eminem sayesinde oxford ingilizce sözlük'e "belirli bir ünlüye aşırı derecede takıntılı olan hayran" anlamıyla girmiş olan kelime. "stalker fan" yani sapık takipçi hayran anlamındaki kelimelerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

klip de şarkı da bence bir şaheser niteliğinde. eminem son derece zeki bir rap'çi. inanılmaz kelime oyunları var. tabii ingilizce bilmenin yanında, o oyunları hangi kavramlardan ya da hangi kişi ve olaylardan alıp da birleştirdiğini de bilmek gerekiyor. 1 cümlesinden konuyla ilgili 2-3 anlam çıkabiliyor bazen. bunu yapmak hiç ama hiç kolay bir şey değil.

stan adlı şarkıya gelince...


stanley, slim shady hayranı, takıntılı bir fandır. sürekli olarak ona olan hayranlığını, mektuplar yazarak dile getirir. şarkının ilk 3 verse'ü stanley yani namıdiğer stan'in ağzındanmış gibi yazılmıştır. shady'e hayranlığını anlatır, kendi hayatından, hamile kız arkadaşından bahseder. shady ile benzer bir çocukluk geçirdiğini anlatır vesaire... ilk verse, sohbet havasında geçer. bu arada klipte, bu ilk mektubun eminem'e ulaşmadığını, diğer mektuplarla beraber topluca taşınırken yere düştüğünü görürüz. ancak sonrasında satır arasından anlarız ki aslında gecikmeli de olsa ulaşmıştır.

2. verse, artık stan'in "bana neden cevap yazmıyorsun?" sitemleriyle karışık haldedir. bir yandan hâlâ ona olan hayranlığını ve tutkusunu görürüz. bir yandan da "hadi beni görmezden geldin, bari 6 yaşındaki kardeşime bir imza verseydin" gibi serzenişlerde bulunur. sahne sonunda hamile sevgili, stan'in bodrumdaki odasına iner ve odanın durumunu görür: her yerde shady'nin yüzlerce fotoğrafı vardır. televizyonda onun olduğu klipler dönmektedir sürekli. bu arada özellikle masada en üstte duran fotoğrafı görür hatun. burada stan, sevgilisiyle birlikte çektirdiği bir fotoğrafta, sevgilisinin olduğu kısmın üzerine shady'nin fotoğrafını yapıştırmıştır. hayranlığın eşcinsellik seviyesine dönüşüp dönüşmediği seyircinin aklına takılıverir bir anda. stan, kızın odayı kurcalayıp resimleri görmesinden rahatsız olur ve onu hamile oluşunu bile umursamadan yaka paça çıkarır oradan.

3. verse stan'in artık isyan bayrağı açtığını sahnelere gebedir. arabada, çılgın gibi yağmur altında direksiyon başında votka içerek hız yapmaktadır gece vakti. bir yandan da shady için bir ses kaydı hazırlamaktadır. artık ağzına geleni saymaktadır, bir mektup ya da çağrı almadığı için ondan. bu arada bagajdan bir çığlık gelir. kız arkadaşını ellerini bağlayarak bagaja koymuştur. son sahnede artık direksiyon hakimiyetini kaybederek nehre uçtuğunu görürüz arabanın. bu sahne 20 yıldır her izleyişimde tüylerimi diken diken etmiştir.

son verse, shady tarafından dile getirilmektedir. stan'e maktup yazmaya başlar ve "daha önce yazacaktım ama meşguldüm" der. işte olayın kopuş noktası budur aslında. stan o kadar körleşmiştir ki fanatikliği nedeniyle, bu kişinin ünü nedeniyle birçok işinin ve cevaplaması gereken birçok hayran mektubunun olduğu gerçeğini unutmuş, 3 canı birden alacak kadar delirmiştir. oysa biraz daha sabretse, beklediği yanıt gelecektir. shady tüm mektuplarında stan'in değindiği konulara tek tek cevap verir. ona profesyonel yardım alması gerektiğine dair hafif tertip tavsiyelerde bulunur. kız arkadaşının durumunu sorar, kardeşine imzalı şapka gönderdiğini yazar vesaire... klibin sonuna doğru şuna benzer şeyler yazar shady: "dostum, neden bu kadar kızgınsın? biraz rahatla, seni hayranım olarak görmeye devam etmek isterim. umarım bu mektup kendine zarar vermeden eline geçer. geçenlerde bir haber izledim ve midem bulandı. herifin biri kız arkadaşı bagajdayken arabasını köprüden sürüp intihar etmiş. bir kaset bulunmuş arabada ama kimin için olduğu belli değilmiş. adamın adı da... aman tanrım! o sendin."


eminem, son derece güzel bir kompozisyon ile anlatmış bu şarkıda, takıntılı hayran olayını. dümdüz kendi ağzından yazsaydı bu kadar ilgi çekici olmazdı belki. oysa karşılıklı mektuplaşma şeklinde düşünüldüğü için çok farklı bir tat veriyor dinleyen kişiye.

bu arada, machine gun kelly eminem'e diss atmıştı birkaç yıl önce (ne cesaretse). eminem'in ona karşılık olarak yazdığı diss'te mgk'ye "stan" diye hitap etmesi ve "here's that autograph for your daughter, i wrote it on a starter cap" cümlesi, aslında bu klibe ve "seni takıntılı bir hayranım gibi görüyorum" aşağılaması ile mgk'yi stan yerine koyuşuna bir göndermedir.

ve bir ilginç bilgi daha; klip 2000 yılında çekildi ve stan'in klipteki 6 yaşındaki kardeşinin adı matthew. 2020'de yani klipteki çocuk gerçek olsaydı, 26 yaşında olacağı bir yaşta, eminem'in evine biri girdi. adamın adı matthew ve 26 yaşında. adam eminem ile karşılaşmış ve oraya onu öldürmeye geldiğini söylemiştir. bu da bize her ne kadar klip kurgu olsa da "acaba tamamı olmasa da bir kısmı doğru mu?" sorusunu sordurmuş ilginç bir olaydır.

sansürsüz versiyonu:


şarkının sözleri (entry uzun görünmesin diye spoiler içerisine alıyorum):

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear slim,i wrote you but still ain't callin'
i left my cell, my pager, and my home phone at the bottom
i sent two letters back in autumn, you must not-a got 'em
there probably was a problem at the post office or somethin'
sometimes i scribble addresses too sloppy when i jot 'em
but anyways, fuck it, what's been up? man how's your daughter?
my girlfriend's pregnant too, i'm 'bout to be a father
if i have a daughter, guess what i'm a call her?
i'ma name her bonnie
i read about your uncle ronnie too i'm sorry
i had a friend kill himself over some bitch who didn't want him
i know you probably hear this everyday, but i'm your biggest fan
i even got the underground shit that you did with skam
i got a room full of your posters and your pictures man
i like the shit you did with rawkus too, that shit was fat
anyways, i hope you get this man, hit me back,
just to chat, truly yours, your biggest fan
this is stan

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear slim, you still ain't called or wrote, i hope you have a chance
i ain't mad, i just think it's fucked up you don't answer fans
if you didn't wanna talk to me outside your concert
you didn't have to, but you coulda signed an autograph for matthew
that's my little brother man, he's only six years old
we waited in the blistering cold for you
for four hours and you just said, "no."
that's pretty shitty man, you're like his fuckin' idol
he wants to be just like you man, he likes you more than i do
i ain't that mad though, i just don't like bein' lied to
remember when we met in denver, you said if i'd write you you would write back
see i'm just like you in a way
i never knew my father neither
he used to always cheat on my mom and beat her
i can relate to what you're saying in your songs
so when i have a shitty day, i drift away and put 'em on
'cause i don't really got shit else so that shit helps when i'm depressed
i even got a tattoo of your name across the chest
sometimes i even cut myself to see how much it bleeds
it's like adrenaline, the pain is such a sudden rush for me
see everything you say is real, and i respect you 'cause you tell it
my girlfriend's jealous 'cause i talk about you 24/7
but she don't know you like i know you slim, no one does
she don't know what it was like for people like us growin' up, you gotta call me man
i'll be the biggest fan you'll ever lose
sincerely yours, stan
p.s. we should be together too

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear mister "i'm too good to call or write my fans"
this will be the last package i ever send your ass
it's been six months and still no word, i don't deserve it?
i know you got my last two letters, i wrote the addresses on 'em perfect
so this is my cassette i'm sending you, i hope you hear it
i'm in the car right now, i'm doing 90 on the freeway
hey slim, i drank a fifth of vodka
you dare me to drive?
you know the song by phil collins, "in the air of the night"
about that guy who could a saved that other guy from drowning
but didn't, then phil saw it all, then at a a show he found him?
that's kinda how this is, you could a rescued me from drowning
now it's too late, i'm on a thousand downers now, i'm drowsy
and all i wanted was a lousy letter or a call
i hope you know i ripped all of your pictures off the wall
i love you slim, we coulda been together, think about it
you ruined it now, i hope you can't sleep and you dream about it
and when you dream i hope you can't sleep and you scream about it
i hope your conscience eats at you and you can't breathe without me
see slim, shut up bitch! i'm tryin' to talk!
hey slim, that's my girlfriend screamin' in the trunk
but i didn't slit her throat, i just tied her up, see i ain't like you
'cause if she suffocates she'll suffer more, and then she'll die too
well, gotta go, i'm almost at the bridge now
oh shit, i forgot, how am i supposed to send this shit out?

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear stan, i meant to write you sooner but i just been busy
you said your girlfriend's pregnant now, how far along is she?
look, i'm really flattered you would call your daughter that
and here's an autograph for your brother
i wrote it on the starter cap
i'm sorry i didn't see you at the show, i must of missed you
don't think i did that shit intentionally just to diss you
but what's this shit you said about you like to cut your wrists too?
i say that shit just clownin' dog, come on, how fucked up is you?
you got some issues stan, i think you need some counseling
to help your ass from bouncing off the walls when you get down some
and what's this shit about us meant to be together?
that type of shit will make me not want us to meet each other
i really think you and your girlfriend need each other
or maybe you just need to treat her better
i hope you get to read this letter, i just hope it reaches you in time
before you hurt yourself, i think that you'll be doin' just fine
if you relax a little, i'm glad i inspire you but stan
why are you so mad? try to understand, that i do want you as a fan
i just don't want you to do some crazy shit
i seen this one shit on the news a couple weeks ago that made me sick
some dude was drunk and drove his car over a bridge
and had his girlfriend in the trunk, and she was pregnant with his kid
and in the car they found a tape, but they didn't say who it was to
come to think about, his name was, it was you
damn!
devamını gör...

bir bedri rahmi eyüboğlu kitabıdır.

bedri rahmi eyüboğlu bir bütün olarak sanatçıdır. hem bir yazardır hem bir şair hem de bir ressam. ve bu üç işi de hakkını vererek hatta harikalar yaratarak yapar. bedri rahmi okumak her zaman büyük bir keyiftir. hem yeni şeyler öğrenmek hem de bedri rahmi’nin muhteşem kaleminden dökülen sözcüklerin oluşturduğu bütünün verdiği zevki tatmak açısından harikadır.

bu kitabında bedri rahmi gezi yazılarını, güzel sanatlar konusundaki düşüncelerini, dünya ve ülke düzeni ile ilgili gözlemlerini anlatmış bize. her cümle kendi içinde bir şaheser sanki. insanın içine içine işliyor.

kitabın adı insan kokusu. anladığınız üzere yapay kokulardan, parfümlerden, deodorantlardan bahsetmiyoruz. insanların kokusu önemlidir.

gerçekten insan kokusu bizim derdimiz. hatırları en çabuk harekete geçiren şey kokudur. geçmişten gelen bir koku size hayatınızda artık olmayan insanları, artık hiç gitmediğiniz yerleri, hatırınızdan çıkmış anıları geri getirip kanlı canlı önünüze koyabilir.

insan kokusu da öyledir. size unutulmuş insan erdemlerini hatırlatıp insanlığınıza dönmenizi sağlayabilir.

kitap bedri rahmi eyüboğlu’nun denemelerinin dördüncü cildi.
devamını gör...

podcast dinlemeyi sevenlerin çadır atıp kamp kurduğu, adeta dibini pipetle emiklediği başlık.

açılın ahali, kişisel zevklerimden yola çıkarak size birkaç tavsiye paslamaya geldim.

1-mitolojik inciler
kendine “pandora” diyen yayıncı tarafından anlatılan kısa mitolojik hikayelerden oluşturulmuş podcast serisi. pandora akıcı ve tatlı ses tonuyla bizlere bu mitolojik hikayeleri anlatırken bir taraftan da günlük hayatımızda yaşananlar konusunda çıkarımlar yapıyor. mitolojiden esinlenen bazı deyimlerin, markaların, oyunların örnekleri ile taçlandırıp her bölümü kültür seviyemizi bir çıta daha atlatarak bitiriyor. şimdilik sadece yunan mitolojisine ait hikayeler var fakat bunları bitirdiğinde diğer mitolojilerden de bahsedeceğini belirtiyor. keyifle dinleyebileceğiniz bir seri.

2- ortamlarda satılacak bilgi
yayıncımız bu podcastte kendi kendine sohbet ederek bazen bizi hayata dair şeylerle ilgili düşündürüyor, bazen neyi neden yaptığımızı sorgulamamıza sebebiyet veriyor, genellikle ise ortamlarda konuşulabilecek sosyal ve kültürel konular hakkında herkesin edecek iki çift lafı varken bizim öyle mal gibi apışıp kalmamamızı sağlayacak havalı bilgileri çat diye satabileceğimiz bilgiler veriyor. monolog halindeyken bile gayet keyifli bir sohbet gerçekleşiyor her bölümde. eğlenerek dinleyeceğinizi umuyorum.

3- kefe
eski radyo tiyatroları ilgisini çekmiş bir insansanız bu podcasti bayıla bayıla dinleyeceğinizi söyleyebilirim. hikayesi merak uyandırıyor ve sonunu ciddi bir merakla bekliyorsunuz. akıcı diyaloglarıyla hikayenin içine hemen giriyor ve zihninizde her saniyeyi, mekanı kolayca canlandırabiliyorsunuz. başarılı bir yapım bence. bir çırpıda bitirirsiniz.

4- tarih köşesi
yasin acar tarafından yayınlanan, tarihte ilgi çekici denilebilecek konular hakkında bilgi edinebilmemizi ve bilgi edinirken de hiç sıkılmamamızı sağlayabilecek, kültür seviyesi artıran podcast. tarihe ilgisi olanlar kaçırmasın derim.

5- loveinartsz kültür sanat
adı üstünde full kültür ve sanat içerikli bir podcast. bunu da yine ortamlarda bilgi satmak gibi bir derdiniz varsa dinleyebilirsiniz. bölüm süreleri gayet uygun ve sıkmayacak kadar kısa. fularlı bir entel yapmasa da hap bilgi gibi yutar ve artık sanata dair birkaç bilgisi olan bir kişi olabilirsiniz.

6- the bırtcast
kazıklı maria’nın hazırlayıp sunduğu bu podcast serisi de yine sohbet havasında geçen, kah güldüren, kah sinir bozan konulara değinen, kah düşündüren bir yapım. bölümler ortalama 45 dk sürüyor ama yine de bir şekilde akıyor ve marianın eğlenceli anlatımıyla gayet akıp gidiyor. küfürden hiç hoşlanmayanlara pek öneremeyeceğim ama. bu konuya karşı hassas değilseniz dinleyin.

7- yalnız yürümeyen kadınlar
malumunuz olduğu üzere toplumumuzun kanayan yarası ataerkilliğin etkisini en yoğun ve derinden hisseden kadınlarla röportaj yapılan bir podcast. sunucusu bir gazeteci ama bence konukları fazla bölüyor ve vurguları, ses tonu falan biraz zorlama. bu durum dinlemeyi zorlaştırsa da bence kesinlikle dinlenmesi gerekiyor.
konu genel olarak aile baskısı veya manipüle edilme yoluyla bir şekilde kapanmaya itilmiş kadınların süreç boyunca yaşadıkları ve içlerinden bazılarının özgürlüğüne kavuşma hikayeleri. dinledikçe ürperme garantili hikayeler anlatılıyor. bu kadarı da olmaz dediğiniz her bölümden bir sonrakinde daha çok şaşırabilirsiniz. insan inanmak istemiyor gerçek olabileceklerine, ki keşke hepsi kurgu olsa ama maalesef yaşadığımız toplumun kadına bakışı yadsınamaz bir sorunumuz. zorlamalar, şiddet içerikli anılar, eğitim hakkının elinden alınması, kontrol manyaklığı, yalnızlaştırma ne ararsan var. kadınların özgürleşmek için gerekirse her şeyi feda ettikleri bu yolda yalnız yürümediklerini bilmeleri, aynı durumda olan varsa destek görebilecekleri, bir gün bir çıkış yolu bulabileceklerine dair umutlarını diri tutmalarını sağlayabilecek bir podcast serisi. aynı durumda olmayan bir insan için de yanıbaşımızda yaşanan dramları fark edip elimizden geleni yapabilmek adına farkındalık oluşturmak için önemli. biz belki görmüyoruz ama çok büyük acılar yaşanıyor etrafımızda ve hiç de azımsanmayacak sayılarda. dinlemesi empati yapabilen biri için çok zor ama dinleyin.

şimdilik söyleyeceklerim bu kadar sayın yargıç. bir başka öneri entrysinde görüşmek üzere. arayı açmayalım. öptüm.
devamını gör...

varoluş günümüz.

çocukken doğum günüm geleceği zaman çok heyecanlanırdım, annem de özene bözene pastalar yapar istediğim kadar arkadaşımı davet ederek kutlama yapmama izin verirdi.
güzel pastalar yapardı annem, pofuduk kekleri olan beyaz kremalı pastalar, üzerinde siyah krema ile 'nice yaşlara robnaja' yazan. oysa ben tuttururdum illa katlı pasta isterim, diye. annem, bu da iki katlı dese de filmlerde gördüğüm yüksek pastalardı hayallerimi süsleyen. bir de kakaolu. kakaonun yakışmadığı bir şey olmadığı fikri ise hala aynı etkiyi korumakta.
nasıl bu günü bu kadar önemsemeye başladım emin değilim. ama sanırım annemdi doğum gününün çok önemli olduğunu hissettiren. çünkü 18. yaşımdan itibaren doğum günüm neredeyse hep ondan uzakta geçti. gecenin ikisinde doğduğum için de bir gün önce akşam tam uyumadan evvel arar, doğum saatinde uykuda olacağım için şimdiden kutlamak istedim der, ertesi gün babamla beraber bir kez daha kutlardı.
büyüdükçe aile içi kutlamaların yanına arkadaşlarla ayrıca yapılan partiler de eklendi. ve doğum günüm birden çok kez kutlamaya dönüştü. hatta iş hayatıyla birlikte bu kutlamalar üçe dörde çıkmaya başladı. doğum günümü öğrenen bıcırıklarımdan birkaçının önemsemesi, bir kısmının da dersten kaytarma isteği arasında pastaya doyduğum doğum günleri sayısı da arttı. hatta bir müdürüm beni kenara çekip 'girdiğiniz her sınıfta kıyamet kopuyor bugün neden?' diyerek sorgulama ihtiyacı duymuştu. doğum günüm kusura bakmayın yanıtını alınca da 'şaşkınım hoca hanım, böyle bir şeye tanık olmamıştım.' demişti.
ama asıl aklımda kalan 2013'teki doğum günümdü. annem bir gün önce aramamıştı, her yıl 00.00'da arayan ablam da aramamıştı. evli olarak kutlayacağımız ilk doğum günümde uyandığımda eşim yanımda yoktu ki doğum günüm olduğu için iznini o güne almasına rağmen bir arkadaşının nikahına gitmişti. evet şahitti. ama akşam üzerine dek evde yoktu. kuzenim bizde olduğu için birlikte kahvaltı edip dışarı çıktık. o bana bir hediye aldı. eve döndük ama ruhumun üzerinde koskocaman bir moloz vardı. onlarca kez çalan telefonun da önemi yoktu. odama geçtim ağlamaya başladım. bir yanım bunu çocukça buluyor, bir yanım ise kırgınlıktan gözünü açamıyordu.
şimdi artık umursamıyorum. o gün hem üzüldüm hem de büyüsünü yitirdim o günün. annem hala bir gün önce arıyor, ablam tam gece yarısı. eşimde çalışıyorsa bile o gün erken çıkmanın bir yolunu buluyor. ama artık ben o heyecanı duymuyorum. sanırım büyümek ya da o günlere eski önemi vermemek de böyle başlıyor.
devamını gör...

"iyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. çünkü kadınlar, kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir."

victor hugo böyle söylemiş. sadece kadınlar için değil erkekler için de bu böyle genelde. iyi insanlar iyi insanlarla dertleşip kötü insanlara aşık oluyorlar. o kötü insanla yaşadıkları acıları iyi insanlara dert yanıyorlar. ben mükemmel kelimesini doğru bulmadığımdan bunu iyi olarak görüp öyle cevap verdim.

tabii unutmamak gerekir ki bu sadece bir düşünce. bu düşünceyi çürütüp beraber olan insanlar da vardır. iki iyi can. güzel bir ilişki...
her şeyin bir istisnası vardır ya. o güzel insanlar da o güzel birliktelikleri ile işte o istisnalardan olurlar.
devamını gör...

cücük.

ama bana söylenmeyecek, ben birine söyleyince sempatik geliyor.
devamını gör...

bir penaltı kaçıran forvet, o gün için maçın seyrini değiştirememiş olabilir....
amma forvet olmayı bırakmaz, önündeki maçlara bakar, daha çok gol kovalar. sonuçta averajlar önemli, o kadar önemli ki yıl sonunda şampiyonluğu etkileyecek derecede....
devamını gör...

güneşli bir günde çiçeklerin, yemyeşil ağaçların arasında masmavi gökyüzüne bakarak gezmek. fonda kuş cıltıları, kediler güneşleniyor sağda, solda... deniz ışıl ışıl ve derin bir nefes alıyorsun. sadece huzur var o an.
pandemisiz hayatı özledim.
devamını gör...

hepsi birbirinden farklı şekillerdeki buzdan altıgencikler.

amerikalı meteorolog ve fotoğrafçı wilson bentley kar tanelerinin fotoğraflarını çekebilen ilk insandır. başlangıçta fotomikrografi (mikroskopla fotoğraf çekme) tekniğini kullanmış, hayatı boyunca 6.000' den fazla kar tanesi görüntülemiştir. 1931 yılında yayımladığı, içinde 2500 kar tanesi fotoğrafının yer aldığı "kar kristalleri" bir de kitabı vardır.

"mikroskopla bakınca kar tanelerinin mucize güzelliğini fark ettim ve bu güzelliğin başkaları tarafından görülmemiş ve takdir edilmemiş olmasını utanç verici buldum. her bir kristal, tasarım şaheseriydi ve her kar tanesinin şekli farklıydı. kar tanesi eridiğinde bu tasarım sonsuza kadar kayboluyordu."

buradan da okunabilir
devamını gör...

her şey mümkün. bir gün bende giderim belki. *
devamını gör...

herkes bu ablamızı ahmet kural'dan dayak yiyen mağdur kadın olarak tanır ama pek çok kişi hazer amani'yi karısından ayıran asıl kadın olduğunu bilmez.
magazin böyle bir şey adamım.
devamını gör...

"her şeyden biraz kalır... kavanozda biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz acı.."
devamını gör...

--- alıntı ---

chinese li hua, adında da anlaşıldığı gibi çin’de görülen bir kedi türüdür. ancak adı li hua (lee-wah) olarak telaffuz edilmektedir. sebebi ise çin’in gayri resmi kedi türü olmasıdır. ayrıca yüzyıllardır çin’de yaşadığı bilinmekte olup, chinese li hua kedisi en eski kedi türlerinden bir tanesi olduğu varsayılmaktadır. ancak son zamanlarda bir cins olarak görülmektedir.

chinese li hua kedisi şubat 2010 yılı itibari ile cat fanciers association tarafından miscellaneous class sınıfı kedi olarak kabul edilmiştir. doğal bir ırk olma özelliğine sahip olan chinese li hua kedisi aynı zamanda li mao, lu hua mau, li hua, fragon li, li hua mau ve chinese li hua olarak adlandırılmaktadır.

chinese li hua kedisi oldukça akıllı, sadık ve sevecen kişilikleri ile insan ilişkileri bir hayli kuvvetli bir kedi türü olarak bilinmektedir. ancak asıl onları ünlü yapan fare ve haşerelere karşı avcı bir yeteneğinin bulunması ve kemirgenleri dahi alma becerisi olmaktadır.

rivayete göre chinese li hua kedisinin sabah saatlerinde gazeteyi almayı öğrendiği iddia edilmektedir. ayrıca chinese li hua sahibi olan çinlilerin onlar için bir tören düzenlediği söylenmektedir.

chinese li hua kedisi kısa ve kalın tüy yapısı ile oldukça sağlıklı bir görünüme sahiptir. tüy yapısında yer alan farklı renk tonları ile chinese li hua genellikle kökten siyah, ortası açık sarı ve uçları kahve tonlarına sahiptir. bazen mouse coat olarak da tarif edilmektedir.

chinese li hua yüz yapısı altıgeni andırmaktadır. ağzın üst köşesinde yer alan siyah lekeler li hua’ya gülümseme görünümü katmaktadır. gözleri ise oldukça parlak ve büyük olup yeşil, sarı ve kahverengi tonlarına sahiptir. olgunlaşma süreci oldukça yavaş ilerleyen chinese li hua kedisi yaklaşık olarak 3 yaşına kadar gelişimini tamamlaması sürmektedir.

--- alıntı --- buradan


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yokuş aşağı giderken kontrolü kaybedip bodrum katındaki evin yatak odasına giren kamyonettir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun güneş hala tepede. yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun: ne yapalım, kısmet değilmiş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sübhanallah kaç kişinin okumasına vesile oldum? lütfen feminist ve feminazi yi iyi ayırın.
devamını gör...

bir kaç gün önce sözlük trolü kadın memesini övüp, "hard disklerimde nudeler biriktiriyorum" derken hiç sorun yok, ama bugün dini yayına gerek yok öyle mi ? hani biz demokratik ve özgür bir ülke istiyorduk? daha sözlükte birbirimize tahammülümüz yok. radyoda yayın kurallarına ve kişisel hak ve özgürlüklere saldirilmadığı,eşitlik ilkesine bağlı kalindiğı sürece herkes istediği dini ovsün.
devamını gör...

adolf'u anlamak için kavgam kitabını iyi okumak ve 1939 kadar olan sürecini araştırıp anlamak lazım.

nasıl ki cumhuriyet tarihine baktığımız'da atatürk'ün vefatından sonra, türkiye siyasi, ekonomi iç sorunlar ile dış ilişkilerde asla iyileşme olmuyor ve devamında bugüne değin süregelen. siyasilerin kendi şahsi çıkarları için hayırsız evladın hoyratça baba mirası sömürmesi gibi devlet, millet, ülke ve değerlerini geçmişin bedelini bilemeden sömür-düler/yorlar.


aslında çok iyi bir ideolojiye sahip, düşünce ile eylem arasındaki dengesizlik ve tutarsızlık sonucu kendini halkını ve dunyayı felakete sürüklemesine sebep olan hırs ve gurur tutkunu.
kendimce mükemmel zeka, yönetim ve gözlemleme sahibi.
(zayıfa acımak doğaya aykırıdır. "adolf hitler")
devamını gör...

dünyanın son kuzey beyaz erkek gergedanının 2018 de öldüğü. iki dişi kaldı. ölen son erkek gergedanının spermlerinden bunları nasıl dölleyeceklerinin araştırmasını yapan biliminsanları.

teoride soyu tükendi. ve biz buna şahit olduk.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim