yazarların telefon zil sesi melodileri
devamını gör...
esmeralda
victor hugo’ya ait (bkz: notre dame’in kamburu) eserinde ana kahraman.
güzeller güzeli, esmer tenli bir çingene.
güzeller güzeli, esmer tenli bir çingene.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
kafa radyo sahurda davul çalsın. vatana millete hayırlı olsun.
devamını gör...
lazım olur düşüncesiyle atılmayan eşyalar
düzenlenmeleri gerekir:
dikiş kutusu
elektronik kutusu
tamir kutusu
belge kutusu
yedek eşyalar
...
sanıldığı gibi gereksiz değiller,
tüketimden önce elimizdekilerle idare edebilirsek gayet faydalıdır.
yabancıların diy dediği kendin yap videolarına baktığınızda neden onları atmadığınızı anlayacaksınız.
herşey biriktirilmemeli mi?
bazı belgeler evet,bazı anılar evet
hediye edin fazla kıyafetiniz çantanız ... varsa fakat yenisini de almayın.
hediye de edilemiyorsa;
atacaksanız geri dönüşüme göre atın...!
not!
evdeki eşyaların envanterini çıkarın
alacağınız eşyaları sorgulamadan geçirin.
çeşitli tekniklerle az eşya çok zaman daha çok yaşam oluşacaktır.
minimalizm
kanaat
konmari
...
dikiş kutusu
elektronik kutusu
tamir kutusu
belge kutusu
yedek eşyalar
...
sanıldığı gibi gereksiz değiller,
tüketimden önce elimizdekilerle idare edebilirsek gayet faydalıdır.
yabancıların diy dediği kendin yap videolarına baktığınızda neden onları atmadığınızı anlayacaksınız.
herşey biriktirilmemeli mi?
bazı belgeler evet,bazı anılar evet
hediye edin fazla kıyafetiniz çantanız ... varsa fakat yenisini de almayın.
hediye de edilemiyorsa;
atacaksanız geri dönüşüme göre atın...!
not!
evdeki eşyaların envanterini çıkarın
alacağınız eşyaları sorgulamadan geçirin.
çeşitli tekniklerle az eşya çok zaman daha çok yaşam oluşacaktır.
minimalizm
kanaat
konmari
...
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
yazdığım öykü, editör tarafından onaylandı. ilk defa bir kitapta öyküm yayınlanacak, çok mutluyum, çok heyecanlıyım.
devamını gör...
sentetik a priori
immanuel kant'ın felsefeye en büyük armanağanıdır bu kavram.
düşünceler tarihinde aritmetiksel bilgi/yargının analitik bir yargı olduğu düşünülmüştür. yani 2+2 nin 4'ü zorunlu olarak içerdiği düşünülmüştür. o halde 4'ün bilgisi bize “2+2” üzerine yeni bir şey söylememektedir. yalnız kant abimiz bu konuya yeni bi bakış getiriyo. salt aklın eleştirisi’nde, ''2 ile 2’nin toplamı'' ne kadar analiz edilirse edilsin, 4 kavramına mantıksal olarak ulaşılamayacağını savunur. ona göre 2+2 analitik değil sentetik bir yargıdır. dolayısıyla geometri yargıları da kant’a göre analitik değil sentetik yargılardır. kant’ın bu konuda verdiği örnek, “iki nokta arasındaki doğrusal çizgi en kısa çizgidir” yargısıdır. ''doğru'' kavramı ne kadar analiz edilirse edilsin, ''en kısa çizgi'' olduğunu kavramının içinde bulunmaz. temel sorun tam da burada abiler ablalar, yandı bizim kablolar. “2+2=4 yargısı da “iki nokta arasındaki doğrusal çizgi en kısa çizgidir” yargısı da analitik bir yargı değilse aynı zamanda yapısı gereği zorunlu ve evrensel bir bilgi de değildir. çünkü yargı analitik değilse, bilgi de a priori de değildir ve a priori olmayan bir bilgi zorunlu ve evrensel bir bilgi değildir. işte burada kant devreye giriyor matematik ve bilimin evrensel olduğunu kanıtlamak için. *akıl ve bilim düşmanlarını adeta dumur edecek konumlandırmayı yapıyo. kant’a göre bunu sağlayacak şey, her insanda ortak olarak bulunan, duyu algısının zaman ve mekan formlarının a priori bilgisi, başka bir deyişle zaman ve mekan sezgisidir. yani aritmetik ve geometri bilgisi, algının zaman ve mekan formlarının a priori bilgisine dayanır ve bu formlar sayesinde oluşur. aritmetiğin bilgisi zaman formuna, geometrinin bilgisi ise mekan formuna dayanır. şu halde matematiksel bilgi sentetik a prioridir. matematiksel bilgi sentetiktir, çünkü yeni bir bilgi verir. matematiksel bilgi aynı zamanda a prioridir, çünkü bilginin dayandığı şey her insanda ortak olarak bulunan algının zaman ve mekan formunun a priori bilgisidir. o halde matematiksel bilgi yine zorunlu ve evrensel bir bilgidir. böylelikle kant, matematik ve bilime yeni bi temel bulur. hume'un eleştirisiyle uyandığı dogmatik uykusundan uyanıp, başka bi dogmatik uykuya yatar farkında olmadan.*
daha sonra frege ve dedekind piyasaya çıkıp ''bu ne rezillktir kardeşim, matematik zaten mantığa indirgenir, ne gerek var zaman mekan a priori demeye'' diyerekten basarlar fırçayı. zaten willard quine'in çok acayip bi makalesi vardır ''two dogmas of empiricism'' isimli. orada analitik-sentetik ayrımının analitik olduğunu ve dolayısıyla hatalı olduğunu anlatır. ama siz yine de kant okuyun tabi.
düşünceler tarihinde aritmetiksel bilgi/yargının analitik bir yargı olduğu düşünülmüştür. yani 2+2 nin 4'ü zorunlu olarak içerdiği düşünülmüştür. o halde 4'ün bilgisi bize “2+2” üzerine yeni bir şey söylememektedir. yalnız kant abimiz bu konuya yeni bi bakış getiriyo. salt aklın eleştirisi’nde, ''2 ile 2’nin toplamı'' ne kadar analiz edilirse edilsin, 4 kavramına mantıksal olarak ulaşılamayacağını savunur. ona göre 2+2 analitik değil sentetik bir yargıdır. dolayısıyla geometri yargıları da kant’a göre analitik değil sentetik yargılardır. kant’ın bu konuda verdiği örnek, “iki nokta arasındaki doğrusal çizgi en kısa çizgidir” yargısıdır. ''doğru'' kavramı ne kadar analiz edilirse edilsin, ''en kısa çizgi'' olduğunu kavramının içinde bulunmaz. temel sorun tam da burada abiler ablalar, yandı bizim kablolar. “2+2=4 yargısı da “iki nokta arasındaki doğrusal çizgi en kısa çizgidir” yargısı da analitik bir yargı değilse aynı zamanda yapısı gereği zorunlu ve evrensel bir bilgi de değildir. çünkü yargı analitik değilse, bilgi de a priori de değildir ve a priori olmayan bir bilgi zorunlu ve evrensel bir bilgi değildir. işte burada kant devreye giriyor matematik ve bilimin evrensel olduğunu kanıtlamak için. *akıl ve bilim düşmanlarını adeta dumur edecek konumlandırmayı yapıyo. kant’a göre bunu sağlayacak şey, her insanda ortak olarak bulunan, duyu algısının zaman ve mekan formlarının a priori bilgisi, başka bir deyişle zaman ve mekan sezgisidir. yani aritmetik ve geometri bilgisi, algının zaman ve mekan formlarının a priori bilgisine dayanır ve bu formlar sayesinde oluşur. aritmetiğin bilgisi zaman formuna, geometrinin bilgisi ise mekan formuna dayanır. şu halde matematiksel bilgi sentetik a prioridir. matematiksel bilgi sentetiktir, çünkü yeni bir bilgi verir. matematiksel bilgi aynı zamanda a prioridir, çünkü bilginin dayandığı şey her insanda ortak olarak bulunan algının zaman ve mekan formunun a priori bilgisidir. o halde matematiksel bilgi yine zorunlu ve evrensel bir bilgidir. böylelikle kant, matematik ve bilime yeni bi temel bulur. hume'un eleştirisiyle uyandığı dogmatik uykusundan uyanıp, başka bi dogmatik uykuya yatar farkında olmadan.*
daha sonra frege ve dedekind piyasaya çıkıp ''bu ne rezillktir kardeşim, matematik zaten mantığa indirgenir, ne gerek var zaman mekan a priori demeye'' diyerekten basarlar fırçayı. zaten willard quine'in çok acayip bi makalesi vardır ''two dogmas of empiricism'' isimli. orada analitik-sentetik ayrımının analitik olduğunu ve dolayısıyla hatalı olduğunu anlatır. ama siz yine de kant okuyun tabi.
devamını gör...
ingilizce klavye ile sözlükte yazmak
basligi da bu sekilde acmaniza sebep olacak durum. saniyorum ki eksi sozlukun ilk zamanlarinda epey yaygin bir durum oldugundan 2000lerin basindan beri interaktif sozluk okuyanlarin gozlerini coktan alismistir bu sekilde yazilan tanimlari okumaya.
devamını gör...
yazarların gitmek istediği şehirler
marmaris.
devamını gör...
şükrü erbaş
canı cehenneme gibi şiirleriyle politik ve protest duruşunu da gösteren büyük şairdir.
birçok şiiri pek güzel bestelenmiştir. *
birçok şiiri pek güzel bestelenmiştir. *
devamını gör...
yazarların bu ara en çok dinledikleri şarkı
pinhani - aşk bir mevsim
bugün günlerden senden sonra
aşk bir mevsim, gelmez bir daha
yalnız kalmak korkutmaz ki
alışır bu şehir, alışır elbet yokluğuna.
bugün günlerden senden sonra
aşk bir mevsim, gelmez bir daha
yalnız kalmak korkutmaz ki
alışır bu şehir, alışır elbet yokluğuna.
devamını gör...
güzellik ondur dokuzu dondur
içten ziyade dış görünümün mühim olduğunu ifade eden atalar sözü. [don: eski türkçede libas, kılık kıyafet.]
devamını gör...
türkiye'nin 2020 yılında yüzde 1.8 büyümesi
2009 gibi küresel finans krizinin zincirleme hacim endeksinde baz alınması nedeniyle hiç sağlıklı sonuçlar çıkmıyor. 2008-2009 dönemi zaten ekstrem bir dönem.
detaylı bilgi için buradan
detaylı bilgi için buradan
devamını gör...
otuz beş yaşındayım
“35 yaşındayım… daha hiç bir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. ama kenarındayım o kesin; hem de en kenarında, bizim mahalle gibi… hayatta en çok askerliği sevdim. ben askerken çok sevda mektubu yazdım; başkalarına. çok mektup okudum; başkalarının. elin gariplerine de eziyet ettim. niye? çünkü ben şehirliydim. nüfusumda buranın adı yazıyor; ama şehir beni takmıyor…”
yusuf (yeditepe istanbul-1. bölüm)
devamını gör...
zorunlu aşı hakkında yanlış bilinenler
aşının zorunlu tatbik edilmesi durumu, uygulaması hakkında; bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek bilinenlerin yanlış olması durumunda özne olan durum, kimi zaman pratiklerdir.
öncelikle başlığın ve konunun ne kadar hassas olduğunu bilerek açtığımı, aynı veya karşıt fikir olmamız önemsiz şekilde sonuna kadar okumanızı, daha sonra bu entry hakkında yorum yapmanızı rica edeceğim kıymetli arkadaşlarım.
bu konu ve paralel konuları hakkında belki de sözlüğe entry giren ilk kişilerden biriyimdir. zira o günler * bana bugünlere ışık tutmuş ve aşı uygulaması hakkında bu konuları konuşacağımızı hissediyor gibiydim.
(bkz: zorunlu aşı) (bkz: anayasa mahkemesinin halime sare aysal kararı) (bkz: serdar özgüldür)
bu konu ve pratiği tabii ki anayasanın 17. maddesi özelinde incelenip, kişinin vücut bütünlüğü hakkının dokunulmazlığı bağlamında öz iradeye bırakılması gereken, kişiye tıbbi müdahale ve türevleri yapılmaması gereken durumdur. fakat, burada bir hukukçu olarak sizlerle paylaşmak istediğim, aşının aslında otoritelerin iradesiyle şu an bile zorunlu kılınabilecek oluşudur. evet, belki çok az kişinin bahsettiği ya da bahsetmekten çekindiği durum olsa da durum budur. ve ben bu görüşe katılmaktayım.
şöyle ki, anayasa mahkemesinin halime sare aysal kararı'nda bahsettiği, zorunlu aşıyı uygun bulmaması durumu salgın öncesi yaşantımıza ve o şartlar altındaki mevzuatın incelemesine ilişkindir. ve o dönemde isabetlidir. zira diğer kaynaklar ve sonunda anayasamız zorunlu aşıya cevaz vermemektedir. 1593 sayılı kanun'un 72/2'de zorunlu aşı tatbiki pratiğini düzenlemektedir ve sağlık bakanlığına yetki vermektedir. burada 72.madde giriş cümlesinde 57.madde de sayılan hastalıklara ilişkin olarak, numerus clasus ilkesiyle düzenlenmiş olan bu maddedeki hastalıklara 72'de * ki uygulamaları yapabilme yetkisi vermiştir. ve 57.madde de kanunun çıktığı dönemde doğal olarak 2019-ncov * olmadığı için sayılmamıştır. bu mantıkla baktığımızda hem zorunlu aşı bu hastalığa ilişkin uygulanamaz ve anayasa mahkemesinin kararı uygundur deriz, değil mi? evet, öyle. fakat o iş öyle değil. aynı kanunun 64. maddesi şu şekildedir: madde 64 – 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika sıhhat ve içtimai muavenet vekaleti salahiyettardır. bu demektir ki salgın hastalıklarda, 57.maddede sayılmamış olsa bile zorunlu aşı uygulaması yapılabilir, yani 72.maddede ki eylemler uygulanabilir, yetkilidir. kim bu bakanlık? sağlık bakanlığı.
bu bağlamda lafı çok daha fazla uzatmadan benim yasama ve yürütme'ye tavsiyem dün olduğu gibi, bugünde acilen kanunu düzenleyip kafalardaki soru işaretini giderip, meşruiyeti sağlamalarıdır. zira aşı uygulamanın kaçınılmaz olduğu bir durumdayız ve tüm dünya pcr ya da aşı denklemine gidiyor.
(bkz: aşı olmayanlara pcr testi zorunlu tutulması)
şu haliyle bile sağlık bakanlığı ve otoriteler aşıyı zorunlu kılma yetkisine sahiptir. ilgili uygulama, kanunilik testinden geçmiş bir düzenlemedir. burada benim ve hukukçuların talebi buna özel kanun çıkarılması ya da 1593 sayılı kanunun düzenlenmesidir. buradaki talep ise ölçülülük ve meşruiyete ilişkin taleplerdir.
#71254 burada taa 30 kasım'da yazdığım bilgilerde durmaktadir, kısmen de olsa benzerdir.
değerli fikirleriniz ve vaktinizi ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim sevgili yazarlar. umarım kimseyi incitmeden, üzmeden kanun ve uygulamaya ilişkin fikirlerimi anlatabilmişimdir. zira bir hukukçu olarak, bunu sizlere borç bilirim.
öncelikle başlığın ve konunun ne kadar hassas olduğunu bilerek açtığımı, aynı veya karşıt fikir olmamız önemsiz şekilde sonuna kadar okumanızı, daha sonra bu entry hakkında yorum yapmanızı rica edeceğim kıymetli arkadaşlarım.
bu konu ve paralel konuları hakkında belki de sözlüğe entry giren ilk kişilerden biriyimdir. zira o günler * bana bugünlere ışık tutmuş ve aşı uygulaması hakkında bu konuları konuşacağımızı hissediyor gibiydim.
(bkz: zorunlu aşı) (bkz: anayasa mahkemesinin halime sare aysal kararı) (bkz: serdar özgüldür)
bu konu ve pratiği tabii ki anayasanın 17. maddesi özelinde incelenip, kişinin vücut bütünlüğü hakkının dokunulmazlığı bağlamında öz iradeye bırakılması gereken, kişiye tıbbi müdahale ve türevleri yapılmaması gereken durumdur. fakat, burada bir hukukçu olarak sizlerle paylaşmak istediğim, aşının aslında otoritelerin iradesiyle şu an bile zorunlu kılınabilecek oluşudur. evet, belki çok az kişinin bahsettiği ya da bahsetmekten çekindiği durum olsa da durum budur. ve ben bu görüşe katılmaktayım.
şöyle ki, anayasa mahkemesinin halime sare aysal kararı'nda bahsettiği, zorunlu aşıyı uygun bulmaması durumu salgın öncesi yaşantımıza ve o şartlar altındaki mevzuatın incelemesine ilişkindir. ve o dönemde isabetlidir. zira diğer kaynaklar ve sonunda anayasamız zorunlu aşıya cevaz vermemektedir. 1593 sayılı kanun'un 72/2'de zorunlu aşı tatbiki pratiğini düzenlemektedir ve sağlık bakanlığına yetki vermektedir. burada 72.madde giriş cümlesinde 57.madde de sayılan hastalıklara ilişkin olarak, numerus clasus ilkesiyle düzenlenmiş olan bu maddedeki hastalıklara 72'de * ki uygulamaları yapabilme yetkisi vermiştir. ve 57.madde de kanunun çıktığı dönemde doğal olarak 2019-ncov * olmadığı için sayılmamıştır. bu mantıkla baktığımızda hem zorunlu aşı bu hastalığa ilişkin uygulanamaz ve anayasa mahkemesinin kararı uygundur deriz, değil mi? evet, öyle. fakat o iş öyle değil. aynı kanunun 64. maddesi şu şekildedir: madde 64 – 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika sıhhat ve içtimai muavenet vekaleti salahiyettardır. bu demektir ki salgın hastalıklarda, 57.maddede sayılmamış olsa bile zorunlu aşı uygulaması yapılabilir, yani 72.maddede ki eylemler uygulanabilir, yetkilidir. kim bu bakanlık? sağlık bakanlığı.
bu bağlamda lafı çok daha fazla uzatmadan benim yasama ve yürütme'ye tavsiyem dün olduğu gibi, bugünde acilen kanunu düzenleyip kafalardaki soru işaretini giderip, meşruiyeti sağlamalarıdır. zira aşı uygulamanın kaçınılmaz olduğu bir durumdayız ve tüm dünya pcr ya da aşı denklemine gidiyor.
(bkz: aşı olmayanlara pcr testi zorunlu tutulması)
şu haliyle bile sağlık bakanlığı ve otoriteler aşıyı zorunlu kılma yetkisine sahiptir. ilgili uygulama, kanunilik testinden geçmiş bir düzenlemedir. burada benim ve hukukçuların talebi buna özel kanun çıkarılması ya da 1593 sayılı kanunun düzenlenmesidir. buradaki talep ise ölçülülük ve meşruiyete ilişkin taleplerdir.
#71254 burada taa 30 kasım'da yazdığım bilgilerde durmaktadir, kısmen de olsa benzerdir.
değerli fikirleriniz ve vaktinizi ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim sevgili yazarlar. umarım kimseyi incitmeden, üzmeden kanun ve uygulamaya ilişkin fikirlerimi anlatabilmişimdir. zira bir hukukçu olarak, bunu sizlere borç bilirim.
devamını gör...
cansu dere'nin burnu
estetiksiz olduğuna inanamadığım bir burun. çok güzel.
devamını gör...
c++
şu anda öğrenmeye çalıştığım programlama dilidir. ilk programlama dilimdir aynı zamanda, kendisiyle başlamak çok iyi bir karar mı bilmiyorum ama aldığım derste öğretildiği için biraz mecburi olarak seçmiş bulunuyorum.
öğrenenleri için önermek istediğim bir youtube kanalı var. direkt olarak derslerinin oynatma listesi burada. videolar ingilizce ancak çok zor değiller bence, öyle çok iyi derecede bilmenize gerek yok. basitçe, temel olarak anlatıyor. o yüzden öğreniyorsanız muhakkak bir bakın derim.
öğrenenleri için önermek istediğim bir youtube kanalı var. direkt olarak derslerinin oynatma listesi burada. videolar ingilizce ancak çok zor değiller bence, öyle çok iyi derecede bilmenize gerek yok. basitçe, temel olarak anlatıyor. o yüzden öğreniyorsanız muhakkak bir bakın derim.
devamını gör...



