sözlük dergisi
sözlük namına, şahane bir haber daha. * güne güzel haberlerle başlamak ne güzel, ne güzel. emeği geçenlere ve geçeceklere kucak dolusu sevgiler. bu daha başlangıç, mücadeleye devam. bal yapan arılar kıskanacak, tü tü tü maşallah diyelim.
tanım:okunmak için merakla beklenen dergidir.
tanım:okunmak için merakla beklenen dergidir.
devamını gör...
intihar girişiminde bulunan sözlük yazarı
ben yayınlarımda insanların içine düştükleri çaresizliği, intiharı , psikolojik bunalımları ve neler yapılabileceğini anlatırken bana saçma salak mesajlar atan bok böceklerini göremiyorum bu başlıkta ?
tanım: bize ulaşması gereken yazar arkadaş. çözümsüz problem asla yoktur. her şey bir şekilde hallolur.
tanım: bize ulaşması gereken yazar arkadaş. çözümsüz problem asla yoktur. her şey bir şekilde hallolur.
devamını gör...
tek başına mutlu olabilen insan
akıllı insandır. mutluluğu birine bağlarsanız o gidince mutsuzluğun dibine vurursunuz. sizi o dipten çıkarak biri gelene kadar da ölme eşeğim ölme.
salt mutluluk, kişinin özünde olmalıdır.
salt mutluluk, kişinin özünde olmalıdır.
devamını gör...
otomatik stabilizatör
ekonomik dengenin sağlanması ve sürdürülmesinde kendiliğinden fonksiyon gören, denge sağlayıcı etkiler yaratan mali ya da sosyoekonomik kurumlardır. örneğin; mali sistemde var olan artan oranlı vergiler, işsizlik sigortası ödemeleri,
bütçe açık ve fazlaları ve sübvansiyon otomatik stabilizatör niteliğindedir.
otomatik stabilizatörlerin tek başına istikrar sağlayıcı etki yapabilmeleri güçtür. bunu açıklayan en basit örneklerden birisi, ekonomi tam istihdam
seviyesindeyken , artan oranlı vergilerin büyümeyi kısıtlayıcı etki yapması ve bunun çözümünün vergilerin indirilmesi ya da kamu harcamaları gibi iradi maliye politikaları yoluyla olmasıdır.
bütçe açık ve fazlaları ve sübvansiyon otomatik stabilizatör niteliğindedir.
otomatik stabilizatörlerin tek başına istikrar sağlayıcı etki yapabilmeleri güçtür. bunu açıklayan en basit örneklerden birisi, ekonomi tam istihdam
seviyesindeyken , artan oranlı vergilerin büyümeyi kısıtlayıcı etki yapması ve bunun çözümünün vergilerin indirilmesi ya da kamu harcamaları gibi iradi maliye politikaları yoluyla olmasıdır.
devamını gör...
beat kuşağı
orijinal adıyla beat generation, jack kerouac'ın dahil olduğu akıma verdiği isim. onun yanı sıra allen ginsberg, lucien carr ve william burroughs da bu grubun kurucu elemanlarıdır. daha sonra aralarına neal cassady, bob kaufman, gary snyder, gregory corso, ruth weiss ve başkaları da katıldı.
1940larda uptown manhattan'da ortaya çıkmış, 1950lerde ses getirmeye başlamış olup felsefesi savaş sonrası konformist amerikan hayat tarzına ve gelenekselliğine karşı başkaldırı etrafında şekillenmiştir. beat temsilcileri bu isyanlarını otostopla amerika'yı yeniden keşfederek, edebiyat ağır bassa da müzik, resim ve film gibi sanat dallarıyla da ilgilenerek, savaşa ve ayrımcılığa karşı duruşlarından ödün vermeyerek dile getirmiş; türlü uyuşturucu madde eşliğinde diledikleri hayatı ve cinselliklerini özgürce yaşamışlardır. arada birkaç cinayete** de karıştıkları bilinir. yalnızca doğu felsefesinden değil, efsanevi caz vokalisti billie holliday'den ve caz müziğinin "anlattığı hikayelerden" de esinlenip eserlerinde bu müziğe tutkularını sıklıkla dile getirmişlerdir.
kendilerinden sonra gelen akımlara etkileri kayda değer. nitekim burroughs bugün postmodern edebiyatın atalarından biri olarak görülür. hatta beat kuşağı 1960lardaki hippie hareketinin öncüsü sayılır. bob dylan, janis joplin, patti smith, jim morrison gibi ünlü müzisyenlere ilham kaynağı olmuşlardır.
en bilinen eserleri jack kerouac'ın on the road / yolda romanı, william burroughs'un naked lunch / çıplak şölen romanı ve allen ginsberg'ün howl / uluma şiiri ve aynı adlı şiir kitabıdır.
1940larda uptown manhattan'da ortaya çıkmış, 1950lerde ses getirmeye başlamış olup felsefesi savaş sonrası konformist amerikan hayat tarzına ve gelenekselliğine karşı başkaldırı etrafında şekillenmiştir. beat temsilcileri bu isyanlarını otostopla amerika'yı yeniden keşfederek, edebiyat ağır bassa da müzik, resim ve film gibi sanat dallarıyla da ilgilenerek, savaşa ve ayrımcılığa karşı duruşlarından ödün vermeyerek dile getirmiş; türlü uyuşturucu madde eşliğinde diledikleri hayatı ve cinselliklerini özgürce yaşamışlardır. arada birkaç cinayete** de karıştıkları bilinir. yalnızca doğu felsefesinden değil, efsanevi caz vokalisti billie holliday'den ve caz müziğinin "anlattığı hikayelerden" de esinlenip eserlerinde bu müziğe tutkularını sıklıkla dile getirmişlerdir.
kendilerinden sonra gelen akımlara etkileri kayda değer. nitekim burroughs bugün postmodern edebiyatın atalarından biri olarak görülür. hatta beat kuşağı 1960lardaki hippie hareketinin öncüsü sayılır. bob dylan, janis joplin, patti smith, jim morrison gibi ünlü müzisyenlere ilham kaynağı olmuşlardır.
en bilinen eserleri jack kerouac'ın on the road / yolda romanı, william burroughs'un naked lunch / çıplak şölen romanı ve allen ginsberg'ün howl / uluma şiiri ve aynı adlı şiir kitabıdır.
devamını gör...
her köşe başında olması istenen bir şey
sokak hayvanları için kirletilmemiş mama ve su kapları.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
dostlar sevgi ve umut birbirine sımsıkı bağlanmış iki duygudur. sevdikçe umut eder insan, umut ettikçe de sever aynı zamanda. ama eger bu iki duygudan biri olmazsa...
işte o zaman işler değişir. eğer bir insanın umudu kalmazsa, sevgisinin bir işe yaramadığını görür ve vazgeçmeye baslar.
bu kişiden kişiye, durumdan duruma değişecektir. belki sevse bile güvenmiyordur , belki yorulmustur artık, belki de bazı seylerin farkina varmıştir. bunun gibi düzinelerce örnek sayabilirim ama kısaca sunu söyleyemek istiyorum dostlar. seven insan da vazgeçer...
işte o zaman işler değişir. eğer bir insanın umudu kalmazsa, sevgisinin bir işe yaramadığını görür ve vazgeçmeye baslar.
bu kişiden kişiye, durumdan duruma değişecektir. belki sevse bile güvenmiyordur , belki yorulmustur artık, belki de bazı seylerin farkina varmıştir. bunun gibi düzinelerce örnek sayabilirim ama kısaca sunu söyleyemek istiyorum dostlar. seven insan da vazgeçer...
devamını gör...
ahlak bekçisi rehber öğretmen
genelleme yapmayalım, kendisini çok iyi yetiştirmiş, bilgili , öğretmeyi , insan yetiştirmeyi bilen çok değerli öğretmenlerimiz var, hâli ile kötü, bencil, narsist , eğitimsiz olanları da var.
her okulda bulunduğu mevkii yi hak etmeyen en az bir iki öğretmen oluyor.
her okulda bulunduğu mevkii yi hak etmeyen en az bir iki öğretmen oluyor.
devamını gör...
ülkede herkesin her konuda uzman olması
(bkz: dunning kruger etkisi)
cehaletin ve bilgisizliğin getirmiş olduğu bir özgüvendir. her konuda kesin bir yargıya varabilirler çünkü o konu ile ilgili hiçbir bilgisi eğitimi yoktur. işte bu yüzden fikir belirtmek de başkalarını yargılamak da oldukça kolaydır onlar için. büyük resmi görürler, aşı ile çip projesini ilk onlar fark eder, siyaset ekonomi tarih her konuda bir fikirleri vardır çünkü bilgileri yoktur. bilgisi olanın bu kadar keskin fikirleri olmaz çünkü.
cehaletin ve bilgisizliğin getirmiş olduğu bir özgüvendir. her konuda kesin bir yargıya varabilirler çünkü o konu ile ilgili hiçbir bilgisi eğitimi yoktur. işte bu yüzden fikir belirtmek de başkalarını yargılamak da oldukça kolaydır onlar için. büyük resmi görürler, aşı ile çip projesini ilk onlar fark eder, siyaset ekonomi tarih her konuda bir fikirleri vardır çünkü bilgileri yoktur. bilgisi olanın bu kadar keskin fikirleri olmaz çünkü.
devamını gör...
ben okudum da ne oldu diyen atom mühendisi
tarih hakkında bilgilendirici tanımlar giren yazar arkadaşımız.
takipteyiz efendim, nice bilgi dolu tanımlara...
takipteyiz efendim, nice bilgi dolu tanımlara...
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
sabah serinliği ve sessizliğinde ankara sokak ve caddelerini keşfe çıktım.
devamını gör...
biyolojik birikim
pestisit gibi doğaya zararlı olan maddelerin, canlı organizmalarda birikerek canlıya da zarar verecek seviyeye yükselmesi.
besin piramidinin en altındaki, vücudunda pestisit bulunan canlılar, piramidin üst kısmına doğru gidildikçe başka canlılar tarafından tüketildiğinde, pestisit zincirin en üstündeki canlılara kadar iletilir. bu madde vücutta parçalanıp atılamadığından birikir ve piramidin en üstündeki canlılarda zararlı olacak bir konsantrasyona ulaşır. canlılar tarafından tüketilip vücuttan atılamayan benzer türdeki tüm maddelerin neden olduğu sonuç bu şekildedir. böylece çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.
besin piramidinin en altındaki, vücudunda pestisit bulunan canlılar, piramidin üst kısmına doğru gidildikçe başka canlılar tarafından tüketildiğinde, pestisit zincirin en üstündeki canlılara kadar iletilir. bu madde vücutta parçalanıp atılamadığından birikir ve piramidin en üstündeki canlılarda zararlı olacak bir konsantrasyona ulaşır. canlılar tarafından tüketilip vücuttan atılamayan benzer türdeki tüm maddelerin neden olduğu sonuç bu şekildedir. böylece çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.
devamını gör...
boer
afrika'da yaşayan hollanda ticaret merkezi cape town'da çalışan hollandalıların soyundan gelen avrupalılardır. zamanla bu coğrafyaya uyum sağlamış ve 'buralı' olmuşlardır. avrupalı devletler ne boerleri ne de afrikalı kabileleri umursamadan bu toprakları kendi aralarında paylaşmak istedi. ingilizler cape colony'e girerek orayı ele geçirdi. siyahlara özgürlükler vaat eden ingilizler boerleri rahatsız etmişti çünkü onlar siyahların sadece köle olabileceğine inanıyordu, ciddi bir ırkçılık söz konusuydu. ingilizleri istemeyen boerler kendilerine oralı olduklarını göstermek için "afrikaner" demeye başladı. ingilizler boerlerin sahip oldukları toprakların değersiz olduğunu düşündükleri için onları önemsemediler, ta ki topraklarda elmas altın gibi çok değerli maden yatakları bulunana dek. :)
bunun üzerine doğal olarak büyük bir savaş çıktı ve ingilizler buna "boer savaşı" adını verdi. savaşı ingilizler kazandı ancak sona doğru savaş resmi olarak kazanılsa da küçük gerilla gruplarını toplama kamplarına gönderdiler, bu bugün bile ingilizlerin utandığı bir tarihi lekedir. beyazlar için ayrı siyahlar için ayrı toplama kamplarında açlıktan, hastalıklardan birçok insan öldü (yaklaşık yirmi bin afrikaner yani boer) siyahların da kaydı düzgün tutulmadığı için kesin bilinmemekte.
1902'de boerler (yani afrikanerler) ingilizlerle bir anlaşma imzaladı, vereeniging barış antlaşması. bununla bütün koloniler birleşti ve "güney afrika birliği" adında ingilizlerin egemen olduğu tek devlet kuruldu, birbirinden nefret eden siyahlardan, boerlerden ve ingilizlerden oluşan patlamaya hazır bir devlet.
(bkz: boer savaşı)
bunun üzerine doğal olarak büyük bir savaş çıktı ve ingilizler buna "boer savaşı" adını verdi. savaşı ingilizler kazandı ancak sona doğru savaş resmi olarak kazanılsa da küçük gerilla gruplarını toplama kamplarına gönderdiler, bu bugün bile ingilizlerin utandığı bir tarihi lekedir. beyazlar için ayrı siyahlar için ayrı toplama kamplarında açlıktan, hastalıklardan birçok insan öldü (yaklaşık yirmi bin afrikaner yani boer) siyahların da kaydı düzgün tutulmadığı için kesin bilinmemekte.
1902'de boerler (yani afrikanerler) ingilizlerle bir anlaşma imzaladı, vereeniging barış antlaşması. bununla bütün koloniler birleşti ve "güney afrika birliği" adında ingilizlerin egemen olduğu tek devlet kuruldu, birbirinden nefret eden siyahlardan, boerlerden ve ingilizlerden oluşan patlamaya hazır bir devlet.
(bkz: boer savaşı)
devamını gör...
hayatınız bir film olsaydı şarkısı ne olurdu sorunsalı
erkin koray'dan çöpçüler olurdu diyeceğim başlıktır.
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında kitap okumak
benimdir. ama tabii ki de yazar arkadaşımızın da dediği gibi iğne atsan yere düşmeyecek kadar dolu olan metrolarda oldukça saçma olur kitap okumak. ben sadece çok dolu olmayan metrolarda okurum.
devamını gör...
dingo'nun ahırı
istanbul'da atlı tramvayların kullanıldığı yıllar... normalde iki at ile çekilen tramvaylara, oldukça dik olan şişhane yokuşunu çıkabilmesi için bir at daha koşulurmuş.
takviye atlar azapkapı'da tramvaya eklenir, taksim'de dingo isimli bir rum vatandaşın işlettiği ahırda dinlendirilir daha sonra tekrar azapkapı'ya götürülürmüş.
gün içinde sürekli atların girip çıktığı bu ahırın durumundan dolayı; her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için "dingo'nun ahırı" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
takviye atlar azapkapı'da tramvaya eklenir, taksim'de dingo isimli bir rum vatandaşın işlettiği ahırda dinlendirilir daha sonra tekrar azapkapı'ya götürülürmüş.
gün içinde sürekli atların girip çıktığı bu ahırın durumundan dolayı; her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için "dingo'nun ahırı" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
devamını gör...
sevgiparçacığı (yazar)
sözlüğün ağır abilerinden biri gibi. iş dönüşü evinin oralarda top oynayan çocuklarla ''şşş olum pas versene len'' diyerek çocuklaşan, çocuklar bir sebepten tartışmaya girince önce gözlemleyip sessiz kalan sonra ise '' lan oğlum sizin derdiniz ne? anlatın bakayım bana doğru düzgün. bunun için mi kavga ettiniz? sarılın, öpüp barışın hadi bakem'' diyen biri gibi geliyor bana.
devamını gör...
kuş olunsa yapılacaklar
sabahtan akşama kadar uçmak...
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
canım çok çay çektiğinde çay demlesin. yanına tuzlu kavrulmuş dakota çekirdeği ile servis etsin. daha da bir şey istemez…
devamını gör...
