gitmesin zaten. siz sevmediğiniz hatta düşmanınız size misafirliğe gelsin ister misiniz. zorla güzellik olmaz. gitsin feslinin çukuruna. anıt da işi ne?
devamını gör...

‘normal’ zamanlarımızda kahvaltımızı yapıp en sevdiklerimizle bayramlaşmaya çıktığımız saatleri bu sefer marikakinin sıcak şarkıları ile değerlendireceğiz. kocaman bir boşluğu dolduracak yayın olacaktır.
devamını gör...

hava, insülin, roka, ateş...
devamını gör...

benim nickaltıma kimse güzel bir şeyler yazmıyor. dolayısıyla kimseye de yazılmasın. dur düşüneyim bir kulp bulayım. heh buldum '' nickaltı yalakalığı '' iyi. bundan sonra kim kimin nickaltına bir şeyler yazarsa hemen bu başlığı canlandırayım.
bana yoksa kimseye de olmasın! yazıyorsanız bana yazın !
devamını gör...

vietnam’da bulunan , eski ismi saygon( saigon) olan, şu anki ismi ho chi minh olan şehirdir.

şehire ismini veren ho chi minh, o kadar sevilen bir hükümdarmış ki ismi bu şehre verilmiş. ho chi minh ‘ışığa kavuşturan’anlamına geliyor.

not: kendi ukdemdi doldu. hiçbir yazar, kendi ukdesini dolduracak kadar yalnız olmamalı*.
devamını gör...

ben bunu bir yerden çok iyi tanıyorum. şey, şu:
güven duygusu. *
devamını gör...

berberim geçinemiyorum diye çalıştığı yerden ayrılıp bir fabrikaya girdi. yalnızca cumartesileri harçlık için berbere geliyor. ve ben iki senedir sırf o kazansın diye yalnızca cumartesileri berbere gidiyorum.
devamını gör...

konuşamam! sadece girift.
devamını gör...

keşke herkesin ömrü vicdanı kadar olsa.

küçük prens
devamını gör...

kafa sözlük radyo eşliğinde..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bak bu enkaza dönmüş harabe benim.
üstüm başım toz içinde. kurtulmaya çalıştıkça bu enkazdan, daha da dibe düşüyorum. üşüyorum. sesimi duyan yok. bağırıyorum. bağırdıkça acıyor göğüs kafesim. bir umut, güneşle tekrar buluşmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorum. karanlık. korkuyorum. halbuki ben hiç korkmazdım karanlıktan. neresi burası, nerdeyim ben? yönümü yolumu kaybettim. canım acıyor. kıpırdayamıyorum yerimden. saklambaç oynayan korkak küçük bir kız çocuğuyum sanki. korkuyorum. ya bulan olmazsa beni? yanmak uğruna çıkayım diyorum bu çirkin kabuğumdan. sonra vazgeçiyorum. gururluyum. pes edemem ben. son kez bak bu harabeye... yakında bir mezar olacak burası. herkes üzerine basıp geçecek. adım unutulacak. ve ben hayat denilen bu en büyük kaosun içinden, yok olup gideceğim...
devamını gör...

öküz arabası olarak da bilinen araç. 2 tekerlekli olabileceği gibi 4 tekerlekli de olabilir.
devamını gör...

günün anlamn ve önemine uygun olması için… hepsine çok şey borçluyuz.
devamını gör...

net yaparım, hatta yapmadan uyuyamam. geçenlerde saçımı boyamayı düşündüm ve ertesi sabah kahvaltıdan sonra yaptığım ilk şey saçımı boyamaktı. bazı şeyleri yaşamak için az bir vaktimiz var dostlar. ertelemenin ne anlamı var?
devamını gör...

68 kuşağının en sıkı sloganı olmuş nefes.

dönemin şartlarını düşününce ince ayarlar veriyormuş her bir satırı ile. erkan oğur - ismail hakkı yorumu şahanedir.
devamını gör...

son 10 senede yazılmış en iyi romanlardan biri. o kadar kapsamlı bir kitap ki, standart formatta derleyip toplamak zor olacak o yüzden düşüncelerimi notlar halinde paylaşacağım.

* kitap tek bir ideolojiden ziyade, ideolojilerin doğası üzerine. propagandavari bir sahneden ya da diyalogdan rahatsız olduysanız, tersi de yolda emin olun.

* kitap, önce okuyucuyu büyük bir probleme, ilginç koşullara, sahnelere kitleyip, sonra bunların meselenin merkezi olmadığına ikna etme teknikleri kullanıyor. emin olun kitap görece alakasız bir yere gidecek, sonra geri gelecek. ying- yang gibi.

* kitapta başta fizik, biyoloji gibi sağın bilimler olmak üzere, matematik, sembolik mantık, didaktik akıl yürütme, tarih, psikoloji sosyoloji ve daha bir dünya alana girip çıkmalar var. haliyle bunlar oldukça basit anlatılmış. mesela tarihe özel bir ilginiz varsa, çin devrimi ve sonraki restrasyon ile ilgili pasajlar size fazla basit gelebilir. ama kitap orada durmayacak, varlığı kavrama ile ilgili ne varsa hepsinden bir tutam sunacak, siz de matematikçiye basit gelen bölümlerde yeni dünyalar izyeceksiniz.

* öykü çok dönüyor, en anlaşılmazdan "şimdi hepsini anladım"a, oradan "lan ne oluyor hani anlamıştık"a dalgalanıp duruyor. benzer şekilde okudukça zıt ideolojilere hak verebilirsiniz. özellike "umut" bir var, bir yok.

* kitabın en sonundaki teknoloji hariç, fantazinin sınırlarını zorlayan bir bilim- kurgu yok. ben daha çok bir polisiye, askeri strateji ve sosyal çatışmalar öyküsü olarak okudum. bildiğim kadarıyla devam kitaplarında bu değişiyor.

* böceklerden kurtulamazsınız.
devamını gör...

bence de miyav
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her iki çene kemiğinde de en geride bulunan ve en son çıkan dişler.

genellikle çektirilmesi gerekir. bazı durumlarda (özellikle üst çenedekiler) oldukça kolay çekilirken, bazı durumlarda (özellikle alt çenedekiler) çene kemiğine gömüldüğünden ameliyat gerektirebilir.
devamını gör...

kahve... sevemedim gitti bir türlü. bazen içnek için zorluyorum kendimi veya ortama ayak uydurmak için ama yok, çaya ihanet etmiş gibi hissediyorum. çayın o mis kokusu buram buram burnuma gelince hemen yarım bırakıp kahveyi, ezelden ebede yarenime koşuyorum.
devamını gör...

elektriksel bakımdan ne tam iletken ne de tam yalıtkan olan bir elemente, bir başka elementin eklenmesiyle oluşturulan yarı iletken türü.

bunun için özellikle kullanılan en yaygın yarı iletken, silikondur. nasıl yapıldığını anlatmadan önce ufak ön bilgiler vereyim.

değerlik elektronu dediğimiz bir kavram var. diğer başlığa gidip okumaya üşenenler için kısaca tanımlamak gerekirse; bir atom çekirdeğinin etrafında dolanan elektronların en dış kabukta bulunanları için kullanılan bir terimdir. bu elektronlar çekirdeğe en zayıf şekilde bağlı olan elektronlar olduğundan, atomdan koparılması en kolay olan ya da atomun başka atomlarla bağ yapmasında kullanılan elektronlar da bunlardır. bunlara valans elektronu da denir. elementin iletkenliğini belirleyen şey, valans elektronlarının sayısıdır.

silikonun 4 adet valans elektronu bulunur. atomun son kabuğunda en fazla 8 elektron bulunabileceğinden, silikonun son kabuğu yarı dolu ya da yarı boştur diyebiliriz. bu nedenle silikonun iletkenliği de ortalama bir seviyededir; ne çok iyi bir iletkendir ne de yalıtkandır.

silikona yüksek sıcaklık altında "katışıklık" adı verilen bir işlemle farklı bir element eklenebilir. doping adı da verilen bu süreç 2 şekilde yapılabilir. burada tabii ki sadece p tipi olanı anlatacağım.

silikona, valans elektron sayısı 3 olan bir başka element eklenir. örneğin bor elementi... silikon ve borun 3'er valans elektronu birbiriyle bağ yaparken, silikonun 1 valans elektronu açıkta kalır. bu durum ortamda oyuk ya da delik adı da verilen bir boşluk oluşturur. herhangi bir elektron bu boşluğu dolduracak şekilde katışık malzemenin valans bandına geçiş yapabilir ama bu kez bırakıp geldiği yerde bir boşluk oluşur. elektronların bu boşluklara kayması atom içerisinde bir hareket, dolayısıyla artan bir iletkenlik durumu oluşturur.

boşluklar pozitif yüklü parçacıklar gibi davrandığından bu malzemeye pozitif kelimesinin baş harfinden esinlenerek p tipi yarı iletken adı verilmiştir.

diğer doping süreci için (bkz: n tipi yarı iletken)

aşağıda, bahsettiğim olayı daha rahat anlamanızı sağlayacak bir görsel var:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim