bir çeşit güldürü sanatı.
farklı bir kültürdür mizah.
yazılı, sözlü, çizimli gibi gibi bölümlere ayrılır.

kimisi için bir hayat biçimi. her anlarını bu kültüre göre yoğuran bir çok insan var artık günümüzde. yaşanılan kaoslardan, çekişmelerden, kargaşa, gürültü, her türlü sorunlardan uzaklaşma ve onlarla baş etme yöntemi bir yerde.

kimse sizden tek kişilik dev kadro olmanızı beklemiyor. yani minik kadro da olmanızı beklemiyor kendinize kadar mizahınız olsa yeter. eğlenin yahu gülün işte. bakın bu bedeva.

gülmeyi, eğlenmeyi seven her insanın buluştuğu ortak noktadır mizah. bazen aynı şeylere gülmesekte gülebiliyor olmak bile aynı gruba dahil olmayı gerektiriyor bence.

mizah anlayışı tabi kişiden kişiye değişiyor. ayrıca bazı mizahlar hiç güldürmüyor sadece düşündürüyor bazıları da önce düşündürüyor sonra güldürüyor. en makbulü benim gözümde tabi önce gözünden yaş getiren sonra 'dur yahu bu insan kişisi ne yazdı? ne söyledi? ne çizdi böyle? oo alt söylem efsane' dediklerim.

halka inmesi, halkın özemsemesi en kolay sanatlardan olmuş olma ihtimali yüksek bir sanat çeşidi. bakın işte burada halka oynayın lütfen. halkın buna pek ihtiyacı var.
devamını gör...

24 yaşında işsiz öğretmen, depresyona meyallim var. ev işlerinden anlarım. saygılarımla yerimi alıyorum.

edit: biri de şey yazmış kınayamadım, küfür yok bu sözlükte engelle geç.
devamını gör...

everybody dies but not everybody lives.
herkes ölür ama herkes yaşamaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kazası değişeni yok, yürüyeninde hiç bir sıkıntı yok abicim. ekspertiz!e falan niye para vericen bin git arabana garantisi benim diyorum. (iyi aile çocuğu olan galerici yalanı)
devamını gör...

ilim irfan yuvası kafa sözlük'ün kulaktan kulağa yayılmasında etkili olabilecek anarşik hareket. usulca kıza doğru yanaşılır önce. en uygun anda da kulağına doğru eğilip kafa sözlük denilmek suretiyle görev tamamlanır. bağırmak yok ama, fısıldıyoruz.
devamını gör...

dini inanç sistemlerini ortaya çıkaran insanlardır. zira dinciler inanmayanları gunakârlıkla itham etse de kötülük yapmak için dinden güzel kılıf yoktur.

siyaset ve militarizm de din ile bir araya geldiğinde ortaya bermuda şeytan üçgeni misali, insaniyet namına ne varsa yutup yok eden abuk bir yapı çıkar.
devamını gör...

brezilyalılar'ın (bkz: zombi yürüyüşü) gibi, ölüm ile yaşam arasındaki çizginin aslında çok zayıf ve belirsiz olduğuna dikkat çekmek için yapılan meksikalılar'ın geleneksel etkinliğidir. iskelet ve zombi kıyafetleriyle geçit töreni yaparak, bir günlüğüne de olsa ölülerin yakınlarına uğradığını kabul eder ve onlara sevdikleri yiyecekleri hazırlar.
devamını gör...

sabah saatlerinde meydana gelendir.
sağ olsunlar ete para vermiyorlar.
çeliktepe mahallesi boş bir arazide birbirlerine girmişler.

devamını gör...

dünyanın yuvarlak olduğu görüşünü rasyonel olarak ortaya koyan ilk bilim insanıdır.
devamını gör...

başlık olarak kalması dahi başlı başına züldür.

gerçek hayatta neler yaşıyorsunuz evladım siz ?

acil şifalar dilerim.
devamını gör...

ülkenin mülteci kampına dönmesinden , bu vergi oranından, inşaat şirketlerine çekilen peşkeşlerden, liyakatsızlıktan, döviz kurundan, ekonomiden rahatsız olmayanlar yapabilir.kimisi öyle zevk alıyor olabilir.
devamını gör...

başlığı açarak sorunun çözülmesine katkı sunan free ye de alkış yok mu sözlük
devamını gör...

çok ağır sorgulamalara iten ve eğer sağlam bir bünyeniz yoksa bir çoğunu kaldıramayacağınız bir eser.
içerisinde bazı aforizmaları anlaması da kolay olmayabilir.
durup dururken insanı bunalıma sürükleyebilir.
kendinize güveniyorsanız bir çok açıdan aydınlanma yaşatabilir ayrıca.

“nerede tükettin ömrünü? bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet.. geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?"
devamını gör...

dün aklıma çok eskiden oynadığım bir oyun olan sven bomwollen geldi. eski bir oyun olduğundan dolayı artık indirmeden de tarayıcı üzerinden oynanır sanıp google'da arattım. normalde bir şey indirmek istediğimde torrent sitelerini kullandığım için eski indirme sitelerini gözlerim arar oldu ve gezginler'e denk geldim. ara ara hırtlık yapsa da iyi bir siteydi gezginler. güvenip girdim ama tabi uykuluyum gecenin 2'si. o dalgınlıkla indir yazısını görür görmez yapıştırdım gelene gidene ''he'' diyip geçiyordum ki bir an inen dosyanın ismini fark etmemle iptal etmeye çalışmam bir oldu.
tabi iptal edemeden inmiş direkt kendini çalıştırmıştı. yükleme programı çeşitli programları önerip yüklememi istiyor aynı zamanda iptal etme seçeneği sunuyordu. iyi bari insaflıymış diyerek iptale basar basmaz beni tınlamayıp yüklemeye geçti. bu yüklemeler 5 saniye içinde olup biterken ben açılan sayfaları ve pencereleri kapatmaya çalışıyor bir yandan stres olmuş terliyordum. o an ''ne yapıyorsun olm çek fişi dursun her şey'' diye düşünüp şak diye bilgisayarı kapadım.
açıldığında erken davrandığım için yüklenen 3-5 yazılımı tespit edip sildim ayrıca yıllardır kullanmadığım antivirüs programlarını kurdum. imece usülü başladık bilgisayarı didik didik etmeye.

-abi şunu yakaladım ne yapayım? vur kafasına.
-abi şu program aslında trojan miner'mış napalım? vay namussuz uçurun kellesini.

derken, 32 adet mülteci yakaladım bilgisayarımda. çoğu, bilgisayar iyi olduğu için miner işlemini gerçekleştirse de, düne dek fark edilmeden kalabilen malware'lerdi.

kurtulmak adına ücretsiz olan malwarebytes, hitmanpro ve zemana kullandım. birden fazla program kullanmak her zaman iyidir, çünkü kimisinin bulamadığını diğeri buluyor veya beleş olduklarından dolayı hırtlık yapıp kendileri bir şeyler yerleştirebilirler. her ihtimali göze almak lazım.

velhasıl kelam, sabah 5'e kadar beni uyutmamış can sıkıcı parazit virüslerdir. bende olmaz, ben öyle işlere girmemiştim hiç demeyin. bu bitcoin çılgınlığında millet her yolu deniyor. internete bağlı bir cihaza sahipseniz mutlaka bir elden geçirin. ben kendime o kadar sene güvendim antivirüs kullanmadım. bu kadar güven hataya yol açar, siz yine de bir kontrol ettirin bu programlara.
devamını gör...

huzursuz, karmaşık, ağrı.
devamını gör...

örgün ve açıköğretim arasında tabii ki fark vardır ve bu fark iş alanlarında da bariz ortaya çıkar özellikle iş alımlarında. bırakın açıköğretimi bugün sayılı üniversitelerden mezun insanlar bile işsiz. o yüzden bu ayrıma girmek zaten yanlış. açıköğretimi savunduğum nokta ise şöyle. gençlik döneminde en çok para getiren ya da statüsü yüksek meslekler seçiliyor. doğal olarak aslında hiç istemediğin ve sana uygun olmayan bölümleri zorla okuyorsun.

açıköğretim burada devreye giriyor işte. şu an ki bu gruba ben de dahilim, istediğim ve merak ettiğim bölümleri okuyorum. inanır mısınız bilmem ama kopya da çekmiyorum. kitapları okuyorum araştırmalar yapıyorum çünkü derdim gerçekten merak ettiğim bölümü okumanın verdiği zevki tatmak. o yüzden hiç karşı çıkılacak bir durum yok ortada. kendinizi geliştirip fark yaratırsanız zaten hiç örgün okumamış bir insandan bir adım önde olursunuz zaten. biz de istediğimiz bölüm ya da bölümleri okuyup mutlu olalım.
devamını gör...

ah be cahit ah! neye ayar çekmeyi unuttun istatistiklerde? hayırlı olsun ne diyelim dediğimiz olaydır, sonuç hep aynı nasılsa.
devamını gör...

"söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz."

kitabın ismini aldığı amok hastalığı, genelde orta asya'da ve yaygın olarak malezya'da görülen bir psikiyatrik hastalıktır. bir cinnet hali olarak da tanımlayabileceğiz bu hastalık, malezya halk dilinde "mengamok", dünyada ise "running amok" olarak bilinir. malezya dilinde kelime anlamı olarak, gözü kara, cani, hiddetli, öldüren anlamlarına gelir. bu hastalığın görüldüğü bireylerin neredeyse tamamı, yaralayıcı bir alet ile başkalarına zarar vermeleri veya öldürmeleri ile teşhis edilir. hastalığın ismi de burdan gelir. hasta geçirmiş olduğu cinnet hali ile, durmadan koşar, önüne çıkan kişilere zarar verir veya öldürür ta ki kendisini de bitkin düşene kadar. bu koşunun sonunda söyledikleri şey de genelde "gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum." olur.

stefan zweig ise bu durumu kitabında şöyle açıklıyor:
"amok’un ne olduğunu biliyor musunuz?
-"işte amok... evet amok, şöyle oluyor: bir malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor... ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta... tıpkı benim odamda oturduğum gibi... sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor... dosdoğru koşuyor, dosdoğru... nereye gittiğini bilmeden... yoluna ne çıkarsa, insan olsun hayvan olsun, hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor... ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi uluyor... ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle, korkunç koşusunu sürdürüyor... köylerdeki insanlar bu amok koşucusunu hiçbir gücün durduramayacağını bilirler... o gelirken uyarmak için ‘amok! amok!’ diye haykırırlar ve herkes kaçışır... ama o bunları hiç duymadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir... sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da o ağzından köpükler çıkararak yere yığılıp kalır..."


stefan zweig bu hastalığı metafor olarak kullandığı bu çarpıcı öyküsünün merkezine bir doktoru ve bir kadını alır. kendisinden yardım isteyen bir hastasını, sırf önyargıları nedeniyle reddeden bir doktorun daha sonrasında yaşamış olduğu vicdan azabını konu alıyor kitap. doktor bu noktada adeta bir amok koşucusuna dönüşmektedir. tek istediği, kadını bulup tedavi edip içindeki pişmanlığı gidermektir. kitapta küçük bir önyargının aslında bir kişinin hayatını nasıl da değiştirdiğine yazarın harika üslubu ile tanıklık ediyoruz. kitabın dili oldukça sürükleyici ki bir oturuşta bitirebilirsiniz. üzerine düşünerek okunup satır aralarındaki mesajların dikkate alınması gereken harika bir stefan zweig eseri.
devamını gör...

t: gidebileceğiniz, görebileceğiniz, sarılabileceğiniz kadar yakın ama bunları yapamayacak kadar uzak olduğunuzu hissettiğiniz kişiye duyulan histir.


herkesin;
bir umudu vardır,
bir savaşı,
bir kaybedişi,
bir acısı,
bir yalnızlığı,
bir hüznü…
çünkü herkesin bir gideni vardır.
içinden bir türlü uğurlayamadığı..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim