yazarların küçük hırsızlıkları
sayılır mı bilmem ama komşumuzun kayısı ağacını soymuştuk. olay şöyle gelişti; bir gün kuzenlerimle mahallede otururken malum kayısı ağacı dikkatimizi çekti. "aa ne kadar güzel görünüyor, kocamanlarmış.." tepkileri eşliğinde içimize bir merak düştü. 'acaba tadı nasıldı'. tabi çocuk aklıyla izinsiz koparıp yemenin iyi bir şey olmadığını bilmiyorduk. büyük bir neşeyle neredeyse ağaçtaki tüm kayısıları yaptık ve gururla eve götürdük. sözde düşünceli çocuklar olup evdekilerle beraber yiyecektik. eve götürünce annem haliyle "nerden topladınız bunları?" diye sordu. bizde masumca "karşı komşu varya onların bahçesinden" demiştik. annem biraz kızdıktan sonra güzelce anlatmıştı yaptığımız şeyin çok yanlış olduğunu. kayısıları da götürüp komşuya iade etmiştik. o zaman çok utanmıştım.
bu arada o kayısıların tadı nasıldı acaba, hiçbir zaman öğrenemiyeceğim.
bu arada o kayısıların tadı nasıldı acaba, hiçbir zaman öğrenemiyeceğim.
devamını gör...
65 yaş üstünün oy kullanmaması gerekliliği
65 yaşına kadar devlete vergi ver çalış uğraş didin, sonra da meczupun biri gelip oy kullanmasınlar desin
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kahve tercihleri
(bkz: uykusuzkahve)
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
belki ebeveyn olunduğu zaman anlaşılan gerçeklerdir. bu konuda söyleyebileceğim tek şey, birbiriyle anlaşamayan ebeveynler sırf çocukları için boşanmamakta/ayrılmamakta ısrar ediyorlar ya burada yanlış yapıyorlar. onlar çocuklarına iyilik yaptıklarını zannedip ve kendilerini kandırıyorlar. birbiriyle anlaşamayan anne ve babayla ve sürekli tartışma ortamında bir çocuğun büyümesi ona yapılacak en büyük kötülüktür. çocuğun hem sosyal hem de özel hayatında yaşayacağı bir çok iletişim sorunlarının en büyük nedenlerinden biri budur.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
o ne güzel bir sestir efendim öyle. baharı müjdeleyen kumrular gibi, fenerbahçe'nin 4.yıldızı taktığını haykırarak duyuran fbtv muhabiri gibi, dinlemelere doyulamayan en az 90 lar şarkıları gibi...
bu arada '' iltifat değil, gerçek düşüncem bu''
bu arada '' iltifat değil, gerçek düşüncem bu''
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
e)
başımı kaldırıp bakıyorum etrafımda bir sürü kapı var. renk renk, küçüklü büyüklü bir çok kapı, kimisi albenili yepyeni, kimisi ise yaşanmışlıkları üzerinde, bir şekilde hırpani...
şöyle bir dönüyorum, izliyorum tek tek. sonra yaklaşıyorum dokunuyorum her birine. birinin tenine dokunup okşamak gibi. kimisi pütürlü minik kıymıkları ile yaralıyor, kimisi ahşap olmasına rağmen pürüzsüz, kimisi de plastik suni ve hissiz.
hangisinden adım atacağıma karar veremiyorum. biliyorum ki birçok kez yanlış kapıdan içeri girmiş ; kimi zaman kırılmış, kiminde kırmış ve nicesinde de yara bere içinde mücadele etmek zorunda kalmıştım.
derin bir nefes aldım. aralarında en doğal görünen, yılların izi ile hafif eskimiş ama hala şıklığını koruyan en solumdaki kapıya doğru bir adım attım. yavaşça çevirdim kulbu. içeriden kahkaha sesleri geliyordu. minik bir çocuğun bir uçurtmanın etrafında koşturmacasını izliyordum. birden burnuma bir koku geldi, portakal kokusuyla harmanlanmış bir kahve kokusu. insanın içini ferahlatırken iştahını da açan bu kokuyu takip ettim. arka planda bir piyano sesi duyuyordum,insanın içine işliyor hafiften bir hüzün dolduruyordu. yavaş ama temkinli adımlarla ilerliyordum. bilmem neden birden gökyüzü kararıverdi, yıldızlar süsledi her yanı. parlak ışıkları aydınlattı yolumu. ileri doğru bir göz attım. baktım. baktım. baktım. gördüğüme inanamıyordum. bir masada huzur, oturmuş bana gülümsüyordu. etrafından yansıyan aurora öyle ışıl ışıldı ki... kuzey ışıklarını gördüğüme yemin edebilirdim. yaklaştım. konuşmaya başladı. anlattı. o anlattıkça ben mutlu oldum. o sustu, ben başladım. doyumsuz bir sohbetin içinde kayboluyordum.
sonra biri seslendi arkamdan "çabuk, çabuk buradan çıkmalısın! hadi, şimdi doğru zaman değil! "
başımı kaldırıp bakıyorum etrafımda bir sürü kapı var. renk renk, küçüklü büyüklü bir çok kapı, kimisi albenili yepyeni, kimisi ise yaşanmışlıkları üzerinde, bir şekilde hırpani...
şöyle bir dönüyorum, izliyorum tek tek. sonra yaklaşıyorum dokunuyorum her birine. birinin tenine dokunup okşamak gibi. kimisi pütürlü minik kıymıkları ile yaralıyor, kimisi ahşap olmasına rağmen pürüzsüz, kimisi de plastik suni ve hissiz.
hangisinden adım atacağıma karar veremiyorum. biliyorum ki birçok kez yanlış kapıdan içeri girmiş ; kimi zaman kırılmış, kiminde kırmış ve nicesinde de yara bere içinde mücadele etmek zorunda kalmıştım.
derin bir nefes aldım. aralarında en doğal görünen, yılların izi ile hafif eskimiş ama hala şıklığını koruyan en solumdaki kapıya doğru bir adım attım. yavaşça çevirdim kulbu. içeriden kahkaha sesleri geliyordu. minik bir çocuğun bir uçurtmanın etrafında koşturmacasını izliyordum. birden burnuma bir koku geldi, portakal kokusuyla harmanlanmış bir kahve kokusu. insanın içini ferahlatırken iştahını da açan bu kokuyu takip ettim. arka planda bir piyano sesi duyuyordum,insanın içine işliyor hafiften bir hüzün dolduruyordu. yavaş ama temkinli adımlarla ilerliyordum. bilmem neden birden gökyüzü kararıverdi, yıldızlar süsledi her yanı. parlak ışıkları aydınlattı yolumu. ileri doğru bir göz attım. baktım. baktım. baktım. gördüğüme inanamıyordum. bir masada huzur, oturmuş bana gülümsüyordu. etrafından yansıyan aurora öyle ışıl ışıldı ki... kuzey ışıklarını gördüğüme yemin edebilirdim. yaklaştım. konuşmaya başladı. anlattı. o anlattıkça ben mutlu oldum. o sustu, ben başladım. doyumsuz bir sohbetin içinde kayboluyordum.
sonra biri seslendi arkamdan "çabuk, çabuk buradan çıkmalısın! hadi, şimdi doğru zaman değil! "
devamını gör...
kitap alıntıları
çünkü, insanın kendi içinde ürettiği kargaşa dış dünyadaki gerçek tehlikelerden daha ürkütücüdür.
engin geçtan - insan olmak
engin geçtan - insan olmak
devamını gör...
farketmeden
sesi ve oyunculuğu ayrı güzel sanatçı. demet evgar-farketmeden(offıcıal vıdeo)
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“hayatta yapılacak o kadar çok hata vardır ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin bir anlamı yoktur.”
-sartre.
-sartre.
devamını gör...
kitap okumayanları küçümseyen insan
küçümsüyorsa, küçülüyordur. kitapları takı niyetine alıyor, ziynet eşyası gibi sergiliyordur.
görsel şovun birinci hamur kağıda basılmış yürüyen halidir. kendini ilk ve tek basım zannetmek de cabası...
bu tarz insanların önsözünü bile okumamak lazım.
fırsatınız varsa kapaklarını dahi açmayın pişman olursunuz.
görsel şovun birinci hamur kağıda basılmış yürüyen halidir. kendini ilk ve tek basım zannetmek de cabası...
bu tarz insanların önsözünü bile okumamak lazım.
fırsatınız varsa kapaklarını dahi açmayın pişman olursunuz.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
domates aslında sebze değil, meyvedir.
devamını gör...
abdülhamid kayıhan osmanoğlu'nun dolar yorumu
keşke bu arkadaşa bir şey yedirip içirmeseydik.(bkz: swh)
devamını gör...
sevgilisi olmayan kişi
yüzde 99.99 çirkin olan kişidir.
yüzde 00.01 fakir olan kişidir.
yüzde 00.01 fakir olan kişidir.
devamını gör...
geceye bir kuş bırak
en sevdiğim hayvan olan, kuşların
resimleri için açtığım başlık.
bu arada, şu an kuşların göçme zamanı.
göçmen kuşlar gitmek üzere.
arada gökyüzüne bakın, göçen kuş sürülerini yakalayabilirsiniz.
geceye bir yalıçapkını bırakıyorum.
benim kendi galerimde kuş resmi yok, çünkü ben onları çekmektense seyretmeyi seviyorum, artı beceremiyorum. çok özen isteyen bir iş.
bulduğum resimler, kuş gözlemcilerinden.
iyiki varlar.
resimleri için açtığım başlık.
bu arada, şu an kuşların göçme zamanı.
göçmen kuşlar gitmek üzere.
arada gökyüzüne bakın, göçen kuş sürülerini yakalayabilirsiniz.
geceye bir yalıçapkını bırakıyorum.
benim kendi galerimde kuş resmi yok, çünkü ben onları çekmektense seyretmeyi seviyorum, artı beceremiyorum. çok özen isteyen bir iş.
bulduğum resimler, kuş gözlemcilerinden.
iyiki varlar.
devamını gör...
pembe başlıklı kız
pembe başlıklı kız, osman hamdi bey'in haziran 1904'te yaptığı yağlı boya tablo. tabloda batılı tarzda giyinmiş pembe bir başlık ve başlık ile yakın tonda bir elbise giyen kız çocuğu açık bir alanda ayakta durmaktadır.
yer:pera müzesi

osman hamdi bey'in eselerini yakından görmek isteyenler için pera müzesi misafirlerini bekliyor.
yer:pera müzesi

osman hamdi bey'in eselerini yakından görmek isteyenler için pera müzesi misafirlerini bekliyor.
devamını gör...
borderline kişilik bozukluğu
kadınlarda daha sık görülen durumdur. bu bozukluğa sahip her 4 kişiden 3'ü kadındır. çocukluk dönemleri zor geçmiştir. bazıları çocukluk dönemlerinde istismara uğramışlardır. erken yetişkinlikte başlayıp tedavi edilmezse ömür boyu devam edebilir. bu bozukluğa sahip bireyler karakter dalgalanması benzeri bir durum yaşarlar. içlerinde hiç bitmediklerini düşündükleri bir boşluk hissi vardır. kopuk korungan halde yaşamlarını sürdürme eğilimleri vardır. sabit ve güven veren bir ilişki ile düzenli bir iş tedavilerinde önemli faktörlerdendir. psikoterapileri oldukça uzun sürer. ortalama altı yıl bu tedavinin devam etmesi yönünde yayınlar mevcut. şema terapi , aktarım odaklı psikoterapi ve diyalektik davranışçı terapi ile müdahale edildiğinde iyi sonuçlar alınmaktadır.
bu bozuklukta kişi kendine zarar verebilir. kollarını keser, saçlarını kopartır, intihar girişimlerinde bulunur. her 10 bkb olan bireyden 1'i intihar ile vefat etmektedir.
bipolar ile karıştırıldığı söylenir. ama dikkatli bir muayene sırasında kolaylıkla birbirinden ayrılır. bipolar duygudurum bozukluğunun mani evresi hiçbir şekilde bkb'de görülmez.
ayrıca bu bireylerle yaşamak zordur. 1987 tarihli öldüren cazibe adlı film bkb olan bir kadın bireyi anlatmaktadır. önerilir.
bu bozuklukta kişi kendine zarar verebilir. kollarını keser, saçlarını kopartır, intihar girişimlerinde bulunur. her 10 bkb olan bireyden 1'i intihar ile vefat etmektedir.
bipolar ile karıştırıldığı söylenir. ama dikkatli bir muayene sırasında kolaylıkla birbirinden ayrılır. bipolar duygudurum bozukluğunun mani evresi hiçbir şekilde bkb'de görülmez.
ayrıca bu bireylerle yaşamak zordur. 1987 tarihli öldüren cazibe adlı film bkb olan bir kadın bireyi anlatmaktadır. önerilir.
devamını gör...
alttaki yazar hakkında varsayım yap
can sıkıntısından açtığım başlıktır.
herkes bir alttaki yazar hakkında varsayım yapacak, bir sonraki yazar da, üstteki varsayımın doğru olup olmadığını söyleyip başka bir varsayim soyleyecek. tutmaması muhtemeldir ama denmekten zarar gelmez diyorum ve başlıyorum dostlar.
bence alttaki yazar hayattan sıkılmış biri.
herkes bir alttaki yazar hakkında varsayım yapacak, bir sonraki yazar da, üstteki varsayımın doğru olup olmadığını söyleyip başka bir varsayim soyleyecek. tutmaması muhtemeldir ama denmekten zarar gelmez diyorum ve başlıyorum dostlar.
bence alttaki yazar hayattan sıkılmış biri.
devamını gör...
john stamos
spontaneous woman ukdesidir.
john stamos yunan asıllı amerikalı oyuncu ve müzisyendir. müzisyenliği ile ilgili pek bir malumatım yok ama oyunculuğunu türkiye’nin belli bir döneminde yaşamış olan herkes yakından bilir. ben de öyle.

bir dönem kaçırmadan izlediğimiz hepsi ailemizin birer ferdi haline gelmiş olan full house karakterlerinden jesse rolüyle tanıyoruz john stamos’u.
dizinin yakışıklı ve sevilen amcası rolünde bence oldukça başarılı olan jesse, benim o zamanlar diziyi izleme nedenlerimden biri olan rebecca ile nişanlıdır. aynı evde yaşayan 2 amca, 1 baba ve üç çocuktan oluşan bu dopdolu evde jesse evin bıçkın delikanlısı idi.

jesse’in en önemli özelliği ise saçlarına asla dokundurmamasıydı. saçların ne kadar önemli bir aksesuar olduğunu biz john stamos’tan öğrendik.

john stamos ara ara başka yapımlarda da karşımıza konuk oyuncu olarak çıksa da benim dikkatimi yeniden netflix dizisi olan you ile çekti. yıllardır karşılaşmadığın bir arkadaşını gördüğün an gibi bir andı ama john stamos’u bu dizide görünce hakan peker sendromu yaşadım. çünkü çok büyük değişiklikler yoktu abimizde.

şu sıralar gelirini bir hayır kurumuna bağışladığı kendi mücevher markası ile uğraşmakta bildiğim kadarıyla.
john stamos yunan asıllı amerikalı oyuncu ve müzisyendir. müzisyenliği ile ilgili pek bir malumatım yok ama oyunculuğunu türkiye’nin belli bir döneminde yaşamış olan herkes yakından bilir. ben de öyle.

bir dönem kaçırmadan izlediğimiz hepsi ailemizin birer ferdi haline gelmiş olan full house karakterlerinden jesse rolüyle tanıyoruz john stamos’u.
dizinin yakışıklı ve sevilen amcası rolünde bence oldukça başarılı olan jesse, benim o zamanlar diziyi izleme nedenlerimden biri olan rebecca ile nişanlıdır. aynı evde yaşayan 2 amca, 1 baba ve üç çocuktan oluşan bu dopdolu evde jesse evin bıçkın delikanlısı idi.

jesse’in en önemli özelliği ise saçlarına asla dokundurmamasıydı. saçların ne kadar önemli bir aksesuar olduğunu biz john stamos’tan öğrendik.

john stamos ara ara başka yapımlarda da karşımıza konuk oyuncu olarak çıksa da benim dikkatimi yeniden netflix dizisi olan you ile çekti. yıllardır karşılaşmadığın bir arkadaşını gördüğün an gibi bir andı ama john stamos’u bu dizide görünce hakan peker sendromu yaşadım. çünkü çok büyük değişiklikler yoktu abimizde.

şu sıralar gelirini bir hayır kurumuna bağışladığı kendi mücevher markası ile uğraşmakta bildiğim kadarıyla.
devamını gör...
güzel kitap isimleri
yeraltından notlar.
devamını gör...
yokluğu boşluk yaratan şeyler
hiç şüphesiz annemdir. on yıldır boşluğunu hiçbir şey ile dolduramadım.
devamını gör...