ağırınıza giden sözler
senden bir şey olmaz.
öyle de bir oldu ki, hiçbirisinin hayal dahi edemeyeceği bir konumdayım ve durmaya da niyetim yok, hep daha ileriye hep daha iyiye doğru gideceğim.
öyle de bir oldu ki, hiçbirisinin hayal dahi edemeyeceği bir konumdayım ve durmaya da niyetim yok, hep daha ileriye hep daha iyiye doğru gideceğim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun uzun yıllar önce, oldukça uzun süre beni meşgul eden bir düşmanım vardı.
o günün şartlarında kendimce yıllarca mücadele ettim, isteklerine boyun eğmedim. çok zor oldu ama zaman sonra galip gelen ben oldum, yani def etmeyi başardım bir şekilde, hayatımdan çıkardım onu o günlerde.
yediği tokadın etkisiyle olacak yıllardır yanıma yanaşamıyor, temas kurmaya çalışmıyor, varlığını, hatta yaşadığını dahi belli etmiyordu bana. ama "su uyur düşman uyumaz" sözü bu defa benim için onun üzerinden gerçek oldu.
birkaç zamandır yakınlarımda olduğunu, etrafımda dolandığını, sanki saldırmak, vurabilmek için pusuda beklediğini seziyordum. varlığını ensemdeki soğuk bir nefes gibi hissediyor, çok oralı olmamaya gayret gösterip umursamamaya çalışıyordum ama artık görmezden gelinecek, yok sayılacak ya da ciddiye alınmayacak bir şey değil, elini tenimde hissedince anladım bu durumu.
kısa süre önce tekrar yüz yüze geldik eski "dostumla". enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş, sanki geçen yıllar benden aldıklarını ona vermiş gibi geldi bana.
çok şaşırdım güçlenmiş, biriktirmiş öfkesini sanki. hiç yıpranmamış bir şekilde dipdiri çıktı karşıma bunca yıl sonra, yeniden.
son birkaç gündür,
yine omuzlarımdan sıkıyor bedenimi.
yine soğuk soğuk terler dökmeme sebep oluyor,
yine, dilime vurmasa da birçok düşündüklerim, zihnimde "keşkeler" dolanmasına sebep oluyor, yaptığım ve yapmadığım birçok şey için.
yine geceleri uykuma engel olup karabasan gibi tepemde oturuyor,
yine sabahları bulantılarla kusmalarla günaydın diyor bana.
yine işte, evde, sokakta, yolda, parkta huzursuzluklar yaşatıp,
yine kendimi dışarılara atma isteğini sokuyor kafama.
yine kimselerle konuşmadan, kafamı kaldırmadan, bilinçsizce ve hedefsizce hatta saatlerce yürümeeeee yürüme...
bacaklarım beni taşıyamayacak hâle gelene kadar yürüme isteğini üflüyor beynime.
ve yine, bugüne kadar yaralı parmağa işememiş faydasız, hedefsiz, gereksiz, boş biri olduğuma, hiçbir yerde karşılığı olmayan biri olarak hissetmem gerektiğine ikna etmeye çalışıyor beni.
sanırım baş belam #depresyonum yıllar sonra hasret gidermek için veya bir daha şansını denemek için tekrar geldi.
zordayım.
o günün şartlarında kendimce yıllarca mücadele ettim, isteklerine boyun eğmedim. çok zor oldu ama zaman sonra galip gelen ben oldum, yani def etmeyi başardım bir şekilde, hayatımdan çıkardım onu o günlerde.
yediği tokadın etkisiyle olacak yıllardır yanıma yanaşamıyor, temas kurmaya çalışmıyor, varlığını, hatta yaşadığını dahi belli etmiyordu bana. ama "su uyur düşman uyumaz" sözü bu defa benim için onun üzerinden gerçek oldu.
birkaç zamandır yakınlarımda olduğunu, etrafımda dolandığını, sanki saldırmak, vurabilmek için pusuda beklediğini seziyordum. varlığını ensemdeki soğuk bir nefes gibi hissediyor, çok oralı olmamaya gayret gösterip umursamamaya çalışıyordum ama artık görmezden gelinecek, yok sayılacak ya da ciddiye alınmayacak bir şey değil, elini tenimde hissedince anladım bu durumu.
kısa süre önce tekrar yüz yüze geldik eski "dostumla". enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş, sanki geçen yıllar benden aldıklarını ona vermiş gibi geldi bana.
çok şaşırdım güçlenmiş, biriktirmiş öfkesini sanki. hiç yıpranmamış bir şekilde dipdiri çıktı karşıma bunca yıl sonra, yeniden.
son birkaç gündür,
yine omuzlarımdan sıkıyor bedenimi.
yine soğuk soğuk terler dökmeme sebep oluyor,
yine, dilime vurmasa da birçok düşündüklerim, zihnimde "keşkeler" dolanmasına sebep oluyor, yaptığım ve yapmadığım birçok şey için.
yine geceleri uykuma engel olup karabasan gibi tepemde oturuyor,
yine sabahları bulantılarla kusmalarla günaydın diyor bana.
yine işte, evde, sokakta, yolda, parkta huzursuzluklar yaşatıp,
yine kendimi dışarılara atma isteğini sokuyor kafama.
yine kimselerle konuşmadan, kafamı kaldırmadan, bilinçsizce ve hedefsizce hatta saatlerce yürümeeeee yürüme...
bacaklarım beni taşıyamayacak hâle gelene kadar yürüme isteğini üflüyor beynime.
ve yine, bugüne kadar yaralı parmağa işememiş faydasız, hedefsiz, gereksiz, boş biri olduğuma, hiçbir yerde karşılığı olmayan biri olarak hissetmem gerektiğine ikna etmeye çalışıyor beni.
sanırım baş belam #depresyonum yıllar sonra hasret gidermek için veya bir daha şansını denemek için tekrar geldi.
zordayım.
devamını gör...
ricky gervais
after life'tan önce de gayet tanınan ingiliz komedyen. (bkz: the office)'in yaratıcısıdır. bu başlı başına yeter onu tanımak isteyenler için. tercih ettiği ofansif mizah zaman zaman samimiyetsizlik, çıkıp şov yapıp köşesine çekilmekle suçlansa da; yaptığı her işte o suçlandığı konulara bir şekilde değinmiş, dikkat çekmiştir. evet son altın küre sunuculuğu epey dikkat çekti ama bu adam ondan da, after life'tan da önceki sunuculuklarında, dizilerinde bu konular hakkında konuşmuş, reaksiyon vermiş idi. kraldır, reyizdir. orijinaldir, unique kavramını sonuna kadar hakedendir.
şahsım tarafından yapabileceğim tek naçizane eleştri; (bkz: after life)'ın ikinci sezonunda o ofansif halinden -senaryo gereği- vazgeçmesi olabilir. biz tony'i ilk sezondaki siklemez, umursamaz tavrı ile sevmiştik. ikinci sezonda ponçik bi adam oldu çıktı hırbo. gerek yoktu bence ama üçüncü sezonun geleceğini duyurdu yakın zamanda. umarım ilk sezondaki haline döner.
ayrıca; the office üzerinden (bkz: steve carrell) ile atışmaları epey eğlencelidir :d tanrı herkese steve carrel-ricky gervais dostluğundan nasip etsin dinimiz amin.
şahsım tarafından yapabileceğim tek naçizane eleştri; (bkz: after life)'ın ikinci sezonunda o ofansif halinden -senaryo gereği- vazgeçmesi olabilir. biz tony'i ilk sezondaki siklemez, umursamaz tavrı ile sevmiştik. ikinci sezonda ponçik bi adam oldu çıktı hırbo. gerek yoktu bence ama üçüncü sezonun geleceğini duyurdu yakın zamanda. umarım ilk sezondaki haline döner.
ayrıca; the office üzerinden (bkz: steve carrell) ile atışmaları epey eğlencelidir :d tanrı herkese steve carrel-ricky gervais dostluğundan nasip etsin dinimiz amin.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün son yıllardaki en büyük yazar alımını yapması
"bayram değil, seyran değil nedir bu telaş ?" dediğim, son yıllardaki en büyük yazar alımı olan, takriben 3.000 civarında çaylağın yazar yapılması hadisesidir. onay listesinin hangi kriterlere göre yapıldığı belli olmayan karman çorman bir liste olmuş. birileri piyasada tekellerinin kırılmasından rahatsız oldu sanırım.
ek: an itibariyle seri şekilde kafa sözlük'ü eleştiren entryler giriliyor. sizi gidi sizi...
ek 2: arkadaşlar, ekşi'nin bu sayıda bir yazar alımı yapmasını kafa sözlük ile ilişkilendirenler ve sayıyı dile getirenler bizzat ekşi yazarları. ekşi'de kafa sözlük başlığı altında yazılanları okuyabilirsiniz. ben onların yargı ve tespitlerini buraya taşıdım sadece. yoksa bizim yazdığımız ve katkı sağlamaya çalıştığımız yer burası.
ek: an itibariyle seri şekilde kafa sözlük'ü eleştiren entryler giriliyor. sizi gidi sizi...
ek 2: arkadaşlar, ekşi'nin bu sayıda bir yazar alımı yapmasını kafa sözlük ile ilişkilendirenler ve sayıyı dile getirenler bizzat ekşi yazarları. ekşi'de kafa sözlük başlığı altında yazılanları okuyabilirsiniz. ben onların yargı ve tespitlerini buraya taşıdım sadece. yoksa bizim yazdığımız ve katkı sağlamaya çalıştığımız yer burası.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
yahu bırakınsana insanları ne yapmak istiyorlarsa yapsınlar demek istediğim başlıklardan biridir.
devamını gör...
normal sözlük'ü 3 kelime ile anlat
altyapıdaki yetenekli futbolcu
devamını gör...
exspectata non eludet
"umutları boşa çıkarmayacak" anlamına gelen, aynı zamanda en sık kullandığım latince deyim.
devamını gör...
ne güzel oldu
bengaripsengüzeldünyaumutlu için düzenlenen bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak için gomercan bir şarkı seç rob deyince fikri karayel düştü aklıma hayal edemezsin, onu istedim, bir de dinleyeyim dedim. sonrasında da ne güzel oldu çıktı listede. dinledim, bir daha dinledim, sonra bir daha. ki zaten evveliyattan beri bir şeyi sevdiğimde doyana dek çokça isterim. neyse dinlerken bir yandan da ozi'nin kişisel bakımı için ona yardımcı oluyorum. ki bu dünyada evlada en yakın şey benim için, ona olan sevgim de sınırsız. ve benim için çok özel. sonra bir an aklıma geldi. tam olarak dört gün önce ozi ile bir diyalog.
-teyze ben artık seni bir yıl öncesi kadar sevmiyorum.
+neden oğlum, neden öyle bir şey söyledin?*
-çünkü o zaman yediklerime karışmıyordun, ne istersem veriyordun.
açıklamaya çalıştım tabii. ama ben seni çok seviyorum, sağlıklı olmanı istiyorum şimdi biraz tombiş oldun ve bu seni üzüyor falan filan...
işte bir yandan ne güzel oldudinliyorum, bir yandan da ozi'nin tırnaklarını kesiyorum. zihnimde başka bir zamanın travması "ben seni eskisi kadar sevmiyorum. " gözlerimde yaş. kalktım. banyoya attım kendimi. çünkü her ne kadar geçen seneki kadar sevilmesem de çok sevildiğimi biliyorum ve onun önünde bu hüznü yaşayamazdım. ve artık anlatmasam çatlayacak hale geldim. çok karışığım. son günleri boğazımda bir yumru ile geçirdim. ve bunu birine anlatsam da anlamayacaklar biliyorum. çünkü ben o insan değilim. kızan değilim ben. kırılıp acıyan insan oldum hep. kırıldığım yerlerim de hiç iyileşmedi.
-teyze ben artık seni bir yıl öncesi kadar sevmiyorum.
+neden oğlum, neden öyle bir şey söyledin?*
-çünkü o zaman yediklerime karışmıyordun, ne istersem veriyordun.
açıklamaya çalıştım tabii. ama ben seni çok seviyorum, sağlıklı olmanı istiyorum şimdi biraz tombiş oldun ve bu seni üzüyor falan filan...
işte bir yandan ne güzel oldudinliyorum, bir yandan da ozi'nin tırnaklarını kesiyorum. zihnimde başka bir zamanın travması "ben seni eskisi kadar sevmiyorum. " gözlerimde yaş. kalktım. banyoya attım kendimi. çünkü her ne kadar geçen seneki kadar sevilmesem de çok sevildiğimi biliyorum ve onun önünde bu hüznü yaşayamazdım. ve artık anlatmasam çatlayacak hale geldim. çok karışığım. son günleri boğazımda bir yumru ile geçirdim. ve bunu birine anlatsam da anlamayacaklar biliyorum. çünkü ben o insan değilim. kızan değilim ben. kırılıp acıyan insan oldum hep. kırıldığım yerlerim de hiç iyileşmedi.
devamını gör...
çocuk tacizcilerini engellerken hayatını kaybeden genç
yürekli gençmiş. kimsenin yapmayacağı şeyi o yapmış ve de öldürülmüş. ama öldürülen genç o tacizcileri öldürseydi müebbet ile yargılanırdı, tc vatandaşı da hak etmiş falan derdi. zira kadir şeker olayını hepimiz biliyoruz, o olaya dönerdi muhtemelen. çocuklara cinsel istismar uygulayanları, taciz edenleri halka vermediğiniz müddet böyle şeyler hep yaşanacaktır. adaletin olmadığı toplumlarda bazen halk adaleti sağlamalıdır. açık ve net.
küfür edeceğim de kendimi şu an çok zor tutuyorum şerefsizim!
küfür edeceğim de kendimi şu an çok zor tutuyorum şerefsizim!
devamını gör...
hem çok zor hem çok kolay olan şeyler
empati efendim. o kadar kolay ve o kadar zor ki. sadece biz olsaydık diyeceğiz ve buna göre değeriendirip, davranacağız ama malesef bunu başarabilmek göründüğünden daha zor.
devamını gör...
metot oyunculuğu
sinemada oyunculuk tekniklerinden birisidir. genellikle seyredilirken çok beğenilen oyunculuk türüdür çünkü oyuncu tamamen rolün içine girer, karakterine bürünür. olaya sadece rol yapmak olarak bakmamak lazım, oyuncu karakterin fiziksel özelliğinide sahiptir, ya tekerlekli sandalyeye mahkum birini oynar yada rolü için aşırı kilo alır veya verir. mezbahada çalışan birini canlandıracaksa gider bir veya iki ay orada bizzat çalışır, havasını koklar. seyircide doğal bir şey seyrettiği için kendini o karakter ve dolayısı ile oyuncu ile de özdeşleştirir.
metot oyunculuğunu kullanan oyuncular, genellikle çekimlerde set ortamını ve ekibi unuturlar, rollerine o kadar dalmışlardır ki gerçek hayatta olan bitenle ilgilenmezler, tamamen o karakter ve onun bulunduğu ortamdadırlar.
bu oyunculuk türünün mucidi rus tiyatro oyuncusu ve yönetmen konstantin stanislavski dir. metodu oluştururken düşündüğü şey sanatçıların gerek tiyatroda gerekse sinemada abartılı jestler ve mimiklerle seyiricinin gözünü kanatacak biçimde rol kesmelerini önlemek, seyirciyide karakterle bütünleştirerek daha doğal bir katılım sağlamak istemesidir.
metodun bir okul haline gelmesi ise elia kazan, cheryl crawford ve robert lewis ' in 1947 de kurduğu actors studio ile olmuş, okulun direktörlüğüne 1951 de lee strasberg in getirilmesi ile birlikte iyice ekol olmuştur. lee strasberg kim derseniz the godfather: part 2 filmindeki hyman roth derim. bu filmle en iyi yardımcı erkek oyuncu akademi ödülü ne aday olmuş ama ödülü aynı filmde don vito corleone' nin gençliğini oynayan robert de niro' ya kaptırmıştır.
okulun kurulması ile birlikte marlon brando, james dean, marilyn monroe gibi o zamanın yeni yetme oyuncuları hep burada eğitim almışlardır. zamanla pek çok ünlü oyuncu bu tedrisattan geçmiştir.
bu oyunculuğa örnek olarak hem erkek hem de kadın oyuncudan örnek verelim:
robert de niro, raging bull filminde jake lamotta rolünde kariyeri boyunca değişen görünüşünü yansıtabilmek için 27 kilo almıştır.
charlize theron monster filmindeki aileen wuornos rolü için 14 kilo olmuş -o bomba gibi hatun- rolü için pasaklı ve bakımsız bir şekilde kamera karşısına geçmiştir.
günümüz sinemasında bu metodu arşa çıkartan oyuncu ise daniel day-lewis olmuş ve hep bu metodla oynadığı üç filmi ile en iyi erkek oyuncu akademi ödülü nü hakederek almıştır.
metot oyunculuğunu kullanan oyuncular, genellikle çekimlerde set ortamını ve ekibi unuturlar, rollerine o kadar dalmışlardır ki gerçek hayatta olan bitenle ilgilenmezler, tamamen o karakter ve onun bulunduğu ortamdadırlar.
bu oyunculuk türünün mucidi rus tiyatro oyuncusu ve yönetmen konstantin stanislavski dir. metodu oluştururken düşündüğü şey sanatçıların gerek tiyatroda gerekse sinemada abartılı jestler ve mimiklerle seyiricinin gözünü kanatacak biçimde rol kesmelerini önlemek, seyirciyide karakterle bütünleştirerek daha doğal bir katılım sağlamak istemesidir.
metodun bir okul haline gelmesi ise elia kazan, cheryl crawford ve robert lewis ' in 1947 de kurduğu actors studio ile olmuş, okulun direktörlüğüne 1951 de lee strasberg in getirilmesi ile birlikte iyice ekol olmuştur. lee strasberg kim derseniz the godfather: part 2 filmindeki hyman roth derim. bu filmle en iyi yardımcı erkek oyuncu akademi ödülü ne aday olmuş ama ödülü aynı filmde don vito corleone' nin gençliğini oynayan robert de niro' ya kaptırmıştır.
okulun kurulması ile birlikte marlon brando, james dean, marilyn monroe gibi o zamanın yeni yetme oyuncuları hep burada eğitim almışlardır. zamanla pek çok ünlü oyuncu bu tedrisattan geçmiştir.
bu oyunculuğa örnek olarak hem erkek hem de kadın oyuncudan örnek verelim:
robert de niro, raging bull filminde jake lamotta rolünde kariyeri boyunca değişen görünüşünü yansıtabilmek için 27 kilo almıştır.
charlize theron monster filmindeki aileen wuornos rolü için 14 kilo olmuş -o bomba gibi hatun- rolü için pasaklı ve bakımsız bir şekilde kamera karşısına geçmiştir.
günümüz sinemasında bu metodu arşa çıkartan oyuncu ise daniel day-lewis olmuş ve hep bu metodla oynadığı üç filmi ile en iyi erkek oyuncu akademi ödülü nü hakederek almıştır.
devamını gör...
normal sözlük'teki en iyi kapak fotoğrafı
coğrafya kelimesini ilk kullanan eratosthenes'in çizmiş olduğu harita kapak fotoğrafımı süslüyor. tabi o zamanlarda* sadece kuzey afrika, avrupa ve asya'nın bir kısmı biliniyordu.
devamını gör...
ahmed arif
bugün ölümünün 30. yıl dönümü olan şairimizdir.
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık.
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık.
devamını gör...
benim gibi tuval resimleriyle uğraşan biri işin bir cennetir. en az yarım saatimi burada geçirmekteyim.
devamını gör...
dizileri gerçek sanan insan
aklıma şu repliği getirmiştir.
devamını gör...
felsefi düşüncenin nitelikleri
felsefi düşüncenin nitelikleri ( özellikleri )
- akla, mantığa uygundur. ( rasyonel )
- tutarlıdır. ( fikirler kendi içerisinde uyumludur, çelişki yoktur. )
- felsefi düşünce refleksiftir. yani kendi üzerine düşünebilir.
akıl - aklın sınırlarını zorlar.
insan - kendi düşüncelerini sorgular.
felsefe - felsefe; felsefenin gerekliliğini, nasıl yapılacağını sorgular.
- felsefe özneldir.
- felsefe kesin değildir. ( genel - geçer; herkes için geçerli kesin doğru demektir. )
- felsefe genel - geçer değildir.
- felsefe şüphecidir.
- felsefe eleştireldir.
- felsefe sorgulayıcıdır.
- felsefe evrenseldir.
- felsefe bütüncüldür.
- felsefe sistemlidir.
- felsefe kümülatiftir. ( yığılır ) yani felsefede binlerce yıldır aynı sorulara verilen farklı cevaplar ve bakış açıları sayesinde bilgi yığılır.
örneğin; binlerce yıldır sevgi nedir? sorusu sorulur ve tekrar tekrar cevaplanır. tüm cevaplar birikir/yığılır.
* felsefede cevaplardan çok sorular önemlidir. cevaplar öznel olduğu için değişebilir. ama sorular kalıcıdır.
* felsefe antik yunanda ortaya çıkmıştır. ancak kadim kültürler olan; mısır, mezopotamya, çin ve hint uygarlıklarının da çok fazla etkisi vardır.
mitolojik/mit: efsanelere, masallara, dinlerin hikayelerine denir.
* yunan mitolojisinde zeus, tanrıların tanrısıdır gibi...
* felsefe, gerçekliği bütün olarak görmeye çalışır.
tarihte bilinen ilk filozof tales'tir. tales; evrenin ana maddesi, her şeyi başlatan ilk varlık, ilk neden nedir? ( arkhe ) sorusunu sormuştur.
- akla, mantığa uygundur. ( rasyonel )
- tutarlıdır. ( fikirler kendi içerisinde uyumludur, çelişki yoktur. )
- felsefi düşünce refleksiftir. yani kendi üzerine düşünebilir.
akıl - aklın sınırlarını zorlar.
insan - kendi düşüncelerini sorgular.
felsefe - felsefe; felsefenin gerekliliğini, nasıl yapılacağını sorgular.
- felsefe özneldir.
- felsefe kesin değildir. ( genel - geçer; herkes için geçerli kesin doğru demektir. )
- felsefe genel - geçer değildir.
- felsefe şüphecidir.
- felsefe eleştireldir.
- felsefe sorgulayıcıdır.
- felsefe evrenseldir.
- felsefe bütüncüldür.
- felsefe sistemlidir.
- felsefe kümülatiftir. ( yığılır ) yani felsefede binlerce yıldır aynı sorulara verilen farklı cevaplar ve bakış açıları sayesinde bilgi yığılır.
örneğin; binlerce yıldır sevgi nedir? sorusu sorulur ve tekrar tekrar cevaplanır. tüm cevaplar birikir/yığılır.
* felsefede cevaplardan çok sorular önemlidir. cevaplar öznel olduğu için değişebilir. ama sorular kalıcıdır.
* felsefe antik yunanda ortaya çıkmıştır. ancak kadim kültürler olan; mısır, mezopotamya, çin ve hint uygarlıklarının da çok fazla etkisi vardır.
mitolojik/mit: efsanelere, masallara, dinlerin hikayelerine denir.
* yunan mitolojisinde zeus, tanrıların tanrısıdır gibi...
* felsefe, gerçekliği bütün olarak görmeye çalışır.
tarihte bilinen ilk filozof tales'tir. tales; evrenin ana maddesi, her şeyi başlatan ilk varlık, ilk neden nedir? ( arkhe ) sorusunu sormuştur.
devamını gör...
kasetofono
yunanistan kökenli, farklı modlar için düzenlenmiş ya da farklı dönemleri baz alan şarkıların bulunduğu playlistler içeren bir websitesi. sadece yunanca değil ingilizce şarkıların bulunduğu listeler de bolca yer almakta. sık sık radyo dinleyen biriyseniz ve o anki modunuza göre yeni/ farklı eserleri keşfetmek istiyorsanız kesinlikle işe yarıyor. ne var ki çalma listeleri youtube kaynaklı, dolayısıyla bir reklam engelleyici ile kullanmak daha makul. uygulaması da var ancak berbat durumda, o nedenle telefondan değil belki ama masaüstü bir bilgisayarda kullanmak iyi bir seçenek olabilir.
www.casetophono.com/?m=1
www.casetophono.com/?m=1
devamını gör...
panait ıstrati
insanoğlu anasının karnındayken alnına yazılıyor mutlu mu mutsuz mu olacağı.olabildiğince az şey duyan ya da hiç duymayan kişiye ne mutlu! istediği azıcık şeyi yaşam ona verir.yaşadığını duyan ve bir şeyler isteyense mutsuzdur; hiçbir zaman elindekiyle yetinemez. sözünün sahibi rumenyazar'dır.
devamını gör...
avustralya'da her yeri saran örümcek ağları
konu hakkında uzmanların normal dediği bir olayı, bizim herbokologlarımızın deveye bağlamasına şaşırtmayan ağlardır.
tabii ki o develer fare ve örümcekleri yiyip dengeyi sağlıyordu, eved...
kaynaktaki yorumlarda da deve sevicileri görmek mümkün...
tabii ki o develer fare ve örümcekleri yiyip dengeyi sağlıyordu, eved...
kaynaktaki yorumlarda da deve sevicileri görmek mümkün...
devamını gör...
