bir yerden soğuk geliyor teyzesi
havaların giderek soğumasıyla yerden biten ufacık teyzelerdir. şu köşeye oturur ay pencere mi açık der. başka yere buyur edersiniz. kapı tam kapalı değil mi esiyor der.
bu arada sizin ev 30 32 derece aralığındadır...
bu arada sizin ev 30 32 derece aralığındadır...
devamını gör...
enes batur
(bkz: balon)
devamını gör...
çetin ceviz
sert kabuklu ve zor kırılan cevizler için kullanılan bir tanımlamadır.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
üniversitede irish coffie yapıp gittiğim sabah dersinde viskiyi fazla kaçırınca sarhoş olmuştum. saat sabah dokuz be kardeşim.
devamını gör...
yaşlı bir insanı dövmek
karşınızda yaşlı genç farketmez gücünüzün yeteceği birisi varsa ona şiddet uygulamak terbiyesizlik saygısızlıktır . yapmayın diyeceğim ama bunu okuyan gözler sözlükte olduğuna göre kendinden zayıf birine şiddet uygulamazlar zannetmiyorum .
devamını gör...
uganda'nın sosyal medyayı kapatması
uganda'da sosyal medyamı kullanıyolarmış?
devamını gör...
blackfoot
kendilerine niitsitapi diyen, ama kanada'nın blackfoot, a.b.d'nin blackfeet diye kaydettiği, büyük ovaların kuzey bölgesinde yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
bu kabile ismini, mokasenlerini siyaha boyadıkları için almıştır. atları, ilk defa kendilerine saldıran shoshone kabilesinde görmüş ve ondan sonra at ve silah sahibi olmak için beyazlarla ticaret yapmaya başlamışlar. at ve silah gücü sayesinde düşmanlarına karşı koyabilmişler ama beyazlarla kurulan bu yakınlık onlara nüfuslarının çoğunu kaybettikleri salgın hastalık olarak dönmüş. 1855'te a.b.d hükümetiyle, 1877'de kanada hükümetiyle antlaşma yapıp rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler.
a.b.d'deki piegan karaayakları, 23 ocak 1870 marias katliamında a.b.d ordusunun saldırısına uğradı ve 170'den fazla kadın, çocuk, yaşlı öldürüldü. yakılan köyden kaçabilen insanların bazılarıda soğuktan öldüler. oturan boğa 1877'de kanada'ya gittiğinde karaayak reisi karga ayak ile görüştü ve beraber beyazlara karşı savaşmayı teklif etti. karga ayak siouxlara yardım etsede savaşa girmeyi istemedi. zaten bu teklif duyulunca kanada hükümeti gelip karaayaklarla antlaşma imzaladı.
bugün karaayakların çoğu kanada'nın alberta eyaletinde ve bazılarıda a.b.d'nin montana eyaletinde yaşıyorlar.
bu kabile ismini, mokasenlerini siyaha boyadıkları için almıştır. atları, ilk defa kendilerine saldıran shoshone kabilesinde görmüş ve ondan sonra at ve silah sahibi olmak için beyazlarla ticaret yapmaya başlamışlar. at ve silah gücü sayesinde düşmanlarına karşı koyabilmişler ama beyazlarla kurulan bu yakınlık onlara nüfuslarının çoğunu kaybettikleri salgın hastalık olarak dönmüş. 1855'te a.b.d hükümetiyle, 1877'de kanada hükümetiyle antlaşma yapıp rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler.
a.b.d'deki piegan karaayakları, 23 ocak 1870 marias katliamında a.b.d ordusunun saldırısına uğradı ve 170'den fazla kadın, çocuk, yaşlı öldürüldü. yakılan köyden kaçabilen insanların bazılarıda soğuktan öldüler. oturan boğa 1877'de kanada'ya gittiğinde karaayak reisi karga ayak ile görüştü ve beraber beyazlara karşı savaşmayı teklif etti. karga ayak siouxlara yardım etsede savaşa girmeyi istemedi. zaten bu teklif duyulunca kanada hükümeti gelip karaayaklarla antlaşma imzaladı.
bugün karaayakların çoğu kanada'nın alberta eyaletinde ve bazılarıda a.b.d'nin montana eyaletinde yaşıyorlar.
devamını gör...
başı kapanan öğrencinin beyni çalışır
zamanında başını açık tutup üşüttüğünden düşünme yetisini kaybeden meczup beyanı.
devamını gör...
kadınlar psikopat erkeklerle birlikte olmadığında kadın cinayetleri son bulur mu sorunsalı
kadın cinayetleri, kadın cinayetlerinin suçunu bile kadınlara yıkmaya çalışan zihniyet son bulursa son bulacaktır.
devamını gör...
başlık açmak
çok dikkat edilmesi gerekir. bilgi içeren, yorumlarınızı kattığınız donanımlı ve açıklayıcı bir tanım girmelisiniz. ilk tanım önemlidir. bu konuyla ilişkili diğer başlıkları okumanız gerekir. bilgi edinmek gerekir. bu yüzden başlık açma fobisi oluştu bende. donanımlı olduğum konularda, zamanımı ayırabileceğim bir zamanda başlık açmayı tercih ederim. işin özü başlık açmış olmak için açmayınız.
devamını gör...
@ işareti
sapienza üniversitesi profesörlerine göre internetin sembolü olan "@" işareti 1536 yılında latin amerika'dan italya'ya mal taşıyan floransalı tacirlerin oldukça sık kullandığı bir işarettir. yaklaşık 500 yıl önce içecek ve tahılda ölçü birimi olan"ampboranın simgesi olarak da kullanılan bu işaret, uzak mesafeler arasında ticareti belirtmek için kullanılmıştır.
devamını gör...
gülten akın
gülten akın (1933 -2015) şairliğe doğa, aşk, ayrılık ve özlem konularında şiirler yazarak başladı.
daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal sorunları öne çıkardı.
birçok şiiri sezen aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren deli kızın türküsü’nde dinlediğimiz gibi bestelendi.
metin altıok şiir ödülü’nü de alan gülten akın “kadınlar iyi şiir yazamaz tezini” de çürütmüştür.
“ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya” demiştin ama kafa sözlük’te ince şeyler anlatan güzel insanlar var. keşke sen de aramızda olsaydın da görseydin.
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
bakıp kapatıyorlar
geceye giriyor türküler ve ince şeyler
memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
fındıklarımızı basıyor
neyleriz kararan tomurcukları
çocuklarımıza yalvarıyoruz: aç durun biraz
tecimenlere yalvarıyoruz:
bir "hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
bir banka az çiziniz bir yalvarma
bizden size ve sizden dışardakilere
karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
evet efendim
çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
yazların motorlu çingeneleri
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
toprağa tutku, kendinden dolayı
kulaklarımızı tıkıyoruz: para para para
kulaklarımızı açıyoruz: kavga kavga kavga
sorar belki biri: kavga ama neden kavga
komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-bilmiyoruz neden kavga.
sonra kasabanın cezaevinde
silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
günlerimiz iterek genişletiyoruz
yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye
durup ince şeyleri anlatmaya
kimselerin vakti olmasa da
okulların kadın öğretmencikleri
tatil günlerini çoğaltsalar da
kutsal nemiz varsa onun adına
gözlerimiz için bağlar dokusalar da
birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
açmaya ilkyaz çiçekleri
bir gün birileri öte geçelerden
ıslık çalar yanıt veririz.
daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal sorunları öne çıkardı.
birçok şiiri sezen aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren deli kızın türküsü’nde dinlediğimiz gibi bestelendi.
metin altıok şiir ödülü’nü de alan gülten akın “kadınlar iyi şiir yazamaz tezini” de çürütmüştür.
“ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya” demiştin ama kafa sözlük’te ince şeyler anlatan güzel insanlar var. keşke sen de aramızda olsaydın da görseydin.
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
bakıp kapatıyorlar
geceye giriyor türküler ve ince şeyler
memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
fındıklarımızı basıyor
neyleriz kararan tomurcukları
çocuklarımıza yalvarıyoruz: aç durun biraz
tecimenlere yalvarıyoruz:
bir "hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
bir banka az çiziniz bir yalvarma
bizden size ve sizden dışardakilere
karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
evet efendim
çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
yazların motorlu çingeneleri
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
toprağa tutku, kendinden dolayı
kulaklarımızı tıkıyoruz: para para para
kulaklarımızı açıyoruz: kavga kavga kavga
sorar belki biri: kavga ama neden kavga
komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-bilmiyoruz neden kavga.
sonra kasabanın cezaevinde
silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
günlerimiz iterek genişletiyoruz
yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye
durup ince şeyleri anlatmaya
kimselerin vakti olmasa da
okulların kadın öğretmencikleri
tatil günlerini çoğaltsalar da
kutsal nemiz varsa onun adına
gözlerimiz için bağlar dokusalar da
birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
açmaya ilkyaz çiçekleri
bir gün birileri öte geçelerden
ıslık çalar yanıt veririz.
devamını gör...
biraz soluklan yiğidim
ard arda şuursuzca tanım beğendiğinizde karşınıza çıkan engel mesajı.
devamını gör...
ihanet
birisinin bizi direkt sevmemesi daha iyi hissettirir burası kesin. kişi sinsice arkanızdan yol alır, dolanır, işler arapsaçına döner, ayaklarına dolanır ardından kaçınılmaz son; düşer, sese koşarsınız. bilin bakalım etrafa saçılan neymiş?
sizin masumiyetiniz,her şeyi mahvetmiş.
sizin masumiyetiniz,her şeyi mahvetmiş.
devamını gör...
virginia woolf
tasvirlerinin efsunu ruhu sarmalayan; okurken, başımızı samimiyetle göğsüne yaslamış, saçımızı okşuyor gibi sıcak ve güvende hissettiren yazar. zihnimde devrimler yaratmıştır. sıkışmış ruh halini, çaresizliklerini düşündükçe içimi acıtmıştır. kendisine epey minnettarım. ne derler, ışıklar içinde uyusun mu?.. her neyse.
devamını gör...
hoşlanılan kızın ilk buluşmada masaya zenginleştirilmiş uranyum koyması
dün akşam başımıza gelmiş olaydır.
uludağ'da kendi halimde kayak yapıp bir yandan da şöminemin karşısında château palmer şarabımı yudumlarken bir hanımla tanışma fırsatı buldum. biraz muhabbet ettikten sonra lobinin yanındaki kafeye gitme kararı aldık.
kız oldukça alımlı hoş bir kız fakat her ağzını açtığında uykum geliyor. bu sebeple uyuklamamak için, arada sırada çaktırmadan masanın altından maçkolik'e bakıp 2'den 1 oynadığım chelsea- tottenham maçı yorumlarına bakıyorum. annemin bütün emekli maaşını yatırmışım ya bu uludağ'dan gideceğim ya da muhtemelen restoranın arkasında bekleyen ızbandut kalıplı, yüce mevlam görse "ben bunları ne ara yarattım la" diyeceği tıynette insan azmanları beni döve döve hallaç pamuğuna çevirecek. kupon muhakkak tutmalı yani.
"ee hep ben konuştum biraz da seni dinleyelim bakalım ihihih"
"ne anlatayım güzelim. işte biliyorsun günlerdir site kodlamaya çalışıyorum heheh"
"hmm doğru yazılımcıydın"
"junior yazılımcı diyelim"
"teknolojiden ne kadar da anlayan bir beyyy ihih"
"ehh tabii işim gereği (gülen surat)"
"benim baba tarafım komple deli ben sana söylemiş miydim???"
dedim eyvah mebus, bu cümle de geldiğine göre şimdi gerçek manada s.çtın.
"ismail bak şimdi sana ne göstericem çok şaşıracaksın ihihi"
çantasından koskocaman bir metal çıkardı, yuvarlak , tekerlek gibi bir metal ne olduğunu anlayamadım.
"bunun ne olduğunu biliyor musun??"
"ımmm hayır tatlım nedir bu? kapalı metal bir kutuya benziyor"
"zenginleştirilmiş uranyummm!"
"nehh??!!!"
o anda ben de dahil lobide ne kadar insan varsa, oteli terk etmiştik. teleferik operatörü yerini terk ettiği için insanlar havada asılı kalmıştı. aşağıda snowboard yapan influencer kızlar daha hızlı kaymaya başlamıştı. herkes olay yerinden kaçtığı için aradan ben de tüymüştüm.
uludağ'da kendi halimde kayak yapıp bir yandan da şöminemin karşısında château palmer şarabımı yudumlarken bir hanımla tanışma fırsatı buldum. biraz muhabbet ettikten sonra lobinin yanındaki kafeye gitme kararı aldık.
kız oldukça alımlı hoş bir kız fakat her ağzını açtığında uykum geliyor. bu sebeple uyuklamamak için, arada sırada çaktırmadan masanın altından maçkolik'e bakıp 2'den 1 oynadığım chelsea- tottenham maçı yorumlarına bakıyorum. annemin bütün emekli maaşını yatırmışım ya bu uludağ'dan gideceğim ya da muhtemelen restoranın arkasında bekleyen ızbandut kalıplı, yüce mevlam görse "ben bunları ne ara yarattım la" diyeceği tıynette insan azmanları beni döve döve hallaç pamuğuna çevirecek. kupon muhakkak tutmalı yani.
"ee hep ben konuştum biraz da seni dinleyelim bakalım ihihih"
"ne anlatayım güzelim. işte biliyorsun günlerdir site kodlamaya çalışıyorum heheh"
"hmm doğru yazılımcıydın"
"junior yazılımcı diyelim"
"teknolojiden ne kadar da anlayan bir beyyy ihih"
"ehh tabii işim gereği (gülen surat)"
"benim baba tarafım komple deli ben sana söylemiş miydim???"
dedim eyvah mebus, bu cümle de geldiğine göre şimdi gerçek manada s.çtın.
"ismail bak şimdi sana ne göstericem çok şaşıracaksın ihihi"
çantasından koskocaman bir metal çıkardı, yuvarlak , tekerlek gibi bir metal ne olduğunu anlayamadım.
"bunun ne olduğunu biliyor musun??"
"ımmm hayır tatlım nedir bu? kapalı metal bir kutuya benziyor"
"zenginleştirilmiş uranyummm!"
"nehh??!!!"
o anda ben de dahil lobide ne kadar insan varsa, oteli terk etmiştik. teleferik operatörü yerini terk ettiği için insanlar havada asılı kalmıştı. aşağıda snowboard yapan influencer kızlar daha hızlı kaymaya başlamıştı. herkes olay yerinden kaçtığı için aradan ben de tüymüştüm.
devamını gör...
türk kızının merhaba sözüne vereceği yanıtlar
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
hayatta geriye bırakabildiği şey bir allahaısmarladık bir de 12 lira... 6 ekmek parası, dolapta yanında yiyebileceği bir şeyler kaldıysa 2 günü geçirirlerdi. sonrası? sonrası yok.
nedendir bilmem şeyma subaşının mısırlı milyarder sevgilisinin özel jet bulamayınca bir yolcu uçağını kiralaması aklıma düştü. bilmiyorum ya hayat çok zıt.
nedendir bilmem şeyma subaşının mısırlı milyarder sevgilisinin özel jet bulamayınca bir yolcu uçağını kiralaması aklıma düştü. bilmiyorum ya hayat çok zıt.
devamını gör...
soweto
apartheid zamanında, güney afrika cumhuriyeti'nin johannesburg şehrinde, siyahlar için kurulan bölgedir.
ilk duyanların, siyahların dilindeki bir kelime zannetmesine rağmen, aslında south western township kelimesinin, siyahlar tarafından kısaltmasıdır.
1976'da, soweto'daki ırkçılık karşıtı gösterilerde onlarca öğrenci öldürülmüştür.
ilk duyanların, siyahların dilindeki bir kelime zannetmesine rağmen, aslında south western township kelimesinin, siyahlar tarafından kısaltmasıdır.
1976'da, soweto'daki ırkçılık karşıtı gösterilerde onlarca öğrenci öldürülmüştür.
devamını gör...
