unutulan internet fenomenleri
kenan komutan.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
halim yok gerçekten, sevenim de yok bence. olsa söylerdi. hadi sevenim var diyelim, bana adım atsa bende giderim belki ama şimdi tekrardan kendimi anlatacak gücüm yok....
devamını gör...
sinir bozan şeyler
sabah boyun ağrısı ile uyanmak.evet hayatta daha sinir bozucu birşey varmı bilmiyorum.ama ikindin vaktine kadar geçmiyor o ağrı.
devamını gör...
evlerinde dişlerini sıkarak bekleyen yüzde 52
bir zamanlar osmanlı ocakları kurucu genel başkanı kadir canpolat tarafından yapılmış olan açıklamadır.
üzerinden 2 sene geçmesine rağmen benim nezdimde, malum kişinin açıklamalarından sonra yapılmış olan en kutuplaştırıcı açıklamadır.
gerçi 2 senede çok şey değişti, mesela %52 şehirlere göre de değişkenlik gösterebilir.
istanbul'da dişlerini sıkarak bekleyen %45
ankara'da dişlerini sıkarak bekleyen %47
izmir'de dişlerini sıkarak bekleyen %41
antalya'da dişlerini sıkarak bekleyen %46
mersin'de dişlerini sıkarak bekleyen %40
adana'da dişlerini sıkarak bekleyen %42
kırşehir'de dişlerini sıkarak bekleyen %38
falan kalmış diyolla.
üzerinden 2 sene geçmesine rağmen benim nezdimde, malum kişinin açıklamalarından sonra yapılmış olan en kutuplaştırıcı açıklamadır.
gerçi 2 senede çok şey değişti, mesela %52 şehirlere göre de değişkenlik gösterebilir.
istanbul'da dişlerini sıkarak bekleyen %45
ankara'da dişlerini sıkarak bekleyen %47
izmir'de dişlerini sıkarak bekleyen %41
antalya'da dişlerini sıkarak bekleyen %46
mersin'de dişlerini sıkarak bekleyen %40
adana'da dişlerini sıkarak bekleyen %42
kırşehir'de dişlerini sıkarak bekleyen %38
falan kalmış diyolla.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
hiçbir şeyi kafaya takmayın. önem vermeyin anlamında değil bu; sadece kafaya takıp kendinize eziyet etmeyin. insan dünyaya bir kere geliyor ve zaman çok değerli.
ben mi?
(bkz: başaramadı)
ben mi?
(bkz: başaramadı)
devamını gör...
z kuşağının tam bir geberik kuşak olması
insan genellemelerinden kaçınmak hepimiz için daha faydalı olacaktır. z kuşağında da güzel ve kıymetli kardeşlerimiz var. onları kırmaktan imtina edelim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kimi düşüneceğimi şaşırdım, hanginize yetişeyim hanginizi teskin edeyim, kendimi nasıl onarayım, psikolojimi nasıl koruyayım, bencilliğinize mi yanayım yoksa düşüncesizliğinize mi?
yalnız hissedişime mi üzüleyim yoksa etrafımdakilerin bir faydasının olmayışına mı?
sahi ben ne yapayım?
hiç bir şey olmamış gibi gülüp konuşayım mı yoksa içim kuruyana kadar salayım mı her şeyi?
hanginize neyi anlatayım? sahi hanginiz dinliyor ki?
koskoca insanlara ben neyi anlatayım ?
sorumluluğunuzun taşıyıcısı neden benim, her şeyi taşıyabileceğimin garantisini kim verdi size?
çok yoruldum kargaşanızdan. sürekli bir hengame içinde koştururken benim için koşturan kim dönüp bakıyorum. kimseyi hissedemiyorum. kendim için de yine ben koşturacağım. ama gücüm buna yetecek mi? gerçekten yoruldum. artık taşlı yollardan çıkıp düzlüğe cıkmak, kenarında papatyaların açtığı o dağ yollarından geçmek istiyorum. o papatyaları koklamasam da olur, sadece görmek istiyorum. tek istediğim o 4 saatlik uzun yolun sonunda denizi görmek. denize girmesem de kabul, denizin olduğunu görmek, var olduğunu bilmek istiyorum. buna ihtiyacım var. bir yerlerde bir ışık olduğunu bilmeye,en azından duymaya o kadar ihtiyacım var ki.
(bkz: işe yaramayan entryler)
yalnız hissedişime mi üzüleyim yoksa etrafımdakilerin bir faydasının olmayışına mı?
sahi ben ne yapayım?
hiç bir şey olmamış gibi gülüp konuşayım mı yoksa içim kuruyana kadar salayım mı her şeyi?
hanginize neyi anlatayım? sahi hanginiz dinliyor ki?
koskoca insanlara ben neyi anlatayım ?
sorumluluğunuzun taşıyıcısı neden benim, her şeyi taşıyabileceğimin garantisini kim verdi size?
çok yoruldum kargaşanızdan. sürekli bir hengame içinde koştururken benim için koşturan kim dönüp bakıyorum. kimseyi hissedemiyorum. kendim için de yine ben koşturacağım. ama gücüm buna yetecek mi? gerçekten yoruldum. artık taşlı yollardan çıkıp düzlüğe cıkmak, kenarında papatyaların açtığı o dağ yollarından geçmek istiyorum. o papatyaları koklamasam da olur, sadece görmek istiyorum. tek istediğim o 4 saatlik uzun yolun sonunda denizi görmek. denize girmesem de kabul, denizin olduğunu görmek, var olduğunu bilmek istiyorum. buna ihtiyacım var. bir yerlerde bir ışık olduğunu bilmeye,en azından duymaya o kadar ihtiyacım var ki.
(bkz: işe yaramayan entryler)
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
gözlerin lens mi?
diyelim ki lens, ne değişecek? diyelim ki değil, ne değişecek?
diyelim ki lens, ne değişecek? diyelim ki değil, ne değişecek?
devamını gör...
vladimir komarov
insanlı uzay uçuşlarında ölen ilk insan.

(görsel, interestingengineering. com'dan alıntıdır.)
sovyet kozmonot daha önce voskhod uzay aracı ile bir deneme yapmıştı ancak soyuz aracı tasarlandıktan sonra ilk insanlı uzay uçuşu denemesinde görev başarısız oldu. paraşüt arızası nedeniyle yere çakılan komarov, feci şekilde can verdi.
komarov, iyi bir mühendis ve test pilotuydu. bu nedenle daha önceki uzay uçuşlarının bazılarında görev almıştı. aslında soyuz'un bu tür uçuşlara hazır olmadığı biliniyordu. ancak anlaşılan o ki soğuk savaş döneminde bazı konularda öne geçmek ülkeler için önemliydi. bu nedenle bu tür riskler alınıyordu. üstelik şöyle bir söylenti vardır bu konuyla ilgili: komarov bu görevi kabul etmezse, yerine yuri gagarin gönderilecektir. komarov, aracın yetersizliğinin farkındadır ve gagarin gibi "uzaydaki ilk insan" olarak ün kazanmış birinin bu göreve gitmesini istemez. yani bir anlamda kendisini feda eder. üstelik başına gelecekleri tahmin etmiş gibidir ve ölürse, tabutunun üzerinin açık kalması konusunda ısrarcı olur çünkü hükümetin, hırsı nedeniyle kendisinin başına neler getirdiğini görmesini istemektedir.
komarov ve gagarin

(görsel, npr. org'dan alıntıdır.)
uçuş günü gelip çattı ve görev esnasında soyuz'un güneş panelleri gerektiği şekilde çalışmadı. navigasyonun doğru çalışmasını engelleyen bu durum nedeniyle, komarov 5 saat boyunca modülü doğru yönlendirmek için çabaladı. manuel olarak yönlendirmeyi zar zor başaran komarov, atmosfere girişi sağladı ancak paraşüt doğru şekilde açılmadı ve komarov büyük bir süratle yere çakıldı. kendisinden geriye sadece şekilsiz bir et yığını kalmıştı. otopsiden sonra kalan vücut yakıldı.
aşağıdaki fotoğraf, ondan geriye kalanı gösteriyor.

(görsel, media.npr. org'dan alıntıdır.)
tabi ki birçok tartışmayı da beraberinde getirdi bu ölüm. araçların uçuşa hazır olduğundan emin olmaksızın yola çıkmasıyla ilgili tartışmalar çıktı. birçok sistem değiştirildi araçlarda. komarov, ölümünden önce aldığı 6 ödüle, ölümünden sonra aldığı "sovyetler birliği'nin altın yıldız kahramanı" ödülünü ekledi. bundan başka bazı onur ödülleri de verildi anısına. adına anıt dikildi, pullar bastırıldı.
edit: imla

(görsel, interestingengineering. com'dan alıntıdır.)
sovyet kozmonot daha önce voskhod uzay aracı ile bir deneme yapmıştı ancak soyuz aracı tasarlandıktan sonra ilk insanlı uzay uçuşu denemesinde görev başarısız oldu. paraşüt arızası nedeniyle yere çakılan komarov, feci şekilde can verdi.
komarov, iyi bir mühendis ve test pilotuydu. bu nedenle daha önceki uzay uçuşlarının bazılarında görev almıştı. aslında soyuz'un bu tür uçuşlara hazır olmadığı biliniyordu. ancak anlaşılan o ki soğuk savaş döneminde bazı konularda öne geçmek ülkeler için önemliydi. bu nedenle bu tür riskler alınıyordu. üstelik şöyle bir söylenti vardır bu konuyla ilgili: komarov bu görevi kabul etmezse, yerine yuri gagarin gönderilecektir. komarov, aracın yetersizliğinin farkındadır ve gagarin gibi "uzaydaki ilk insan" olarak ün kazanmış birinin bu göreve gitmesini istemez. yani bir anlamda kendisini feda eder. üstelik başına gelecekleri tahmin etmiş gibidir ve ölürse, tabutunun üzerinin açık kalması konusunda ısrarcı olur çünkü hükümetin, hırsı nedeniyle kendisinin başına neler getirdiğini görmesini istemektedir.
komarov ve gagarin

(görsel, npr. org'dan alıntıdır.)
uçuş günü gelip çattı ve görev esnasında soyuz'un güneş panelleri gerektiği şekilde çalışmadı. navigasyonun doğru çalışmasını engelleyen bu durum nedeniyle, komarov 5 saat boyunca modülü doğru yönlendirmek için çabaladı. manuel olarak yönlendirmeyi zar zor başaran komarov, atmosfere girişi sağladı ancak paraşüt doğru şekilde açılmadı ve komarov büyük bir süratle yere çakıldı. kendisinden geriye sadece şekilsiz bir et yığını kalmıştı. otopsiden sonra kalan vücut yakıldı.
aşağıdaki fotoğraf, ondan geriye kalanı gösteriyor.

(görsel, media.npr. org'dan alıntıdır.)
tabi ki birçok tartışmayı da beraberinde getirdi bu ölüm. araçların uçuşa hazır olduğundan emin olmaksızın yola çıkmasıyla ilgili tartışmalar çıktı. birçok sistem değiştirildi araçlarda. komarov, ölümünden önce aldığı 6 ödüle, ölümünden sonra aldığı "sovyetler birliği'nin altın yıldız kahramanı" ödülünü ekledi. bundan başka bazı onur ödülleri de verildi anısına. adına anıt dikildi, pullar bastırıldı.
edit: imla
devamını gör...
enemy at the gates
keyifle izlenebilecek bir tarihi film lakin bazı noktalarda tabiri caizse kurgunun dibine vurulmuş.
misal filmdeki ilk sıkıntı ya da talihsizlik filmin isviçre'nin nazi işgali altında gösterildiği bir harita ile başlaması; ben burada direkt olarak, yandık ki ne yandık diye düşünmüştüm. adamlar kurguya harita ile başladıysa işimiz var diyerek hafif bir önyargıya kapıldım. neyse sonradan filmin akışı içerisinde kızgınlığınız geçiyor.
hitler'in isviçre'yi işgal planı vardı ama plan olarak kaldı, tannenbaum operasyonu sadece tozlu bir dosyadan fazlası değil...
sonra, kruşçev'in vasili'yi davet ettiği sahne var. orada arka plandan sovyet marşı giriyor, tamam giriyor da olmayan marşı oraya nasıl soktunuz arkadaş? çünkü çalan marş 1944'de ilk kez kullanılıyor, muharebeden daha sonra. burada da hafif yükseliyorsunuz. hay bin kunduz naraları atıp, sakinleştikten sonra yerinize oturuyorsunuz.
bir de künye olayı var. sovyet ordu literatüründe ''dog tags'' diye bir tabir yok. binbaşı könig'ten künyesi istenirken bu tabir kullanılıyor ki, hadi canım oradan deyip, ed harris abimizin hatırına susuyorsunuz.
en önemlisi ise vasili karakterinin gerçekte olduğundan daha fazla ön plana çıkartılması. tamam film adamın etrafında dönüyor buna eyvallah, ancak keskin nişancıların savaşın seyrini değiştirdiği yolunda bir izlenim veriyor ki, bu biraz abartı. ha keza bu süreçte kruşçev'de o kadar etkin değil aslında, başka cephelerde görev yaptığını biliyoruz.
işin garibi benim filmde bayıldığım karakter olan -ki ed harris abimizin muhteşem oyunculuğunun bunda payı büyük- binbaşı erwin konig aslında yok. tarihte hiç var olmamış. yani vasili olmayan bir düşmanla mücadele içerisine giriyor. gölgelerle savaşıyor.
diyeceksiniz ki, filmi buraya kadar gömdün. buna rağmen izleyelim mi? izlememiş olan arkadaşların izlemesini elbette tavsiye ederim. zira ed harris'in o muazzam oyunculuğunu ve binbaşı könig karakterini es geçmenizi istemem. bir yan rolün usta oyunculukla, başrolü nasıl taca attığını gözlerinizle görün isterim. jude law'da fena oynamamış ama ed harris'in o performansı karşısında silinip gidiyor.
bir de filme puan vereyim tam olsun. 7.1 zira küsuratlı sayı verince daha havalı oluyor.
ha unutmadan bir tarihi yanlış daha var; ama onu söylemeyeceğim, kendiniz bulur güzelce söver, sayar sevgilerinizi sunarsınız *
misal filmdeki ilk sıkıntı ya da talihsizlik filmin isviçre'nin nazi işgali altında gösterildiği bir harita ile başlaması; ben burada direkt olarak, yandık ki ne yandık diye düşünmüştüm. adamlar kurguya harita ile başladıysa işimiz var diyerek hafif bir önyargıya kapıldım. neyse sonradan filmin akışı içerisinde kızgınlığınız geçiyor.
hitler'in isviçre'yi işgal planı vardı ama plan olarak kaldı, tannenbaum operasyonu sadece tozlu bir dosyadan fazlası değil...
sonra, kruşçev'in vasili'yi davet ettiği sahne var. orada arka plandan sovyet marşı giriyor, tamam giriyor da olmayan marşı oraya nasıl soktunuz arkadaş? çünkü çalan marş 1944'de ilk kez kullanılıyor, muharebeden daha sonra. burada da hafif yükseliyorsunuz. hay bin kunduz naraları atıp, sakinleştikten sonra yerinize oturuyorsunuz.
bir de künye olayı var. sovyet ordu literatüründe ''dog tags'' diye bir tabir yok. binbaşı könig'ten künyesi istenirken bu tabir kullanılıyor ki, hadi canım oradan deyip, ed harris abimizin hatırına susuyorsunuz.
en önemlisi ise vasili karakterinin gerçekte olduğundan daha fazla ön plana çıkartılması. tamam film adamın etrafında dönüyor buna eyvallah, ancak keskin nişancıların savaşın seyrini değiştirdiği yolunda bir izlenim veriyor ki, bu biraz abartı. ha keza bu süreçte kruşçev'de o kadar etkin değil aslında, başka cephelerde görev yaptığını biliyoruz.
işin garibi benim filmde bayıldığım karakter olan -ki ed harris abimizin muhteşem oyunculuğunun bunda payı büyük- binbaşı erwin konig aslında yok. tarihte hiç var olmamış. yani vasili olmayan bir düşmanla mücadele içerisine giriyor. gölgelerle savaşıyor.
diyeceksiniz ki, filmi buraya kadar gömdün. buna rağmen izleyelim mi? izlememiş olan arkadaşların izlemesini elbette tavsiye ederim. zira ed harris'in o muazzam oyunculuğunu ve binbaşı könig karakterini es geçmenizi istemem. bir yan rolün usta oyunculukla, başrolü nasıl taca attığını gözlerinizle görün isterim. jude law'da fena oynamamış ama ed harris'in o performansı karşısında silinip gidiyor.
bir de filme puan vereyim tam olsun. 7.1 zira küsuratlı sayı verince daha havalı oluyor.
ha unutmadan bir tarihi yanlış daha var; ama onu söylemeyeceğim, kendiniz bulur güzelce söver, sayar sevgilerinizi sunarsınız *
devamını gör...
ibb'nin mükemmel deprem afişi
devamını gör...
ağırkanlı rodriguez
hızlı gonzales’in kuzeni olur kendileri. looney tunes’ in kurgusal karakterlerinden biri. uyuşuk bir fare, insanı sinir edecek düzeyde ağır kanlı.(swh)
sarı şapkası, kırmızı fuları ve yeşil, belinden düşen bir pantolunu var. öyle uyuşuk olduğuna bakmayın çok hızlı silah kullanır aman dikkat!
sarı şapkası, kırmızı fuları ve yeşil, belinden düşen bir pantolunu var. öyle uyuşuk olduğuna bakmayın çok hızlı silah kullanır aman dikkat!
devamını gör...
aşk
ama aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu; bence bu çok normal.
gerçek aşık açı çeker ve susar.
mutlu prens/ oscar wilde
devamını gör...
sözlüğün kaderinin elimde olması
800 tanım 1 kitap olayını donanımhaber ölücülerine belirttiğim anda benjamin iflas eder sözlükte kapanır arkadaşlar.
evet ne diyorsunuz yapayım mı bu kötülüğü ?
evet ne diyorsunuz yapayım mı bu kötülüğü ?
devamını gör...
kitap alıntıları
ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum.
oğuz atay - tehlikeli oyunlar
devamını gör...
sağlık sisteminin özelleştirilmesi
sağlık ve eğitim sistemi benim için devlet denen aygıtın meşruiyetinin son dayanaklarıdır. vergilerim neden x'e gidiyor argümanını kullanacaksak, o zaman kökten vergi vermemeyi savunmamız gerekiyor. çünkü vergi dediğin şey zaten öyle ya da böyle baskasi için kullanılan bir şey. vergiyi toptan tartışmaya açmak isterseniz o zaman da toptan ülkedeki yönetim biçimini tartışmaya açmamız gerekir. o da mümkün.
peki verdiğimiz vergi sağlık sistemine gitmesin de yol yapımına gitsin derseniz, karşı argüman olarak, ben köyde ya da sadece x şehrinde yaşıyorum. bu yolu biz yapalım vergi vermeyelim diyebiliriz. ülke savunmasına gider derseniz, hayhay o halde, asker polis neden özelleştirmeden muaf tutulsun diyebiliriz.
velhasil aklı başında insanlar genelde sosyal devlet yönteminin mevcut sistemeler içinde en sağlıklı işleyen yöntem olduğunu benimseyip uyguluyorlar. isveç'i norveç' i falan örnek almak lazım. kapitalizm denen canavarın bütün iplerini koparıp hüküm sürdüğü amerika'yı değil.
sağlık hizmetleri gibi eğitim de insanı haktır. devlet dediğin aygıt eğer gerçekten halk için varsa en azından bu hakları ücretsiz sunmalidir. daha fazlasını da sunmalidir da şimdi liberallere kalp krizi yaşatmayalım.
peki verdiğimiz vergi sağlık sistemine gitmesin de yol yapımına gitsin derseniz, karşı argüman olarak, ben köyde ya da sadece x şehrinde yaşıyorum. bu yolu biz yapalım vergi vermeyelim diyebiliriz. ülke savunmasına gider derseniz, hayhay o halde, asker polis neden özelleştirmeden muaf tutulsun diyebiliriz.
velhasil aklı başında insanlar genelde sosyal devlet yönteminin mevcut sistemeler içinde en sağlıklı işleyen yöntem olduğunu benimseyip uyguluyorlar. isveç'i norveç' i falan örnek almak lazım. kapitalizm denen canavarın bütün iplerini koparıp hüküm sürdüğü amerika'yı değil.
sağlık hizmetleri gibi eğitim de insanı haktır. devlet dediğin aygıt eğer gerçekten halk için varsa en azından bu hakları ücretsiz sunmalidir. daha fazlasını da sunmalidir da şimdi liberallere kalp krizi yaşatmayalım.
devamını gör...
manuel
"elle yapılan" anlamında kullanılan sözcük.
devamını gör...
evladını kuran kursuna göndermeyen insan
gerçek bir müslüman çocuğuna islamı kendisi öğretir, tc'nin memurlarına, tarikatçı cemaatlere göndermez. aile çocuğu eğitir ve çocuk büyüyünce ister müslüman olur ister olmaz, o artık onun sorunu.
devamını gör...

