ermeni soykırımı iddiası
ermeni ve türk tezleri olmak üzere iki karşıt tezin olduğu 'soykırım' iddialarıdır.
ermeni tezlerine göre dönemin osmanlı elitleri olan ittihatçılar türkçü ve islamcı oldukları için ermenileri osmanlıdan yok etmeye karar verirler. ermeni tezinin odak noktası 'soykırımın' bir devlet politikası olduğudur.
türk tezleri ise karşılıklı öldürüşlerin olduğunu ve içlerinde ermenilerin de olduğu osmanlı vatandaşlarının katledildiğini kabul eder. sanılanın aksine türk tezleri ermenilerin öldürülmediğini savunmaz. ancak, türk tezlerine göre ermeniler ardı arkası kesilmeyen isyanlara kalkışmakta, başta rusya ve fransa olmak üzere osmanlı kimle karşı karşıya gelse onların ordularında gönüllü olarak kendi devletlerine karşı savaştıklarını ve çeteler kurup türk köylerini basıp katliam yaptıklarını; türklerin de ermenilere şiddet yoluyla tepki gösterdiğini savunur ve hem cephe gerisini güvence altına almak için hem de ermenileri ve türkleri korumak için 'gelecekte bir gün geri dönmek üzere' suriyeye tehcire yollamıştır. ancak göç yolunda gerek salgınlar gerek kürt ve çerkes çetelerinin baskınları ve intikam hırsıyla dolu türklerin saldırıları neticesinde 500 bin civarında ermeninin hayatını kaybettiğini kabul eder. türk tezinin odak noktası bu ölümlerin bir devlet politikası, yani soykırım olmadığı yönündedir. ermeni mallarına da koruma tedbiri konmuştu.
işte olay kabataslak şekilde böyle. günümüzdeki ermeni meselesi de tarihsel olmaktan çıkmış politik bir koz haline gelmiştir. türkiye hangi ülkeyle kriz yaşasa o ülkenin parlamentosunda soykırım yasa tasarısı kanun olarak geçiyor. bunlar iyi niyetli hareketler değil. ne yazık ki buna kendi kayıpları istismar edildiği için ilk ermenilerin karşı çıkması gerekirken en büyük amigoluğu onlar yapmakta.
ermeni tezlerine göre dönemin osmanlı elitleri olan ittihatçılar türkçü ve islamcı oldukları için ermenileri osmanlıdan yok etmeye karar verirler. ermeni tezinin odak noktası 'soykırımın' bir devlet politikası olduğudur.
türk tezleri ise karşılıklı öldürüşlerin olduğunu ve içlerinde ermenilerin de olduğu osmanlı vatandaşlarının katledildiğini kabul eder. sanılanın aksine türk tezleri ermenilerin öldürülmediğini savunmaz. ancak, türk tezlerine göre ermeniler ardı arkası kesilmeyen isyanlara kalkışmakta, başta rusya ve fransa olmak üzere osmanlı kimle karşı karşıya gelse onların ordularında gönüllü olarak kendi devletlerine karşı savaştıklarını ve çeteler kurup türk köylerini basıp katliam yaptıklarını; türklerin de ermenilere şiddet yoluyla tepki gösterdiğini savunur ve hem cephe gerisini güvence altına almak için hem de ermenileri ve türkleri korumak için 'gelecekte bir gün geri dönmek üzere' suriyeye tehcire yollamıştır. ancak göç yolunda gerek salgınlar gerek kürt ve çerkes çetelerinin baskınları ve intikam hırsıyla dolu türklerin saldırıları neticesinde 500 bin civarında ermeninin hayatını kaybettiğini kabul eder. türk tezinin odak noktası bu ölümlerin bir devlet politikası, yani soykırım olmadığı yönündedir. ermeni mallarına da koruma tedbiri konmuştu.
işte olay kabataslak şekilde böyle. günümüzdeki ermeni meselesi de tarihsel olmaktan çıkmış politik bir koz haline gelmiştir. türkiye hangi ülkeyle kriz yaşasa o ülkenin parlamentosunda soykırım yasa tasarısı kanun olarak geçiyor. bunlar iyi niyetli hareketler değil. ne yazık ki buna kendi kayıpları istismar edildiği için ilk ermenilerin karşı çıkması gerekirken en büyük amigoluğu onlar yapmakta.
devamını gör...
sözlüğün medar-ı iftiharı kadın yazarlarımız
başlığı açan yazarım,
benden çok yaşayacan. *
bende ha böle bir başlık hayal ediyordum.
sağ olalım var olalım biz.
hepinizi çooook ama çok seviyorummmm.
bütün kızlar toplanalım o vakit.
benden çok yaşayacan. *
bende ha böle bir başlık hayal ediyordum.
sağ olalım var olalım biz.
hepinizi çooook ama çok seviyorummmm.
bütün kızlar toplanalım o vakit.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yazmalı, çok yazmalı, okumalı, her şeyi her bir şeyi okumalı.
kitaplığıma bakmalı, genç werther'in acıları? olabilir. bülbülü öldürmek? kafes, altın kafes, bülbülüm altın kafeste... neyse dur olabilir. tutunanlar yok yok tutunamayanlar , olric aaa olric, doğru ya. olric'le deniz kenarında buluşmalı. ah deniz, canım deniz! ne çok özledim. izmir, deniz, rüya, buluşma, keşke, ah! keşke. neyse, düşünme onu şimdi.
doğum günü, ne yapmalı? bilmem, ne yapmalı? süt? yok daha ona vakit var. başka bir şey düşünmeli. sonra düşüneyim, daha boş bir vakitte. evet, evet en iyisi...
hoş şimdi de bir işim yok da yorgunum. neden yorgunum? o kadar iş yaptım, ondan. yani herhalde ondan. oradaki ne? he kolyeymiş. hangisi o? ucunda kuş olan mı, pusula olan mı? he pusula olan. aaa pusula, kuzey. karadeniz. ağaçlar...
ah şimdi orada olmak vardı. deniz, aa tosbik, çay, çay içerdik şimdi deniz kenarında. neyse kısmet. çay mı yapsam yoksa kahve mi? ya da dur önce bir şeyler yiyeyim ya da sigara mı içsem? aa tavuk göğüsü yapmıştım ben. ondan yiyeyim sonra. tavuk? ahahahah bak yine dediğim doğru çıktı di mi? ah bir kere dinlese beni. inatçı keçi dinler mi hiç? ohh canıma değsin. hayır yazdıklarımı da anlamıyor ki.* neyse boşver. her zamanki hali. hangi şarkı bu arkadaki? sezen mi? evet evet. ne diyor?
"bir kırık gençlik hikayesi
yok mudur sevdanın çaresi"
sezen yine sezen. yapmış yapacağını. acıtıyor kalbi. neden? ne bileyim ben güzel söylüyor işte. allah allah...
nerden çalıyor bu şarkı? doğru ya şarkı açıp da uyudum ben. aa bildirim mi geldi? bakarım birazdan. kalkmam lazım. hava da ne sıcak be. çekilecek çile mi bu? neyse kalkmalı, açmalı artık gözümü. yapacak çok iş var. olric bekler beni...
kitaplığıma bakmalı, genç werther'in acıları? olabilir. bülbülü öldürmek? kafes, altın kafes, bülbülüm altın kafeste... neyse dur olabilir. tutunanlar yok yok tutunamayanlar , olric aaa olric, doğru ya. olric'le deniz kenarında buluşmalı. ah deniz, canım deniz! ne çok özledim. izmir, deniz, rüya, buluşma, keşke, ah! keşke. neyse, düşünme onu şimdi.
doğum günü, ne yapmalı? bilmem, ne yapmalı? süt? yok daha ona vakit var. başka bir şey düşünmeli. sonra düşüneyim, daha boş bir vakitte. evet, evet en iyisi...
hoş şimdi de bir işim yok da yorgunum. neden yorgunum? o kadar iş yaptım, ondan. yani herhalde ondan. oradaki ne? he kolyeymiş. hangisi o? ucunda kuş olan mı, pusula olan mı? he pusula olan. aaa pusula, kuzey. karadeniz. ağaçlar...
ah şimdi orada olmak vardı. deniz, aa tosbik, çay, çay içerdik şimdi deniz kenarında. neyse kısmet. çay mı yapsam yoksa kahve mi? ya da dur önce bir şeyler yiyeyim ya da sigara mı içsem? aa tavuk göğüsü yapmıştım ben. ondan yiyeyim sonra. tavuk? ahahahah bak yine dediğim doğru çıktı di mi? ah bir kere dinlese beni. inatçı keçi dinler mi hiç? ohh canıma değsin. hayır yazdıklarımı da anlamıyor ki.* neyse boşver. her zamanki hali. hangi şarkı bu arkadaki? sezen mi? evet evet. ne diyor?
"bir kırık gençlik hikayesi
yok mudur sevdanın çaresi"
sezen yine sezen. yapmış yapacağını. acıtıyor kalbi. neden? ne bileyim ben güzel söylüyor işte. allah allah...
nerden çalıyor bu şarkı? doğru ya şarkı açıp da uyudum ben. aa bildirim mi geldi? bakarım birazdan. kalkmam lazım. hava da ne sıcak be. çekilecek çile mi bu? neyse kalkmalı, açmalı artık gözümü. yapacak çok iş var. olric bekler beni...
devamını gör...
buzdolabındaki yarım limon
hep yumurtaların olduğu yere konulur.
devamını gör...
müslüm gürses'i anma gecesi radyo yayını
beyfendiliği askıya aldığım gecedir. an itibariyle kadıköy derbederi olarak güncelliyorum. açtım yayını dinlemekteyim.
devamını gör...
nevruz
türklerin değil irani halkların baharın gelişini kutladığı bayram. nevruz kelimesinin farsçadan dilimize geçtiğini düşünürsek mantıklı olan da budur zaten. kaldı ki moğolistan coğrafyasında yaşayan halkların baharın gelişini kutlamalarını düşünmek mantıksız gibi duruyor. hangi halk tarafından ilk kutlandığından bağımsız olarak en sevdiğim, en anlamlı bulduğum bayramlardan biridir. bir diğer adı için(bkz: newroz).
devamını gör...
sma hastalarına destek veriyoruz kampanyası
tedavisi çok pahalı bir hastalığı olan çocuklar için yapılması gereken kampanyadır.
ekşi sözlükte gördüm bu kampanyaları. burada paylaşıp daha çok kişiye ulaştırmak istiyorum. damlaya damlaya göl olur arkadaşlar.
edit:, mert, öykü ve poyraz ali'nin kampanyaları çıkarıldı. öykü ve poyraz ali için kampanya tamamlandı mert için işe geç kalındı ilacı alması için gereken kilo sınırın aşmış maalesef.
edit: mert kilogram bakımından riskli gruba girdiği için maalesef zolgensma tadavisini alamayacak.
edit: metehan'ın kampanyası da tamamlandı.
edit: hamza'nın kampanyası da tamamlamıştır.
edit: aziz cemalin kampanyası da tamamlanmıştır.
edit: umut ve enis talha'nın da kampanyaları tamamlanmıştır.
ekşi sözlükte gördüm bu kampanyaları. burada paylaşıp daha çok kişiye ulaştırmak istiyorum. damlaya damlaya göl olur arkadaşlar.
edit:, mert, öykü ve poyraz ali'nin kampanyaları çıkarıldı. öykü ve poyraz ali için kampanya tamamlandı mert için işe geç kalındı ilacı alması için gereken kilo sınırın aşmış maalesef.
edit: mert kilogram bakımından riskli gruba girdiği için maalesef zolgensma tadavisini alamayacak.
edit: metehan'ın kampanyası da tamamlandı.
edit: hamza'nın kampanyası da tamamlamıştır.
edit: aziz cemalin kampanyası da tamamlanmıştır.
edit: umut ve enis talha'nın da kampanyaları tamamlanmıştır.
devamını gör...
sevgilisinin sakalından damlayan abdest suyunu şalıyla silen kadın
hell yeah! romantik islamcılıkta nirvanaya ulaşmış hanım kızımızdır. instagram biosunda kun fe yekûn de yazar, yüzünü saklayan postlar da atar. maşallah maşallaaaahhh...
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
ortada hiçbir sebep yokken kavga etmeleri.
göz göze gelmeye bile tahammülleri yok yahu!
göz göze gelmeye bile tahammülleri yok yahu!
devamını gör...
salahana
bizim oralarda serseri, işe yarama hevesi olmayan, başı boş olan anlamındaki kelimedir.*
hatta bu işi abartan kişiye salahana köpek denir.
hatta bu işi abartan kişiye salahana köpek denir.
devamını gör...
kil
içerisinde kalker, silisyum, mika, demir oksit gibi alüminyum fillosilikat ailesine ait mineraller bulunduran, 2 mikrometreden daha küçük, su emme kapasitesi çok yüksek, su emdiğinde plastiklik özelliği artan, magmatik ve metamorfik kayaç parçacıklarının atmosferik ve hidrotermal etkenlerle bozulması sonucunda ince toz haline gelmesiyle oluşan maddelerdir.
içerdikleri mineral özelliklerine göre; illit, kaolinit, montmorillonit ve diğer killer olmak üzere 4 ana gruba ayrılırlar. bileşimlerinde bulunan yanıcı maddeye göre renk almaktadırlar ve sarımtırak, kırmızımtırak, veya esmer renkte olabilmektedirler. saf halde beyaz renkte olurlar lakin saf olarak bulunması çok zordur.
kil'in; çimento, tuğla, kiremit yapımında. seramik yapımında. kozmetik sanayisinde. cam, porselen, çanak, çini yapımında. döküm sanayisinde. gıda sanayisinde. petrol sanayisinde. kağıt ve plastik sanayisinde. ilaç ve kimya sektöründe kullanımı yaygındır.
ülkemizde bir çok sanayi sektöründe kullanımı olmasına rağmen halk arasında en bilindik kullanım şekli kozmetik sektörüne bağlı olan kil maskesi olarak kullanımıdır. bir tür volkanik kil çeşidi olan bentonit'ten yapılan bu maskeler bakteriyel ve toksik maddelerin vücut dışına atılmasına ve cildi gereksiz yağlardan arındırmaya yaramakla beraber detoks etkisi yaratan doğal bir maddedir.
içerdikleri mineral özelliklerine göre; illit, kaolinit, montmorillonit ve diğer killer olmak üzere 4 ana gruba ayrılırlar. bileşimlerinde bulunan yanıcı maddeye göre renk almaktadırlar ve sarımtırak, kırmızımtırak, veya esmer renkte olabilmektedirler. saf halde beyaz renkte olurlar lakin saf olarak bulunması çok zordur.
kil'in; çimento, tuğla, kiremit yapımında. seramik yapımında. kozmetik sanayisinde. cam, porselen, çanak, çini yapımında. döküm sanayisinde. gıda sanayisinde. petrol sanayisinde. kağıt ve plastik sanayisinde. ilaç ve kimya sektöründe kullanımı yaygındır.
ülkemizde bir çok sanayi sektöründe kullanımı olmasına rağmen halk arasında en bilindik kullanım şekli kozmetik sektörüne bağlı olan kil maskesi olarak kullanımıdır. bir tür volkanik kil çeşidi olan bentonit'ten yapılan bu maskeler bakteriyel ve toksik maddelerin vücut dışına atılmasına ve cildi gereksiz yağlardan arındırmaya yaramakla beraber detoks etkisi yaratan doğal bir maddedir.
devamını gör...
antonio gramsci
evet gramsci, büyük bir teorisyendir. yeni bir yol açmış ve geçmişin düşünce kalıplarını (özellikle marx) kırarak, onları yaşadığı döneme uyarlama yolunu seçmiştir. ama bana göre gramsci bundan çok çok daha fazlasıdır. evet elinize onun kitaplarını alıp, düşünceleri ile nutuklar atabilir, literatüre kazandırdığı yeni kavramlar üzerinden derin analizler kasabilir ve tüm bu derinliğin arasında kaybolabilirsiniz. veyahut tam tersi şekilde onu revizyonistlikle suçlayıp, kendisine karşı devrimci sıfatı yapıştırıp, eskinin ezber cümleleri ile fikirlerine ve durduğu yere saldırabilirsiniz. ama tüm bunlar en nihayetinde, sonuç alamayacağınız, yaşama ve yaşamın içindeki sömürüye karşı fiilen kullanamayacağınız tutumlardır. bunlarla sadece fikirsel mastürbasyon yapmış olursunuz. kimilerinin zamanında yaptıkları gibi (!)
oysa gramsci bunların hepsinden ötedir; bir kere yaptıklarının ve mücadelesinin yaşamda karşılığı vardır. özellikle ''fabrika konseyleri hareketi'' gramsci'nin hayata ve insanlara dokunduğu bir gerçekliktir. eskinin süslü sloganları arasında sıkışıp kalmış sosyalist yöneticilere ve kalıplaşmış bir politik tutumun esiri olmuş zavallılara verilen bir derstir. gramsci sadece teori üretip, nutuk atmamıştır. bunların altını doldurmuş ve bu yüzden de ciddi tepkiler almış sonrasında da bedeller ödemiştir. işçi sınıfını direkt mücadele evresine katabilmek adına arkadaşlarıyla birlikte, gezmedik fabrika ve neredeyse konuşmadık işçi bırakmamıştır. bu çabaları da olumlu sonuçlar doğurmuştur. seçimlere direkt olarak etki etmiştir. alınan %32'lik oy oranı büyük oranda gramsci ve arkadaşlarının eseridir.
halkı gütmeyi, onların yerine düşünmeyi, popülist söylemlerle halkın gözünü boyamayı seçmiş olan sözde devrim neferleri (!) ve aymaz aydınlarla arasındaki keskin çizgi halkla birlikte yürümeyi ve onları mücadele evresine katmayı seçmiş olmasıdır. zaten bununla ilgili hapishane defterleri adlı yapıtında sıkça göndermeleri bulunur. aydın (!) olmanın verdiği yetkiye dayanarak, kendilerini halktan farklı bir noktada konumlandıranları ve böylece fikirsel dünya ile mücadele alanı arasındaki bağların kopmasına sebep olanları sağlam argümanlarla yerin dibine sokar. hani bizde de vardır ya bazı meşhur söz kalıpları; halka inememek, halkla buluşamamak, halkın dilinden anlayamamak vesaire, işte bunlara ilişkin tüm somut çözümler gramsci'nin yaşam hikâyesinde ve eserlerinde açıkça görülmektedir. lakin bu husus kimsenin umurunda değildir.
bu mevzu ile ilgili, en zihin açıcı saptamalarından birisi şudur; ''sistemin gerçek gücü yönetici sınıfın şiddetinde veya devlet örgütünün zorlayıcı kuvvetinde değil, yöneticilere ait ‘dünya kavramının yönetilenler tarafından kabul edilişindedir. yönetici sınıfın felsefesi ''ortak duyu'' durumuna gelene kadar karmaşık basitleşme süreçlerinden geçer. ortak duyu, yığınların felsefesidir; yaşadıkları toplumun ahlâk, gelenek ve kurumlarını böylelikle benimserler.''
siz ne kadar bu düşünce dünyasının çarpıklığını da anlatsanız, siz ne kadar kalkıp bu yanlışlarla ilgili nutuklarda atsanız, sahada o insanlarla birlikte bir şeylerin üzerine taş koymadıkça, onlara dokunmadıkça ve tepeden bakmaya devam ettikçe aynı hüsranı yaşamaya devam edersiniz. zira oturmuş olan bu düşünce tarzının arkasında yüzyılların birikimi vardır. bunları aydın aymazlığı ve eski moda süslü sloganlarla yıkamazsınız. neyse çok uzamasın, gramsci fikir dünyasına kattıklarıyla birlikte mücadele dünyasına kattıkları sebebiyle ayrı ve özel bir yerdedir. okunması ve anlaşılması özellikle hayata soldan bakanlar için elzem olduğu kadar aslında her kesimden insan için önemlidir. sonrasında benzer eleştiriler anlamında, tamamlayıcı olması açısından togliatti okuması da yapmak gerekir diye düşünürüm.
özetle kavram analizinden ziyade pratiğin analizini yapmak gramsci konusunda daha önemlidir. kavramlar zaten okunur anlaşılır gramsci'nin sırrı pratiğinde ve onun geliştirilmesinde saklı.
oysa gramsci bunların hepsinden ötedir; bir kere yaptıklarının ve mücadelesinin yaşamda karşılığı vardır. özellikle ''fabrika konseyleri hareketi'' gramsci'nin hayata ve insanlara dokunduğu bir gerçekliktir. eskinin süslü sloganları arasında sıkışıp kalmış sosyalist yöneticilere ve kalıplaşmış bir politik tutumun esiri olmuş zavallılara verilen bir derstir. gramsci sadece teori üretip, nutuk atmamıştır. bunların altını doldurmuş ve bu yüzden de ciddi tepkiler almış sonrasında da bedeller ödemiştir. işçi sınıfını direkt mücadele evresine katabilmek adına arkadaşlarıyla birlikte, gezmedik fabrika ve neredeyse konuşmadık işçi bırakmamıştır. bu çabaları da olumlu sonuçlar doğurmuştur. seçimlere direkt olarak etki etmiştir. alınan %32'lik oy oranı büyük oranda gramsci ve arkadaşlarının eseridir.
halkı gütmeyi, onların yerine düşünmeyi, popülist söylemlerle halkın gözünü boyamayı seçmiş olan sözde devrim neferleri (!) ve aymaz aydınlarla arasındaki keskin çizgi halkla birlikte yürümeyi ve onları mücadele evresine katmayı seçmiş olmasıdır. zaten bununla ilgili hapishane defterleri adlı yapıtında sıkça göndermeleri bulunur. aydın (!) olmanın verdiği yetkiye dayanarak, kendilerini halktan farklı bir noktada konumlandıranları ve böylece fikirsel dünya ile mücadele alanı arasındaki bağların kopmasına sebep olanları sağlam argümanlarla yerin dibine sokar. hani bizde de vardır ya bazı meşhur söz kalıpları; halka inememek, halkla buluşamamak, halkın dilinden anlayamamak vesaire, işte bunlara ilişkin tüm somut çözümler gramsci'nin yaşam hikâyesinde ve eserlerinde açıkça görülmektedir. lakin bu husus kimsenin umurunda değildir.
bu mevzu ile ilgili, en zihin açıcı saptamalarından birisi şudur; ''sistemin gerçek gücü yönetici sınıfın şiddetinde veya devlet örgütünün zorlayıcı kuvvetinde değil, yöneticilere ait ‘dünya kavramının yönetilenler tarafından kabul edilişindedir. yönetici sınıfın felsefesi ''ortak duyu'' durumuna gelene kadar karmaşık basitleşme süreçlerinden geçer. ortak duyu, yığınların felsefesidir; yaşadıkları toplumun ahlâk, gelenek ve kurumlarını böylelikle benimserler.''
siz ne kadar bu düşünce dünyasının çarpıklığını da anlatsanız, siz ne kadar kalkıp bu yanlışlarla ilgili nutuklarda atsanız, sahada o insanlarla birlikte bir şeylerin üzerine taş koymadıkça, onlara dokunmadıkça ve tepeden bakmaya devam ettikçe aynı hüsranı yaşamaya devam edersiniz. zira oturmuş olan bu düşünce tarzının arkasında yüzyılların birikimi vardır. bunları aydın aymazlığı ve eski moda süslü sloganlarla yıkamazsınız. neyse çok uzamasın, gramsci fikir dünyasına kattıklarıyla birlikte mücadele dünyasına kattıkları sebebiyle ayrı ve özel bir yerdedir. okunması ve anlaşılması özellikle hayata soldan bakanlar için elzem olduğu kadar aslında her kesimden insan için önemlidir. sonrasında benzer eleştiriler anlamında, tamamlayıcı olması açısından togliatti okuması da yapmak gerekir diye düşünürüm.
özetle kavram analizinden ziyade pratiğin analizini yapmak gramsci konusunda daha önemlidir. kavramlar zaten okunur anlaşılır gramsci'nin sırrı pratiğinde ve onun geliştirilmesinde saklı.
devamını gör...
17 mayıs 2021 sabahına nasıl uyanacağız sorunsalı
şimdikinden farksız. ulan sanki son 1 senedir yaşadığımız hayat hayattı da bu 17 günde hayatımız kayacak.
devamını gör...
gamzedeyim deva bulmam
harika bir tevriye sanatı barındıran, şairin bedbaht hayatını da resmeden eser.
söz sanatına gelirsek hem gamzede* hem de gamze (malum yanakta bir çukur) anlamında. kullanılmış. çukurda esir kalmış ve yaralar almış da olabilir şair.
edit: imla
söz sanatına gelirsek hem gamzede* hem de gamze (malum yanakta bir çukur) anlamında. kullanılmış. çukurda esir kalmış ve yaralar almış da olabilir şair.
edit: imla
devamını gör...
karizmatik bir dağ ismi
devamını gör...
en çabuk unutulan şey
yenilen kazıklar. üstüne tanımam.
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
cikarlarim icin kimseye minnet etmedim, kimseye yaranmaya calismadim. bu ugurda cok da kaybettim aslinda ama gram pisman degilim...
devamını gör...


