kazanmak çok zordur sevgiyi, emek ve yürek ister, bazı şeyleri alttan almayı ve gözardı etmeyi, kusurlarıyla ve olduğu gibi kabullenmeyi ister, ancak bir kere kazanılırsa...

iki taraf için de dünya güzelleşir, hayata daha bir sıkı bağlanırlar, hem kendileri hem sevdikleri için bağlanır insan, o sevgi sadece sevilen de kalmaz, yolda yürürken yanından geçen insanlara sıçrar, çiçeklere ve böceklere sıçrar.

velhâsıl, dünyaya baktığı pencere değişir insanın, demir parmaklıkları olan ve çıkmaz bir sokağa bakan pencereden çiçekli ve deniz manzaralı bir pencereye geçer, baktıkça bakası gelir.

ancak kaybetmesi çok kolaydır sevgiyi, karşılık görmezse kuruyup yavaş yavaş solmaya başlar, susuz kaldığı için sahibine azap verir, en kısa sürede kesip atılması gereklidir o çiçeğin, kesilip atılır atılmasına da, ya sahibine ne olur?

her şey geçtikten sonra bile asla eski penceresine dönemez, o parmaklıklı ve çıkmaza bakan pencere daha da küçülür, insanın içindeki hayat eşini bulma umuduyla birlikte, bir parça daha kaybeder insan ruhundan.

çağımızın en büyük zehiridir sevgi, panzehiri içinde olan bir hastalıktır, bunca insan sevilmeyi istiyorsa neden sevilmez insan? hep mi yanlış insanlar olur? her şey mükemmel giderken nasıl bitebilir o sevgi? nasıl bitirebilir bir insanı? bitiriyormuş işte, ruhumdan bir parçayla birlikte bitti ve gitti işte.

elbet bir gün bizim de yollarımız çiçekler ile kaplanacak, olur da kaplanmazsa öte dünyaya kalacak mutluluğumuz, olsun, alışınca hafifliyor en azından.
devamını gör...

yahu ses kayıtlarımızı attık heyecanla bekliyoruz, bu nasıl bir radyo bakımıdır anlamadım ki.
gülü susuz bizi radyosuz bırakmayın lütfen.
( iğrenç esprilerde bugün)
devamını gör...

ben.
düşük tansiyonun bana geri dönüşü.
uykuma,uyku saatime kıymet vermem de bunun bir sebebi olabilir.
gecesel faaliyetlerle hiç aram yoktur
kabul ediyorum, ben uyuyan güzelim.
devamını gör...

her akşam işten çıkar çıkmaz eve dönen cemal süreya’ya bir gün tomris uyar, “biraz gez dolaş, arkadaşlarınla buluş, vakit geçir” demiş. ertesi gün on dakika geç gelmiş cemal süreya, bir sonraki gün on beş, daha sonra yarım saat. bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan tomris’in apartmanın girişinde oturan cemal’i görmüş. her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup gecikiyormuş cemal süreya. tomris uyar ise bu duruma bir ad vermiş: “şahsiyet rötarı.”
devamını gör...

valla kimsecikler takip etmezken çok rahat atıp tutuyordum, takipçi sayım çoğaldıkça bende değişik haller olmaya başladı, kalbim küt küt atıyor, sıcak basıyor, heyecanlanıyorum. kendimi topluluk karşısında konuşuyormuş gibi hissediyorum, şöyle birkaç taneniz takipten çıkın da biraz rahatlayayım *. iyiki varsınız ne diyeyim, beni takibe layık görmüşsünüzdür, umarım ben de sizlere layık bir yazar olabiliyorumdur...selamlar, saygılar efendim...
devamını gör...

arap yarımadasına, arapça diliyle arap milletine tanrı allah tarafından gönderildiğine inanılan dindir. türklerin dini değildir.
devamını gör...

meltingle aynı travmayı yaşıyoruz. gelen yazarlara hep bu x’in fake’i mi acaba diye yaklaşıyorum. hepsi uçurulan yazarlarınki gibi geliyor.hatta geçen gün birinin nickaltına yazmıştım ve gerçekten de tahmin ettiğim yazar çıktı. bir tane daha var şüphelendiğim. ama izlemedeyim henüz kesin değil. bu sözlük bizi paranoyak etti..
devamını gör...

t: hangi birini yazsam dediğim başlık.
aklıma ilk gelen:
"yağmur gibi, gözlerinden akan yaş niye?"
...
"dalıp dalıp derinlere düşünmen niye?"
buradan
devamını gör...

serbest düşme yapan cismin ağırlığının, hava direnci nedeniyle ortaya çıkan kuvvete eşitlenmesi durumunda cismin sahip olacağı hız değeri.

limit hıza sahip olan cisim daha fazla hızlanamaz. bu nedenledir ki yağmur damlaları üzerimize düştüğünde canımızı acıtmaz.
devamını gör...

muhakkak yazılmıştır ama yine yazalım:
kabak tatlısıdır.*
devamını gör...

çok güzeldi.
ilk etapta radyo hakkında bilgi verildi.
şu an ikinci etaptalar. yani bedavadan radyo yayını dersi verilecek.
sertifika vermiyorlarmış ama.
bu arada yoldaş bize geceleri sovyet şarkıları çalacakmış. belki kendi söyler.
devamını gör...

34'e geldiğim şu aylarda bunu düşünüyorum.

çok farklı mesleklerde çalıştım. yani bayağı bayağı farklı 'ne alaka be bunlar?' denebilecek şeyler.

müşteri temsilciliği, ön muhasebe, fotoğrafçılık, kasiyer, dadılık bunlar kısa kısa yaptıklarım. okuldan önce okul esnasında ve sonrası. devamında 4 yıla yakın öğretmenlik yaptım. nasıl yaptım ben de bilmiyorum. bir şekilde özel ve devlette önüme fırsatlar çıktı ve sınıf öğretmenliğiyle başladığım serüveni özel eğitim sınıfıyla bitirdim. serüven diyorum çünkü benim için çok zordu. çanta çanta kitap taşıyordum eve. ciddi ciddi oturup ders çalışıyor hatta özel eğitim bölümüne geçince bu alanda eğitim bile aldım. annem diyordu ki 'sen öğretmen misin, öğrenci mi? sen bu kadar çalışıyorsan o öğrenciler ne yapıyor?'. efem işin aslı tahmin edersiniz alan dışıyım. (iktisat ve sosyoloji okudum.) bu durumu kapatabilmek adına ciddi bir efor sarf ettim o yıllar. açıkçası gerek öğretmenlerden gerek idari kadrodan gerekse velilerden bu konuda takdir aldım.

ilçemiz küçük olduğundan tabi herkes herkesi tanıyor az çok bazı veliler benim alan dışı olmamı problem etmiş (ki etmeli tabi yani neden o bölümden okuyan biri değilde ben orada öğretmenlik yapıyorum olacak şey mi? ama malesef bu hala devam eden bir sorun. benim bile bir çok öğretmenim alan dışıymış ben bunu kendimde işin içine girince öğrendim. evet veliler haklı ama bizim eğitim sistemimizde bu çok normal. bir çok öğretmen atama beklerken ben ve benim gibileri yarı fiyatına çalıştıran bir sistem.)

müdür beye gidilip biz bu öğretmeni istemiyoruz bu alan dışıymış hem çocuklar diğer sınıflara göre çok geride berbat bir sistemi var demiş. tabi benim bunların hiç birinden haberim yok. leyla leyla geziyorum. bir gün müdür bey derse geldi. 'sınıfları geziyorum hocam biraz oturabilir miyim?' dedi. ben rutin bir durum sanıyorum tabi. biraz dinledi sonra 'hocam biraz çocuklara sorular sorabilir miyim?' dedi. tabi ki dedim. 'peki siz geldiğinizde hangi harfteydi bu çocuklar?' dedi. (o zaman elat yöntemiyle ve el yazısıyla ilerliyorduk. evet evet o kayıp yıllar. ben de zaten bu yüzden bayağı zorlandım.) a hocam dedim. yaklaşık 10 harf işlemiştik. 4 1. sınıf vardı ve biz müfredata göre ilerideydik. çünkü ben sınıflardan birinin öğretmeniyle koordineli gidiyor ondan destek alıyordum.

neyse efem müdür bey sorular sordu çocuklara. sonra teşekkür etti ve gitti. bu arada gitmeden çocuklara yarın öğlen hepinizin velisini okula çağırıyorum toplantı var dedi. ben tabi şaşırdım. yahu 10 sene önce işte ben daha 24 yaşlarındayım. hiç bir şey bilmiyorum bu işleyişlerle ilgili.

toplantı saatleri bir iki veli geldi yanıma 'hocam siz onların kusuruna bakmayın. biz sizden çok memnunuz, siz üzülmeyin' minvalinde cümleler kurdular. içimden diyorum yahu bunlar ne diyor. toplantı bitti aynı veliler koşa koşa yanıma geldi. 'hocam valla müdür bey haklarından geldi. sizin dersinize girmiş çocuklara sorular sormuş hepsi gayet iyiymiş. müdür bey o velileri bir azarladı görmeniz lazım' . ben tabi o an aydınlandım. sonra parçalar birleşti. bir iki veli vardı sürekli gelip bana verdiğim ödevlere ilgili olsun derste işlediğim konularla ilgili olsun hesap sorar vari konuşmaya çalışıyorlardı. ilk zamanlar anlamaya çalıştım baktım hadsizlik yapıyorlar tersledim. her dakika okuldalar görmeniz lazım. yahu 1. sınıf bu neden bu çocuklara bu baskıyı uyguluyorsunuz. tenefüslerde oturup çocuklarla ders yapıyorlardı. ben tenefüslerde çıkmıyor ve öğrenim zorluğu olan 3, 4 çocuğa ders veriyordum. şaşkınlıkla izliyordum onları. bir gün hatta hademe abimiz gidip müdüre hocam banu hanımın kapısında veliler kapıyı dinliyor demiş. sonra işte olaylar patladı ve azar toplantısına kadar gitti iş.

müdür bey beni karşısına alıp tüm detayları anlattı ve bana 'bakın banu hanım ben okulumda kaos istemem. sizi milli eğitim gönderdi evet ama eğer ben sizi yetersiz görsem buna devam etmezdim. bu okulda ben ne öğretmenler gördüm. kadrolu sınıf öğretmenleri bizzat çocuklara gerekli özeni göstermezken, harfleri yanlış öğretirken siz okuldaki en iyi öğretmenlerden oldunuz' dedi. ben tabi hem gurur duydum hem üzüldüm. o sene sistem değişmişti ve tüm öğretmenler bocalıyordu. ben temiz bir zihinle gelmiştim evet sistem zordu ama ben sıfırdım. aldığım destek ve eğitimlerle diğer öğretmenleri yakalamıştım bunu zaten kendimde biliyordum. sonraki günler bir iki öğretmen teneffüste gelip beni öğretmenler odasına çağırdı. bana tavsiyelerde bulundu ve özellikle destek aldığım 20 yıllık sınıf öğretmeni bir daha tenefüslerde burada ol lütfen dedi. kendinden veriyorsun ama görüyorsun kimseye yaranamıyorsun. amacım yaranmak değildi aslında türkçe konuşmayı bile doğru düzgün bilmeyen o çocuklara okumayı öğretmekti.

bazı okullarda ücretli öğretmenler pek sevilmezmiş, her iş onlara yıkılırmış ve dışlanırlarmış bizim okulda hiç öyle olmadı. öğretmenler bizleri adeta bağırlarına basıyordu. zaten bir çoğunun yaşı vardı. bizlere kızları gibi davranıyorlardı. müdür bey zaten çok mükemmel bir adamdı. o sene öyle bitti. sonra müdür bey beni özel eğitim sınıfına geçirdi. size burası daha uygun hocam çünkü siz çocuklarla bütünleşiyorsunuz dedi. ne demekse o hahah. böyle böyle geçti seneler.

muhasebe sorumlusu, insan kaynakları personeli, satış sorumlusu, yav bir iki kere ev temizliğine, seraya ve bahçeler meyve toplamaya gittim. beden işi pek bana göre değilmiş bunu anladım. bir çok işte çalıştım belki şuan aklıma bile gelmiyor. sonra bir gün yazarlık yapmaya başladım. itiraf ediyorum bir dönem tarot, kahve ve çeşitli fallar baktım. benim için amaç hep paraydı bunları yaparken. çünkü ailesinden bağımsız yaşayan bir insandım bir şekilde o para o eve girmeliydi ve benim iş beğenmeme lüksüm yoktu.

neyse efem velhasıl kelam bu ara yeni bir arzum var. sokak çocuklarına bakmak. yani bir veteriner yanına kapak atmaya çalışıyorum hahah. tabi 2 yıllık bölümünü yazdık. okuyacağız ve devamında ne olacak göreceğiz.

canınız ne istiyorsa onu yapın. evet bir zamanlar benimde maddi sıkıntılarım vardı ve ev temizliğine kadar gittim ama şartlarınız o kadar zor değilse neden olmasın. neden istediğiniz bir mesleğe geçmeyesiniz. evet belki 20 yaşlarında bir gence göre daha zor adapte olabilir ve öğrenebilirsiniz ama ben eminim ki istendiğinde yapılmayacak şey yok. hadi bakalım pamuk hayallerimizi saçalım şuralara 3, 5 yıl sonra nerelerdeyiz görelim. bir başarı hikayesi mi yoksa bir bozgun mu? hahah hiç sanmam ben bizlere güveniyorum. sizde kendinize güvenin.
sevgiler...
devamını gör...

artık hemen her şey ne yazık ki.
devamını gör...

üşümüşse ısıtın. sobanın fırınında ölmek üzere olan bir kediyi ısıtıp kurtardığımı biliyorum. ortam sıcaklığı çok önemli.
devam sütü kullanılıyormuş galiba. bir veteriner söylemişti. veterineri arayıp sorabilirsiniz. süt denildiği gibi verilmemeli verilecekse de sulandırılıp verilmeli. pire için tüplerdeki pire kovucular hiç bir işe yaramadı. eser miktarda lavanta kolonyası çok etkili.

kuma alıştırmak gayet kolay. kumun içine kediyi koyuyoruz. parmağımızla birazcık eşeliyoruz. o da görünce zaten çakıyor hemen mevzuyu. burası benim mekanım diyerek.

bol bol sevgi. en önemli 3 şeyden birisi bu. geri kalanı mama/su ve tuvalet temizliği.
zamanı gelince kısırlaştırma işlemini, aşılarını ve iç/dış parazit ilaçlarını verdiğiniz vakit ondan mutlusu yoktur.
devamını gör...

ben de sapık olmayan tecavüzcü olmayan sokak istiyorum bir hayvan size tecavüz etmez bıçaklamaz hakaret etmez tek istediği biraz sevgi ve karnının tok olmasıdır ne zaman bu kadar vicdanınızı yitirdiniz barınakların hali ortada öldürüp atıyorlar öyle olmasa da hastalıktan açlıktan ya da kötü muameleden ölüyorlar ha sen eğer köpeksiz sokak istiyorsan o zaman düzenli kısırlaştırma yapacaksın kardeşim yok öyle yağma söyleyin barınaklara doğru dürüst kısırlaştırma yapsınlar ne istiyorsunuz şu hayvanlardan yeter be...
devamını gör...

kardeşim o nassı bir nick ya.

neden böylesinizz nedenn? neden illa her eyleminizde bir de aykırı olucam yhaa güdüsü var derinliklerinizde?

neden hiç kimse o basit-anlaşılır insan olmayı seçemiyor. neden nickin ‘haydar’ değil-niçinn

nedir bu kendimize atfettiğimiz kumdan kaleler? matrix’te un çorbası içen amele neo bile sıradanlığı seçmişti. yırtık paltolu ibiş neoo bilee.

biz kimiz evren nerde sözlük kadınları neden bu kadar mınnak.. amann tanrımm.
devamını gör...

haydilililililili zılgıtıyla hayırlı olsun diyorum .güzel işler olmaya devam ediyor * ben de konuk olacağım değil mi bir de ? *
devamını gör...

boşa kürek çekmek.
devamını gör...

gereksiz yere pahalı olmayan şey mi var? sorusunu sormama sebep olan başlık.

okul kantinindeki suya bile %25 zammı geçirmişler; daha ne diyim.

(bkz: sözün bittiği yer)
devamını gör...

kadın-erkek ayırımını yapabilsem isim tahmin etmesi kolay da şimdi kalkıp da haydar'a serap demeyelim.

ayıp olur haydar abimize.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim