kelime anlamı "azim" olan aracın mars yüzeyine iniş görüntülerini animasyonla gösteren video.

araç sevgili bal porsuğu'nun da belirttiği gibi, eskiden mars'ta yaşamış herhangi bir canlı olup olmadığına ilişkin mikro boyutlu izleri arayacak. gezegenden bir çeşit matkap ile alacağı örnekleri tüplerde saklayacak ve daha ileri bir tarihte dünyaya getirilip analiz edilmesini sağlayacak yeni bir göreve kadar muhafaza edecek. ayrıca ileride gezegen üzerinde kurulacak olası bir koloni için, atmosferdeki oksijen üretim seviyesini de tespit edecek ve yanılmıyorsam bununla ilgili yeni bir teknoloji de denenecek. zaten çalışma genel olarak, gelecek kolonilerin gezegende rahat yaşamasına ve yerleşmesine yönelik bir ön hazırlık diyebiliriz.

aracın gezegene inişini sağlayacak sistemler, curiosity adlı araçtakilere kıyasla birkaç adım daha önde. ayrıca bir de mikrofon sistemi bulunduruyor ki çalışırken aracın çıkarması muhtemel sesleri duyup herhangi bir bozukluğu olup olmadığı anlaşılabilsin.

araç dünyadan kontrol edilecek. yol boyunca, örneğin gerekli durumlarda izleyeceği yolda ufak düzeltmeler yapılabilecek. aracın mars'a inişi, dünya ve mars'ın yörüngelerinde birbirlerine yakın olacakları bir tarihe göre hesaplandı. bu nedenle iniş için daha az güç harcanacak.

aşağıdaki resimde "mars at launch" ve "earth at launch" ile gösterilen noktalar, fırlatma sırasında gezegenlerin bulunduğu konumları gösteriyor. "mars at arrival" ve "earth at arrival" ile gösterilen noktalar da, aracın inişi sırasında gezegenlerin bulunacağı konumları gösteriyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insana umut aşılayan, huzur bulduran tatlış koku.
devamını gör...

çok canım sıkılıyor sözlükk
devamını gör...

karşısındakini daha da çileden çıkartır. abi hiç mi sinirlenmiyorsunuz ya? karşındaki sana çemkiriyor yani bişey de bari?
devamını gör...

zaman.
devamını gör...

"babalar oğullarını gömmemeli." - theoden, lotr
devamını gör...

goz korkusuyla alakasi olmayan durum. ayni icerikte iki farkli baslik bulunuyorsa eger, kurallar geregi birinin kilitlenmesi gerekir ki gereksiz baslik karmasasi yasanmasin, akabinde ayni basliklara ayni yorumlar yapilmasin... bahsi gecen rte basligina, bkz. olarak recep tayyip erdoğan verilmesi bir ornektir esasinda...
diger verilebilecek örnekler;
chp > (bkz: cumhuriyet halk partisi)
akp > (bkz: adalet ve kalkınma partisi)
tsk > (bkz: türk silahlı kuvvetleri) vs vs.
devamını gör...

reşit olmayanların cinsel ilişkide bulunması halinde eğer rızaları varsa, az önce bahsedildiği gibi, kişi hem fail hem mağdur olamayacağından suç meydana gelmeyecektir. bu bilgi derslerden aklımda kalmış. elbette akademik olarak konuyu araştırabiliriz.
sonuçta yasaların uygulanması toplumsal olaylardan bağımsız gelişemiyor maalesef.

edit: coldboy eşcinsel ilişkinin suç olması noktasında ulaştığı sonuçları veya okuduğu kaynakları bizimle paylaşırsa çok güzel olur. merak ettim açıkçası.
devamını gör...

son günlerde yapay zekâ kodlamaya merak sardığımdan kollarına geri döndüğüm eski dost.
devamını gör...

biraz hayal kırıklığı yaratsa da sevindiren gelişme. sözlüğün büyüdüğünü görmemize sebebiyet verir, bireylerin çoğu konuda fikir ve düşünce paylaştığının belirtisidir.
devamını gör...

ıı. abdulcovid
devamını gör...

bu grupla bir hayal kahvesi konserinde tanıştım. birkaç arkadaş toplaşıp son dakika karar vermiştik. her zaman çıkan grup var sanıyordum ben. konser varmış başını kaçırmışız. sahne öyle büyük bir sahne de değil ama kanun gördüm sonra elektro keman vardı darbuka, gitarlar ve bateri. şarkıyı söyleyen hanımefendinin sesi mükemmel. ne oluyordu? durup dururken bir güzelliğin içine düşmüştüm. güzelliğin adı minor empire şarkının adı karahisar kalesi.
devamını gör...

somali'nin başkenti.
devamını gör...

ekşi'deydim geldi davet
pîr çıktı deryadan afet
ziyaret-ikâmet-ziyafet
kafalı çocuklar kafa'da
afili bebelerse bi-fayda
aydın ayar ayda ayda
muhallebi çocuğu
kimi entelli bamya
kimi entel maganda
kül bırakır ya mangalda
en terbiyeliler kafa'da
gel ikamet et âgūşumda
keldir otur cancağızım
turunculu kafa'da.

âşık şahsım fevkî âlâ
devamını gör...

içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. her yer bana gereksiz geliyor. sadece yatıp uyuyasım var kimse benden bir şey istemesin.
devamını gör...

arjantin'in buenos aires şehrindeki boca juniors takımının maçlarını oynadığı stadyumdur.
ismini, şeker kutusuna benzeyen mimarisi sebebiyle almıştır.
diğer stadyumların aksine çok farklı bir mimarisi vardır. 3 tarafı tribünle çevrili, diğer tarafı ise apartmanı andıran bir yapıya sahiptir.

stadyum'un girişinde; dinim boca, tanrım maradona, mabedim la bombonera yazar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

araştırmacı gazeteci. yazar.

bu ismi çok iyi bilmeliyiz. bu ismi gelecek kuşaklara çok iyi anlatmalıyız. çünkü halkına doğruları anlatmak uğruna ölümü göze almış araştırmacı gazeteci uğur mumcu'ya karşı bu boynumuzun borcudur.

öncelikle yazar arkadaşlarımdan 2 dakikalarını ayırıp bu video yu izlemelerini rica ediyorum. daha sonra uzunca bir metin olarak hayatını anlatan yazı bırakacağım buraya, okumak isteyenler, daha iyi tanımak isteyenler okur.



uğur mumcu'nun hayatı
22 ağustos'ta kırşehir'de doğdu. tapu kadastro memuru hakkı şinasi bey ile nadire hanımın dört çocuğunun üçüncüsü.



1949 - 54

ankara ulus'taki devrim ilkokulunda başladığı ilköğrenimini bahçelievler'deki ulubatlı hasan ilkokulunda tamamladı.



1957 - 61

ankara cumhuriyet ortaokulunu ve ankara deneme lisesini bitirdikten sonra ankara üniversitesi hukuk fakültesine girdi.



1962

yazmaya öğrencilik yıllarında başladı. cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "türk sosyalizmi" başlıklı makalesiyle yunus nadi ödülünü aldı.



1963

fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi.



1965

hukuk fakültesini bitirdi ve cemal reşit eyüpoğlu'nun yanında bir süre avukatlık yaptı.



1965 - 66

18 haziran 1965'te "biz anayasayı savunuyoruz. ya siz?" başlıklı makalesiyle yön dergisinde yazmaya başladı. 27 mayıs devriminin özgürlükçü ortamında "insanlar sadece konuştuklarından değil sustuklarından da sorumludurlar" diyerek doğan avcıoğlu'nun yönetimindeki yön dergisinde yazdığı makalelerle bir yandan mustafa kemal atatürk'ün ilke ve devrimlerini, tam bağımsız bir türkiye'yi savundu.



1967

30 haziran'da "kitap toplatmak anayasaya aykırıdır" başlıklı yazısıyla kim dergisinde yazmaya başladı.18 ağustos'ta "anayasa mahkemesine saldıranlara: anayasaya saygı" başlıklı yazısıyla akşam gazetesinde incelemeleri yayımlanmaya başladı.



1968

dil öğrenmek için ingiltere'ye gitti. yazılarına oradan devam etti. 25 şubat'ta akşam gazetesindeki inceleme yazılarının sonuncusu yayımlandı.1 mart'ta kim dergisindeki son yazısı, londra'dan yolladığı "yeter artık beyler" oldu. 25 mart'tan itibaren aralıklarla türk solu dergisinde yazmaya başladı.



1969

31 ocak'ta ankara üniversitesi hukuk fakültesi idare hukuku kürsüsü profesörü tahsin bekir balta'nın asistanı oldu. 15 temmuz'dan sonra incelemeleri, milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. asistan olduktan sonra, 13 kasım'da ankara barosu levhasından kaydını sildirerek avukatlığı bıraktı.



1969 - 71

ankara üniversitesi hukuk fakültesi dergisi'nde yazıları yayımlandı.



1970

ant dergisi ile cumhuriyet gazetesinde makale ve incelemeleri yayımlandı. 24 mart'tan itibaren devrim dergisinde yazmaya başladı.



1971

12 mart'ta gerçekleşen darbenin aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. 17 mayıs'ta gözaltına alındı. ayrıntı "kitaplarımı isterim". bir ay sonra serbest bırakıldı.

12 temmuz'da ortam'da yazıları yayımlanmaya başladı. dergi, 29 kasım'da çıkan sayısından sonra kanun dışı baskıları protesto etmek amacıyla yayın hayatına son verdi. 27 ekim'de devrim dergisine son kez yazdı.askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, orduya hakaret etme savıyla tutuklandı. pek çok aydınla birlikte, mamak askeri cezaevinde bir yıla yakın kalan uğur mumcu, açılan davada 7 yıl hapse mahkûm edildi ancak, kararın yargıtay'ca bozulmasının ardından serbest bırakıldı.



1972

10 ekim'de serbest bırakılmasının ardından hemen askere alındı.



1973

tuzla piyade okulunda 10 ocak'a kadar süren üç aylık eğitimden sonra, okul yönetimi tarafından "kötü hal ve düşünce sahibi" diye suçlanarak "er" çıkarıldı ve patnos'a yollandı.



1974

31 ocak'ta askerliğini sakıncalı piyade eri olarak, ağrı'nın patnos ilçesinde tamamladı. bu yaşadıklarını "evet, evet ne olursa olsun, ben patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem!" diyerek, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için sadece maddi tazminat isteğiyle açtığı davayı kazandı ve yedek subaylık hakkını elde etti.

askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı ve gazeteciliğe profesyonel olarak, 25 şubat'ta yeni ortam gazetesinde "anarşist!.." başlıklı yazısıyla başladı.

yazılarında, hem sorunları dile getirdi hem de hukuka aykırı ve yasadışı uygulamaların üstüne gitti. "tek bir tahrikçi ajan adı veremezsiniz" diyen demirel'e "bir hikâyemiz var" başlıklı yazısında, onlarca provokatörün adını belgeleriyle açıklayarak, tüm antilaik, antidemokratik oluşumları uygulamalarıyla belgeledi.
"sormayalım mı?" yazısı için tıklayınız.



1975

12 mart'ta "ayrılırken" başlıklı yazısıyla yeni ortam gazetesinden ayrıldı.

18 mart'ta "denklem" yazısıyla cumhuriyet gazetesindeki 'gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. aynı zamanda da anka ajansında çalışmaktaydı.

nisan ayında 12 mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan suçlular ve güçlüler kitabı yayımlandı.

ekim ayında, anka ajansında çalışırken altan öymen'le birlikte hazırladıkları, süleyman demirel'in yeğeni yahya demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, mobilya dosyası adlı kitap yayımlandı. böylece "hayali ihracat" kavramı kamuoyunun gündemine girmiş oldu.



1976

mayıs ayında güldal homan ile nişanlandı. 19 temmuz'da evlendiler.



1977

anka ajansından ayrılarak cumhuriyet gazetesinin kadrolu yazarı oldu.

terörün toplumu korkuya, karamsarlığa ittiği günlerde, kalemiyle teröre karşı durdu. taksim'deki 1 mayıs katliamının ardından, bu olayı ve bu tür olayları irdeleyen yazılar yazdı. mayıs ayında oğlu özgür dünyaya geldi.

sakıncalı piyade ve bir pulsuz dilekçe kitapları yayımlandı.



1978

12 mart döneminde yaşadıkları, gülmece ustaları için bulunmaz bir malzemeydi. kendisi de yazı ve konuşmalarında gülmece öğelerini sık sık kullanırdı. bu dönemi anlattığı sakıncalı piyade adlı yapıtını, rutkay aziz ile birlikte, tiyatroya uyarladı. sakıncalı piyade tiyatro ilk olarak ankara sanat tiyatrosu'nca (ast) sahneye kondu ve700 kez sahnelendi.

aralık'ta, siyasal yaşamda adı duyulan, belli dönemlere damgasını vurmuş birçok ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı büyüklerimiz yayımlandı.



1979

terörün yeniden tırmandığı, gencecik insanların sokak ortasında kurşunlandığı, kahvelere, evlere bombaların atıldığı bir ortamda, tarihin boş yere tekrar etmesini önlemek ve ders alınmasını sağlamak amacıyla, 12 mart öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı çıkmaz sokak temmuz ayında yayımlandı.



1980

1980'li yıllar başlarken 70'li ve 60'lı yılları da incelediği, yenilmeyen gücün, halkın örgütlü gücü olduğunu anlattığı yazıları tüfek icat oldu başlığı altında şubat ayında yayımlandı.

12 eylül darbesi oldu. "bundan sonra".

12 eylül'ü gerçekleştiren generaller tarafından partilerin, birçok kitle örgütünün kapatılması gibi sorunların yaşandığı bu dönemi ve uygulamalarını eleştirdi.

"terörsüz özgürlük"



1981

kendi deyişiyle, "..terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak..." için yazdığı silah kaçakçılığı ve terör adlı inceleme kitabı mart ayında yayımlandı.

13 mayıs'ta mehmet ali ağca, papayı öldürme girişiminde bulundu. "yine ağca" . daha önce 1979 yılında abdi ipekçi'nin katili olarak yakalanan ağca üzerine çalışma ve araştırmalar yapmıştı, papa olayı sonrasında irdemelerini yoğunlaştırdı.

haziran ayında kızı özge doğdu.

"bu kitap ile yalnızca, parlamento çalışmalarını engelleyen, kürsülerde yurt ve dünya sorunlarının özgürce konuşulmasını engelleyen sorumsuz bir azınlığın sergilediği çirkinlikler eleştiri konusu yapılmıştır." dediği söz meclis'ten içeri'nin ilk baskısı ekim ayında yapıldı.



1982

ağca dosyası kitabının ardından kasım'da terörsüz özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı.

barış derneği kapatıldı. yöneticileri ve üyeleri 141. ve 142. maddelerden suçlanarak tutuklandı. barış derneği davası, 12 eylül döneminde, türk aydınlarına karşı topluma göz dağı vermek için açılmış bir davaydı. mumcu pek çok yazısında bu konuyu ele aldı.



1983

genel seçimler yapıldı. birçok politikacının yasaklı olduğu bu dönemde, ekonomik ve toplumsal çarpıklıkları, hukuk dışı uygulamaları gözönüne seren araştırmalar yaptı. "lozan ve sevr" yazısı için tıklayınız.

şubat'ta ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. bu röportajın nbc'de yayımlanmasını isteyen nbc yöneticilerine, hazırladığı röportajı o sırada kapalı olan gazetesi cumhuriyet'ten başka bir yerde yayımlamayı düşünmediğini söyledi.



1984

mart ayında, ülkedeki olumsuzlukların dile getirildiği, yazar aziz nesin öncülüğünde bir grup tarafından cumhurbaşkanlığı ve tbmm başkanlığına sunulan ancak, kenan evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı "aydınlar dilekçesi"nin hazırlanmasına katıldı.

sakıncasız adlı oyunu yazdı. basındaki yozlaşmanın ve döneklerin sergilendiği, 12 eylül döneminde aydınlara yapılan işkencelerin anlatıldığı oyun, 3 nisan - 7 mayıs tarihleri arasında istanbul hodri meydan kültür merkezi'nde ve 10 - 27 mayıs tarihleri arasında da ankara sanat evi'nde sahnelendi.

uzun ve yorucu bir araştırmanın ürünü olan papa-mafya-ağca kitabı haziran ayında yayımlandı.



1985

haziran'da liberal çiftlik ve devrimci demokrat adlı kitapları yayımlandı.

roma'ya gitti. papa davasında uzman tanık olarak bilgisine başvuruldu.



1986

mehmet ali aybar'la türkiye işçi partisi (tip) olgusu ve marksizm üzerine yaptığı aybar ile söyleşi kitabı temmuz ayında yayımlandı.



1987

şubat'ta, yakın tarihimize ışık tutacağını düşünerek, 27 mayısçılardan osman köksal'ın anı ve mektuplarına yer verdiği kitabı inkılap mektupları yayımlandı.

milliyet gazetesinden örsan öymen ile birlikte, federal almanya'da, eski adana müftüsü cemalettin kaplan ile cemaati önünde görüştü. bu görüşme, 10 şubat'ta cumhuriyet gazetesinde yayımlandı.

mayıs ayında araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen rabıta ve kasım'da da 12 eylül adaleti adlı kitapları yayımlandı.



1988

ağustos ayında eski türkiye işçi partisi (tip) başkanı behice boran'la yaptığı söyleşiyi içeren bir uzun yürüyüş yayımlandı. yine ağustos ayında, günümüzde de etkinliğini hiç yitirmediği görülen üçlü arasındaki ilişkileri belgeleriyle anlatan yazılarından derlediği tarikat-siyaset-ticaret adlı kitabı yayımlandı.



1989

özal hükümeti döneminde milli savunma bakanlığına getirilen ercan vuralhan, dışişleri bakanlığı idari ve mali işler daire başkan yardımcısı iken, diplomatlar ve dış görevdeki personelin güvenliğini sağlamak için aldırılan zırhlı araçlar konusundaki yolsuzluklar üzerine yazılar yazdı.



1990

"yakın tarihimizin pek aydınlanmayan bir bölümünü oluşturuyor.." diye düşündüğü 40'lı yılların siyasal çerçevesini çizmek ve koşullarını yansıtmak amacıyla yaptığı araştırma çalışmalarını 40'ların cadı kazanı adlı kitabında topladı. ağustos'ta da diğer bir kitabı kâzım karabekir anlatıyor yayımlandı.



1991

temmuz ayında en önemli araştırmalarından biri olan kürt-islam ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.

6 kasım'da onaylamadığı gelişmeler üzerine, 80 arkadaşı ile birlikte, cumhuriyet gazetesinden ayrıldı.



1992

1 şubat - 3 mayıs tarihleri arasında milliyet gazetesi'nde yazdı. buradaki yazılarında kürt sorununu sıklıkla gündeme getirirken yurtdışındaki pkk yayınlarını yakından izledi. 3 mayıs'ta milliyet gazetesindeki son yazısı "gazeteci" ydi.

şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı gazi paşa'ya suikast adlı kitabı basıldı.

7 mayıs'ta cumhuriyet gazetesi'nde yapılan yönetim değişikliği üzerine yeniden gazetesine döndü.

hizbullah, pkk ve kontrgerilla konularını irdeleyen makaleler yazdı.

"hizbulkontra!.."



1993

13 ocak'ta istanbul'da harp akademilerinde gazetecilik üzerine bir konferans verdi. konuşma metni için gazetecilik.

öldürülmeden önce, pkk ile kürt sorunu birbirinden ayırdığı bir bakış açısıyla, konu üzerinde çalışmalar yapmaktaydı.

detaylı bilgi için son çalışması: kürt dosyası

son yazısı ise "zeyilname" olmuştur.



24 ocak 1993

pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü.

not ; hayatı anlatılan kısım "umag vakfı'n dan alıntıdır.
devamını gör...

şehidimiz varmış. başımız sağ olsun. allah rahmet eylesin, şehadetini kabul etsin.
devamını gör...

kant'ın saf aklın eleştirisi'nde merkeze aldığı kavramlardan..

öncelikle trensendental belli bi bilgi türünün adıdır kant için. terimin işaret ettiği bilgi a priori olanın koşulunun 'mahiyeti' hakkındadır. biraz dıdısının dıdısıdır. ancak merkezidir çünkü evrensel olan a priori bilginin imkanının dayanağıdır. kant tabi ki burda zaman ve mekanın a priori imkanı peşinde koşarak bilimin kıçını kurtarmaya çalışmakta. şu çok önemlidir; kant, transendent ve transendental arasında ayrım yapar. transendent ile tecrübe ötesi kastedilirken, transendental ile tecrübenin a priori unsurlarını işaret eder.

transendental estetik bölümü sae'de kısa tutulmuş ancak üzerine çokça yazılmış bi bölüm. kant'ın burdaki estetikten kastı sanatsal olan değil, kelimenin yunanca* kökenindeki anlamında 'duyu, algı' anlamında kullanır. kant zaten konuya sezgiyi açıklayarak başlar*. sezgi kant için nesneyle olan doğrudan bi ilişkidir ve asla mistik bi yönü yoktur. çünkü nesne sezginin nedenidir ona göre. metinde ciddi muğlaklıklar olsa da norman smith, allen wood gibileri de böyle yorumluyolar. kısaca zihinden bağımsız olarak nesnenin kavranması denilebilir sezgi için. sezgiden kaynaklı bilginin tasarımlarını algılama kapasitesine de 'duyu yetisi' der. işte bu duyu yetisi, sezginin olmazsa olmazıdır. sezgisel bilgi ancak duyu yetisiyle elde edilebilir. (tabi burda fenomenler ve kategoriler falan da giriyo da devreye) kant'ın transendental estetik'teki asıl amacı sentetik a priori'nin kesinliğini göstermek, daha açık söylemek gerekirse zaman ve mekanın a priori olduğunu gösterek duyu yetisini tüm kategorilerden bağımsızlığını ilan ettirip saf sezgiye ulaştırmak..
devamını gör...

benim gibi bir münafık dahi 11 yaşında
merakından gitmiştir. hoca " merak ettiklerinizi sorun bakalım" dediğinde çocuk aklıyla ve evde okuduğumuz alevi kültürüne ait kitaplarında verdiği gazla '' allah bana kendi ruhundan üflediyse neden günah işliyoruz? benim ruhum allahtan bir parça değilmi" sorularını sordum, hoca '' sen bir daha gelme evladım" cevabını verdi. küçükten belliydi anarşik olacağım..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim