çok kötüyüm şu an. kendimi 85 yaşında akıllı telefonla yeni tanışan dedem gibi hissediyorum. nereye tıklasam bilemiyorum korkuyorum yanlış bi yere basıcam diye.
devamını gör...

belki çok rastlanılmayan bir durum olabilir ama bölgeden bölgeye değişen böyle bir gerçeklik var.

utanmaması gereken kızdır. neden ihtiyaç olan bir malzemeyi alırken utanırlar ki, bunu anlamak gerçekten güçtür. aslında sebebi belli, gerici düşüncelere sahip insanlar yüzünden bu ülkede kızlar rahat hareket edemiyorlar. bazı bakkallarda hijyenik pedlerin yanına siyah poşet asıyorlar, bu da olduğumuz zamana yakışmayan utanç verici davranışlardır.

kızların ihtiyaçları olan bir malzemeyi böyle insanlar yüzünden utanarak saklama zorunluluğu hissetmesi, daha aşılacak çok yolumuzun olduğunu gösterir.
devamını gör...

edebiyattan anlayan aklı ,mantıdan anlayan karnı doyurur.
devamını gör...

"oğlum bak elim ayağım titriyor beni dellendirmeden bak şuradan s**tr git bir daha da sakın arama." denilip uğurlanacak erkektir.
devamını gör...

2011 yapımı 9 sezon 134 bölüm olarak çekilmiş başrollerinde gabriel macht
patrick j. adams, rick hoffman, meghan markle, sarah rafferty, gina torres'in yer aldığı hukuk, drama türünde bir dizi.

mike diye bir oğlan var dizide. başta takdirlerimi toplamış sonraları karakter biraz bozulmuştur. ilk sezonlar pek keyifle izleyip sonraları dur bakalım ne olacak diye izledim açıkçası.

neyse efem bu mike (patrick j. adams) ultra zeki bir adam başkaları yerine sınavlara giriyor falan bizlerin okuyup anlayamacağı bilgilere onun çok kısa bir süre bakması yetiyor ve hemen her kelimeyi madde madde ezberliyor. hayalinde avukat olmak varmış ama hayat zorlukları eğitimini yarıda bırakmış.

harvey specter (gabriel macht) new york'un en iyi avukatlarından. ve bir şekilde mike'la tanışıyor ve mike gizlice asistan olarak çalıştığı firmaya aldırıyor. sonra olaylar olaylar işte.

firmadaki avukatların aşk hayatları, çekişmeleri, dostlukları işleniyor dizide. bence izlenebilir bir dizi. bayağı sürüklüyor izleyiciyi. he beklenti yinede yüksek olmasın. ben bazı yakınlaşmaları ve kavgaları pek keyifle izledim. hahah komik tipler var hele ki louis.

ayrıca şunu söylemek istiyorum evet hukuk dizisi vs ama benim dikkatimi dizide sürekli kişilerin travmalarına değiniyor olması hoşuma gitmişti. hatta bazı travmaların işlenişi kendi travmalarıma ışık tuttu bile diyebilirim. evet tam bir psikoloji dizisi deneneyebilir ama ben bu açıdan diziyi bayağı bayağı beğenmiştim.

bir yerden sonra zorlama olarak devam ediyor dizi. ama ilk sezonları gerçekten keyifli. tabi şu var o kadar izlemişken sırf meraktan devma ettim. pişman mıyım? yoo hatta yine olsa yine yaparım.

iyi seyirler efem.
devamını gör...

"her arayan bulamaz lakin bulanlar arayanlardır."
devamını gör...

katıldığım önerme.

yoldaş yazar alırken filtreleme yapmış sanki; nerede samimi, saygın, nazik kişi varsa toplamış buraya. e bilirsiniz ki bir insanda saydığım bu özellikler varsa ön yargı olmaması su götüremez bir gerçek.
devamını gör...

sabah sabah "ne yaptın lan bana bok" dediğim murathan mungan şiiri. içinde bir parça özlem, bir parça kırgınlık, biraz da terkeden ama sokağın başından usulca izleyen ben var.

bak, ne diyor;
kimdi kimdi kalan,
giden mi suçludur her zaman?
ne zaman başlar ayrılıklar,
dostluklar biter ne zaman?


burada diyor ki; bir dur da düşün. sorulara bir bak, kelimelere odaklan. ne dedi, ne demek istedi, anlatmaya çalıştığı neydi, bir gör. dostluklar var ortada, diyor. öyle varlar ki ne zaman bitecekleri belirsiz, öyle çoklar.

sonra devamı geliyor acımasızca, zaten bu şairleri oldum olası sevemedim. içinizde tutsaydınız ya birazını, neyse;
her geçen gün bir parça daha,
aldı götürdü bizden.
aynı kalmıyordu hiçbir şey,
değişiyordu her şey,
kendiliğinden
.

ikinci dörtlük, en çok yakanı gibi bir şey. bendeki anlamı şu; her geçen dakikada yeni sözler sarf edildi ama nereye? sanırım bir boşluğa söylenmiş çünkü yaşananlara bakınca kavgalar aynı sebepten, gürültüler aynı sebepten.
bu mısranın bir "ama"sı var; değişiyoruz, diyor, aynı kalmayacak. ben de dedim murathan mungan abi, demedim mi sanıyorsun? fayda etmedi ki? herkes şahit, sor.
daha önce yazdım da hatta bilmem kimin "dönüş yolunda rüzgârla savrulan yapraklar yalnızca pişmanlık taşır," sözünü.
anlamadı ki.

sonra şu geliyor;
artık çözülmüştü ellerimiz,
artık bölünmüştü yüreğimiz,
birimiz söylemeliydi bunu;
ötekini incitmeden.


bu dörtlük gözlerimi karartıyor. inanmak istemiyorum ve inanmayacağım da. tamam abi, sizinki bitti de bizim verilmiş sözlerimiz var ulan, öyle kolay mı? hem daha saat kaç?
ne demişti meslektaşlarından biri; "günün en güzel saatleri bunlar, yanımda kal."
şair sözü çiğnemek yakışır mı bana?

ah, işte, son dörtlük;
kimdi giden, kimdi kalan?
aslında giden değil,
kalandır terkeden.
giden de,
bu yüzden gitmiştir zaten.


hayır, ben gitmedim. resmiyette ben terk ettim ama resmi kayıtlar kimin umrunda ki? o ben değildim, giden kalan'dı. umursamazca üzerime attığı her bir lafla gitmişti. anlamadan, dinlemeden. kötü olan sadece o gece değildi, sen değildin. içim kötüydü, hâlâ kötü. birkaç saatlik uykuyla ayaktayım. enerjisiz enerji içecekleri ve sigara da olmasa ağzıma tek lokma girmeyecek. o gece sadece sen kötü değildin. şahitlerim var. sadece sana değil, herkesin yüzüne bir bir kapattığım kapılar var, bu kapılar içeriden kilitli ve zili yok. çalarsan duymam yakına gelmeden. geleceğim zamanı da bilmiyorum. içim kötü, hâlâ çok kötü. kelimelere gizleyemem, inceden hissettiremem.

şimdi son değil, tek hatırladığım "nasıl hisseder?" bile dememiş olman. ben bunun ağırlığını üzerimden atamam. o kadar büyümedim.
kedileri sevmiyorum, seni dokuz kadar.
hep ve hâlâ.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tarkan'ın 1994 yılında çıkardığı aacayipsin albümünden bir şarkı. tarkan'ın rock soundlu şarkılarından biri diyebiliriz.
albüm kaydı bence iyi değil. tarkan'ın gençlik zamanı, sesi tam oturmamış. o yüzden aşağıya bir konser kaydı bırakacağım.
sözleri ise çok güzel. şu sıralar bir şeyler karalıyorum o yüzden şiirsel olarak da hoşuma gitti.

"takılmışım sözlerine
ben mecburum gözlerine
bunlara inanmak zor bir anda
kim ne varsa alacak
rüzgar çıktı ne kalacak
bütün bunlar delilikse ben deliyim

uçmasam da göklere
bir kuş olsam pencerede
perdeyi kapatsan da
ben seninle
bir ses buldum isminde
bin renk buldum yüzünde
bu bir zaman denizi
biz nereye"


bu kayıtta tarkan'a altay oktar eşlik ediyor. bence o da çok güzel söylüyor.
devamını gör...

göğüs hastalıkları dersi dinliyordum hocanın odasında akciğer tablosu vardı(olsun yani) ve o tablonun da yukarısında atamın resmi vardı çok hoşuma gitti gerçekten. mutlu oldum. çok anlamlı ve çok güzel bir yerdeydi.
devamını gör...

benim için cevabı, 90'lı yılların ilk yarısı olan anket sorusu.

bilim konusunda bildiğim her şeyi zaman makinesi yapımında kullanıp oraya geri dönmek ve orada kalmak istiyorum. gitmek isteyeni de yanımda götürebilirim.
devamını gör...

şeker, beyin fonksiyonlarını bozuyor, bizzat tecrübe ettim, şekersiz beslenmeye başlayınca kafa dağınıklığı azalıyor...
devamını gör...

o kadar izlemiyorum ki bundan dolayı yorum yapabilme hakkımın bulunmadığını düşündüğüm konu.

ikinci bahar
tatlı hayat
yedi numara....
dönemlerinden sonra dizileri ve hatta tvyi bir köşeye bıraktım. açıkçası bir nedeni yok. yani tv izlemedim de atom mu parçaladım? insanlık için çok önemli bir konuyu sonuca mı bağladım? yoo öyle bildiğin boş boş dolandım.

şu etkili olmuş olabilir. ben biraz fazla hassas ve duygusal insanım ve sanırım izlediğim dizi, program vs konularını iyi seçmezsem beni aşağı çektiğini gördüm. yahu zaten şu memlekette psikolojiyi toparlamak pek zor birde bu işkenceyi kendime neden yapıyorum demiş olabilirim.
devamını gör...

bugünkü başlıkların aşırı derecede saçma oluşu
ben bu başlığa katılıyorum ve son 1 haftaya yakındır bu sorunun devam ettiğini düşünüyorum.
devamını gör...

yavaş yavaş azalıyor etrafımdaki insanlar ama beni korkutan insanların hayatımdan eksilmesi değil. yaşanan bu durumu hiç umursamıyor olmam. *

t: zor bir durum.
devamını gör...

adrian !

(bkz: rocky)
devamını gör...

gündüz libidosundan daha güzeldir. karanlık şehveti uyandırır.
devamını gör...

(bkz: kuzguncuktaki vişne)
devamını gör...

şu ana kadar nefret ettiğimi veya rahatsız olduğumu belirtmedim ama her şeyin fazlası saçma oluyor, saçmalaşıyor. anormal bir konu değil ama burada tartışılacak ya da bilgi verilecek kadar önemli de değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim