ergen annesi olmak
ergen annesi olmak, sosyal medyaya onun fotoğrafını koyarken ondan izin almak demektir. bu yaşlarda imaj, ergenler için her şeydir. olur da imajını çizecek bir şey yaparsa annesine bile atarlanabilir. o yüzden ondan izinsiz, onun adına bir şey yapmak yanlıştır çünkü o artık bir çocuk değildir.
anne-ergen çocuk ilişkisinin selameti açısından onu henüz yetişkin olmasa bile bir birey olarak kabul etmek gerekir.
anne-ergen çocuk ilişkisinin selameti açısından onu henüz yetişkin olmasa bile bir birey olarak kabul etmek gerekir.
devamını gör...
24 ağustos 2021 mehmet boynukalın'ın lgbt+i tweeti
bu arkadaşın sadece boynu değil biraz da kafası kalın zannımca.
devamını gör...
mutlu olunabilir mi sorunsalı
istersen her şeyi göz ardı edip mutlu olabilirsin bir şeyleri kafaya takmayarak ya da mutlu olduğun bir ortamda mutlu olmanın tadını çıkararak.
devamını gör...
siteyi satın almak istiyorum admin bana ulaşsın
adminin de çok derdindeydi dedirten başlık.
geçen gece site çökmüş, kimse ne yapacağını bilmiyor, millet feryat figan, çocuklar ağlıyor, ortalıkta bir kasvet havası, admin "olmazsa okey oynarız hocut ekikikii" diye tanım giriyor.
gamsız adam, gamsız.
eşek yükü ile para versen kılını kıpırdatmaz.
geçen gece site çökmüş, kimse ne yapacağını bilmiyor, millet feryat figan, çocuklar ağlıyor, ortalıkta bir kasvet havası, admin "olmazsa okey oynarız hocut ekikikii" diye tanım giriyor.
gamsız adam, gamsız.
eşek yükü ile para versen kılını kıpırdatmaz.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
seni düşünmek
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
nazım hikmet
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
nazım hikmet
devamını gör...
biten ilişkinin ardından yapılanlar
bir düzine saçmalık..
devamını gör...
islam’da kadının yeri
islam dininde bütün kadınlar yarim insan etmektedir. ilk ayetin emrine uy ve oku:
* erkek boşanabilir, ya kadın?
bakara 227. eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). biliniz ki, allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
bakara 228. boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. eğer allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
bakara 229. (dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (evlilikte) tarafların allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. eğer onlar allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. bunlar allah’ın koyduğu sınırlardır. sakın bunları aşmayın.
allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
bakara 230. eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) allah’ın koyduğu
ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. işte bunlar allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.
bakara 231. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. sakın allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki allah her şeyi hakkıyla bilendir.
bakara 232. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. bununla içinizden allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. allah bilir, siz bilmezsiniz.
* kadınlara değil, sadece erkeklere hitap ediyor. kadınların fikri isteği olamazmış gibi.
bakara 187. oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. allah, (ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. artık eşlerinize yaklaşın ve allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. sonra da akşama kadar orucu tam tutun. bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. bunlar, allah’ın koyduğu sınırlardır. bu sınırlara yaklaşmayın. allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
* kadının şahitliği yarım sayılıyor, biri unutursa diğeri hatırlasın diye 2 kadın ancak 1 insan ediyor:
bakara - 282
ey âmenû olanlar! birbirinize belirli bir süreye kadar borç verdiğiniz zaman onu yazın (senet yapın). aranızda bir kâtip onu adaletle yazsın. ve kâtip, allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, aynı şekilde yazsın. izerinde hak bulunan (borçlu) da yazdırsın. ve rabbi olan allah'a karşı takva sahibi olsun (ve emirlerinden sakınsın) ve ondan bir şey eksiltmesin. fakat, eğer üzerinde hak olan (borçlu) olan kişi, sefih (aklı ermeyen) veya zayıf (küçük, güçsüz) ise veya kendisi onu (söyleyip) yazdıramayacak bir durumda ise o taktirde velisi onu adaletle yazdırsın. ve erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. fakat eğer iki erkek bulunamıyorsa, o zaman şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve iki kadını (şahit) tutun ki ikisinden biri unutursa o taktirde, diğeri ona hatırlatır. şahitler çağrıldıkları zaman (şahitlikten) kaçınmasınlar. borç büyük olsun, küçük olsun vadesine kadar onu yazmaktan usanmayın. işte bu, allah'ın katında en adil ve şahitlik için en sağlam, şüphe etmemeniz için en yakın olandır. ancak aranızda devretmeye hazır olan peşin bir ticaret (alım-satım) ise, o zaman bunu yazmamanızdan dolayı sizin üzerinize bir günah yoktur. alım-satım yaptığınız zaman da şahit tutun. kâtibe (yazıcıya) ve şahitlere bir zarar verilmesin. eğer bunu yaparsanız (bir zarar verirseniz) bundan sonra o mutlaka sizin için bir fısk olur. allah'a karşı takva sahibi olun. allah size öğretiyor. ve allah, her şeyi en iyi bilendir.
eğer ki bir kadın olarak tam olduğunu düşünürsen islama karşı çıkmış olursun.
aynı zamanda kadına şiddete karşı çıkanlar ve kadın ile erkeğin eşit olduğuna inananlar allah'ın sözüne karşı çıkmış olurlar.
bakara-223
kadınlar sizin ekeneğinizdir(tarlanızdır); ekeneğinize hangi taraftan isterseniz oradan varın. kendiniz için de önceden hazırlık yapın. allah’tan sakının ve bilin ki o’na kavuşacaksınız. müminleri müjdele.
islamda kadını yeri denilince, müslümanların söyledikleri ilk söz islamda kadının yerinin kanıtı olmadığıdının kanıtıdır.
"cennet anaların ayakları altındadır"
cennet kadınların ve kız çocuklarının ayakları altında değildir; kadın ancak doğurmuş kadınların ayakları altındadır. anne olursan cenntte yerin var; ama doğurmayı tercih etmezsen, doğuramazsan üzgünüm,dinde pek yerin yok
nikahta zorunluluk olmamakla birlikte en fazla bir erkek dört kadına nikah kıyabiliyormuş. lakin cariye almak sınırsızmış. cariyeyle artık ne yaparsın o sana kalmış. ben demiyorum islam hukuku diyormuş
link
nisâ-3
yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.
"yani becerebilirsen evi küçük gelin, ortanca gelin, büyük gelin... diye donat eğer kumaları alamıyorsan cariyelerle takıl,yetin"olarak anlıyorum ben.
nisâ-34
allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. sâliha kadınlar allah’a itaatkârdırlar. allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü allah yücedir, büyüktür.
sonuç olarak islam'da kadın, erkeğin buyruğunda, doğurmak, yemek pişirmek, evin işlerini yapmak dışında rolü olmayan, mümkünse evinde oturması, başka erkekler tarafından görülmemesi istenen bir varlıktır. bunun aksini söyleyen ya islam'ı bilmiyordur ya da kabullenemiyordur.
böyle bir düzene bir kadın neden, nasıl inanmalı?
(bkz: yeni nesildeki ateizm dalgası)
düzeltme: fark edebildiğim, öğrendiğim,gözüme çarpan yeni ayetler olduğunda tekrar güncellerim.
* erkek boşanabilir, ya kadın?
bakara 227. eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). biliniz ki, allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
bakara 228. boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. eğer allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
bakara 229. (dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (evlilikte) tarafların allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. eğer onlar allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. bunlar allah’ın koyduğu sınırlardır. sakın bunları aşmayın.
allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
bakara 230. eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) allah’ın koyduğu
ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. işte bunlar allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.
bakara 231. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. sakın allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki allah her şeyi hakkıyla bilendir.
bakara 232. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. bununla içinizden allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. allah bilir, siz bilmezsiniz.
* kadınlara değil, sadece erkeklere hitap ediyor. kadınların fikri isteği olamazmış gibi.
bakara 187. oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. allah, (ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. artık eşlerinize yaklaşın ve allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. sonra da akşama kadar orucu tam tutun. bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. bunlar, allah’ın koyduğu sınırlardır. bu sınırlara yaklaşmayın. allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
* kadının şahitliği yarım sayılıyor, biri unutursa diğeri hatırlasın diye 2 kadın ancak 1 insan ediyor:
bakara - 282
ey âmenû olanlar! birbirinize belirli bir süreye kadar borç verdiğiniz zaman onu yazın (senet yapın). aranızda bir kâtip onu adaletle yazsın. ve kâtip, allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, aynı şekilde yazsın. izerinde hak bulunan (borçlu) da yazdırsın. ve rabbi olan allah'a karşı takva sahibi olsun (ve emirlerinden sakınsın) ve ondan bir şey eksiltmesin. fakat, eğer üzerinde hak olan (borçlu) olan kişi, sefih (aklı ermeyen) veya zayıf (küçük, güçsüz) ise veya kendisi onu (söyleyip) yazdıramayacak bir durumda ise o taktirde velisi onu adaletle yazdırsın. ve erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. fakat eğer iki erkek bulunamıyorsa, o zaman şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve iki kadını (şahit) tutun ki ikisinden biri unutursa o taktirde, diğeri ona hatırlatır. şahitler çağrıldıkları zaman (şahitlikten) kaçınmasınlar. borç büyük olsun, küçük olsun vadesine kadar onu yazmaktan usanmayın. işte bu, allah'ın katında en adil ve şahitlik için en sağlam, şüphe etmemeniz için en yakın olandır. ancak aranızda devretmeye hazır olan peşin bir ticaret (alım-satım) ise, o zaman bunu yazmamanızdan dolayı sizin üzerinize bir günah yoktur. alım-satım yaptığınız zaman da şahit tutun. kâtibe (yazıcıya) ve şahitlere bir zarar verilmesin. eğer bunu yaparsanız (bir zarar verirseniz) bundan sonra o mutlaka sizin için bir fısk olur. allah'a karşı takva sahibi olun. allah size öğretiyor. ve allah, her şeyi en iyi bilendir.
eğer ki bir kadın olarak tam olduğunu düşünürsen islama karşı çıkmış olursun.
aynı zamanda kadına şiddete karşı çıkanlar ve kadın ile erkeğin eşit olduğuna inananlar allah'ın sözüne karşı çıkmış olurlar.
bakara-223
kadınlar sizin ekeneğinizdir(tarlanızdır); ekeneğinize hangi taraftan isterseniz oradan varın. kendiniz için de önceden hazırlık yapın. allah’tan sakının ve bilin ki o’na kavuşacaksınız. müminleri müjdele.
islamda kadını yeri denilince, müslümanların söyledikleri ilk söz islamda kadının yerinin kanıtı olmadığıdının kanıtıdır.
"cennet anaların ayakları altındadır"
cennet kadınların ve kız çocuklarının ayakları altında değildir; kadın ancak doğurmuş kadınların ayakları altındadır. anne olursan cenntte yerin var; ama doğurmayı tercih etmezsen, doğuramazsan üzgünüm,dinde pek yerin yok
nikahta zorunluluk olmamakla birlikte en fazla bir erkek dört kadına nikah kıyabiliyormuş. lakin cariye almak sınırsızmış. cariyeyle artık ne yaparsın o sana kalmış. ben demiyorum islam hukuku diyormuş
link
nisâ-3
yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.
"yani becerebilirsen evi küçük gelin, ortanca gelin, büyük gelin... diye donat eğer kumaları alamıyorsan cariyelerle takıl,yetin"olarak anlıyorum ben.
nisâ-34
allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. sâliha kadınlar allah’a itaatkârdırlar. allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü allah yücedir, büyüktür.
sonuç olarak islam'da kadın, erkeğin buyruğunda, doğurmak, yemek pişirmek, evin işlerini yapmak dışında rolü olmayan, mümkünse evinde oturması, başka erkekler tarafından görülmemesi istenen bir varlıktır. bunun aksini söyleyen ya islam'ı bilmiyordur ya da kabullenemiyordur.
böyle bir düzene bir kadın neden, nasıl inanmalı?
(bkz: yeni nesildeki ateizm dalgası)
düzeltme: fark edebildiğim, öğrendiğim,gözüme çarpan yeni ayetler olduğunda tekrar güncellerim.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
kızımın 4 yaşında iken evin en küçüğü olduğu için mutsuz olduğu bir anda onunla yaptığımız diyalog.
kızım
-ben niye küçüğüm senden
ben
-üzülme lütfen büyüyeceksin sende
kızım
-ne zaman
ben
-yemeklerini yiyip, uykunu uyuyup vakti gelince büyüyeceksin,
benden daha güzel olacaksın,
benden daha akıllı olacaksın,
benden daha başarılı olacaksın.
beni geçeceksin, bende seni seyredip mutlu olacağım.
ardından kızım bağıra bağıra ağlamaya başladı.
kızım
-sen şimdi benden daha mı güzelsin? diye.
kızım
-ben niye küçüğüm senden
ben
-üzülme lütfen büyüyeceksin sende
kızım
-ne zaman
ben
-yemeklerini yiyip, uykunu uyuyup vakti gelince büyüyeceksin,
benden daha güzel olacaksın,
benden daha akıllı olacaksın,
benden daha başarılı olacaksın.
beni geçeceksin, bende seni seyredip mutlu olacağım.
ardından kızım bağıra bağıra ağlamaya başladı.
kızım
-sen şimdi benden daha mı güzelsin? diye.
devamını gör...
ecel
yaratıcı tarafından önceden belirlenmiş olduğuna inanılan yaşamın sona ereceği nokta.
(bkz: game over)
(bkz: game over)
devamını gör...
tanrıya söylenmek istenen tek kelime
t: başlıkta yazılanın aksine 3-5 kelimeli entryler gördüğüm başlıktır.
neden?
neden?
devamını gör...
acısını tek başına yaşayan insan
kırıldığın kadar sağlamlaşıyorsun bu dünyada, senden ne kadar gitmişlerse, sen de o kadar uzaklaşıyorsun insanlardan.
bu işin sonu seni, yalnız hissedeceğin, kimseye kolay bağlanamayacağın birine dönüştürüyor ama sen, artık kimsenin kolayca seni yıkamayacağını öğrenmiş oluyorsun.
yalnız kalıp da acına gömüldüğün zamanlarda büyüdüğünü fark edersin önce. kimin sende ne kadar olduğunu görürsün.
en zor sınavını tek başına atlatmaya çalışırsın, ama olduğundan çok daha sağlam ayağa kalkarsın.
kimseden medet ummaman gerektiğini anlarsın. herkesi nereye ne kadar koyman gerektiğini öğrenirsin.
öfkelisindir, kırgınsındır, bitkinsindir. ama sessiz kalırsın. sonra elin yanlışlıkla bir şeye takılır, bir şeyler kırılır, bağırırsın.
büyük şeyleri içinde bastırdığın için, küçük şeylere tahammül edemez noktaya gelirsin.
zamanla anlarsın, insanların kavgaları seninle değil. gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile...
kötü tavrı kişisel almamaya başlarsın; sen, bu savaşın sadece nesnesisin. bazen gerçekten tek sorunun, öznenin kendisinden kaynaklı olduğunu anlar, yoluna devam edersin...
bu işin sonu seni, yalnız hissedeceğin, kimseye kolay bağlanamayacağın birine dönüştürüyor ama sen, artık kimsenin kolayca seni yıkamayacağını öğrenmiş oluyorsun.
yalnız kalıp da acına gömüldüğün zamanlarda büyüdüğünü fark edersin önce. kimin sende ne kadar olduğunu görürsün.
en zor sınavını tek başına atlatmaya çalışırsın, ama olduğundan çok daha sağlam ayağa kalkarsın.
kimseden medet ummaman gerektiğini anlarsın. herkesi nereye ne kadar koyman gerektiğini öğrenirsin.
öfkelisindir, kırgınsındır, bitkinsindir. ama sessiz kalırsın. sonra elin yanlışlıkla bir şeye takılır, bir şeyler kırılır, bağırırsın.
büyük şeyleri içinde bastırdığın için, küçük şeylere tahammül edemez noktaya gelirsin.
zamanla anlarsın, insanların kavgaları seninle değil. gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile...
kötü tavrı kişisel almamaya başlarsın; sen, bu savaşın sadece nesnesisin. bazen gerçekten tek sorunun, öznenin kendisinden kaynaklı olduğunu anlar, yoluna devam edersin...
devamını gör...
günün sözü
ruh çiçek gibidir karanlık basınca yapraklarını kapatır
devamını gör...
günah keçisi
eski toplumlarda, insanlar yıl boyunca işledikleri 'günah'ları bir keçiye yüklerlermiş. rivayete göre, her sene sonunda da onu çöle salar, sıcak, susuzluk ve vahşi hayvanların varlığı sayesinde ölmesini beklerlermiş. böylelikle, keçi öldüğünde, kendi günahlarının da yok olduğunu düşünürlermiş.. bu da zamanla günah keçisi deyiminin doğmasına yol açmış.
muhtemelen uydurma olan bu ansiklopedik bilgiden sonra, modern günah keçilerine gelelim biraz, realite konuşsun bu satırlarda..
1999 'da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. onbinlerce insan gölcük 'teki depremde ya hayatını kaybetti, ya da evsiz kaldı, yakınlarını kaybetti. facianın bu kadar büyük olmasında, yapıların maliyeti düşürmek amacıyla, depreme dayanıksız olarak yapılması gösterildi. ve günah keçisi; veli göçer. bu adamın yaptığı birçok bina çöktü ve kendisi açılan davalar sonucunda hapis yatan tek müteahhit oldu bu felaket sonrasında. bütün kötü yapılaşma, malzemeden çalma, bilinçsiz kentleşme günahları bu adamın üzerine atıldı. peki, depremde yıkılan bütün binaları bu adam mı yapmıştı? tabi ki hayır. diğer müteahhitler hapis yattı mı, ceza aldı mı? tabi ki hayır..
mehmet ali erbil, ülkenin en çok izlenen televizyon insanıydı bir zamanlar. sunduğu programlar reyting, oynadığı filmler seyirci rekoru kırıyordu. para üstüne para kazanıyor, arsız esprileri, muhafazakar türk toplumuna hiç de rahatsız edici gelmiyordu. adeta şeytan tüyü vardı kendisinde, hastalandığında hastanenin önünde insanlar dua ediyor, her hareketi olay yaratıyordu. sonra bir gün, bilerek veya bilmeyerek, alevilerle ilgili kırıcı bir 'mumsöndü' esprisi yaptı. o güne kadar, alevilere yapılan 3. sınıf insan muamelesinin, mumsöndü gibi aşağılık bir hikayenin uydurulmasının' günahı mehmet ali erbil 'e yüklenmiş oldu. sanki bu söylemi literatüre kazandıran adam mehmet ali erbilmiş gibi, kendisi bir anda televizyon dünyasında aforoz edildi. filmlerde oynayamaz oldu, 3. sınıf tv kanallarının en az izlenen kuşaklarında ucuz prodüksiyonlar sunmaya başladı. tek suç onun muydu? hayır.. peki bu olay sonrasında alevilere normal insan muamelesi yapılıyor mu artık? tabi ki kocaman bir hayır..
son günlerde, bir seda sayan 'dır gidiyor. eskiden 2 eşini öldürmüş bir insanı canlı yayına çıkartıp onu masumlaştırma çabasından bahsediliyor. seda sayan kimdir? kadırgalı aysel. sivri dilli. mehmet ali erbil 'in poposunu ellemesine ses çıkarmayan, sahneye dekolte kıyafetlerle çıktıktan sonra ramazan ayında, türbana girip program sunan, şarkıcı desen değil, oyuncu desen değil, sunucu desen hiç değil bir insan. 2 eşini öldüren adamın 3-4 ay önce başka bir programa canlı yayına çıktığını unutan halk, şimdi kadına şiddet, adaletsiz yargılamalar, toplumsal vicdan eksikliği gibi günahları seda sayan 'a yüklemeye çalışıyor. evet suçlu bulundu : kadırgalı aysel.. bu olaydan sonra, kadına şiddet vakalarında önemli bir düşüş olacak mı? güldürmeyin beni..
toplumsal bilincin gelişmediği bizim gibi toplumlarda, günah keçiliği haddinden de fazla bir yüktür. toplumun asla uzlaşmayacak kesimleri bu günah keçileri üzerinde mutabakata varır ve bir sonra toplumsal travma için yeni bir günah keçisi aramaya koyulurlar, el birliğiyle..
muhtemelen uydurma olan bu ansiklopedik bilgiden sonra, modern günah keçilerine gelelim biraz, realite konuşsun bu satırlarda..
1999 'da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. onbinlerce insan gölcük 'teki depremde ya hayatını kaybetti, ya da evsiz kaldı, yakınlarını kaybetti. facianın bu kadar büyük olmasında, yapıların maliyeti düşürmek amacıyla, depreme dayanıksız olarak yapılması gösterildi. ve günah keçisi; veli göçer. bu adamın yaptığı birçok bina çöktü ve kendisi açılan davalar sonucunda hapis yatan tek müteahhit oldu bu felaket sonrasında. bütün kötü yapılaşma, malzemeden çalma, bilinçsiz kentleşme günahları bu adamın üzerine atıldı. peki, depremde yıkılan bütün binaları bu adam mı yapmıştı? tabi ki hayır. diğer müteahhitler hapis yattı mı, ceza aldı mı? tabi ki hayır..
mehmet ali erbil, ülkenin en çok izlenen televizyon insanıydı bir zamanlar. sunduğu programlar reyting, oynadığı filmler seyirci rekoru kırıyordu. para üstüne para kazanıyor, arsız esprileri, muhafazakar türk toplumuna hiç de rahatsız edici gelmiyordu. adeta şeytan tüyü vardı kendisinde, hastalandığında hastanenin önünde insanlar dua ediyor, her hareketi olay yaratıyordu. sonra bir gün, bilerek veya bilmeyerek, alevilerle ilgili kırıcı bir 'mumsöndü' esprisi yaptı. o güne kadar, alevilere yapılan 3. sınıf insan muamelesinin, mumsöndü gibi aşağılık bir hikayenin uydurulmasının' günahı mehmet ali erbil 'e yüklenmiş oldu. sanki bu söylemi literatüre kazandıran adam mehmet ali erbilmiş gibi, kendisi bir anda televizyon dünyasında aforoz edildi. filmlerde oynayamaz oldu, 3. sınıf tv kanallarının en az izlenen kuşaklarında ucuz prodüksiyonlar sunmaya başladı. tek suç onun muydu? hayır.. peki bu olay sonrasında alevilere normal insan muamelesi yapılıyor mu artık? tabi ki kocaman bir hayır..
son günlerde, bir seda sayan 'dır gidiyor. eskiden 2 eşini öldürmüş bir insanı canlı yayına çıkartıp onu masumlaştırma çabasından bahsediliyor. seda sayan kimdir? kadırgalı aysel. sivri dilli. mehmet ali erbil 'in poposunu ellemesine ses çıkarmayan, sahneye dekolte kıyafetlerle çıktıktan sonra ramazan ayında, türbana girip program sunan, şarkıcı desen değil, oyuncu desen değil, sunucu desen hiç değil bir insan. 2 eşini öldüren adamın 3-4 ay önce başka bir programa canlı yayına çıktığını unutan halk, şimdi kadına şiddet, adaletsiz yargılamalar, toplumsal vicdan eksikliği gibi günahları seda sayan 'a yüklemeye çalışıyor. evet suçlu bulundu : kadırgalı aysel.. bu olaydan sonra, kadına şiddet vakalarında önemli bir düşüş olacak mı? güldürmeyin beni..
toplumsal bilincin gelişmediği bizim gibi toplumlarda, günah keçiliği haddinden de fazla bir yüktür. toplumun asla uzlaşmayacak kesimleri bu günah keçileri üzerinde mutabakata varır ve bir sonra toplumsal travma için yeni bir günah keçisi aramaya koyulurlar, el birliğiyle..
devamını gör...
türkiye'den umudunu kesmek
kendi adıma sadece türkiye bazında olmayan şeydir. insanlardan da dünyadan da ümidimi kestim ben. bencil zihinlerimiz tüm canlılara zehir ediyor dünyayı.
devamını gör...
sezen aksu diyor ki
devamını gör...
yazarların kendini tanımlama şekli
yeni oyuncak alınınca hiç yüzüne bakilmayan ama hep yatağın üzerinde duran bez bebek gibiyim iyi , orta güzellikte , hiç bir fonksiyonu yok zor zamanda korkunca sarılacağın safın önde gideni.
devamını gör...
atatürk düşmanlarını normal sözlük'te istemiyoruz
bu başlığın gündemde kalması lazım. iki gündür ağır bir şekilde kendilerini belli eden troller bir anda ortaya çıkıp bu ülkenin kurucusuna ve kurucu değerlerine hakaret, küfür edip saldıramaz. forumsal başlıklar ve tanım adı taşıyan tanımsız yazılar çoğaldı diye endişelenirken bu gözü dönmüşlerin diğer mecraları bok ettiği gibi bu güzel mecrayı bok etmelerine izin vermemeliyiz, herkes herkesle aynı fikirde olmak zorunda değil fakat sen gelipte bu ülkenin değerlerine hakaret edip iki gram aklınla dalga geçmeye kalkarsan o zaman bir duracaksın. bu başlık hülya avşar gibi ilkel bir yaratığın söylemleri kadar ses getirmezse yazıklar olsun.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
gerçek hayatta konuştuğum kelimelerle ilgili sosyal medya üzerinden reklamların anında karşıma çıkması, bazen aklımdan düşünürken daha konuşmadan oluyor.(google vs üzerinden arama yapmadan, hiç pc, telefona dokunmadan oluyor bu arada soran olur diye cevaplıyım baştan)
devamını gör...

