aile şerefi
1976 yapımı olup, televizyonda ayda mutlaka bir sefer denk gelinen türk filmlerindendir. türk filmi denince, boş bir film değildir, mesajı vardır. ertem eğilmez' in yapım firması olan arzu filme ait olan yönetmenliğini orhan aksoy'un üstlendiği yeşilçam klasiğinde münir özkul, adile naşit, ıtır esen, şevket altuğ ve ayşen gruda gibi isimler yer alır. zaten bizim "turşucu" münir özkul ve adile naşit' in varlığı bile başlı başına bir olaydır.
--! spoiler !--
fakir ama gururlu bir adam olan rıza, işportada çeşitli işler yaparak karısı adile ve 5 çocuğundan oluşan kalabalık ailesini kıt kanaat geçindirmeye çalışan biridir. ailenin tüm fertleri, işportacılık, fabrikada işçilik gibi işlerde çalışıp geçinme derdindedirler. kızları ayşe evlenince yeni damat zihni de onların evine iç güveysi taşınır. zengin bir babanın tek çocuğu olan oktay ailenin en küçük oğlu olan murat' a araba ile çarpar ve rıza'nın kızını kaçırır.
film boyunca oktay denen it kılıklı çocuktan çok oğluna tapan, onu bu denli şımartan, oktay için bütün dünya ölsün diyen gıcık, zengin babasına laf saydırıp dururum. bizde babayız, insan evladını böyle mi yetiştirir?
filmin sonunda oktay'ın babası "öldürdün oğlumu" der. "onu ben değil sen öldürdün" der rıza baba.
"niye yaptın niye" sorusuna "ailemin şerefi için" der rıza baba ve film biter.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
fakir ama gururlu bir adam olan rıza, işportada çeşitli işler yaparak karısı adile ve 5 çocuğundan oluşan kalabalık ailesini kıt kanaat geçindirmeye çalışan biridir. ailenin tüm fertleri, işportacılık, fabrikada işçilik gibi işlerde çalışıp geçinme derdindedirler. kızları ayşe evlenince yeni damat zihni de onların evine iç güveysi taşınır. zengin bir babanın tek çocuğu olan oktay ailenin en küçük oğlu olan murat' a araba ile çarpar ve rıza'nın kızını kaçırır.
film boyunca oktay denen it kılıklı çocuktan çok oğluna tapan, onu bu denli şımartan, oktay için bütün dünya ölsün diyen gıcık, zengin babasına laf saydırıp dururum. bizde babayız, insan evladını böyle mi yetiştirir?
filmin sonunda oktay'ın babası "öldürdün oğlumu" der. "onu ben değil sen öldürdün" der rıza baba.
"niye yaptın niye" sorusuna "ailemin şerefi için" der rıza baba ve film biter.
--! spoiler !--
devamını gör...
yazarların yazar engelleme kriterleri
din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapıyor mu, doğaya ve hayvanlara saygılı mı, diğer yazarlara karşı saygılı mı ? bu kriterlerden birine uymazsa engellerim.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
''beğeni bağımlısı genç yazarlar yürekleri dağladı''
evet son güncellemede gelen seri beğeni kısıtlaması sonrası birçok seritanımat bağımlısının yoksunluk semptomları gösterdiği gözlemlendi. bunlar arasında 3 bildirimden sonra devam gelmemesi sebebiyle oluşan titreme, sağ gözün uyarı zilinde takılı kalması sonucu geçici şaşılık, sabah kalktığında 3 haneli bildirim göremeyince ateş basması ve soğuk terleme en sık görülenler. modların ve benjamin'in gelen kutularında kilitlenme olduğu, lütfen sadece 50 seri beğeni, yalvarırım bir kerelik seri beğeni, lanet olsun atom fiziğine de seri beğenisine de gibi isyankar mesajlardan hesaplarına girmeye korktukları ve iko'nun çözüm için bazı anahtar kelimeler içeren mesajların mod.ların kutusuna düşmesini engelleyecek kodlar yazdığı da gelen duyumlar arasında. şimdiden seritanem isminde bir rehabilitasyon merkezi kurma çalışmalarının başlayacağı da henüz dedikodu olmasına rağmen çoktan kulaklara düşmüş durumda... kafahaber istanbul!
evet son güncellemede gelen seri beğeni kısıtlaması sonrası birçok seritanımat bağımlısının yoksunluk semptomları gösterdiği gözlemlendi. bunlar arasında 3 bildirimden sonra devam gelmemesi sebebiyle oluşan titreme, sağ gözün uyarı zilinde takılı kalması sonucu geçici şaşılık, sabah kalktığında 3 haneli bildirim göremeyince ateş basması ve soğuk terleme en sık görülenler. modların ve benjamin'in gelen kutularında kilitlenme olduğu, lütfen sadece 50 seri beğeni, yalvarırım bir kerelik seri beğeni, lanet olsun atom fiziğine de seri beğenisine de gibi isyankar mesajlardan hesaplarına girmeye korktukları ve iko'nun çözüm için bazı anahtar kelimeler içeren mesajların mod.ların kutusuna düşmesini engelleyecek kodlar yazdığı da gelen duyumlar arasında. şimdiden seritanem isminde bir rehabilitasyon merkezi kurma çalışmalarının başlayacağı da henüz dedikodu olmasına rağmen çoktan kulaklara düşmüş durumda... kafahaber istanbul!
devamını gör...
rusya'da koronavirüs kaynaklı ölüm sayısının açıklanan sayıdan fazla olması
istatistik kurumu rosstat, rusya'da ocak ile kasım ayları arasında 2020'de geçen seneye kıyasla 229 bin 700 daha fazla ölüm yaşandığını bildirdi. rosstat'ın açıklamasıyla koranavirüs kaynaklı ölümlerin aslında açıklanan ölüm sayısından fazla olduğu göze çarptı.
rusya da 3 milyon vakayı aşmasına rağmen resmi ölü sayısı 55 bin 265'ti.
kaynak
rusya da 3 milyon vakayı aşmasına rağmen resmi ölü sayısı 55 bin 265'ti.
kaynak
devamını gör...
tom hardy
ingiliz sinema oyuncusudur. ressam bir anne ve yazar bir babanın çocuğu olan tom hardy böyle bir genetik miras yetmezmiş gibi bir de üstüne yakışıklı, karizmatik ve yeteneklidir.

ilk olarak christopher nolan psikopatının inception filminde izlediğim ama çok da dikkatimi çekmeyen tom hardy’ye hayran olmam warrior filmi ile başladı. warrior filmindeki kusursuz oyunculuğunun ardından bu sefer de bence dandik bir süper kahraman olan batman ile karşı karşıya geldiği bane rolünde hayranlığım bir kat daha arttı.
mad max: fury road’da ağzındaki o demirle bile karizmatik olmayı ve mel gibson performansını unutturmayı başarabilen tom hardy daha sonra the revenant ile en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday olarak yeteneğini de bir anlamda kesinlemiş oldu.
yetmezmiş gib bir de venom olmaz mı! daha ne olsun. sabırsızlıkla ikinci venom filmini bekliyorum ve bunu asıl nedeni kesinlikle tom hardy’dir.
tom hardy en iyi erkek oyuncu oscar’ını yakın zamanda alacaktır. çok yetenekli olduğunu defalarca kanıtladı ve yetenekli olmanın yanında will smith ile kıyaslanmayacak kadar da yakışıklı bir oyuncudur.
ın hardy we trust!

ilk olarak christopher nolan psikopatının inception filminde izlediğim ama çok da dikkatimi çekmeyen tom hardy’ye hayran olmam warrior filmi ile başladı. warrior filmindeki kusursuz oyunculuğunun ardından bu sefer de bence dandik bir süper kahraman olan batman ile karşı karşıya geldiği bane rolünde hayranlığım bir kat daha arttı.
mad max: fury road’da ağzındaki o demirle bile karizmatik olmayı ve mel gibson performansını unutturmayı başarabilen tom hardy daha sonra the revenant ile en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday olarak yeteneğini de bir anlamda kesinlemiş oldu.
yetmezmiş gib bir de venom olmaz mı! daha ne olsun. sabırsızlıkla ikinci venom filmini bekliyorum ve bunu asıl nedeni kesinlikle tom hardy’dir.
tom hardy en iyi erkek oyuncu oscar’ını yakın zamanda alacaktır. çok yetenekli olduğunu defalarca kanıtladı ve yetenekli olmanın yanında will smith ile kıyaslanmayacak kadar da yakışıklı bir oyuncudur.
ın hardy we trust!
devamını gör...
fernweh
almanca olan bu kelime oldukça tanıdık bir hissi ifade ediyor. türkçe'ye tam olarak çevrilemeyen bu kelime, "uzağı özlemek, uzaklara gitmeyi istemek, daha önce gidilmeyen yerlere özlem duymak" anlamına geliyor.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
devamını gör...
bora'nın kitabı
(bkz: ayşe kulin)
gizli anların yolcusundan sonra serinin ikinci kitabı olarak yayınlanan bora’nın kitabı tek kelimeyle sarsıcıdır.
bora kendi ağzından anlatır ruhsal ve bedensel mücadelesini, dışlanmanın korkusunu, geçmişinden kurtulamayışını, vicdanını ve yasak aşkını… kim bilir ne kadar zordur insanın adı dahil tüm geçmişini silmesi… zaten şöyle diyor bora da kitabın bir yerinde; "yoruldum! önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! sonra gizlerken… daha sonra yüzleşirken… kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda… kendimle barışırken… gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken… benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken… yoruldum!”
bora yemek yapmayı sevdiği için ve ev işlerinde her zaman annesine yardım ettiği için, toplumun alıştığı erkek modeline uymuyordu babasının gözünde. bu yüzden de hiç onun sevgisini hissetmedi arkasında. belki de başına gelenlerde en büyük pay bu eksiklikti kim bilir…
doğduğu yerde ve kültürde kadının değersizliği de kitapta can acıtan detaylardan bir diğeridir. yıllar sonra kan kardeşi recep’e anlatırken eski bedri yeni bora’yı aslında kendiyle yüzleşir. çocukluğunun travmaları peşini hiç bırakmaz.
bu kitap görmezden gelinemeyecek birçok konuyu ele almış aslında. sadece iki erkeğin yaşadığı (yasak) aşk gibi görünse de konusu birçok kanayan yara ve okudukça daha da içinizi acıtacak birçok ayrıntıyı barındırıyor.
yorumu kitaptan birkaç alıntıyla bitirelim.
alıntılar:
• "senden güçlü bir şey var. adı kader!"
• "hayatın gerçekleri hayallerimizle örtüşemiyordu bir türlü!"
• "sahnenin ortasına zorla itilmiş, rolünü bir türlü beceremeyen oyuncular gibiydik."
• "gün gelir, genç kadınlar ya ölü bulunur ya da intihar ederlerdi. önce derin bir sessizlik olurdu. kimse bir şey söylemez, sormaz, sanki bilmek istemezdi ölüm nedenini. sonra zaman içinde bir fısıldaşma başlardı. kadınlar çeşme başlarında, evlerinin önünde, imecelerde kulaktan kulağa fısıl fısıl anlatır, sesler giderek yükselir, anaların eteğinde oynayan çocukların da kulağına gelir, ağızdan ağıza, kadından kadına, çocuktan çocuğa, kulaktan kulağa yayılır, kahvelere iner, tarlalara düşer, bir mırıltı gibi başlar, çığlık halini alırdı. an gelir herkes bilirdi. işte o herkesin bildiği an, ibret zamanıydı! gözdağı zamanıydı! kızlara, kadınlara erkeklerin “sözümüzden çıkarsanız işte böyle olursunuz. gebermekle kalmaz, dile de düşersiniz, ölünüz bile hayretmez,” deme zamanı!"
• sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması!"
• "erkeklik esastı coğrafyamızda! birbirimize erkek sözü verirdik! erkeklere yakışan oyunlar oynardık! erkekliğin bu denli vurgulandığı ortamda, erkek gibi davranmak için elimden geleni yapardım."
• "insanlardan kaçsam hasretlerim, günahlarımdan kaçsam vicdanım beni bir köşede yakalayıveriyor. o halde, ya bir kuş gibi uçmak açık maviye doğru ya da bir balık gibi süzülmek lacivertin kalbine…"
gizli anların yolcusundan sonra serinin ikinci kitabı olarak yayınlanan bora’nın kitabı tek kelimeyle sarsıcıdır.
bora kendi ağzından anlatır ruhsal ve bedensel mücadelesini, dışlanmanın korkusunu, geçmişinden kurtulamayışını, vicdanını ve yasak aşkını… kim bilir ne kadar zordur insanın adı dahil tüm geçmişini silmesi… zaten şöyle diyor bora da kitabın bir yerinde; "yoruldum! önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! sonra gizlerken… daha sonra yüzleşirken… kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda… kendimle barışırken… gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken… benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken… yoruldum!”
bora yemek yapmayı sevdiği için ve ev işlerinde her zaman annesine yardım ettiği için, toplumun alıştığı erkek modeline uymuyordu babasının gözünde. bu yüzden de hiç onun sevgisini hissetmedi arkasında. belki de başına gelenlerde en büyük pay bu eksiklikti kim bilir…
doğduğu yerde ve kültürde kadının değersizliği de kitapta can acıtan detaylardan bir diğeridir. yıllar sonra kan kardeşi recep’e anlatırken eski bedri yeni bora’yı aslında kendiyle yüzleşir. çocukluğunun travmaları peşini hiç bırakmaz.
bu kitap görmezden gelinemeyecek birçok konuyu ele almış aslında. sadece iki erkeğin yaşadığı (yasak) aşk gibi görünse de konusu birçok kanayan yara ve okudukça daha da içinizi acıtacak birçok ayrıntıyı barındırıyor.
yorumu kitaptan birkaç alıntıyla bitirelim.
alıntılar:
• "senden güçlü bir şey var. adı kader!"
• "hayatın gerçekleri hayallerimizle örtüşemiyordu bir türlü!"
• "sahnenin ortasına zorla itilmiş, rolünü bir türlü beceremeyen oyuncular gibiydik."
• "gün gelir, genç kadınlar ya ölü bulunur ya da intihar ederlerdi. önce derin bir sessizlik olurdu. kimse bir şey söylemez, sormaz, sanki bilmek istemezdi ölüm nedenini. sonra zaman içinde bir fısıldaşma başlardı. kadınlar çeşme başlarında, evlerinin önünde, imecelerde kulaktan kulağa fısıl fısıl anlatır, sesler giderek yükselir, anaların eteğinde oynayan çocukların da kulağına gelir, ağızdan ağıza, kadından kadına, çocuktan çocuğa, kulaktan kulağa yayılır, kahvelere iner, tarlalara düşer, bir mırıltı gibi başlar, çığlık halini alırdı. an gelir herkes bilirdi. işte o herkesin bildiği an, ibret zamanıydı! gözdağı zamanıydı! kızlara, kadınlara erkeklerin “sözümüzden çıkarsanız işte böyle olursunuz. gebermekle kalmaz, dile de düşersiniz, ölünüz bile hayretmez,” deme zamanı!"
• sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması!"
• "erkeklik esastı coğrafyamızda! birbirimize erkek sözü verirdik! erkeklere yakışan oyunlar oynardık! erkekliğin bu denli vurgulandığı ortamda, erkek gibi davranmak için elimden geleni yapardım."
• "insanlardan kaçsam hasretlerim, günahlarımdan kaçsam vicdanım beni bir köşede yakalayıveriyor. o halde, ya bir kuş gibi uçmak açık maviye doğru ya da bir balık gibi süzülmek lacivertin kalbine…"
devamını gör...
eleştiri ve hakaret arasındaki fark
eleştiri iyi niyetle karşındakinin fikrini geliştirmek ya da kendi fikrini belirtmek amacıyla yapılır, hakaret ise kendini ifade etmeyi bilmeyenlerin eleştri adı altında başkalarını sözleri ile aşağılamaya çalışmalarıdır. genelde eleştirenler gözlerde yücelirken hakaret edenler gözden düşer.*
devamını gör...
insanlığı yok et butonu
önüme verseler hiç çekinmem basarım ama yanlışlıkla oldu elim kaydı tüh demeyide ihmal etmem.sonuçta bayağı kafa göz dalma durumu söz konusu çaktırmamak lazım.
devamını gör...
adagio in g minor
kayıplarımızı konuştuğumuz bir rakı masasında arkadaşlarla dertleşirken, spotify'da otomatik olarak bu eser çaldığında hepimiz hüngür hüngür ağlamıştık. chamber orchestra of miemo tarafından yorumlanmış hali şahanedir.adagio in g minor
devamını gör...
türkiye'de genç yahudi olmak
türkiye'de genç yahudi olmak: "istanbul benim evimdir ama bitti"
lütfen önyargısız, obejktif bir şekilde dinleyiniz.
enteresan bir bakış, farklılık korkutucu olmamalı..
tam tersi, bir zenginliktir.
lütfen önyargısız, obejktif bir şekilde dinleyiniz.
enteresan bir bakış, farklılık korkutucu olmamalı..
tam tersi, bir zenginliktir.
devamını gör...
sabah sabah tat kaçıran şeyler
sevilen bir şahsın vefat haberi.
örneğin ferhan şensoy.
örneğin ferhan şensoy.
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
çok daha fazla dikkate alınır bir yazardır. takipçi sayıları kişinin fikir beyanında etkili olabiliyor. takipçisi olmayan yazar fikirlerini eğip bükmeden özgürce beyan etme olasılığı bir hayli yüksektir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
üniversitede ev arkadaşım olan x ve misafirliğe gelen diğer arkadaşlarla beraber evde takılırken arkadaşın biri ayıp bir cd çıkadı vcd oynatıcıya taktı. izlendi bitti. bilen bilir ozamanın vcd oynatıcıları power tuşuna basar basmaz çalışmaya başlar. basmadan da cd yuvasını açamazsın.
neyse konumuza dönelim; ertesi sabah kız arkadaşlarımız ve arkadaşları kahvaltıya gelmiş ve biraz müzik açmamızı istemişlerdi. power tuşuna basar basmaz amanınnn one unutulan cd çalışmaya başlamış, herkes kıpkırmızı olmuştu.
tabi ben, "ulan x ulan x izliyorsun bari cdyi içinde bırakma" kızlar kusura bakmayın demiştim.
evet arkadaşım x sen fırından elinde sıcak ekmekler ile geldiğinde ortamdaki sana olan bakışları anlayamamıştın ama yapacak birşeyim yoktu. affet beni.
neyse konumuza dönelim; ertesi sabah kız arkadaşlarımız ve arkadaşları kahvaltıya gelmiş ve biraz müzik açmamızı istemişlerdi. power tuşuna basar basmaz amanınnn one unutulan cd çalışmaya başlamış, herkes kıpkırmızı olmuştu.
tabi ben, "ulan x ulan x izliyorsun bari cdyi içinde bırakma" kızlar kusura bakmayın demiştim.
evet arkadaşım x sen fırından elinde sıcak ekmekler ile geldiğinde ortamdaki sana olan bakışları anlayamamıştın ama yapacak birşeyim yoktu. affet beni.
devamını gör...
hypatia
ilk kadın matematikçi. kadının bilime tuttuğu ışıktan korkanların karanlıkla söndürdüğü aydınlık.
not: matematik tarihi dersi vize sınavı sorumuz:
ilk kadın matematikçimiz kimdir?
a) hypatia
b)hypatia
c)hypatia
d)hypatia
e)hypatia
sınıf: hocam, şıklar aynı.
hocamız: evet çünkü hayatınız boyunca sırf korktukları için katlettikleri ilk kadın matematikçimizi unutmayın istiyorum.
not: matematik tarihi dersi vize sınavı sorumuz:
ilk kadın matematikçimiz kimdir?
a) hypatia
b)hypatia
c)hypatia
d)hypatia
e)hypatia
sınıf: hocam, şıklar aynı.
hocamız: evet çünkü hayatınız boyunca sırf korktukları için katlettikleri ilk kadın matematikçimizi unutmayın istiyorum.
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
cennette olmak isterdim acizliğime sığınarak
devamını gör...
kıymet bilmek
devamını gör...
geceye psikolojik bir tespit bırak
ne yap et, kendini iyi etmeye uğraş. iyi oldukça, içinde olduğun resim belirginleşiyor, kimseye müdahale etmeden seyredebiliyorsun çevreni. kimseyi kırmıyorsun, kimsede seni kırmıyor.
devamını gör...
