le cola'yı fransız markası zannedip isyan başlatmak
devamını gör...
ortaokullarda seçmeli satranç dersinin okutulmasına karar verilmesi
çok doğru bir karar.satranç problem çözme yeteneğini geliştirir, odaklanmayı yaratıcılığı arttırır,kazanmayı kaybetmeyi öğretir.çoçuklara çok faydalı olucağını düşünüyorum.
devamını gör...
sözlükteki cinsiyetçi başlıklar
"bezdum da, ha atın beni bu kuyudan aşşağıya.." dedirten başlıklardır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
kendisi aynasızlara katılmış. kendisine kolay gelsin dileklerimi sunuyorum. fakat iş yoğunluğundan program yapmamaya başlarsa bozuşuruz. eylem yaparız. tüm aynasızları toplayıp gelse, isyanı bastıramaz.*
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
yaş ilerledikçe cesaretin de azaldığını düşünüyorum. eskiden yapılan şeyleri düşününce "ne cesaretliymişim" cümlesini sıkı sık kullanıyoruz.
devamını gör...
back to the future radyo yayını
sevgili romalılar! ya da artık siz her nereli iseniz.
bugüne kadar hep playlist üzerinden yapmış olduğum yayınlara bu gece bir ara vererek live a geçiyorum. canlı capcanlı oluruz diye ümit etmekteyim. aslında yalan yok gene seçeceğim şarkılar ile dipleri görme ihtimalimiz yüksek ama yaşı 30+ olan yazar dostlarımızı mutlu eder diye düşünüyorum bu yayın. ayrıca bu sefer canlı olması sebebiyle benim çenemin daha düşük ve konuşmanın bol olacağı bir yayın bekliyor bizleri. evet bugüne kadar bunca yayındır içimde tuttuğum her şeyi dökücem. *
evet gelelim konsept mevzusuna. bu gecenin gidişatı tamamen deep purple'dan soldier of fortune şarkısının bana hatırlattığı şarkılar üzerinden olacak. açıkçası benim çocukluğumve gençliği 90'lar 2000'ler başı skalasında geçti. imkansızlıklardan dolayı sağolsun canım ailem bana 90 larda 70 leri de yaşattı.* bu yüzden bu gece çalacağım her şarkının benim için bir anısı vardır, rock, brit pop vb. şekilde saçma sapan bir düzende gideceğimiz ama kesinlikle geçmişe döneceğimiz bir yayın bizleri bekliyor.
işiniz yoksa dinleyin, gece 00:10 da daha önemli işlerim var aga benim diyorsanız çok haklısınız. belinize ehem pardon elinize bu da olmadı yüreğinize kuvvet diyorum. saygılarımla.
not: bu gece erken başladık.
bugüne kadar hep playlist üzerinden yapmış olduğum yayınlara bu gece bir ara vererek live a geçiyorum. canlı capcanlı oluruz diye ümit etmekteyim. aslında yalan yok gene seçeceğim şarkılar ile dipleri görme ihtimalimiz yüksek ama yaşı 30+ olan yazar dostlarımızı mutlu eder diye düşünüyorum bu yayın. ayrıca bu sefer canlı olması sebebiyle benim çenemin daha düşük ve konuşmanın bol olacağı bir yayın bekliyor bizleri. evet bugüne kadar bunca yayındır içimde tuttuğum her şeyi dökücem. *
evet gelelim konsept mevzusuna. bu gecenin gidişatı tamamen deep purple'dan soldier of fortune şarkısının bana hatırlattığı şarkılar üzerinden olacak. açıkçası benim çocukluğumve gençliği 90'lar 2000'ler başı skalasında geçti. imkansızlıklardan dolayı sağolsun canım ailem bana 90 larda 70 leri de yaşattı.* bu yüzden bu gece çalacağım her şarkının benim için bir anısı vardır, rock, brit pop vb. şekilde saçma sapan bir düzende gideceğimiz ama kesinlikle geçmişe döneceğimiz bir yayın bizleri bekliyor.
işiniz yoksa dinleyin, gece 00:10 da daha önemli işlerim var aga benim diyorsanız çok haklısınız. belinize ehem pardon elinize bu da olmadı yüreğinize kuvvet diyorum. saygılarımla.
not: bu gece erken başladık.
devamını gör...
exxen'de üyeliğin iptal edilememesi
bu aleme girmek kolay çıkmak zor demek istiyor reis herhalde.
devamını gör...
kurucu
kurma işini yapan kişi.
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı etkinliği olarak; bütün yazarların profiline yazılmış ibaredir.
seneye, ondan sonraki seneye ve sonra yine, her sene konması, gelenek olması temennisiyle.
yaşasın 23 nisan!
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı etkinliği olarak; bütün yazarların profiline yazılmış ibaredir.
seneye, ondan sonraki seneye ve sonra yine, her sene konması, gelenek olması temennisiyle.
yaşasın 23 nisan!
devamını gör...
guilty pleasure
üstteki yazarlardan biri yakınında kimse yokken her şeye küfrettiğini söylemiş. ben yanımda birinin olup olmaması umrumda değil, her an her şeye en yaratıcı küfürlerimi "kısık seske" takdim ediyorum. mesela;
-dayı o araba oraya mı parkedilir be alimünyim
-aliminyüm dilencisi git çalış elin tutuyor
-lan maskeni taksana orman çocuğu
-sosyal mesafe ananın damına mı kaçtı güzel kardeşim?
-boğa mısın aliminyüm niye kırmızı ışıkta geçiyorsun?
-o izmariti gölüne sokarım canım benim kaldır onu
-of yine yer isteyecek damına çaktığım teyzesi
şöyle bi baktım da ne kadar gerginmişim aliminyüm.
-dayı o araba oraya mı parkedilir be alimünyim
-aliminyüm dilencisi git çalış elin tutuyor
-lan maskeni taksana orman çocuğu
-sosyal mesafe ananın damına mı kaçtı güzel kardeşim?
-boğa mısın aliminyüm niye kırmızı ışıkta geçiyorsun?
-o izmariti gölüne sokarım canım benim kaldır onu
-of yine yer isteyecek damına çaktığım teyzesi
şöyle bi baktım da ne kadar gerginmişim aliminyüm.
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
mustafa kemal atatürk'ün hâkimiyet-i milliye gazetesine verdiği 22 nisan 1921 tarihli demecinde de ifade ettiği üzere, kesinlikle ödün verilemeyecek tek olgunun millet egemenliği ve bağımsızlık olması sebebiyle, her geçen sene daha da artan bir coşkuyla kutlamaya devam edeceğimiz bayram.
"bence bir millette haysiyetin, gururun, namusun ve insanlığın oluşması ve devam etmesi, kesin olarak o milletin özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür. ben kendi adıma, bu saydığım özelliklere çok önem veririm ve bu özelliklerin bende olduğunu iddia edebilmem için, milletimin de aynı özelliklere sahip olmasını gerekli görüyorum. ben, yaşayabilmek için, mutlaka, bağımsız bir milletin çocuğu kalmalıyım. bu nedenle millî bağımsızlık bence bir hayatî meseledir. millet ve ülkenin çıkarları gerektirdiğinde, insanlığı oluşturan milletlerden her biriyle medeniyet gereklerinden biri olan, dostluk ve politik ilişkilerini büyük bir incelikle kabul ederim. ancak benim milletimi tutsak etmek isteyen herhangi bir milletin de, bu amacından vaz geçene dek amansız düşmanıyım."
mustafa kemal atatürk, 22 nisan 1921, hâkimiyet-i milliye.
kaynak: “atatürk’ün söylev ve demeçleri” sf. 103. ankaenstitusu.com/wp-conten...
"bence bir millette haysiyetin, gururun, namusun ve insanlığın oluşması ve devam etmesi, kesin olarak o milletin özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür. ben kendi adıma, bu saydığım özelliklere çok önem veririm ve bu özelliklerin bende olduğunu iddia edebilmem için, milletimin de aynı özelliklere sahip olmasını gerekli görüyorum. ben, yaşayabilmek için, mutlaka, bağımsız bir milletin çocuğu kalmalıyım. bu nedenle millî bağımsızlık bence bir hayatî meseledir. millet ve ülkenin çıkarları gerektirdiğinde, insanlığı oluşturan milletlerden her biriyle medeniyet gereklerinden biri olan, dostluk ve politik ilişkilerini büyük bir incelikle kabul ederim. ancak benim milletimi tutsak etmek isteyen herhangi bir milletin de, bu amacından vaz geçene dek amansız düşmanıyım."
mustafa kemal atatürk, 22 nisan 1921, hâkimiyet-i milliye.
kaynak: “atatürk’ün söylev ve demeçleri” sf. 103. ankaenstitusu.com/wp-conten...
devamını gör...
veri
bir olayı incelemek için aydınlatmak için gerçeği ortaya çıkarmak için ya da herhangi bir konuda karar vermek ve sonuca varmak için toplanan bilgidir. veriler doğrultusunda kararlar verilir ve olaylar sonuca bağlanır.
devamını gör...
günaydın sözlük
ne güzel bir sabah, çok sevdiğim yazar arkadaşım kuzguncuktaki vişnearamıza geri dönmüş. dilerim bal porsuğuda döner tez vakitte.
ramazanda 3. günü gördük.
gündemde maşallah her uçtan haberler var.
gene güneş beni rahat bırakmamış uyandırmış, izin vermemiş miskinlik yapmama.
nerden baksan, bahşedilmiş mükemmel bir gün daha.
iyi olalım, iyi edelim dünyayı inşallah.
dünyanın bize ihtiyacı var.
ramazanda 3. günü gördük.
gündemde maşallah her uçtan haberler var.
gene güneş beni rahat bırakmamış uyandırmış, izin vermemiş miskinlik yapmama.
nerden baksan, bahşedilmiş mükemmel bir gün daha.
iyi olalım, iyi edelim dünyayı inşallah.
dünyanın bize ihtiyacı var.
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
bilinmeyen bir sebepten tam da yeni okuyup bitirdiğim stefan zweig kitabıdır.
sanırım 2 yıl kadar önce de okumuştum ama ben okuduğum kitapları okur ve unuturum genelde. okuduğum kitaplar kötü olduğundan değil ya da onları önemsemediğimden, dikkatli okumadığımdan değil, tam tersi bazen konsantre olamadığım için bırakıp sonra başladığım kitaplar vardır. sanırım hayata ve insana dair o kadar fazla şey geziniyor ki beynimin kıvrımlarında kitapları tek tek hatırlamaya yer kalmıyor. ya da tüm sevdiğimiz şeyler gibi unutulmaya mahkum oluyor kitaplardaki sevdiğimiz öyküler, konular ya da kahramanlar da.
kitaba gelecek olursak;
konusundan zaten ziyadesiyle bahsedilmiştir.
daha küçük bir kızken aşık olduğu adama bir ömür -bedenen değil belki ama ruhen- sadık kalan ama hiçbir zaman adamın hatırlamadığı, kitapta bile adı bilinmeyen bir kadının bu büyük aşkını ölürken birkaç sayfalık mektupla anlatışının öyküsüdür.
çok acıdır ki bazen bazı insanlar bizim hayatlarımıza iznimiz olmadan, öylece pat diye girerler. sonra her şey olurlar. devleşirler. her yaptıkları ya da yapmadıkları bizde hayranlık ya da üzüntü uyandırır. bu insanlar genelde sadece bizim değil bir çok insanın her şeyidir. dünyaya geliş amaçları budur çünkü. herkesi bir parça mutlu etmek ama en çok kendi mutlu olmak.
benim okuduğum sanırım çok iyi bir çeviri değildi ama benim en etkilendiğim bölüm; kadının belki bir gün yeniden onu çağırır diye kimseye bağlanmaması, o çağırdığında gidebilmek için hep özgür olmayı seçmesiydi aslında kendini neye ve nasıl da hapsettiğini bilmeden...tanıdık gelmesi muhtemel bazılarımıza. hatta geçenlerde bir başlık vardı (bkz: ayrılmayı bilmeyen insan)
çok sevmek, bir ömür beklemek, geleceğini ummak, fark edilmeyi beklemek.
biz sanırım vazgeçmeyi bilmiyoruz, gitmeyi, geride bırakmayı bilmiyoruz...
bence şebnem ferah'a kulak vermeliyiz burada;
sil baştan başlamak gerek bazen,
hayatı sıfırlamak.
sil baştan sevmek gerek bazen,
her şeyi unutmak...
hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?
sanırım 2 yıl kadar önce de okumuştum ama ben okuduğum kitapları okur ve unuturum genelde. okuduğum kitaplar kötü olduğundan değil ya da onları önemsemediğimden, dikkatli okumadığımdan değil, tam tersi bazen konsantre olamadığım için bırakıp sonra başladığım kitaplar vardır. sanırım hayata ve insana dair o kadar fazla şey geziniyor ki beynimin kıvrımlarında kitapları tek tek hatırlamaya yer kalmıyor. ya da tüm sevdiğimiz şeyler gibi unutulmaya mahkum oluyor kitaplardaki sevdiğimiz öyküler, konular ya da kahramanlar da.
kitaba gelecek olursak;
konusundan zaten ziyadesiyle bahsedilmiştir.
daha küçük bir kızken aşık olduğu adama bir ömür -bedenen değil belki ama ruhen- sadık kalan ama hiçbir zaman adamın hatırlamadığı, kitapta bile adı bilinmeyen bir kadının bu büyük aşkını ölürken birkaç sayfalık mektupla anlatışının öyküsüdür.
çok acıdır ki bazen bazı insanlar bizim hayatlarımıza iznimiz olmadan, öylece pat diye girerler. sonra her şey olurlar. devleşirler. her yaptıkları ya da yapmadıkları bizde hayranlık ya da üzüntü uyandırır. bu insanlar genelde sadece bizim değil bir çok insanın her şeyidir. dünyaya geliş amaçları budur çünkü. herkesi bir parça mutlu etmek ama en çok kendi mutlu olmak.
benim okuduğum sanırım çok iyi bir çeviri değildi ama benim en etkilendiğim bölüm; kadının belki bir gün yeniden onu çağırır diye kimseye bağlanmaması, o çağırdığında gidebilmek için hep özgür olmayı seçmesiydi aslında kendini neye ve nasıl da hapsettiğini bilmeden...tanıdık gelmesi muhtemel bazılarımıza. hatta geçenlerde bir başlık vardı (bkz: ayrılmayı bilmeyen insan)
çok sevmek, bir ömür beklemek, geleceğini ummak, fark edilmeyi beklemek.
biz sanırım vazgeçmeyi bilmiyoruz, gitmeyi, geride bırakmayı bilmiyoruz...
bence şebnem ferah'a kulak vermeliyiz burada;
sil baştan başlamak gerek bazen,
hayatı sıfırlamak.
sil baştan sevmek gerek bazen,
her şeyi unutmak...
hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?
devamını gör...
yazarların gittiği en güzel şehir
prag güzeldi ya da ben küçükken çok güzel olarak aklımda kalmış. türkçülük yapmıyorum ama londra, rusya falan boş arkadaşlar sinop çok güzel bir şehir. çanakkale falan. bunu beğeneceklere de selamlar. haklıyım değil mi?
aynen.
aynen.
devamını gör...
ramazana iki hafta kalması
dün markette güllaç görünce anladım ki ramazan yaklaşıyor. bugün de berat kandili (inanan herkesin kandili mübarek, duaları kabul olsun) demek ki ramazana iki hafta kaldı.
anadolu'da, pek çok şehirde ramazanın başlaması heryerde hissedilir, sokakta yiyen içen olmaz, çoğu yer öğleye doğru açılır, mesai iftar saatine göre biter gibi.
oruç tutanların imtihanı, manevi arınma ayı, yardımın, sadakanın, fitre ve zekatın dolayısıyla vermenin en makbul olduğu zaman yaklaştıkça içimi hem heyecan hem de korku sarıyor.
buyur gel ya şehr-i ramazan, bizi öfkeden, kibirden, riyadan ve kötülükten azad et.
anadolu'da, pek çok şehirde ramazanın başlaması heryerde hissedilir, sokakta yiyen içen olmaz, çoğu yer öğleye doğru açılır, mesai iftar saatine göre biter gibi.
oruç tutanların imtihanı, manevi arınma ayı, yardımın, sadakanın, fitre ve zekatın dolayısıyla vermenin en makbul olduğu zaman yaklaştıkça içimi hem heyecan hem de korku sarıyor.
buyur gel ya şehr-i ramazan, bizi öfkeden, kibirden, riyadan ve kötülükten azad et.
devamını gör...
devlete neden baba deriz sorunsalı
devlet neden babadır?
çünkü tabiat anadır…
bu yüzdendir ki; tüm devletler tabiatın ırzına geçmektedir.
söyleyeceklerim bu kadar…
çünkü tabiat anadır…
bu yüzdendir ki; tüm devletler tabiatın ırzına geçmektedir.
söyleyeceklerim bu kadar…
devamını gör...
lucifer nickli tecavüz fantezisi olan yazar
sözlüğe kaydolurken yapılan "robot değilim" testini bir şekilde atlatmış yazarın, kanunen de suç olan bir eylemi gerçekleştirmeye dair kurduğu hayali baz alan başlıktır.
her şeyi dışa vurmak iyi değildir.
her şeyi dışa vurmak iyi değildir.
devamını gör...
bir kelime ile içini dökmek
yorgunum
devamını gör...

