çin deyince akla gelenler
çin sosyalist partisi
yarasa yemeleri
dondurmaya böcek bulayıp yemeleri
her şeyi yemeleri
daima yemeleri..
yarasa yemeleri
dondurmaya böcek bulayıp yemeleri
her şeyi yemeleri
daima yemeleri..
devamını gör...
burçlara inanan insan
hayküsü en fazla 56 falandır.
burçlara inanmayan insanlar zekidir gençler. bu böyledir. mesela çoğuna dikkat ediyorum topluma faydalı insanlar. muasır medeniyet seviyesine ulaşmamızın en büyük sebepleri olarak görüyorum bu arkadaşları. çoğuna dikkat ediyorum, kapatıyorlar kendilerini çalışma alanlarına, bilimsel çalışmalar yapıyorlar. hepsine sorun size anlatsınlar topluma faydaları ne.
bi de burçlara inanan bir tanıdık var. eğlenceli buluyor bu konuyu. çocuk ölümlerini engelleyecek 2 farklı projenin yanında otizmlileri çalışma hayatına katabilecek bir proje daha ortaya çıkarmış durumda. yetmemiş birçok farklı icat yapmış. neden? çünkü başkalarının üstüne basıp kendi zekasını ortaya çıkarmaya çalışmak yerine sahiden bir şeyler ortaya çıkarmak için çalışıyor.
bakınız ne zaman fanatizme dair alışkanlıkları bırakırız, o zaman başkalarının zeka seviyesi hakkında yorum yaparız. mesela bir insan astroloji için 90 dakika ayırıyorsa ve bir diğeri 90 dakika 22 adamın bir topun pesinde koşmasını izliyorsa hangisi daha zekidir? bilemeyiz. bir insan 2 saatlik belgesel izlemek yerine 2 saatlik ona hiçbir şey katmayacak popiş bir film izliyorsa hangisi daha zekidir? bana sorarsanız yine bilemeyiz.
her insan günlük mecburiyetlerinden kaçmaya çalışır. kimi maç izleyerek kaçar, kimi film izler, kimi insanları 12 farklı şekilde kategorize ederek kaçar. hiçbirinin bir diğerinden farkı yoktur.
ha biz günün 14 saati hiç durmadan toplumu ve kendimizi geliştirmek adına ortaya sahiden elle tutulur başarılar çıkarıyorsak o zaman insanların aptallık seviyesi hakkında konuşma hakkına sahip olabiliriz. yoksa boş boş şeylerle zaman geçirme konusu tartışmaya açılır ki ne gerek var?
burçlara inanmayan insanlar zekidir gençler. bu böyledir. mesela çoğuna dikkat ediyorum topluma faydalı insanlar. muasır medeniyet seviyesine ulaşmamızın en büyük sebepleri olarak görüyorum bu arkadaşları. çoğuna dikkat ediyorum, kapatıyorlar kendilerini çalışma alanlarına, bilimsel çalışmalar yapıyorlar. hepsine sorun size anlatsınlar topluma faydaları ne.
bi de burçlara inanan bir tanıdık var. eğlenceli buluyor bu konuyu. çocuk ölümlerini engelleyecek 2 farklı projenin yanında otizmlileri çalışma hayatına katabilecek bir proje daha ortaya çıkarmış durumda. yetmemiş birçok farklı icat yapmış. neden? çünkü başkalarının üstüne basıp kendi zekasını ortaya çıkarmaya çalışmak yerine sahiden bir şeyler ortaya çıkarmak için çalışıyor.
bakınız ne zaman fanatizme dair alışkanlıkları bırakırız, o zaman başkalarının zeka seviyesi hakkında yorum yaparız. mesela bir insan astroloji için 90 dakika ayırıyorsa ve bir diğeri 90 dakika 22 adamın bir topun pesinde koşmasını izliyorsa hangisi daha zekidir? bilemeyiz. bir insan 2 saatlik belgesel izlemek yerine 2 saatlik ona hiçbir şey katmayacak popiş bir film izliyorsa hangisi daha zekidir? bana sorarsanız yine bilemeyiz.
her insan günlük mecburiyetlerinden kaçmaya çalışır. kimi maç izleyerek kaçar, kimi film izler, kimi insanları 12 farklı şekilde kategorize ederek kaçar. hiçbirinin bir diğerinden farkı yoktur.
ha biz günün 14 saati hiç durmadan toplumu ve kendimizi geliştirmek adına ortaya sahiden elle tutulur başarılar çıkarıyorsak o zaman insanların aptallık seviyesi hakkında konuşma hakkına sahip olabiliriz. yoksa boş boş şeylerle zaman geçirme konusu tartışmaya açılır ki ne gerek var?
devamını gör...
hal hatır sormadan konuya giren insan
aklımda olan bir an önce halledilmeli insanıdır. benimdir. hee mevzu ilerler 'nasılsın bu arada?' derim. ama birini bir iş için aradım ya da birine yazdımsa uzatmam önce konuyu hallederim. sonra seromoniye devam edebiliriz. 'geyikte yaparız o başka her şeyin zamanı var' insanı o insan üzmesenize oğlum.*
devamını gör...
ümit özdağ
bir insan gittiği hiçbir yerde sevilmiyorsa işte o ümit özdağ'dır.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
- hiç gitmeyi düşündün mü? - sadece bir milyon kez....!
arizona dreams, 1992
arizona dreams, 1992
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
bugün dergimizi şereflendiren yazarımız:
günümüzün vazgeçilmez aşıkları ile cevizvaryersen. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradan öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz.
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
günümüzün vazgeçilmez aşıkları ile cevizvaryersen. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradan öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz.
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...
istanbul resim ve heykel müzesi
mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'ne ait, karaköy'de bulunan müze.
osmanlı döneminde müzecilik adına atılan ilk adımlardan biri bu müzedir. batı tarzında bir sanat müzesi kurmak amacıyla 1937'de açılmış ama nedense sürekli olamamış, dönem dönem kapatılmış.
uzun uzun zamandır kapalı olan müze, şimdi galataport'la beraber neredeyse iki hafta önce açıldı. ya da açılış süreci başladı diyeyim, şu an için ilk katı açık olan binanın tüm katları aşamalı olarak açılacakmış. koleksiyonun toplamında 13 bin eser var.
şu anda ''serginin sergisi ıı'' adıyla açılan sergide osmanlı ve cumhuriyet döneminden birçok önemli sanatçının tabloları sergileniyor. şeker ahmet paşa, feyhaman duran, bedri rahmi eyüboğlu, ibrahim çallı, nurullah berk, ali hadi bara gibi gibi saydığım ve saymadığım bir sürü hem ressam hem heykeltıraşın eserlerini görebilirsiniz.
içerisi labirent gibi. bir odada cumhuriyet dönemi heykellerini, atatürk büstlerini incelerken yan odada manzara ve natürmort resimlerini ya da yabancı ressamların kopyalanmış ünlü tablolarını, bir sonraki odada kurtuluş savaşı döneminden tabloları ya da anadolu manzaralarını göreceksiniz.
''cumhuriyet dönemi heykeli'' odasından heykeller, sami yetik - güller (1934) (solda), ibrahim çallı - manolyalar (1933) (sağda)
biraz da yorum yapayım. bina çok modern bir dizayna sahip, odalarda insanın gözünü yormayacak ya da sıkılmayacakları kadar eser bulunuyor. aydınlatma ve etiket düzeni çok başarılı, her şey çok minimal tasarlanmış.
her oda farklı mat bir renkteydi, buna özellikle bayıldım. etiketler de odanın rengine uyum sağlayacak şekilde düşünülmüş. insanın gözüne çok hoş geliyor. renklerle bir alıp veremediğim var benim ama çözeceğim.*
ayrıca müze boş. bomboş. tek başınıza bir iki yüzyıl geriye gidip oturup tabloları uzun uzun incelemek için ideal. kalabalıkken insan hiç bir şey anlamıyor. en iyi müze boş müzedir.*
''manzara'' odası (solda), ''anadolu manzaraları'' odası (sağda)
müzenin girişi caddede yer alıyor ama galataport'tan da müzeye giriş var. giriş ücretsiz.
bir de bu müzeyi gezmişken aynı ressamların ve dönemlerin eserlerini içeren, beşiktaş'taki milli saraylar resim müzesi'ni de planınıza dahil etmenizi tavsiye ederim.
görsel kaynak: ben.
osmanlı döneminde müzecilik adına atılan ilk adımlardan biri bu müzedir. batı tarzında bir sanat müzesi kurmak amacıyla 1937'de açılmış ama nedense sürekli olamamış, dönem dönem kapatılmış.
uzun uzun zamandır kapalı olan müze, şimdi galataport'la beraber neredeyse iki hafta önce açıldı. ya da açılış süreci başladı diyeyim, şu an için ilk katı açık olan binanın tüm katları aşamalı olarak açılacakmış. koleksiyonun toplamında 13 bin eser var.
şu anda ''serginin sergisi ıı'' adıyla açılan sergide osmanlı ve cumhuriyet döneminden birçok önemli sanatçının tabloları sergileniyor. şeker ahmet paşa, feyhaman duran, bedri rahmi eyüboğlu, ibrahim çallı, nurullah berk, ali hadi bara gibi gibi saydığım ve saymadığım bir sürü hem ressam hem heykeltıraşın eserlerini görebilirsiniz.
içerisi labirent gibi. bir odada cumhuriyet dönemi heykellerini, atatürk büstlerini incelerken yan odada manzara ve natürmort resimlerini ya da yabancı ressamların kopyalanmış ünlü tablolarını, bir sonraki odada kurtuluş savaşı döneminden tabloları ya da anadolu manzaralarını göreceksiniz.
''cumhuriyet dönemi heykeli'' odasından heykeller, sami yetik - güller (1934) (solda), ibrahim çallı - manolyalar (1933) (sağda)biraz da yorum yapayım. bina çok modern bir dizayna sahip, odalarda insanın gözünü yormayacak ya da sıkılmayacakları kadar eser bulunuyor. aydınlatma ve etiket düzeni çok başarılı, her şey çok minimal tasarlanmış.
her oda farklı mat bir renkteydi, buna özellikle bayıldım. etiketler de odanın rengine uyum sağlayacak şekilde düşünülmüş. insanın gözüne çok hoş geliyor. renklerle bir alıp veremediğim var benim ama çözeceğim.*
ayrıca müze boş. bomboş. tek başınıza bir iki yüzyıl geriye gidip oturup tabloları uzun uzun incelemek için ideal. kalabalıkken insan hiç bir şey anlamıyor. en iyi müze boş müzedir.*
''manzara'' odası (solda), ''anadolu manzaraları'' odası (sağda) müzenin girişi caddede yer alıyor ama galataport'tan da müzeye giriş var. giriş ücretsiz.
bir de bu müzeyi gezmişken aynı ressamların ve dönemlerin eserlerini içeren, beşiktaş'taki milli saraylar resim müzesi'ni de planınıza dahil etmenizi tavsiye ederim.
görsel kaynak: ben.
devamını gör...
istisnasız herkesin sevdiği şey
nefsimiz. herkes kendi nefsini sever.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının fav ve artı atmaması
milletin profiline gidip seri oy yağmuruna tutanlar oylanır genelde. bir de yine klişe olacak ama kankacılık yapanlar. sadece burada değil her sözlükte aynı bu, ekşi’de pek olmuyor bu tür durumlar o ayrı ama. orada sezar’ın hakkı sezar’a verilir, kankacılık yapana değil.
umrumda değil ayol sizin de umrunuzda olmasın. bence.
umrumda değil ayol sizin de umrunuzda olmasın. bence.
devamını gör...
tanıma oy vermeyip fav atan yazar
#1718858
mesela @lippiy bu yazarlardan.
algoritması şu şekildeydi:
beğeni oyu: beğendim
favori oyu: favoriledim
hem beğeni hem favori: fevkaladenin de fevki
ara edit: ama bu hem beğeni hem fav çok çok nadirdi yani. bayağı güzel yazdın aferin demek oluyor.
umarım doğru hatırlıyorumdur.
böyle bir ihtimal düşünülebilir.
ama hem beğenen hem favlayan bir yazar sadece fav oyu atıyorsa bu bir soru işareti olabilir.
mesela @lippiy bu yazarlardan.
algoritması şu şekildeydi:
beğeni oyu: beğendim
favori oyu: favoriledim
hem beğeni hem favori: fevkaladenin de fevki
ara edit: ama bu hem beğeni hem fav çok çok nadirdi yani. bayağı güzel yazdın aferin demek oluyor.
umarım doğru hatırlıyorumdur.
böyle bir ihtimal düşünülebilir.
ama hem beğenen hem favlayan bir yazar sadece fav oyu atıyorsa bu bir soru işareti olabilir.
devamını gör...
hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları
ortaokul zamanı yeni sene başlamış, paramız olmadığından bana yeni kıyafet alınmamıştı. önceki senenin pantolonunu giyiyordum ama boyum uzadığından paçaları çok kısa kalıyordu. sınıfta dalga geçenler oluyordu. bir de okul müdür yardımcısı ders ortasında sınıfa gelir, katkı payını vermediğimiz için tüm sınıfın ortasında isimlerimizi okur fırça atardı.
faturayı ödeyemediğimiz için suların kesildiği bir gün yakınlardaki bir caminin şadırvanından bidonla su doldurup getiriyordum. nur yüzlü ak sakallı bir hoca(!) bidonumu devirip beni kovalamıştı. bakkaldan veresiye alırdık. annem maaşı alınca borcu öder, otomatikman para kalmaz ve ertesi gün tekrar veresiye almaya başlardık. bakkal bakkal gezerdim veresiye alana kadar. biri vermezse ötekine. on yaşından ufaktım 2-3 km gezdiğim olurdu hiç bilmediğim sokaklarda. bakkaların çoğu tanımadığı için vermezdi. eve eli boş dönmek de herkesin aç yatması demekti. çok zor yıllardı çok..
faturayı ödeyemediğimiz için suların kesildiği bir gün yakınlardaki bir caminin şadırvanından bidonla su doldurup getiriyordum. nur yüzlü ak sakallı bir hoca(!) bidonumu devirip beni kovalamıştı. bakkaldan veresiye alırdık. annem maaşı alınca borcu öder, otomatikman para kalmaz ve ertesi gün tekrar veresiye almaya başlardık. bakkal bakkal gezerdim veresiye alana kadar. biri vermezse ötekine. on yaşından ufaktım 2-3 km gezdiğim olurdu hiç bilmediğim sokaklarda. bakkaların çoğu tanımadığı için vermezdi. eve eli boş dönmek de herkesin aç yatması demekti. çok zor yıllardı çok..
devamını gör...
aşı yaptırmam diyenler vatan hainidir
%50 koruyan dandik aşıyı halka layık gören nedir peki?
en büyük vatan haini onlar, bu insanları kobay gibi kullanmak isteyen aşağılık yönetim!
en büyük vatan haini onlar, bu insanları kobay gibi kullanmak isteyen aşağılık yönetim!
devamını gör...
kedilere verilecek isimler
tarçın, layla, şila.
devamını gör...
narsist kişilerle baş etme yolları
narsizim aslında bir savunma mekanizmasıdır, bu kişiler kendi aşağılık komplekslerini narsizim ile bastırırlar.
devamını gör...
elyaf
etimolojik olarak arapça alyāf ألياف "lifler" sözcüğünden alıntı olan kelimedir. arapça sözcük arapça lyf kökünden gelen līf ليف sözcüğünün çoğuludur.
elyaf, uzunluğu genelde genişliğinden daha fazla olan doğal veya insan yapımı olabilen bir maddedir. elyaflar genellikle diğer malzemelerin imalatında kullanılır.
sentetik elyaf, doğal elyafa kıyasla çok ucuz bir maliyetle büyük miktarlarda üretilebilir, ancak söz konusu giyim olduğunda doğal elyaf, sentetik versiyonuna göre rahatlık gibi bazı faydalar sağlamaktadır.
nedense duyduğumda bana rahatsızlık veren, vücuduma iğne batıyor gibi hissettiren bir kelimedir aynı zamanda. sanırım sağlıksız olması bilinç altıma biraz fazla işlemiş. *
elyaf, uzunluğu genelde genişliğinden daha fazla olan doğal veya insan yapımı olabilen bir maddedir. elyaflar genellikle diğer malzemelerin imalatında kullanılır.
sentetik elyaf, doğal elyafa kıyasla çok ucuz bir maliyetle büyük miktarlarda üretilebilir, ancak söz konusu giyim olduğunda doğal elyaf, sentetik versiyonuna göre rahatlık gibi bazı faydalar sağlamaktadır.
nedense duyduğumda bana rahatsızlık veren, vücuduma iğne batıyor gibi hissettiren bir kelimedir aynı zamanda. sanırım sağlıksız olması bilinç altıma biraz fazla işlemiş. *
devamını gör...
köylülerin depresyona girmemesi
o kadar çok yapılacak iş var ki anam ne depresyonu modudur
devamını gör...
iii.murad
135. çocuklu padişah.
zevcelerinden safiye sultan, kendisinden meşhurdur.
şimdi efenim, 1509 yılında istanbulda müthiş bir deprem oluyor. evler o zamanlar taştan yapılıyor.
bu depremden sonra tabiri caiz ise; taş üzerinde taş kalmıyor.
bunu üzerine, binalar ahşaptan yapılmaya başlanıyor.
ancak istanbul, şimdiki gibi olmasa da, o zamanlarda kalabalık.
daracık sokakları, kalabalık nüfusu ile bir başkent.
cibali, bir çok yanıcı, parlayıcı maddenin gemilere yüklendiği iskelerin bulunduğu bir ticaret merkezi. oradan yangınlar başlıyor, neredeyse tüm istanbul rüzgarın etkisiyle yanıp kül oluyordu.
sıklıkla diye ekleyelim.
iii. murad'ın canına tak etmiş olacak ki, bir ferman yayınlıyor.
yayınladığı ferman 12 mart 1579 tarihli.
--- herkes evinin damına kadar uzanacak bir merdiven bulunduracak.
--- herkes evinde bir fıçı su bulunduracak.
---herkes; adamları komşuları ile, yeniçeriler yetişinceye kadar yangının söndürülmesinde aktif rol alacaktır.
--- yangının sık çıktığı yerlerde, bu istenilen malzemelerin sağlanıp sağlanmadığı teftiş edilecek, hazırlıklı olmayanların imanı gevretilecektir.
zevcelerinden safiye sultan, kendisinden meşhurdur.
şimdi efenim, 1509 yılında istanbulda müthiş bir deprem oluyor. evler o zamanlar taştan yapılıyor.
bu depremden sonra tabiri caiz ise; taş üzerinde taş kalmıyor.
bunu üzerine, binalar ahşaptan yapılmaya başlanıyor.
ancak istanbul, şimdiki gibi olmasa da, o zamanlarda kalabalık.
daracık sokakları, kalabalık nüfusu ile bir başkent.
cibali, bir çok yanıcı, parlayıcı maddenin gemilere yüklendiği iskelerin bulunduğu bir ticaret merkezi. oradan yangınlar başlıyor, neredeyse tüm istanbul rüzgarın etkisiyle yanıp kül oluyordu.
sıklıkla diye ekleyelim.
iii. murad'ın canına tak etmiş olacak ki, bir ferman yayınlıyor.
yayınladığı ferman 12 mart 1579 tarihli.
--- herkes evinin damına kadar uzanacak bir merdiven bulunduracak.
--- herkes evinde bir fıçı su bulunduracak.
---herkes; adamları komşuları ile, yeniçeriler yetişinceye kadar yangının söndürülmesinde aktif rol alacaktır.
--- yangının sık çıktığı yerlerde, bu istenilen malzemelerin sağlanıp sağlanmadığı teftiş edilecek, hazırlıklı olmayanların imanı gevretilecektir.
devamını gör...
ufak tefek mikro iyilikler
bağış yapmak, evsizlerle sohbet, psikolojik sorunları olanlara yardım, otobüs ve metroda yer vermek. digerkâmlık olsun diye değil, iyilik yapmanın iyileştirici bir gücü olduğu icin. iyilik ruhumuzda bahar temizliği yapar. bu sinirli gezegenin sinirlerini de bir parça yatıştırır belki.
devamını gör...




