bir doğa aşığı olarak içimi kıpır kıpır yapmıştır.
batumdan, çoruh nehrine doğru geliyorlar.

keşke daha iyi bir çekim olsaymış da dedim içimden ama olsundu.

devamını gör...

efendiler. yok efendi değildik biz. neydik biz ya. ha buldum. hunidaşlar.

sevgili hunidaşlar. göreceğiniz üzere kulüp ismimiz hala koyu değil.
yandaş medyayı arkasına alan koldaş yönetimi sürekli kendi kulüplerinin reklamını yapıp duruyor.

haydi kollar havaya eğleniyor muyuz?

sorarız size yönetim.bakın aklımızı başımıza aldırmayın bizim.
sizden ne eksiğimiz var? aklımız almıyor bu davranışlarınızı.

sevgili koldaş bizi koyult artık. yok yapmıcaksan haberimiz olsun.
biz de devrin yaparız ona göre.
devamını gör...

ben 5 gün sonra neredeyim onu bile artık öngöremiyorum, hangi 5 yıl.
devamını gör...

ilk kez 1862 yılında victor hugo'nun ülkemizde sefiller adıyla yayınlanan kitabıdır.
farklı yaşlarda farklı basım versiyonlarını okuduğum bu kitabın en sevdiğim basımı iletişim yayınlarından cenap karakaya'nın çevirisiyle iki cilt şeklinde yayınlanan versiyonudur.

iki ciltlik bu dev klasiği anlatan tek bir cümle seçmem gerekseydi aşağıdaki cümleyi seçerdim.


"ölmek bir şey değil; korkunç olan yaşamamaktır."
devamını gör...

devletin yine nereden para kessem çabasından başka bir şey değildir. bir sürü çocuk çeşitli imkansızlıklardan dolayı uzaktan eğitime erişim sağlayamazken bunun faturasını öğretmene kesmek tamamen saçmalıktır. milli eğitimin asıl kafayı takması gereken öğretmen maaşları değil "bir çocuğu bile arkada bırakmadan bu işi nasıl yürütürüz" düşüncesi olmalıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
afrika kıt'asının güney kısmında yer alan bir ülke. on bir tane resmî diliyle dünyada en fazla resmî dile sahip ülkesidir. kendi isteğiyle nükleer silahlarını bırakan ilk ve tek devlettir.

en yaygın diller hollandalı göçmenler tarafından getirilen ve hollandacanın bir lehçesi olan afrikaans, zuluca ve hosacadır*. ingilizce nüfusunun az bir kısmı tarafından anadil olarak konuşulmasına rağmen herkesçe bilinir ve ingilizce'nin güney afrika aksanı diye kendine has bir aksanı bile vardır.

demografik yapı olarak ülkenin %80'inden fazlası siyah, %8'inden fazlası 17.yy'den sonra hollanda, almanya gibi ülkelerden gelen beyazlar, %8'inden fazlası siyahlarla beyazların evlenmesinden doğan renkliler*, geri kalanı da filipinler gibi güney doğu asya ülkelerinden gelen göçmenlerden meydana gelmektedir.

apartheid denen siyah çoğunluğun bırakın insan yerine konmasını, hayvan yerine bile konmadığı; siyahların hiç bir sosyal ve politik haklarının olmadığı, beyazların mutlak tahakkümünün olduğu karanlık bir dönem geçirmiştir. apartheid dönemde güney afrika nükleer silah sahibiydi.* nelson mandela'nın başını çektiği anti-apartheid afrika ulusal kongresi hareketi bu döneme son vermiştir.
devamını gör...

ikinci oğlumun doğumu* biraz zor olmuştu, kadın doğum uzmanı, çok sinirli bir tipti ve bana "sen sakın bi'daha doğurma" dedi. "tamam " dedim, halen kendisine verdiğim sözü tutuyorum. *
devamını gör...

aslen ingiliz rock grubu the police'e ait ve sting'in seslendirdiği bir şarkı olsa da tango versiyonu olan el tango de roxanne ile çok daha fazla sayıda insanı kendisine hayran bırakan şarkıdır.

ayrıca moulin rouge yani kırmızı değirmen adlı nicole kidman ve ewan mcgregor'un yer aldığı 2001 yapımı filmdeki bir sahneyle ölümsüzleşmiştir.
keman solosu muhteşemdir ve saatlerce dinlense yine de etkisinde en ufak bir azalma olmaz.

bu şarkıyla gerçekleştirdikleri buz dansı ile 2018 pyeongchang kış olimpiyatlarında tessa virtue ve scott moir çifti bir altın madalya ve bir dünya rekoru kazanmıştır.

devamını gör...

birilerinden daha önce sözlük kullanmaya başlamış internet kullanıcıları.
for example, me.
devamını gör...

- nerede o, gelmedi mi hala?
- ha, kim? kimden bahsediyorsun?
- kimden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun.
- nasıl biliyorum yahu!? bizden başka kim var ki?
- sen var ya az değilsin! hayır öyle bir söylüyorsun ki tanımasam inanacağım. o diyorum o! gelmedi mi hala?
- bak, insanı ayar etme! kim ulan o dediğin o!?
- sinirlenme bana. biliyorsun ki ben ona yadigar diyorum. sen bir isim koydun mu?
- sinir etme sen de o zaman! ben hiçbir şey demiyorum, çünkü ne(y)den bahsettiğini bilmiyorum!
- az önce markette bir adamla kasa kuyruğu tartışması yapıyordu da, merak ettim. inşallah olay daha da büyümemiştir.
- hasbinallah!
- sanki seni sinir eden benmişim gibi davranıyorsun ya ona yanıyorum. sana yadigar'ı soruyorum, "o kim?" diyorsun. kasada tartışma çıktı diyorum, endişe ediyorum umursamıyorsun. sen iyi misin gerçekten? başka bir şey varsa bileyim de ona göre elimden ne geliyorsa yapayım.
- yadigar kim allah aşkına? kim o kim!? lütfen bana önce bunu açıkla! pat diye birdenbire alakasız alakasız karakterlerden bahsediyorsun bana! üstüne üstlük, sanki tanıyormuşum da bilmemezlikten geliyormuşum gibi bir de insanı suçluyorsun!
- kasap et derdinde koyun can. bravo gerçekten, alkışlıyorum seni. sana, ona neden yadigar dediğimi kaç kere anlatmam gerekiyor!? daha kaç kere edilgen bir şekilde, sanki başkasıymış gibi tüm bunları, derdimi sana direkt açamayarak devam edeceğim!? senden geriye bir tek o kaldı da ondan yadigar diyorum ona! ben bile yokum, hiç olmadım, hem kimim ki zaten ben!? tanıdın mı beni? şimdi git yüzünü yıka, üstünü başını değiştir! ellerini de buzlu bir suya koy, ne yaptıysan adama artık!
- ......................
- ......................
- o değil de akşama takılalım mı bir şeyler içeriz, ne dersin?
devamını gör...

hadi libidinal enerjine uyup kızlar yurduna girmişsin. bu kısım sahiden ok. ama yakalanınca namaz kılmaya girdim yalanını nasıl söyledin be abi? o an ezan mı okunuyordu da bunu söyledin? sana kız yurduna namaz kılmaya girdim yalanını çağrıştıracak ne oldu? bu yalanı attığın anda yurttan çıkan baş örtülü bir kız mı gördün? yurdun dekorasyonunu camiye mi benzettin? ne bileyim 0.5 uç almak için girdim, silgim yoktu kızlardan isteyecektim falan olabilir mesela. ama namaz kılmak? takıldığım nokta budur. evet.
devamını gör...

regl oldum. regl oldum. alternatif yola ihtiyaç duyulmayan regl oldum diye ifade edilecek durumdur.
devamını gör...

tereyağında kavrulmuş kıyma kokusu.
devamını gör...

şerefee sözlük ben him dinlemeye kaçarr.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haberin var mı taş duvar?
demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim,
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mi?
görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
karanfil kokuyor cıgaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin... (bkz: ahmed arif)
devamını gör...

(aramaya inandım ve daha önce başlığı açılmamış diye şaşırdım. eğer varsa konuya ilişkin başlık, tanımım oraya taşınırsa sevinirim.)

dünyanın manyetik ekseninin belirli zaman aralıklarındaki doğrultu değişimi.

konuya ilişkin bilgi vermeden önce birkaç ön bilgiyi vermeye çalışayım.

dünya sürekli olarak hareket hâlinde olan bir cisim. zaten gezegenimizin bir manyetik alanının olmasının nedenlerinden biri de hareket ediyor oluşu. manyetik alan, hareketli elektrik yüklerinin varlığıyla ortaya çıkar. dünyanın çekirdeğindeki erimiş metaller elektrik yükünün varlığını, dünyanın hareketi de yüklerin hareketini sağlar ve böylece ortaya bir manyetik alan çıkar. bu durum, ufak bir elektrik teli için bile geçerlidir. eğer telden bir elektrik akımı geçirirseniz, yani elektronların, başka bir deyişle elektrik yüklerinin hareket etmesini sağlarsanız, telin içindeki elektrik akımı, telin dışında bir manyetik alan oluşturur. dünyadaki sistem de bunun aynısıdır.

manyetik alan, yönü olan, yani vektörel bir büyüklüktür. bir mıknatıs üzerinden düşünelim konuyu. mıknatıslarda kuzey ve güney olmak üzere 2 yön bulunur. manyetik alan çizgileri de kuzeyden güneye doğru yönelir. basitçe şöyle gösterilir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

dünyanın manyetik alanı da bundan farklı değildir. 2 kutbu bulunur ve bunlardan birine manyetik kuzey, diğerine manyetik güney kutbu adı verilir. bu iki kutbu hayali düz bir çizgi ile birleştirecek olursanız buna da manyetik eksen denir. ancak bir mıknatıstan farklı olarak, dünyanın manyetik kutupları hep aynı yerde durmaz. dönem dönem yer değiştirir çünkü dünya sabit bir cisim değildir. yaptığı bileşik hareketlerin bir sonucu olarak manyetik eksenin doğrultusu da değişir. böylece uzun yıllar boyunca süren bu değişim sonunda, manyetik kuzey kutbu ile manyetik güney kutbu yer değiştirir.

bunu nereden biliyoruz? jeoloji biliminden... jeolojik incelemeler, kayaçların "manyetik parmak izleri"nin zaman içerisinde birkaç kez bir yönden diğer yöne doğru yöneldiğini gösteriyor. yani kayaçların üst üste binen katmanlarından görüyoruz ki, bir dönem manyetik kuzeye doğru yönlenmiş olan kayaçlar ardından bir süre boyunca manyetik güney olarak bildiğimiz tarafa doğru yönlenmiş ve bu böyle devam etmiş. dolayısıyla bunun aslında dünyanın doğal bir süreci olarak gerçekleştiğini anlıyoruz. bu sürecin periyodu olarak verebileceğimiz net bir rakam yok. genel olarak 200 ila 300 bin yılda bir gerçekleşse de, son kaymadan bu yana yaklaşık 780 bin yılın geçtiğini görüyoruz.

***

burada bir parantez açayım. manyetik kutuplarla coğrafi kutuplar aynı değildir. yani mesela kuzey yarım küre derken, kuzeyden anladığımız şey ile manyetik kuzey aynı şeyler değil çünkü dünyanın dönme ekseni ile manyetik ekseni çakışık değil. bunların aralarında ufak bir açı var* ve bu nedenle doğrultuları farklı.

yeşil olan coğrafi kutupları, kırmızı olan ise manyetik kutupları gösteriyor:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

coğrafi kutuplar sabittir. yani oturduğumuz sandalyede şu an kuzeyimiz ne tarafsa, manyetik kutuplar değiştikten sonra da kuzeyimiz yine aynı yer olacak ama artık manyetik kuzey farklı bir noktayı işaret ediyor olacak. dolayısıyla yapılacak olan şey, pusulalarımızı bu yeni duruma uyarlamak olacak. zaten şu an yavaş yavaş gerçekleşmekte olan bu kayma nedeniyle, gps bilgilerinde gerekli düzeltmeler sürekli olarak yapılmakta.

***

manyetik kutup kayması aniden gerçekleşen bir olay değil. bir sabah kalktığınızda "hmm... artık manyetik güney şu taraf" demeyeceksiniz. bu yavaş yavaş gerçekleşecek. hatta şu an gerçekleşiyor. tabii yavaş yavaş diyoruz ama yine de öngörülenden biraz daha hızlı şekilde gerçekleştiği kaydedildi son yıllarda. fakat bunun hayatlarımızı aniden değiştirecek kadar büyük bir etkisi yok.

kutup kaymaları sırasında dünyanın koruyucu katmanı olan manyetosferde zayıflamalar olabilir. bu zayıflamalar aşırı veya kalıcı olmadığı sürece, bunların dünyadaki hayata çok büyük etkisi olmayabilir. ancak kuzey enlemlerde görülen kuzey ışıklarının bir süre boyunca daha orta enlemlerde de görülmesi beklenebilir.

manyetik kaymanın bir başka etkisi, manyetik alandan yararlanarak yönlerini bulan, göç yollarını buna göre ayarlayan hayvanlar üzerinde olacak. ancak asırlardır olduğu gibi, onlar da yine bunun üstesinden gelecek zaman içerisinde.

son yıllarda korkuyla beklenen bir sonucun da küresel iklim değişikliğinin tetiklenmesi olduğuna ilişkin haberler vardı etrafta. ancak bilim insanları bu durumun, iklim değişikliği ile ilgili felakete yol açacak boyutta bir etkisinin olmayacağını tahmin ediyorlar.
devamını gör...

"küçük hanımlar, küçük beyler! sizler, hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. sizlerden çok şey bekliyoruz."
-ulu önder mustafa kemal atatürk.

memletimizi ışığa boğacak güzel çocuklara rahatça, gönüllerince yaşayabileceği bir dünya bırakabilmemiz dileklerimle. 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun!
devamını gör...

günaydın sözlük!

uyuyor musun hala? bugün cumartesi tabi, sen de haklısın. herkes benim gibi ne idüğü belirsiz bir uyku sorunu yaşamıyor. daha hava aydınlanmadan endişeli uyanmalar falan. neyse, madem güneşin doğuşunu yakalıyorum ben de yogayla güneş’i selamlarım, ne yapayım? senden de selam söyleyeyim mi?
devamını gör...

yıkıcı olduğunda değil ama yapıcı eleştirilere can kurban dediğim durum.
devamını gör...

birazdan paylaşacağım deneyimlerim sayesinde kendinizle ilgili yeni bir şey keşfetme ihtimaliniz olan başlık. zira yüzleri ayırt edememe ile kendini gösteren, “yüz körlüğü” olarak da adlandırılan bu rahatsızlık toplumun kırkta birinde görülür. ancak farklı dereceleri vardır. bu rahatsızlıktan muzdarip olanların bir bölümü aynada kendini tanıyamazken, bir bölümü rahatsızlığının farkında bile değildir.

gelelim bana... insanları hatırlamakta oldum olası kötüydüm ve bunu dikkatsizliğime, zayıf hafızama bağlardım, ta ki yüz körlüğü ile ilgili izlediğim bir belgeselde aynı kadının iki fotoğrafını gösterip “yüz körü olanlar bu fotoğrafların aynı kişiye ait olduğunu iddia ederler” deninceye kadar. sonra araştırmalarım başladı, internette bir test yaptım ve teşhisi koydum.

on tane koyunun karşısına geçtiğinizde yüzleriyle ilgili ne denebilir? hepsi ilk bakışta birbirine benzer. ayırt etmek zorunda olsanız bazı özelliklerini ezberlersiniz. kulağı kısa, kafasında farklı renk tüy var, dişi kırık gibi. zamanla da hepsini öğrenirsiniz. on tane insanla bir araya geldiğinizde ise, şanslı çoğunluktansanız, her birini hiçbir çaba harcamadan ayırt edebilirsiniz. zavallı ben ise yanağında beni var, burnu büyük, kaşında yara izi var gibi ayırt edici özellikleri ezberlemeye çalışırım.

aslında insan yüzlerini herkes kendi ırkı için daha kolay ayırt eder. klişe olacak ama, normal olan sizin için de çinliler birbirlerine çok benzemiyor mu? saç, kıyafet gibi ipuçlarını elimine etmek için shaolin rahiplerinin olduğu bir filmi düşünün. insanları ayırmak zor değil mi? bruce lee gibi sık gördüğümüz karakterleri belki daha iyi tanıyorsunuzdur. filmin bir sahnesinde yer alsa tanırsınız. ama kung fu yapmayan, saçları kazınmış bir köylüyü oynasa belki tanımazsınız. buradan benim insanlar karşısındaki durumuma bağlayacağım.

yüzlere ilişkin ezberlemeye çalıştığım bilgiler, sizin bir bakışta hafızaya attığınızın yanında çok az, ayrıca pek ayırt edici değil. bıyıklı olarak kodladığım müdür, eğer iş yerindeki tek bıyıklı ise onu kolayca tanırım, ama çarşıda tanıyamam, çünkü bıyıklı çok insan vardır ve müdürü orada görme beklentim yoktur.

sizin birisiyle ilgili kafaya attığınız görsel 320x240 pikselse, benimki 32x24 olabilir. bir sürü kişiyle eşleşebilecek bir görüntü. bu durumda ilave bilgilere başvuruyorum. kıyafet, saç, yürüme şekli, postür, boy, kilo ve en önemlisi ses. sesler aynı normal insanlarda olduğu gibi bir çaba harcamaksızın hafızama kaydoluyor. yani “sesi ince, durarak ve alçak sesle konuşuyor” gibi bir kodlama yapmıyorum. aksine ses olduğu gibi hafızama geliyor ve birisi onun sesini tarif etmemi söylese tarif edebilirim. halbuki bir yüzü sorsalar, eğer özellikle dikkat edip, uzun, geniş, oval, cildi bozuk vb diye kodlamadıysam cevaplayamam.

tabii çok sık gördüğüm kişileri kolay tanıyorum. çünkü insan her temasta birşeyler kapıyor. yine de saçları boyayıp, maske takıp sürprizler yapmıyor da değiller.

acı birşey söyleyeyim. çocuklarımın bebekliklerini, annemin gençliğini de tam hatırlamıyorum. fotoğraflara baka baka bilgi tazeliyorum, anıları “fotoğraflardaki yüzlerle” restore ediyorum, yoksa herşey flulaşıyor.

sosyal hayatta pot kırdığım ve insanları görmezden gelmişim gibi olan zamanlar oluyor. çarşı gibi tanıdıkla karşılaşma ihtimalimin az olduğu yerlerde insanlarla göz teması kurmuyorum, tanıdık birine rastlamışsam o selam verir ve o an görmüş olur cevap veririm. çok tanıdığın olabileceği işyeri, veli toplantısı gibi ortamlarda herkese gülümseyerek bakarım, tanıdıksa zaten selam verir, tanıdık değilse tavrından anlarım, arada tanımadıklarıma da selam verdiğim oluyor ama sorun değil, en kötü ihtimalle tuhaf tuhaf bakıyorlar. eminim bi sürü kişi de cevap verip sonra iki saat “acaba bu kimdi” diye düşünmüştür.

haa bir de, teknoloji sağolsun, arada veli gruplarında profil fotolarına bakıp ezber yapıyorum.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim