buzdolabı olmayan bir ülkeydik. şimdi öyle mi? her evde buzdolabı var.
devamını gör...

ömrün boyu duyulacak vicdan azabıdır.
devamını gör...

ayağa kalkmak isteyenlerin açıp açıp dinlediği bir şarkı. ince ince sızlamaların artık durulduğu, ee hadi kalk artık demenin zamanı gelince dinleniyor sanki.
devamını gör...

ne yazıkki yaşadığı için, öldürülmediği için seviniyoruz. bir kadının bu haberi okurken hissettiklerini düşünün, tutunabilecek tek şey hayatta kalması. umarım sonradan saçma sapan kanun açıkları sayesinde, bir kaç yıl yatıp çıkmaz.
devamını gör...

bir şeyler yoluna girmiştir umarım.umuyorum ki kendine daha iyi davranmayı öğrenmişsindir. anı yaşa ve hayattan keyif almaya bak.umut her zaman var.
devamını gör...

kırmızı kedi kitabevi, beyaz balina yayınları, türkiye iş bankası yayınları, indigo kitap, mikado yayınları çocuklar için kaliteli kitaplar basıyor. katalogları incelenerek yaş grubuna uygun kitaplar tercih edilebilir. bizimkiler keyifle resimlerine bakıyorlar. okuma kısmında da yardımcı oluyoruz.
devamını gör...

tartışılmaması gereken insandır. bu kişi bir akademisyen bile olsa kendi alanı dışında kitap okumuyorsa tartışmayın.
devamını gör...

annemlere kızınca içine çay, şeker koyduğum bir bohça yapıp yan evdeki babannemin eltisi gile kaçmışım,o zamanlar 5 yaşında falanım,çocukluk işte.
devamını gör...

herhangi bir maddenin ph derecesini ölçmek için kullanılan şerit şeklindeki kâğıt.

bahsi geçen şerit kâğıt, asidik mi bazik mi olduğunu merak ettiğimiz maddeye daldırılır. şeridin rengi değişir. bu arada şeridin yanında bir de renk skalası için bir kutu bulunur ve bu kutunun üzerinde, hangi rengin hangi ph derecesine karşılık geldiği gösterilir. şeridin aldığı rengin ph karşılığı kutudan okunarak, maddenin yapısı hakkında bilgi edinilmiş olur.

görsel, hepsiburada. com'dan alıntıdır:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bence kadınlar evlenince erkeğin soyadını değil adını almalı sorun çözülmüş olur böylece..
devamını gör...

sesini yidiğim, artık şu bildirim uyarı zımbırtısı ile oynamasan mı acaba? dediğim yazılımcımız.

15 dakikadır yakalamaya çalışıyorum, ahaha
devamını gör...

her siyasinin potansiyel bir kara mizahçı olduğunun güncel beyanı.
devamını gör...

kış ayı. uzun siyah bir montum ve yine uzun siyah çizmelerim var. sıcacık yatağımdan çıkmış, hava daha aydınlanmadan giyinmeye başlamışım, babam arada geliyor odama hazır değil miyim hala diye. yarı uyur vaziyette hazırlanmaya çalışıyorum söylene söylene, bezmişim zaten canımdan, çok vahim durumdayım çok... babam götürüyor beni okula arabayla, sıkı sıkıya sarınmışım montuma, kıçım donuyor çok affedersiniz! sınıfa çıkıyorum, sıra arkadaşım koymuş kafasını sıraya uyuyor, sınıfta o, ben ve bir arkadaşımız daha var, o da girmiş kaloriferin içine sızmış kalmış orada garibim. biz karga bilmem nesini yemeden ebeveynleri tarafından okula bırakılan garibanlar dersten önce bir yarım saat uyumak için vakit bulabiliyoruz çok şükür, neyse ben "günaydın" diyorum bunlara, arkadaki eleman -sevmezdik zaten- kafayı kaldırıp bakıyor bir, sonra yine aynı pozisyona dönüyor, arkadaşım bakıyor bana "günaydın" diyor, çantamı bırakıyorum, montumu çıkartmak için fermuarı açıyorum, bizimki kafasını koymuş yine çantanın üstüne yan vaziyette bana bakıyor, benim montumun fermuarını açmamla arkadaşımın yüz ifadesindeki değişimi görmem aynı ana tekabül ediyor, bir soğuk hava dalgası da gelip bacaklarıma temas edince "hasss" diyerek gözlerimi bacaklarıma doğru kaydırıyorum. bilin bakalım ne görüyorum?

hiçbir şey!

yok yok o kadar değil, dur!! tam tekmil giymişim formayı, gömlek, kravat kazak ve hatta çorap... amma velakin etek yok! eteği giymeden çıkmışım lan evden! yuh! oha! çüş! tevekkeli değil kıçım donuyordu benim arabadan inip okula yürürken!

dahası var; ilk ders coğrafya. dersin hocası okul müdürümüz. okulun her daim sıcak olduğunun altını özenle çizen, bu konuya takık sevgili hocamız... hangar gibi okul, o kaloriferleri ne kadar açarsan aç ısınmıyor. ama beyefendi okulun sıcak olduğunu kanıtlamak için kışın ortasında gömlekle geziyor bina içinde. bembeyaz suratında kıpkırmızı bir burun. palyaço seni, hey gidin!

geldi sınıfa dedi;

-kızım hayırdır neden montlasın?

-öhöm kem küm...

tutturdu "çıkart montu, sınıf sıcak" hocam yapmayın etmeyin, durum bildiğiniz gibi değil diyorum nuh diyor peygamber demiyor zat-ı muhterem. neyse ben diretmeye devam edince sanırım regl olduğumu ve bir kaza olduğunu düşündü ki gelmedi üstüme, teneffüs oldu dedi "mikocum sen gel bakayım... gittim;

-kızım hayırdır kötü bir durum mu var?
-yok hocam önemli değil.
-eve gitmen gerekiyorsa yazayım sana izin kağıdı.
diye ekleyince bir an düşündüm; ulan ev taa nerde, gitmeye gitsem donarım, ben en iyisi bugünü montla geçireyim...
-hocam yok sağ olun.
kıllandı tabii.
-madem öyle niye çıkartmıyorsun montu?
dedim ki; -ona değil tabi kendime- hayy ben senin...
-eteğimi giymeyi unutmuşum hocam!

getir o sahneyi gözünün önüne, düşün karşında bir adam, bir de üstüne okul müdürü ve sen diyorsun ki...

of off!

ben yarılmamıştım gerçi ama müdür ve arkadaşlar sağ olsunlar çok gülmüşlerdi. adam tek laf edemeden kahkahalarla koridorda uzaklaştı!

(bkz: bu da böyle bir rezilliğimdir)
devamını gör...

görüyorum ve arttırıyorum; günlerin birbirini tekrar etmesi ve her tekrarın yalnızca 15 dakika sürmesi... 14 dakika boyunca da kendimi motive etmekle, hayata tutunmakla uğraşıyorum.
devamını gör...

proust'un eleştiri yaparken bile insanı derin hayallere daldırabileceğinin en temel kanıtı olan eser. dilimize sainte-beuve'ye karşı olarak çevrilmiştir. denemelerden oluşan contre sainte beuve, fransız yazar ve edebiyat eleştirmeni olan charles augustin sainte-beuve'e karşı eleştiri niteliği taşıyan denemelerden oluşuyor. yalnız şu var ki aslında tamamlanmış olduğu kesin değil çünkü proust öldükten sonra basılmış bundan ötürü eksik veya kaybolmuş parçaları olması muhakkak. marcel proust'un eserlerini okuyanlar şüphesiz charles baudelaire ve honore de balzac'ın gözden kaçmayacak esintilerini hissetmişlerdir; proust, contre sainte beuve'da eleştirilerini ağırlıkta olarak bu isimlerin üzerinden yapıyor. à la recherche du temps perdu (kayıp zamanın izinde) eserini okumadan önce muhakkak göz gezdirilmesi taraftarıyım aksi büyük bir eksiklik olacaktır. zaten bir kere proust'un hayal alemine dalanlar tekrar onun cümlelerinin içinde kaybolma isteği ile lanetlenir. marcel proust okuyorsanız kişisel önerim zaten daima roza hakmen çevirisi olacaktır.

--- alıntı ---

sainte-beuve et baudelaire : c’était d’ailleurs … un homme d’esprit ( !) assez aimable à ses heures (en effet, il lui (à baudelaire) écrivait « j’ai besoin de vous voir comme antée de toucher la terre ») et très capable d‘affection (c’est en effet tout ce qu’il a à dire sur l’auteur des fleurs du mal, sainte-beuve nous a déjà dit de même que stendhal était modeste et flaubert bon garçon).

et en revanche s’il la peint, il donne du prix aux choses les plus vulgaires ; il pourrait en donner au snobisme, si au lieu de peindre ce qu’il est dans la société, c’est-à-dire rien, comme l’amour, le voyage, douleur réalisés, il cherchait à le retrouver dans la couleur irréelle – seule réelle – que le désir des jeunes snobs met sur la comtesse aux yeux violets, qui part dans sa victoria les dimanches d’été.



--- alıntı ---
devamını gör...

alttan almalarim azaliyor, hatta bitti... yas olmus otuz, verimli gecirecegim zamanim artik kisitli. o zamani degmeyecek seylere,degmeyecek kisilere müsamaha gostererek neden harcayayim? omrumun en guzel senelerini hiç etmisim zaten...
devamını gör...

şu an ki mevcut olan mesleğimdir.

bıyıklı ve göbekli sevecen tombik şoförlere selam olsun.

iyi sürüşler efenim.
devamını gör...

1982 yılında japon hükümeti tarafından; şehirde yaşayan insanların şehir hayatının getirdiği stres ve gerginlik düzeylerini azaltmak için orman banyosu anlamına gelen "shinrin -yoku" kavramını ortaya çıkardı. orman banyosu " biz doğanın bir parçasıyız ve bu bağlantıyı hissetmek için derin bir temasa ihtiyacımız var." düşüncesinden yola çıkar. insanların doğaya dönüşünü ve doğayla bütünleşerek rahatlamasını amaç edinmiştir.
devamını gör...

tabii ki göstermelik, milletin gazını almak için yapılan gözaltıdır, bu kadarla da kalacaktır. bu kadar da eminim çünkü artık memlekette şaşırtacak hiçbir olay olmuyor ve uzun zaman da olmayacaktır. bu pislik zamanında elini kolunu sallaya sallaya ortalıkta dolaşamıyor olsaydı o zaman şaşırırdık işte.
devamını gör...

daha fazla önem arz eden ihtiyaçlar varken, gösteriş uğruna önem derecesi düşük bir ürüne veya hizmete harcama yapmak. genellikle üçüncü şahıslar nezdinde kullanılır, doğrudan o kişiyle gelişen diyalogda söylenmez.

- abi bugün arabayı yeniledim, çektim krediyi gittim üst modelini aldım. eskisinden sıkılmıştım.
- !!!
............

-duydun mu? bizim ahmet arabayı yenilemiş.
-kel başa şimşir tarak. adamın giydiği gömleklerin rengi attı, gidip yenilerini almaz param yok diye.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim