son söz söylemeye fırsat olur mu diye düşündüren başlıktır.
devamını gör...

içten bir gülümseme ve bir de sarılış.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

a.b.d'nin connecticut eyaleti ve civarında yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
beyazlar gelmeden önce avcılık, balıkçılık ve tarımla uğraşıyorlardı. bölgelerine gelen hollanda'lılarla ticaret yaptılar. massachusetts'e yerleşen ingiliz'lerin topraklarına gelmesi üzerine savaş başlattılar.
pequot savaşının başlarında ingilizleri yenselerde, bazı kabilelerin ingilizlere destek vermesi üzerine yenildiler. kabilenin çoğu katledildi ve geri kalanlar bermuda adası'na köle olarak satıldı. kaçabilen az sayıda insan diğer kabilelerin içinde yaşadılar. sonradan bunlara küçük bir toprak parçası verildi. kabilenin bazı üyeleri hristiyan olup bir kiliseye katılarak michigan eyaletine gittiler.
kabilenin üyeleri dil ve kültürünü kaybetmiştir. bugün çoğu connecticut'da ve bazılarıda michigan'da yaşamaktadır.
devamını gör...

evet, o ana kadar tanım üstüne tanım girilmiş başlığa tanımımı girerim ve başlık tarihin tozlu sayfalarına gömülür. nedir bu gudubetlik? bazen kendimi masumlar apartmanında olaya en son müdahil olan evin babası gibi hissediyorum. yok bir şey sen odana git diyorlar ve konu kapanıyor.
devamını gör...

sıkılıyorum sabri, bunalıyorum.
devamını gör...

yahu öncelikle hemen 10 ile çarpmayın sakin! 300 birim diyelim. orda yaşıyor bu insanlar sonuçta dimi? sadece aylık 300 tl kitap ödeneği aldığınızı hayal edin. söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

o kadar çok cinsiyet üzerine dayalı başlık görüyorum ki "yemekler" kelimesini "erkekler" diye okudum ya.
kaşar bir çok şeye tat veriyor ayıramam.
devamını gör...

bence çok güzel bir fikir. (tamamen destek amaçlı yazılmıştır.)
devamını gör...

bizim okulda kantinci yoktu. bizim coğrafya öğretmeni işletirdi kantini. tıpkı askeriyede olduğu gibi çok küçük bir kar marjıyla satarlardı. amaç öğrenciler sebeplensin. eee durum böyleyken satış elemanları da bizim coğrafyacının seçtiği *kızlar olurdu tabi.

bu kısmı çok iyi tabii. mesele yok buraya kadar. ama bizim *coğrafyacı bir süre sonra kızlara sınav sorularını verip sınavda iyi puan almalarını sağlamak istemişti. ben ve bir arkadaşım kantinde olan biteni gördük tabii. maksat “amme hizmeti” diyerek kızları sıkıştırıp soruları da aldık.

e tabi anında soruları tüm sınıfa servis ettik. üst sınıflardan aldığımızı söyleyip kız arkadaşları da arada bırakmadık. sınav günü gelip çattı. bütün sınıf 80 - 100 aralığında puan alınca kısa boylu kel coğrafyacımız sınavı iptal etmeye kalktı ama başarılı olamadı. çünkü arkadaşım ve ben kendisi ile özel görüşüp olayı gördüğümüzü söyledik. sınavı iptal ederse kendisini önce müdüre sonra da milli eğitime şikayet edeceğimizi söyledik.

hey gidi günler hey be üstünden tam 20 yıl geçmiş. ama bana sorarsanız coğrafyacı hala unutmamıştır o olayı. tıpkı benim gibi.

kıps...
devamını gör...


samsun ilkadım emniyet müdürlüğünde görevli çarşı ve mahalle bekçisi yunus emre özkan, baruthane mahallesi'nde devriye görevi sırasında çöp konteynerinin yanında hareketsiz duran kedi yavrusunu fark etti.

kediyi avucunun içerisine alan bekçi, yaklaşık 20 dakika kalp masajı ve suni teneffüs yaparak hayata döndürdü.

yürekleri ısıtan görüntüler bir başka bekçi tarafından cep telefonuyla kayıt altına alındı.

samsun il emniyet müdürlüğü de bu görüntüleri "kahramanlar her yerde. kahramanlar içimizde. kahramanlar görevinin başında. teşekkürler kahraman çarşı ve mahalle bekçimiz y. e. özkan" ifadeleriyle sosyal medya hesabından paylaştı.

video



kaynak
devamını gör...

(bkz: orhan pamuk) kitabı. 2008 yılında yayımlanmıştır. müthiş bir aşk kitabıdır. pamuk bu kitabı kızına ithaf etmiştir. baştan söyleyeyim orhan pamuk'un kalemini, anlatımını çok severim. bütün kitaplarını (son kitabı: veba geceleri dahil) okudum. içlerinde en sevdiğim kitabı masumiyet müzesi. kitabın benim için önemli bir özelliği de lisansta 3. sınıfta çevre psikolojisi dersinde bir dönem boyunca ders kitabı gibi işlemiş olmamız. tabi ki eşyaların, çevrenin insan davranışları arasındaki ilişki kapsamında işledik ve orhan pamuk bunu hem kitabıyla hem de daha sonrasında müzesiyle çok çok iyi başarmış bir yazar. tanımda şunu da yazmalıyım nobel ödüllü yazarın muhteşem kitabı.
bu hikaye füsun ve kemal'in aşk hikayesi. orhan pamuk nasıl kurguladın bunu, nasıl yazdın bu aşk hikayesini. ne yaşadın be sen adam.
orhan pamuk bu aşk hikayesini öyle yaşamış öyle hissetmiş ki sonunda istanbul beyoğlu çukurcuma'da bir ev alıp bu ölümsüz hikayeyi gerçekten ölümsüzleştirmiş. bir müze haline getirmiş. müzeyi gezdiğinizde her şey o kadar iyi düşünülmüş ki sanki hikayeyei bir kez daha yaşıyorsunuz. sanki hikaye değilmiş de gerçekten yaşanmış hissi geçiyor. ben çok etkilenmiştim. sanki kemal orada yaşamış, füsun'un ölümüne oralarda ağlamış gibi. siz de orada birlikte ağlıyorsunuz.
kitapta her eşyaya bir bölüm ayrılmış, müzede de bunu hissediyorsunuz. önce kitabı okuyun (eğer biraz bilginiz varsa çevre psikolojisi kapmasında değerlendirmeye çalışın) sonra da müzeyi ziyaret edin. hayatınızda yaşayacağınız en iyi deneyimlerden biri olabilir.
devamını gör...

cok seviyorum seni! bunu buraya neden yaziyorum bilmiyorum ama oyle iste...
devamını gör...

şampiyon takımın şampiyon taraftarına selam olsun. hakkımızla kazandık.. şerefinle, hakkınla şampiyon (bkz: beşiktaş)
devamını gör...

ibrahimoviç'in ruhu, astral seyahatle diabate'nin bedenine girmiş.
devamını gör...

(bkz: sivil itaatsizlik) henry david thoreau'nun ilk baskısı 1849 yılında yapılan deneme türündeki kitabıdır. sivil itaatsizlik veya başka bir deyişle pasif direniş, bireyin uğradığı haksızlıklar karşısında kamuoyunun ve ilgili mercilerin dikkatini çekmek suretiyle şiddetsizlik üzerine temellenen ve bir çeşit direniş hakkına işaret eden eylemler bütünü olarak tanımlanabilir. bu kitap sivil itaatsizliğin kurucusu olarak kabul edilen abdli şair, yazar ve düşünür henry david thoreau'nun fikirlerini yansıtan bir deneme niteliğindedir. sivil itaatsizlik yaklaşımını bizzat literatüre kazandıran kişi olarak ortaya attığı yaklaşımlarla aynı zamanda gandhi ve martin luther gibi isimlerin geliştirdiği fikir ve pratiklere esin kaynağı olmuştur.


-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57



- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.



fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.



herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61



- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71


bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.

- henry, neden buradasın ?

- waldo, sen neden burada değilsin?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk olarak 2011 yılında ingiliz televizyon dizisi olarak yayınlanan yani bilinenin aksine netflix yapımı olarak üretilmemiş yalnızca 2015 yılında yayın hakları satın alınmış olan dizidir.

entryler'de sıkça rastlanan ''her bölümün birbirinden farklı olması'' yorumu ilk başta her bölüm için farklı yönetmen ve farklı senarist fikriyle yola çıkmalarından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. sonrasında ise ortak bir dil ve farklı senaryolar olsa dahi bir süreklilik sağlanması amacıyla sanırım tek bir senaristle devam edilmiş. ancak kontrol ettim her bölüm için farklı yönetmenlerle çalışılması fikrine sadık kalmışlar. teknik olarak fark hissediliyor, bu da daha keyifli kılıyor diziyi.

ilk izleyişim üniversite zamanlarıma denk geliyor, netflix vs olmadığı için torrent linki, altyazı kovalıyorduk diye hatırlıyorum. çok etkileyiciydi o zaman için böyle bir dizi olması.

bandersnatch bölümü/ seri dışındaki ilk bağımsız filmi için herkes çılgın atmıştı, bende diziye göre biraz hayal kırıklığı yaratmıştı ne yalan söyleyeyim. iyi ki hatırlattınız çekirgeler, sevdiğim tüm dizileri tam tur dönmüştüm sıra black mirror da olsun bakalım.

bir de kenarda başlığı görünce heyecanlanmıştım yoksa yeni sezon mu çıktı diye. anımsadığım kadarıyla yapımcısının yeni sezon için dünyanın buna hazır olmadığını, yeterince karanlık günlerden geçtiği minvalinde bir açıklaması olmuştu. adam haklı tabii biz olmuşuz black mirror daha ne yeni sezonu, dizisi...
devamını gör...

en başta açık öğretim fakültesi tarafından gerçekleştirilen, yds ile arasında 20 puana kadar fark olan, şimdilerde ise diyalog sorularının olmaması dışında bir farkı olmayan ve bu sene 13 aralık 2020’de gerçekleşecek olan yüksek öğretim kurumu yabancı dil sınavıdır.
devamını gör...

fineas ve förbdeki iyi kalpli hayvan.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim