doksanların fenomenlerinden biriydi. her pazar akşamı, star tv'de ilk kez tv'de gösterime girecek film olurdu. filmin başında da parliament sinema kulübü pazar gecesi sinemasını sunar anonsu geçerdi.
devamını gör...

kırıldı.
devamını gör...

başta quadriceps kası olmak üzere bütün kasları olduğunuz yerde olabildiğince kasarak çözebileceğiniz durumdur. olay tamamen fizyolojik olarak kanın tek bir bölgeye hücum etmesi durumu olup, sizin diğer bölgelerde de kana ihtiyaç duyduğunuza dair beyninizi ikna etmenizle gerçekleşir. yeterli kasılma ile 5-6 saniye içerisinde çözülür, sosyal ortamlarda kriz yönetimi sağlamak için en hızlı yöntemdir.
devamını gör...

çöp kutusuna çöp atmak yerine telefonumu atmıştım.
devamını gör...

victor e. frankl, varoluşumuzun sonluluğunun ve ölümün kesin oluşunun hayata anlam kattığını vurgular.

her insan benzersiz de olsa sonu olma ve ölüm konusunda benzerdir. güneşin doğuyor ve bir süre sonra batıyor olması gibi. güneşin doğuşu doğumu simgelerken batışı ölümü simgeler. fakat güneşin doğuşu ve batışı arasında bir süre vardır ve insanlar o sürede hayatını yaşar. örneğin stresli bir sınava veya iş görüşmesine girebilir, bisiklet sürmeyi öğrenebilir, hatta o bisikletten düşer, yeni bir bilgi öğrenir, eski bildiğini unutur, güler, ağlar...

doğum ve ölüm de böyledir, her insana farklı süre biçilmiştir fakat o süreyi nasıl geçireceğimiz bize kalmıştır. bilinmezliklerle dolu yolda benim için umudu kaybetmeden yol almaya çalışmak, bir adım da olsa, çok kıymetli.
evet, bazılarımız sonsuzluğu istiyor, bazılarımız ise bir an önce bu bilinmezliği sonlandırmayı diliyor fakat tahirle zühre meselesi'ndeki şu dizelere bir göz gezdirmenizi istiyorum:

''seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak.''


ayrılmak istesek de istemesek de ayrılmak zorunda olduğumuz bu olaya ölüm deniyor işte. umarım yaşamla ölüm arasındaki o bilinmez yolda umutla yol almaya devam ederiz. koşamazsak yürüyerek, yürüyemezsek emekleyerek...
devamını gör...

haklı bir açıklama.
o kadar cömert olmasak sizin gibi kan emicilere 18 yıl nasıl sabredebilirdik ki zaten.
devamını gör...

çift tıkla tanım beğenme özelliğinden dolayı, bazen kontrolüm dışında beğeni verdiğim için "aaa ben bunu beğenmedim ki, yok canım daha neler, ben beğenmedim elim beğenmiş" diyerek geri alıyorum.

tanım: kendine göre bir nedene sahip yazardır.
devamını gör...

bu kadar sık titreşim gönderemezsiniz!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bulunduğu bölge eskiden köydü, hem şehirden uzak hem gelişmişlik acısından.
türkiye’nin gözde kayak merkezi ile aynı isimdedir.
devamını gör...

geleneksel pilavlarımız arasında lezzetli olan, hafif olan pilavdır.

önce 3-4 tane domatesi küp küp doğruyoruz. 1 adet soğanı ince doğruyoruz. 2-3 adet biber de doğruyoruz isteğe göre.
önce soğanı ve biberi zeytinyağında kavuruyoruz. kavrulduktan sonra salçasını atıyoruz.* salçayı da iyice kavurunca tencereyi 3/4 dolduracak kadar su ekliyoruz ve domatesleri de ekliyoruz.
sonrasında kaynamasını bekleyip, kaynayınca da 5-10 dk civarı kısık ateşte kaynatıyoruz.
en son suyun yarısını az geçecek kadar bulguru ekliyoruz ve içindeki su tamamen bitene kadar kısık ateşte bırakıyoruz.
suyu bitince de karıştırıp dinlenmeye bırakıyoruz. 10 - 15 dk sonra hazır.
afiyet olsun...
devamını gör...

beni mi anlatıyor bilemedim?
şuan çok detay vermek istemiyorum malum kafa bidünya yarın pişman olmayalım. neysem olduğu kadar artık.
devamını gör...

din kültürü öğretmeni anne ve babanın çocuğuyum.

bakın psikolojik baskıyı falan bir kenara bırakırsak o kadar büyük bir toplumsal baskı altında büyüdüm ki inanın kafayı yemediğime şükrediyorum. küfür edersin senin annen baban din kültürü öğretmeni değil mi ayıp. sakız çiğnersin adab-ı muaşeret öğretmedi mi sana annen baban ayıp. sevgilin olur anan baban ilahiyatçı değil mi senin bilmiyor musun evlenmeden eline kız eli bile değmeyeceğini ayıp. içki içersin haram haram boğazında kalır.

sizin kendi benliğiniz ve hayatınızı yönlendirebilme yetiniz olduğunun farkında değildir insanlar. sürekli belirli kalıplar altında yaşamınızı idame ettirmenizi beklerler. bir birey olarak sekülerleşen çılgın hafız değilsinizdir, din kültürü öğretmeni x ve din kültürü öğretmeni y'nin oğlusunuzdur. bütün seçimleriniz bu yapılanmanın üstüne kurulmalıdır-sanki-.

karakteriniz şekillenirken sırf bu düşünce yapısından kurtulmak için farklı görüşlere eğiliminiz artar, sorgulamaya kendinizi başka bir insan olarak lanse ettirmeye çalışırsınız fakat bu arada aynı aile yapısında hayatınızı sürdürmenizde gerekir. yani sürekli bir ikilem içinde olursunuz. ne içinde ne dışındasınızdır yaşadığınız hayatın. bu yüzden hep bir kapı eşiğinde gibi yarım yamalaksınızdır. bazıları çok cesur olur resti çeker istediği hayatı yaşamak için bazıları şanslı olur ailesi bir birey olarak olduğu şekilde kabullenir. benim asıl üzüldüğüm annesini babasını toprağa koyana kadar yarım yamalak yaşayanlardır.


velhasıl kelam aynı ceza hukukundaki gibi suç ve cezanın şahsiliği ilkesinin insan yaşamında da uygulanması gerekir.

leküm diniküm veliyedin. senin dinin sanadır annecim/babacım, benim dinim banadır. her koyun kendi bacağından asılır.
devamını gör...

forumsal tanımlarıyla, tanım sonuna nokta yerine random koymalarıyla, garip başlıklarıyla beni modluktan soğutan yazar.
devamını gör...

onlar veren tarafta değil hep alan tarafta oldukları için o listede hiçbir zaman olamazlar. az bi vergi borçları çıkar devlette onu siler affeder zaten. öğrencinin evine de öğrenim kredisi için haciz gönderir.
devamını gör...

seçenek kalmamış belliki,sevecekle yakacağın kötüsü olmaz demiştir..
devamını gör...

fırtınayı görmeden nereden bileceksin ne kadar dayanıklısın?
bırak bi sarssın seni,
yere düş, hatta savrul,
köklerini oynatsın yerinden,
gör bi bakalım ne kadar sağlam kalacaksın?
sonra toparlanırsın yeniden.
ama baştan teslim olursan alır istediği yere götürür seni,
tam da yapmak istediği gibi...
izin verecek misin sahi?
devamını gör...

adam sonrasında gayet normal biçimde devam etmiş yürümesine, ya bu kadar mı hazır insanlar katil olmaya hiç bir şaşırma ibaresi olmaz mı insanda şaka gibi.
devamını gör...

işin garibi adam, hanedanım için çocuk lazım diyip papa'yla kapışmış, katolik mezhebini bırakıp, onların mallarına el koyup anglikan kilisesini kurmuş, ülkeye iç savaş riski yaşatmış ama sonunda kızı 1. elizabeth, kraliçe olmuş ve bu kraliçe hiç evlenmediği için, 8. henry'nin uğruna herşeyi terkettiği hanedanı bitmiştir.
devamını gör...

karma puanlarını kıskandığım yazar tanesi*.

tanımayan yoktur, bilirim. bir yerlerde karşılaşmış, çarpışmış yada portakallaşmış olabilrsiniz. dili tatlı, kendi nahiftir. konuşurken sözleriniz duvara çarpmaz, tutar onu alır sana geri uzatır. tartışabilirsiniz, gülebilirsiniz, sorabilirsiniz. çok gezmemiştir belki, ama çok okumuş öğrenmiş belli. iradesi güçlü, öğrendiğini yaşantı haline getiren, sözde değil özde gelişim sağlayan değerli biridir. biriyle konuşurken boş sohbet yapıyor olmak yorar beni. yormadan yorulmadan vakit geçirebildiğim, mesaj kutusunu kendi malım gibi kullanabildiğim empatik ve sempatik bir yazardır.

herkesin tanınmaya değer olduğunu düşünenlerdeniz, siz de deneyin. kendisine sevgi ve saygılarımı sunuyor, kaleminin hep iyilik ile yazmasını diliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim