kınakına ağacından elde edilen ve sıtma tedavisinde kullanılan maddedir.
devamını gör...

the haunting serisinin ikinci dizisi. (bkz: the haunting of hill house) 'un devamı gibi dursa da hikayesi çok farklıdır. hill house'taki oyuncu kadrosunun çoğu yine burada da vardır: (bkz: victoria pedretti) (bkz: kate siegel) (bkz: carla gugino) (bkz: henry thomas). diziyi yine korku gerilim temasında beklerken aslında dramla karşılaşıyorsunuz ama tatmin edici bir dram öyküsü olmadığı için beklentilerimi karşılamadı.


--! spoiler !--

dani'nin evlenmek üzereyken müstakbel kocasının onun yüzünden ölmesine çok kızdım. bu yüzden aynalarda görüyordu sürekli ama sonra birden kayboldu. bu kısmı tam oturtamamışlar yani bu kadar etkilendiyse birden nasıl kayboldu? sonra dani ve jamie aşkı çok yüzeyseldi. sanki zorla birbirlerini seviyorlar gibi. hannah' nın hikayesini sevdim. ona gerçekten özen göstermişler, kuyuda kendini gördüğü an hissettiği acıyı ben de hissettim. ve şüphesiz en güzel oyunculuğu kate siegel sergiledi bayılıyorum bu kadına. "she would wake, she would walk, she would sleep." bu kısım bıktırsa da dizi içinde çok güzel bir bölümdü. keşke tüm bölümleri böyle işleselerdi ve tatmin olsaydık.

--! spoiler !--
devamını gör...

bin muhteşem güneş
kürk mantolu madonna
icimizdeki şeytan
masumiyet muzesi
piraye
ezilenler
düşününce ilk alima gelenler bunlar.
devamını gör...

hiç bir manası yoktur. anca acı ve gözyaşı getirir. insanı yavaş yavaş tüketen bir acı ile baş etmeye zorlar.
duyuyorsun ama dokunamıyorsun, görüyorsun ama sarılamıyorsun, seviyorsun ama nefesini hissedemiyorsun.
bu ilişkiyi yaşayanlara gerçekten sabırlar diliyorum.
devamını gör...

yenilesi erkektirler. sempatik atletik esprili ve maceraperesttirler.
devamını gör...

yapay iris ya da lazer yöntemlerinden biriyle yapılan ameliyat.

gözümüze rengini veren pigmentler arttıkça göz rengimiz de koyulaşır. lazer uygulaması ile kahverengi ve siyah gözlerde bol miktarda bulunan pigmentleri, bulundukları tabakadan temizlemek mümkündür. göze yapay iris yerleştirildiğinde de aynı sonuç elde edilir.

her ne kadar birçok insanı sevindiren bir gelişme olsa da, oldukça riskli ameliyatlardan biri bu. biliyorsunuz ki gözlerimiz ıslak organlar. sürekli olarak temizlenen havuzlar gibi bir sirkülasyon sistemleri var. göz içerisinde bulunan sıvı, belirli yollardan gözden tahliye edilir, sürekli orada kalmaz. lazerle işe yaramaz hale gelen pigmentler, göz içerisinde birikebilir ve bu sistemin tıkanmasına neden olabilir. böyle bir şey gerçekleşirse gözden tahliye edilemeyen sıvı orada birikir ve gözdeki sağlıklı hücreleri sıkıştırarak onların da ölmesine neden olur. bunun sonucu da ne yazık ki kalıcı körlük.

yapay iris olayı daha az riskli olsa da tamamen risksiz değil elbette. bunu, gözünüzün içerisine ameliyatla lens takılıyormuş gibi düşünebilirsiniz. *

göz renginden memnun olmayan ve kalıcı olarak renkli gözlü olmak isteyen varsa, bu tür yöntemlere başvurmadan önce riskleri de iyice düşünmeliler. zira lazer yönteminde risk oranı %25 civarında. söz konusu göz kadar önemli bir organsa bu sayı hiç de az değil.

ameliyat öncesi ve sonrası:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

tarihi milattan önce 3500'lü yıllara dayanıyor. efsaneye göre fransa'nın güneyinde peynirle aynı ismi taşıyan köyde yaşayan genç bir çoban aşık olduğu kızla gittiği mağarada peynir ekmek bulunan nevalesini orada unutur. geri döndüğünde ekmekte başlayan küflenmenin peynire yayıldığını da görür. peynirin macerası bu efsane ile başlar. çıktığından bu yana bambaşka süreçlerden geçmiş ve çok farklı yerlere gelmiştir. küflü olmasından dolayı mavi peynir de denir.
devamını gör...

shakespeare ile ilk tanışmam, 12 yaşlarındayken gittiğim bir psikiyatristin kliniğinde olmuştu. doktorun gelmesini beklerken duvarda bir tablo dikkatimi çekti. tablonun içinde bir şiir. "vazgeçtim bu dünyadan...." diye başlayan. 66. sone. önce bir okudum, sonra çıkardım defterimi yazdım şiiri. o gün bugündür en sevdiğim şiiridir shakespeare'in. aslında şimdi anlıyorum da, o şiir biraz garip değil mi, gidilen yer için ?
devamını gör...

bu sıkıntıyı çeken arkadaşlara günde 1 adet 20 mg paxera öneririm.
düzenli kullanımda gece mezarlıkta bile yatacak kıvama gelirsiniz.
devamını gör...

kapıların dışında -wolfgang borchert
devamını gör...

şimdilerde hayat arkadaşım, mutluluk kaynağım olan kişi.
devamını gör...

nerede ne yaptığınızı ifşalayan seçenek. evet izleniyoruz. hem de dıj gücler tarafından...
devamını gör...

veya parfen rogozhin ayrıyeten: (bkz: rogojin), (bkz: budala), (bkz: prens mışkin), (bkz: nastasya filippovna), (bkz: aglaya ivanovna yepançin)

öfkeli, öfkeli olduğu kadar tutkulu. derin bir acı içinde. aşık. fakat birçoklarına göre şeytani, kötü ve belki akılsız bir aşık. dostoyevski'nin budalaromanından.

iyi denemez. fakat kanımca kötü de değil. her şeyin bir şey uğruna yapıldığı dünyada, sayısız telaşların arasında kendini kaybetmiş bir zavallı. aşkına duyduğu derin tutkudan dolayı aşkını da kendini de kaybetmiş bir isim. nastasya'ya olan aşkı o kadar kuvvetliydi ki nastasya'nın düğünden kaçıp kendisine gelmesini prens mışkin'den kaçmak olarak anlayabildi. "kurtar beni!" diye çığlık atıyor nastasya. "kurtar beni!"

rogojin ondan ayrılmak istemedi. her ne kadar romanın sonu yoruma açık olsa da. en sonunda prens ile bakıştılar. "onu sen mi?.." diye sorar prens mışkin. "onu ben..." diye cevaplar rogojin. ve ikisi de tek bir kelime etmez. aslında nastasya filippovna prens'ten kaçarak onun aglaya'ya olan aşkı karşısında saygı ve hatta sevgiyle eğilir. o kadar eğilir ki sonunda kendisini kaybeder. "kurtar beni!" ah, ne kadar da hüzünlü çınlıyor kulaklarımızda! değil werther ile lotte arasındaki aşk, hiçbir aşk bu kadar kuvvetli anlatılamazdı! "kurtar beni! hemen, şimdi, nereye istersen götür beni!" diye haykırır nastasya. rogojin artık biliyordur. nastasya bu aşkına dayanamayacaktır. nastasya kendisi için kaçmamıştır prens'ten! aslen prens için prens'ten kaçmıştır!

prens'i ölümden beter hale getiren kişidir rogojin nihayetinde. kendisini de öyle... ölümden beter haldedir.

ama kötü birisi değil kesinlikle. herkes gibi o da günahlarının ağırlığıyla yüzleşmeye çalışıyor. bizler gibi.
devamını gör...

ilk takipçisi olduğum yazardır. az ve öz yazar, güzel tanımları ile gerçekleri yazar. durum ne olursa olsun bize doğruları anlatmaya devam et eğri oturup doğru yazan nickli yazar. #122827 hayatınızın mottosu sözlerin için de çok teşekkür ediyor, devamını bekliyoruz saygıdeğer yazar.
devamını gör...

kadınların demeyelim, genç erkekler de yapıyor zira.
bizim asansör tam poz vermelik, değerlendirmeyelim mi?
devamını gör...

3000 yıl önce yazılmış bir likya şiirinden;

"beni bulamazsan üzülme,
eşyalarımı bulacaksın,
kestiğim taşları, açtığım yolları,
işlediğim heykelleri bulacaksın,
ve göreceksin ki binlerce yıl öteden,
parmak izlerimiz değecek birbirine..."

çok naif değil mi?
devamını gör...

böyle bir olaya tanık olsam ne yaparım en ufak fikrim yok. çünkü daha önce defalarca tanık oldum, her birinde farklı bir aksiyon aldım fakat hangisi doğruydu bilmiyorum.

eşinin saçlarından tutup diğer eliyle kafasına vuran bir adama arkadan yaklaşıp kollarını tuttum, beni ittirdi ve yere fırlattı. olay çözüldüğünde polis merkezinde polis bana "böyle şeylere karışma, dönüp sana da saldırsaydı ne yapacaktın? karışma" dedi.

başka bir olayda komşumun evinden çığlıklar yükseliyordu, polisi aradım, geldi. aşağıdaydım, polise daireyi tarif ettim. polis girdi adamla kadını kolundan tuttu arabaya bindirdi. arabaya giderken kadın bana bakıp "sen mi aradın polisi .....çocuğu, görürsün sen" gibi bir cümle kurdu. ertesi gün evlerine geri göndermiş polisler bunları. orada geçici süre kalıyordum, kaldığım süre boyunca da mümkün olduğunca çıkmadım evden, korktum.

başka bir olayda bir parkta sevgilisini saçlarından tutup yerlerde sürükleyen birine denk geldim, uzaktaydım biraz, bağırdım. gençti saldırgan. bana doğru döndü, 4-5 adım attı, elinde parlayan bıçağı gördüm. yoluma devam ettim az ilerde polisi aradım ve izlemeye koyuldum kuytu bi yerden. çocukla kız yan yana gittiler polis gelmeden. kız ne bağırdı ne kaçmaya çalıştı. saçlarını düzeltiyordu. polis de geldi, arabayla parkın etrafında tur attı gitti.

başka bir olayda bir kitapçıda karısının kafasına kitapla vuran bir adamı durdurmaya çalıştım, çalışanlar geldi "karışma sen biz polisi aradık" dediler uzaklaştırdılar beni. adam da kadının kafasına vurmaya devam etti, çalışanlar da uzaktan adama bağırdılar, başka hiçbir şey yapmadılar.

üniversiteye ilk başladığım yıllarda yurtta kalıyordum, yurt da epey kötü bir yerdeydi: uyuşturucu, cinayet, hırsızlık alayı vardı. ismi duyulmuş bir semtti zaten. devasa bir park vardı. orada iki çocuğun bir kıza saldırdığını gördüm, kız birinin sevgilisiydi sanırım. korktum yaklaşamadım, çünkü berbat bir mahalleydi ve saldırganların tipleri de biraz tuhaftı. polisi aradım, 23 dakika sonra geldi polis siren çala çala. saldırganlar saldırmayı bırakıp birisi kızın kolunu tuttu, diğeri de başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yaptı. polis parkın etrafında arabayla bir tur atıp gitti.

başka bir olayda çarşının orta yerinde karısını arabadan tartaklayarak çekip yere fırlatıp tekmeleyen bir adam görmüştüm. işlek bir yerdeydi. çevredekiler bağırıyordu, kimse müdahil olmadı ama. 30'larının başlarında bir adam atıldı saldırganın üstüne, saldırgan savuşturdu onu, sonra çektiği bıçağı sapladı adama. karnını tutan adam yere yığıldı, 10dk sonra polis geldi ambulans geldi herkesi topladı gitti.

mahallede apartmanın önünde karısına saldıran 30'larında bir adamı tüm mahalleli camdan izledi. ötedeki apartmanda 4. katta oturan bir adam elinde kürekle indi 5-10 dk sonra. saldırgana vurdu bi' tane. sonra kadın girdi araya, kocasına siper oldu, eve götürdü.

sevgilisine saldıran bir liseli/üniversiteli gördüm, kuytu bir yerdi. çocuğa bağırdım, küfürler savurdu bana. gittim üstüne, bana döndü saldırmaya kalktı. kız kolundan tuttu çocuğu yapma diye. çok canım sıkkındı zaten o gün. çocuğa laf attım bilerek, saldırmaya çalışsın istedim, saldırdı da. sonra savuşturdum, dövdüm. dinlene dinlene dövdüm, ciddiyim. yarım saat civarı. çocuğun gözünü hırs bürümüştü, yerlerde yuvarlanıyor ama küfür etmekten ağzından köpükler saçmaktan geri durmuyordu. çocuk yere yuvarlandıkça kız, çocuğun üstüne atıldı kaşına gözüne baktı. çocuk kızı kenara itip bana saldırmaya devam etti her seferinde. çocuğun kalkacak dermanı kalmayana kadar dövdüm. kaşını gözünü patlamadım, en fazla kolunda bacağında morluklar olmuştur. yoruldu zaten dayak yemekten. en son "bu kıza ya da başka birine saldırdığını görürsem bir daha böyle bırakmam, dahasını yaparım" dedim*. kız da beni itmeye, uzaklaştırmaya falan çalıştı. kızı da tuttum kolundan evine götürdüm, dedim ben teslim etmeyeyim ailene sokağın başında bekliyorum, sen kendin git. gitti sonra.

bu ve bunun gibi bir sürü şey daha... bizzat aile içinde de küçüklüğümden beri çok fazla şiddete tanık oldum. fakat halâ nasıl aksiyon alınır kestiremiyorum. söyleyeceğim tek bir şey var: böyle bir şeyi deneyimlemedikten sonra buraya "ben olsam şöyle yapardım böyle yapardım" demek inanın çok kolay oluyor. bu yüzden olaya müdahil olana da olmayana da kızamıyorum ben.*

çözüm ne inanın bilmiyorum.

ekleme: yaşadığım olaylarda saldırıya uğrayan kadınları asla suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. polisi de suçlayamıyorum. babam emekli polis memuru, yılların polisi. yaşadığı bin türlü olay var buna benzeyen. söylediği tek bir şey var: bu tür şiddet olaylarının %99'unda kabak polisin başına patlıyor. şiddete uğrayanların büyük çoğunluğu* karakolda polise saldırıyormuş, "neden geldiniz, işinize baksanıza siz" diye... anlamak çok güç gerçekten...

ekleme: bu tür olaylar sadece türkiye'de yaşanıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. bu, insanlığın ortak sorunu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


eurostat’ın rakamlarına göre, kadına şiddetin her alanda yaygın olarak görüldüğü fransa’da 2019 yılı başından bu yana en az 130 kadın eski eşi ya da sevgilisi tarafından öldürüldü. bu rakam 2017 yılında 123 kadın iken, geçtiğimiz sene ise 108 olarak kayıtlara geçti.

fransa'da her yıl yaklaşık 200 bin kadının şiddet mağduru olduğu ifade ediliyor.

almanya’’da “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü” kapsamında yayımlanan rakamlar da ülkede kadına şiddetin büyük bir sorun olduğunu ortaya koydu.

ülkede 2018 yılında tecavüz, taciz ve zorla fuhuş mağduru 114 binden fazla kadın olduğu belirtilirken, yine geçen sene üç günde bir kadının yani 122 kadının öldürüldüğü duyuruldu.

italya’da ise italyan araştırma enstitüsü tarafından yayınlanan rakamlarda kadın cinayetlerinin artış gösterdiği belirtildi. son beş yılda 538 bin kadının eşleri tarafından fiziksel veya cinsel istismar gördüğünü duyuran enstitü, geçen sene 142 kadının öldürüldüğünü açıkladı.

bu arada romanya ise milyon kişi başına düşen kadın cinayeti sayısında 4.3‘lük oranla avrupa’nın en yüksek seviyesine sahip. buna göre, romanya’yı 4.2 ile macaristan, 3.6 ile ise cinsiyet eşitliği bakımından örnek gösterilen finlandiya takip ediyor.


devamını gör...

çeşitli radyo yayınlarından sesimizi duyurabiliyoruz zaten. ses kaydı da gönderebiliyoruz. bundan ötesi suyunu çıkarmak olur.
t: korkunçlu durum.
devamını gör...

bir robert bolano romanıdır.

hikaye, şili’de allende hükümeti döneminde vasat bir şair ama etkileyici bir insan olan wieder’in kanlı bir darbe ile başa geçip baskıcı ve faşist yöntemleri ile ülkeye kan kusturan general pinochet döneminde bir anda gözde bir şair ve korkulan bir asker olmaya evrilmesini anlatır.

wieder, çok yönlü bir insandır. belki de iktidardaki faşist dikta öyle olmasına göz yummuş ya da çok yönlü bir insan görüntüsü sergilemesine ve insanları kandırmasına, etki altına almasına, onlara işkence etmesine, hatta onları öldürmesine, iyi bir şair gibi görünüp aslında korkunç bir insan olduğunu gizlemesine zemin hazırlamıştır.

her devrim kendi edebiyatçılarını yaratır; bu edebiyatçıların iyi ya da kötü olması önemli değildir, önemli olan yandaş olmasıdır. devrimler ve ihtilaller bununla da kalmaz. kendi katillerini yaratır, kendi işkencecilerini, kendi kibir abidesi zorbalarını yaratır ve zaman onları yargılayacak olsa da hayatları boyunca bu zorbaların çoğu anne sütü gibi temiz görünür.

wieder uçağıyla göğe dumandan şiirler yazan bir şairdir ve en güzel dizesi ise aşağıda alıntıladığımdır:

şili ölümdür!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim