sisu
fince bir kelimedir. tüm olumsuzluklara ve kötü durumlara karşı dayanıklı ve cesaretli bir şekilde durmayı, yaşanılan tüm başarısızlıklara rağmen kişilerin vazgeçmemesi ve o durumlara karşılık kararlı bir tavır sergilemesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...
palu ailesi
birkaç yıl sonra netflix ya da başka bir platformda dizisinin yapılacağını düşündüğüm aile. kendi içlerinde bu kadar suça yatkın, bu kadar sabıkası kabarık bir aile cumhuriyet tarihinde var mıdır, bilmiyorum.
devamını gör...
normal sözlük google play sayfasındaki tuhaf yorum
sözlüğe müstakbel kızına anne bulmak için geldiğini/geleceğini beyan etmiş kişi yorumu. buldu mu acaba? kim olduğunu çok merak ettim ayrıca sjsjsjnw.
devamını gör...
asansörde bir erkek varsa binmeyen kadın
kadının beyanının esas olduğu bu zamanda, az aklı olan adamın, bir kadınla asansöre binmeyip, kadını da korkmaktan kurtarması ile çözülebilen hede.
devamını gör...
en derin duyguları açık ettikten sonra çöken pişmanlık hissi
lalettayin bir kişi ile en temel korku, endişe ve hislerimizi durduk yere açık gonullulukle paylaşmanın akabinde gelen, ben şimdi bunu niye yaptım, kendimi niye ifşa ettim ki hissi. pişmanlık ve hüzün.
devamını gör...
kadının beyanı esastır
okumayan, aslini orastirmayan ve ogrenmeyen, en azindan yukaridaki acikca anlatilan tanimlari dahi okumayan insanlarin rahatsiz oldugu bir yasa.
devamını gör...
jerzy kosiński
1933 doğumlu polonyalı akademisyen ve yazar.
ben kendisini çok etkileyici bir hikayesi olan the painted bird isimli filmden sonra tanıma fırsatına eriştim. çok etkileyici, çarpıcı bir hayat hikayesi var gerçekten. yahudi bir ailesi olan jerzy kosiński, ikinci dünya savaşı yıllarında yine kendi ülkesinde kilise aracılığı ile bir katolik ailenin yanına sahte kimlikle sığınıp kaçak göçek bir çocukluk geçirdikten sonra savaşın ardından varşova bilimler akademisi'nde akademisyenlik yapmaya başlıyor. yazarlık kariyeri ise öğretim görevlisi olduğu yıllarda bursla amerika'ya göç etmesinin ardından başlıyor.
kitaplarının hiçbirini henüz okuma şansına erişmedim ancak the painted bird'den sonra başka işlerine bakayım dedim. şimdi hazırsanız bombayı patlatıyorum; being there de bir jerzy kosiński roman uyarlamasıymış! hatta senaryoyu da bu abimiz yazmış bu kült yapımda.
jerzy kosiński, göç ettikten sonra amerika'da dönemin en zenginlerinden biri olan mary hayward weir isimli bir iş insanı ile evleniyor. tüm sosyal çevresi yüksek sosyete diyebileceğimiz insanlardan oluşacak şekilde birden değişiyor ve şöyle söyleyeyim roman polanski'nin evine düzenlenen, 8.5 aylık hamile karısı ünlü oyuncu sharon tate de dahil olmak üzere 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan, dünya suç tarihinin en bilinen, ses getiren katliamlarından biri olan manson katliamı'nın** gerçekleştiği o gün, o eve davet edilen seçkin konuklardan biri oluveriyor. havaalanında bavulu karıştığı için kıl payı kurtulduğu katliamın ardından being there'i yayımlıyor ve hem kıtada hem dünyada oldukça ses getiriyor.
jerzy kosiński hep uçlarda hep biraz "kafası kırık" diye tabir ettiğimiz bir profil çizmiş yazarlık kariyeri boyunca. amerika'nın en zenginlerinden biri olmasına, kariyerinin zirvesini görmesine, romanları 30 dilden fazla dile çevrilen dönemin en çok tanınan ve taktir edilen yazarlarından biri olmasına rağmen artık üreteceği yeni bir şeyler olmadığını düşündüğü için -başka gerekçeleri de vardır muhakkak lakin en çok bu tip şeyler yazılıp çizilmiş o dönem- 1991 yılında evinin banyosunda kafasına naylon bir poşet geçirerek intihar etmiş.
kendi ismiyle yayımladığı türkçe'ye de çevrilen romanları (öncesinde joseph novak ismi ile 2 çalışması daha var.)
the painted bird (boyalı kuş)*
steps (adımlar) *
being there (bir yerde)*
the devil tree (şeytan ağacı) *
cockpit (boşluk)*
passion play (ihtiras oyunu) *
ben kendisini çok etkileyici bir hikayesi olan the painted bird isimli filmden sonra tanıma fırsatına eriştim. çok etkileyici, çarpıcı bir hayat hikayesi var gerçekten. yahudi bir ailesi olan jerzy kosiński, ikinci dünya savaşı yıllarında yine kendi ülkesinde kilise aracılığı ile bir katolik ailenin yanına sahte kimlikle sığınıp kaçak göçek bir çocukluk geçirdikten sonra savaşın ardından varşova bilimler akademisi'nde akademisyenlik yapmaya başlıyor. yazarlık kariyeri ise öğretim görevlisi olduğu yıllarda bursla amerika'ya göç etmesinin ardından başlıyor.
kitaplarının hiçbirini henüz okuma şansına erişmedim ancak the painted bird'den sonra başka işlerine bakayım dedim. şimdi hazırsanız bombayı patlatıyorum; being there de bir jerzy kosiński roman uyarlamasıymış! hatta senaryoyu da bu abimiz yazmış bu kült yapımda.
jerzy kosiński, göç ettikten sonra amerika'da dönemin en zenginlerinden biri olan mary hayward weir isimli bir iş insanı ile evleniyor. tüm sosyal çevresi yüksek sosyete diyebileceğimiz insanlardan oluşacak şekilde birden değişiyor ve şöyle söyleyeyim roman polanski'nin evine düzenlenen, 8.5 aylık hamile karısı ünlü oyuncu sharon tate de dahil olmak üzere 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan, dünya suç tarihinin en bilinen, ses getiren katliamlarından biri olan manson katliamı'nın** gerçekleştiği o gün, o eve davet edilen seçkin konuklardan biri oluveriyor. havaalanında bavulu karıştığı için kıl payı kurtulduğu katliamın ardından being there'i yayımlıyor ve hem kıtada hem dünyada oldukça ses getiriyor.
jerzy kosiński hep uçlarda hep biraz "kafası kırık" diye tabir ettiğimiz bir profil çizmiş yazarlık kariyeri boyunca. amerika'nın en zenginlerinden biri olmasına, kariyerinin zirvesini görmesine, romanları 30 dilden fazla dile çevrilen dönemin en çok tanınan ve taktir edilen yazarlarından biri olmasına rağmen artık üreteceği yeni bir şeyler olmadığını düşündüğü için -başka gerekçeleri de vardır muhakkak lakin en çok bu tip şeyler yazılıp çizilmiş o dönem- 1991 yılında evinin banyosunda kafasına naylon bir poşet geçirerek intihar etmiş.
kendi ismiyle yayımladığı türkçe'ye de çevrilen romanları (öncesinde joseph novak ismi ile 2 çalışması daha var.)
the painted bird (boyalı kuş)*
steps (adımlar) *
being there (bir yerde)*
the devil tree (şeytan ağacı) *
cockpit (boşluk)*
passion play (ihtiras oyunu) *
devamını gör...
kadınların efendi erkek sevmemesi
kızlar tarafında reddedilmiş, kendisini efendi sanan bir yazar tarafından açılan başlık.
devamını gör...
ölüyü gömme geleneğinin saçma olması
topraktan geldik toprağa gideceğiz.
ergenliğin bittiğinde sen de anlayacaksın ne demek istediğimi.
ergenliğin bittiğinde sen de anlayacaksın ne demek istediğimi.
devamını gör...
ibrahim şinasi'yi tanımayan yazarlar
efenim ibrahim şinasi bundan tam 161 yıl önce yurdumun topraklarına noktalama işaretlerini getirdi. nitekim burada bulunan bazı yazarlarımızın henüz bundan haberi yok. gönül isterdi ki hepimiz yazıları okurken tek seferde bitirelim. ama maalesef karşımızdaki insanın bizi anlayabilmesi için vurgu ve tonlama yapmamız gerek yazı dilinde de bu noktalama işaretleriyle olur. şimdi biri kalkıp benim hatamı arayacak kesin bulur. çünkü ben eleştirmekten hoşlanıyorum. hata yapmamaktan değil. teşekkürler efenim. iyi seyirler, tatlı rüyalar.
devamını gör...
ramazan kadirov
babası müftü ahmet kadirov gibi ilk savaşta ruslara karşı savaşmış ama ikinci savaşta babasıyla birlikte makam, mevki için rus taraftarı olmuş biridir. babası mücahidlerce öldürüldü. darısı başına.
devamını gör...
saçma sapan iltifatlar
başka bir başlığa yazmıştım ama buraya da uyuyor. biri bana demişti ki erkek olsan çok yakışıklı olurdun. dedim ki tmm.
devamını gör...
sevgilinin düşüncesiz olması
sevgili değildir o. seven insan zaten düşünür, özen gösterir karşısındakine.
devamını gör...
geceye bir uykusuzluk sebebi bırak
çok sinirli olmak.uyuyamıyorum gün doğana dek.başarabilene imreniyorum.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
arap kulturune batmislar baslik acmasin ya, b*ktan b*ktan kelime secimleri falan. les gibi tezek kokan basliklar.
devamını gör...
stan lee
2018 senesinde vefat etmiş, amerikan çizgi roman yazarı.
(bkz: thor), (bkz: iron man), (bkz: ant man),(bkz: hulk) ve (bkz: kara panter) gibi yapımlar kendi kaleminden çıkmıştır. marvel dünyası ona büyük saygı duymaktadır.
marvel evreninde bilinen en güçlü karakter olan (bkz: one above all) karakterinin stan lee olduğu düşünülmektedir. stan lee'nin filmlerde bulunup olayların akışını dengeleyen ama doğrudan karışmayan (bkz: one above all) olduğuna inanan bir çok marvel hayranı vardır.
(bkz: thor), (bkz: iron man), (bkz: ant man),(bkz: hulk) ve (bkz: kara panter) gibi yapımlar kendi kaleminden çıkmıştır. marvel dünyası ona büyük saygı duymaktadır.
marvel evreninde bilinen en güçlü karakter olan (bkz: one above all) karakterinin stan lee olduğu düşünülmektedir. stan lee'nin filmlerde bulunup olayların akışını dengeleyen ama doğrudan karışmayan (bkz: one above all) olduğuna inanan bir çok marvel hayranı vardır.
devamını gör...
akik
tesbih ve bileklik yapımında da kullanılan bir çeşit taştır.
devamını gör...


