--- alıntı ---

deniz subayı bir babanın oğlu olarak 1920 yılında caddebostan’da doğan turan seyfioğlu, ilk öğrenim ve lise yıllarının ardından babası londra tarım ataşeliğine atanmış.. babası ile birlikte ingiltere’ye gitmek istemişse de, 2.dünya savası sırasında londra’nın durumu kötü olması sebebiyle götürülmemiş.

böylece türkiye’de kalan turan, güney sınırından suriye’ye geçerim, oradan da bir yolunu bulur londra’ya giderim diye düşünmüş. ancak suriye’ye adım atar atmaz fransızların eline düşmüş. üç ay sonra fransızlar’ın, “lejyon’a yazılırsan hapisten kurtulursun” teklifini kabul etmiş ve lejyona yazılmış.

süveyş kanalı dolaylarında rommel’in ordusuyla çarpışmış. bir yıl sonra 1943 yılının eylül ayında türkiye’ye dönmüş. 2.dünya savaşına katılan ender türklerden biri olması dışında, kısa ömrüne çok şey sığdırmış turan seyfioğlu.. aynı zamada komple bir sporcu olan turan seyfioğlu, dereceler almış bir kayakçı,

fenerbahçe genç takımında iki yıl kalecilik yaymış bir futbolcu, çeşitli rekorları olan bir yüzücüydü. 50 ‘li yıllarda caddebostan da ettiği kavgalar efsane gibi anlatılırmış. .

beyaz perdede yarattığı ilk kahraman, 1951 tarihli yapım olan “ulubatlı hasan”. turan seyfioğlu 1951′de “sinema sanatçıları derneği”nin düzenlediği bir yarışmada en iyi artist armağanı kazanmış. 17 filmde başrol olmak üzere 40 civarı filmde oynamış. uludağ’da kayak dersi verirken, londra’dan turist olarak gelen patricia ile tanışmış, dost olmuşlar ve 1952 yılında da evlenmişler.

yedi yıl boyunca mutlu bir evlilik geçiren çiftlerin bir de kız çocukları olmuş. 1959 yılına gelindiğinde, patricia londra’ya dönmüş. ayhan ışık, ahmet tarık tekçe ve neriman köksal ile “devlerin öfkesi”, seyfioğlunun son filmi olmuş. bu filmi bitirdikten sonra rahatsızlanarak, tedavi için gittiği londra’da 18 ağustos 1961 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

--- alıntı --- buradan

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

farklı davranınca havalı olduğunu zanneden yazardır.
şaka troll gibi olayların bir sınırı olduğunun farkında olmayan birisidir.
üstelik kendisi fena yazılar yazmıyor neden yeteneğini aptallığa ayırıyor şaşırıyorum doğrusu.
devamını gör...

yazılarını takip ettiğim ve takdir ettiğim yazarımız.
devamını gör...

-dr. strange
-raistlin
-merlin
-pug
-voldemort
-saruman başkan.

bunlar hakkında konuşulabilir diyorum. *
devamını gör...

keşke her şey kelin kadar parlak olsa dedirtmiştir.
devamını gör...

daha kırdığını bile anlayamayan empati yoksunu kişilerin qadınlar romantiq degil abi demesi..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bal arıların kusmuğudur.
devamını gör...

has devrem yazar.

aynı devrin çocuğuyuz biz, aynı renk önlüklerle gittik okula!

aynı dondurmaları yemişiz, aynı çizgi filmleri seyretmişiz. yeni neslin bilmediği bir çok güzelliği aynı zaman dilimlerinde tecrübe etmişiz.

has devrem demiş miydim?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

soru soran kişiyi, sorularla yönlendirerek cevaba ulaştıran zeka.

--- alıntı ---

öğrenci:
 eğer demokrasi çoğunluğun kararını kabul etmekse, adil olan da bu değil midir? mesela yüz kişinin oy kullandığı bir yerde elli bir kişinin kararına mı uymak daha adil ve doğru olur yoksa kırk dokuz kişinin kararına uymak mı? hem çok mümkündür ki daha çok insanın daha az insandan yanılma ihtimali daha azdır. şu halde sizin demokrasiye karşı çıkmanız doğru olmadığı gibi haklı da sayılmaz.

bunun üzerine sokrates her zaman olduğu gibi soru cevap yöntemini kullanarak o öğrencisine önce sorar.

¦ bize söyler misin bilge olmak mı daha zordur yoksa cahil olmak mı daha zordur?

öğrenci:

¦ elbette ve hiç şüphesiz bilge olmak daha zordur. bilge olmak için çok okumak araştırmak ve yorulmak gerekirken cahil olmak için bir şey yapmaya gerek yoktur.

sokrates:

¦ peki o halde bize yine söyler misin toplumlarda cahil insanların sayısı mı çok olur yoksa bilge insanların sayısı mı çok olur?

öğrenci:

¦ elbette ve hiç şüphesiz cahil insanların sayısı fazla olur.

sokrates:

¦ peki bize yine söyler misin bir gemide yüz yolcu bulunsa geminin nerede-nasıl ve hangi yönde yelken açması gerektiğini kaptan mı daha iyi bilir yoksa o yüz yolcu mu?

öğrenci:

¦ eğer yolcular içinde denizcilik bilgisi olan yoksa pek tabi en iyi bilen kaptandır.

sokrates:

¦ peki o halde diyebilir miyiz ki herkes her konuda karar veremez, herkes bildiği yerde konuşmalı ve her iş ehline verilmeli?

öğrenci:

¦ pek tabi olması gereken budur.

sokrates:

¦ peki o halde bize yine söyler misin kimin hangi konuda bilgili olup olmadığını bilmeden sadece çoğunluk oldukları için kararlarını doğru bulmak adil ve doğru olabilir mi? hem sen de kabul ettin ki bir toplumda cahillerin sayısı bilgelerden hep daha çok olur… ''


--- alıntı ---
devamını gör...

mantar hastalıklarında kullanılan ilaçlardır.
devamını gör...

doğrusu aldatmayan insanın olmamasıdır. herkes aldatır ve aldatılır. bazısı eyleme döker bazısı fikirde yaşar. arada fark yoktur, kim karşısındakinin fikrini öğrense aynı derece de kırılır. mesele hayatı dengede yürütmek ve irade kontrolünde yatmaktadır zannımca.
devamını gör...

annemdir. şu zamanda bile hala kız-erkek evlat ayrımı yapar. beni ve kız kardeşimi adeta kendisine bir tehdit olarak görür. hiçbir başarım ona yetmez dünyayı önüne serseniz yine beğenmez. biri bana iltifat ettiğinde sinirlenir beni biri sevse sinirlenir. ciddi ciddi kendi kızını kıskanıyor yani.genel olarak sorumsuz biridir onun yapması gereken şeyleri ben yaparım ama yine beğenmez. hayatımda gördüğüm en bencil insandır ayarıca. tüm özel ve mutlu günlerimi baltalar. arkadaşlarımla ya da sevgilimle olan ilişkilerimi bozar o yüzden çevremdeki herkesi ondan uzak tutuyorum. beni kendisine hizmet edecek bir şey olarak görür bildiğin bana baksın diye çocuk yapan biri. ve tüm bunlara rağmen gayet aklı başında olgun biri olmam bence benim dirayetim ve sabrım sonucunda.
devamını gör...

arkadaşlarımın hepsi korkuyor. oturduğumuz kafede kedi gelince hepsi masanın üstüne çıkıyor. utanıyorum artık bunlardan. ben de kediyi kucağıma alıp onları seyrediyorum.
devamını gör...

yeni yazarlardan birinin nickidir ve dünyaca ünlü kore asılı bir kız grubudur. yanlış hatırlamıyorsam grup 2016 ağustos ayında çıkış yapmıştı. koreyle tek ilişkisi lee joon gi olan ben seve seve dinlemekteyim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karı koca fark etmeksizin çok eşliliktir.
çok karılılık(bkz: polijini)
çok kocalılık(bkz: poliandri)
devamını gör...

sen sufle yapacağım derken yumurtanın akını pişir, sonrası malumunuz kakaolu omlet gibi bir şey oldu.
edit: allah'a şükür yemek yapabiliyorum da bazen maceraya girince başarısız sonuçlar olabiliyor.
devamını gör...

inşaat işçisiydi , emekli oldu . varolsun kendisi tepeden tırnağa onur , gurur , şeref ve haysiyet abidesi .
devamını gör...

voltaire'ın iki yıl kadar süren ingiltere macerasından etkilenerek yazdığı mektuplardan oluşan eseri. dilimize ne yazık ki çevrilmemiştir. dönemin ingiliz ve fransız sistemi ve bu konuda voltaire'ın düşüncelerini okuyabileceğimiz eser yalnızca bunlardan ibaret değil ve oldukça kapsamlı yazılmış. ilk dört mektup; quaker'lar (17. yüzyılda kurulmuş olan ve kilisenin katı kurallarına uymayı reddeden, kendilerine dostlar ismini vermiş dini topluluk) hakkında uzun incelemelerden oluşurken ondan sonraki iki mektup daha yine mezhepler üzerinden ince eleştirilerden ve incelemelerden oluşuyor. açıkça bir fransa-ingiltere karşılaştırması olan eser; sanat, felsefe, bilim, ticaret ve politika konusunda iki ülkeyi sınıyor ve ingiltere'de kaldığı süreç boyunca ingilizlerden oldukça etkilenen voltaire açık ara fransayı ve fransız düşünürleri ağır eleştiriye tutuyor. eser ilk olarak 1733 yılında ingilizce olarak yayımlanıyor bundan tahmini bir sene sonra da fransızca olarak yayımlanıyor. bu kadar ağır eleştiri içeren bir eserin fransa tarafından sansürlenmesi hatta halk önünde yakılması ise kaçınılmaz elbette. kendi döneminde ne yazık ki eser toplatılıp halk içinde yakılıyor ve bu 'hastalıklı düşüncelerin' okunması fransa yönetimi tarafından engellenmeye çalışıyor. mektupların bir kısmının locke, bacon, newton, descartes ve alexander pope üzerine olduğunu da eklemek gerek.

--- alıntı ---

s'il n'y avait en angleterre qu'une religion, le despotisme serait à craindre; s'il y en avait deux, elles se couperaient la gorge; mais il y en a trente, et elles vivent en paix et heureuses

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim