadetler vardı. bununla birlikte, tarikat üyeleri asla et yemiyorlardı ve şarap da içmiyorlardı. her üyenin tarlasını sürmesi ve yerleşik yaşaması ise, yerleşik yaşam sürdüren yahudi tarikatı esseneler’i çağrıştırıyordu. yine bu tarikata benzer olarak inançlarına "yasa(nomos)" ismi verildiği görülmektedir. hristiyanlık ve müslümanlık ritüellerine benzer ibadetlerde bulunan bu tarikat, “sabbat” gününe olan riayetleri nedeniyle yahudilerle de oldukça fazla ortak özelliğe sahiptir.
devamını gör...

joseph conrad'ın 1900'lerin başında blackwood's magazine'de yayımladığı ve daha sonra kitap olarak basılan bir diğer romanı. esere ismini veren ana karakter kendine yüklediği kahramanlık misyonunun altından kalkamayan ve bunun sonucunda her defasında vicdan ve suçluluk karmaşası altında boğulan bir figür ve bu kadar basit bir yapıda görünen karakteri, conrad anlatımı ile oldukça derinleştiriyor. karakterlerin duygu durumları başka karakterlerin yargısı üzerinden okuyucuya sunulsa bile conrad oldukça ince bir denge yakalamış durumda.

bir madalya gibi parlatılan ve özellikle pek çok savaş filmi/kitabında satılmaya çalışılan kahramanlık onu taşıyamayacak bir bünyenin altında ezilmesine sebebiyet verebilecek kadar riskli eylemler gerektirir ve jim sonunu getirecek olan bu düşüncenin o kadar bilincinde değildir ki kitap boyunca, işte ona dair acınası olan tek şey bu olur aslında. jim genel olarak okuyucuda iyi bir intiba bıraksa ve sempati yaratsa da tamamen farkında olmadığı bir kibrin ve o kibrin yazdığı çekleri karşılayamayacak kadar korkak bir zihnin esiriydi. romana dair bir diğer güzel detay conrad'ın meşhur karakteri marlow'un da yine eserde kendine yer bulması. conrad'ın kendi yaşantısından ve izlenimlerinden yola çıkarak yarattığı pek çok karakterin aksine bu romanın ana karakteri conrad'a dair bir iz taşımıyor ama yaratılan hayali mekanlar tamamen conrad'ın gözlemlerinin ve yaşantısında tecrübe ettiği şeylerin bir tezahürü. insanın derinine inmeye olanak tanıyan bu eseri 1965 yılında richard brooks beyaz perdeye uyarlamış bana kalırsa kısmen altından da kalkmayı başarmıştır. jack hawkins için izlemeye değer.


i had jumped... hadn't i? that's what i had to live down. the story didn't matter.
devamını gör...

kumsaldaki bir kum tanesi sadece. böyle haberleri gördükçe kaçırılıp satılan milyon tane çocuğun olduğu gerçeğini hatırlıyor insan. hatırladıkça da aldığı her nefesten vicdan azabı duyuyor. sonsuza dek cehennemin dibinden çıkamazlar umarım.
devamını gör...

podiatrik hekim veya ayak ve ayak bileği cerrahı olarak da bilinen ayak hastalıkları uzmanı .
devamını gör...

günaydın sözlük.
ankara'da mis gibi bir hava var.
akşama kadar özgürüz.
artık market mi olur, avm mi olur, doğa time mi olur, arkadaş time mi olur, gönül işi time mi olur, sadece iş time mi olur, siz bilin.
yapılabilecek ne varsa yapılabilir.
sadece olumsuz insanlardan uzak duralım çünkü, shakespeare abi diyor ki onlar her çözüme yeni bir problem üretirler.
devamını gör...

(bkz: memduh başgan)

eğer paralel bi evrende gerçekse ve bir şekilde bu başlığı okuyo olsa; "ampır ampır konuşmayı bırakın" diyodur eminim şasdlka
devamını gör...

alkol ve uyuşturucu gibi bir bağımlılıktır. esir aldığı kişiyi hem psikolojik hem de fiziksel olarak zarara uğratabilir. bu bağlamda kurulan çeşitli topluluklar var. nofap bunlardan biri. nofap, erkekler adına reddit'te oluşturulmuş bir platform, bir harekettir. tebrik edilmesi gerekir. kaliteli gelecek kuşaklar ve ruhsal / fiziksel sağlıklı toplum oluşturmak için önemli olduğunu düşündüğüm bir harekettir. genel mantığı nopmo'dur. yani, no porno masturbation and orgasm'dır. bu terimler ile meydana gelen minimum efor ve kolayca zafere ulaşma hissiyatına rest çekmektir. nopmo, hem kadınlar hem de erkekler tarafından uygulanabilir. fakat, bu bağımlılık fizyolojik olarak da bakıldığında erkekler için daha ciddi bir problemdir.

gerçek hayatımızda "başarmak", belli bir çabalama ve hak edilmiş bir tatmin hissi ile birlikte meydana gelen bir kavramdır. yeni bir dil öğrenmeye çalıştığınızı düşünün. ilk başlar zor olacak, ciddi çabalamanız gerekecek. belki de tüm utangaçlığınızı bir kenara -zor da olsa- itmeniz ve o dili konuşan yeni insanlar ile tanışmanız gerekecek ki "başarıya" ulaşasınız. yine benzer bir şekilde bir kişiden hoşlandığınızı düşünüyorsunuz. onu elde edebilmek için türlü türlü yollar bulmanız; insani iletişim becerilerinizi bir şekilde geliştirmeniz gerekecek ki yine aynı şekilde "başarıya" ulaşasınız. tüm bunlar belli bir "çabalama" süreci gerektirir. süreç boyunca ve sürecin sonunda "gerçek" bir tatmin hissi belirecek ve "başarılı" olmanız dahilinde beyin bunu gerçek bir "mutluluk" olarak algılayacaktır.*

tüm bu zorlu başarı süreçlerini alt üst eden ve beyinde saniyelik "tatmin" hissi oluşturan ve bağımlılık boyutunda olursa eğer hayatınızı siz anlamadan cehenneme çeviren bir olgu var: orgazm.

orgazm ile gelen tatmin ve sadece dakikalar sürecek olan mutluluk hissi, beyinde kolay elde edilen başarı olarak algılanır ve salgılanan dopamin ile birlikte "bağımlılık" yolunda ciddi bir tehdit oluşturur. burada özellikle bağımlılığı tırnak içinde yazıyorum. oturun ve kendinizi dinleyin. yapmadığınızda kendinizi kötü hissediyor musunuz? aklınız sürekli onda mı? karşıt cinsleriniz ile tanışmaktan pek de keyif almıyor musunuz? ya da onlar sizden uzak mı duruyor?

bilimsel olarak kısaca irdeleyebiliriz. bir, beyin fazla ve gereksiz bulduğu glikoz kullanımından her zaman uzak durur ve evrimsel açıdan her zaman en kısa yoldan minimum enerji ve maksimum fayda prensibi ile çalışır. porno ve mastürbasyon yoluyla gelen minimum efor / zaman kullanımı sayesinde kadınlara yaklaşmıyor ya da gereksiz buluyor olabilirsiniz veya hayalinizdeki "ideal" olacağınız kişiye kadar bunu sürekli erteliyor olabilirsiniz. ikincisi, vücudumuzda fazla hormonlar ter yoluyla da atılır. bunu testosteron bağlamında ele alırsak, gereksiz yollar ile vücuttan uzaklaştırılmayan testosteron, ter bezleriyle birlikte havaya salınır ve bu, karşıt cinsinizi size çeker. insanız ama hayvanlarınız en nihayetinde.

kısaca, bu bağlamlardan baktığımızda, bağımlı olduğunuzu düşünüyor iseniz eğer, önce biraz irade kontrolü ve bu konuda açılmış çeşitli topluluklara katılabilir ve siz de bunu başaran herkes gibi yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz. artan libido, faydalı işlere kanalize edildiği an işte o gerçek tatmin hissi oluşur ve iyi ki! dersiniz.

beyninizin ve dolayısıyla vücudunuzun kontrolü sizin elinizde. bunu hiçbir zaman unutmayın.

ben bu konuda yazmak istedim. bir kişiye bile faydası olursa bu iyi bir şeydir çünkü. sağlıklı nesiller ve kaliteli genler önemli.

reddit nofap community
reddit'te yorumlar
testosteron mekanizması ve atılımı
porno bağımlılığı hk türkçe bir yazı
devamını gör...

ancak düşünme ve sorgulama ile taraftar kaybedecek oluşumların destekleyeceği çok kötü bir düşüncedir.

asıl bütün kötülüklerin anası düşünmenin bastırılmasını destekleyen, eleştiriyi ihanet olarak algılayıp afaroz müessesesi oluşturan zihniyettir.

bir hekim bir hastaya gider ve ona şunu söyler "sıtmanız var. bugün hiçbir şey yemeyiniz ve yalnız su içiniz." hasta ona inanır teşekkür eder ve ücretini verir. filozof da bir cahile şöyle der: "azgın arzularınızın sonu yok. endişeleriniz adi ve sefildir. kanaatleriniz sahtedir, yanlıştır." cahil öfkelenerek çıkıp gider ve tahkir edildiğini söyler. bu fark nereden geliyor? çünkü hasta ağrısını duyar, fakat cahil bu acıyı duymaz.
devamını gör...

daha önce uçurulmuş olan bir tiptir o.
devamını gör...

ya bu kafayı yemekte hangi boyut, dininiz batsın be vallaha billaha günahınız batsın! çocuk yapma ehliyeti cidden şart dediğim haber.
devamını gör...

kendisi çok ama çok tatlı, sohbeti de en az tanımları kadar güzel olan bi yazar. bazen bilgi dolu bazen de esprili tanımlarını gerçekten keyif alarak okuyorum. ayrıca oylarıyla da çok mutlu ediyor beni. tanım sayısının gayet fazla olmasına rağmen hala keşfedilmediğini düşünüyorum kendisinin ama nolursa olsun umarım çok uzun bi süre daha yazmaya ve aramızda olmaya devam eder. hep mutlu olmasını diliyorumm*.
devamını gör...



bir kişinin mutlu olmaktan mantıksız bir şekilde kaçındığı hatta fobidir. çerofobi terimi, "sevinmek" anlamına gelen yunanca "chero" kelimesinden gelir. çerofobi sahibi kişiler , çoğu kişinin eğlenceli ya da mutlu olarak nitelendirdiği etkinliklere katılmaktan sıklıkla korkarlar.



bu fobi bazı uzmanlar tarafından bir tür anksiyete bozukluğu olarak tanımlanır.


çerofobisi olan biri mutsuz olmak zorunda değildir, bunun yerine mutluluk veya neşeye yol açabilecek faaliyetlerden kaçınan kişidir.



b: çerofobi ile ilişkili semptom örnekleri şunları içerebilir:

)*bir parti, konser veya benzeri bir etkinlik gibi neşeli bir sosyal toplantıya gitme düşüncesinde endişe yaşamak
*kötü bir şeyin geleceği korkusuyla olumlu yaşam değişikliklerine yol açabilecek fırsatları reddetmek
*çoğunluğun eğlenceli olarak nitelendirdiği aktivitelere katılmayı reddetmek

çerofobi yaşayan bir kişinin ifade edebileceği temel düşüncelerden bazıları şunlardır:
*mutlu olmak, başıma kötü bir şey gelecek demektir.
*mutluluk seni kötü ya da daha kötü biri yapar.
*mutlu olduğunuzu göstermek sizin için, arkadaşlarınız ve aileniz için kötüdür.
*mutlu olmaya çalışmak zaman ve çaba kaybıdır.

nedenlerine gelecek olursak, bazen çerofobi, bir kişinin 'çok iyi bir şey olursa ya da hayat iyi gidiyorsa, kötü bir olay olacak' inancına sahip olmasından kaynaklanabilir. sonuç olarak, kötü bir şeyin olmasını engelleyebileceklerine inandıkları için mutlulukla ilgili faaliyetlerden korkabilirler. bu genellikle, bir kişinin geçmişte fiziksel veya duygusal travmatik bir olay yaşadığı durumdur.

içine kapanık birinin çerofobi yaşama olasılığı daha yüksektir.

mükemmeliyetçiler, cherophobia ile ilişkilendirilebilecek başka bir kişilik tipidir. mükemmeliyetçi olanlar, mutluluğun sadece tembel veya verimsiz insanların bir özelliği olduğunu düşünebilirler. sonuç olarak, bu faaliyetler verimsiz olarak görüldüğü için kendilerine mutluluk getirebilecek faaliyetlerden kaçınabilirler.



kaynak
devamını gör...

1989 yılında çıkan çok güzel bir kayahan şarkısı.
seni seviyorum
seni seviyorum
seni seviyorum diye
senden önce hiç kimseye söylemedim
dersem
yalan yalan olur.
devamını gör...

pearl harbor saldırısından yaklaşık 3 ay sonra 24 şubatı 25 e bağlayan gecede los angeles'da tuhaf bir olay yaşandı.
şehrin üzerine doğru gelen ve tanımlanamayan bir cisim vardı. abd bunun japonlar tarafından gönderilen ve radar'da gözükmeyen bir araç olduğunu düşündüler. şehirdeki birlikler hemen göreve çağrıldı. saat 2.25 te şehirde hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve karartma uygulandı. saat 3 civarında şehirdeki uçaksavar birlikleri ateş açmaya başladı. cisim hareketsiz bir şekilde şehir üzerinde durmaya başladı. raporlara göre cisim birçok kez vurulmuştu fakat hiçbir şey olmuyordu. saat 4 civarında ise cisim yüksek bir hızla ilerleyerek gözden kayboldu. 29.000 km hızla ilerlediği söyleniyor.
daha sonra ülkede konu ile ilgili birçok haber yapıldı fakat devlet basını da kullanarak olayın üstünü kapatmayı başardı.
olayda toplam 5 kişi hayatını kaybetti. bunlardan 3'ü şehirdeki kargaşa ortamında trafik kazası yaptı. diğer 2 kişi ise olaydan ötürü kalp krizi geçirdi.

olay bazı kişiler tarafından meteoroloji balonu olarak adlandırıldı. kimileri ise aslında hiçbir şey olmadığı ama bazı kişilerin savaş tehdidinden ötürü hayal gördüğünü söyledi.

aslında ikinci dünya savaşı döneminde bu tip şeyler görülmeye başlanmıştı, hatta müttefik pilotların (bkz: foo fighter) dedikleri ışıklı tanımlanamayan araçlar vardı. ilk zamanlar düşman araçları sanılmıştı ama herhangi bir saldırıda bulunmuyorlardı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arkadaştan kasıt selamlaşıp hal hatır sormaksa son yıllarda fazlaca edindim onlardan. mizacımın biraz yumuşaması nedeniyle eskisi kadar soğuk değilim. fakat bir şeyler paylaşabildiğim, birlikte eğlenebildiğim, yanında olduğum gibi olabildiğim kimse yok diyebilirim eşimden başka. zaten onunla evlenme sebebimlerim arasında ilk sırada yer alır bu durum.
elimde değil, sıkılıyorum insanların arasında. samimiyetsizlik boğuyor beni. onlar konuşurken içlerini görüyorum. onların anlatmadıklarını işitiyorum. bencillikleri karşısında buz gibi soğuyorum.
bu taşımak isteyebileceğim bir yük değil. bu yüzden yalnızlık tenhada büyüyen bir çiçek gibi kıymetlidir benim için.
devamını gör...

sanki çocuk esirgeme kurumuna bağış kampanyası başlatmışlar . o çocuklarla birlikte senin de toplum içinde bulunman engellenmeli .tehlikelisiniz siz potansiyel tecâvüzcülersiniz .
devamını gör...

yeşim taşlı yüz masaj aleti.

buzdolabinda saklanması gerekiyormuş bu aletin. onun içinde en uygun yer yumurtalık * bir yandan kahvaltı falan hazırlarken gözüme çarpıyor pıt pıt masaj yapıyorum. whisper su'dan güzellik sırları...
aletin resmini de koyalım da şuraya pişi hamuru açmak için merdane sanıp kullanmayın.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"modern zamanlarda aşk buharlaşıp uçmuş mudur?"
devamını gör...

kafa sözlük yazarıyım deyince karşıdaki pek bir şey anlamaz. nedense bu iki kelimeyi ilk söyleyişte de karşıdaki kişi yanlış anlar muhtemelen. söylerken siz de dikkat edin, kafasızlık diye anlaşılıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim