küçükken inandığımız yalanlar
büyüyünce unutursun sözü.
devamını gör...
gelin ve damat düğünde dans ederken ne konuşuyorlar sorunsalı
bizim düğünde topladıklarımızla araba alma planımız olduğundan ben bulduğum arabaları anlatmıştım. bir tane buldum 2014 model, pazarlık falan yaparız güzel araba.
devamını gör...
antologia de la literatura fantastica
arjantinli 3 yazar ve şair; silvina ocampo, jorge luis borges ve adolfo bioy casares tarafından pek çok farklı ülkeden yazarların farklı kültürlerinin ürünü olan 81 öyküsünün -ki alıntılara ve şiirlere de yer verilmiştir- derlendiği büyük koleksiyon. fantastik kurguların edebiyatın inceliği ile buluştuğu bu geniş koleksiyon; rus edebiyatında ekspresyonizmin babası olarak kabul gören leonid andreyev'in ben-tobith'inden, james joyce'un ulysses'inde geçen what is a ghost'a; oscar wilde'ın lord arthur savile’s crime'ından, elena garro'nun a secure home'una kadar oldukça geniş bir edebi yelpazeye sahip. bu eserde yer alanlardan en etkileyicisi şüphesiz filozof zhuang zhou'nun the butterfly dream'idir. özellikle eserlerinde metamorfoz ve benliğin parçalanması gibi dönüşümlere odaklanan silvina ocampo'ya epey yakın bir seçimdir the butterfly dream. borges, spekülatif kurgu ürünü olan tlön uqbar orbis tertius öyküsüne de koleksiyonda yer verir. psikolojik korku'nun usta ismi ingiliz öykü yazarı walter de la mare'in kolay bulunamayan kısa öyküsü the riddle'da koleksiyonda yer almakta.
the riddle:
and in the dead of night she arose out of bed in dream, and with eyes wide open yet seeing nothing of reality, moved silently through the vacant house. past the room where her grandmother was snoring in brief, heavy slumber, she stepped light and surely, and down the wide staircase. and vega the far-shining stood over against the window above the slate roof. ann walked in the strange room as if she were being guided by the hand towards the oak chest. there, just as if she was dreaming it was her bed, she laid herself down in the old rose silk, in the fragrant place. but it was so dark in the room that the movement of the lid was indistinguishable.
through the long day, the grandmother sat in her bow-window. her lips were pursed, and she looked with dim, inquisitive scrutiny upon the street where people passed to and fro, and vehicles rolled by. at evening she climbed the stair and stood in the doorway of the large spare bedroom. the ascent had shortened her breath. her magnifying spectacles rested upon her nose. leaning her hand on the doorpost she peered in towards the glimmering square of window in the quiet gloom. but she could not see far, because her sight was dim and the light of day feeble. nor could she detect the faint fragrance, as of autumnal leaves. but in her mind was a tangled skein of memories--laughter and tears, and little children now old-fashioned, and the advent of friends, and long farewells. and gossiping fitfully, inarticulately, with herself, the old lady went down again to her window-seat.
the riddle:
and in the dead of night she arose out of bed in dream, and with eyes wide open yet seeing nothing of reality, moved silently through the vacant house. past the room where her grandmother was snoring in brief, heavy slumber, she stepped light and surely, and down the wide staircase. and vega the far-shining stood over against the window above the slate roof. ann walked in the strange room as if she were being guided by the hand towards the oak chest. there, just as if she was dreaming it was her bed, she laid herself down in the old rose silk, in the fragrant place. but it was so dark in the room that the movement of the lid was indistinguishable.
through the long day, the grandmother sat in her bow-window. her lips were pursed, and she looked with dim, inquisitive scrutiny upon the street where people passed to and fro, and vehicles rolled by. at evening she climbed the stair and stood in the doorway of the large spare bedroom. the ascent had shortened her breath. her magnifying spectacles rested upon her nose. leaning her hand on the doorpost she peered in towards the glimmering square of window in the quiet gloom. but she could not see far, because her sight was dim and the light of day feeble. nor could she detect the faint fragrance, as of autumnal leaves. but in her mind was a tangled skein of memories--laughter and tears, and little children now old-fashioned, and the advent of friends, and long farewells. and gossiping fitfully, inarticulately, with herself, the old lady went down again to her window-seat.
devamını gör...
türkiye’de herkesin borçlu olması
çünkü borçlanmadan bir şey sahibi olmak imkansız maalesef.
babadan hanlar kalmadı, kendim bir şeyler yapmaya çalışıyorum. bu şartlarda borçlanmadan sadece karnımı doyururum.
babadan hanlar kalmadı, kendim bir şeyler yapmaya çalışıyorum. bu şartlarda borçlanmadan sadece karnımı doyururum.
devamını gör...
intihar girişiminde bulunan sözlük yazarı
bu durumu yaşayan arkadaşa geçmiş olsun diyorum öncelikle.
olayın başını bilmiyorum ama bu başlıktan anladığım kadarıyla, başka başlıklarda bu arkadaş yine yargılanmış ki, ifade tutanağını yayınlamak zorunda kalmış. söylenen şeyleri az çok tahmin ediyorum. ben de şunu söylemeliyim; bir insan fiilen buna teşebbüs etmemiş bile olsa, aklından geçirmesi bile, zor bir durum içinde olduğunu gösterir. bu durumda birisini yargılamak hiçbirimize düşmez.
kaldı ki bu boyutta bir bunalım halinde olmayan birisinin aklına intihar gelmez.
nereden mi biliyorum? kendimden.
aklı başında hiç kimse ilgi çekmek için intihar edicem demez. hadi bir ihtimal dedi diyelim, siz yargılayınca ne değişecek.
o bir ihtimal dışında, bir ihtimal de intihar edebileceğini düşünün böyle durumlarda ve o saçma yargılarınızı kendinize saklayın.
herhangi birisi böyle bir düşüncesi varken, yapmaktan vazgeçse, ya da kötü sonuçlanmamış bir intihar teşebbüsü yaşasa bu en iyi haberdir. insanların hayatını yargılamayın.
olayın başını bilmiyorum ama bu başlıktan anladığım kadarıyla, başka başlıklarda bu arkadaş yine yargılanmış ki, ifade tutanağını yayınlamak zorunda kalmış. söylenen şeyleri az çok tahmin ediyorum. ben de şunu söylemeliyim; bir insan fiilen buna teşebbüs etmemiş bile olsa, aklından geçirmesi bile, zor bir durum içinde olduğunu gösterir. bu durumda birisini yargılamak hiçbirimize düşmez.
kaldı ki bu boyutta bir bunalım halinde olmayan birisinin aklına intihar gelmez.
nereden mi biliyorum? kendimden.
aklı başında hiç kimse ilgi çekmek için intihar edicem demez. hadi bir ihtimal dedi diyelim, siz yargılayınca ne değişecek.
o bir ihtimal dışında, bir ihtimal de intihar edebileceğini düşünün böyle durumlarda ve o saçma yargılarınızı kendinize saklayın.
herhangi birisi böyle bir düşüncesi varken, yapmaktan vazgeçse, ya da kötü sonuçlanmamış bir intihar teşebbüsü yaşasa bu en iyi haberdir. insanların hayatını yargılamayın.
devamını gör...
koordinat sistemi
dünya üzerindeki bir noktanın yerini belirlemeyi sağlayan, paralel ve meridyenlerden oluşan değerlerdir.
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
çok konuşmaları. sessizliğe alışkın biri için azap gibidir.
devamını gör...
cross race etkisi
cross race etkisi, kendi ırkından olmayan insanları ayırt etmekte zorlanma hali olarak açıklanabilir. bu algı sorununa en güzel örnek biz çinli, japon veya korelileri hep aynı kişiler gibi görmemiz ve bu milletler arasındaki fizksel farkları göremememiz olabilir. bunun nedeni, beynimizin insanları gördüğünde farklılığına göre algılamasıdır. gözleri çekik birini gördüğümüzde beynimiz bizden faklı olan çekik gözünü ilk olarak algılıyor. diğer farklılıkları kodlamaya gereksinim duymuyor. durum böyle olunca bütün çekik gözlüler bize aynı millettenmiş gibi geliyor.
--! spoiler !--
göz çekikliği kulak hizasında ise çinli,
yukarı doğru ise japon,
aşağı doğru ise korelidir
--! spoiler !--
--! spoiler !--
göz çekikliği kulak hizasında ise çinli,
yukarı doğru ise japon,
aşağı doğru ise korelidir
--! spoiler !--
devamını gör...
iş hayatının ilk kuralı
çok çalışan değil yaptığı her işi avaz avaz reklam eden başarılı sayılır.
devamını gör...
ücretli öğretmenlik
ücretli köleliktir. eğitim alanında yevmiye usulü çalıştırılan özverili insanlardır. ancak tek sorun devleti öğretmenleri ücretli çalıştırması, onlar asgari ücretin bile altında bir maaş ödemesi, özlük haklarını tanımaması değildir.
camianın içindeki bazı karakter yoksunu idareci ve öğretmenlerin “ ücretli öğretmenleri” ciddiye almamaları, üzülerek ve tırnak içinde söylüyorum ki “ adam yerine koymamaları” çok daha üzücüdür.
devletten kadro aldığı için ücretli öğretmenlere yukarıdan bakan bazı mamut ve dinozorların eğitim camiasının içinde hala yer alıyor olmaları sözlükteki öğretmen düşmanlarının da bazı konularda haklı görünmelerini sağlıyor.
bu konudaki son sözüm kadrolu, sözleşmeli, ücretli... ne olursa olsun “ meslektaşım kardeşim”dir.
camianın içindeki bazı karakter yoksunu idareci ve öğretmenlerin “ ücretli öğretmenleri” ciddiye almamaları, üzülerek ve tırnak içinde söylüyorum ki “ adam yerine koymamaları” çok daha üzücüdür.
devletten kadro aldığı için ücretli öğretmenlere yukarıdan bakan bazı mamut ve dinozorların eğitim camiasının içinde hala yer alıyor olmaları sözlükteki öğretmen düşmanlarının da bazı konularda haklı görünmelerini sağlıyor.
bu konudaki son sözüm kadrolu, sözleşmeli, ücretli... ne olursa olsun “ meslektaşım kardeşim”dir.
devamını gör...
ahtapot mezesi
(bkz: ahtapot salatası)
ahtapot mezesi diye bişi yoktur, ne o öyle michael jackson şarkıcısı der gibi.
ahtapot salatası ise aslen girit kökenli olup güzel yapıldığında iyi içirtir.
ahtapot mezesi diye bişi yoktur, ne o öyle michael jackson şarkıcısı der gibi.
ahtapot salatası ise aslen girit kökenli olup güzel yapıldığında iyi içirtir.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
birden fazla diziyi takip edebiliyorsak kolaylıkla yapabileceğimiz bir eylem.ayrıca zevklidir bir kaç farklı dünya arasında yer değiştirmek gibi.
devamını gör...
defne ağacı
su perisi olan daphne, evlenmemeye ant içmiştir. apollon, peneus ırmağı’nın kıyısında daphne’yi görür ve aşka tutulur. umutsuzca, kör kütük aşık olan apollon daphne’nin peşini bırakmaz. daphne kaçar, apollon kovalar. gücünün bittiği yerde daphne toprak ana’ya onu saklaması için yalvarır ve toprak ana yakarışını duyar; daphne toprakla bütünleşir ve bir ağaca dönüşür. defne ağacının ismi de buradan gelmektedir.
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
ama pandemi sürecinde 1.8 oranda büyüdük. gidin bu adamın karısına çocuklarına bu bilgiyi verin de içleri rahat etsin.
devamını gör...
alzheimer
yaşlılarda görülen en sık demans nedenidir.
amiloid prekürsör protein, presenilin 1-2 genleri bu formdan sorumludur.
majör mikroskobik anormallikleri senil plaklar ve nörofibriler tangle(yumak)'lardır.
serebral amiloid anjiyopati genellikle değişmez bulgudur.
ayrıca hirano cisimleri(en sık hipokampal bölgede)izlenir.
amiloid prekürsör protein, presenilin 1-2 genleri bu formdan sorumludur.
majör mikroskobik anormallikleri senil plaklar ve nörofibriler tangle(yumak)'lardır.
serebral amiloid anjiyopati genellikle değişmez bulgudur.
ayrıca hirano cisimleri(en sık hipokampal bölgede)izlenir.
devamını gör...
evgeny grinko
dinlerken huzura erdiğim piyanist
devamını gör...
anlam verilemeyen insan davranışları
sürekli gel- git kafaya sahip olan insanların davranışıdır, korkunçtur. bugün iyidir yarın kötü, öbür gün yeniden iyi, sonra daha kötü. bir dediğini ertesi gün dememiş kadar sakin ve şaşkın bakışlarla size bakar ve sanki siz uyduruyormuşsunuz gibi bir hale girer ve bu duyguyu tüm gerçekliğiyle yansıtmasından dolayı kendinizde şüphe edersiniz. sözler verir tutmaz çünkü onları veren o olmayabilir kendisine göre.
yalan söyler ama söylemediğini iddia eder sizi ayakta uyutmaya çalışırken sizde onun acizliğine üzülür, kendinizden (böyle zeka ürünü(!) bir insanı nasıl sevdiğinizi sorgularken) nefret edersiniz.
hiç bitmeyen vaatleri, planları ve güler yüzü ile sizi uzun zaman bulutların üstüne çıkarır ve hayatın gerçekliğinin olduğu noktalarda sizi o bulutların üstüne çıkarttığı gibi anında yerin dibine sokar.
kendine ait dertleri dışında sizin ne yaşadığınızla ilgilenmez sadece kendine odaklıdır. uzak durun sinyalini verir siz görmezsiniz. kendine bile dürüst değildir. çünkü kendisi de ne istediğini bilmiyordur.
yalan söyler ama söylemediğini iddia eder sizi ayakta uyutmaya çalışırken sizde onun acizliğine üzülür, kendinizden (böyle zeka ürünü(!) bir insanı nasıl sevdiğinizi sorgularken) nefret edersiniz.
hiç bitmeyen vaatleri, planları ve güler yüzü ile sizi uzun zaman bulutların üstüne çıkarır ve hayatın gerçekliğinin olduğu noktalarda sizi o bulutların üstüne çıkarttığı gibi anında yerin dibine sokar.
kendine ait dertleri dışında sizin ne yaşadığınızla ilgilenmez sadece kendine odaklıdır. uzak durun sinyalini verir siz görmezsiniz. kendine bile dürüst değildir. çünkü kendisi de ne istediğini bilmiyordur.
devamını gör...
esnafa destek önerisinin akp ve mhp oylarıyla reddedilmesi
şaşırtmamıştır, akp ve mhp, bu ülke insanı için iyi olan her şeye karşıt, dış güçler diye eleştirdikleri, türkiye'nin önündeki en büyük engel olan pis gücün ta kendisiler.
devamını gör...

