koşarak uzaklaşılması gereken insan tipidir. her ne kadar günümüzde böyle olmasa da kişi bir topluluğun tamamını temsil etmez. bir şahsa bakarak bir topluluğu yargılamaksa zeka geriliğidir.(ama o x topluluğunun adini kötülüyor diyenler için)

evet savunmaları 'topluluğun adına leke sürüyor' olan bu insanlar, dinin ve dini gerekliliklerin sadece kişiyle tanrı arasında olduğunu kavrayamıyor ve insanları çirkin, haddi olmayan kalıplara sokuyor.
örn : açık olup namaz kılan kız
örn: kapalı olup bilek boy pantolon giyen kız

dini gerekliliklerin ne kadarına uyup ne kadarına uymayacağı kişiye kalmıştır ve kimseyi ilgilendirmez.
devamını gör...

sağlam kış olmuştu her yer buz. eskişehir köprübaşında yürürken ayağım kaydı yere düştüm, ben düşersem en çok ben gülerim, kalktım iki adım atım yine düştüm. bu sefer biraz oturdum yerde kendimi toparladım. tamam dedim hadi, tutundum bir yere kalktım küçük adımlarla gidiyorum, sen nasıl bir ayakkabısın, üçüncü kez tekrar düştüm. bu sefer daha hızlı kalktım, yola ve ayakkabıya söverken o sinirle biraz hızlanmışım sanırım, bu sefer daha artistlik düştüm. kafamı bir kaldırdım bütün insanlık durmuş beni izliyor. birisi koluma girdi, beni güvenli bir yere götürdü. uzun bir süre hareket edemedim.
devamını gör...

bunu türkiye'de oylasalar kabul edecek bir kesim var. evet şaka gibi ama var. insanlardan tiskinme sebebim tam olarak bu.
devamını gör...

içlerinden ancak bir ikisini duyduğum, allah'tan çevremde maruz kalmadığım* ama üzülerek belirtmek isterim ki anlamsız ve sevimsiz bulduğum kelimelere yenilerini eklememe sebep olan başlıktır.

kötü kelimeler kullanarak güzel bir şey anlatmak mümkün değil. hem neden bizim dilimiz derya denizken böyle kelimelere hapsediyor insanlar kendilerini? tüketim toplumu olduk tamam ama bu kadar mı tükettik her şeyimizi?

sevgili z kuşağımızı güzel türkçemizi daha çok kullanmaya teşvik etmek gerekiyor sanırım.
devamını gör...

bu kelimeyi çekirdek aile içerisinde erkek kardeşin eşine, sülaleye yaymamız durumunda dayı-amca eşlerine hatta daha büyük ailelerde kuzenlerin eşlerine yenge dendiğini görürüz. eski türkçe de "yanga"'dan gelir. muhtemeldir ki eski türkler de yanga kelimesi düğünlerde evlenen kızın rehberdarı olan kadınlar için kullanılıyordu. tabii burada şuna dikkat etmek gerekiyor; bu kelimenin birden fazla anlamı vardır yada olabilir. benim kendi çapımda yaptığım araştırmaya göre bu yanga kelimesi bugün bizim düğünlerde "sadıç" adı verdiğimiz erkeklerin yardımcısı rolünü üstlenen erkeklerin tam tersidir. yani kadının yardımcısıdır. buna da eskiden yanga denirdi. elbette günümüze kadar evrilmesinde şunu diyebiliriz, anlam ve kullanım bakımından köklü değişiklik olmuştur, günümüze kadar nasıl evrildiği hakkında bilgileri tam derleyemedim.

ama farklı bir anlam olarak şunu da ekleyebiliriz; yanga kelimesi evrilirken yenge anlamına günümüz türkçesinde değil de daha eski türkçe de kavuşmuştur. yani eskiden yanga yerine yenge denmeye başlanmıştı. peki ne anlamda kullanılıyordu? yenge, aileye sonradan katılan ve akrabalık bağı bulunmayan kişilere denmeye başlamıştı. bugün yanga yenge olarak kullanılırken köklü değişiklik olmuştur demiştim ama aynı şeyi eskiden kullanılan yenge kelimesine diyemeyiz çünkü günümüzde ki ile neredeyse aynı, bir kaç değişiklik dışında.


kısaca yenge yanga'dan gelmekte olup eski türkçe de sadıçın kadın versiyonuydu. daha sonra yenge olup akrabalık bağı bulunmayan gelinlere kullanılmıştır. günümüz de ise neredeyse aynı anlamda kullanılır.
devamını gör...

ekşi'yi bırakmamın en büyük sebebi yazdığım yazıların diğer bomboş entry'ler arasında kaybolması, okunmaması idi. emek emek yazdığım entry'ler sol frame'de 1 dakika bile gözükmüyor, okunmuyor başlıkta kaybolup gidiyor diye üzülüyordum. çöpe altın atsan kıymetini kim bilecek?

o yüzden ekşi'yi bıraktım. burada yazmayı sevmemin sebeplerinden biri yazdığım şeylerin az ya da çok okunabiliyor olması. haftalar önce yazdığım tanımlara oylamalar geliyor, uzun uzun yazdığım tanımlar en azından akışta bir süre kalıyor. tanımları okurken çoğu zaman "bu ne ya resmen yazmış olmak için yazmış" demiyorum. girilen tanım sayısı alt tarafı bir sayı. çok isteyen ekşi'ye gidebilir. çok kasmayın 100 liraya yazarlık satıyorlar.

(sen kimsin de ekşi'yi gömüyorsun diyecekler gelmeden 2006 yılından beri kayıtlı okurum. 8 sene kadar yazardım. 2 binden fazla entry'm var.)
devamını gör...

konu döndü dolaştı yine bana geldi diyordur (bkz: yoldaş benjamin franklin)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kitap.

istisnasız bütün devrimlerin temelinde yatan, onlara yol gösteren şeydir kitap.

ve her devrim girişimi, muktedir gücün nezdinde suçtur. ve her devrimin temelinde kütüphaneler vardır.

birçok savaşın sonunda; savaşı kazanan tarafın, ele geçirdiği topraklarda kütüphaneleri yok etmesi, muktedir güç açısından, kitapların ne denli tehlikeli olduğunun kanıtı değil midir?

kitaplar; bazen ruhu öldürür, bazen de diriltir. sizi öldürebilen ve diriltebilen şey, güçlü bir silahtır.

alttaki tanım editi: arkadaşımız farklı bir kullanım metodu paylaşmış. böyle bir yaklaşım da söz konusu. ancak biz john wick değiliz.
devamını gör...

az birazcık yabani olduğunuzun göstergesi olabilse de gereksiz saçma sapan muhabbetlerle vaktinizi ve enerjinizi harcamanızı önleyeceği için mantıklı olandır. sevdiğiniz ve samimi olduğunuz bir insansa buna zaten tanıdık demeyiz. ama onun dışındakilerle karşılaştığımda selam vermek istememeyi geçtim otomatik olarak kafamı çeviriyor, gerekirse yolumu değiştiriyorum. çünkü genelde muhabbet şöyle ilerliyor:
-aa naber ya nasıl gidiyor napıyosun burda... bi ara görüşelim mutlaka
-aynen aynen görüşelim
asla görüşmeyeceğinizi iki tarafın da bilmesine rağmen söylemekten vazgeçmemesi.. hayır bi de banane yani senin hayatının nasıl gittiğinden, burada ne yaptığından. merak etmiyorum ki. ya da sanane benim burada ne işim olduğundan. samimiyetsiz. gereksiz. o yüzden sonuna kadar böyle devam.
devamını gör...

(bkz: cevabı belli olan sorular)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

elma çayını sevmesi,harika görünen saçları.
devamını gör...


narsisizm bağlantılı olduğu düşünülen love bombing’in türkçe karşılığı aşk bombardımanıdır. hayatınıza yeni giren kişiyle aranızda çok güçlü bir tutku yakalamanız, ilgi görmeniz ve ardından sevgi yoğunluğunun bir anda bitip ilişkinin sonlanması anlamına gelmektedir.

daha çok sorunun sizde olduğuna ve başarısız olduğunuz kanaatine vardıran kişi aşkınızın bir nevi katilidir. love bombing olduğu nasıl anlaşılır diyorsanız, ilişkinin başlangıcına ve gidişatına dikkat edin.

başlangıçta her şey bir rüya gibidir, hayatınızın en güzel en değerli anlarını yaşıyor, onun size sırılsıklam aşık olduğunu düşünüyorsunuz. öyle ki elinizi sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor, ayağınıza hediyeler seriyor ve her günü aşk dolu geçirmenize sebep oluyor. egonuza oynayarak bir nevi sizde uyuşturucu etkisi yapıyor.

ayağınızı yerden kesen bu kişi sizi fark etmeden manipüle ederken, çevrenizde gerçek dışı bir illüzyon yaratıyor. siz tam bu anların tadını çıkarmaya başladığınız anda her şey bir anda biterek, rüya sona eriyor. ilişkiniz en güzel şekilde başlarken nasıl bittiğini bir türlü anlayamıyor ve kendinizi suçluyorsunuz.

yeni başlayan ilişkinizde love bombing’in olup olmadığını ve dikkatli olmanızı gerektiren belirtiler ise şöyledir:

• sizi sebepli sebepsiz hediyelere boğması
• her an ve her dakika arama ve mesaj yağmuruna tutması
• sadece sizin değerli diğer insanların ise değersizmiş gibi hissetmenize neden olması
• her yaptığınızı takdir etmesi
• aşırı korumacı ve kıskanç olması
• sürekli sizi övmeye çalışıp iltifat etmesi
devamını gör...

o kadınsa ben neyim?
türk sinemasının tartışmasız en güzel kadını...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şahsımdır.

yakını görebiliyorum. ama uzak flu görülüyor. bigün karşıdan babam geliyormuş . tip tip bakıyor biri ben de uyuz oldum ne bakıyor bu diye. sonra iyice yaklaştık. babammış . yine de gözlük takmıyorum.

yaş 30
devamını gör...

bence ''sil baştan'' şarkısıdır.


tanım: şebnem ferah'ın en sevdiğimiz şarkısını paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

2019 yılında yayınlanan 90 bpm albümüdür. bütün bir albümdür ve albüm hikaye anlatımı yapar. farklı ve lezzetli bir albüm.

albüm 15 şarkıdan oluşuyor. 15 şarkı tek bir şarkı gibi hissediyoruz. bir arabanın içinde radyo açılıyor ve albüm ortaya çıkıyor. şarkıların başında ve sonunda diyaloglar ve skitler bulunuyor. şarkıları dinlememizi ve albümün konseptini anlamamızı kolaylaştırıyor. uzun süredir rap dinleyen birisi olarak bu albümü beğenmiştim ama çok beklettikleri için bir burukluk hissetmiştim. albümün çıkış sürecinde sürekli tarih verildi ve sürekli ertelendi. tabii bu kadar kalabalık bir albüm yapmak kolay değildir anlıyorum ama tarih vermek kötü bir seçenekti.

bir önceki tanımımda belirttiğim gibi tam bir yol albümüdür benim için. bu albümü ve diğer albümümü yanıma alırım yolda sindire sindire dinlerim. diğer albüm için (bkz: bütün ayazların ortasında)
bence bu albüm yolda yürürken veya yalnızken dinlenebilecek bir albüm. herkese hitap etmiyor.
albüm boom bap tarzında bir albüm olmasına rağmen güncelliğini koruyor. sanatçılar güncel flowlar yapıyorlar kendilerini geliştirdiklerini ve değişimi yakaladıklarını belli ediyorlar. çizgilerinin dışına çıkmadan beatin üstünde dans ediyorlar. albümde en fazla sıyrılan isim bence kayra. hem bu konsepte olan yatkınlığı hem de bu beatleri çok sevmesi onun için bir avantaj olmuş. ayrıca da poet ve savai de çok iyilerdi.

tabii böyle bir albüm olunca insan ister istemez bir kıyaslama yapıyor. grubun bir diğer albümü "kötülük bizim işimiz" daha iyi bir albümdü. şahsi fikrim o albümün daha doyurucu oluşuydu. her şeye rağmen 90 bpm albümü ve belirli bir seviyenin üstünde. güzel beatler sağlam rapçiler albümün içinde bulunuyor. tavsiye ederim.

albümde 90 bpm grubu dışında başarılı isimler var. ağaçkakan, kamufle, idil meşe, da proff, kutay soyocak albümde gruba eşlik ediyor.

albümün şarkı listesini aşağı yazacağım.

1- ne olacaksa olsun
2- kötüler
3- 4 silahlı adam
4-yalan
5-bekle, iste, yap
6- hatıra müzesi
7- beygir ali
8- ışıkların altında
9-umut var feat da proff
10- çıplak vatandaş feat kamufle
11-tekdüze feat ağaçkakan
12-ambulans feat kutay soyocak
13-simsiyah feat idil meşe
14 şehir
15- en son ne zaman

albümün toplam süresi 1 saat 15 dakika. en sevdiğim şarkılar. ne olacaksa olsun, kötüler, 4 silahlı adam, hatıra müzesi, beygir ali, çıplak vatandaş.
ayrıca albümün kapak çalışmasını başarılı buldum ve albümle uyumlu bir kapak tasarımıydı. umarım grup olarak yeni albüm yaparlar ve bu tarz albümlere tekrar kavuşuruz.
devamını gör...

bir erkek olarak hayali bile kötü geliyor.
şantiye şefimiz, 3. çocuğunun (diğer ikisi de erkek) cinsiyetini (erkek) öğrendiği gün telefonda konuşurken şöyle demişti;
-lan buda erkekmiş, ev hayvanat bahçesine döndü alümünyum... (çok üzgündü)
devamını gör...

(bkz: itibardan tasarruf olmaz) diyenlerin ve (bkz: bebeğin donundan medet ummak) gafletine düşenlerin katili olduğu öğrencidir dilek özçelik.

bu lafları da yardım istediği, derdini anlattığı dönemin çevre ve şehircilik bakanı erdoğan bayraktar'ın kendisine para vermesi üzerine söylemiştir.

oysaki dilek sadece yaşamak istemişti.

sadece sağlığına kavuşmak istemişti.

sadece derdini anlatmak ve sesini duyurmak istemişti.

onlar ne yaptı:

dilek ablanın eline 50-100 lira tutuşturup milyonları cebe indirdiler.

itibardan tasarruf olmaz deyip saraylar, villalar yaptılar.
devamını gör...

düşünsenize her şeyi konuşuyorsunuz, ağzınızda bakla ıslanmıyor, her şeye muhalefetsiniz, ortalarda küçük bir arabaya milyonlar biçebilirsiniz, sövebilirsiniz olur olmadık. sevmediğiniz birini görüp 'senin babanı da sevmezdim' diyebilirsiniz. bakkallara, ezcalara paldır küldür dalıp avanakça gülebilirsiniz... derdiniz, derdinizi bilmemek mesela... amaaaan allahııım
devamını gör...

başıma bir şey gelmicekse eğer ben beğenmedim. kendimi telefonu yeni keşfetmiş yaşlılar gibi hissediyorum.

edit: bu bildirim işareti niye gitmiyor? bende mi sorun var..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim