sahtekarlığın bu kadarına da.. akla zarar..
devamını gör...

maddi ve manevi kisiye zarar verici her turlu eylemdir.
-sagliksiz beslenme,
-asiri alkol tuketimi,
-sigara, uyusturucu ve kimyasal turevlerin kullanimi,
-paranin ve zamanin ziyan edilmesi,
-yanlis kisilerle muhattap olunmasi...
devamını gör...

halit hüseyni tarafından yazılan, 2003 yılında yayınlanan ilk romanıdır. 2007 yılı yapımı aynı isimli filmi de mevcuttur. romancımız aslen afganistanlı olsa da kitabı ingilizce yazmıştır. the new york times listesinde birinciliği vardır. dilimize de ingilizce aslından çevrilmiştir. everest yayınları tarafından okuyucuya sunulmaktadır.

kitap benim liseli çağımda okuduğum kitaplardan. yeni yeni okuma alışkanlığı kazanmak için edindiğim zamanın popüler kitaplarından biriydi o dönemler.

kitap; 2 çocuğun aynı evde başlayan fakat farklı sosyoekonomik statüde olan bu çocukların, hayatlarının ülkenin siyasi politası ile şekillenen hayatlarını konu alıyor.


yazarın diğer romanları;
(bkz: bin muhteşem güneş)
(bkz: ve dağlar yankılandı)
devamını gör...

doktorun bir şeyiniz olmadığını söylemesi.
devamını gör...

vikinglerden kalan bir cenaze ritüelidir. ölen kişinin arkasından mezar birası yani gravöl içilir ve eğlenilir.
devamını gör...

hay sizin atatürkçünüze. ne derdiniz var adamla bir bitmedi 100 senedir? ne olursa olsun bu ülkede hep kemalistler mağdur olur zaten. zaman gazetesi manşeti gibi başlık açmayın. ya hu orta doğu topraklarına gelmiş tek aydınlanmacı devrim olan kemalizmi yediniz, ülkenin başına gelmeyen kalmadı hala konuşuyorsunuz. inanılmaz bir yüzsüzlük olsa gerek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anneannem, topladığımız gelincikleri bir cam kavanoza bastırır, güneşe koyardı.
güneşte kırmızı rengini bırakan şuruba su, şeker ve limon tuzu ekleyip içerdik. pembe renkli nefis bir içecekti bu.
*internette rastlayınca aldım, ancak yoğun karanfil tadından gelincik anlaşılamıyordu ve çok şekerliydi.
devamını gör...

dizinin 2.sezon 3.bölümü. bu bölüm biraz da günümüz siyaset eleştirisi.

bir seçim olsa , siyaseti bilen ama dürüstlüğünden şüphe duyduğunuz birini mi yoksa siyaset bilmeyen ama dürüst birini mi seçersiniz?

bölüme adını veren waldo, bir çizgi film karakteri. onu seslendiren de jamie adlı bir adam. jamie, eğlenmeyi seven ve politikayla çok da ilgisi olmayan biri. waldo da muzip ve sivri dilli bir çizgi film karakteri. çizgi film karakteri dediğim de, bir talk show’un yan karakteri.

neyse efendim, waldo bir siyasetçiyle röportaj yaparken onunla dalga geçmesi onu bir anda popüler yapıyor. bu popülerlik ona kendi programını yapma şansı veriyor. o dönem bir de seçim çalışmaları olunca, halkın arasına karışıyor sevgili waldo. bu arada jamie piyasada yok; ekran arkasında ve kendini gizliyor.


jamie , siyaset kavgası içinde , o da nasibini alıp ifşa oluyor. sonra başlıyor saydırmaya. siyaset de siyasetçiler de bu çıkıştan nasipleniyor.


waldo’nun değişimi ve özellikle gençler arasında fikirlerinin rağbet görmesi; kendisi seçime girse kazanacak hake getiriyor. aslında bir sistem eleştirisi bu bölüm. normalde teknolojinin etkilerinden bahsetse de buradaki tek teknolojik oluşum waldo. acaba ilerde de böyle mi olacak dedirten bir bölüm. gerçek ile değil de , yapay zeka ile mi yönetileceğiz? dizide bir yapay zeka programı yok tabi. ama halkın bir animasyon karakterini yüceltmesi , bu fikri doğuruyor.
devamını gör...

aydın’da fırat delikanlı isimli işkenceci homofobik kişi, “eşcinsel” olduğu gerekçesiyle işitme engelli engin elekçi’yi ağır biri şekilde şiddete maruz bırakıp bir de bunu paylaşmış.
hassas görsel içerir şuradan ve şuradan ulaşabilirsiniz.

umarım derhal tutuklanıp hak ettiği cezayı alır.

ülkemiz hatta dünya nereye gidiyor bilemiyorum. insanlar diğer tüm canlıların neden yaşam hakkına saygı duymakta bu kadar zorlanıyor? neden sevgi ve barışla yaşamak varken her yere nefretlerini kusuyorlar?
devamını gör...

ıssız adam modasının pik yapmasını sağlayan sinema filmi. tmc yapım şirketinin batması sonucu serinin devamı olan kaybedenler kulubü yolda'ya hiçbir şekilde ulaşılamıyor.

ulaşan olursa lütfen kafama portakal atsın.
devamını gör...

pink floyd olsun taştan olsun(bkz: swh)
devamını gör...

değer görmediğini düşündüğüm dizidir.
çevremdekilere zorla izlettiririm.
lorelai'ın uzun uzadıya cümleleri, rory'nin ders çalışması (bir kaç sezon sonra aynı hırsı göremiyoum şahsen.) ikisinin kahve bağımlılığı beni diziye bağlayan etkenler.
2016'da devam niteliğinde çekilen 4 bölümü de var. ve beni çok da tatmin etmedi. gerçek bir gilmore girls bölümleri değildi sanki.
-5.sezondan sonra rory'i sevmeye devam edemedim üzgünüm. -
team jess.
devamını gör...

steinbeck'in karakterlere ruh üflediği bir eseri daha. ne yazık ki geri planda kalmış ve olması gereken yere ulaşamamıştır. iyi gözlemler, gerçekçi karakterler meydana getirir ve bir karakter ne kadar gerçekçi olursa okuyucuya o kadar ulaşabilir. işte, steinbeck bunu bir adım öteye taşıyarak karakterleri canlandırmış ve okuyucunun, kendisini romanda yer alan bir karakter gibi hissetmesini sağlamıştır. karmaşadan ve kelime oyunlarından uzak, tamamen gerçek bir zeminde ilerliyor ana hikaye. okuyucuyu düşündürmek üzerine yazıldığına inanıyorum çünkü okurken iç dünyanızda bir tartışma çıkmaması mümkün olmuyor.

"hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak için yazılır."
işte steinbeck tam olarak bu düşünceye sert bir darbe indiriyor. mevcut şartlar altında bir mücadele bu kadar güzel anlatılabilir diyerek size bir kaç alıntı bırakıyorum. ek olarak, orijinal dilde okunması taraftarı olsam bile tuncay gökmen çevirisi oldukça başarılı.

--- alıntı ---

ıt seems to me that man has engaged in a blind and fearful struggle out of a past he can't remember, into a future he can't foresee nor understand. and man has met and defeated every obstacle, every enemy except one. he cannot win over himself. how mankind hates himself.


--- alıntı ---
devamını gör...

ön edit: (bkz: larktwain_123_) nasıl da unutmuşum.
işte güzel yazarların çoğunun olduğu liste. (bkz: ölmedim hafif sürünüyorum), (bkz: hi i my run), (bkz: bir bilen) gibi modları zaten eklemedim.
(bkz: lucifer)
(bkz: uranüs)
(bkz: summer queen)
(bkz: armullah)
(bkz: bal yerine reçel yapan arı)
(bkz: rimbaud)
(bkz: beyzuq)
(bkz: duvarlar kadar)
(bkz: elbarto)
(bkz: köylü yazardan ironiler)
(bkz: illetileziyet)
(bkz: kalender)
(bkz: ermolettin)
(bkz: ice)
(bkz: wylde)
(bkz: _mor)
(bkz: pegasus_1996)
(bkz: baklavalinico35)
(bkz: son samuray)
(bkz: son feci mars)
(bkz: maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim)
(bkz: ağzındakikanısilipişteşimdibaşlayandövüşçü)
(bkz: kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası)
devamını gör...

mahalleden bir abimiz rakı masasındayken "5 çocuğuyla da gelse kabulum" demişti ama
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunlar bir de eğitimli(doktor,mühendis vs.) olanları,varın gerisini siz düşünün.orta doğu insanlarının geneli böyle,ne kadar mesleki eğitim alsa da,sosyal yapı ve öz birey hakkı gibi konularda 13. yy kafasında kalmaları.evli olan mültecilere,eşiniz istemiyorsa zorla ilişkiye giremezsiniz gibi konuları anlatıyor kuzey avrupa insanları.seviye buralarda yani,hiç bir şekilde entegre edilemezler.
devamını gör...

yalnızlık iyi değildir. ve insan alır acısını insanın.
devamını gör...

küçükken otobüsle ankara'dan malatya'ya seyahat ederdik. tahmini 5,6 yaşlarında falanım. annem de beni, rahat uyuyayım diye otobüste boş koltuk olursa oraya yatırırdı.

otobüs x yerinde mola verince annem de tuvalete gitmiş. ben de o sırada arka koltukta uyuyorum tabi. o an ne olduysa uyandım ve annemi göremeyince korkup bende otobüsten indim. etrafa bakınıyorum, annemi bulmaya çalışıyorum ama yok. en sonunda ağlamaya başladım. başka otobüsün şoförü beni farketti. "gel annen burada" deyince ağlamayı bıraktım ve adamın elini tutup otobüse bindim. şoför de otobüse bindi ve otobüs hareket etti. adama diyorum ki "hani nerde annem" ? .
" arkada ya çocuğum" diyor . bakıyorum ama otobüsün içi de karanlık zar zor görüyorum milleti "ama annem yok ki burda" diyorum.

hareket eden otobus birden aniden duruyor. meğersem beni bulup otobüse bindiren şoför başka bir yolcunun çocuğuyla beni karıştırmış. hemen otobüsten indiriyor beni anons geçiyorlar. "kız çocuğu bulduk kayıp kiminse gelsin alsın " diye. *

annem de o sira tuvaletten çıkıp bindiğimiz otobüste beni bulamayınca paniklemiş. anons sayesinde buluyoruz annemle birbirimizi. tabi o sevinçten ağlıyor ben de kızacak korkusundan. yol boyunca dibinden ayırmıyor beni.

kızılay' da en az 7 kere kaybolan ve her seferinde "bir daha bu çocuğu kaybederseniz sosyal hizmetlerden alırsınız" diyen polisleri ikna etmeye çalışan babam geliyor aklıma *
çok kaybolan bir çocuktum, bu zamana kadar yaşamış olmam bile büyük bir şans.
devamını gör...

john william waterhouse'un 1881 yılında tamamladığı, oldham galerisinde sergilenen tuval üzerine yağlıboya eseri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kirke, homeros'un odysseia'sında güneş tanrısı helios'un kızı olarak belirtilir. kirke, uzak bir adada yaşar ve sarayı vahşi hayvanlarla dolu bir ormanla çevrelenmiştir.
ustalıkla yağtığı bitkisel iksirleri, ormanı işgal eden yaratıkları uysallaştırmak ve kayıp denizcileri uyutmak için kullanır. bu sahnede odysseus'a iksirlerinden birini ikram etmektedir, fakat odysseus onun hilekarlığı konusunda daha önceden uyarılmıştır...
devamını gör...

yine bir "biz halktanız" mesajı. abi bu nedir ya , ne kadar ucuz tavırlar. yahu askerliğini yapmış herkes gayet iyi biliyor ki sınır bölgesindeki karakollarda bile yemek masaları dolu.

ayrıca bu halk, "aa bakan bey de bizim gibi yiyor.
" diyeceğine neden doğru dürüst masasında yemeğini yiyemediğini sorgulamalı. garibanlık, kabullenmişlik bu kadar mı nüfuz etti millete ?

odatv4.com/neden-masa-degil...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim