arada yaşadığım durum.
okuyup beğeniyorum e haliyle profillerine girmek istiyorum bi bakıyorum italikle yazılmış o malum yazılar..

mezar taşlarına bakıyormuş hissiyatı veriyor..

olur da bir gün uçurulursak/gidersek bu da burada dursun, mezar taşımızı kendimiz dikmiş olalım. *
devamını gör...

henüz hastalığa yakalanmamış kişilerin belirli bir etkenle karşılaşma durumlarına göre hastalığa yakalanma sıklığının belirlendiği çalışmalardır.
büyük bir ekip çalışması gerektiren, çok ayrıntılı bir araştırma türüdür.
hastalıkların nedenlerini, risk faktörlerini belirlemek için en güvenilir gözlemsel araştırma yöntemidir.
bu araştırma yöntemiyle insidans hesaplaması yapılır.
rölatif risk ve atfedilen riskler de bu araştırma yönteminde hesaplanan diğer durumlardır.
devamını gör...

kafa sözlük polisleri izin vermez böyle şeylere.
devamını gör...

oluk oluk mizah akıtan karikatürist. favorilerimden bir tane. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: lucifer) bu adamla küvete uzanıp şarap içerken troll hikayeleri dinlemek istiyorum.
beyninin içine girip neler döndüğünü görmek istiyorum.
ben lucifer ile tanışmak değil derisine nüfuz etmek istiyorum.
devamını gör...

oklofobi, enoklofobi, veya demofobi en basit tanımıyla sosyalleşme ve kalabalığa karşı oluşan korku durumu olmakla beraber ağır vakalarda paralize olma, öfke nöbeti, ağlama, aşırı terleme, üşüme, kekeleme gözlenebilmektedir. bu fobinin altında genelde kalabalık içinde ezilme, hastalık kapma, kaybolma, kendini değersiz görme gibi düşünce ve varsayımlar yatmaktadır.
devamını gör...

yüz yıl önce şairin serzenişte bulunduğu ve hala süregelmekte olan bir mahşerin tanımıdır. manzumede şair tarih ve tanrı ile hesaplaşma içine girer.
tarih-i kadîm, eski tarih anlamından çok dünyanın ve insanlığın varolduğu günden beri süregelen süreç olarak tanımlanmıştır.
etimle kemiğimle insan olmaktan nefret ettiğim bu yüzyılda daha çok alt başlık eklemek isterdim. pedofili gibi , insan öldürülmesi gibi (hem de savaşları ya da dini bile alet etmeden sırf vahşet için). uzunca bir metin ama kesinlikle okunmalıdır insan hayatında, en azından bir kez .


tarihi kadim

işte, der, insanoğlunun geçmiş hayatı bu.
ve başlar bize maval okumaya.
ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
bakarsın gelecek günlerin farkı yok geçen geceden.
senin tarih dediğin işte budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
başı geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.

ben hiç tiksinmem ondan,
karşıma alırım onu arada bir,
anlat bakalım, derim, şu eskilerden.
bir parça feylesofa benzer o,
bir parça sırtlana benzer,
berbat suratıyla da bir hortlağa.
yoklar mezarını unutulmuş gecelerin,
başlar paslı, boğuk bir sesle
bir bir bana anlatmaya,
sırasıyle, ne olmuş ne bitmişse:
hep yıkım üstüne yıkım,
acı üstüne acı!
ne vakit geçse anlı şanlı bir ordu,
çöküverir ağır gölgesi bir bulutun,
kanlar yağar dört bir yana.
en başta bir kanlı bayrak.
kanlı bir taç gelir arkasından.
sonra araçlar sökün eder kan içinde:
balta, topuz, yay, kılıç, mızrak,
mancınık, top, tüfek, sapan.
arada, kanlı komutanlar ve savaş birlikleri.
en son alay alay esirler geçer.
yenen bir kişiye yenilen on kişi,
çiğneyen haklı, yiğnenen hapı yuttu.
yıkımlara, acılara alkış tut,
yüksekten bakanlar önünde eğil,
insafla birdir aşşağılık ve namussuzluk,
doğruluk lafta, yürekte değil,
iyilik ayaklarda, kötülük kucaklarda.
bir gerçek var, tek bir gerçek:
eli kolu bağlayan zincir.
bir tek şey var sözü geçen: yumruk.
hak güçlünün, kötünün yanı.
uzun lafın kısası:
ezmeyen ezilir!
nerde bir şeref var, iğreti.
nerde bir mutluluk var, yama.
bir şeyin ne başına inan ne sonuna.
din şehit ister, gökyüzü kurban.
her yanda durmadan kan akacak,
durmadan her yanda kan!

işte böyle inler, sayıklar o,
anlatır insanoğlunun bu belalı ömrü
ne yolda, nasıl sürdüğünü.
bakarım iskeletin kanlar köpürür dişlek ağzında.
duyarım sesinin titreyen kuyusunda
yankısını korkunç bir iniltinin,
ben de başlarım birdenbire titremeye,
toprak da tiksintiyle titremiş gibi gelir bana.
savaşın gürültüsü, patırtısı, indir artık
indir bu acıklı sahnenin perdesini!
dinsin sonu gelmeyen bu karışıklık!
sen de, gelenekçi iskelet,
yazdığın kara yazılara bir son ver,
aydınlığa susadık biz, aydınlığa susadık.
uzun karanlıklar içinde uyumak isteyen mi var?
bizden iyi geceler onlara,
bizden onlara iyi uykular!
kimsin, ey gölge, kendinden geçmiş,
koşuyorsun karanlıklara doğru?
kanla oynamış gibisin,
kırmış geçirmişsin insanoğlunu.
sen buna kahramanlık mı dedin?
onun kökü kan ve hayvanlık be?
şehirler çiğne, ordular dağıt,
kes, kopar, kır, sürükle,
ez, vur, yak ve yık.
yalvarmalara yakarmalara boş ver,
gözyaşlarına iniltilere aldırma.
ölümle, acıyla doldur geçtiğin yeri,
ne ekin ko, ne ot ko, ne yosun.
sönsün evler, sürünsün insanlar orda burda,
kalmasın alt üst olmayan hiçbir yer,
mezar taşına dönsün her ocak,
damlar çöksün yetimlerin başına.
bu ne alçaklık böyle bu ne namussuzluk!
hey bana bak, başbuğ musun ne?
yerin dibine bat, cakanla gösterişinle!
her başarı bir yıkım bir mezarlık,
işte bir yavrucak yatıyor şurda,
ey cihangir, onu gör de utan!
devril, bağımsızlığın eskimiş tahtı, devril,
nice acılar verdin bütün insanlara,
inim inim inlettin bütün insanları.
parçalan, kararmış tac, tuz buz ol,
hep senin yüzünden yoksulluğu insanların.
göz yaşından incilerin nerde hani?
nasıl da yosun tutmuşlar, bi görsen!
eski çağlar nasıl kanmış size?
ey kan içen kargalar,
bütün karanlıklar sizinle dolu!
artık yeter fikri susturduğunuz,
yerini hiç bir şey tutamaz bu dünyada
zincirsiz, kelepçesiz yaşamanın.
hadi gidin tarih korusun sizi,
-haydutlara en iyi sığınaktır gece-,
gidin, yok olun siz de o mezarlıkta.
işte müjdelerin en güzeli,
işte en gerçek özgürlük
düşümüzdeki gelecek çağlarda:
ne savaş, ne savaşan, ne salgın,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakınma, ne de zulmün kahrı,
ne tapılan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!

ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek o zaman,
kimse bilmeyecek senin sayıp döktüklerini,
savaş ne, karışıklık ne, zafer ne, anlaşma ne?
belki duyulmadık bir öykü,
belki korkunç bir masal.
çok sürmez köhne kitap,
fikri gömen sayfaların
bugün olmazsa yarın yırtılacak.
ama kim yapacak dersin bu işi?
bu öyle büyük, öyle kocaman bir devrim ki,
hangi güç kalkar, ben yaparım der?
yerlerin ve göklerin sahibi mi?
tamam, işte oldu şimdi!
yeri göğü elinde tutan o kibirli,
o somurtkan ve dokunulmaz.
bütün bu kavgalar onun yüzünden değil mi?
gökyüzü, sen söyle,
yüzyıllarca sel gibi akan su,
- şimdi esrik bir ağzın türküsü,
kuru sesi zindandaki bir adamın,
iç açan bir söz ya da yakan bir söz şimdi,
bir geniş "oh! ", bir derin "eyvah! ",
bir yakarış, bir övgü,
şimdi tüy gibi bir rüzgar,
şimdi ağzın bir kasırga.
dokunaklı bir yakınma şimdi,
sabredemeyen bir başa kakma,
bir titreme, bir çan sesi,
bir savaş davulunun gümbürtüsü,
için için ağlamasi çaresizliğin,
kahrın iyilikbilir kişnemesi,
bir söylev, apaçık, gürül gürül,
şimdi utangaç ve hasta bir yalvarış,
bir rahatlık bir iç sıkıntısı,
şimdi korkunç bir haykırma -
bütün bu karman çorman gürültü patırtıyla
inleyen boş kubbe, sen söyle!
sen ki her sesi yankılayansın,
söyle, bu bir sürü boş çabalama içinde,
daha yukarlardaki şu tanrı katına
hangi sesin yankısı varabilmiş ki?
hangi dua kabul olmuş bugüne dek?
binlerim seni, göklerin tanrısı,
din ulularından dinlerim seni:
"ne benzer var, ne noksanı,
canlı ve ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve yüce.
odur veren yiyeceği içeceği,
düşleri gerçek yapan o,
bilen, haberi olan, kahreden ve öç alan,
açık, kapalı her şeyi duyan ve anlayan,
el uzatan yoksullara ve çaresizlere,
her zaman her yerde bulunan ve her yeri gören..."
seni böyle övüp duruyorlar işte.
oysa senin en üstün özelliğin ne,
"ortaksız" oluşun değil mi?
kaç ortağın var şu bataklıkta, bir bak.
topu ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve kahreden.
ve topu ortaksız ve tek.
ve topunun buyruğu yasağı ve saltanatı var,
ve topunun yukarlarda bir gökyüzü.
bütün ordan gelir yüreğe doğan.
topunun güneşi, ayı, yıldızları var,
ve topunun görünmez bir tanrısı.
topunun adanan bir cenneti var,
ve topunun bir varlığı, bir yokluğu,
ve topunun saygıdeğer bir peygamberi.
ve topunun cennetinde körpecik güzel kızlar yaşar.
ve topunun cehenneminde birer lokmadır insancıklar.
tanrılar ne derse onu yapacak halk,
sabırla ve kahırla olacak iki büklüm.
ama tanrılar ne derse onu yapacak.

inanasım gelmiyor bunların hiçbirine.
"ne bileyim? " diyor kime sorsam.
hepsi bir kuruntu mu bunların yoksa?
belki aldanmak yaşamanın bir gereği.
belki de hepsi de doğrudur, kim bilir,
belki ben hiç bir şeyin farkında değilim,
karıştırmaktayım "yok" la "var" ı.
kusurum ne? kuşkuda olmak mı?
kuşku koşmaktır aydınlıklara doğru.
insan aklıdır eninde sonunda gerçeği bulacak olan.
belki de yok olacağız bir gün topumuz birden.
kimbilir, öbür dünya belki de var.
madem bu beden o ölümsüzün işi,
ne diye kıvranır durur bin türlü dert içinde?
hadi diyelim aslımız toprak bizim,
sen gel onu kederden bir çamur yap.
- her yeri kanla, göz yaşıyla dolu -
insaf be, bu kadarı da olur mu?
sen gel hem yoktan var et,
sonra da ettiğini boz, kötüle.
hiç bir yaradandan ummam bunu:
yaradan yok eder, ama perişan etmez!

en zorlu düşmanın işte, tanrı,
boğmak ister seni ulu katında,
çok iyi tanırsın sen o yılanı,
onun kızgın zehrinden bir vakitler bize
bir tadımlık vermiştin hani.
kuşku! en zalim en güçlü düşman.
bunu ya bildin ya koydun kafamıza,
ya da bilemedin işin nereye varacağını.
"şeytanlık, düzen, sapıklık" denen şey var ya,
bugün yerinden yurdundan edecek seni o.
tapınağında ışıklarını söndürüyor,
elleriyle parçalıyor heykelini.
sense, iler tutar yerin kalmamış,
göçüp gidiyorsun olanca gücünle.
burçlarında yıkılmalar falan hani?
nerde hani gümbürtüsü yıldırımlarının?
o kızgın soluğun hani nerde?
ne cehennemlerinde bir kaynama var?
ne büyük acını gören bir göz.
ne de kulaklarda dokunaklı bir çınlama.
oysa bir ufak parçası kopsa insanın,
bir sızlanma olur, duyulur bir ağlaşma.
sen yeryüzü ve gökyüzü'nle göç gir de,
bir inilti bile duyulmasın ortalıkta.
tam tersi, kahkahadan geçilmiyor.
zaten yalana ağlasa ağlasa,
bir ikiyüzlüler ağlar,
bir de ahmaklar.

t. f.

en sevdiğimdir.
devamını gör...

johann wolfgang von goethe tarafından yazılan tiyatro oyunu. goethe’nin bütün eserlerinin birleşimi olarak kabul edilir. eserin yazımı neredeyse bir ömür sürmüştür. bir başyapıttır.

eserin konusu şok eski bir hikayeye dayanır. goethe'den önce birçok yazar tarafından defalarca işlenmiş bir konu olan faust, daha önce de bir ingiliz yazarı olan christopher marlowe tarafından 1564-1593 yılları arasında doktor faustus adıyla işlenmiştir.


oyunun baş kahramanı faust, felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir. tanrı'dan faust'u doğru yoldan çıkarmak için izin isteyen mefistofeles,onun bunalımlar içinde olduğu bir gece karşısına çıkar ve faust'a dünya hazlarını vadeder.bir iddiaya girerler. mefistofeles, onun bilgi hastalığından kalbini kurtaracak, yaşatacağı en güzel hazlar karşısında faust "dur ey zaman, ne güzelsin!" diyecek olursa iddiayı mefistofeles kazanmış olacaktır. mefistofeles, faust'u gençleştirir ve ona aşk duygusunu tattırır. faust, bu duyguyu sadece gretchen adlı genç bir kızdan çok ötede helene idealine kadar hissedecek, ama her şeye karşın mefistofeles'e beklediği cevabı vermemekte direnecek ve mefistofeles iddaayı kaybedecektir.



gustaf gründgens’in mefistoyu canlandırdığı 1960 yapımı film almancanın diyalektiğine muhteşem bir örnektir.


“her zaman kötülüğü isteyen ve her zaman iyiliği yaratan büyük gücün bir parçası”
devamını gör...

yazarlarımızdan gelen olumlu geri dönüşler sonucu kafa caps projesini daha sistematik hale getirmeye karar verdim. teminat olması adına bu cumartesi gününü de boş geçmedim. işte bu haftanın diğer kurban ve konu başlıkları:
meja
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

cinsiyetçi başlıklar problemi
buradan sevgili marikaki'ye selamlarımı gönderiyorum. bu caps ile kendisinin #587297 no'lu tanımının benzeşmesi güzel bir tesadüf olmuş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kafa sözlük'te son dönemlerdeki tanım kalitesi sorunsalı
sevgili heady meme formatında da bir şeyler istemişti, onu da kırmayayım dedim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

haftaya görüşmek üzere.*
devamını gör...

cahil cühela beyanidir. paganizme aykiri bir tanri tasavvurunu savundugu icin olume mahkum edilen sokrates'i seytanin peygamberi, sapitmis filozof ilan etmek cehalettir, yettiniz artik ya.
devamını gör...

çingene pembesi de denilen fosforlu tonda göz alıcı bir pembe tonu.
devamını gör...

beyefendiye göre teğet geçmekte olan kriz.

halka göre içimizden geçmektedir.

en karlı çıkan bankalar, göbeğini kaşıyan pavyoncu esnafı rolünde adamlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ilk kez sarma sardım, yin mi?
devamını gör...

bazen kapağında 5. sınıf fotom ve altında bu günlüğü izinsiz okumayın yazılı günlüğümu üzerinden 10 sene geçmesine rağmen açar okur, şimdiki halimden de notlar alarak o küçük halime duygulanıp aglarim. sanki beraber oturmusuz ben okuyorum o küçük kiz beni dinliyor. hemen yanı basimda beni izliyor. her sayfada o küçük beni tekrar tekrar severim. yazdığım bazı cümlelerde gerçekten kocaman olmama rağmen hala çocuk gibi ağlarım. muhtemelen bir 10 sene sonra da o küçük benle birlikte oturup o günlüğü gözlerim dolu dolu okuyacagim. değişik bir terapi.
devamını gör...

süper ötesi bir etkinlik. sonuna kadar destekliyorum.*
devamını gör...

iş görüşmelerinde "umut bağlamayın" demenin kibarcası.
devamını gör...

eski düğüncülerden kim kaldı beeee.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ingilizce sınavında arkadaşıma kopya vermiştim. ben 96 aldım o 24 aldı. meğer kitapçık varmış...
devamını gör...

duyuyordur. duyduklarını duyurmak istiyordur. şiiri sadece sözcüklerde değil yaşamın içinde duyuyordur. ve bunu başka nasıl anlatabilir ki? bir filmde, bir şarkıda, bir gülümsemede, bir çocuğun göz yaşında, bir kelimede bazen.

mihály vig - valuska



ben burada duyduğum şiiri keşke dökebilsem kelimelere. hiçbir kelimenin anlamı burada duyduğum şiiri duyurmama yetmez. yine de beni dürter durur bu yazma isteği. ta ki artık birike birike içimde taşıyamayacak kadar ağırlaşır.


not:#597255 tanımında gaunter o'dimm'in sayesinde ilk defa dinledim, kendisine teşekkürlerimle.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim