kahvaltı yapmayan insan
kesinlikle anlayamadığım insan türü. bir insan nasıl kahvaltı yapmaz yahu? uyanacaksın mis gibi bir kahve içeceksin sonra peyniri, yumurtası, balı reçeli güzel bir kahvaltı. anlam veremiyorum kahvaltı yapmayan insanlara. gün içinde nasıl zaman geçiriyorlar? hiç mi enerji problemi yaşamıyorlar acaba?
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ileride çoluğuma çocuğuma 'iyi ki' diyebilmek için katlanıyorum bunca şeye. güldür yüzümüzü be.
devamını gör...
z kuşağı
hepsini çok sevdiğim, genel itibarıyla biz 30'lu yaşlı dayılarından kat be kat zeki gencecik çocuklardır.
çok umutluyum hepsinden. sözlüklerden pek çoğuyla sağlıklı, nitelikli ilişkikerim var.
bizim kuşağımızdan ve bir çok kuşaktan saygılı gençler.
lakin onları bu kadar çok seviyor olmam eleştirmeyecek olmam anlamına gelmiyor.
neden şu sanal alemi bırakıp gerçek hayata karışmaktan bu kadar korkuyorsunuz?
ve neden bu zekanız ve ilericiliğinizin yanında bu denli tembelsiniz?
çok umutluyum hepsinden. sözlüklerden pek çoğuyla sağlıklı, nitelikli ilişkikerim var.
bizim kuşağımızdan ve bir çok kuşaktan saygılı gençler.
lakin onları bu kadar çok seviyor olmam eleştirmeyecek olmam anlamına gelmiyor.
neden şu sanal alemi bırakıp gerçek hayata karışmaktan bu kadar korkuyorsunuz?
ve neden bu zekanız ve ilericiliğinizin yanında bu denli tembelsiniz?
devamını gör...
her fikre saygı duymanın giderek zorlaşması
"ne ekersen onu biçersin" mantalitesinin basit bir örneği olan durum, eylem.
"saygı" görmek isteniyorsa, "saygılı" davranmak ve fikiri belirli bir saygı çerçevesinde; kimseyi "töhmet" altında bırakmadan, kimseyi "rencide etmeden" belirtmek, düşünce henüz olgunlaşmadan beyan etmemek ve öncesinde de filtrelemek gerekir.
"saygı" görmek isteniyorsa, "saygılı" davranmak ve fikiri belirli bir saygı çerçevesinde; kimseyi "töhmet" altında bırakmadan, kimseyi "rencide etmeden" belirtmek, düşünce henüz olgunlaşmadan beyan etmemek ve öncesinde de filtrelemek gerekir.
devamını gör...
uğur mumcu
keşke her gazeteci senin gibi gerçekleri söyleyecek bir karakterde olsa yiğidim.
devamını gör...
asal sayılar
matematiğin piskopat sayılarıdır. farklı bir havaları vardır. hani anneniz küçükken, şunlara yanaşma, uzak dur onlardan diye değişik tiplere karşı sizi uyarır ya, asal sayılar o tipler olarak canlanıyor gözümde. asi bir yönleri var sanki, düzene ayak uydurmuyorlar. sayko sayılar.
edit: başlık başa.
edit: başlık başa.
devamını gör...
birini gözünde çok büyütmek
sonuç muhtemelen hüsrandır...
devamını gör...
adile naşit
hakkında araştırmacı sibel öz'ün yazdığı ayrıntılı bir doktora tezi vardır, bu çalışma akademik köşeleri biraz yumuşatılarak okunası "oyuncu" adlı bir kitaba dönüşmüştür. adile naşit'in son derece başarılı bir kadın olmasına rağmen nasıl ve neden bir anti-yıldız olduğu açıklanmakta bu kitapta. adile naşit'in bulunduğu bağlamı hem olduğu gibi hem de doğru bir açıdan eleştirel biçimde inceleyen çalışma, okura hem türk tiyatrosunun doğuşuna dair bilinmeyenleri, hem de yeşilçam'ın gizli saklı köşelerini adile naşit'in hayatı üzerinden akıcı biçimde anlatır.
iletisim.com.tr/kitap/oyunc...
iletisim.com.tr/kitap/oyunc...
devamını gör...
dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
bende ciddi anlamda bacak sallama, eğer oturulan sandalye dönen ya da sallanan sandalye ise sürekli hareket etme, sabit yerlerde oturuluyorsa sık sık ayağa kalkıp bir yerlere yürüme isteği yapıyor. şehirler arası otobüs yolculuğu yapamıyorum, çünkü o kadar süre oturamıyorum. kitap okurken sık sık hareket etme istekliliği nedeniyle konsantrasyon sağlayamıyorum. uzun süren ders, sunum ve toplantı gibi etkinliklerde 10-15 dakikadan fazla dinleyemiyorum.
bunun çözümü için elimden gelen her şeyi yaptım diyebilirim. ancak ne yazık ki çözümü bulamadım. ben de başarabilen insanların deneyimlerini merak ediyorum açıkçası.
bunun çözümü için elimden gelen her şeyi yaptım diyebilirim. ancak ne yazık ki çözümü bulamadım. ben de başarabilen insanların deneyimlerini merak ediyorum açıkçası.
devamını gör...
hala koronovirüse yakalanmamış insan
ben ve tüm tanıdıklarım.
müsebbibi genler mi psikoloji mi bilemiyoruz. maşallah süphanallah barekallah bize.
müsebbibi genler mi psikoloji mi bilemiyoruz. maşallah süphanallah barekallah bize.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
daha önce yazılmışsa affola :
'üzüntü ile sevinç, su ve yağın tersine, birbirlerine karışabilirler.'
jose saramago - körlük
'üzüntü ile sevinç, su ve yağın tersine, birbirlerine karışabilirler.'
jose saramago - körlük
devamını gör...
kendi kendine gelin güvey olmak
anadolu da karşı cinsin haberi yokken onun da aşık olduğunu veya karşılıklı hisler beslediğini düşünen kişiler için kullanılan deyim.
devamını gör...
normal sözlük'ün diğer kafa platformlarıyla olan ilişkisi
hiçbir şekilde olmayan ilişkidir.
devamını gör...
sen daha iyisini yap örgütü
birini eleştirdiğinde "sen daha iyisini yap o zaman" diye ortaya çıkan pek mazisi olmayan örgüttür.
eskiden yoktu bu. mesela "tarkan'ın son albümünü beğenmedim" dediğinde kimse "çık sen daha iyisini yap" demezdi. gerçi büyük sanatçılar için hala böyle bir örgüt yok ama özellikle instagram, youtube ve twitch az ünlü ve yarım ünlü tayfasının örgütleri var.
bir şey görüyorsun. saçma geliyor. eleştiriyorsun ve hemen altında bitiyorlar "sen daha iyisini yap." neden yapayım kardeşim? "bu yeteri kadar saçma olmamış açılın daha saçmasını yaparım ben" mi diyeyim? "3 liralık bağışa öyle maymunluk yapılmaz, böyle yapılır" mı diyeyim anlamadım. şaklaban mıyım lan ben?
eskiden yoktu bu. mesela "tarkan'ın son albümünü beğenmedim" dediğinde kimse "çık sen daha iyisini yap" demezdi. gerçi büyük sanatçılar için hala böyle bir örgüt yok ama özellikle instagram, youtube ve twitch az ünlü ve yarım ünlü tayfasının örgütleri var.
bir şey görüyorsun. saçma geliyor. eleştiriyorsun ve hemen altında bitiyorlar "sen daha iyisini yap." neden yapayım kardeşim? "bu yeteri kadar saçma olmamış açılın daha saçmasını yaparım ben" mi diyeyim? "3 liralık bağışa öyle maymunluk yapılmaz, böyle yapılır" mı diyeyim anlamadım. şaklaban mıyım lan ben?
devamını gör...
evrimsel psikoloji
psikolojide kuramsal bir yaklaşım, insan bilişini modern evrimsel bir bakışla ele alan bilim.
psikolojinin evrimsel bir perspektifle yapılabileceğini (ve hatta yapılacağını) öngören ilk isim elbette charles darwin'den başkası değildir. 1859 yılında yayımlamış olduğu ünlü eseri türlerin kökeni'nde doğrudan psikoloji biliminin uzak gelecekte evrim üzerine inşa edileceğini yazmıştır.
öngördüğü üzere bu eserin yayımlanmasından yaklaşık yüz yıl sonra donald symons, john tooby ve leda cosmides psikolojiyi evrimsel perspektifle birleştiren ilk modern psikologlar olmuşlardır. o günden bugüne ise evrimsel psikoloji bir çok araştırmacıyı kendine çeken (ne mutlu ki ben de onlardan biriyim), süregelen tartışmalarla zenginleşerek gitgide büyüyen bir alan haline gelmiştir.
en basit haliyle evrimsel psikoloji; insan zihninin, aynı sahip olduğumuz diğer organlarımız gibi, evrimsel seçilim baskıları altında şekillenmiş olduğu savı üzerine kuruludur. buradan hareketle, insan türünün, atasal geçmişteki adaptif problemleri çözmek için özel olarak gelişmiş birtakım psikolojik adaptasyonlara sahip olduğu düşünülmektedir.
daha ayrıntılı bilgi için editörlüğünü barkow, cosmides ve tooby'nin (1992) yaptığı "the adapted mind: evolutionary psychology and the generation of culture" isimli kitabı öneririm.
evrimsel psikolojide kullanılan bir deneysel paradigma için (bkz: wason seçim görevi)
edit:
alttaki yazar pek bilinen "reductio ad absurdum" hilesine başvurduğundan ona ithafen editleme gereği duyuyorum.
evrimsel psikolojiyle ilgili birçok eleştiri mevcuttur, ancak bunun bir pseudoscience olması kesinlikle bunlardan biri değildir. stephen jay gould, jerry fodor, richard lewontin gibi birçok değerli isim oldukça yerinde eleştiriler yapmış, özellikle adaptasyonist ajandayı yerden yere vurmuşlardır. ancak böylesine güçlü itirazlarla yola çıkan bilim insanlarının hiçbiri insan bilişinin evrimsel süreçler sonucunda şekillenmediğini iddia etmemişlerdir. aksine, bu konuda eleştiri yönelttikleri diğer araştırmacılarla hemfikirdirler.
esasen yukarıda önerdiğim kaynakta örnekleri mevcut fakat dileyen herkesle evrimsel psikoloji ile ilgili birçok deneysel çalışma paylaşabilirim. bunların arasında çok güçlü bir şekilde çalıştığı istikrarlı bir şekilde gösterilen birçok paradigma da mevcuttur. türkçe kaynak okumak isterseniz cogito'nun darwin özel sayısında (60-61. sayı) yer alan mehmet elgin'in tam da bu tartışma üzerine yazdığı "'insan nedir?' sorusu evrim teorisi çerçevesinde işlenebilir mi?" adlı makalesini öneririm.
biliyorum burası bir bilim platformu değil ama rica ederim bir eleştiri yöneltirken üç satır bir şeyler okuyun. bakın ben evrimsel psikoloji çalışıyorum (bu arada tamamen deneysel metodoloji ile çalışıyorum) ancak yanlış anlaşılmasını istemem. bu gerçek benim bu tartışmayı bir savaşa dönüştürüp taraf seçmek gibi bir ahmaklık yapmama sebep olamaz. her zaman kendi çalışma yöntemimi sorgulayıp ona yöneltilen eleştirileri büyük bir heves ve keyifle okurum. size tavsiyem de eleştiri yaparken eleştirdiğiniz şeyin en azından ortalama düzeyde bir bilgisine sahip olmanızdır.
psikolojinin evrimsel bir perspektifle yapılabileceğini (ve hatta yapılacağını) öngören ilk isim elbette charles darwin'den başkası değildir. 1859 yılında yayımlamış olduğu ünlü eseri türlerin kökeni'nde doğrudan psikoloji biliminin uzak gelecekte evrim üzerine inşa edileceğini yazmıştır.
öngördüğü üzere bu eserin yayımlanmasından yaklaşık yüz yıl sonra donald symons, john tooby ve leda cosmides psikolojiyi evrimsel perspektifle birleştiren ilk modern psikologlar olmuşlardır. o günden bugüne ise evrimsel psikoloji bir çok araştırmacıyı kendine çeken (ne mutlu ki ben de onlardan biriyim), süregelen tartışmalarla zenginleşerek gitgide büyüyen bir alan haline gelmiştir.
en basit haliyle evrimsel psikoloji; insan zihninin, aynı sahip olduğumuz diğer organlarımız gibi, evrimsel seçilim baskıları altında şekillenmiş olduğu savı üzerine kuruludur. buradan hareketle, insan türünün, atasal geçmişteki adaptif problemleri çözmek için özel olarak gelişmiş birtakım psikolojik adaptasyonlara sahip olduğu düşünülmektedir.
daha ayrıntılı bilgi için editörlüğünü barkow, cosmides ve tooby'nin (1992) yaptığı "the adapted mind: evolutionary psychology and the generation of culture" isimli kitabı öneririm.
evrimsel psikolojide kullanılan bir deneysel paradigma için (bkz: wason seçim görevi)
edit:
alttaki yazar pek bilinen "reductio ad absurdum" hilesine başvurduğundan ona ithafen editleme gereği duyuyorum.
evrimsel psikolojiyle ilgili birçok eleştiri mevcuttur, ancak bunun bir pseudoscience olması kesinlikle bunlardan biri değildir. stephen jay gould, jerry fodor, richard lewontin gibi birçok değerli isim oldukça yerinde eleştiriler yapmış, özellikle adaptasyonist ajandayı yerden yere vurmuşlardır. ancak böylesine güçlü itirazlarla yola çıkan bilim insanlarının hiçbiri insan bilişinin evrimsel süreçler sonucunda şekillenmediğini iddia etmemişlerdir. aksine, bu konuda eleştiri yönelttikleri diğer araştırmacılarla hemfikirdirler.
esasen yukarıda önerdiğim kaynakta örnekleri mevcut fakat dileyen herkesle evrimsel psikoloji ile ilgili birçok deneysel çalışma paylaşabilirim. bunların arasında çok güçlü bir şekilde çalıştığı istikrarlı bir şekilde gösterilen birçok paradigma da mevcuttur. türkçe kaynak okumak isterseniz cogito'nun darwin özel sayısında (60-61. sayı) yer alan mehmet elgin'in tam da bu tartışma üzerine yazdığı "'insan nedir?' sorusu evrim teorisi çerçevesinde işlenebilir mi?" adlı makalesini öneririm.
biliyorum burası bir bilim platformu değil ama rica ederim bir eleştiri yöneltirken üç satır bir şeyler okuyun. bakın ben evrimsel psikoloji çalışıyorum (bu arada tamamen deneysel metodoloji ile çalışıyorum) ancak yanlış anlaşılmasını istemem. bu gerçek benim bu tartışmayı bir savaşa dönüştürüp taraf seçmek gibi bir ahmaklık yapmama sebep olamaz. her zaman kendi çalışma yöntemimi sorgulayıp ona yöneltilen eleştirileri büyük bir heves ve keyifle okurum. size tavsiyem de eleştiri yaparken eleştirdiğiniz şeyin en azından ortalama düzeyde bir bilgisine sahip olmanızdır.
devamını gör...
kopay
macaristan ırkı olan, gelişmiş koku alma ve iz sürme yeteneğine sahip olan av köpeğidir. doğası gereği açık alana ihtiyaç duyar, evde beslemeye uygun değildir.
devamını gör...
oğlak burcu
babamla kızımın burcu. zor karar veren ama en doğru kararı veren inatçı keçiler.
devamını gör...
intihar etmek
hayatın bizler için bir anlamı kalmadığında seçtiğimiz, bir şeyleri geride bırakma yöntemi. ailelerimizde bunun üzerinde etkilidir çünkü doğuştan getirdiklerimiz dışında kişiliğimizin birçoğunu doğduğumuz ev belirliyor.
bir çocuk düşünün; elinde şekeri, yanında anne-babası, lunaparkta güzelce eğleniyor. hayattan keyif alıyor, hayattan beklentisi var. hissettiği duygular melankoliden, depresiflikten çok uzakta. böyle yetişen bir bireyin intihara meyilli olması neredeyse imkânsız. ya yapar, ya yapmaz. onun ruh halinde gel-gitler olmaz. ilerde yaşayacakları bunu etkileyebilir elbette, demek istediğim şey; ruhunun öncesi bir darbe almamış olması.
bir de şöyle bir senaryo düşünün; aynı çocuk, her gün kavga eden bir anne-baba, arkadaşlarının yaptıklarına bakıp iç çekmesi, ebevenylerinden birinin sorunlu olması... işbu çocuk hem şiddete, hem de intihara meyilli olur ki; en tehlikelisi budur. ruh halinin gel-gitli olması kadar tehlikeli çok az şey vardır. cesare pavese der ki; bir insan için en acı şey intiharı düşünüp yapamamasıdır.
bu çocuk için hayatın anlamı kaos, kavga, gürültüdür. e bir insan bunlarla da yaşayamayacağına göre yapılacak şey bellidir; kaçmak. burada da devreye intihar düşüncesi girer. hayat anlamsızlaşmış, gökyüzü griye boyanmıştır bile çoktan.
bir çocuk düşünün; elinde şekeri, yanında anne-babası, lunaparkta güzelce eğleniyor. hayattan keyif alıyor, hayattan beklentisi var. hissettiği duygular melankoliden, depresiflikten çok uzakta. böyle yetişen bir bireyin intihara meyilli olması neredeyse imkânsız. ya yapar, ya yapmaz. onun ruh halinde gel-gitler olmaz. ilerde yaşayacakları bunu etkileyebilir elbette, demek istediğim şey; ruhunun öncesi bir darbe almamış olması.
bir de şöyle bir senaryo düşünün; aynı çocuk, her gün kavga eden bir anne-baba, arkadaşlarının yaptıklarına bakıp iç çekmesi, ebevenylerinden birinin sorunlu olması... işbu çocuk hem şiddete, hem de intihara meyilli olur ki; en tehlikelisi budur. ruh halinin gel-gitli olması kadar tehlikeli çok az şey vardır. cesare pavese der ki; bir insan için en acı şey intiharı düşünüp yapamamasıdır.
bu çocuk için hayatın anlamı kaos, kavga, gürültüdür. e bir insan bunlarla da yaşayamayacağına göre yapılacak şey bellidir; kaçmak. burada da devreye intihar düşüncesi girer. hayat anlamsızlaşmış, gökyüzü griye boyanmıştır bile çoktan.
devamını gör...

