alf
alf benim için halk kahramanıdır. bu konuda kaptan mağara adamı ile yarışır ve ondan her daim bir adım öndedir. ''kedi yiyen halk kahramanı mı olur?'' diyenleriniz olacaktır elbet. insan kanı ile beslenen yüzlerce, binlerce adamdan/kadından kahraman oluyor da melmac'in püsküllü, tüylü, sarı yağız delikanlısından mı kahraman olmayacak? bal gibi de olur!
hem şöyle düşünün melmac gezegenindeki tüm saç kurutma makineleri aynı anda çalıştırıldığında ve gezegen yok olduğunda tek kurtulan kimdi? tabi ki de kahramanların hası melmac gezegenin son umudu alf! bu bile onun kahraman ilan edilmesi için kafi. hem alf'in kedi yediğini göreniniz var mı? kedi işi onun dilinde. tamam şanslı ile ilgili bir kaç denemesi oldu ama hepsi de teşebbüs aşamasında kaldı. yani, elinizde kedi yediğini ispat edebileceğiniz hiç bir veri yok. masumiyet karinesi'ni falan da geçtim, alf bu mevzuda direkt beraat etmiştir. o yüzden kedi işini artık unutun! alf, kedi sever bu kendi beyanıdır ama kedi yediği ne görülmüştür ne de duyulmuştur. yeseydi zaten willie tanner'da onu yerdi.
alf, aynı zamanda benim için müşfik kenter demektir. o muazzam seslendirme yüzünden yıllar sonra diziyi orijinal dilinde izleyeyim dediğimde başıma kaynar sular dökülmüştü. ''yooo yooo alf değil bu!'' diyerek haykırmak istediğimi hatırlıyorum. o yüzden alf'in orijinal sesi müşfik kenter'in sesidir ve bu konuda karşıt görüş kabul etmem. o kadar netim. aksini iddia eden de benim gözümde terör örgütü üyesidir!
bakın şimdi aklıma düştü yine; harika bir alf anahtarlığım vardı benim. babamın hediyesiydi. bayağı bir zaman kullandım. hatta üniversite yıllarında bile alf anahtarlığı kullanıyordum. sonra ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama anahtarlık kayboldu gitti. aynısını da bir daha bulamadım. bulsam zaten kaybetme riskine karşın bir düzüne alırım. ama yok yani. benzerlerini gördüm ama aynısını bir daha bulmak kısmet olmadı.
alf denince benim aklıma direkt şu sahne gelir;
old time rock and roll'u melmac üzerine yemin ederim ki, bob seger'dan daha adanmış bir biçimde söylüyor. şu hareketlere bir bakınız. yaşıyor resmen! iliklerine kadar hissediyor. kahramanlar böyledir işte. adanmışlık onların kanında vardır.
tabi bu giriş haricinde bu bölümün ve dizinin en güzel kısmı alf'in filozof yönünü gözler önüne serdiği andır;
will alf'e ''bir uzaylı nasıl bu kadar sorumsuz olabilir ki?'' diye sorduğunda verdiği cevabı benim diyen filozof veremez. ''sorumsuz değildim ki, acıkmıştım.''
efkarlandım yahu. alf'i saçma sapan bir finalle aramızdan alıp götüren tom patchett ve paul fusco umarım melmac gezegenini yeniden keşfedersiniz ve tüm saç kurutma makineleri açık kalır, siz de seyreylersiniz gümbürtüyü. yalnız nefis beddua ettim. içim soğudu resmen. hadi bana eyvallah.
hem şöyle düşünün melmac gezegenindeki tüm saç kurutma makineleri aynı anda çalıştırıldığında ve gezegen yok olduğunda tek kurtulan kimdi? tabi ki de kahramanların hası melmac gezegenin son umudu alf! bu bile onun kahraman ilan edilmesi için kafi. hem alf'in kedi yediğini göreniniz var mı? kedi işi onun dilinde. tamam şanslı ile ilgili bir kaç denemesi oldu ama hepsi de teşebbüs aşamasında kaldı. yani, elinizde kedi yediğini ispat edebileceğiniz hiç bir veri yok. masumiyet karinesi'ni falan da geçtim, alf bu mevzuda direkt beraat etmiştir. o yüzden kedi işini artık unutun! alf, kedi sever bu kendi beyanıdır ama kedi yediği ne görülmüştür ne de duyulmuştur. yeseydi zaten willie tanner'da onu yerdi.
alf, aynı zamanda benim için müşfik kenter demektir. o muazzam seslendirme yüzünden yıllar sonra diziyi orijinal dilinde izleyeyim dediğimde başıma kaynar sular dökülmüştü. ''yooo yooo alf değil bu!'' diyerek haykırmak istediğimi hatırlıyorum. o yüzden alf'in orijinal sesi müşfik kenter'in sesidir ve bu konuda karşıt görüş kabul etmem. o kadar netim. aksini iddia eden de benim gözümde terör örgütü üyesidir!
bakın şimdi aklıma düştü yine; harika bir alf anahtarlığım vardı benim. babamın hediyesiydi. bayağı bir zaman kullandım. hatta üniversite yıllarında bile alf anahtarlığı kullanıyordum. sonra ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama anahtarlık kayboldu gitti. aynısını da bir daha bulamadım. bulsam zaten kaybetme riskine karşın bir düzüne alırım. ama yok yani. benzerlerini gördüm ama aynısını bir daha bulmak kısmet olmadı.
alf denince benim aklıma direkt şu sahne gelir;
old time rock and roll'u melmac üzerine yemin ederim ki, bob seger'dan daha adanmış bir biçimde söylüyor. şu hareketlere bir bakınız. yaşıyor resmen! iliklerine kadar hissediyor. kahramanlar böyledir işte. adanmışlık onların kanında vardır.
tabi bu giriş haricinde bu bölümün ve dizinin en güzel kısmı alf'in filozof yönünü gözler önüne serdiği andır;
will alf'e ''bir uzaylı nasıl bu kadar sorumsuz olabilir ki?'' diye sorduğunda verdiği cevabı benim diyen filozof veremez. ''sorumsuz değildim ki, acıkmıştım.''
efkarlandım yahu. alf'i saçma sapan bir finalle aramızdan alıp götüren tom patchett ve paul fusco umarım melmac gezegenini yeniden keşfedersiniz ve tüm saç kurutma makineleri açık kalır, siz de seyreylersiniz gümbürtüyü. yalnız nefis beddua ettim. içim soğudu resmen. hadi bana eyvallah.
devamını gör...
öz güveni zedeleyen öğretmen
altıncı sınıfı ailemden uzakta okudum.daha önce evden hiç uzak kalmamıştım, kardeşlerim,annem,babam burnumda tütüyor. amcamlarda kalıyorum.kuzenimle aynı sınıftayız.kuzenim şımarık,tembel.ben uslu, çalışkan. kuzenim beni kıskanıyor, o da çocuk beni istemiyor evde.sadece o değil beni o evde kimse istemiyor ama şartlar biraz kötü.babam köyde görev yapıyor ve ben okumalıyım.
yengem ne kızı üzülsün istiyor,ne düzeni bozulsun,ne de başka birine bakmak.hakli.kizmiyorum.o yüzden midir nedir bana daha az harçlık veriyor,kıyafetlerimi ütülemiyor. sessiz sakinim zaten.annem babam da sıkı sıkı uyarmış amcanlari üzme diye.yemin ederim yazarken gözlerim doluyor yaşadıklarımı düşününce.
derslerde sorun yok.calisiyorum yapıyorum,basariliyim.bir türkçe dersinde sorunum var. şivem olduğu için çocuklar konusmalarimla dalga geçiyor diye çok derse katılmıyorum ama matematikte fende sınıf soruyu yazmadan cevabı yapıştırıyorum.
din kültürü öğretmeni var.cok sert.ama en çok onu seviyorum.yazlari zorla gönderildigim camideki kurslardan her dua ezberimde. hoca hangi duayı dese takır takır okuyorum.hoca bir bana gülümsüyor.haftada bir saat din kültürü dersi var, ders gelsin diye dua ediyorum.hocanin da biraz şivesi var ve o derste açık ara en en en iyisiyim.ondan mıdır nedir aşırı seviyorum öğretmenimi.
bir gün tenefüste sınıfta otururken din kültürü öğretmen geldi ve dedi ki 'bir sınav var,katılmak ister misin?' hafız falan o tarz bir şey.hemen kabul ettim.o gider gitmez bahçeye koştum.kardeslerime hediye almak için biriktirdiğim paraya da kıyıp dondurma aldim.dondurmami yalaya yalaya kuzenimin yanına gittim.şımarıklık da nasıl kötü duruyor üzerimde.kuzenime,yanındaki sınıftan diğer arkadaşlara dedim 'sınav varmış,çok başarılı olduğum için öğretmen beni seçti'.şaşırıyorlar.arada dondurmama dil atıyor abarta abarta anlatiyorum'dualarin hepsini ezbere bilen çocuklar katiliyormus, süper sinavmis'. öyle özgüvenim de yok ama koca sınıfta hoca gelip sadece bana sorunca hava atmak istiyorum.sinav herkesin ilgisini çekiyor.sinifin renkli tokalı kızları bile ilgiyle dinliyor.havam kimse de yok.dediler biz de 'katılabilir miyiz? '
normalde selam vermezler sınavla ilgilenince benle arkadaş oluyorlar sanıp hepsini toplayıp din kültürü hocasının yanına gidiyorum 'arkadaşlarım da sınava katılmak istiyor' diyorum öğretmenime.öğretmen de hayır diyemiyor 18 kişi başvuruyoruz sınava.ama hoca çok sinirli bakıyor bana,pek hoslanmadi bu durumdan belli.hatami anlıyorum ama sınıfta ilk defa yer bulmuşum çok da takmiyorum.
biz o sınava 18 kişi girdik, hiçbir şey de yapamadık.cok saçma bir sinavdi zaten.
neyse aradan bir iki hafta geçti,sınav sonucu da kötü olunca bu hoca benimle muhabbeti, ilgiyi kesti.dualari ezbere bildiğimi görünce dindar bir ailem falan var sandı herhalde.yanilmisti.sadece ezberim iyiydi.baska bilgim yoktu.
birkaç hafta sonra birgün derste beni tahtaya çıkardı.pismis kelle gibi sırıtıyorum. sanıyorum ki aramızdaki buzlar eriyor.icimden diyorum hangi duayı derse desin çok düzgün, çok anlaşılır okuyayım,hoca beni affetsin.heyacanlanmamak için dua ediyorum.
elinde kısa ince bir sopası var.ogrencilere dokunmaz onunla gösterir ne gosterecekse.basladi benim kıyafetlerimi tek tek göstermeye.'gomlege bak,ütü nedir bilmiyor,yaka katlanmış,etek desen iki beden bol.senin annen baban yok mu? ' söyleniyor, sıralıyor,saç,ayakkabı...
dediklerinden çok en sevdiğim öğretmenimin bunu bana demesine üzülüyorum,gözlerim büyüyor,göz yaşlarımı tutmakta zorlanıyorum bir damla aksa durduramayacagim.siniftan çıt ses çıkmıyor.saydikca sayıyor, tahtadayim.gozumu diktim yüzüne göz kırpmadan gözlerim dolu dolu onu izliyorum.her dediği kafamın içinde yankılanıyor.saga sola yürüyor,peygamber efendimiz temizdi diyor,insan içine çıkarken dikkat ederdi diyor,on yaşındayım annemden babamdan uzağım dediği cümleler kafamda yankılanıyor. en son sınıftan en arka sıradan yaramaz bir kiz öğrenci var onun sesi yükseliyor 'onun annesi babası yanında degil '.
ögretmenimin yüzü değişiyor bir anda.hatasini anlıyor. kendime acıyorum.aglayarak sirama geçiyorum.kafami sıraya koyuyor, hıçkıra hıçkıra annemi babamı özleyişimden,yengemin yaptıklarına,kuzenime ,yalnızlığıma,çocukluğuma her şeyime ağlıyorum.
ve söz veriyorum ilerde öğretmen olursam tek bir çocuk benim yüzümden ağlamayacak, üzülmeyecek.
yıllar geçti,zaman degisti ama benim hala biraz özgüvenim eksik.
dağları aştım,bu saçma sapan anıyı aşamıyorum.
yengem ne kızı üzülsün istiyor,ne düzeni bozulsun,ne de başka birine bakmak.hakli.kizmiyorum.o yüzden midir nedir bana daha az harçlık veriyor,kıyafetlerimi ütülemiyor. sessiz sakinim zaten.annem babam da sıkı sıkı uyarmış amcanlari üzme diye.yemin ederim yazarken gözlerim doluyor yaşadıklarımı düşününce.
derslerde sorun yok.calisiyorum yapıyorum,basariliyim.bir türkçe dersinde sorunum var. şivem olduğu için çocuklar konusmalarimla dalga geçiyor diye çok derse katılmıyorum ama matematikte fende sınıf soruyu yazmadan cevabı yapıştırıyorum.
din kültürü öğretmeni var.cok sert.ama en çok onu seviyorum.yazlari zorla gönderildigim camideki kurslardan her dua ezberimde. hoca hangi duayı dese takır takır okuyorum.hoca bir bana gülümsüyor.haftada bir saat din kültürü dersi var, ders gelsin diye dua ediyorum.hocanin da biraz şivesi var ve o derste açık ara en en en iyisiyim.ondan mıdır nedir aşırı seviyorum öğretmenimi.
bir gün tenefüste sınıfta otururken din kültürü öğretmen geldi ve dedi ki 'bir sınav var,katılmak ister misin?' hafız falan o tarz bir şey.hemen kabul ettim.o gider gitmez bahçeye koştum.kardeslerime hediye almak için biriktirdiğim paraya da kıyıp dondurma aldim.dondurmami yalaya yalaya kuzenimin yanına gittim.şımarıklık da nasıl kötü duruyor üzerimde.kuzenime,yanındaki sınıftan diğer arkadaşlara dedim 'sınav varmış,çok başarılı olduğum için öğretmen beni seçti'.şaşırıyorlar.arada dondurmama dil atıyor abarta abarta anlatiyorum'dualarin hepsini ezbere bilen çocuklar katiliyormus, süper sinavmis'. öyle özgüvenim de yok ama koca sınıfta hoca gelip sadece bana sorunca hava atmak istiyorum.sinav herkesin ilgisini çekiyor.sinifin renkli tokalı kızları bile ilgiyle dinliyor.havam kimse de yok.dediler biz de 'katılabilir miyiz? '
normalde selam vermezler sınavla ilgilenince benle arkadaş oluyorlar sanıp hepsini toplayıp din kültürü hocasının yanına gidiyorum 'arkadaşlarım da sınava katılmak istiyor' diyorum öğretmenime.öğretmen de hayır diyemiyor 18 kişi başvuruyoruz sınava.ama hoca çok sinirli bakıyor bana,pek hoslanmadi bu durumdan belli.hatami anlıyorum ama sınıfta ilk defa yer bulmuşum çok da takmiyorum.
biz o sınava 18 kişi girdik, hiçbir şey de yapamadık.cok saçma bir sinavdi zaten.
neyse aradan bir iki hafta geçti,sınav sonucu da kötü olunca bu hoca benimle muhabbeti, ilgiyi kesti.dualari ezbere bildiğimi görünce dindar bir ailem falan var sandı herhalde.yanilmisti.sadece ezberim iyiydi.baska bilgim yoktu.
birkaç hafta sonra birgün derste beni tahtaya çıkardı.pismis kelle gibi sırıtıyorum. sanıyorum ki aramızdaki buzlar eriyor.icimden diyorum hangi duayı derse desin çok düzgün, çok anlaşılır okuyayım,hoca beni affetsin.heyacanlanmamak için dua ediyorum.
elinde kısa ince bir sopası var.ogrencilere dokunmaz onunla gösterir ne gosterecekse.basladi benim kıyafetlerimi tek tek göstermeye.'gomlege bak,ütü nedir bilmiyor,yaka katlanmış,etek desen iki beden bol.senin annen baban yok mu? ' söyleniyor, sıralıyor,saç,ayakkabı...
dediklerinden çok en sevdiğim öğretmenimin bunu bana demesine üzülüyorum,gözlerim büyüyor,göz yaşlarımı tutmakta zorlanıyorum bir damla aksa durduramayacagim.siniftan çıt ses çıkmıyor.saydikca sayıyor, tahtadayim.gozumu diktim yüzüne göz kırpmadan gözlerim dolu dolu onu izliyorum.her dediği kafamın içinde yankılanıyor.saga sola yürüyor,peygamber efendimiz temizdi diyor,insan içine çıkarken dikkat ederdi diyor,on yaşındayım annemden babamdan uzağım dediği cümleler kafamda yankılanıyor. en son sınıftan en arka sıradan yaramaz bir kiz öğrenci var onun sesi yükseliyor 'onun annesi babası yanında degil '.
ögretmenimin yüzü değişiyor bir anda.hatasini anlıyor. kendime acıyorum.aglayarak sirama geçiyorum.kafami sıraya koyuyor, hıçkıra hıçkıra annemi babamı özleyişimden,yengemin yaptıklarına,kuzenime ,yalnızlığıma,çocukluğuma her şeyime ağlıyorum.
ve söz veriyorum ilerde öğretmen olursam tek bir çocuk benim yüzümden ağlamayacak, üzülmeyecek.
yıllar geçti,zaman degisti ama benim hala biraz özgüvenim eksik.
dağları aştım,bu saçma sapan anıyı aşamıyorum.
devamını gör...
vicdani ret
kişinin vicdani, dini, ahlaki veya politik görüşleriyle uyuşmaması nedeniyle askerlik yapmayı reddetmesi durumudur. askerliği bu sebeplerle reddeden kişiler vicdani retçi olarak adlandırılır. neredeyse bütün avrupa ülkelerinde vicdani retçilerin bu reddi gerçekleştirme ve askerlik süresi boyunca sivil alanlarda çalışma hakkı vardır.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
"ben erkeğim sen kadınsın alırım seni ayağımın altına" tarzında iğrenç ve aşağılayıcı bir tavra sahip olmaları.
bunun bir de trafikte insan gibi konuşmak yerine "sen git baban/kocan gelsin bacım" diyen öküz versiyonları var.
bunun bir de trafikte insan gibi konuşmak yerine "sen git baban/kocan gelsin bacım" diyen öküz versiyonları var.
devamını gör...
24 mart 2021 akp ankara kongresi
cita yükseltilmiş kongre , hedef 2023 artık kesmiyor, yeni hedef az önce açıklandı , cumhur ittifakının hedefi 2053, ben nasılsa göremeyeceğim z kuşağı düşünsün.
devamını gör...
tek hayalleri iki odalı tuğlalı bir ev olan insanlar
bir de “açlık yoh bu ülkede yeğen, bunu diyenler hep zengin.” diyen bilinçsiz ve kaygısız insanlar var ya, asıl onlar beni deli ediyor. suriyelilere yardımlar akıtıyoruz, iyi güzel, devlet herkese yardım etmeli ama ilk kendi vatandaşına yardım etsene be güzel ülkem! nasıl ödeyeceksin bu ailenin hakkını? o 19, 20 yaşındaki gençlerin gelecek hayallerini yıkmışsın ülkem, nasıl geri getireceksin o hayalleri? ne zaman önemseyeceksin tarım işçisini? ne zaman destek çıkacaksın, yardım eli uzatacaksın? gerçekten anlayamıyorum artık, ülke nereye gidiyor, neler oluyor. hiç.
devamını gör...
anlaşması zor olan insanlar
bencil insanlar.
devamını gör...
kanal istanbul'un olumsuz yanları
en başta şehrin su ihtiyacını karşılayan en önemli kaynaklardan biri olan terkos gölü'nü yok edecek olmasıdır. ekolojiye etkisi hakkında kesin bir yanıt verilemediği için onu dahil etmiyorum. ama hele bir kuraklık istanbul'u vursun da, o zaman kanal istanbul'un destekçileri "hani gölümüz?" diye ağlamasınlar sonra boş yere.
devamını gör...
ben şu anda iki ayrı insanım
biri her şeye ağlıyor ; öbürü her şeye gülüyor.
yakup kadri karaosmanoğlu
resimag.com/p1/b66558954277.jpeg
yakup kadri karaosmanoğlu
resimag.com/p1/b66558954277.jpeg
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
çakraları kapanasıca moderatör.
sabah bana "benim çakralarımın anahtarı sende mi?" diye sordu, "arabada unuttum" dedim, 3 saat laf işittim, uyudum uyandım hala işitiyorum.
sardı mı sarıyor! *
edit : tsi ile şu an saat 18:32,hala devam ediyor, artık ne kadar dayanabilirim bilmiyorum, yiyeceğim var ama suyum bitmek üzere, bu yayını duyan, benim gibi kurtulan varsa haberi olsun, dışardan sesler geli...........dıt dıt dıt dııııııııııtttttt...
sabah bana "benim çakralarımın anahtarı sende mi?" diye sordu, "arabada unuttum" dedim, 3 saat laf işittim, uyudum uyandım hala işitiyorum.
sardı mı sarıyor! *
edit : tsi ile şu an saat 18:32,hala devam ediyor, artık ne kadar dayanabilirim bilmiyorum, yiyeceğim var ama suyum bitmek üzere, bu yayını duyan, benim gibi kurtulan varsa haberi olsun, dışardan sesler geli...........dıt dıt dıt dııııııııııtttttt...
devamını gör...
zülfü livaneli'nin twitter’da paylaştığı yarı çıplak poz
saçmaladığım için entelektüel olmayacağımı sanıyordum. livaneli'nin paylaşımı sayesinde bunu aşabildim.
devamını gör...
bağlanmayacaksın
en sevdiğim sözlerini aşağıya bıraktığım, herkes dahil benim de yazarının can yücel olduğunu bildiğim ama ona ait olmadığının söylendiği şiir.
“bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın. “
“bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın. “
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
bir de güzel yemek yapıyorsa tadından yenmez. allah rızası için arada yapsın da yiyelim. biraz nefes alalım biz de*.
devamını gör...
nedensellik
olayları neden-sonuç ilişkisi ile açıklama durumudur. bilimsel bir yöntemdir.
devamını gör...
ölen ermeni askerleri için düzenlenen törende paşinyan'ın kovulması
din ve devlet işlerinin birbirine karışması hiç bu kadar güzel olmamıştı, demek istediğim durumdur.
devamını gör...
avrupa birliği
bünyesinde yirmi yedi ülkeyi* barındıran siyasi ve ekonomik bir birliktir. 1992 senesinde maastricht antlaşması sonucunda kurulmuştur.
devamını gör...
elmer fudd
bir çizgi film karakteridir.
ekranlarda ilk göründüğünde ismi kafasının şekline atıfta bulanacak şekilde egghead olan kahraman zaman içinde geçirdiği fiziksel değişiklikler sonucunda yepyeni bir isim kazanmıştır.

aslında kazandığını söylemek ne kadar doğru olur bilemiyorum çünkü soyisim olarak eklenen fudd kelimesi aslında “ salaklık yapan kimse” anlamına gelir ama daha sonra “ silahların sadece avlanmak için kullanılması gerektiğine inanan kimse” anlamını da almıştır. ama bizi ilgilendiren daha çok ilk anlamıdır zira bu isim türkçeye saftirik elmer olarak çevrilmiştir.

elmer’ın derdi avlanmaktır. özellikle de tavşan avlama hevesindedir ancak dünyanın en sevimsiz ve sinir bozucu tavşanı olan bugss bunny ile karşılaştıktan sonra hayattaki tek amacı bu tavşandan kurtulmak olur.
hem yanından hiç ayırmadığı silahı bir türlü doğru dürüst kullanamaması hem de tavşanın ondan daha zeki olması sonucunda bu emeline asla ulaşamaz. başarısız olması yetmezmiş gibi bir de her bölüm aşağılanır ve hor görülür.
2020 yılı itibariyle de bir darbe de yapım şirketinden yer elmer. ve bireysel silahlanmanın önlenmesi ve çocukların şiddetten uzak tutulması amacıyla silahı elinden alınır.

bence bu saatten sonra elmer’ın emeklilik zamanı gelmiştir.
ekranlarda ilk göründüğünde ismi kafasının şekline atıfta bulanacak şekilde egghead olan kahraman zaman içinde geçirdiği fiziksel değişiklikler sonucunda yepyeni bir isim kazanmıştır.

aslında kazandığını söylemek ne kadar doğru olur bilemiyorum çünkü soyisim olarak eklenen fudd kelimesi aslında “ salaklık yapan kimse” anlamına gelir ama daha sonra “ silahların sadece avlanmak için kullanılması gerektiğine inanan kimse” anlamını da almıştır. ama bizi ilgilendiren daha çok ilk anlamıdır zira bu isim türkçeye saftirik elmer olarak çevrilmiştir.

elmer’ın derdi avlanmaktır. özellikle de tavşan avlama hevesindedir ancak dünyanın en sevimsiz ve sinir bozucu tavşanı olan bugss bunny ile karşılaştıktan sonra hayattaki tek amacı bu tavşandan kurtulmak olur.
hem yanından hiç ayırmadığı silahı bir türlü doğru dürüst kullanamaması hem de tavşanın ondan daha zeki olması sonucunda bu emeline asla ulaşamaz. başarısız olması yetmezmiş gibi bir de her bölüm aşağılanır ve hor görülür.
2020 yılı itibariyle de bir darbe de yapım şirketinden yer elmer. ve bireysel silahlanmanın önlenmesi ve çocukların şiddetten uzak tutulması amacıyla silahı elinden alınır.

bence bu saatten sonra elmer’ın emeklilik zamanı gelmiştir.
devamını gör...
şehirler arası yolculuk heyecanı
sıklıkla yapılıyorsa ve zorunlu aktarma da varsa heyecanın yerini bıkkınlık alan seyahat.
devamını gör...
enlil
mezopotamya'nın en büyük tanrısıdır. yeryüzüne hakim olan, yöneten, atmosfer güçlerine hakim olan, şimşeklerin, fırtınaların emrinde olduğu tanrıdır. sümer inançlarında bir tufan meydana getirerek insanları cezalandıran tanrıdır.
devamını gör...
