ziya gökalp
atatürk tarafından "fikrimin babası" olarak anılmıştır. türkiye'de halkbiliminin kurucusu olarak bilinir.
"herder’den ödünç alınan 'halka doğru' prensibi ile görüşlerini formüle eder ve 'türkçü' düşünce sistemine yerleştirir. gökalp bu prensibin mahiyetini anlatmak ve buna dayalı çalışmaları geniş kitlelere ulaştırmak için arkadaşlarıyla birlikte, 'halka doğru' adı ile bir dergi çıkarırlar. bu dergi türkçülük açısından olduğu kadar türk halkbilimi çalışmaları bakımından da ehemmiyetlidir. çünkü 'folklor' dan söz eden ilk yazı yine gökalp tarafından bu dergide yazılmıştır. ziya gökalp 'halka doğru' dergisinin 23 temmuz 1913 tarihli sayısında yayımladığı 'halk medeniyeti-ı, başlangıç' adlı çalışmasında, "her kavmin iki medeniyeti var: resmi medeniyet, halk medeniyeti, o hâlde kavimlerin medeniyetlerinden bahseden bir ilim olan 'içtimaiyatın' (sosyoloji) halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi olmak gerek. işte kaideleri yazılı olmayan ve ancak ağızdan ağıza geçmek suretiyle bir soyda uzayıp giden bu ananevi medeniyeti mütalâa eden ilme “halkiyat” adı verilir.” diyerek folkloru tanımlar ve folklor terimi karşılığı “halkiyat”ı kullanır.".
sonuç olarak mehmet ziya gökalp'in türk milleti için yaptığı deha çapında birçok çalışması vardır.
kaynak:
www.turkyurdu.com.tr/yazar-...
"herder’den ödünç alınan 'halka doğru' prensibi ile görüşlerini formüle eder ve 'türkçü' düşünce sistemine yerleştirir. gökalp bu prensibin mahiyetini anlatmak ve buna dayalı çalışmaları geniş kitlelere ulaştırmak için arkadaşlarıyla birlikte, 'halka doğru' adı ile bir dergi çıkarırlar. bu dergi türkçülük açısından olduğu kadar türk halkbilimi çalışmaları bakımından da ehemmiyetlidir. çünkü 'folklor' dan söz eden ilk yazı yine gökalp tarafından bu dergide yazılmıştır. ziya gökalp 'halka doğru' dergisinin 23 temmuz 1913 tarihli sayısında yayımladığı 'halk medeniyeti-ı, başlangıç' adlı çalışmasında, "her kavmin iki medeniyeti var: resmi medeniyet, halk medeniyeti, o hâlde kavimlerin medeniyetlerinden bahseden bir ilim olan 'içtimaiyatın' (sosyoloji) halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi olmak gerek. işte kaideleri yazılı olmayan ve ancak ağızdan ağıza geçmek suretiyle bir soyda uzayıp giden bu ananevi medeniyeti mütalâa eden ilme “halkiyat” adı verilir.” diyerek folkloru tanımlar ve folklor terimi karşılığı “halkiyat”ı kullanır.".
sonuç olarak mehmet ziya gökalp'in türk milleti için yaptığı deha çapında birçok çalışması vardır.
kaynak:
www.turkyurdu.com.tr/yazar-...
devamını gör...
portal
kapı anlamına gelen sözcük.
bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
devamını gör...
da vinci of debt
amerika'da üniversite eğitiminin ne kadar pahalı olduğuna dikkat çekmek amacıyla yapılmış, grand central istasyonu'nda sergilenen ve gerçek 2 bin 600 tane diplomanın kullanıldığı sanat eseri. 470 milyon dolarlık değeriyle dünyanın en pahalı sanat eseri oldu.

450 milyon dolarla dünyanın en pahalı sanat eseri olarak bilinen leonardo da vinci'nin salvador mundi (c.1500) tablosunu da geride bırakmış böylece.
ironiye bayıldım.
eserin uzaktan bir resmi
kaynak

450 milyon dolarla dünyanın en pahalı sanat eseri olarak bilinen leonardo da vinci'nin salvador mundi (c.1500) tablosunu da geride bırakmış böylece.
ironiye bayıldım.
eserin uzaktan bir resmi
kaynak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
zamanın göreceli olması
spor yapanlar bilir plank, wall sit gibi duruşlar zamanın göreceliliğini iyi kanıtlar,bir de kızılay dolmuşlarında ayakta geçirdiğiniz zaman da normal hayatta herhangi bir alanda geçirdiğiniz zaman ile aynı değildir.
devamını gör...
z kuşağındaki metalci oranı
şimdilik düşük olsa da her an yükselebilecek orandır. z kuşağı içine doğduğu sorunlu simülasyondan yakasını kurtarabilse müzikle de tanışabilir*.
devamını gör...
kalıplaşmış anne cümleleri
tabi ki her kızı olan annenin "anne olunca anlarsın."
devamını gör...
amarthiel
empati kurabilen bir yazar.
anlamlı bir yazışma sonunda bu kanaate vardım.
sözlüğe iyi gelecek yazar, dilerim sözlükte ona iyi gelir.
anlamlı bir yazışma sonunda bu kanaate vardım.
sözlüğe iyi gelecek yazar, dilerim sözlükte ona iyi gelir.
devamını gör...
celal şengör
nobel alsa rahatlayacak bilim insanı.
ben kendisini az çok anlayabiliyorum. neden böyle kibirli olduğunu... siz bu adam gibi olsanız sanırım çoktan intihar ederdiniz belki de.
öyle bir adam düşünün ki daha öğrenciyken kendisine ofis tahsis ediliyor, hayvani sayıda yayın yaptığı için. hatta okulun öğrencileri isyan ediyor kıskançlıktan. sonra da bu öğrencilere "siz de bu kadar yayın size de ofis tahsis edelim" diyorlar, konu orada kapanıyor.
şimdi böyle elit bir adam ne ister? çok kişi tarafından bilinmek, el üstünde tutulmak ister. "ben bilim için yapıyorum bunları hacı, el üstünde tutulmaya ihtiyacım yok" diyen adam yalan söylüyordur. insanız hepimiz, melek gibi duygulardan arındırılmış değiliz. elbette ki devreye ego girecek. örneğin çok başarılı gitaristler kendilerini tanrı olarak görür hepsi de "biz müziği seviyoruz, şan şöhret umurumuzda değil" dese de alttan alttan aslında kendilerini tanrı olarak gördüklerini de davranışlarıyla yansıtırlar. ritchie blackmore'u bilen dediklerimi anlamıştır zaten.
peki dünyadaki en elit ödül nedir? nobel.
itiraz edenler, "ama bilimdeki tek ödül o değil" diyenler olacaktır. ama bir düşünün nobel ödüllü bir fizikçi mi daha bir havalıdır yoksa adı sanı duyulmamış (halk tarafından elbette, yoksa bilimle uğraşanlar bilir bu ödüllerin anlamını) bir ödülü alan insan mı?
kısıtlı bir psikoloji bilgimle bu adamın içten içe nobel alan türk bilim insanlarını da kıskandığını düşünüyorum. "neden bir aziz sancar olamadım" diye içten içe üzülüyordur eminim.
neyse celalcim, kendine çok iyi bakıyorsun; öpüyorsun. hayvani bir kafan var, çok da takma her şeyi.
ben kendisini az çok anlayabiliyorum. neden böyle kibirli olduğunu... siz bu adam gibi olsanız sanırım çoktan intihar ederdiniz belki de.
öyle bir adam düşünün ki daha öğrenciyken kendisine ofis tahsis ediliyor, hayvani sayıda yayın yaptığı için. hatta okulun öğrencileri isyan ediyor kıskançlıktan. sonra da bu öğrencilere "siz de bu kadar yayın size de ofis tahsis edelim" diyorlar, konu orada kapanıyor.
şimdi böyle elit bir adam ne ister? çok kişi tarafından bilinmek, el üstünde tutulmak ister. "ben bilim için yapıyorum bunları hacı, el üstünde tutulmaya ihtiyacım yok" diyen adam yalan söylüyordur. insanız hepimiz, melek gibi duygulardan arındırılmış değiliz. elbette ki devreye ego girecek. örneğin çok başarılı gitaristler kendilerini tanrı olarak görür hepsi de "biz müziği seviyoruz, şan şöhret umurumuzda değil" dese de alttan alttan aslında kendilerini tanrı olarak gördüklerini de davranışlarıyla yansıtırlar. ritchie blackmore'u bilen dediklerimi anlamıştır zaten.
peki dünyadaki en elit ödül nedir? nobel.
itiraz edenler, "ama bilimdeki tek ödül o değil" diyenler olacaktır. ama bir düşünün nobel ödüllü bir fizikçi mi daha bir havalıdır yoksa adı sanı duyulmamış (halk tarafından elbette, yoksa bilimle uğraşanlar bilir bu ödüllerin anlamını) bir ödülü alan insan mı?
kısıtlı bir psikoloji bilgimle bu adamın içten içe nobel alan türk bilim insanlarını da kıskandığını düşünüyorum. "neden bir aziz sancar olamadım" diye içten içe üzülüyordur eminim.
neyse celalcim, kendine çok iyi bakıyorsun; öpüyorsun. hayvani bir kafan var, çok da takma her şeyi.
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
öğlenci olduğum dönemlerde okul çıkışı karanlığa denk geliyor diye dedem almaya gelirdi hep. elini tutar eve giderdik, o güven içinde hissetmek güzeldi.
devamını gör...
4-3-3 oynatan aykut
hoca sistemi değiştirdi diye düşünüyorum. takım 4-3-3 oynarken sağlı sollu bindirmeler ve tespit bolluğuyla gözlerimizin pasını siliyordu. ancak hoca ne zaman 4-5-1'e döndü takım pozisyon bulmakta zorlanmaya başladı. nerede o eski kanat organizasyonları? nerede o takımı rakip yarı sahaya yığıp, tespit üzerine tespit yapan zımba gibi hücum atraksiyonları? bir anda yok oldu, gitti. hoca'yı bu ısrarlı yanlışından dönmeye davet ediyorum. işleyen sistem bozulmaz. argümanlar ve tespitler konusunda sözlüğün zaten sıkıntı çektiği şu dönemde, bu oyun felsefesi oturmadı. eldeki kadro belli. hücumcu bir kadro, kadroyu frenleyince kadronun fabrika ayarları bozuluyor ve takım ne yapacağını bilemez hale bürünüyor. eskinin sonuç odaklı yırtıcı takımını yeniden sahalarda görmek istiyoruz hocam. taraftar huzursuz. ''söylesene bize hoca, takım niye oynamıyor!'' tezahüratları arş-ı alaya çıkmak üzere. dön gözünü seveyim şu 4-3-3'e de, gözlerimizin pası silinsin biraz. *
devamını gör...
ercan çankaya
boğaziçi üniversitesinde doktora öğrencisi olup attığı tweet'le gündeme gelen şahıs. başörtülü bir kadına "yakında üniversiteye giremeyeceksiniz, bu günler geçici, üniversitelerde gericilik yasaklanacak" şeklinde faşist ve hadsizce bir söylemde bulunan kişi.

dünyanın geldiği noktaya ve bizim tartıştığımız konuya bakın. hem de eğitimli insanlar tarafından tartışılıyor.

dünyanın geldiği noktaya ve bizim tartıştığımız konuya bakın. hem de eğitimli insanlar tarafından tartışılıyor.
devamını gör...
puslu kıtalar atlası
"boşluğun üzerine kuzeyi yayar,
ve hiçliğin üzerine dünyayı asar".
alıntısını yapabileceğim, efsanevi kitap...
devamını gör...
şevket altuğ
süper baba (dizi)sinde sevilen karakter fikret’i yani fiko’yu canlandırmıştı doksanlı yıllarda.
devamını gör...
sürekli makyajlı gezen kadın
kendi tercihini hayatına uygulayan bir kadındır. laf söylemek bize düşmez.
ha ama hepimizin de bildiği gibi kozmetik ürünleri cilde oldukça zarar verebiliyor. sonuçta allah korusun o kişide bir sorun olduğunda da sıkıntıyı çekecek olan kendisidir.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
ha ama hepimizin de bildiği gibi kozmetik ürünleri cilde oldukça zarar verebiliyor. sonuçta allah korusun o kişide bir sorun olduğunda da sıkıntıyı çekecek olan kendisidir.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
normal sözlük'teki gruplaşmanın hissedilmeye başlanması
insanın olduğu her yerde olduğu gibi sözlükte de olması gayet doğal durum. gruplaşmak isteyen gruplaşsın çok kafaya takmayın. eğlenmenize bakın.
devamını gör...
sözlükte tanınma yolları
bir iyi bir de kötü yolu olan yöntemler.
iyi yol:
- kimseye saygısızlık etmeden, eleştiri yaparken herhangi bir kişiyi doğrudan hedef almadan yazmak. "x yazar şöyle demiş ama x yazarın ben tee!" şeklinde bodoslama lafa dalmak yerine "bu konuda şöyle düşünen insanlar var ama bence şöylesi daha uygun" yazmak gibi...
- işe yarar şeyler yazmak. bilgiyse, insanların farklı yerlerde pek bulamayacağı detaylar, trollükse, insanları gerçekten -bazen de kahkahalarla- güldürebilecek şeyler, kendi tecrübelerinizse, başkalarının işine yarayabilecek nüanslar gibi...
- özel mesajları başkaları görmüyor diye orada sapıtmamak. olur, 1 kişiyle flörtleşirsiniz o ayrı ama nasılsa görünmüyor diye kibarlığı elden bırakmak olumsuz puan hanenize yazılır.
kötü yol:
- sürekli başkalarına sataşmak. hiç muhabbetiniz olmayan insanların nick altına giderek orada ileri geri konuşmak,
- özelden kibar kibar, güzel sohbet ettiğiniz insanlara nick altında "ben buna yürümüyorum ki" izlenimi vermek adına saçma sapan yorumlar yazmak,
- tanımadığınız insanlara mesaj açıp açık saçık kelimelerle olmadık tekliflerde bulunmak... bunu yapanlar var aranızda. başlıklarda adamım diye geziyorlar ama değiller.
- sürekli olarak dikkat çekmeye yönelik fotoğraflar paylaşmak... detayına girmiyorum.
- trollük yapıyorum ayağına hiç de komik ya da düşündürücü olmayan leş gibi başlıklar açmak.
ikisini de dene, tarafını seç!
iyi yol:
- kimseye saygısızlık etmeden, eleştiri yaparken herhangi bir kişiyi doğrudan hedef almadan yazmak. "x yazar şöyle demiş ama x yazarın ben tee!" şeklinde bodoslama lafa dalmak yerine "bu konuda şöyle düşünen insanlar var ama bence şöylesi daha uygun" yazmak gibi...
- işe yarar şeyler yazmak. bilgiyse, insanların farklı yerlerde pek bulamayacağı detaylar, trollükse, insanları gerçekten -bazen de kahkahalarla- güldürebilecek şeyler, kendi tecrübelerinizse, başkalarının işine yarayabilecek nüanslar gibi...
- özel mesajları başkaları görmüyor diye orada sapıtmamak. olur, 1 kişiyle flörtleşirsiniz o ayrı ama nasılsa görünmüyor diye kibarlığı elden bırakmak olumsuz puan hanenize yazılır.
kötü yol:
- sürekli başkalarına sataşmak. hiç muhabbetiniz olmayan insanların nick altına giderek orada ileri geri konuşmak,
- özelden kibar kibar, güzel sohbet ettiğiniz insanlara nick altında "ben buna yürümüyorum ki" izlenimi vermek adına saçma sapan yorumlar yazmak,
- tanımadığınız insanlara mesaj açıp açık saçık kelimelerle olmadık tekliflerde bulunmak... bunu yapanlar var aranızda. başlıklarda adamım diye geziyorlar ama değiller.
- sürekli olarak dikkat çekmeye yönelik fotoğraflar paylaşmak... detayına girmiyorum.
- trollük yapıyorum ayağına hiç de komik ya da düşündürücü olmayan leş gibi başlıklar açmak.
ikisini de dene, tarafını seç!
devamını gör...
epsilon (yazar)
tanımlarını okumayı sevdiğim yazar. eğlenceli bir kişilik olduğunu düşünüyorum. pozitif basıyor bünyeye.
devamını gör...

