türk insanının beceremediği şeyler
bilmiyorum demek bu şeylerden biridir.
devamını gör...
şahsiyet
haluk bilginer'in mükemmel bir dizisidir. netflix maratonumuza keşke böyle bir diziyle başlasaydık.
devamını gör...
bakımsız kadını aldatmak
bakımsızlık bir kuaför randevusuyla geçer ama aldatanın karaktersizliği geçmez.
devamını gör...
erken boş alan çaycı
bardak daha yarımken alanı fırçalamıştım.acelen ne dursun adamın önünde,bitsin iyice!
devamını gör...
annesine saat kaçta doğduğunu soran erkek
yüksek ihtimalle sevgili yapmıştır.
manitasıyla burç murç cart curt muhabbetine girip bu soruyu cevapsız bırakmıştır onu aydınlatmak için anasına danışmıştır.
nerden baksan tiksinç bişey erkek adamın burcu adam burcudur bundan başkasına kafa yoran tüysüzdür.
manitasıyla burç murç cart curt muhabbetine girip bu soruyu cevapsız bırakmıştır onu aydınlatmak için anasına danışmıştır.
nerden baksan tiksinç bişey erkek adamın burcu adam burcudur bundan başkasına kafa yoran tüysüzdür.
devamını gör...
vega şarkılarında geçen en güzel sözler
sarılmak istiyorken yorgun argın bedeninle
ben meşguldüm savaşlarda boyalarla gözlerimde...
ben meşguldüm savaşlarda boyalarla gözlerimde...
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
benimdir. sarışınımdır. fotoğrafı da rusya gezisinde çektirmiştim. güzel çıkmışım bence, buraya da yakıştığını düşünüyorum.
devamını gör...
kayıp el
bir martin mcdonagh oyunudur.

bir yazar olarak dehasına hayran olduğum martin mcdonagh’ın yazdığı yastık adam oyununu izlemiş ve çok beğenmiştim. kayıp el de en az yastık adam kadar etkileyici bir öykü. yazar olarak three billboards outside ebbing missouri ve in bruges’i de yazmıştır martin mcdonagh.
filmde yirmi yedi yıl önce birileri tarafından eli kesilen carmichael’in o eli arama hikayesi anlatılıyor. carmichael’in batının hızlı kovboyu ve hayattan vazgeçmiş adam görüntüsü ve tavırları gerçekten etkileyiciydi.
martin mcdonagh’ın bütün hikayelerinde olduğu gibi kayıp el’de de bir dehşet duygusuna kapılmadan edemiyor izleyenler. küçük yaşta elleri kesilen bir adamın o eli aramak için girdiği kapkaranlık hikaye.
oyundaki diğer oyuncular da muhteşemdi ama adını hatırlamıyorum fakat toby isimli torbacıyı canlandıran oyuncuyu ayakta ve dakikalarca alkışladığımı hatırlıyorum. çünkü muhteşem bir performanstı. toby afro-amerikalı bir ot satıcısı idi oyunda ve onu canlandıran beyaz bir adamdı ancak ben en ufak bir şüphe duymadan onun siyahi bir adam olduğuna inandım.
oyun çıkışında her üzerimde derin bir martin mcdonagh etkisi hissettim. geçmişten gelen vahşetin ruhuma yaptığı derin işkencelerle.

bir yazar olarak dehasına hayran olduğum martin mcdonagh’ın yazdığı yastık adam oyununu izlemiş ve çok beğenmiştim. kayıp el de en az yastık adam kadar etkileyici bir öykü. yazar olarak three billboards outside ebbing missouri ve in bruges’i de yazmıştır martin mcdonagh.
filmde yirmi yedi yıl önce birileri tarafından eli kesilen carmichael’in o eli arama hikayesi anlatılıyor. carmichael’in batının hızlı kovboyu ve hayattan vazgeçmiş adam görüntüsü ve tavırları gerçekten etkileyiciydi.
martin mcdonagh’ın bütün hikayelerinde olduğu gibi kayıp el’de de bir dehşet duygusuna kapılmadan edemiyor izleyenler. küçük yaşta elleri kesilen bir adamın o eli aramak için girdiği kapkaranlık hikaye.
oyundaki diğer oyuncular da muhteşemdi ama adını hatırlamıyorum fakat toby isimli torbacıyı canlandıran oyuncuyu ayakta ve dakikalarca alkışladığımı hatırlıyorum. çünkü muhteşem bir performanstı. toby afro-amerikalı bir ot satıcısı idi oyunda ve onu canlandıran beyaz bir adamdı ancak ben en ufak bir şüphe duymadan onun siyahi bir adam olduğuna inandım.
oyun çıkışında her üzerimde derin bir martin mcdonagh etkisi hissettim. geçmişten gelen vahşetin ruhuma yaptığı derin işkencelerle.
devamını gör...
tulpan
2008 yılında çekilen kazakistan yapımı filmdir.
yönetmen: sergei dvortsevoy
oyuncular: askhat kuchencherekov, tolepbergen baisakalov, samal yeslyamova, ondassyn bessikbassov, bereke turganbayev, nurzhigit zhapabayev, mahabbat turganbayeva, amangeldi nurzhanbayev, tazhyban khalykulova, zhappas zhailaubaev.
ödüller: 2008 cannes film festivali'nde belirli bir bakış ödülü , 2. asya pasifik ekran ödülleri'nde en iyi film ödülü, fransız ulusal eğitim sistemi sinema ödülü, un certain regard ödülü, altın kamera adayı, 2008 zurich film festivali altın göz ödülü.
başroldeki oğlumuzun adı asa. kendisi askerliğini denizci olarak tamamlayıp memleketine, ablası ile eniştesinin yanına dönüyor. bundan sonraki hayatına çoban olarak devam edecek fakat önce bir şey yapması gerek: evlilik. bu gayede tulpan adında bir kızı istemeye gidiyorlar. civardaki tek bekar kız o olduğundan onunla evlenmekten başka çaresi yok. film de bu konu etrafında şekilleniyor zaten.
kızı istemeye gidiyorlar gitmesine ama kız oğlanı kabul etmiyor. giderken elleri de boş değil halbuki, güzelller güzeli bir avize almışlar. hangi kız babası avizeye hayır diyebilir ki?* neyse efendim kızda şekilcilik gırla olduğundan "oğlanın kulağı kepçe" deyip kabul etmiyor. oğlan ve ailesi şok oluyor tabi. hayır oğlan kız istemede ahtapotun zayıf noktası ve testere balığını anlattı. bu çocuk daha ne yapsın etkilemek için.*
filmdeki benzerlikler muhteşem. oğlanın eniştesi bizim doblocu eniştelere benziyor mesela. hele sofranın kenarındaki o yan yatış.... piknikte mangalı yakıp tutuşmasını bekleyen enişte duruşu ayyyyyynı. * yörüki deformasyon* mu yoksa kafayı mı yiyorum bilmiyorum, sürülerin koşuşturduğu sahnelerde burnuma koyun koktu. umarım yel ile bir yerlerden gelmiştir, yoksa kesin burnum bozuldu.* filmde ilk görünen eşek dedemlerin rahmetli eşeğine benziyordu. o da rahatına düşkündü baya. pekmez için toprak getirmeye gidildiğinde, kuzenim çuvalla toprağı omuzlar dönerdi. bu sırada eşek kuzenimi yularından tutup getirirdi resmen.*
filmde en çok beğendiğim şey ortada dıgıdık dıgıdık diye koşturan o çocuk. hayır beğendim demek az olur, ba-yıl-dımmm. onun olduğu sahneleri birkaç kez geriye alıp tekrar izledim.
çok durağan bir film ama insanın içini ısıtıyor. filmde göçebe hayatın zorlukları çok güzel işlenmiş. ayrıca belirtmeden edemeyeceğim enişteyi pek sevemedim, en nefret ettiğim insan davranışlarına sahip.
ayrıca ateist kaplumbağa abimizin gençliğini de bu film sayesinde görebilirsiniz. ** tospikliği bir kenara, araba sanılmış kendisi ama olsun, çocuktur.* arabalığa dayanamadığından olsa gerek sonlara doğru kaçma girişiminde bulunuyor.
muhteşem güzellikte değil fakat izlenmeye değer. bir şans verin muhakkak.*
not: tulpan lale demek. oğlumuzun yere değnekle çizdiği şekil de lale oluyor. "iyi ki söyledin, biz anlamamıştık özözünedanışır" dediğinizi duyar gibiyim. amaaaaaan be size de iyilik yaramıyor.*
yönetmen: sergei dvortsevoy
oyuncular: askhat kuchencherekov, tolepbergen baisakalov, samal yeslyamova, ondassyn bessikbassov, bereke turganbayev, nurzhigit zhapabayev, mahabbat turganbayeva, amangeldi nurzhanbayev, tazhyban khalykulova, zhappas zhailaubaev.
ödüller: 2008 cannes film festivali'nde belirli bir bakış ödülü , 2. asya pasifik ekran ödülleri'nde en iyi film ödülü, fransız ulusal eğitim sistemi sinema ödülü, un certain regard ödülü, altın kamera adayı, 2008 zurich film festivali altın göz ödülü.
başroldeki oğlumuzun adı asa. kendisi askerliğini denizci olarak tamamlayıp memleketine, ablası ile eniştesinin yanına dönüyor. bundan sonraki hayatına çoban olarak devam edecek fakat önce bir şey yapması gerek: evlilik. bu gayede tulpan adında bir kızı istemeye gidiyorlar. civardaki tek bekar kız o olduğundan onunla evlenmekten başka çaresi yok. film de bu konu etrafında şekilleniyor zaten.
kızı istemeye gidiyorlar gitmesine ama kız oğlanı kabul etmiyor. giderken elleri de boş değil halbuki, güzelller güzeli bir avize almışlar. hangi kız babası avizeye hayır diyebilir ki?* neyse efendim kızda şekilcilik gırla olduğundan "oğlanın kulağı kepçe" deyip kabul etmiyor. oğlan ve ailesi şok oluyor tabi. hayır oğlan kız istemede ahtapotun zayıf noktası ve testere balığını anlattı. bu çocuk daha ne yapsın etkilemek için.*
filmdeki benzerlikler muhteşem. oğlanın eniştesi bizim doblocu eniştelere benziyor mesela. hele sofranın kenarındaki o yan yatış.... piknikte mangalı yakıp tutuşmasını bekleyen enişte duruşu ayyyyyynı. * yörüki deformasyon* mu yoksa kafayı mı yiyorum bilmiyorum, sürülerin koşuşturduğu sahnelerde burnuma koyun koktu. umarım yel ile bir yerlerden gelmiştir, yoksa kesin burnum bozuldu.* filmde ilk görünen eşek dedemlerin rahmetli eşeğine benziyordu. o da rahatına düşkündü baya. pekmez için toprak getirmeye gidildiğinde, kuzenim çuvalla toprağı omuzlar dönerdi. bu sırada eşek kuzenimi yularından tutup getirirdi resmen.*
filmde en çok beğendiğim şey ortada dıgıdık dıgıdık diye koşturan o çocuk. hayır beğendim demek az olur, ba-yıl-dımmm. onun olduğu sahneleri birkaç kez geriye alıp tekrar izledim.
çok durağan bir film ama insanın içini ısıtıyor. filmde göçebe hayatın zorlukları çok güzel işlenmiş. ayrıca belirtmeden edemeyeceğim enişteyi pek sevemedim, en nefret ettiğim insan davranışlarına sahip.
ayrıca ateist kaplumbağa abimizin gençliğini de bu film sayesinde görebilirsiniz. ** tospikliği bir kenara, araba sanılmış kendisi ama olsun, çocuktur.* arabalığa dayanamadığından olsa gerek sonlara doğru kaçma girişiminde bulunuyor.
muhteşem güzellikte değil fakat izlenmeye değer. bir şans verin muhakkak.*
not: tulpan lale demek. oğlumuzun yere değnekle çizdiği şekil de lale oluyor. "iyi ki söyledin, biz anlamamıştık özözünedanışır" dediğinizi duyar gibiyim. amaaaaaan be size de iyilik yaramıyor.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
hayalini kuramadığınız hiçbir işe lütfen kalkışmayınız. önce hayalini kurup ardından neler yapmanız gerektiğini planlayınız ve play. *
devamını gör...
ara sıcak
ara sıcakta doyar ana yemeğe geçemem.
direkt ana yemek gelse daha anlamlı benim için.
direkt ana yemek gelse daha anlamlı benim için.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
maalesef daha kötüsü olamaz dediğimiz her şey oluyor. bizler önce hırslanıp sonra kızıp sonra unutuyoruz. en kötüsü de nedir bence: cehalet saflığını kaybetmiştir. çok konuşup boş konuşmak işe yarar hale gelmiştir. aldanmaya müsait. üzgünüm. çok üzgünüm. gelecek için kaygılıyım. daha da üzgünüm sırf bu yüzden.
devamını gör...
kibarlık
"her bir nezaket, kibarlık ve incelikle yapılmış eylem yankılanarak muazzam uzakları ve zamanı aşar ve bu yankıyı başlatan cömert ruhun hiç tanımadığı insanların yaşamlarını etkiler. yankılar halinde yayılan bu nezaket ve incelik her paylaşıldığında büyüyerek uzun zaman sonra ulaşacağı hedefine vardığında nefsinden arınmış bir cesaret örneğine dönüşür"
- dean koontz
kibarlık aslında çok önemlidir ama günümüzde kibarlık yapınca, kibar bir insan olunca sizi zayıf görüyorlar. ama zayıflığın bununla hiçbir ilgisi yok. yine de varsın zayıf zannetsinler olabildiğince kibar ve nazik olmaya devam.
- dean koontz
kibarlık aslında çok önemlidir ama günümüzde kibarlık yapınca, kibar bir insan olunca sizi zayıf görüyorlar. ama zayıflığın bununla hiçbir ilgisi yok. yine de varsın zayıf zannetsinler olabildiğince kibar ve nazik olmaya devam.
devamını gör...
takipçilerini görememek
iki takipçim var ve kim olduklarını, ne yaptıklarını, nereye varmak istediklerini bilmiyorum. çözülmesi elzem sorunsal.
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
birbirlerini tanımayan 30 yaş üstü amcaların(!) ve teyzelerin(!) birlikte gayet güzel ve eğlenceli zaman geçirebildiklerini, varilden bozma bir mekan masasında ayakta dikilip, bir kunduz gibi kısık gözlerle 5-10 dakika uzaktan sessizce gözlemlediğim zirvedir.
işte tam da bu yüzden öncelikle bu zirveyi organize eden, yetmezmiş gibi bi’de “zuhal topal’le izdivaç” titizliğinde yaka kartları hazırlayan ekibe; sonralıkla da bu zirvenin tüm katılımcılarına teşekkür ediyorum.
yoldaş benjamin franklin bu kısım sana:
yapılmasını hayal ettiğim, “normal sözlük 1. yaş günü partisi”nde daha kalabalık bir katılım ile, sendikasıyla hareket edip tüm haklarını patrona kabul ettirmiş işçiler misali çılgınlar gibi halay çekeceğimiz günü pusuda bekliyor olacağım…
işte tam da bu yüzden öncelikle bu zirveyi organize eden, yetmezmiş gibi bi’de “zuhal topal’le izdivaç” titizliğinde yaka kartları hazırlayan ekibe; sonralıkla da bu zirvenin tüm katılımcılarına teşekkür ediyorum.
yoldaş benjamin franklin bu kısım sana:
yapılmasını hayal ettiğim, “normal sözlük 1. yaş günü partisi”nde daha kalabalık bir katılım ile, sendikasıyla hareket edip tüm haklarını patrona kabul ettirmiş işçiler misali çılgınlar gibi halay çekeceğimiz günü pusuda bekliyor olacağım…
devamını gör...
gayretulrock
#1104573 no'lu tanımımdaki şakamdan yola çıkarak, belki ileride bir gün ( olur da şeriat meriat gelirse, karşı devrim olursa falan yani) tüm devrimci, anarşist, gızıl gomonis duygularımdan sıyrılıp; hayata geçirmek üzere rafa kaldırdığım bir alternatif islami rock grubu projesidir...
albüm içeriğini oluştururken best ilahileri ve yunus emre şiirlerinin coverlanması olarak düzenlemeyi tahayyül ediyorum. hatta örnek olarak albümde kullanılacak eserler aşağıdaki gibi olabilir:
gayretulrock - (bkz: ene'l-hakk)
gayretulrock - (bkz: mesnevi'den ders aldım)(brutal)
gayretulrock - (bkz: gel gör beni aşk neyledi)
gayretulrock - (bkz: ay doğdu üzerimize)
gayretulrock - (bkz: sordum sarı çiçeğe)
gayretulrock - (bkz: mesnevi'den ders aldım) (akustik)
gayretulrock - (bkz: hayyam'ın nefesi)
ayrıca, albümün en dikkat çekici ve tepki toplayacak eserinin (bkz: ene'l-hakk) olacağını öngörmekteyim. hatta o kadar sert bir eser olacak ki, bu eserden ötürü konserlerimiz yasaklanabilir, albümlerimiz toplatılabilir, grup üyeleri eş zamanlı bir şafak baskınıyla evlerinden toplanarak hapse bile atılabilir.
işte o zaman siz sevgili dinleyicilerimizin kıymetli desteklerine ihtiyacımız olacak.
o zaman alanlara atıp kendinizi; ''gayretulrock'a dokundular'' diye güzel bir sloganla isyan bile edebilirsiniz. işte bu kadar güzel bir rock grubu ismim var. değerlendirmek isteyen tüm yazar dostlarım için açık çağrımdır...
respect editi: #1104573 şakamdan hareketle beni bu başlığı açmaya teşvik eden kıymetli yazar dostumuz davul bile dengi dingi dong 'a şükranlarımı sunuyor, kendisine daha şimdiden bir adet imzalı albüm ve ilk konser için vip bilet hediye edeceğimi açıklamayı da bir borç biliyorum.
albüm içeriğini oluştururken best ilahileri ve yunus emre şiirlerinin coverlanması olarak düzenlemeyi tahayyül ediyorum. hatta örnek olarak albümde kullanılacak eserler aşağıdaki gibi olabilir:
gayretulrock - (bkz: ene'l-hakk)
gayretulrock - (bkz: mesnevi'den ders aldım)(brutal)
gayretulrock - (bkz: gel gör beni aşk neyledi)
gayretulrock - (bkz: ay doğdu üzerimize)
gayretulrock - (bkz: sordum sarı çiçeğe)
gayretulrock - (bkz: mesnevi'den ders aldım) (akustik)
gayretulrock - (bkz: hayyam'ın nefesi)
ayrıca, albümün en dikkat çekici ve tepki toplayacak eserinin (bkz: ene'l-hakk) olacağını öngörmekteyim. hatta o kadar sert bir eser olacak ki, bu eserden ötürü konserlerimiz yasaklanabilir, albümlerimiz toplatılabilir, grup üyeleri eş zamanlı bir şafak baskınıyla evlerinden toplanarak hapse bile atılabilir.
işte o zaman siz sevgili dinleyicilerimizin kıymetli desteklerine ihtiyacımız olacak.
o zaman alanlara atıp kendinizi; ''gayretulrock'a dokundular'' diye güzel bir sloganla isyan bile edebilirsiniz. işte bu kadar güzel bir rock grubu ismim var. değerlendirmek isteyen tüm yazar dostlarım için açık çağrımdır...
respect editi: #1104573 şakamdan hareketle beni bu başlığı açmaya teşvik eden kıymetli yazar dostumuz davul bile dengi dingi dong 'a şükranlarımı sunuyor, kendisine daha şimdiden bir adet imzalı albüm ve ilk konser için vip bilet hediye edeceğimi açıklamayı da bir borç biliyorum.
devamını gör...
kar öncesi yağmur
okulları tatil ettirtmeyen yağmurdu bu. beklenirdi kar yağsın tutsun, okullar da tatil olsun. ama hep bu yağmur yüzünden karlar tutmaz, okullar tatil olmazdı
devamını gör...


