ahmaklar gemisi
theodore kaczynski'nin serhat elfun demirkol tarafından çevrilmiş metni. çeviri son derece başarılı, metin hakkında söyleyecek birşey yok, kısaca 'kaczynski' deyip konuşmayı kesebiliriz.
burada:
bir zamanlar, bir geminin kaptan ve zabitleri kendi denizciliklerini çok beğenir ve kendilerine çılgınca hayran olurlardı. gemiyi kuzeye çevirdiler ve tehlikeli buzullarla karşılaşıncaya kadar yol aldılar. kendilerine yalnızca denizcilikteki ebedi başarılarını gösterme fırsatı vermek için kuzeye doğru çok daha tehlikeli sularda yol almaya devam ettiler.
gemi daha yüksek enlemlere ulaştıkça, yolcular ve mürettebat giderek rahatsız oldu ve aralarında tartışmaya, içerisindeki bulundukları koşullar hakkında şikayet etmeye başladılar.
“titriyorum” dedi usta gemici, “bu kadar kötü bir yolculukta daha önce hiç bulunmamıştım. güverte buzla kaplı; gözetleme yerindeyken rüzgar ceketimi bıçak gibi kesiyor; ön yelkene camadana vururken neredeyse parmaklarım donuyor; ve tüm bunlar için ayda 5 şilin alıyorum.”
“bunun kötü olduğunu mu düşünüyorsun!” dedi kadın yolcu. “soğuktan geceleri uyuyamıyorum. bu gemideki kadınlar erkekler kadar battaniye alamıyor. bu adil değil!”
meksikalı gemici sözü kesip konuşmaya katıldı: “¡chingado! ben, ingiliz gemicinin aldığı maaşın sadece yarısını alıyorum. bu iklimde kendimizi sıcak tutmak için bol yiyeceğe ihtiyacımız var ve ingilizler daha çok alıyor. en kötüsü, zabitler sürekli emirlerini ispanyolca yerine ingilizce olarak veriyor.”
“herkesten daha çok şikayet edecek nedenim var.” dedi amerikan yerlisi gemici. “eğer soluk benizliler atalarımın topraklarını yağmalamasaydı, bu gemide, buzdağlarının ve kutup rüzgârlarının arasında olmayacaktım. hoş, sakin bir gölde kanoyla gezinecektim. tazminatı hak ediyorum. en azından, kaptan bana barbut oynatmam için izin vermeli ki biraz para kazanabileyim.”
lostromo söz aldı: “dün, birinci zabit bana “ibne” dedi. isimler takılmadan eşcinsel ilişkiye girme hakkım var.”
bu gemide kötü davranılan sadece siz insanlar değilsiniz,” diyerek yolcuların arasındaki hayvansever araya girdi. sesi öfkeyle titriyordu. “geçen hafta ikinci zabiti geminin köpeğini iki kere tekmelerken gördüm!”
yolculardan biri üniversite profesörüydü. ellerini ovuşturarak hiddetle söylendi, “bunların hepsi korkunç! ahlaksız! ırkçılık, seksizm, türcülük, homofobi, işçi sınıfının sömürülmesi! ayrımcılık! toplumsal adalete sahip olmalıyız: meksikalı gemici için eşit maaş, bütün gemiciler için yüksek maaş, amerikan yerlisi için tazminat, kadınlar için eşit battaniye, eşcinsel ilişki hakkı ve köpeği daha fazla tekmelemek yok!”
yolcular “evet, evet!” diye bağırdı. mürettebat “hay hay!” diye bağırdı. “ayrımcılık! haklarımızı talep etmeliyiz!”
kamarot boğazını temizledi.
“hepinizin şikayet etmek için iyi nedenleri var. fakat bana göre gerçekten yapmamız gereken şey gemiyi döndürmemiz ve güneye doğru gitmemiz, çünkü eğer kuzeye gitmeye devam edersek er geç batacağız. sonra maaşlarınızın, battaniyelerinizin, eşcinsel ilişki haklarınızın size yararı olmayacak, çünkü hepimiz boğulacağız.”
fakat kimse onu dinlemedi, çünkü o sadece bir kamarottu.
kaptan ve zabitler, kıç güvertedeki makamlarından tartışmayı izliyor ve dinliyordu.
birbirlerine gülümsediler ve göz kırptılar. kaptanın el hareketiyle üçüncü zabit kıç güverteden indi. yolcular ve mürettebatın toplandığı yere ağır adımlarla yürüdü ve onların arasında durdu. çok ciddi bir ifade takınarak konuştu:
“biz kaptanlar kabul etmeliyiz ki bu gemide mazur görülemez şeyler olmakta. şikayetlerinizi duyana kadar bu kadar kötü bir durum olduğunu anlayamadık. bizler iyi niyetli insanlarız ve sizler için en iyisini yapmak istiyoruz. ancak kaptan oldukça eski kafalı ve kendi bildiği yolda ilerler. somut değişiklikler yapmadan önce biraz kışkırtılması gerekebilir. benim şahsi fikrim, eğer gayretle protesto ederseniz – fakat her zaman barışçıl ve geminin kurallarını ihlâl etmeden – kaptanın ataletini sarsar ve gayet haklı olarak şikayet ettiğiniz problemlere çözüm getirmeye zorlarsınız.
bunu söyledikten sonra üçüncü zabit kıç güverteye doğru yol aldı. gider gitmez yolcular ve mürettebat arkasından, “orta yolcu! reformcu! liberal! kaptanın yardakçısı!” diye bağırdı. fakat yine de söylediği gibi yaptılar. kıç güvertenin önünde buluştular. kaptanlara hakaretler savurdular ve haklarını talep ettiler: usta gemici “daha yüksek maaş ve daha iyi çalışma koşulları istiyorum,” diye haykırdı. kadın yolcu “kadınlar için eşit battaniye” diye haykırdı. meksikalı gemici “emirleri ispanyolca olarak almak istiyorum.” diye haykırdı. amerikan yerlisi gemici “barbut oynatma hakkı istiyorum.” diye haykırdı. lostromo “ibne olarak adlandırılmak istemiyorum.” diye haykırdı. hayvansever “köpeğin daha fazla tekmelenmesine hayır.” diye haykırdı. profesör “devrim, hemen şimdi.” diye haykırdı.
kaptan ve zabitler aceleyle bir araya toplandı ve birkaç dakika görüştü. bütün bu süre boyunca birbirlerine göz kırptılar, gülümsediler ve birbirlerini doğrularcasına kafalarını öne eğdiler. daha sonra kaptan kıç güvertenin önünde durdu ve büyük bir cömertlik göstererek, usta gemicinin maaşının ayda 6 şiline yükseltileceğini; meksikalı gemicinin maaşının ingiliz gemicinin üçte ikisi kadar olacağını, ve ön yelkene camadana vurma emrinin ispanyolca verileceğini; kadın yolcuların bir battaniye daha alacağını; amerikan yerlisi gemicinin cumartesi akşamları barbut oynatabileceğini; lostromonun gizlice eşcinsel ilişkiye girdiği sürece ibne olarak anılmayacağını ve mutfaktan yemek çalmak gibi gerçekten ahlaksız şeyler yapmadığı sürece köpeğin tekmelenmeyeceğini duyurdu.
yolcular ve mürettebat bu imtiyazları büyük bir zafer olarak kutladı. fakat ertesi sabah, tekrardan memnuniyetsizlik hissettiler.
usta gemici “ayda altı şilin çok düşük bir ücret ve hâlâ ön yelkene camadana vururken parmaklarım donuyor” diyerek homurdandı. meksikalı gemici “hâlâ ingilizlerle aynı maaşı veya bu iklim için yeterli yiyeceği alamıyorum” dedi. kadın yolcu “biz kadınlar hâlâ kendimizi sıcak tutacak kadar battaniyeye sahip değiliz” dedi. diğer yolcular ve mürettebat da benzer şikayetlerde bulundu. profesör onları kışkırttı.
konuşmalarını bitirdiklerinde, kamarot, bu sefer diğerlerinin duymamazlıktan gelemeyeceği kadar yüksek bir sesle konuştu:
“köpeğin mutfaktan bir parça ekmek çaldığı için tekmelenmesi, kadınların eşit battaniyeye sahip olmaması, usta gemicinin parmaklarının donması gerçekten korkunç; ve lostromonun istediği halde neden erkeklerle ilişkiye giremediğini anlamıyorum. fakat buzulların şu an nasıl kalın olduklarına ve rüzgârın nasıl daha fazla sert estiğine bakın! bu gemiyi geriye, güneye doğru çevirmemiz gerekiyor. eğer kuzeye gitmeye devam edersek, buzullara çarpacak ve batacağız.
“ah, evet,” dedi lostromo, “kuzeye doğru gitmeye devam etmemiz gerçekten korkunç bir şey. fakat neden tuvalette sevişmek zorundayım? neden ibne olarak anılmam gerekiyor? diğer herkes gibi iyi biri değil miyim?”
“kuzeye doğru ilerlemek korkunç” dedi kadın yolcu. “fakat görmüyor musun? tam da bu nedenle kadınların kendilerini sıcak tutmak için daha çok battaniyeye ihtiyacı var. hemen şimdi kadınlar için eşit battaniye talep ediyorum!”
“tamamen doğru” dedi profesör, “kuzeye doğru yol almak hepimiz için büyük sıkıntılar yaratıyor. fakat yönümüzü güneye doğru çevirmek gerçekçi olmaz. zamanı geri çeviremezsin. durumumuzun üstesinden gelmek için iyi hazırlanmış bir yol bulmalıyız.”
“bak” dedi kamarot, “kıç güvertedeki bu dört kaçık adamın yollarına devam etmesine izin verirsek, hepimiz batacağız. eğer gemiyi tehlikeden uzaklaştırırsak, daha sonra çalışma koşulları, kadınlar için battaniye ve eşcinsel ilişki hakkı için endişelenebiliriz. ama önce bu gemiyi çevirmemiz gerekiyor. eğer bir kısmımız birlik olur, bir plan yapar ve biraz cesaret gösterirsek, kendimizi kurtarabiliriz. çok fazla insana gerek yok – yedi veya sekizimiz yeterli. kıç güverteye saldırabilir, bu delileri gemiden atabilir ve gemiyi güneye çevirebiliriz.”
profesör sesini yükseltti ve sert bir şekilde “şiddete inanmıyorum. ahlaksızca.” dedi.
lostromo “şiddet kullanmak etik değil” dedi.
kadın yolcu “şiddetten çok korkuyorum” dedi.
kaptan ve zabitler herşeyi izliyor ve dinliyordu. kaptanın bir işaretiyle üçüncü zabit ana güverteye indi. yolcuların ve mürettebatın arasına kadar geldi ve gemide hâlâ bir takım sıkıntılar olduğunu söyledi.
“epey ilerleme kaydettik” dedi. “fakat daha fazlası gerçekleşmeyi bekliyor. usta gemicinin çalışma koşulları hâlâ sert, meksikalı hâlâ ingiliz ile aynı maaşı alamıyor, kadınların hâlâ erkekler kadar battaniyesi yok, amerikan yerlisi’nin cumartesi geceleri oynattığı barbut ellerinden alınan toprakları için değersiz bir karşılık, lostromonun eşcinsel ilişkiye tuvalette girmesi adil değil ve köpek hâlâ kimi zaman tekmeleniyor.
“bence kaptanın yeniden harekete geçirilmeye ihtiyacı var. eğer hep birlikte başka bir protesto gerçekleştirirseniz işe yarayacaktır – şiddetsiz olduğu sürece.”
üçüncü zabit geminin kıç tarafına doğru ilerlerken, yolcular ve mürettebat arkasından hakaretler yağdırdı. ama yine de ne dediyse yaptılar ve başka bir protesto için geminin kıç güvertesi önünde toplandılar. çılgınca bağırıp çağırdılar, yumruklarını savurdular ve hâttâ kaptana çürük yumurta attılar (ustalıkla yana çekildi).
kaptan ve zabitler şikayetleri dinledikten sonra aceleyle bir araya toplandı. konuşmaları süresince birbirlerine göz kırptılar ve sırıttılar. daha sonra kaptan kıç güvertenin önüne geldi ve usta gemiciye parmaklarını sıcak tutsun diye bir eldiven verileceğini, meksikalı gemicinin ingiliz gemicinin dörtte üç maaşı kadar maaş alacağını, kadınlara bir battaniye daha verileceğini, amerikan yerlisi gemicinin cumartesi ve pazar geceleri barbut oynatabileceğini, lostromonun karanlıktan sonra alenen eşcinsel ilişkiye girebileceğini ve kimsenin kaptanın özel izni olmadan köpeği tekmeleyemeyeceğini söyledi.
yolcular ve mürettebat bu büyük devrimci zafer karşısında çok mutluydu. fakat ertesi günle birlikte tekrardan memnuniyetsizlik hissettiler ve aynı eski sıkıntılar hakkında söylenmeye başladılar.
kamarot bu sefer sinirleniyordu.
“sizi ahmaklar!” diye bağırdı. “kaptanın ve zabitlerin neler yaptıklarını görmüyor musunuz? bu gemiyle ilgili yanlışın ne olduğunu düşünemeyesiniz diye battaniyeler, maaşlar ve köpeğin tekmelenmesi hakkındaki saçma şikayetlerinizle sizleri meşgul etmeyi sürdürüyorlar – gemi kuzeye doğru daha da ilerliyor ve hepimiz boğulmuş olacağız. eğer sadece bir kaçınız aklını başına toplar, bir araya gelir ve kıç güverteyi basarsak, bu gemiyi çevirebilir ve kendimizi kurtarabiliriz. fakat tüm yaptığınız, çalışma koşulları, barbut oynatma ve eşcinsel ilişki hakkı gibi önemsiz küçük konular hakkında ağlaşmak.”
yolcular ve mürettebat öfkelendi.
“önemsiz!!” diye ağladı meksikalı, “ingiliz gemicinin sadece dörtte üçü kadar maaş almam sence adil mi? önemsiz mi?”
“benim sıkıntıma nasıl saçma diyebiliyorsun?” diye bağırdı lostromo. “ibne olarak anılmanın küçük düşürücü olduğunu bilmiyor musun?”
“köpeği tekmelemek ‘önemsiz küçük bir konu’ değil!” diye haykırdı hayvansever. “zalimce, insafsızca, vahşice!”
kamarot, “pekâlâ” dedi. “bu konular önemsiz ve saçma değil. köpeği tekmelemek insafsız ve vahşice. ibne olarak anılmak küçük düşürücü. fakat gerçek sorunumuzla karşılaştırıldığında – geminin hâlâ kuzeye gidiyor olduğu gerçeğiyle karşılaştırıldığında – sizin şikayetleriniz önemsiz ve saçma, çünkü eğer bu gemiyi derhal çeviremezsek hepimiz boğulacağız.
“faşist!” diye haykırdı profesör.
“karşı devrimci!” dedi kadın yolcu. tüm yolcular ve mürettebat birbirlerinin ardından konuşmaya katıldı. kamarotu faşist ve karşı devrimci olarak suçladılar. onu bir kenara itip maaşlar, kadınlar için battaniye, eşcinsel hakları ve köpeğe nasıl davranılması gerektiği hakkında söylenmeye devam ettiler. gemi kuzeye doğru yol almaya devam etti. bir süre sonra iki buzdağı arasında parçalandı ve herkes boğuldu.
burada:
bir zamanlar, bir geminin kaptan ve zabitleri kendi denizciliklerini çok beğenir ve kendilerine çılgınca hayran olurlardı. gemiyi kuzeye çevirdiler ve tehlikeli buzullarla karşılaşıncaya kadar yol aldılar. kendilerine yalnızca denizcilikteki ebedi başarılarını gösterme fırsatı vermek için kuzeye doğru çok daha tehlikeli sularda yol almaya devam ettiler.
gemi daha yüksek enlemlere ulaştıkça, yolcular ve mürettebat giderek rahatsız oldu ve aralarında tartışmaya, içerisindeki bulundukları koşullar hakkında şikayet etmeye başladılar.
“titriyorum” dedi usta gemici, “bu kadar kötü bir yolculukta daha önce hiç bulunmamıştım. güverte buzla kaplı; gözetleme yerindeyken rüzgar ceketimi bıçak gibi kesiyor; ön yelkene camadana vururken neredeyse parmaklarım donuyor; ve tüm bunlar için ayda 5 şilin alıyorum.”
“bunun kötü olduğunu mu düşünüyorsun!” dedi kadın yolcu. “soğuktan geceleri uyuyamıyorum. bu gemideki kadınlar erkekler kadar battaniye alamıyor. bu adil değil!”
meksikalı gemici sözü kesip konuşmaya katıldı: “¡chingado! ben, ingiliz gemicinin aldığı maaşın sadece yarısını alıyorum. bu iklimde kendimizi sıcak tutmak için bol yiyeceğe ihtiyacımız var ve ingilizler daha çok alıyor. en kötüsü, zabitler sürekli emirlerini ispanyolca yerine ingilizce olarak veriyor.”
“herkesten daha çok şikayet edecek nedenim var.” dedi amerikan yerlisi gemici. “eğer soluk benizliler atalarımın topraklarını yağmalamasaydı, bu gemide, buzdağlarının ve kutup rüzgârlarının arasında olmayacaktım. hoş, sakin bir gölde kanoyla gezinecektim. tazminatı hak ediyorum. en azından, kaptan bana barbut oynatmam için izin vermeli ki biraz para kazanabileyim.”
lostromo söz aldı: “dün, birinci zabit bana “ibne” dedi. isimler takılmadan eşcinsel ilişkiye girme hakkım var.”
bu gemide kötü davranılan sadece siz insanlar değilsiniz,” diyerek yolcuların arasındaki hayvansever araya girdi. sesi öfkeyle titriyordu. “geçen hafta ikinci zabiti geminin köpeğini iki kere tekmelerken gördüm!”
yolculardan biri üniversite profesörüydü. ellerini ovuşturarak hiddetle söylendi, “bunların hepsi korkunç! ahlaksız! ırkçılık, seksizm, türcülük, homofobi, işçi sınıfının sömürülmesi! ayrımcılık! toplumsal adalete sahip olmalıyız: meksikalı gemici için eşit maaş, bütün gemiciler için yüksek maaş, amerikan yerlisi için tazminat, kadınlar için eşit battaniye, eşcinsel ilişki hakkı ve köpeği daha fazla tekmelemek yok!”
yolcular “evet, evet!” diye bağırdı. mürettebat “hay hay!” diye bağırdı. “ayrımcılık! haklarımızı talep etmeliyiz!”
kamarot boğazını temizledi.
“hepinizin şikayet etmek için iyi nedenleri var. fakat bana göre gerçekten yapmamız gereken şey gemiyi döndürmemiz ve güneye doğru gitmemiz, çünkü eğer kuzeye gitmeye devam edersek er geç batacağız. sonra maaşlarınızın, battaniyelerinizin, eşcinsel ilişki haklarınızın size yararı olmayacak, çünkü hepimiz boğulacağız.”
fakat kimse onu dinlemedi, çünkü o sadece bir kamarottu.
kaptan ve zabitler, kıç güvertedeki makamlarından tartışmayı izliyor ve dinliyordu.
birbirlerine gülümsediler ve göz kırptılar. kaptanın el hareketiyle üçüncü zabit kıç güverteden indi. yolcular ve mürettebatın toplandığı yere ağır adımlarla yürüdü ve onların arasında durdu. çok ciddi bir ifade takınarak konuştu:
“biz kaptanlar kabul etmeliyiz ki bu gemide mazur görülemez şeyler olmakta. şikayetlerinizi duyana kadar bu kadar kötü bir durum olduğunu anlayamadık. bizler iyi niyetli insanlarız ve sizler için en iyisini yapmak istiyoruz. ancak kaptan oldukça eski kafalı ve kendi bildiği yolda ilerler. somut değişiklikler yapmadan önce biraz kışkırtılması gerekebilir. benim şahsi fikrim, eğer gayretle protesto ederseniz – fakat her zaman barışçıl ve geminin kurallarını ihlâl etmeden – kaptanın ataletini sarsar ve gayet haklı olarak şikayet ettiğiniz problemlere çözüm getirmeye zorlarsınız.
bunu söyledikten sonra üçüncü zabit kıç güverteye doğru yol aldı. gider gitmez yolcular ve mürettebat arkasından, “orta yolcu! reformcu! liberal! kaptanın yardakçısı!” diye bağırdı. fakat yine de söylediği gibi yaptılar. kıç güvertenin önünde buluştular. kaptanlara hakaretler savurdular ve haklarını talep ettiler: usta gemici “daha yüksek maaş ve daha iyi çalışma koşulları istiyorum,” diye haykırdı. kadın yolcu “kadınlar için eşit battaniye” diye haykırdı. meksikalı gemici “emirleri ispanyolca olarak almak istiyorum.” diye haykırdı. amerikan yerlisi gemici “barbut oynatma hakkı istiyorum.” diye haykırdı. lostromo “ibne olarak adlandırılmak istemiyorum.” diye haykırdı. hayvansever “köpeğin daha fazla tekmelenmesine hayır.” diye haykırdı. profesör “devrim, hemen şimdi.” diye haykırdı.
kaptan ve zabitler aceleyle bir araya toplandı ve birkaç dakika görüştü. bütün bu süre boyunca birbirlerine göz kırptılar, gülümsediler ve birbirlerini doğrularcasına kafalarını öne eğdiler. daha sonra kaptan kıç güvertenin önünde durdu ve büyük bir cömertlik göstererek, usta gemicinin maaşının ayda 6 şiline yükseltileceğini; meksikalı gemicinin maaşının ingiliz gemicinin üçte ikisi kadar olacağını, ve ön yelkene camadana vurma emrinin ispanyolca verileceğini; kadın yolcuların bir battaniye daha alacağını; amerikan yerlisi gemicinin cumartesi akşamları barbut oynatabileceğini; lostromonun gizlice eşcinsel ilişkiye girdiği sürece ibne olarak anılmayacağını ve mutfaktan yemek çalmak gibi gerçekten ahlaksız şeyler yapmadığı sürece köpeğin tekmelenmeyeceğini duyurdu.
yolcular ve mürettebat bu imtiyazları büyük bir zafer olarak kutladı. fakat ertesi sabah, tekrardan memnuniyetsizlik hissettiler.
usta gemici “ayda altı şilin çok düşük bir ücret ve hâlâ ön yelkene camadana vururken parmaklarım donuyor” diyerek homurdandı. meksikalı gemici “hâlâ ingilizlerle aynı maaşı veya bu iklim için yeterli yiyeceği alamıyorum” dedi. kadın yolcu “biz kadınlar hâlâ kendimizi sıcak tutacak kadar battaniyeye sahip değiliz” dedi. diğer yolcular ve mürettebat da benzer şikayetlerde bulundu. profesör onları kışkırttı.
konuşmalarını bitirdiklerinde, kamarot, bu sefer diğerlerinin duymamazlıktan gelemeyeceği kadar yüksek bir sesle konuştu:
“köpeğin mutfaktan bir parça ekmek çaldığı için tekmelenmesi, kadınların eşit battaniyeye sahip olmaması, usta gemicinin parmaklarının donması gerçekten korkunç; ve lostromonun istediği halde neden erkeklerle ilişkiye giremediğini anlamıyorum. fakat buzulların şu an nasıl kalın olduklarına ve rüzgârın nasıl daha fazla sert estiğine bakın! bu gemiyi geriye, güneye doğru çevirmemiz gerekiyor. eğer kuzeye gitmeye devam edersek, buzullara çarpacak ve batacağız.
“ah, evet,” dedi lostromo, “kuzeye doğru gitmeye devam etmemiz gerçekten korkunç bir şey. fakat neden tuvalette sevişmek zorundayım? neden ibne olarak anılmam gerekiyor? diğer herkes gibi iyi biri değil miyim?”
“kuzeye doğru ilerlemek korkunç” dedi kadın yolcu. “fakat görmüyor musun? tam da bu nedenle kadınların kendilerini sıcak tutmak için daha çok battaniyeye ihtiyacı var. hemen şimdi kadınlar için eşit battaniye talep ediyorum!”
“tamamen doğru” dedi profesör, “kuzeye doğru yol almak hepimiz için büyük sıkıntılar yaratıyor. fakat yönümüzü güneye doğru çevirmek gerçekçi olmaz. zamanı geri çeviremezsin. durumumuzun üstesinden gelmek için iyi hazırlanmış bir yol bulmalıyız.”
“bak” dedi kamarot, “kıç güvertedeki bu dört kaçık adamın yollarına devam etmesine izin verirsek, hepimiz batacağız. eğer gemiyi tehlikeden uzaklaştırırsak, daha sonra çalışma koşulları, kadınlar için battaniye ve eşcinsel ilişki hakkı için endişelenebiliriz. ama önce bu gemiyi çevirmemiz gerekiyor. eğer bir kısmımız birlik olur, bir plan yapar ve biraz cesaret gösterirsek, kendimizi kurtarabiliriz. çok fazla insana gerek yok – yedi veya sekizimiz yeterli. kıç güverteye saldırabilir, bu delileri gemiden atabilir ve gemiyi güneye çevirebiliriz.”
profesör sesini yükseltti ve sert bir şekilde “şiddete inanmıyorum. ahlaksızca.” dedi.
lostromo “şiddet kullanmak etik değil” dedi.
kadın yolcu “şiddetten çok korkuyorum” dedi.
kaptan ve zabitler herşeyi izliyor ve dinliyordu. kaptanın bir işaretiyle üçüncü zabit ana güverteye indi. yolcuların ve mürettebatın arasına kadar geldi ve gemide hâlâ bir takım sıkıntılar olduğunu söyledi.
“epey ilerleme kaydettik” dedi. “fakat daha fazlası gerçekleşmeyi bekliyor. usta gemicinin çalışma koşulları hâlâ sert, meksikalı hâlâ ingiliz ile aynı maaşı alamıyor, kadınların hâlâ erkekler kadar battaniyesi yok, amerikan yerlisi’nin cumartesi geceleri oynattığı barbut ellerinden alınan toprakları için değersiz bir karşılık, lostromonun eşcinsel ilişkiye tuvalette girmesi adil değil ve köpek hâlâ kimi zaman tekmeleniyor.
“bence kaptanın yeniden harekete geçirilmeye ihtiyacı var. eğer hep birlikte başka bir protesto gerçekleştirirseniz işe yarayacaktır – şiddetsiz olduğu sürece.”
üçüncü zabit geminin kıç tarafına doğru ilerlerken, yolcular ve mürettebat arkasından hakaretler yağdırdı. ama yine de ne dediyse yaptılar ve başka bir protesto için geminin kıç güvertesi önünde toplandılar. çılgınca bağırıp çağırdılar, yumruklarını savurdular ve hâttâ kaptana çürük yumurta attılar (ustalıkla yana çekildi).
kaptan ve zabitler şikayetleri dinledikten sonra aceleyle bir araya toplandı. konuşmaları süresince birbirlerine göz kırptılar ve sırıttılar. daha sonra kaptan kıç güvertenin önüne geldi ve usta gemiciye parmaklarını sıcak tutsun diye bir eldiven verileceğini, meksikalı gemicinin ingiliz gemicinin dörtte üç maaşı kadar maaş alacağını, kadınlara bir battaniye daha verileceğini, amerikan yerlisi gemicinin cumartesi ve pazar geceleri barbut oynatabileceğini, lostromonun karanlıktan sonra alenen eşcinsel ilişkiye girebileceğini ve kimsenin kaptanın özel izni olmadan köpeği tekmeleyemeyeceğini söyledi.
yolcular ve mürettebat bu büyük devrimci zafer karşısında çok mutluydu. fakat ertesi günle birlikte tekrardan memnuniyetsizlik hissettiler ve aynı eski sıkıntılar hakkında söylenmeye başladılar.
kamarot bu sefer sinirleniyordu.
“sizi ahmaklar!” diye bağırdı. “kaptanın ve zabitlerin neler yaptıklarını görmüyor musunuz? bu gemiyle ilgili yanlışın ne olduğunu düşünemeyesiniz diye battaniyeler, maaşlar ve köpeğin tekmelenmesi hakkındaki saçma şikayetlerinizle sizleri meşgul etmeyi sürdürüyorlar – gemi kuzeye doğru daha da ilerliyor ve hepimiz boğulmuş olacağız. eğer sadece bir kaçınız aklını başına toplar, bir araya gelir ve kıç güverteyi basarsak, bu gemiyi çevirebilir ve kendimizi kurtarabiliriz. fakat tüm yaptığınız, çalışma koşulları, barbut oynatma ve eşcinsel ilişki hakkı gibi önemsiz küçük konular hakkında ağlaşmak.”
yolcular ve mürettebat öfkelendi.
“önemsiz!!” diye ağladı meksikalı, “ingiliz gemicinin sadece dörtte üçü kadar maaş almam sence adil mi? önemsiz mi?”
“benim sıkıntıma nasıl saçma diyebiliyorsun?” diye bağırdı lostromo. “ibne olarak anılmanın küçük düşürücü olduğunu bilmiyor musun?”
“köpeği tekmelemek ‘önemsiz küçük bir konu’ değil!” diye haykırdı hayvansever. “zalimce, insafsızca, vahşice!”
kamarot, “pekâlâ” dedi. “bu konular önemsiz ve saçma değil. köpeği tekmelemek insafsız ve vahşice. ibne olarak anılmak küçük düşürücü. fakat gerçek sorunumuzla karşılaştırıldığında – geminin hâlâ kuzeye gidiyor olduğu gerçeğiyle karşılaştırıldığında – sizin şikayetleriniz önemsiz ve saçma, çünkü eğer bu gemiyi derhal çeviremezsek hepimiz boğulacağız.
“faşist!” diye haykırdı profesör.
“karşı devrimci!” dedi kadın yolcu. tüm yolcular ve mürettebat birbirlerinin ardından konuşmaya katıldı. kamarotu faşist ve karşı devrimci olarak suçladılar. onu bir kenara itip maaşlar, kadınlar için battaniye, eşcinsel hakları ve köpeğe nasıl davranılması gerektiği hakkında söylenmeye devam ettiler. gemi kuzeye doğru yol almaya devam etti. bir süre sonra iki buzdağı arasında parçalandı ve herkes boğuldu.
devamını gör...
20 kadına birden yürüyen erkek
yokluğun dahi bünyesinde yok olduğu sözlük erkeğidir. tenine sigaranızı sürterek yakabilirsiniz.
devamını gör...
extrovert
sosyal etkileşim yoluyla enerjisini yeniden dolduran, türkçe de 'dışadönük' olarak da adlandırılan kişilerdir. zaman zaman yalnız başına kalmaya ihtiyaç duysalar da, onlara enerji veren şey diğer insanlarla etkileşimde bulunmaktır.
zıttı olan introvert başlığında da bahsettiğim gibi: içe dönük -introvert- ve dışa dönük -extrovert- terimleri insanların kişiliklerini ve sosyal etkileşimin enerji düzeyleri üzerindeki etkilerini tanımlamak için kullanılır. bazı insanlar bu etiketleri önemsiz olarak görürken, birçok kişi bunları dünyadaki yerlerini, kendi beyinlerinin nasıl çalıştığını ve başkalarıyla en iyi nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamanın bir yolu olarak kullanıyor.
hiç kimse tamamen içe ya da dışa dönük değildir.
eminim burada da birçok kişi duruma ve hatta etrafındaki insanlara göre kendini daha dışadönük ya da içedönük hissediyordur.
extrovert kişiliğe sahip olanlar, insanları gerçekten severler. sadece insanların etrafında olmayı değil, insanların kendilerini derinden severler. bu grupla ilgili yaygın bir yanılgı, yüzeysel oldukları, kendilerini insanlarla çevreledikleri ve enerji verici (veya çılgın) telaş uğruna faaliyet gösterdikleri yönündedir. insanların etrafında olmak enerji rezervlerini doldurur, ancak değer verdikleri insanlarla ilişkilere yatırım yapmak onlar için oldukça anlamlıdır.
insanlarla zaman geçirmeyi, onlarla bol bol sohbet etmeyi sevdikleri gibi zaman zaman kendi başlarına da kalmak isteyebilirler.
yüksek sesle düşünebilirler. dışadönük insanlara genellikle çok fazla konuştukları veya çok gürültülü oldukları söylenir. bunun nedeni, birçok dışa dönük kişinin olayları konuşarak işlemesidir. içedönüklerin kendi zihinlerinde özel olarak düşünebilecekleri yerlerde, birçok dışadönük çözüme ve anlayışa ulaşmak için sesli düşünmeye ihtiyaç duyma eğilimindedir. yüksek sesle düşünmek, durumları yapıcı bir şekilde ele almalarına ve başkalarının içgörü ve desteğini almalarına yardımcı olur.
sosyal ortamların neşesi, enerjisi ve aslında ilerletici gücüdür bu kişiler. ama aklınızı okuyamazlar, sizin onlara düşüncenizi, hislerinizi anlatmanızı isterler. bunu akıldan çıkarmamakta fayda var.
kaynak
zıttı olan introvert başlığında da bahsettiğim gibi: içe dönük -introvert- ve dışa dönük -extrovert- terimleri insanların kişiliklerini ve sosyal etkileşimin enerji düzeyleri üzerindeki etkilerini tanımlamak için kullanılır. bazı insanlar bu etiketleri önemsiz olarak görürken, birçok kişi bunları dünyadaki yerlerini, kendi beyinlerinin nasıl çalıştığını ve başkalarıyla en iyi nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamanın bir yolu olarak kullanıyor.
hiç kimse tamamen içe ya da dışa dönük değildir.
eminim burada da birçok kişi duruma ve hatta etrafındaki insanlara göre kendini daha dışadönük ya da içedönük hissediyordur.
extrovert kişiliğe sahip olanlar, insanları gerçekten severler. sadece insanların etrafında olmayı değil, insanların kendilerini derinden severler. bu grupla ilgili yaygın bir yanılgı, yüzeysel oldukları, kendilerini insanlarla çevreledikleri ve enerji verici (veya çılgın) telaş uğruna faaliyet gösterdikleri yönündedir. insanların etrafında olmak enerji rezervlerini doldurur, ancak değer verdikleri insanlarla ilişkilere yatırım yapmak onlar için oldukça anlamlıdır.
insanlarla zaman geçirmeyi, onlarla bol bol sohbet etmeyi sevdikleri gibi zaman zaman kendi başlarına da kalmak isteyebilirler.
yüksek sesle düşünebilirler. dışadönük insanlara genellikle çok fazla konuştukları veya çok gürültülü oldukları söylenir. bunun nedeni, birçok dışa dönük kişinin olayları konuşarak işlemesidir. içedönüklerin kendi zihinlerinde özel olarak düşünebilecekleri yerlerde, birçok dışadönük çözüme ve anlayışa ulaşmak için sesli düşünmeye ihtiyaç duyma eğilimindedir. yüksek sesle düşünmek, durumları yapıcı bir şekilde ele almalarına ve başkalarının içgörü ve desteğini almalarına yardımcı olur.
sosyal ortamların neşesi, enerjisi ve aslında ilerletici gücüdür bu kişiler. ama aklınızı okuyamazlar, sizin onlara düşüncenizi, hislerinizi anlatmanızı isterler. bunu akıldan çıkarmamakta fayda var.
kaynak
devamını gör...
korkuyorum
okuyan herkesin aklına bir şeyleri getirecek, anımsatacak olan william shakespeare şiiridir.
yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
işte,bunun için korkuyorum;
beni de sevdiğini söylüyorsun...
william shakespeare
yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
işte,bunun için korkuyorum;
beni de sevdiğini söylüyorsun...
william shakespeare
devamını gör...
geceye yaşamak için bir sebep bırak
sevdiğiniz insanların gülüşü.
devamını gör...
cancağızım
dikkatli olunması gereken bir hitap şekli. öyle her önüne gelene söylenmesi sakıncalı olabilir.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
iyi giden, veya bir şekilde ilerleyebilen bir işi bozmak, onun kötü yanlarını pat diye söylemek asla hiçbir zaman istemem. motive edici, destekleyici cümleler hep hayat kurtarır. ama artık görüyorum ki, burada cinsiyetçi söylemler, insanları ayıran başlıklar, karşı tarafı linçlercesine yazımlar çıkmış ortaya. bu ben buraya gelmeden önce de öyleymiş ama ben kendi gözlerimle görmeden ve biraz da sabırla ne zaman biter vs diye beklemeden önce yazmak istemedim. kışkırtıcı başlıklar, ayırıcı söylemler ve en önemlisi bu başlıklara sürekli prim veren tatlı yazarlarımız. burada ilk önce yazar alımlarında tanımlara ciddi ciddi bakılıyor mu? kimin ortalık karıştırıcı olduğu sezilemiyor mu? ya da yazar olduktan sonraki tanımları dikkate alınmıyor mu? sorusuyla mod arkadaşlarıma iş düşüyor. hemen arkasından da bu platformun sadece modlarla yürümediği, yazar olmadan yönetici, yönetici olmadan da yazarın olmadığını hatırlatarak; yazar arkadaşlarımın neden çirkin başlıklara prim verdiği? neden o başlıklara yazdığı? neden tartışmaya girilmeyecek konuların tartışıldığı? soruları sorulması gerekiyor. siz o çirkin başlıklara yazdıkça başlık sahibi kazanıyor. ondan dolayı sadece yöneticiye suç bulmak doğru değil burayı yönetici-yazar çerçevesi içerisinde değerlendirmek en doğrusu diye düşünüyorum.
devamını gör...
periyodik hareket bozukluğu
hastaların sabah yataktan kalktıklarında uzun yol yürümüş gibi bacaklarında his oluşur. huzursuz bacak sendromu gibi bir rahatsızlıktır. hasta, geceleri bacak ve ayaklarda arka sıra oluşan hareketlerle uyur. ayak parmak ve bileğinin bükülmesi şeklinde ortaya çıkabiliyor. bazen, ayak dizden başlayarak ufak ufak hareketler atabiliyor.
rahatsızlık, en fazla 10 saniye kadar devam ediyor. bununla ilişkili uyku hastalıkları da olabilir. uyku apnesi hastaları da aynı şikayetler ile uyanırlar. sebep olarak da, dopaminerjik sistemin yetmezliği, yani uyku sırasında beyinden yeterli miktarda dopamin salgılanmaması gösteriliyor. bu sebeple uyku tetkiki yapılarak durumun farkına varılması gerekir.
tetkik olarak da, hastanın uyku laboratuvarında 1 gece yatırılarak gözlem yapılmasıdır. bu tetkikte, hastanın kol ve bacaklarına sensörler yerleştiriliyor. hasta, uyumaya başlayınca da hareketler belirleniyor. uykusu bölünen, uykuyu devam ettirmekte zorlanan, kötü uyuduğunu söyleyen, hareketle yataktan kalkan, özellikle sabahları savaştan çıkmış gibi yorgunluk hissi yaşayanlar, uykuda periyodik hareket bozukluğu şüphesiyle gözlem altına alınmalı. tedavi olarak da huzursuz bacak sendromunda kullanılan veya başka bazı ilaçlar kullanılıyor.
rahatsızlık, en fazla 10 saniye kadar devam ediyor. bununla ilişkili uyku hastalıkları da olabilir. uyku apnesi hastaları da aynı şikayetler ile uyanırlar. sebep olarak da, dopaminerjik sistemin yetmezliği, yani uyku sırasında beyinden yeterli miktarda dopamin salgılanmaması gösteriliyor. bu sebeple uyku tetkiki yapılarak durumun farkına varılması gerekir.
tetkik olarak da, hastanın uyku laboratuvarında 1 gece yatırılarak gözlem yapılmasıdır. bu tetkikte, hastanın kol ve bacaklarına sensörler yerleştiriliyor. hasta, uyumaya başlayınca da hareketler belirleniyor. uykusu bölünen, uykuyu devam ettirmekte zorlanan, kötü uyuduğunu söyleyen, hareketle yataktan kalkan, özellikle sabahları savaştan çıkmış gibi yorgunluk hissi yaşayanlar, uykuda periyodik hareket bozukluğu şüphesiyle gözlem altına alınmalı. tedavi olarak da huzursuz bacak sendromunda kullanılan veya başka bazı ilaçlar kullanılıyor.
devamını gör...
psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
evet deli olduğum için cool'um. normalde çirkinim dir.
devamını gör...
günlük hayatta tanım girer gibi konuşmak
kafa sözlük'te gereğince vakit geçirmenin bir sonucu olduğunu düşündüğüm sendrom. örneğin;
iş yerindesindir kaliteciniz yanınıza gelmiş ve
- eraa bey, takımınız bu ay da hedeflerine ulaşamadı. isterseniz çalışma arkadaşlarınıza bir çeki düzen verin yoksa kesintiler olacak.
- pandemi sürecinin efektif olarak etkilediğini düşündüğüm ve katıldığım hadisedir.
- pardon?
- (bkz: sevgi içimizde)
(iki elin işaret parmaklarıyla havaya kalp çizilir)
- te allam ya şu adamdaki gamsızlık bende olsa hiç yaşlanmam vallahi...
alışveriş yapılmıştır ve kasiyer ''kredi kartı mı, nakit mi?'' diye sormuştur:
- müşterilerin nasıl ödeme yapacaklarına dair bir versus. moderatörlerden başlığı vs. olarak değiştirmelerini veyahut da sorunsal eklemelerini talep ettiğimdir.
- anlamadım?
- temassız hanımefendi.
benzincidesindir ve pompacı:
- ne kadarlık abi?
- pompacı kurşunsuz mu olsun diye sorunca kurşuna gerek, senin o yok gözlerin yeter dediğim sorunsaldır.
- ney?
- 150 liralık euro dizel koy abi sen.
iş yerindesindir kaliteciniz yanınıza gelmiş ve
- eraa bey, takımınız bu ay da hedeflerine ulaşamadı. isterseniz çalışma arkadaşlarınıza bir çeki düzen verin yoksa kesintiler olacak.
- pandemi sürecinin efektif olarak etkilediğini düşündüğüm ve katıldığım hadisedir.
- pardon?
- (bkz: sevgi içimizde)
(iki elin işaret parmaklarıyla havaya kalp çizilir)
- te allam ya şu adamdaki gamsızlık bende olsa hiç yaşlanmam vallahi...
alışveriş yapılmıştır ve kasiyer ''kredi kartı mı, nakit mi?'' diye sormuştur:
- müşterilerin nasıl ödeme yapacaklarına dair bir versus. moderatörlerden başlığı vs. olarak değiştirmelerini veyahut da sorunsal eklemelerini talep ettiğimdir.
- anlamadım?
- temassız hanımefendi.
benzincidesindir ve pompacı:
- ne kadarlık abi?
- pompacı kurşunsuz mu olsun diye sorunca kurşuna gerek, senin o yok gözlerin yeter dediğim sorunsaldır.
- ney?
- 150 liralık euro dizel koy abi sen.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
size kızılırmak deltasına yaptığım bir ziyaret sırasında, gördüğüm bir ağacın fotoğrafını göstermek istiyorum. etrafı yemyeşil olan bu ağacın
nedense kendisi ve izdüşümü bemyeyaz görünüyordu. fotoğraf şu;
"
;
hal böyle olunca meraklandım tabi ağaca yaklaştım, bu beyazlığın nedenini öğrenmem lazımdı...
kızıl ırmak deltası kuş cenneti malum... ağaç diğer ağaçlardan en büyük ve kocamanı olduğundan tüm kuşlar bu ağaca konmayı tercih ediyordu. evet bu beyazlığın nedeni ''kuş boku''ydu
:)
nedense kendisi ve izdüşümü bemyeyaz görünüyordu. fotoğraf şu;
"
; hal böyle olunca meraklandım tabi ağaca yaklaştım, bu beyazlığın nedenini öğrenmem lazımdı...
kızıl ırmak deltası kuş cenneti malum... ağaç diğer ağaçlardan en büyük ve kocamanı olduğundan tüm kuşlar bu ağaca konmayı tercih ediyordu. evet bu beyazlığın nedeni ''kuş boku''ydu
:)
devamını gör...
ölüm bir varmış bir yokmuş
bir jose saramago romanıdır.
var olduğundan şüpheli olduğumuz bir ülkede var olduğundan şüphe duyduğumuz bir zamanda varlığından emin olduğumuz tek şey olan ölüm artık ortalarda görünmemeye başlar.
lokman hekim bulup unuttuğundan ya de unutmuş gibi yaptığından beri ve bunun da çok öncesinden başlayarak insanlar bir ölümsüzlük merakındadır. çok matah bir şey olmasa de yaşamak, insanlar sıkı sıkı tutunmaya çalışır hayata.
ama acaba ölümsüzlük o kadar güzel bir şey midir? eğer ölümün ortaya çıkardığı ekonomi çökerse hayatlarımız nasıl olur? artık hastaneler olmazsa mesela, cenaze işleri dursa, mezarlıklar atıl kalsa, kimse ölümden korkmadığı için inanç sistemleri çökse, bütün ağır yaralılar sonsuza kadar aynı acıları çekmek zorunda kalsa? nasıl bir dünya olurdu içinde yaşadığımız?
saramago üstada göre çok da matah bir dünya olmazdı bu. ve kaos kaçınılmaz olurdu. ölmek isteyen insanları ülke sınırının dışına kaçırmaya çalışanlardan oluşan mafyatik bir iş kolu bile doğabilirdi belki.
her ne olursa olsun ve ertesi gün hiç kimse ölmezse o şehir yerle yeksan olmaya mahkûmdur.
yine de ben o ülkede yaşamak isterim. intihar, zihnimde daimi konuk olsa da ölmeyi sevmiyorum ben, hiçbir zaman da sevmedim. ve ertesi gün hiç kimse ölmesin benim ülkemde.
var olduğundan şüpheli olduğumuz bir ülkede var olduğundan şüphe duyduğumuz bir zamanda varlığından emin olduğumuz tek şey olan ölüm artık ortalarda görünmemeye başlar.
lokman hekim bulup unuttuğundan ya de unutmuş gibi yaptığından beri ve bunun da çok öncesinden başlayarak insanlar bir ölümsüzlük merakındadır. çok matah bir şey olmasa de yaşamak, insanlar sıkı sıkı tutunmaya çalışır hayata.
ama acaba ölümsüzlük o kadar güzel bir şey midir? eğer ölümün ortaya çıkardığı ekonomi çökerse hayatlarımız nasıl olur? artık hastaneler olmazsa mesela, cenaze işleri dursa, mezarlıklar atıl kalsa, kimse ölümden korkmadığı için inanç sistemleri çökse, bütün ağır yaralılar sonsuza kadar aynı acıları çekmek zorunda kalsa? nasıl bir dünya olurdu içinde yaşadığımız?
saramago üstada göre çok da matah bir dünya olmazdı bu. ve kaos kaçınılmaz olurdu. ölmek isteyen insanları ülke sınırının dışına kaçırmaya çalışanlardan oluşan mafyatik bir iş kolu bile doğabilirdi belki.
her ne olursa olsun ve ertesi gün hiç kimse ölmezse o şehir yerle yeksan olmaya mahkûmdur.
yine de ben o ülkede yaşamak isterim. intihar, zihnimde daimi konuk olsa da ölmeyi sevmiyorum ben, hiçbir zaman da sevmedim. ve ertesi gün hiç kimse ölmesin benim ülkemde.
devamını gör...
ecevit döneminde niye dış güçler yoktu sorunsalı
parmaklarımı yormayayım, direk olarak ecevit'ten dinleyelim.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
devamını gör...
yazım hatalarını linçlemek
hep destek, tam destek. (bkz: cinnet geçirten yazım yanlışları)
devamını gör...
zevk için sevişmek haramdır
(bkz: atın ölümü arpadan olsun)
devamını gör...
sevdiğimiz insanları üzme nedenimiz
mal olduğumuz için!
devamını gör...
chuck
2007'de ilk bölümü yayınlanmış, 5 sezon sonra televizyonlara veda etmiş, aksiyon-mizah tarzında dizidir. the o.c.'nin yaratıcısı josh schwartz tarafından yazılıp yönetilmiş, bir çakma ajan hikayesidir.
izlemeyenlerin kesinlikle çok şey kaybettiğini düşündüğüm dizidir.
izlemeyenlerin kesinlikle çok şey kaybettiğini düşündüğüm dizidir.
devamını gör...
astral seyahatta hes kodu zorunluluğu
9 ocak 2021 genelgesiyle zorunlu hale gelmiştir.
devamını gör...
branşlarına göre öğretmen tipleri
edebiyat öğretmeni: insana kafayı sıyırtır! okumuş olduğu kitapların kibirini çoğu zaman sözlerinde görürsün, edebiyat veya felsefik konuşmaların yani sıra eğer hatalı olduğu bir konuyu anlatmak isterseniz bence hendekten deveyi atlatın daha kolay.
resim öğretmeni: bayan veya erkek farketmeksizin 40 yaş altı ise idealist, 40 ve üstü yaşlardaysa dersin sadece puan tutturmak icin olduğunu benimsemiş öğretmendir.
din kültürü öğretmeni: anlayışlı başlayıp zamanla sertleşen tiplerdir.
müzik öğretmeni: eskiden ek ders alacak öğretmenlerin girdiği dersin öğretmenidir azıcık müzik eğitimi varsa blok flüt ile kara basma iz olur çaldırırdı simdi gitar falan kullanmaya baslamışlar.
matematik öğretmeni: herhalde en sevilen ve en korkulan öğretmenlerdendir ama derslerinde zaman su gibi akıp geçer.
resim öğretmeni: bayan veya erkek farketmeksizin 40 yaş altı ise idealist, 40 ve üstü yaşlardaysa dersin sadece puan tutturmak icin olduğunu benimsemiş öğretmendir.
din kültürü öğretmeni: anlayışlı başlayıp zamanla sertleşen tiplerdir.
müzik öğretmeni: eskiden ek ders alacak öğretmenlerin girdiği dersin öğretmenidir azıcık müzik eğitimi varsa blok flüt ile kara basma iz olur çaldırırdı simdi gitar falan kullanmaya baslamışlar.
matematik öğretmeni: herhalde en sevilen ve en korkulan öğretmenlerdendir ama derslerinde zaman su gibi akıp geçer.
devamını gör...
