nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
hangimiz olmayız ki? biri evime misafirliğe gelmiş de keyifli vakit geçirdiği için teşekkür ediyor gibi hissediyorum.
devamını gör...
aşk-ı memnu'nun bittikçe yeniden başlaması
halit ziya bu kadar yemedi ekmeğini bu senaryonun.
devamını gör...
yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
üniversite eğitimi sınavsız, ve ücretsiz olsun çok isterdim, birde yemek ve barınma, yiyip içip, uyuyup uyanıp, mimarlık okumak isterdim.
devamını gör...
30'unda metalci olmak
eee alma metalcinin ahını çıkar aheste aheste demişler. orada burada metalcilere salladınız salladınız şimdi imana geldiniz değil mi ? sizi köftehorlar sizi...
devamını gör...
doğum lekesi
başka bir inanışa göre, önceki hayatınızda oradan darbe alarak ölmüşsünüzdür, onun izi, lekesidir.
benim dizimde vardır.*
kim dizimden vurdurdu bilmiyorum. ayıptır kardeşim.
benim dizimde vardır.*
kim dizimden vurdurdu bilmiyorum. ayıptır kardeşim.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
"ama komik olan şu ki ben de dahil ülkedeki çoğu insan koyu siyaset fanatiği değil, değiliz.
kim iyi hizmet verirse o geçer başa."
(bkz: yersen)
kim iyi hizmet verirse o geçer başa."
(bkz: yersen)
devamını gör...
necip fazıl kısakürek
hem siyasal islamcı hem sanatçı olunabileceğini gösteren vasat şairdir. necip fazıl'ın yazdıklarına şiir diyenlerin acilen köprüden atlaması gereklidir.
necip fazıl, muhafazakar kesimin şişirdiği koca bir balondur. bizim nazım hikmet'le denk değildir. hakeza gölgesine bile yetişemez.
edit: düzeltme
necip fazıl, muhafazakar kesimin şişirdiği koca bir balondur. bizim nazım hikmet'le denk değildir. hakeza gölgesine bile yetişemez.
edit: düzeltme
devamını gör...
beyaz gül
en sevdiğim çiçektir. neden olmasın? bence sizin de olabilir. çünkü;
tarih boyunca aşk, güzellik, saflık, masumiyet, sadakat, güven, hayranlık, saygı, neşe ve ihtişam kavramlarıyla anılmıştır. "ışık çiçeği" olarak da bilinmektedir.
roma döneminde yeni bir ilişkiye başlamak isteyenlerin sevdiğine beyaz gül hediye etmesi, dile getirilemeyen aşkların sözcüsü olması, gizli saklı konuşmaların beyaz gül bahçelerinde yapılması gibi birçok tarihsel olayda karşımıza çıkmaktadır.
ayrıca kraliçe viktoria'nın düğününde beyaz güllerden oluşan bir ambians kullanması ile günümüzde hala devam eden ve düğün organizasyonları ile gelin buketlerinde de en çok tercih edilen çiçek haline gelmiştir.
tarih boyunca aşk, güzellik, saflık, masumiyet, sadakat, güven, hayranlık, saygı, neşe ve ihtişam kavramlarıyla anılmıştır. "ışık çiçeği" olarak da bilinmektedir.
roma döneminde yeni bir ilişkiye başlamak isteyenlerin sevdiğine beyaz gül hediye etmesi, dile getirilemeyen aşkların sözcüsü olması, gizli saklı konuşmaların beyaz gül bahçelerinde yapılması gibi birçok tarihsel olayda karşımıza çıkmaktadır.
ayrıca kraliçe viktoria'nın düğününde beyaz güllerden oluşan bir ambians kullanması ile günümüzde hala devam eden ve düğün organizasyonları ile gelin buketlerinde de en çok tercih edilen çiçek haline gelmiştir.
devamını gör...
marshall eriksen
dev gibi bir kalbi olan karakter. sevdiğine sadık saf masum iyi bir arkadaş. öyle bir dostum olsun isterdim. hımym severlerin genelde sevdiği bir karakterdir.
devamını gör...
bill gates
şu sıralar bazı kesimlerin beynimize çip takacağını düşündüğü kişi.
allah akıl fikir versin diyorum.
tanım: dünyaca ünlü bir şirket olan microsoft'un kurucusu.
allah akıl fikir versin diyorum.
tanım: dünyaca ünlü bir şirket olan microsoft'un kurucusu.
devamını gör...
uzun zamandır resim çizmemek
zaman aralığı gereğinden fazla uzatıldığında çöp adam seviyesine düşmenize sebebiyet verebilecek durum.
devamını gör...
aleyna çakır'ın tırnağından çıkan dna ve spermin ümitcan uygun'a ait olduğunun tespit edilmesi
belki adalet bu kadar geç sağlanmasaydı zanlının bugün annesi yaşıyor olacaktı. annesi hakkında olan suçlamalar da incelenecek ve ailecek işledikleri suçların cezasını çekeceklerdi.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
- giymiycem çoraplarımı, ben soğuk seviyorum. üşümek istiyorum.
- oğlum çorapsız gezilir mi? kızlar der ki 'aa bunun çorabı yok' (tamam bunu neden dedim ben de bilmiyorum)
- yoo benim karım da soğuğu sevecek. öyle evleneceğim ben.
- iyi, bir eskimo bulalım sana onunla evlen. hatta gidin kutuplarda yaşayın.
uzun bir sessizlikten sonra
- neden eski bir moyla evleniyorum ben? evlenmem eski bir moyla. yeni moyla evleneceğim.
- haahh şimdi oldu...
- oğlum çorapsız gezilir mi? kızlar der ki 'aa bunun çorabı yok' (tamam bunu neden dedim ben de bilmiyorum)
- yoo benim karım da soğuğu sevecek. öyle evleneceğim ben.
- iyi, bir eskimo bulalım sana onunla evlen. hatta gidin kutuplarda yaşayın.
uzun bir sessizlikten sonra
- neden eski bir moyla evleniyorum ben? evlenmem eski bir moyla. yeni moyla evleneceğim.
- haahh şimdi oldu...
devamını gör...
üşengeçlik
bence insanların* tembelliklerine bulduğu kulptur. insan kendine tembelim diyemez, üşengecim der zira bu biraz daha yumuşatılmış bir kavramdır. insan kendini bir kere üşengecim dediğinde ise bu tembellik başka bir olgunun altında gizlendiği için giderek artıyor ve sadece beyni sahte mutluluklarka tatmin etmeyle geçen bir ömür oluşuyor.
devamını gör...
milwall fc
ingiliz futbol takımıdır. şu an ingiltere championship liginde boy göstermektedir. kulübün lakabı aslanlardır. logosunda beyaz bir aslan bulunmaktadır.
maçlarını 20 bin kapasiteli the den stadyumunda oynuyorlar.
kuruluş yılları 1885 yılıdır.
benim bu takımla tanışmam ve ilgi duymam yeşil sokak holiganları filmiyle olmuştu.
orada west ham united ile aralarında bulunan rekabet. hatta savaş bu takımı tanımama vesile olmuştu.
zaten futbol dünyasında genelde west ham ile olan rekabetleri yüzünden tanınırlar.
taraftarları son derece vahşi ve ateşlidir. onları kimse sevmez ve bundan keyif alırlar.
rivayete göre west ham ile olan rekabetlerinin sebebi bir grevmiş.
tershane işçileri tarafından kurulan milwall west ham grev yaparken daha düşük ücrete çalışıyor ve grev bozuluyor. sonra bu iki ekip birbirine düşman oluyor.
taraftarları bence takımlarından daha ünlüdür. adamlar hala 2021 yılında holiganlık yapmaya devam ediyorlar. polis sevmiyorlar. medya sevmiyorlar. londra takımlarını sevmiyorlar.
nefret olmadan nefes alamıyorlar. bizi kimse sevmez umurumuzda değil diye beste söylüyorlar.
neden bilmiyorum ama bütün bu saçmalıkları çok çekici buluyorum. bu yüzden ilgi duyuyorum. garip ama orijinal futbolu hala yaşattıklarını düşünüyorum.
milwall taraftarı arkadaşlarımla rezalet bir ingiliz barında sulu bira içip dağıtmak istiyorum.
tabi böyle manyak bir taraftar grubuna sahip olup sadece west hamdan nefret etmelerini beklemek biraz salaklık olur.
kendileri leeds united takımından da nefret ederler. hatta bir leeds maçında milwall taraftarı galatasaray forması giyip bıçak hareketi yapmıştır.
galatasaray'ı severler. aslan mevzusu yüzünden ve leeds olayları yüzünden hoşlarına gidiyor sanırım.
ayrıca crystal palace takımından da nefret ederler. herkesten nefret ediyorlar ama bu takımlardan bir tık fazla nefret ediyorlar.
bakın kendilerinden bahsederken futboldan bahsetmiyorum çünkü bunlar böyle bir ekip. böyle bir takım. genelde ırkçılık, holiganlık, kavga, nefret gibi kavramlarla anılıyorlar.
sevdiğim bir pankartı koyup yazımı sonlandırıyorum.
maçlarını 20 bin kapasiteli the den stadyumunda oynuyorlar.
kuruluş yılları 1885 yılıdır.
benim bu takımla tanışmam ve ilgi duymam yeşil sokak holiganları filmiyle olmuştu.
orada west ham united ile aralarında bulunan rekabet. hatta savaş bu takımı tanımama vesile olmuştu.
zaten futbol dünyasında genelde west ham ile olan rekabetleri yüzünden tanınırlar.
taraftarları son derece vahşi ve ateşlidir. onları kimse sevmez ve bundan keyif alırlar.
rivayete göre west ham ile olan rekabetlerinin sebebi bir grevmiş.
tershane işçileri tarafından kurulan milwall west ham grev yaparken daha düşük ücrete çalışıyor ve grev bozuluyor. sonra bu iki ekip birbirine düşman oluyor.
taraftarları bence takımlarından daha ünlüdür. adamlar hala 2021 yılında holiganlık yapmaya devam ediyorlar. polis sevmiyorlar. medya sevmiyorlar. londra takımlarını sevmiyorlar.
nefret olmadan nefes alamıyorlar. bizi kimse sevmez umurumuzda değil diye beste söylüyorlar.
neden bilmiyorum ama bütün bu saçmalıkları çok çekici buluyorum. bu yüzden ilgi duyuyorum. garip ama orijinal futbolu hala yaşattıklarını düşünüyorum.
milwall taraftarı arkadaşlarımla rezalet bir ingiliz barında sulu bira içip dağıtmak istiyorum.
tabi böyle manyak bir taraftar grubuna sahip olup sadece west hamdan nefret etmelerini beklemek biraz salaklık olur.
kendileri leeds united takımından da nefret ederler. hatta bir leeds maçında milwall taraftarı galatasaray forması giyip bıçak hareketi yapmıştır.
galatasaray'ı severler. aslan mevzusu yüzünden ve leeds olayları yüzünden hoşlarına gidiyor sanırım.
ayrıca crystal palace takımından da nefret ederler. herkesten nefret ediyorlar ama bu takımlardan bir tık fazla nefret ediyorlar.
bakın kendilerinden bahsederken futboldan bahsetmiyorum çünkü bunlar böyle bir ekip. böyle bir takım. genelde ırkçılık, holiganlık, kavga, nefret gibi kavramlarla anılıyorlar.
sevdiğim bir pankartı koyup yazımı sonlandırıyorum.
devamını gör...
kiriktopuk
paylaştığı görseller ile sözlüğe ayrı bir hava katmış yazarımız.
o kadar güzel ve kaliteli görseller paylaşmış ki profilinden çıkasım gelmedi. takip edin mutlaka *
o kadar güzel ve kaliteli görseller paylaşmış ki profilinden çıkasım gelmedi. takip edin mutlaka *
devamını gör...
kar kış kıyamet
eskilerin bu tür günlerde kullanmayı çok sevdiği üçleme.
türkçe ikilemeleriyle çok zengin bir dildir. hemen her sözcüğü o sözcüğün aynısıyla, yakın anlamlısıyla, karşıt anlamlısıyla biri anlamlı biri anlamsızıyla (daha epey var ama o ikilemelerin konusu olsun) kullanmayı çok severiz: koşa koşa, seve seve; yapa ede, ses seda; gele gide, iyi kötü; eski püskü, yarım yamalak........
başka dillerde bu tür kullanımlara (örn. ingilizcede) ben rastlamadım.
amma velakin üçlemelerle anlatım kurmak türkçede de yaygın değildir.
bugün yaşadığım yer tam da böyle bir günü yaşıyor. dışarısı burnunuzu bile çıkarmak istemeyeceğiniz kadar sisli, puslu, karanlık. (al, bir üçleme daha kullandım:)) sabah başlayan yağmurla karışık kar yağışı hala devam ediyor. arada buz gibi bir rüzgar. ohh! az önce kapalı balkona çıktım sigara içmeye. çok az araç gördüm. herkes evlerine tıkılmış beklemelerde; pandeminin bitmesini, baharın gelmesini, yeniden deniz kenarındaki kafelere oturup çekirdek çitleyip iki lafın belini kırmayı.....
geçecek, bir gün hepsi geçecek. özlediği günler kimilerine gelecek, kimileri o günleri hiç göremeyecek. hayat işte. ben, iyisi mi kahvemi tazeleyip bir sigara daha tellendireyim. böyle günler yılda kaç gün ki. deniz puslu, gemiler falan....
türkçe ikilemeleriyle çok zengin bir dildir. hemen her sözcüğü o sözcüğün aynısıyla, yakın anlamlısıyla, karşıt anlamlısıyla biri anlamlı biri anlamsızıyla (daha epey var ama o ikilemelerin konusu olsun) kullanmayı çok severiz: koşa koşa, seve seve; yapa ede, ses seda; gele gide, iyi kötü; eski püskü, yarım yamalak........
başka dillerde bu tür kullanımlara (örn. ingilizcede) ben rastlamadım.
amma velakin üçlemelerle anlatım kurmak türkçede de yaygın değildir.
bugün yaşadığım yer tam da böyle bir günü yaşıyor. dışarısı burnunuzu bile çıkarmak istemeyeceğiniz kadar sisli, puslu, karanlık. (al, bir üçleme daha kullandım:)) sabah başlayan yağmurla karışık kar yağışı hala devam ediyor. arada buz gibi bir rüzgar. ohh! az önce kapalı balkona çıktım sigara içmeye. çok az araç gördüm. herkes evlerine tıkılmış beklemelerde; pandeminin bitmesini, baharın gelmesini, yeniden deniz kenarındaki kafelere oturup çekirdek çitleyip iki lafın belini kırmayı.....
geçecek, bir gün hepsi geçecek. özlediği günler kimilerine gelecek, kimileri o günleri hiç göremeyecek. hayat işte. ben, iyisi mi kahvemi tazeleyip bir sigara daha tellendireyim. böyle günler yılda kaç gün ki. deniz puslu, gemiler falan....
devamını gör...
karıncayı bile incitmem
"karıncayı bile incitmem” deme. “bile”den incinir , karınca. söz söylemek irfan ister. anlamak , insan... (fuzuli)
“çok vicdanlı biriyim” anlamında kullanılan bir sözdür “karıncayı bile incitmem”.
kimseye zararı dokunmayan, çok merhametli, ince duygulu insanlar için karıncayı bile incitmez deriz. onlar. adım atarken bile dikkat ederler, karıncayı görünce üstüne basmazlar.
acı duyan hayvanların sesine insanlar üzülür. ayağımızın altında dolaşan kedimizin o narin patisine yanlışlıkla basınca onun o “miyaiiiivvv” sesi bizi üzer ama karıncanın acısının sesi duyulmaz ki.
karıncayı bile… derken bu cümlede geçen “bile” edatı, karıncayı aşağı ve hor gören bir anlam ortaya koyuyor esasında.
bazı insanların doğadaki karıncaların yuvasını talan ettiğine şahit olmuşuzdur. bu tür insanların her şeyi tüketmek arzusu doğaya büyük zarar verdi. doğanın intikamı acımasız oldu, kibirli insanoğlundan intikam aldı.
2020 yılında bu kadar çok artan felaketlerin hayatımızın bir parçası haline gelmesinin nedeni açgözlü insanoğludur.
insanoğlu bir virüs gibi hayatında sadece menfaatini düşündü. doğayı korumayanlar, tek kelime ile pervasızca yok edenler bindiği dalı kestiğini anlamazlar.
kanunî sultan süleyman hocası ebussuud efendi’ye sorar:
meyve ağaçlarını sarınca karınca
günah var mı karıncayı kırınca?
ebussuud efendi cevap verir.
yarın hakk’ın divanına varınca
süleyman’dan hakkın alır karınca.
evlere dadanan karıncalara gelince…feromon izlerini (bir karınca kolonisinin diğer üyeleri ile iletişim kurmak için kullandığı koku işaretlerini) takip ederler. karınca tebeşiri ile çizgi çekince anlıyorlar ki burası yasak (fenomen izleri yok) girmiyorlar evin içine.
100 karınca bir damla suyu paylaşır da bizler koca dünyayı paylaşamayız.
“çok vicdanlı biriyim” anlamında kullanılan bir sözdür “karıncayı bile incitmem”.
kimseye zararı dokunmayan, çok merhametli, ince duygulu insanlar için karıncayı bile incitmez deriz. onlar. adım atarken bile dikkat ederler, karıncayı görünce üstüne basmazlar.
acı duyan hayvanların sesine insanlar üzülür. ayağımızın altında dolaşan kedimizin o narin patisine yanlışlıkla basınca onun o “miyaiiiivvv” sesi bizi üzer ama karıncanın acısının sesi duyulmaz ki.
karıncayı bile… derken bu cümlede geçen “bile” edatı, karıncayı aşağı ve hor gören bir anlam ortaya koyuyor esasında.
bazı insanların doğadaki karıncaların yuvasını talan ettiğine şahit olmuşuzdur. bu tür insanların her şeyi tüketmek arzusu doğaya büyük zarar verdi. doğanın intikamı acımasız oldu, kibirli insanoğlundan intikam aldı.
2020 yılında bu kadar çok artan felaketlerin hayatımızın bir parçası haline gelmesinin nedeni açgözlü insanoğludur.
insanoğlu bir virüs gibi hayatında sadece menfaatini düşündü. doğayı korumayanlar, tek kelime ile pervasızca yok edenler bindiği dalı kestiğini anlamazlar.
kanunî sultan süleyman hocası ebussuud efendi’ye sorar:
meyve ağaçlarını sarınca karınca
günah var mı karıncayı kırınca?
ebussuud efendi cevap verir.
yarın hakk’ın divanına varınca
süleyman’dan hakkın alır karınca.
evlere dadanan karıncalara gelince…feromon izlerini (bir karınca kolonisinin diğer üyeleri ile iletişim kurmak için kullandığı koku işaretlerini) takip ederler. karınca tebeşiri ile çizgi çekince anlıyorlar ki burası yasak (fenomen izleri yok) girmiyorlar evin içine.
100 karınca bir damla suyu paylaşır da bizler koca dünyayı paylaşamayız.
devamını gör...


