yaprağın hafifliği
insanın hayatını yaşama uğraşı içinde kaybolduğunu düşündüğü anlarda bile kafasını kaldırıp, zihnini özgür bırakıp gözlemlemesi gereken durumdur.
ister artık hayatının son evresine girmiş ve kahverenginin tonlarını bürünmüş, devlet memuru zihniyetinde bir yaprak olsun, ister yeşilin tazeliğine bürünmüş, ışıl ışıl genç bir yaprak olsun; eğer bir yaprak rüzgara kendini kaptırmışsa olabildiğine hafiftir.
eğer hala bir ağaca, o ağacın güçlü dallarına tutunacak gücü varsa hafifliğinin arkasında bir güç vardır. hayata sıkı sıkı tutunan dalın verdiği güvenle varolmanın dayanılmaz hafifliğinin tadını çıkarır yaprak, genç de olsa yaşlı da.
eğer ağaçla bağlantısını kesip yalnız kalmaya başladıysa; neden söylemeyelim ki, tutunacak dalı kalmadıysa rüzgarın insafına kalmış dengesiz ve denetimsiz bir özgürlük duygusu ile savrulup durur. ve bunun iyi bir şey olup olmadığına karar vermek belki bize düşmez.
insanlar için de durum aşağı yukarı böyledir. bir bağlantı kurmak gerekir ister istemez cehennem olan başkaları ile, belki de sartre’a inat.
belki iyi bir insan olursanız yaprağın hafifliğine bürünüp size cenneti vaat eden bir ağaçla sonsuz bir varoluşun tadına varabilirsiniz.
ister artık hayatının son evresine girmiş ve kahverenginin tonlarını bürünmüş, devlet memuru zihniyetinde bir yaprak olsun, ister yeşilin tazeliğine bürünmüş, ışıl ışıl genç bir yaprak olsun; eğer bir yaprak rüzgara kendini kaptırmışsa olabildiğine hafiftir.
eğer hala bir ağaca, o ağacın güçlü dallarına tutunacak gücü varsa hafifliğinin arkasında bir güç vardır. hayata sıkı sıkı tutunan dalın verdiği güvenle varolmanın dayanılmaz hafifliğinin tadını çıkarır yaprak, genç de olsa yaşlı da.
eğer ağaçla bağlantısını kesip yalnız kalmaya başladıysa; neden söylemeyelim ki, tutunacak dalı kalmadıysa rüzgarın insafına kalmış dengesiz ve denetimsiz bir özgürlük duygusu ile savrulup durur. ve bunun iyi bir şey olup olmadığına karar vermek belki bize düşmez.
insanlar için de durum aşağı yukarı böyledir. bir bağlantı kurmak gerekir ister istemez cehennem olan başkaları ile, belki de sartre’a inat.
belki iyi bir insan olursanız yaprağın hafifliğine bürünüp size cenneti vaat eden bir ağaçla sonsuz bir varoluşun tadına varabilirsiniz.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
son zamanlarda bilinçli olarak mustafa kemal atatürk’e bilinçli olarak bir saldırı var. yani bunu yapan yunanlı, ermeni vs değil, kendi halkı yapıyor. neredeyse avrupa’nın tamamını, gezdim. amerika’da bulundum. kübayı gezdim...
insanların saygısını görmeniz gerekli kemal paşaya. bakın aşağıya ülkelerin kemal paşa’nın ismini verdikleri andıkları anıt, park, caddeleri paylaşmak istiyorum;
belçika
meksika
israil
hollanda
yeni zelanda
küba
küba için araya bir parantez açmak istiyorum: küba’da atatürk dışında başka hiç bir yabancı devlet adamının heykeli ve anıtı yok.
italya
amerika birleşik devletleri
japonya
edit: yeni zelanda linki düzeltildi. @robert nickli arkadaşa teşekkürler.
insanların saygısını görmeniz gerekli kemal paşaya. bakın aşağıya ülkelerin kemal paşa’nın ismini verdikleri andıkları anıt, park, caddeleri paylaşmak istiyorum;
belçika
meksika
israil
hollanda
yeni zelanda
küba
küba için araya bir parantez açmak istiyorum: küba’da atatürk dışında başka hiç bir yabancı devlet adamının heykeli ve anıtı yok.
italya
amerika birleşik devletleri
japonya
edit: yeni zelanda linki düzeltildi. @robert nickli arkadaşa teşekkürler.
devamını gör...
kısa saçlı kadın
otoparktan çıkarken bir gün, otopark görevlisinin uzaktan " abi gel gel, sol yap sol yap, şimdi kır, biraz daha gel abi..." diye diye yanına kadar gitmemle birlikte kadın olduğumu fark etmesiyle "abla kusura bakma erkek sandım" demesi sonrası olmamaya karar verdiğim kadındır. he ne oldu... bir sene sonra yine kesildi o saçlar. rahatlığına düşkünlüktür çünkü kısa saç.
devamını gör...
beni öp sonra doğur beni
bir (bkz: cemal süreya) şiiridir.
şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.
ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.
taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.
sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.
ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
dağ: güneş iskeleti.
tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.
kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.
annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.
ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.
taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.
sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.
ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
dağ: güneş iskeleti.
tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.
kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.
annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
devamını gör...
nazik erkeklerin eş cinsel zannedilmesi
insanlar nezaketten,yumuşak başlılıktan o kadar uzaklaşmış o kadar yobazlaşmış ki karşısında bir beyefendi veya hanımefendi görünce hemen bir etiket yapıştırma derdinde. erkekler kibar olamaz kaba saba küfürlü konuşan,hödük olmak zorunda gibi bir algı var. hayır kardeşim her insan insan olmanın gereği saygılı,nazik olmak zorunda. dağda ayılar yetiştirmiyor kimseyi fakat farkı kalmayan bireyler yetiştiriliyor maalesef ki.
devamını gör...
kadıköy’de donarak ölen evsiz
merak etme iki hafta sonra unutursun. tıpkı ismail devrim'i unuttuğun gibi.
devamını gör...
beğeni borcu
bir sevgi seli.. borç değil..
aman bana neymiscilerden değilim.. evime ziyarete gelenin bende ziyaretine giderim..
kimse gelmek zorunda değil ama bir davete icabetten daha fazlası benimkisi..
aman bana neymiscilerden değilim.. evime ziyarete gelenin bende ziyaretine giderim..
kimse gelmek zorunda değil ama bir davete icabetten daha fazlası benimkisi..
devamını gör...
goblin köpek balığı
mitsukurina owstoni olarak da bilinen, deniz ve okyanusların derinlerinde yaşayan ve zaman zaman 200 metreye kadar çıkabilen, nesli tehlikede olan bir köpekbalığı türüdür. başının üstünden öne doğru uzanan kılıcımsı bir çıkıntısı vardır. insanlarla neredeyse hiç temas etmez. bugüne kadar kaydedilen en büyük goblin 5.5 metre uzunluğundadır.
devamını gör...
yardıma muhtaç yazarımıza destek oluyoruz
umarım gerekli yardım bulunur.
başa sabitlenmesi çok iyi olacak olan başlıktır.
başa sabitlenmesi çok iyi olacak olan başlıktır.
devamını gör...
sağcı yobaz vs solcu yobaz
bir izmirli olarak yazıyorum size 2,3 solcu yobaz moron teyze gösteririm sağcı yobazları mumla ararsınız.
devamını gör...
kitaplığından ödünç kitap vermeyen insan
bazı istisnaları saymazsak eğer motivasyonlarını anlamadığım insanlar. okunacak bir sürü kitap varken bir insan tekrar okumayacağını bildiği bir kitabı neden başkasına vermekten imtina eder ki?
kitaplığımda mesleki kitapları saymazsak eğer benim için manevi değeri olanlar, tekrardan okumak isteyebileceklerim ve henüz okuma fırsatı bulmadığım bir kaç kitap var sadece.
yatılı okuduğum lise yıllarında satın aldığım kitapları daha çok kitap satın alabilmek için sahaftan tekrardan değiştirirdim. daha sonraki yıllarda satın aldığım çoğu kitabı da ya bir yere bağışladım yada birilerine verdim.
tekrar okumayacağımı bildiğim bir kitabı başkalarının da faydalanması için vermek yerine süs gibi kitaplığımda bulundurmayı anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. ya bende yeteri kadar kitap sevgisi yok yada çok yaşayacağımı düşünmediğim için kişisel kitaplık oluşturma ihtiyacı
hissetmememden kaynaklanıyor galiba.
sonuç olarak kitap benim gözümde içeriğini okumamı sağlayan bir araç sadece. arkadaşlarımın yada tanımadığım bir insanın okuması için seve seve kitaplarımı veririm.
kitaplığımda mesleki kitapları saymazsak eğer benim için manevi değeri olanlar, tekrardan okumak isteyebileceklerim ve henüz okuma fırsatı bulmadığım bir kaç kitap var sadece.
yatılı okuduğum lise yıllarında satın aldığım kitapları daha çok kitap satın alabilmek için sahaftan tekrardan değiştirirdim. daha sonraki yıllarda satın aldığım çoğu kitabı da ya bir yere bağışladım yada birilerine verdim.
tekrar okumayacağımı bildiğim bir kitabı başkalarının da faydalanması için vermek yerine süs gibi kitaplığımda bulundurmayı anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. ya bende yeteri kadar kitap sevgisi yok yada çok yaşayacağımı düşünmediğim için kişisel kitaplık oluşturma ihtiyacı
hissetmememden kaynaklanıyor galiba.
sonuç olarak kitap benim gözümde içeriğini okumamı sağlayan bir araç sadece. arkadaşlarımın yada tanımadığım bir insanın okuması için seve seve kitaplarımı veririm.
devamını gör...
kafa kafaya radyo yayını
kafa sözlükte, mahlasını en çok sevdiğim yazarın sunacağı program. konusu da epey ilgi çekici ve merakla bekliyorum.
kolay gelsin, başarılar dilerim kardeşim.*
kolay gelsin, başarılar dilerim kardeşim.*
devamını gör...
daddy (yazar)
gönlümde çiçekler açtıran.
devamını gör...
ortamlarda sessiz kalan insan
bir şey bilmek yada bilmemekten bağımsız olarak eğer kendini iyi ifade edemeyen, özgüvensiz biri değilse iyi bir gözlemcidir.
devamını gör...
tcg kemal reis
tcg kemal reis (f-247), türk araştırma gemisi oruç reis’i doğu akdeniz'de taciz eden yunan fırkateyni limnos’a haddini bildiren barbaros sınıfı bir fırkateyndir.
ağustos 2020’de gerçekleşen olayla ilgili ilk videoda arkadaki kırmızı beyazlı gemi oruç reis, önünde ise kemal reis var.
limnos oruç reis’e doğru manevra yapınca bunu gören kemal reis’in büyük bir hızla sağa dolu gittiğini görüyoruz.
ilerleyen dakikalarda ise limnos oruç reis’i taciz ettiğine bin pişman oluyor.
yunanlılar kendilerini mağdur göstermek için fake bir simülasyon videosu paylaşmışlar.
limnos kendi halinde denizde geziyormuş da, kemal reis ona “oğlum bak git” demiş de, limnos gitmeyince kemal reis önünü kesip dövmüş de…
zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır – atatürk.
ağustos 2020’de gerçekleşen olayla ilgili ilk videoda arkadaki kırmızı beyazlı gemi oruç reis, önünde ise kemal reis var.
limnos oruç reis’e doğru manevra yapınca bunu gören kemal reis’in büyük bir hızla sağa dolu gittiğini görüyoruz.
ilerleyen dakikalarda ise limnos oruç reis’i taciz ettiğine bin pişman oluyor.
yunanlılar kendilerini mağdur göstermek için fake bir simülasyon videosu paylaşmışlar.
limnos kendi halinde denizde geziyormuş da, kemal reis ona “oğlum bak git” demiş de, limnos gitmeyince kemal reis önünü kesip dövmüş de…
zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır – atatürk.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
her insan çözülmeyi bekleyen bir bulmacadır. kimi çok karışık görünür, kimisi ise dümdüzdür. ne tür bir bulmaca olduğumu bilmiyorum ama kendi bulmacamı çözmeye çalışıyorum. "nasıl hissediyorum, ne beni mutlu etti, neden bu şekilde davrandım?" gibi sorular soruyorum kendime. düşünüyorum, çözmeye çalışıyorum. bazen düşündüğüm şeyleri bile düşünüyorum. bu delilik değil efenim. aksine harika bir şey.
bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. diyor stefan zweig. ben de kendimi anlamaya çalışıyorum, kendi çapımda. ama tahmin edeceğiniz üzere tıkandığım zamanlar oluyor.
bugünlerde tıkandığım konuyu paylaşayım sizlerle.
hiçbir zaman ilgi odağı olmayı sevmemişimdir. ışıkların benim üzerimde
olmasındansa karanlıkta kalmayı tercih ederim. kalabalıklarda köşeler hep benimdir mesela. en ücra köşeler, kimsenin bakmadığı yerler.. kimse görmesin beni istedim hep. ama farkedilmek tek arzumdu.. görünmez olmak istedim ama varlığım hissedilsin.
öz güven eksikliğim yok, hatta yaşıtlarıma göre fazla özgüvenli olduğumu söylerler. insanlar böyle dediği için de inanasım gelmiyor ama onlardan çok ben kendimi biliyorum. öz güvenli olduğumu onlar söylemese bile biliyorum. peki nedir bu başrol olmaktan kaçış derseniz çok üzülerek size verecek bir cevabımın olmadığını söyleyeyim.
öz güvenim bu kadar yerindeyken parmakların beni göstermesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor? ve bu görünmezlik oyununda her şeye rağmen neden farkedilmek istiyorum? tıkandım işte gördün mü? ama pes etmek yok, kendimi tamamen çözdüğümde ve anladığımda* dünyanın en özgür insanı ben olacağım. tıpkı kuşlar gibi...
not: bu bir iç dökme seansıdır.*
bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. diyor stefan zweig. ben de kendimi anlamaya çalışıyorum, kendi çapımda. ama tahmin edeceğiniz üzere tıkandığım zamanlar oluyor.
bugünlerde tıkandığım konuyu paylaşayım sizlerle.
hiçbir zaman ilgi odağı olmayı sevmemişimdir. ışıkların benim üzerimde
olmasındansa karanlıkta kalmayı tercih ederim. kalabalıklarda köşeler hep benimdir mesela. en ücra köşeler, kimsenin bakmadığı yerler.. kimse görmesin beni istedim hep. ama farkedilmek tek arzumdu.. görünmez olmak istedim ama varlığım hissedilsin.
öz güven eksikliğim yok, hatta yaşıtlarıma göre fazla özgüvenli olduğumu söylerler. insanlar böyle dediği için de inanasım gelmiyor ama onlardan çok ben kendimi biliyorum. öz güvenli olduğumu onlar söylemese bile biliyorum. peki nedir bu başrol olmaktan kaçış derseniz çok üzülerek size verecek bir cevabımın olmadığını söyleyeyim.
öz güvenim bu kadar yerindeyken parmakların beni göstermesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor? ve bu görünmezlik oyununda her şeye rağmen neden farkedilmek istiyorum? tıkandım işte gördün mü? ama pes etmek yok, kendimi tamamen çözdüğümde ve anladığımda* dünyanın en özgür insanı ben olacağım. tıpkı kuşlar gibi...
not: bu bir iç dökme seansıdır.*
devamını gör...
bana soğuk bir yer söyle
kutuplar
devamını gör...

