ne diyebilirim ki. bu adamın kötü kitabı yok herhalde. her okuduğumda çok seviyorum. sanki londonperverler cemiyeti kuracak gibiyim ama öyle. eleştirecek bir şeyim yok. o yüzden övme kısmına geçelim.

jack london kitabında günümüzdeki bir insanın çocukluğundan itibaren gördüğü korkunç rüyaları anlatmasıyla başlar. çocuk daha önce hiç orman görmemesine rağmen devasa bir ormanı rüyasında tüm ayrıntılarıyla görür. büyüyünce ilk defa göreceği tüm ağaç çeşitlerini o zaten rüyalarında tanımıştır. peki hiç görmediği şeyleri nasıl rüyasında görebilir? gördükleri onun ırksal hatıralarıydı. evrimin erken halkalarından birinde yaşamış kocadiş'in hayatını gece o rüyalarıyla tekrar yaşıyordu. gündüz ise kendi zamanında yaşıyordu.

ırksal hatıra nedir? kitapta da verilen en yaygın örnekten yola çıkalım. rüyalarımızda çoğumuzun bir yerden düşeriz ama asla yere çarpmayız. ağaçlarda yaşayan ilk insanlar sık sık ağaçtan düşme tehlikesi yaşarlardı. tam düşecekken kurtulanlar bu deneyimlerini kalıtsal yollarla ileriki nesillere aktardılar. düşüp ölmeden üreyen atalarımız sayesinde biz bugün o düşme rüyalarını görüyoruz.

kitabı okumanız için gerekli merak unsuru oluştu diye düşünüyorum. jack london'ı bir kere okuyan pişman bir de hiç okumayan pişman. siz hiç pişman olmayın ve yazarın en az üç beş kitabını okuyun.
devamını gör...

birine 850.şansı vermek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün bayram; erken kalkın çocuklar!

bana göre uzunca süredir dinleyemediğim radyomuza kısacık da olsa bi kavuşma yaşatacak yayındır. aileden uzakta geçen ilk bayramım olmasıyla beraber çalıştığım da ilk bayram. bu nasıl bayram diye kendimce konuşsam da nesrin sipahi şarkısıyla bizi mest eden marikaki sayesinde olur arada böyle, hadi şu işi de bitir diyorum şimdi. emeği geçen yayıncımıza pek bi teşekkürler.

güzel günleriniz olsun güzel insanlar!
devamını gör...

çok da bir şey olmaz diyeceğim başlıktır.
güzel bir rüyaydı fakat rüyadan uyandık der evlerimize dağılırız.
devamını gör...

müzik dinleyeceksin spotify denen uygulama senden paranı alana kadar o iğrenç ses tonuyla müzik dinlemekten nefret ettirir. bir kaç youtube videosu izleyeceksin reklam geç demekten parmak kası yaparsın. en basit uygulama bile sana sürekli bir şeyler satmaya çalışır. en basitinden bir kaç haber okumak istersin ekranın reklam istilasına uğrar ve bu reklamları kapatmak üstün bir zeka ve çöp parmaklar gerektirir. ekşi sözlüğe girersin reklamlardan gözün kanar. sözün kısası internet çağı bitmiştir ve tüm teknolojik ürünlerin ilk ve tek hedefi kakalamak üzerine kurulmuştur. elbette kimse vakıf işi yapmıyor para kazanacaklar ama bunun da bir adabı olur ve bu sanal dünya tamamen kudurmuş durumda.
şimdilik kafa sözlük tatar ramazan edasıyla bu oyunu bozmaktadır. tebrikler.
devamını gör...

evde kendi kendinize kelime öğrenebilirsiniz, onun dışında herhangi bir disiplin olmadığı için insan kolayca sıkılıyor, öğrenmek zor. zaten ingilizcenin gelişmesi için birilerinin ingilizce konuştuğunu duymak ve onunla konuşmaya çalışmak lazım.

a1 ve a2 için başlıca kelimeleri sıralamışlar, buradan bakabilirsiniz. burada püf nokta şu, kelimeleri yazarken yanına isim mi (noun) fiil mi (verb) sıfat mı (adj) yoksa zarf mı (adverb) yazmak gerekiyor. ve kelimenin anlamını cambridge dictionary gibi sözlüklerden aratıp öyle yazmak daha sağlıklı. ingilizceye maruz kalmak önemli anlayacağınız. kolay gelsin.
devamını gör...

üstteki yazarımıza katılıp 1 arttırıyor ve keşke kendimin bir erkek versiyonuyla karşılaşsaydım da onu çok sevseydim. dolaylı yoldan sadece kendimin en sevdiği olurdum galiba en azından. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son haftalarda en az 40 bin deprem meydana gelmiş. çivisi çıkan dünyanın bize mesajı.
devamını gör...

geçmişte hiçbir mecrada yazmadım, sözlükleri, ilaç kullanımlarıyla ilgili, ''olası yan etkileri neler acaba?'' sorusuna cevap almak için kullandım. severek takip ettiğim birkaç youtube kanalı sayesinde, haberi olduğum bu kafa sözlük'e gelme amacım, tamamen geyik yapmak idi. koşturması bol bir hayatım var. günde 5 dakika girip, trollere yandaşlık yapıp,çıkarım 'ne olacak yaaaeee' dedim.

ah nasıl bir düşüncesizlikmiş bende ki, bir anda müptelası olduğumu ve gerçekten ciddiyet gerektirdiğini anladım. şimdi akşam olsun, evladımı uyutayım, eş kişisiyle biraz kahve muhabbetinden sonra pat masa başına geçeyim diye sabırsızlanıyorum. arada geyik konulara müdahil olduğum gerçeğini yok sayamam evet ama ciddi takılıyorum. böyle bir itirafta bulunduran başlık. *
devamını gör...

1966 tarihli godard filmi. dünyanın en güzel 5 kadınından ikisinin oynadığı filmdir aynı zamanda: chantal goya ve christine daport. paul rolünde de truffaut'nun antoine doinel'ini canlandıran jean pierre leaud vardır.

filmin özeti bir diyalogta ve sonunda saklıdır.
m: masculin*" kelimesinin içinde masc(u:masque sözcüğünün fransızca okunuşu) var fark ettin mi ve bir de cul.*
p: peki feminin* de ne var?
m: hiçbir şey.
lakin bilenler bilir ki fransız filmlerinin sonu siyah arka planlı "fin" yazısıyla biter, "son" demektir. işte bu fin yazısından önce filmin sonunda ekrana önce "feminin" sözcüğü gelir, "fin" sözcüğü ortaya çıkana kadar diğer harfler silinir.
yani kadın eşittir son/ölüm.

dersem yalan olur. çünkü mevzu bu kadar basit değil:

50'lerden sonra dünyaya süratle yayılmaya başlayan amerikan kültürünün şüphesiz en çok eleştirildiği yer fransa'dır. godard da bu işin erbaplarındandır. "bu filmin diğer adı da budur: coca-cola ve marx'ın çocukları" diye bi söz vardır filmde. it means: kapitalizm ve sosyalizm. coca-cola'yı yani tüketim toplumunu kadın karakterler temsil eder, marx'ın çocuklarını da erkek karakterler. bunun en net görüldüğü yer* “bir tüketim ürünüyle konuşma” adını taşıyan sahnedir. "bir tüketim toplumu ürünü" olan kişi miss 19 güzelidir.. miss 19 güzelinin dünyada olan bitenlerden haberi yoktur, amerika'da yaşamak ister, gidip görüp beğenmiştir, hızlı yaşamlarını takdir eder. paul'ün sorduğu politik hiçbir soruya cevap veremez; topluma duyarsız biridir çünkü.

paul ise başlarda devrimci olmasa da arkadaşının onun zihnine girmesiyle birlikte solcu bi kimliğe bürünür, duvarlara yazılar yazar, polis arabalarını boyarlar, gazete dağıtırlar. tipik solcu eylemleri.

paul filmin sonunda ölür, aşık olduğu madelaine ve christine'nin sorgulanma sahnelerinden öğreniriz bunu.. sosyalizm kapitalizm'e yenilmiştir.

üstüne elli beş saat konuşulacak, yazılıp çizilecek birçok sahne, diyalog, replik var.. en sevdiklerimden biri:
"birini öldürürsen katil, binlercesinin öldürürsen fatih, hepsini öldürürsen tanrı olursun."

şerefsizim ki chantal goya'yı 24 saat boyunca ekran karşısından kıpırdamadan, tuvalete bile gitmeden soluksuzca izlerim.
devamını gör...

hanımlar, erkeklerin etek boylarına karışıyor mudur acaba.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir.
ansızın aklına getirip,
yalnızlaşıyorsa işte o zaman sevmiştir."
devamını gör...

kimden kurtaracak? bizden tabii ki. ülkenin aydınlık ve laik gençlerinden, sorgulayanlardan, hesap soranlardan kurtaracak. adına da cihat diyecek, kurtuluş savaşı diyecek, yeni anayasa diyecek, reform diyecek. kime nasıl yutturabilirse o yalanı söyleyecek zira biliyorsunuz siyasal islamcı olmak böyle riyakar olmayı gerektirir.
devamını gör...

t: aynı zamanda milletvekilliği de yapmıştır. şimdiki milletvekillerine bakınca, neyse... ayrıca meclis'in düzenlediği milli marş yarışmasına da katılmıştır. kamu'nun kaleme aldığı şiir final altılısına kalmıştır.
şöyle derdo bir şiir dillendirmiş şair (marşı değil):*

"yıllardır ki bir kılıcım kapalı kında,
kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
muzdaribim bu duvarın dış tarafında,
şefkatine inandığım biri var gibi.

sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.

gözlerimde parıltısı bakır bir tasın,
kulaklarım komşuların ayak sesinde;
varsın yine bir yudum su veren olmasın,
baş ucumda biri bana 'su yok' desin de!"

ne zaman aklıma düşse bu dizeler o yalnızlığı/kimsesizliği hissedebiliyorum.
devamını gör...

"dünya hiçbir şey hissetmeyenlere aittir. eylem insanı olmanın birinci şartı, duyarsız olmaktır." fernando pessoa
seviyorsan sus otur bence.
ölü taklidi yap. olmadı bayıl.
devamını gör...

ingiltere'de yaşanan ilginç olay.


ingiltere merkezli bir perakende market zinciri olan tesco, yeni girişiminin bir parçası olarak tüketicileri fazlasıyla memnun eden bir kampanya başlattı. aslına bakacak olursak şirket, kampanya ile ilgili herhangi bir duyuruda bulunmadı bu nedenle kampanya dahilindeki ürünlerden birini sipariş edenler, hiç beklenmedik sürprizlerle  karşılaşabiliyorlar.

tesco'nun söz konusu sürprizlerinden birine maruz kalan nick james isimli biri, yaşadıklarını twitter üzerinden anlattı. söz konusu paylaşıma göre james, tesco'nun click and collect (tıkla ve topla) adlı hizmetindeki siparişine bir kilo elma da eklemişti ancak tesco'nun kampanya dahilindeki sürprizi olarak 1 kilo elma ile birlikte bir iphone se 2020 de hediye aldı.

üstelik tesco'nun kampanyadaki sürprizleri iphone se ile de sınırlı değil. apple airpods, iphone 12 mini, samsung galaxy tab a7, nokia 3.4, motorola e7, galaxy watch 3, galaxy buds live ve galaxy fit 2 de tesco'nun tüketicilere siparişlerindeki bir ürün karşılığında hediye ettiği elektronik ürünler arasında bulunuyor.

kaynak:

www.webtekno.com/elma-sipar...
devamını gör...

şimdi siz kitap okumanın zararlarını anlatıyorum iyi dinleyin:
-kitap okursanız başınız ağrır düşünmeye başladığınızdan dolayı.
-kitap okursanız insanlarla daha az iletişim kurarsınız sohbetleri pek keyif vermediği için.
-kitap okursanız romantik hayalleriniz olur ve dünyaya toz pembe bakarsınız.
-kitap okursanız birileri sizle konuşurken sizi çok kibar ve sempatik bulabilir.*
-kitap okursanız etrafınızda yaşanan kötü şeylere kayıtsız kalamazsınız.
-kitap okursanız katı yürekleriniz pamuk kıvamına gelebilir.

bu sebeplerden dolayı saçma sapan bir iş yapıp kitap okumaya başlamayın. olur mu öyle şey.
devamını gör...

orville ve wilbur wrigt kardeşler, 17 aralık 1903'te motorlu uçakla uçan ilk insan oldular. orville'nin pilotluğunu yaptığı uçak, yerden 3 metre yükseldi. 12 saniye havada kaldı.
aynı gün üç uçuş daha yapan kardeşler, uçuşların birinde 59 saniye havada kalmayı başardılar.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim