bir zamanlar insanlar alemi diye bir program vardı hatırlayanlar olacaktır mutlaka.
şimdinin komik olmayı bıraktıklarından beri çok uzun zamandır izlemediğim güldür güldür'ü yani...
puantiye ne alaka diyebilirsiniz bu anlattıklarınla, hemen oraya geliyorum efenim...*
"alışveriş" isimli bir skeçleri vardı, işte orada bolca bahsi geçer bu sevimli kelimenin. en çok güldüklerimdendir ayrıca.

puantiye...

sıfır ile puantiyenin farkını bilmiyorsanız bu tanımı hemen terk edin sayın okuyucu... *
ayrıca aranızda bu tanımı okurken cebine konuşanlar olduğunu hissediyorum, en arkadaki yaşlı olarak duyamıyorum sizi *

elbette ki tanım yapmadan gitmeyeceğim...fransızca pointillé kelimesinden türetilmiş olan puantiye kelimesi türkçe'de noktalı, benekli anlamına gelir. yukarıdaki yazar arkadaşımın da bahsettiği gibi modası hiç geçmeyen zamansız bir desendir kendisi. puantiye severler kendi aralarında kucaklaşabilirler. *
devamını gör...

bize ne bundan? insanlar neyin nerde konuşulması gerektiğini ne zaman öğrenecekler? arkadaşlarına anlat, onlarla konuş. özel hayatınız çok umrumuzdaymış gibi halka açık bir mecrada paylaşmak çok saçma.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nice çınarları deviren, her bünyenin kaldıramayacağı; rakipsiz, enfes fermente arpa suyu.
devamını gör...

kendi kafasının içinde öldürdüğü çok şey vardır.
devamını gör...

genellikle paçaları tüylü evcil bir güvercin türü.

takla atmalarının sebebi, muhtemelen atalarının yırtıcı kuşlardan kurtulmak için ani manevralar yapa yapa evrimsel süreçte edindiği kalıtsal bir güdü.

garip hayvanlar gerçekten. yeterince pratik yapmış bir taklacı güvercinin uçuş süresi saatler sürebilir. bunun sebebi, yuvalarına her konmak istediklerinde takla atma güdüsünün nüksetmesi. hayvancağız yuvasına doğru hızlıca süzülüp konmak isterken belli bir mesafeye kadar anca yaklaşıp birden yukarı doğru dimdik yüksele yüksele takla atmaya başlar. bazıları öyle takla delisidir ki her iki kanadını takla esnasında birbirine çarptıra çarptıra eklem bölgesinin dokusu yara bere içinde kalır. izlenmesi en keyifli uçuşa sahip olmalarına rağmen sanırım bu hayvancağızlar için uçuş, bir tür işkence.
devamını gör...

29 harf var kaç farklı söz yazılabilir ki ile eş değerdir.
devamını gör...

sanmayın söndü hıyari tükendi
beklediği biri vardı ona kinlendi
hadi çık gel bu gece hanımefendi
sözlük bir görsün kimmiş efendi?
devamını gör...

automat, otomat, amerikalı realist ressam edward hopper'ın 1927 yılında yaptığı bir tabloydu. amerika'nın ıowa eyaletinde, des moines sanat merkezinde bulunan bu yağlı boya eserinde gözümüze bir otomattan aldığı kahveyi izleyen bir kadın çarpmaktadır. hopper'ın eşi, kendisi de bir ressam olan, josephine hopper'dır. fakat edward hopper karısını figüran olarak kullanmakla beraber üzerinde birkaç değişiklik yaparak tuvale aktarmıştır.

kadın figürü, hopper'ın diğer eserlerinde de olduğu gibi belirsiz bir ruh hali yansıtır. kendisi hakkında alabildiğimiz bazı bilgiler vardır. giyimine ve kuşamına özen gösteren bir kadın çizilmiştir. bir kış vakti, havanın karanlık olduğu ve sokakta bir yaşam belirtisi gözükmeyen bir andır tablodaki. fakat kadın neden oradadır? saat kaçtır? ne düşünür bilemeyiz. bildiğimiz şey içine kapanıklıktır, yalnızlıktır. restoran, kadının arkasında uzayıp giden sokak kadar yalnız duruyor. ışıklar, camda yansıyor fakat ortamı ısıtmıyor. aksine yanda bulunan bir radyatör, kadının kabanı ve çıkartmadığı eldiveni gibi detaylar içimize soğuk üflüyor adeta. yalnızlığın yanında en çok gördüğümüz sıfatlardan biri de budur zaten. soğuk.

ressam cam öğesini diğer bazı eserlerinde de olduğu gibi kullanmıştır fakat izleyicinin dışarıyı görmesine izin vermemektedir. dışarıdan gelebilecek hiçbir dikkat dağıtıcı öğeye izin yoktur. istenen şey kadına odaklanmamızdır. ve izleyici kadına sağ alt köşedeki bir masadan bakar, onu bir yabancı olarak izler. belki de kadın gecenin ortasında, yalnız ve çaresiz bir şekilde hayata tutunmaya çalışmaktadır. ve belki de sabahın erken bir saatinde, güneş daha doğmamışken gelecek olan birini beklemektedir. belki yüzüne hüzün koyarız, belki de durgunluk. bacakları açıktadır kadının, küçük de bir dekoltesi vardır ve deriz ki hava belki de o kadar soğuk değildir. tek bir eldivenini çıkarmıştır, diğeri elinde durur; acelesi vardır. ama önünde boş bir tabak durur; yani bir süredir oradadır...

realizm, gerçekçilik, de aynı gerçek gibi tek bir anda görülmez gözlerimize. fotoğrafa tekrar tekrar bakarız ve her birinde fikirlerimiz ve tablo değişir, gerçekler ve biz gibi. hopper aslında gerçeklikten ve gerçeğin direkt anlatımından kaçardı. sizce de bu ışıklandırmada kadının bacaklarının bu kadar parlak olması biraz garip değil mi? ya da sokakta hiçbir yaşam belirtisinin olmaması...

belki de camdaki siyah tonlarının değişimi, bize içerinin aslında kalabalık olduğunu söylüyordu, fakat kadının çevresindeki tek ve yalnız başına duran, ortamı izleyen sandelyeler yalnızlığı haykırıyordu. kendisinin çizgisini, amerikan'ın bir tasviri olarak görmek yanlıştır çünkü insanı ve yalnızlığı millileştirmez. insanın, bağlarını ve kendisini konu alır. bu eserinde de yine kentsel yalnızlığı vurgulamış olabilir. tüm bu yorumlar kişiseldir aslında. fakat emin olduğumuz şey vermek istediği duygu ve düşünceleri veriş biçimdeki başarıdır. yanlarındaki masaları boş bırakmış olabilir. fakat kadının önünde, masasına, da arkası izleyiciye dönük bir sandalye eklemeyi unutmamıştır. sokağı karanlık bırakmış olabilir. fakat içerideki lambaları sonsuzluğa yansıtarak ortamı derinleştirmiş ve dikkatimizi kadında toplamıştır. ne olursa olsun, edward hopper, her eseri üzerine yazılar yazılabilecek bir ressamdı. bu otomat eseri üzerine onlardan sadece biriydi.

kaynakça ve daha fazlası: cineclubdecaen.com, yazi-yorum.net - bir blog, edward-hopper.org, edwardhopper.net, theschooloflife.com, soylentidergi.com, wikipedia, vikipedi
devamını gör...

kalkın yerinize yatın. poponuz açık kalıyor saçma sapan rüyalar görüyorsunuz.
devamını gör...

bütün kitapları gayet iyi olmakla birlikte birbirine fazla benzer. bukowsky olmasa muhtemelen tanımazdık. italyan kökenli yoksul bir ailenin çocuğudur. her kitabında bu iki tema vazgecilmezidir. babalar alkolik, anneler süper ahçı ve çocuklar beyzbol delisi.
devamını gör...

müzik ve kedidir.
devamını gör...

bir portakalkızck ukdesi

pre-menstural sendrom yani türkçe adıyla adet öncesi sendromudur. adet döneminin hemen öncesinde meydana gelen hormonal değişimler sebebiyle meydana gelebilecek psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkları anlatmada kullanılır.

ağrı, hassasiyet, şişkinlik, akne, eklem ağrıları, yorgunluk; sinirli, duygusal ruh hali, anksiyete, hızlı mod değişimleri....
devamını gör...

kimisi figüran gibi yaşıyor mesela. kendi hayatının baş rolü başkası. en kötüsü bu fikrimce, yani başkasının hayatının figüranı olmak; kim olursa olsun.

bu hayat sana bahşedilmiş, kendi hayatının sorumluluğunu alamayacak kadar korkak olmamalı hiç kimse.
devamını gör...

akşama yemekte sarma var.
devamını gör...

zengin olmayı sağlayacak iş hayalinden önce geliyorsa büyük zarardır. insan hayatta sadece kendine dayanmalı. zengin olmak istiyorsa bile bunun kaynağı yine kendi olmalı.
devamını gör...

diğer yöre erkeğine göre
dedikoduya daha meyyal olan karadeniz erkeği
kadınını doldurmuş kendi evden izliyor kesin.
trabzon yaylalarında, değil başka ilden başka köyden gelene bile ev yaptırmazlar.
dünyada her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var
trabzon'da her hakkını arayan kadının arkasında 'benim de hakkımı ara, benim de hakkımı ara' diyen bir erkek var.
devamını gör...

ve şans kapıyı çalar...
devamını gör...

beyinin, konuşma ve dil ile sorumlu bölgelerinin bir kısmı veya tamamının kalıcı veya kalıcı olmayan hasarı durumunda dil ve konuşma bozukluğu yaşayacağı durumdur. konuşmada güçlük ve anlamakta güçlük çekebilir bu tarz hastalar. dil ve konuşma terapistleri ile belirli tedavi sürecine girilip en aza indirme planlanır. kişinin daha iyi seviyeye gelebilmesi adına egzersizler sıklıkla yapılmaktadır.
devamını gör...

kuzguncuktaki vişnecim; ateşlediğin fitil sönmesin karşim, ateşimiz bol olsun, bir ateş parçası da ben bırakayım diyerek katıldığım başlık.

ooo şşşşş
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim