sinemayla kitabı karşılaştırma cehaletine düşen başlık. izlediği filmde karakterin ruh halini ne kadar anlayabilir insan. bir yerin betimlemesi ne kadar yapılabilir filmde. ama yazar öyle bir betimler ki yeri ve karakteri, birden o karakteri sen oynarsın kafanın içinde. film bütünlüğü bozar. ayrıca hiçbir edebi yanı da yoktur. sayfalarca roman okuyan tip benim.
devamını gör...

kış aylarında gökyüzünde görülen, büyük köpek takımyıldızı'ndan sirius, avcı takımyıldızı'ndan betelgeuse ve küçük köpek takımyıldızı'ndan procyon yıldızlarının oluşturduğu üçgen.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, www.nj. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...

bir cesare pavese kitabıdır.

roma’da belli başarılar elde edip doğduğu ve çocukluğunun geçtiği torino’ya dönen yalnız bir kadının hikayesini anlatıyor roman. yalnız ama çok meşgul. yalnız ve çok kalabalık. yalnız ama kendi gibi yalnız kadınlarla birlikte.

roma’daki lüks bir moda evinin şubesini açmaya geldiği torino’da çocukluğunun izlerini ve dünya savaşı sonrası fakirliği yaşadığı gençlik dönemlerini hatırlayan kadın kendini bir kasırganın içinde bulur.

yeni açacağı moda evinin daha açılmadan müdavimi olan kendisi gibi yalnız kadınlar arasında partiden partiye, bardan bara ve eğlenceden eğlenceye koşan cleila aslında hayattan keyif almaktan çoktan umudunu kesmiştir.

sorunun daha da büyümesine neden olan şey ise en az onun kadar mutlu görünen, en az onu kadar eğleniyor görünen, en az onun kadar özgür görünen kadınların tümünün aslına depresif bir hiperaktiflik içinde olmalarıdır.

hiçbir şey göründüğü gibi değildir bu dünyada. yalnız kadınlar arasında kalan yalnız bir kadın bütün şatafatın ve ışıltının içinde karanlık bir hayat sürüyor olabilir. ve bunu kimseye belli etmemek için güzelliğinin arkasına saklanabilir.

yalnız kadınlar arasındayız.
devamını gör...

"en iyi kürt, ölü kürt'tür."
hiç ırkçı bir cümle değil gerçekten.*
devamını gör...

"her şeyin fazlası zararlıdır ya,
fazla şiirden öldü edip cansever."
cemal süreya
devamını gör...

güney pasifik okyanusunda bulunan vanuatu adasında yaşayan kabile. bu kabilenin ilginç özelliği, geçen gün ölen prens philip'in kendi tanrıları olduğuna inanmaları. prens ölünce kabile de yas tutmuş. kabilenin tarım ürünlerini koruduğuna ve yanardağ ruhu reenkarnasyonu bulunduğuna inandıkları prensin ölümünü adada bulunan otel çalışanından öğrenmişler. kabile prensin öldüğüne inanmamış, hatta kadınlar çığlık atarak ağlamışlar.
prens adaya hiç gitmemiş ama bu kabile her nedense o'nu tanrı olarak benimsemiş. fakat 50 yıl önce adaya gittiklerinde kraliçe elizabeth ve prens philip'in büyük boy fotoğraflarından etkilenip, güçlü beyaz bir kraliçeyle evli olduğu için prensi tanrı ilan etmişler. bunu öğrenen prens de kabileye imzalı bir fotoğrafını göndermiş. kabile de avlanmakta kullandıkları sopayı prense hediye olarak gönderip onunla fotoğraf çekinmesini istemiş, prens de bu sopayla çekilen fotoğrafı adaya göndermiş.
devamını gör...

hatırlamayacağım kadar sayıca fazla şakalardır. abimle aramda 7 yaş kadar fark vardı ve benim idolüm olduğu için ne dese inanırdım, yaptıklarına hayran kalırdım.

şu an aklıma gelenler:
top 1: çorap koklatmak.
diğerleri;
-bebeklik fotoğraflarımın sayısının az olması nedeniyle evlatlık olduğuma inandırma çalışmaları yapması.
-bir elin tüm parmaklarını bir araya getirip mükemmel hareketi yaparsınız ya ha evet o hareketi yapıp üfle diyip anlıma vurması, üflemezsem gerizekalı kalacağımı söylemesi.
-gece uyumadan önce " sana bir masal anlatayım mı?" diye sorması ve benim cevaben " evet anlat " dedikten sonra " o değil de sana bir masal anlatayım mı?" diye sormaya devam etmesi. ben cevaplamasam da uyuyana kadar aynı soruyu sorması...
-gece vakti odadaki ışığı birden kapatıp kaçması ve beni tek başıma bırakması.
-o dönemde çok meşhur olan karate kid vb. karate filmlerindeki türlü çeşit figürleri üzerimde denemesi.

- ..... çok fazla örnek var hatırlayamadığım, ama sanırım en büyük eşşşek şakasını evlendikten sonra nedenini bilmediğim bir şekilde benden ve ailemden uzaklaşarak yaptı.
devamını gör...

çok zordur kalbin kırıkken gülümsemeye çalışmak. içimizdeki duyguları yaşamalıyız. ancak bazı anlar oluyorki saklamak zorunda hissediyorsun. biri sizi üzebilmişse ona bu gücü siz vermişsinizdir. bazen sakladığımız şey ona verdiğimiz güç oluyor işte.
devamını gör...

dev olduğu için, daha da büyütülemeyeceği için olandır.
tarkan kırmızı çizgim olur, ona laf dedirtmem.
en iyi şarkısı diye bir şey yok, her şarkısı güzel, ilk aklıma gelen şarkısını bırakıyorum buraya.
beni çok sev
devamını gör...

çocukluğumdan beri uslu uslu tutardım her sene. ergenliğe girip regl olmaya başladığımda o günlerde tutmaz yılın geri kalan günlerinde tutardım. * okulda tutan kişiler bazen bi köşede tost yiyip kraker kemiren insanlara bağırırlardı. asla onlardan biri olmadım. olmadığım için insanlar benim ibadetime saygı gösterdi. istedikleri gibi yiyip içebildiler çünkü benim iradem o günlerde demirdendi. ibadeti yarıda kesip cehennemde yanmaktan korkuyordum o yüzden her yıl içime demirden bi irade yükleniyordu. bazen kendime şaşıyordum bu ben miyim diye.

son 2 senedir tutmuyorum. çevremden tepki alıyor muyum, evet. onlar tutarken ben saygı duyuyorum ama ben tutmayınca aynı şekilde saygı görüyor muyum, hayır. bu işte bi dengesizlik var.
sıkıldım bu baskıdan. öyle böyle değil çok çok sıkıldım. ne yapsam birileri sürekli eleştiriyor. eve gelirsin ayrı, sokağa çıkarsın ayrı, okula/işe gidersin ayrı. bir şey diyince de ee toplu yaşamın bedelleri diye zırvalıyorlar. sıçtırtmayın bedelinizi de size de be. ben özel hayatınıza karışıp yerli yersiz konuşuyor muyum? varlığınızı yok sayan herhangi bir davranışım var mı? çizgilerinizi aşıyor muyum? istesem yaparım daha sonra da toplu yaşamın bedelleri ayoll büyütmeyin bu kadar derim yüzünüze gevrek gevrek. hiçbirini yapmıyorum.
keşke birbirimizin boğazlamayı bi bıraksak.
bir de burda gördüm saygının zerresinin olmadığını. üst tanımlarda tutan insanlara bi sövmedikleri kalmış. kendinlerinde tutacak got yok diye kudurmuşlar adeta. ama lafa gelse en çok kültüre, yaşam tarzına, dine saygılı kişiler bunlar çıkar.
çoğunun yaşı büyük arkadaşlar olduğu belli. yazık gerçekten. yaşın olmuş 35+ hala insanların ibadetlerine kendi aklınca bok atıp duruyorsun. bomboş yazık bi hayat ne diyim.
devamını gör...

çok çalışmış, yorulmuş ve tatili hak etmiş emekli moderatörümüz.

emeğine sağlık.
kafembir'de okeye dördüncü ararsan çağır.
devamını gör...

çanakkale savaşı'na giden bir askerin ağzından yazılmış olan kastamonu yöresine ait türkü.
devamını gör...

halkın sokakta sarılan ya da el ele tutuşan genç bir çift görünce cinayetlere bile vermedikleri tepkiyi vermeleri.
devamını gör...

yeterli birikimi yapamamış, yoldaştan karma affı bekleyen yazarlardır.

kendileri temsili;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benzin. sırf vergi toplamak için değerinin çok üstünde satılıyor. pompacıya fulle demek lüks oldu artık.
devamını gör...

“asiye, ben seninle karşılaşacağımı bilseydim, başka türlü yetiştirirdim kendimi.” **
devamını gör...

profilden çıkıp akışa dönüyorum. bazen akışı yeniliyorum, biraz stalk yapıyorum. günün şanslı yazarlarına salça oluyorum. arada girip tanimlarimi okuyorum. sonra en en sevdiğim bal porsuklarinin profiline giriyorum biraz da onların tanımlarını okuyorum. ben galiba 445 yazarın yerine de sözlükte takılıyorum.

(bkz: beni maaşa bağlayın)
devamını gör...

hiç bitmesin dediğimiz o muhabbetlerin en güzel yansımasıdır.
tam o anda içinizden dolu dolu bir 'iyi ki' geçirirsiniz.
var mı be kahkaha gibisi!*
devamını gör...

bu ülkenin diyarbakır cezaevi diye bir gerçeği var. üstünün örtülmesi yerine yüzleşilmesi gerekilen bir gerçektir. şimdi bunu dedik diye ajitasyon yapıyorsunuz diyenler de olur.

psikolojisi sağlam olanlara birkaç sahne bırakıyorum.

sorgu sahnesi
türkçe konuş çok konuş
hatırlatma üzerine türkçe konuş çok konuş'un daha detaylı kısmı
devamını gör...

sözün her anlamda tükendiği ve dehşet verici bir yola bir kez daha işaret eden, türkiye cumhuriyeti'nin temel taşı olmasna rağmen arsızca yok sayılan anayasa hükümleri gibi, yargı ve hukuk sistemi gibi, insan temel hak ve özgürlükleri gibi bunca yıldır görmezden gelinmesi bir yana, artık sembolik olarak bile varlığını sürdürerek, en azından birer umut ışığı görevi görmesi beklenen hiçbir konvansiyona tahammüllerinin kalmadığını açık açık ilan eden, eşitsizliğin, hukuksuzluğun, insan hakları ihlallerinin sonuna kadar savunulduğu siyasi mesajı verilen elem karar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim