kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
devamını gör...

şuan dünya pandemi ile boğuşsa da yakın gelecekte dünyayı bekleyen kuraklık tehlikesine karşı olumlu bir haber.

çin'in başkenti pekin'deki tsinghua üniversitesi'nden araştırmacılar, düşük frekanslı ses dalgalarıyla "bulutları hareketlendirerek" daha fazla yağış elde edilebileceğini gözlemledi.


kaynak:buradan okuyabilirsiniz
devamını gör...

gece gece acıktıran başlık.
şehrimde ünlü olan ama ülke genelinde az bilinenlerden; bakla yemeği, enginar dolması, kabak çiçeği dolması, şevketi bostan.
devamını gör...

bir boşluk var sanki içimde. doldurmam gereken bir boşluk ve ben vakit kaybediyormuşum gibi geliyor. çalışmak, hayat vb. üzerine bazen bir şeyler söylüyorum peki ben bunları ne kadar hayatıma yansıtabiliyorum ? sanki ne söylersem hepsi laf. hani nerede eylem memento ?

"kelimeler fikirdir gerçek değil. tek gerçek eylemdir." - marcus aurelius bu sözü hatırlatıyorum kendime. bazen sadece yapmak gerek onu anlıyorum hani şu bir markanın mottosu olan* just do it. belki de az laf çok iş lafı buradan geliyor.*

ve kendimi bu zamana kadar o kadar çok düşüncesel olarak kısıtladım ki artık bu olsun istemiyorum ama kırdım zincirleri*
artık her şeyi detayına kadar irdelemek de yok.

o düşünceler beni mahvetti sözlük. insan düşüne düşüne kendini harap eder mi ? edermiş sözlük.
geçenlerde kuzenim bunu atmıştı bana:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
paris'te bulunan çok düşünmek insanı öldürür adlı bir heykelmiş. biliyor benim nasıl biri olduğumu yüzüme vuruyor teneke*
ki haklıda.

neyse sözlük artık çok düşünmek, kafa tabiri ile kafaya takmak yok.* ve az laf çok iş.
devamını gör...

rızkımı veren hudadır kula minnet eylemem
devamını gör...

sen, göz göre göre, ' bunların alnı secdeye değiyor ' diyerek 20 yıl boyunca aynı kafadan , seni , geçmişini ve geleceğini adeta sömüren oluşumdan yana kullan tercihini ,
günün sonunda elinde yırtık lastik cizlavetle kal sokakta,
diğer tarafta emekliye şunu verecem, işçiye bunu yapacam diye kendini yırtan bir adam var ki bu cumhuriyetin, ülkenin kurucu partisinin lideri bu kişi, onu görme, duyma, adam yerine koyup da bu adam ne diyor, bir dönem de bunu deneyip görelim deme ,
ekranlara çık ' boş atacam ' de.
20 yıldır kanını emen kafaya tahammül edip destekler, tercihini bir dönem bile değiştirecek fikri olgunluğu göstermiyorsan ,
daha beter ol derim sadece sana.
devamını gör...

bu müziği dinleyerek okuyunuz:
buradan

dolar üçlemesinin ikinci filmi olan for a few dollars more, türkçeye birkaç dolar için ismi ile çevrilen dolar serisini en vurucu filmi olmasına rağmen devamlı göz ardı edilen bir yapım. sergio leone’nin 1965 yılında çektiği for a few dollars more, the good, the bad and the ugly (1966) isminin altında hep ikinci planda kalsa da tüm zamanların en iyi western’lerinden bir tanesi olarak kalacaktır. başrollerinde, dolar üçlemesinin değişmez ismi clint eastwood ve daha sonra the good, the bad and the ugly de beraber oynayacakları lee van cleef filmde çete lideri indio olarak ise gian maria volonte’yi görmekteyiz.

ennio morricone’un enfes müzikleriyle başlayan filmde ekranda yazı ile başlıyor film : “hayatın değersiz olduğu yerde bazen ölümün bedeli vardı. ödül avcıları bu yüzden ortaya çıktı.” bu yazıdan anlaşılacağı üzere senaryo iki ödül avcısının yaşayacakları maceraları anlatacaktır. clint eastwood’un monco karakterine hayat verse de filmde adı pek anılmıyor, lee van cleef ise albay douglas mortimer olarak karşımıza çıkıyor. suçluları yakalayıp, adalete teslim eden ve bununla geçimlerini sağlayan kahramanlarımızın yolları en sonunda başına en büyük ödül konulan indio adlı çete lideri için kesişir. aslında ikisi de ödülün peşindedir. indio ve çetesi büyük soygunlar yapmış ve en sonunda şehrin bankasının soygunu için plan yaparken, albay ve monco indio ve çetesini yakalamak için işbirliği yapacaktır.

monco ve albay’ın, albay ve ındio’nun olmak üzere efsanevi iki düello sahnesi ile görsel bir şölen sunmaktadırlar.
devamını gör...

olayları istediğiniz noktaya çekmenize yarayan bir takım tekniklerdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“ben başkan olsam öyle mıy mıy başkan değil.. bir gecede 100.000 memuru işten atarım. bunu peşin peşin söyleyeyim de, beğenmeyen oy vermesin!”
devamını gör...

saatleri ayarlama enstitüsü
devamını gör...

kale gibi sağlam karaktere, empati yeteneğine sahip, cefakar, vefakar, fedakar dost. kötü gün insanı. bir tür aziz. dört yapraklı yonca gibidir.
devamını gör...

katıldığım önermedir. kibar, saygılı ve oldukça güzel tanımlar giren bir yazar arkadaşımızdır kendileri.
devamını gör...

cemal süreya'nın şiir kitabıdır. kitabı anlatmak için hiçbir sayfasını açmadan üstündeki yazıdan başlamak gerek. önce öp sonra doğur beni diyor cemal süreya. peki neden böyle söylüyor?
sürgün hayatı yaşayan cemal süreya annesini çok genç yaşlarda yitirmiş birisidir. her kadında da mahrum kaldığı anne şefkatini aramaktadır. bu sebepten çok kez evlenmiştir. ama hiçbirinde aradığını bulamamıştır. bundan dır ki önce öp sonra doğur beni diyor sevgili şair.


not: şairin sözü kendi geçmişi ve geleceğine.
devamını gör...

eski yunan komedi yazarı'dır. bulutlar adlı oyununda socrates'in öğretilerini lysistrata adlı oyununda kadınların gücünü hicvetmiştir.
devamını gör...

arada ebeveynleriniz sesleniyormuş gibi geldiğinden çıkarırsınız. ama seslenmiyordur çünkü seslenselerdi duymazdınız ve beş dakikalık azar + kulaklığı çöpe atma tehdidi alırdınız.
devamını gör...

sınava çalışıyordu tek başına oturduğu evde. üniversiteye gitmeye karar vermişti, artık kimse onu lise mezunu diye küçümseyemeyecekti. üstelik dolgun maaşlı bir iş de bulabilirdi. o zaman belki karısı da geri dönerdi. "türkçe konu anlatımlı soru bankası"nı açtı, kaldığı sayfaya geldi. hiçbir bitişikti, fakat her şey ayrıydı. her "şey" neden ayrı yazılıyor diye düşündü oturduğu masasında. bu bir anlam ifade etmeli miydi ona? karısıyla ayrı olduğunu bilen biri mi hazırlamıştı bu kitabı? "saçmalama," dedi kendi kendine. etrafına baktı sıkıntıyla. eski karısının fotoğrafı hala masasının bir köşesinde gülümseyerek ona bakıyordu. içini bir öfke seli bastı. "kim bilir hangi hadsiz erkeklere gülümsüyordur şimdi fahişe ruhlu karı!" bir an çerçeveyi duvara fırlatma arzusu belirdi içinde. ama çabuk söndü, fotoğraf ondan geriye kalan yegane şeydi.

kafası karışıktı. okuduğu cümleye tekrar odaklandı. her "şey" ayrı yazılır. bu kuralları kim belirlemişti acaba? yaşamı iyi kavramış biri olsa gerekti. hayatında kim varsa ayrıydı artık. anne ve babası ölmüştü, akrabaları zaten arayıp sormazdı. arkadaşları son zamanlarda normal davranmadığından şikayetçi olup onunla görüşmeyi kesmişlerdi. eski karısı ise "sen hastasın!" deyip çekip gitmişti. ama gitmeden önce bu sözden sonra karısına bir tokat yapıştırmayı ihmal etmemişti. daha da döverdi ama o an şaşkınlıktan donakalmıştı biraz. kapı sertçe kapandığında biraz kendine gelir gibi olmuştu, ama artık giden gitmişti.

bir süredir kitabı anlamsızca karaladığını fark etti. sinirleri iyice bozulmuştu. kitabın arasına kalemi koyup oturduğu yerden kalktı. gerindi ve derin bir nefes aldı. gazete kupürlerini yapıştırdığı duvara yaklaştı. haber başlıklarına şöyle bir göz gezdirdi. "hepsi hak ediyor bunları, sonra suçlu biz erkekler oluyoruz," diye geçirdi içinden. ama yatarı fazla olmazdı herhalde. karısı başka erkeklere gülümsüyordu, bu ağır tahrik demekti, hakim de babacan biriyse ona hak verirdi. biraz daha düşündükten sonra mutfaktaki ekmek bıçağını alıp kemerine soktu, üstünü gömleğiyle örttü.

ertesi gün gazetelerin üçüncü sayfasında şöyle bir haber yer alıyordu: "eski karısıyla tartışan adam onu defalarca bıçakladı. çevredekiler müdahale etmedi, kadın kan kaybından hayatını kaybetti. yakalanan adamın ilk ifadesi şöyle oldu: 'ben oraya onunla son bir kez konuşup barışmak için gitmiştim, ama o bana hakaret edince dayanamadım, ne olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum. çok pişmanım."
devamını gör...

"...hoşçakal demek kolay
güle güle giden için.

başımda bir bela
bu aralar ne dinlesem
ne çalınsa aklıma
hepsinde mevzu sen
dillerinden hiç, düşmedin bu şarkılar
seni tanır gibiler, seni tanır gibiler"
*
devamını gör...

bencil kişidir. kimse kendisinden uç istemesin diye bilerek 0.5 kullanmaktadır. hem bencildir hem de bencilliği bilinsin istemez. adeta cin olmadan adam çarpmaya çalışmaktadır.
devamını gör...

pencere önünden ayrılmaması sebebiyle kedime ismini verdiğim, güzel dizinin şahsına münhasır karakteri *
devamını gör...

tövbeler olsun dayı sen ne ettin kendine.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim