novaco öfke ölçeği
sinirlilik katsayısı olan iq'nun ölçüm yöntemidir. uygulamak isteyenler için;
buradan
buradan
devamını gör...
bir kadına kilo mu aldın diye sormak
sadece kadına değil genel olarak insanlara sorulmaması gerektiğini düşünüyorum. kimse kimsenin fiziksel ve ruhsal problemlerini ,sebeplerini bilemez. herkes kendiyle ilgilenmeyi ögrenmeli artık.
devamını gör...
kalitesini yazdıkları ile değil beğendikleri ile belli etmek
rastlıyorum bu yazarlara, kankamı beğenmezsem ayıp olur, bok gibide yazmış ama beğenmem lazım derdinde olmuyorlar. usul usul beğeniyorlar, çok fazlada yazmıyorlar. bende çok beğeni veren biri değilim, beni sarsması lazım yazılanın , buradan saygılar o cemaate.
devamını gör...
köy enstitüleri
kapanması hangi akla hizmettir anlaşılmayan eğitim kurumları.
düşünsene bundan 60-70 yıl önce bugün eşek düdüklenen köylerde çocuklar keman çalıp beethoven falan biliyordu.
düşünsene bundan 60-70 yıl önce bugün eşek düdüklenen köylerde çocuklar keman çalıp beethoven falan biliyordu.
devamını gör...
medeniyet göstergesi detaylar
bizi hiç ilgilendirmeyen konulara burnumuzu sokmamak da medeni bir davranıştır. bizim ülkemiz insanı neden böyle? sadece selam verdiğin insan bile ayak üstü bir araba soru soruyor. yahut cocugunla ilgili bile akıl verip , yorum yapma hakkını kendinde buluyor. istemiyorum güzel kardeşim yapma, soru sorma, akıl verme. git şu merakını daha faydalı şeylere yönelt.
devamını gör...
baba yaga
john wick filminde rus mafya liderinin wick'i tasvir etmek için kullandığı mitolojik canavar. slavlar çocuklar baba yaga ile korkutur.
bitkin ve yaşlı bir cadı olarak görünür ve tavuk butları üzerine oturtulmuş bir evde yaşar.
baba slav dillerinde yaşlı, yaga ise musibet, illet, şeytani hastalık anlamına gelir.
doğa ananın çirkin yüzüdür.
''
''
bitkin ve yaşlı bir cadı olarak görünür ve tavuk butları üzerine oturtulmuş bir evde yaşar.
baba slav dillerinde yaşlı, yaga ise musibet, illet, şeytani hastalık anlamına gelir.
doğa ananın çirkin yüzüdür.
''
''
devamını gör...
baklava sevmeyen tip
pekala şerbetli, şeker bombası tatlılar yerine sütlü, hafif tatlıları seviyor olabilir bu kişi.
haters gonna hate! ama yiyemiyorum bu tarz ağır, doygun tatlıları. damakta çok yoğun bir tat bıraktıkları için genelde şerbetli tatlılar favorim değildir onun yerine sütlü tatlıları daha çok severim. insanımızın her konuda olduğu gibi bu tatlı, şeker türlerinde de aşırıya kaçmalarından dolayı sonuç ne yazık ki dükkanlardan aldığım sütlü tatlılarda bile hüsran oluyor.
haliyle iş başa düşüyor. tiramusu, sütlaç, tavuk göğsü, muhallebeli kadayıf, trileçe ve benzeri birçok sütlü tatlıyı deneye deneye, bocalaya bocalaya mükemmel şekilde yapmayı öğrendim. yazarken bile canım çekti aman neyse bu yazı da böyle son bulsun çok uzattım.
haters gonna hate! ama yiyemiyorum bu tarz ağır, doygun tatlıları. damakta çok yoğun bir tat bıraktıkları için genelde şerbetli tatlılar favorim değildir onun yerine sütlü tatlıları daha çok severim. insanımızın her konuda olduğu gibi bu tatlı, şeker türlerinde de aşırıya kaçmalarından dolayı sonuç ne yazık ki dükkanlardan aldığım sütlü tatlılarda bile hüsran oluyor.
haliyle iş başa düşüyor. tiramusu, sütlaç, tavuk göğsü, muhallebeli kadayıf, trileçe ve benzeri birçok sütlü tatlıyı deneye deneye, bocalaya bocalaya mükemmel şekilde yapmayı öğrendim. yazarken bile canım çekti aman neyse bu yazı da böyle son bulsun çok uzattım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sesimi dinleyin ve aşık olun. *
edit: azcık hoşlanan vardıysa da ne kadar kötüdüyse sesim artık ...takipten çıkanlar olmuş. *
edit: azcık hoşlanan vardıysa da ne kadar kötüdüyse sesim artık ...takipten çıkanlar olmuş. *
devamını gör...
ideal ölme yaşı
kendi işimi kendim görüyorken, kimseye muhtaç değilken ve zihnim hâlâ berrakken
devamını gör...
normal sözlük'ün ölü doğmuş olduğu gerçeği
meh, bananeh.
devamını gör...
en güzel yaş
içinde mutlu olunan her yaş.
devamını gör...
çocuklar masum değildir
bir gencin ahlaklı, çalışkan, bilgili, kültürlü, özetle iyi ve başarılı insan olmasının ilk temeli ailesidir. 7 yaşına kadar ilk terbiyeyi aileden alır veya alamaz.
sonra ilköğretim çağına gelir. burası çok önemlidir ki tüm iyi veya kötü gelişmeler bu 12 yaşına kadar ve de en fazla ortaöğretim sonu olan 15 yaşına kadar olan dönemde gelişir. ondan sonra artık aldığı bu temele göre de kaderi iyi ya da kötü ortaya çıkar.
sonra ilköğretim çağına gelir. burası çok önemlidir ki tüm iyi veya kötü gelişmeler bu 12 yaşına kadar ve de en fazla ortaöğretim sonu olan 15 yaşına kadar olan dönemde gelişir. ondan sonra artık aldığı bu temele göre de kaderi iyi ya da kötü ortaya çıkar.
devamını gör...
mart
içinde olduğumuz ay.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez.”
shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.
her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?
her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.
kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?
yaşamak için inat etmeye gerek var mı?
son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.
bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.
vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.
içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.
kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.
din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.
devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.
zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.
göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.
biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.
önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.
mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.
kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.
koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez.”
shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.
her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?
her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.
kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?
yaşamak için inat etmeye gerek var mı?
son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.
bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.
vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.
içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.
kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.
din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.
devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.
zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.
göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.
biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.
önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.
mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.
kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.
koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
| özdemir asaf
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
| özdemir asaf
devamını gör...
modern zamanın mutlulukları
bilen bilir; jelibon tadıyla her türlü övgüyü hak eden şapşik bir abur cubur.
aldığım lip gloss setinin içine bir jelibon paketi koymuşlardı, haribo, küçük. sanırım pandemi sürecindeki en güzel mutluluklarımdan biri oydu.
bir de modern zamanın en büyük mutluluğu sosyal medyada sevilmek sanırım. biraz ciddi bir iddia farkındayım lakin tiktok falan bunun kanıtı değil mi?
aldığım lip gloss setinin içine bir jelibon paketi koymuşlardı, haribo, küçük. sanırım pandemi sürecindeki en güzel mutluluklarımdan biri oydu.
bir de modern zamanın en büyük mutluluğu sosyal medyada sevilmek sanırım. biraz ciddi bir iddia farkındayım lakin tiktok falan bunun kanıtı değil mi?
devamını gör...
pandemiden önceki son gün
oğlumla sinemaya gitmiştik, sürekli bir sonraki hafta sonuna erteliyordum, iyi ki o hafta ertelememişim. *
devamını gör...
evlendikten bir ay sonra eşinin yanında osurmaya başlamak
tutabılıyorsanız tebrik ederim hayır bazen istemeden yada uykudayken bile çıkabilir çünkü. birde buna birlikte gülüp eğlenmeyecekseniz evlenip hayatı kendınıze ve karsınızdakıne zehır etmeyın. şahsen bizim ailede büyük mizah konusudur ossuruk ve kokusu.
devamını gör...
ateist kaplumbağa
kişisel iletisini, almanların bizleri kıskandığı gibi gısssgandığım yazardır. aşk olsun be hocam.
efendim ne yazsak eksik olacak bir nick altı girişiminde bulunayım. sözlüğe kattığı değer ortadadır. yönetim tarafından bir plaket olsun ne bileyim bir çeyrek altın olsun mutlaka ödüllendirilmesi gereken yazardır. yazılarını okurken sizleri dönmek istemeyeceğiniz yolculuklara çıkarır. bir yazının içine dahil olmak istiyorsanız, yazarın yollara bıraktığı kelimeleri takip ediniz. yazılarını okuduğumda şu aklıma geliyor; “ ü’len sözlüğe bunları yazıyorsa kim bilir gizli çekmecesinde neler vardır neler.”
hocam kim bilir belki bir tarihte aynı meyhanede farklı masalarda aynı şarkıya kadeh kaldırmışızdır. siz yazın biz yine aşk olsun diyelim.
efendim ne yazsak eksik olacak bir nick altı girişiminde bulunayım. sözlüğe kattığı değer ortadadır. yönetim tarafından bir plaket olsun ne bileyim bir çeyrek altın olsun mutlaka ödüllendirilmesi gereken yazardır. yazılarını okurken sizleri dönmek istemeyeceğiniz yolculuklara çıkarır. bir yazının içine dahil olmak istiyorsanız, yazarın yollara bıraktığı kelimeleri takip ediniz. yazılarını okuduğumda şu aklıma geliyor; “ ü’len sözlüğe bunları yazıyorsa kim bilir gizli çekmecesinde neler vardır neler.”
hocam kim bilir belki bir tarihte aynı meyhanede farklı masalarda aynı şarkıya kadeh kaldırmışızdır. siz yazın biz yine aşk olsun diyelim.
devamını gör...
karşı cinse söylenebilecek tahrik edici sözler
gözlerin dudakların alev alev çağırıyor yangınlara. öyle bir şey var ki sende çözemediğim insanı çılgınlıklara sürüklüyor.
devamını gör...
