normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
eşim ve ailesinin eve ilk kez tanışmaya geldiği gün heyecandan bayılmam yere düşerken kafamı vurmam ve dilimin boğazıma kaçması thanks panik atak thanks anksiyete
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
tanımlarını okumaktan keyif aldığım, gündem takipçisi yazarımız.
o yazsın biz takipteyiz. *
o yazsın biz takipteyiz. *
devamını gör...
kolanın yanında güzel giden bir şey
çekirdek ve dertten anlayan, muhabbeti güzel bir arkadaş.
devamını gör...
tanrı
tek olarak tanımlanan yaratıcı. göbeklitepeden sümere ve günümüze kadar var olan bir çok kültür ve dinde bir 'tek tanrı' inancı mevcuttur. ateist bilimcilerin 'insanın yerleşik düzene geçtikten sonra (m.ö. 5000) savaşlar, açlık, korku vb etkiler sonucu kendi kendilerine oluşturduklarını söyledikleri kavramdır. fakat bu bilimsel açıklama göbeklitepe (m.ö. 12000) ile sarsılmıştır.
asıl sorulması gereken şudur; insan beyni görmediği bir şeyi modelleyemez ve modelleyemediğine isim koyamaz. misal, anadan doğma körlerin olduğu bir adada yaşayan insanların 'renk' diye bir kavramı yoktur. ve isim de koyamazlar. dışarıdan gören birinin gelip onlara renk diye bir kavramdan bahsetmesi ile sadece 'haberleri' olur. peki, anadan doğma körler bile birdenbire renk diye bir kavramı koyamazken nasıl oluyor da insan 'öldükten sonra dirilme, ahiret günü, cennet cehennem gibi' kavramları 'tanrı' kavramını koyabilmiştir. asıl cevaplanması gereken soru budur.
ötelerden gelen edit: bu konuyla ilgili olan bilimsel bir destek istiyorlarsa rahmetli darwinin 'insanın türeyişi' adlı kitabın tanrı inancı ve din adlı başlığa bakmaları yeterlidir.
asıl sorulması gereken şudur; insan beyni görmediği bir şeyi modelleyemez ve modelleyemediğine isim koyamaz. misal, anadan doğma körlerin olduğu bir adada yaşayan insanların 'renk' diye bir kavramı yoktur. ve isim de koyamazlar. dışarıdan gören birinin gelip onlara renk diye bir kavramdan bahsetmesi ile sadece 'haberleri' olur. peki, anadan doğma körler bile birdenbire renk diye bir kavramı koyamazken nasıl oluyor da insan 'öldükten sonra dirilme, ahiret günü, cennet cehennem gibi' kavramları 'tanrı' kavramını koyabilmiştir. asıl cevaplanması gereken soru budur.
ötelerden gelen edit: bu konuyla ilgili olan bilimsel bir destek istiyorlarsa rahmetli darwinin 'insanın türeyişi' adlı kitabın tanrı inancı ve din adlı başlığa bakmaları yeterlidir.
devamını gör...
ham toprak
ham toprak, ivan sergeyeviç turgenyev tarafından 1877 yılında yayımlanan yazarın son romanıdır. ham toprak, rusya'daki devrimci haretketleri anlattığı eseridir.
turgenyev, halka hizmet etmekten, onu özgürleştirmekten başka amacı olmayan çarlık karşıtı, korkusuz ve dürüst gençlerin hayatından bahsediyor.
kitabın merkezinde, rusya'da devrim yapmak isteyen gençlerden nejdanov' un fikirleri ve başından geçen olaylar anlatılıyor.
--! spoiler !--
asil bir ailenin(adamın) gayri meşru çocuğu olan nejdanov ünüversite öğrencisi ve devrimci bir gençtir. bir devlet adamıyla tanışması ve onun evine oğluna öğretmenlik yapmak için taşınmasıyla olaylar gelişiyor.köylülere devrimi anlatmak, onların uyanışına rehber olmak istiyor. ama zamanla devrime olan inancı azalıyor.
--! spoiler !--
--- alıntı ---
"ham toprağı hafif bir karasabanla sığ değil, pullukla derinden sürmeli."
--- alıntı ---
turgenyev, halka hizmet etmekten, onu özgürleştirmekten başka amacı olmayan çarlık karşıtı, korkusuz ve dürüst gençlerin hayatından bahsediyor.
--! spoiler !--
asil bir ailenin(adamın) gayri meşru çocuğu olan nejdanov ünüversite öğrencisi ve devrimci bir gençtir. bir devlet adamıyla tanışması ve onun evine oğluna öğretmenlik yapmak için taşınmasıyla olaylar gelişiyor.köylülere devrimi anlatmak, onların uyanışına rehber olmak istiyor. ama zamanla devrime olan inancı azalıyor.
--! spoiler !--
--- alıntı ---
"ham toprağı hafif bir karasabanla sığ değil, pullukla derinden sürmeli."
--- alıntı ---
devamını gör...
yoldaş benjamin levent gültekin podcast'i
levent gültekin bile konuk olarak geldiğine göre sözlük cidden bir yerlere gelmeye başlamış. benimde içinde bulunduğum
kaliteli yazar arkadaşlarımı emeklerinden dolayı gözlerinden öpüyorum.
video izlendikten sonra gerekirse edit geçerim
kaliteli yazar arkadaşlarımı emeklerinden dolayı gözlerinden öpüyorum.
video izlendikten sonra gerekirse edit geçerim
devamını gör...
l'autopsie de satan
luis de la higuera'nın 2006 yılında piyasaya sürdüğü, harika bir konusu olsa da bunu hiç etmiş eseri. bu romanı yıllar önce antalya migros avm'nin d&r'ında görmüş ve almak istemiştim ama param yetmemişti, o süre zarfından sonra unutmuştum varlığını, geçen sene bir şekilde hatırlayıp sipariş ettim ve bir köşede okunmayı beklemişti, gün itibariyle bitti.
spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olur isem, 1600'lü yıllarda tuhaf bir köye bir kilise inşa ediliyor ve temel atılma kısmında iskelet bulunuyor, bu iskeletin bir azizeye ait olduğu düşünülüyor ama iskelet araştırılmaya başlanıyor, papalık olaya el koyuyor ve işler karışıyor.
bu iskeletin tarihi, kim olduğu, gerçekten bir azizeye mi yoksa başka bir şeye mi ait olduğu kısmını bir güzel merak ettiriyor yazar ama son 20 sayfaya kadar hiçbir şey öğrenemeden bir oraya, bir buraya, "bir an önce bitsin artık..." diyeceğimiz gereksiz ve bir şey kazandırmayan detaylarda boğmuş bizi sevgili yazar. üstüne hiç tatmin edecek bir son olmayınca da kitap oldukça başarısız bir hale bürünmüş...
spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olur isem, 1600'lü yıllarda tuhaf bir köye bir kilise inşa ediliyor ve temel atılma kısmında iskelet bulunuyor, bu iskeletin bir azizeye ait olduğu düşünülüyor ama iskelet araştırılmaya başlanıyor, papalık olaya el koyuyor ve işler karışıyor.
bu iskeletin tarihi, kim olduğu, gerçekten bir azizeye mi yoksa başka bir şeye mi ait olduğu kısmını bir güzel merak ettiriyor yazar ama son 20 sayfaya kadar hiçbir şey öğrenemeden bir oraya, bir buraya, "bir an önce bitsin artık..." diyeceğimiz gereksiz ve bir şey kazandırmayan detaylarda boğmuş bizi sevgili yazar. üstüne hiç tatmin edecek bir son olmayınca da kitap oldukça başarısız bir hale bürünmüş...
devamını gör...
yetiremediğiniz şeyler
tahammül seviyem.
devamını gör...
darpa
cok cilgin projelerin dondugu amerika savunma bakanligi’na bagli kurum. abd’nin aselsan’i da diyebiliriz. kurulus isminin acilimi ise; defense advanced research project agency.
kurumun ortaya cikis donemi rusya’nin sputnik uydusunu uzaya gonderdigi zamana tekabul etmektedir. rusya’nin uyduyu gondermesiyle deyim yerindeyse abd’nin pacalari tutusmus ve sovyet teknolojilerinin kendi teknolojilerini geride birakabilecegini farkedince acilen bu ajansi kurmustur.kurum zamanla o kadar buyumus ki, kendi icerisinde de yan kuruluslar olusturulmustur. nasa’da bunlardan bir tanesidir. arpanet yani bugun ki kullandigimiz internet agi bu kurumun projesidir. keza gps, dronelar, yuksek teknoloji silahlar, iha’lar, robotlar vb. askeri alana hitap edecek her turlu teknolojik araclar bu kurumun bulusudur.sadece askeri alanda teknolojik faliyetler yapilmiyor elbette, teknolojiyle alakali her mevzu bu kurumun ilgi alani.
bu konudan farkli olarak birde kurumla ilgili oldukca farkli teorilerde bulunmaktadir. ornegin; kurumun uzaylilarla iletisim kurabildigi hatta unlu 51.bolge mevzusuyla da baglantili olduklari soylenmekte. bunlar birer teoriden ibaret olsa da gercekten gun yuzune cikmamis cilgin projeleri gizliden gizliye planladiklari bilinmektektedir ama. ornegin sanal zeka ile oldukca ilgili olduklarini soyleyebilirim. robotlarla insanlar arasinda zihinsel baglanti kurmak icin yaptiklari calismalar mevcut. akabinde askeri alanda kullanilabilmesi icin telepati kask projleri 2000’li yillarin basindan beri gundemde. proje hakkinda biraz detay duseyim; ozel teknolojiyle uretilmis askeri kasklar bir catisma esnasinda kullanilmasi halinde, askerler arasinda kask yoluyla zihinsel ilesisim kurulmasi mumkun olacak. yani telefon ve telsiz turevi araclarin kullanimina gerek kalmayacak. projeye 6 milyon dolarin uzerinde yatirim yapilmis fakat proje henuz uretime gececek nitelikte de degil...
kurumun ortaya cikis donemi rusya’nin sputnik uydusunu uzaya gonderdigi zamana tekabul etmektedir. rusya’nin uyduyu gondermesiyle deyim yerindeyse abd’nin pacalari tutusmus ve sovyet teknolojilerinin kendi teknolojilerini geride birakabilecegini farkedince acilen bu ajansi kurmustur.kurum zamanla o kadar buyumus ki, kendi icerisinde de yan kuruluslar olusturulmustur. nasa’da bunlardan bir tanesidir. arpanet yani bugun ki kullandigimiz internet agi bu kurumun projesidir. keza gps, dronelar, yuksek teknoloji silahlar, iha’lar, robotlar vb. askeri alana hitap edecek her turlu teknolojik araclar bu kurumun bulusudur.sadece askeri alanda teknolojik faliyetler yapilmiyor elbette, teknolojiyle alakali her mevzu bu kurumun ilgi alani.
bu konudan farkli olarak birde kurumla ilgili oldukca farkli teorilerde bulunmaktadir. ornegin; kurumun uzaylilarla iletisim kurabildigi hatta unlu 51.bolge mevzusuyla da baglantili olduklari soylenmekte. bunlar birer teoriden ibaret olsa da gercekten gun yuzune cikmamis cilgin projeleri gizliden gizliye planladiklari bilinmektektedir ama. ornegin sanal zeka ile oldukca ilgili olduklarini soyleyebilirim. robotlarla insanlar arasinda zihinsel baglanti kurmak icin yaptiklari calismalar mevcut. akabinde askeri alanda kullanilabilmesi icin telepati kask projleri 2000’li yillarin basindan beri gundemde. proje hakkinda biraz detay duseyim; ozel teknolojiyle uretilmis askeri kasklar bir catisma esnasinda kullanilmasi halinde, askerler arasinda kask yoluyla zihinsel ilesisim kurulmasi mumkun olacak. yani telefon ve telsiz turevi araclarin kullanimina gerek kalmayacak. projeye 6 milyon dolarin uzerinde yatirim yapilmis fakat proje henuz uretime gececek nitelikte de degil...
devamını gör...
blaise pascal
1623-1662 yılları arasında yaşamış fransız matematikçi, fizikçi ve düşünürdür. binom açılımındaki katsayıları uygun bir tablo halinde tanıtmıştır. bu tabloya pascal üçgeni denir.
devamını gör...
geceye bir çelişki bırak
"nasıl oluyor ? vakit bir türlü geçmezken , yıllar hayatlar geciyor." teoman. paramparça.
devamını gör...
en sinir bozucu çizgi film karakteri
fil necati. ulan resmen kemal sunal'ı taklit ediyorsun şerefsiz yaratık. sanki anlamadık. aklımızla alay etme.
devamını gör...
ponçik savar kulübü
(bkz: biz bunları hep yazdık)
#458655 #549062 #661226 #682839 #669457
moral bozmak gibi olmasın ama bu yapılanma ile öyle kulüple mulüple baş etmeniz mümkün değil * çok acayip taktikleri var. bu taktikleri oturup inceleyip sayfalarca makale bile yazabilirsiniz. aynı zamanda çok gizli çalışıyorlar. yer altı örgütlenmesi gibi bir şey. misal adam/kadın daha yeni üye olmuş sözlüğe bismillah demeden canım/cicim/tatlım/balım diye nick altı girmeye başlıyor. arkadaş ne ara tanıdın? ne ara okudun? ne ara hakkında fikir sahibi oldun?
ayrıca kontrlgerilla taktikleri uyguluyorlar. sözlüğü ele geçirmişler resmen ve her noktada adamları var. canım cicim terör örgütü ile beğeni favori trolleri/tugayları içli dışlı iki örgüt. her iki örgütte de yer alan çift taraflı çalışan ajanlar var.
bu örgütlerin çökmesi için içerden çözülme gerekiyor. birilerinin youtube videoları çekip ifşalara başlaması lazım ki, genel bazda bir uyanış yaşansın. * anlayacağınız bu mafyatik düzeni öyle kolay kolay yok edemezsiniz. zira deniz salyası gibi yapışkan örgütler bunlar. üzerinize bir kere salyaları bulaşırsa yandığınızın resmidir. bence başınıza bir şey gelmeden hemen kulübün kapısına kilit vurun. yoksa faili meçhullere hazır olmak zorundasınız.* yolunuza döşenecek ballı lokma mayınlarına, parça tesirli jelibonlara ve çokomelli güdümlü füzelere karşı dikkatli olmanızı dilerim.
#458655 #549062 #661226 #682839 #669457
moral bozmak gibi olmasın ama bu yapılanma ile öyle kulüple mulüple baş etmeniz mümkün değil * çok acayip taktikleri var. bu taktikleri oturup inceleyip sayfalarca makale bile yazabilirsiniz. aynı zamanda çok gizli çalışıyorlar. yer altı örgütlenmesi gibi bir şey. misal adam/kadın daha yeni üye olmuş sözlüğe bismillah demeden canım/cicim/tatlım/balım diye nick altı girmeye başlıyor. arkadaş ne ara tanıdın? ne ara okudun? ne ara hakkında fikir sahibi oldun?
ayrıca kontrlgerilla taktikleri uyguluyorlar. sözlüğü ele geçirmişler resmen ve her noktada adamları var. canım cicim terör örgütü ile beğeni favori trolleri/tugayları içli dışlı iki örgüt. her iki örgütte de yer alan çift taraflı çalışan ajanlar var.
bu örgütlerin çökmesi için içerden çözülme gerekiyor. birilerinin youtube videoları çekip ifşalara başlaması lazım ki, genel bazda bir uyanış yaşansın. * anlayacağınız bu mafyatik düzeni öyle kolay kolay yok edemezsiniz. zira deniz salyası gibi yapışkan örgütler bunlar. üzerinize bir kere salyaları bulaşırsa yandığınızın resmidir. bence başınıza bir şey gelmeden hemen kulübün kapısına kilit vurun. yoksa faili meçhullere hazır olmak zorundasınız.* yolunuza döşenecek ballı lokma mayınlarına, parça tesirli jelibonlara ve çokomelli güdümlü füzelere karşı dikkatli olmanızı dilerim.
devamını gör...
hatay'da alevi olduğu için saldırıya uğrayan öğretmen
terör eylemidir. evet tam olarak öyle. sorumlusu da bunu yapan cahil pislikten ziyade, her gün nefret ve kin saçan malum zihniyettir!!.
devamını gör...
18 mart 1915 çanakkale zaferi
şimdi şuraya bir anıt resmi bırakalım.

urfa mutasarrıfı nusret beyin yaptırdığı bu anıtın dikilme tarihi 1917...
artı ilk mustafa kemal paşa caddesi de aynı tarihte urfa'da açılıyor.
peki nusret bey kim? ingiliz işgal kuvvetleri komutanını karşılamadığı için görevinden alınan ve yargılanan bir yurtsever.
hani son zamanlarda mustafa kemal çanakkale'de yoktu ya da vardı ama pek bir şey yapmadı diyenler var ya; işte onlara ithaf olsun...
tüm şehitlerimiz ışıklar içerisinde uyusunlar. devirleri daim olsun.
dibine not: sinan meydan bu konu ile ilgili belge ve kaynaklarla güzel bir yazı kaleme almış. merak edenler onu da güzelce okusunlar derim.

urfa mutasarrıfı nusret beyin yaptırdığı bu anıtın dikilme tarihi 1917...
artı ilk mustafa kemal paşa caddesi de aynı tarihte urfa'da açılıyor.
peki nusret bey kim? ingiliz işgal kuvvetleri komutanını karşılamadığı için görevinden alınan ve yargılanan bir yurtsever.
hani son zamanlarda mustafa kemal çanakkale'de yoktu ya da vardı ama pek bir şey yapmadı diyenler var ya; işte onlara ithaf olsun...
tüm şehitlerimiz ışıklar içerisinde uyusunlar. devirleri daim olsun.
dibine not: sinan meydan bu konu ile ilgili belge ve kaynaklarla güzel bir yazı kaleme almış. merak edenler onu da güzelce okusunlar derim.
devamını gör...
papatya
şöyle bir hikayesi de var;
osmanlı zamanında iki asker, papaza not ulaştırmak için yunan adalarından birine giderler.
papazın evine gelir kapıyı çalarlar, papazın karısı kapıyı açar.
papaza not getirdiklerini ve kendisiyle görüşmel istediklerini belirtirler.
karısı; papazın o an müsait olmadığını, içerde bir toplantıda olduğunu ama isterlerse bahçede bekleyebileceklerini söyler.
askerler bahçeye geçer ve papazın karısıyla, havadan sudan sohbet etmeye başlarlar. sonra kadına adını sorarlar.
kadın; yerdeki bir çiçeği gösterek "papaz’ın karısının ismi ile şu gördüğünüz çiçeğin ismi aynıdır" der.
yunanca "papadia", papaz’ın karısı anlamındadır. askerler ise olayı tersinden okurlar ve yerdeki çiçeğin isminin, papaz’ın karısı anlamında kullanılan "papadia" olduğunu düşünürler ve gülerler.
oysa kadın, kendi isminin "marguerita" olduğunu vurgulamak istemektedir. neredeyse bütün batı dillerinde "marguerita" olarak bilinen bizim «papadia» o gün bugündür, "papatya" olarak dilimizde hayatını sürdürmektedir.
osmanlı zamanında iki asker, papaza not ulaştırmak için yunan adalarından birine giderler.
papazın evine gelir kapıyı çalarlar, papazın karısı kapıyı açar.
papaza not getirdiklerini ve kendisiyle görüşmel istediklerini belirtirler.
karısı; papazın o an müsait olmadığını, içerde bir toplantıda olduğunu ama isterlerse bahçede bekleyebileceklerini söyler.
askerler bahçeye geçer ve papazın karısıyla, havadan sudan sohbet etmeye başlarlar. sonra kadına adını sorarlar.
kadın; yerdeki bir çiçeği gösterek "papaz’ın karısının ismi ile şu gördüğünüz çiçeğin ismi aynıdır" der.
yunanca "papadia", papaz’ın karısı anlamındadır. askerler ise olayı tersinden okurlar ve yerdeki çiçeğin isminin, papaz’ın karısı anlamında kullanılan "papadia" olduğunu düşünürler ve gülerler.
oysa kadın, kendi isminin "marguerita" olduğunu vurgulamak istemektedir. neredeyse bütün batı dillerinde "marguerita" olarak bilinen bizim «papadia» o gün bugündür, "papatya" olarak dilimizde hayatını sürdürmektedir.
devamını gör...
kahvaltıda yaş pasta yemek
eğlenceli bir geceden sonra yalnız başına uyanmış bir doğum günü çocuğuysanız yapacağınız eylem. biraz hüzün ve şaşkınlıkla yaş pastanızı yer ve içinizden şöyle dersiniz ''pastalar bayatlayınca daha güzel oluyor sanki.''
devamını gör...
ananı da al git
11 şubat 2006 tarihinde mustafa kemal öncel adında bir çiftcinin “çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı” demesi üzerine sayın prezidıntımızın ''ananı da al git'' demesi ile vuku bulmuş olan hadise.
çiftçinin başına bela olmuşlar zamanında. kendisi şunları demiştir.
“benim hayatımı mahvettiler. o tartışmanın ardından ve tayyip erdoğan'ın bana hakaretlerinden sonra özür dilettirildim. özür dilettirildiğim halde başıma gelmeyen kalmadı.bir televizyon kanalında canlı yayına bağlandığında ‘onun anasının ellerinden öpüyorum' dediği halde başıma gelmeyen kalmadı, ekmeğimle oynadılar. işçiyi ve tüccarı bahçeme göndermediler.''
''başkasının işlediği bir suçtan mütevellit adli tıplara gönderildim. akıllı mı deli mi diye… düzmece raporlarla siyasi bir karar bağlamında deli raporları verildi, tımarhanelere atıldım. tımarhane sonrasında şizofren teşhisi konularak zorla taburcu ettiler. her mahkeme ayrı ayrı gönderince, hakkımda birkaç defa dava açtılar başkalarının işlediği suçlardan açılan davalar bunlar”
kendisi şöyle yakarmıştır. ''erdoğan her mersin'e geldiğine beni gözaltına alıyorlar. artık bu kadar olamaz. benim erdoğan ile tartıştığım günden önce bir tek sabıkam yoktu. ben müracaat da ettim, ‘benim sicilimi temizleyin' dedim. ancak, yetkililer hala uyuyor.''
çiftçinin başına bela olmuşlar zamanında. kendisi şunları demiştir.
“benim hayatımı mahvettiler. o tartışmanın ardından ve tayyip erdoğan'ın bana hakaretlerinden sonra özür dilettirildim. özür dilettirildiğim halde başıma gelmeyen kalmadı.bir televizyon kanalında canlı yayına bağlandığında ‘onun anasının ellerinden öpüyorum' dediği halde başıma gelmeyen kalmadı, ekmeğimle oynadılar. işçiyi ve tüccarı bahçeme göndermediler.''
''başkasının işlediği bir suçtan mütevellit adli tıplara gönderildim. akıllı mı deli mi diye… düzmece raporlarla siyasi bir karar bağlamında deli raporları verildi, tımarhanelere atıldım. tımarhane sonrasında şizofren teşhisi konularak zorla taburcu ettiler. her mahkeme ayrı ayrı gönderince, hakkımda birkaç defa dava açtılar başkalarının işlediği suçlardan açılan davalar bunlar”
kendisi şöyle yakarmıştır. ''erdoğan her mersin'e geldiğine beni gözaltına alıyorlar. artık bu kadar olamaz. benim erdoğan ile tartıştığım günden önce bir tek sabıkam yoktu. ben müracaat da ettim, ‘benim sicilimi temizleyin' dedim. ancak, yetkililer hala uyuyor.''
devamını gör...
pfizer çalışanlarının itiraflarının ifşa edilmesi
televizyonun bulunup seri üretime geçilmesinden yaklaşık bir yıl sonra renkli televizyon da geliştirilmiş ve üretilmeye başlanmış. ancak renkli televizyonları piyasaya sürmek için halihazırda üretilmiş olan siyah beyaz televizyon stoklarının erimesini beklemişler.
aynı durum tüm sektörler için geçerli. tıp ve ilaç sektörü de hipokratın hümanizminden kapitalizmin bumerangına dönüşeli çoook oldu. covid-19 da belki ilk 3 ay samimiyetle insan hayatı için çalışıldı, sonrası tamamen birbiriyle çelişen araştırmalar(!), haberler, makaleler, televizyon programları ve uzman açıklamaları. biz de filler sevişirken arada ezilen çimenler.
aynı durum tüm sektörler için geçerli. tıp ve ilaç sektörü de hipokratın hümanizminden kapitalizmin bumerangına dönüşeli çoook oldu. covid-19 da belki ilk 3 ay samimiyetle insan hayatı için çalışıldı, sonrası tamamen birbiriyle çelişen araştırmalar(!), haberler, makaleler, televizyon programları ve uzman açıklamaları. biz de filler sevişirken arada ezilen çimenler.
devamını gör...
köy evlerinde her odada banyo olması
annemin evlenmeden önce yaşadığı evden bildiğim durumdur. pek modern yapılar değildir. daha çok dolap tarzındadır. taşıma suyla yıkanılır. bireysellik, mahremiyet açısından yine de iyidir tabii.
devamını gör...