beni bırakma
feridun duzagac - beni bırakma (video version)
klibi izlemenizi tavsiye ederim.
klibi izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
sözlükçülerin sözlük hesaplarını satacağı minimum miktar
100 btc ye komple sozlugu satarim.
devamını gör...
bisiklet sürme nedenleri
kontrol ve denge hissini yaşamak için.
devamını gör...
11 eylül 2021 önemli sözlük duyurusu
türlü oyunlarla hak talep edilmesi kelimenin tam anlamıyla kendine güvensizlik.
kimsenin ismi için sözlüğe geldiğini düşünmüyorum. geldikten sonra belli bir çizgide ilerlendiği için yazarlar genel olarak keyifli vakit geçirdi ve sözlüğe bağlandı. bu birilerini aşırı rahatsız edip kıskandırmış olsa gerek. bu da beni aşırı keyiflendirdi.
hırslı bir insan hiç değilimdir, sözlüğün de hırslı olmaması rahat etmemi sağlıyordu lakin haksızlığa hiiç gelemem. yeni ismimizle daha da büyüyelim de kendilerini zeki sanıp oyundan başkasını bilmeyenler izlemekle kalsın.
yeni ismi sabırsızlıkla bekliyorum yoldaş.
kimsenin ismi için sözlüğe geldiğini düşünmüyorum. geldikten sonra belli bir çizgide ilerlendiği için yazarlar genel olarak keyifli vakit geçirdi ve sözlüğe bağlandı. bu birilerini aşırı rahatsız edip kıskandırmış olsa gerek. bu da beni aşırı keyiflendirdi.
hırslı bir insan hiç değilimdir, sözlüğün de hırslı olmaması rahat etmemi sağlıyordu lakin haksızlığa hiiç gelemem. yeni ismimizle daha da büyüyelim de kendilerini zeki sanıp oyundan başkasını bilmeyenler izlemekle kalsın.
yeni ismi sabırsızlıkla bekliyorum yoldaş.
devamını gör...
yenge de erik gibiymiş kütür kütür cümlesinin ingilizcesi
yenge: aunt
erik: plum
gibi: like
kütür kütür: crunchy
the aunt is crunchy like plum?
nö, olmadı. o kadar sözleşme, kanun, yüksek mahkeme kararı çevirdim bu cümleyi çeviremedim. izninizle varoluşsal sancıların kucağına bırakıyorum kendimi ben.
erik: plum
gibi: like
kütür kütür: crunchy
the aunt is crunchy like plum?
nö, olmadı. o kadar sözleşme, kanun, yüksek mahkeme kararı çevirdim bu cümleyi çeviremedim. izninizle varoluşsal sancıların kucağına bırakıyorum kendimi ben.
devamını gör...
normal sözlük'ün fularlı yazarları
buyrun benim.
fularım da beymen. soruları alayım?
fularım da beymen. soruları alayım?
devamını gör...
aikido

morihei ueshiba tarafından geliştirilen bir japon savaş sanatıdır.
"uyum" anlamındaki ai, "ruh" anlamındaki ki ve "ahlâk, yol" anlamındaki do kelimelerinden gelir. aikido sanatının icra edildiği alanlara (bkz: dojo), aikido ile uğraşanlara aikidoka, bu sanatı dojo'da aikidokalara öğreten üstatlara sensei, sensei'nin yardımcısı kıdemli aikidokalara ise senpai denilmektedir. aikido'yu geliştiren morihei ueshiba'ya ise o'sensesi denilmektedir. o'sensei yalnızca ueshiba için kullanılır ve isminin başına getirilir: o'sensei morihei ueshiba.
kökeni her savaş sanatı gibi budo felsefesine dayanmaktadır. eskiden japonya'da bir asker ve soylu sınıf olan samuraylar egemenmiş ve samurayların da yüzyıllar boyunca süren savaşçılık tecrübelerinden budo felsefesi doğmuş. daha sonra meiji restorasyonu ile samuraylar ve samuraylık tasfiye edilmiş* ama bu tasfiyeye rağmen budo felsefesi unutulmamış ve samuray kökenli ailelerden gelen sensei'ler felsefelerini yaşatmak için samurayların ölümcül tekniklerini törpüleyerek her biri kendi yollarını oluşturmuş. her bir sanattan bir yenisi türemiş. aikido da bunlardan biri.
aikido rakibinin gücünü manipüle ederek minimum zararla maksimum sonuç almayı hedefler. felsefesi itibariyle barışçıldır. hatta esprisine en etkili aikido tekniğinin kaçmak olduğu söylenir. sokakta işe yaramadığı her zaman söylenegelir. zaten amacı sokakta dövüşmek olanların adresi aikido kesinlikle değildir. ancak ben yine de sokakta işe yaramadığını pek düşünmüyorum. örneğin bir barda elinde bira şişesiyle ya da trafikte levyeyle üzerine yürüyen birine doğru teknik doğru zamanda uygulandığı takdirde kimse zarar görmeden etkili sonuçlar alınabilir. bunun için uzun yıllar çalışmak ve teknikleri refkleks hâline getirmek zorunludur. aikido kas kütlenizi gözle görülür bir şekilde arttırmaz ama vücudunuza inanılmaz bir esneklik ve çeviklik kazandırır.
aikido felsefesi itibariyle her iki tarafın kazanmasını hedefler. dolayısıyla kaybeden yoktur. kaybeden olmadığı için de musabık bir spor değildir. musabık olmadığı için de turnuvası yapılmamaktadır. yani bir gün "ben aikido türkiye şampiyonuyum" diyen birine denk gelirseniz bilin ki yalan söylemektedir. turnuva yerine türkiye'de "seminer", yurtdışında ise "demonstration" denilen toplantılar, gösteriler icra edilir. bir aikido seminerinden kesit:
aikido'nun dünyadaki merkezi, yani binevi fifa'sı, japonya'da bulunan bir vakıf olan aikikai foundation'dur.
aikido türkiye'de süper baba dizisi sayesinde herkesçe bilinir bir hâl almıştır:
devamını gör...
spora başlayıp kilo almak
üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi zaten spor yapıyorum yesem de bir şey olmaz eritirim diyerek daha fazla yemek yiyor olabilirsiniz.
ya da bir doktora görünmenin iyi olabileceğini tavsiye edebileceğim başlıktır.
ya da bir doktora görünmenin iyi olabileceğini tavsiye edebileceğim başlıktır.
devamını gör...
kanal istanbul için küfürleşerek kavga eden dayılar
(bkz: senin ensen kalın göbeğin sağlam)
küfür ve kavga göremediğim dayılardır. kuvvetle muhtemel kesmişler. keşke kesmeselermiş. neyse. iyi tarafından bakalım. yepyeni bir sözlük klişesi kazandıran kapışma olmuş. tutar bu bkz. daha doğrusu tutarlarsa tutar, tutmazlarsa tutmaz.
yabancı gemilerin boğazlardan beleşe geçtiğini sanan ve “o zamanındaki iki üç tane şerefsiz yüzünden” diye atatürk hükümetine hakaret eden dayı ve dayı gibi düşünenler için de şunu söylemek istiyorum: boğazların rejimi montrö boğazlar sözleşmesi çerçevesinde düzenlenmiştir. montrö'ye göre, barış zamanında yalnızca savaş gemileri ücret ödemez. ha ödeselerdi bence iyi olurdu ama ayda yılda bir savaş gemisi geçiyor, o da hasbelkader. ticaret gemileri ise her koşulda ücrete tabiiler. öyle beleşe geçmek gibi bir durum yok ortada. geçiş ücretleri de tâ 1936 yılında altın cinsinden belirlenmiş zaten. benim için montrö'nün tek eleştirebilecek noktası, savaş gemilerinin beleşe geçiyor oluşu ve geçiş ücretlerinin dolara endekslenmemiş oluşudur. bu ikincisi ciddi gelir kaybına neden olmakta. onun dışında eleştirilebilecek bir kısım, benim bildiğim kadarıyla, yok.
ticaret gemilerinin geçiş ücretleri hakkında, dokuz eylül üniversitesinin yayınladığı, türk deniz ticareti tarihinin montrö ile ilgili kısmı aşağıdadır:
tdtts.deu.edu.tr/wp-content...
dayılardan nereye geldik. pek kısa zamanda montrö boğazlar sözleşmesi başlığında görüşmek üzere. kanalıma abone olmayı unutmayınız.
küfür ve kavga göremediğim dayılardır. kuvvetle muhtemel kesmişler. keşke kesmeselermiş. neyse. iyi tarafından bakalım. yepyeni bir sözlük klişesi kazandıran kapışma olmuş. tutar bu bkz. daha doğrusu tutarlarsa tutar, tutmazlarsa tutmaz.
yabancı gemilerin boğazlardan beleşe geçtiğini sanan ve “o zamanındaki iki üç tane şerefsiz yüzünden” diye atatürk hükümetine hakaret eden dayı ve dayı gibi düşünenler için de şunu söylemek istiyorum: boğazların rejimi montrö boğazlar sözleşmesi çerçevesinde düzenlenmiştir. montrö'ye göre, barış zamanında yalnızca savaş gemileri ücret ödemez. ha ödeselerdi bence iyi olurdu ama ayda yılda bir savaş gemisi geçiyor, o da hasbelkader. ticaret gemileri ise her koşulda ücrete tabiiler. öyle beleşe geçmek gibi bir durum yok ortada. geçiş ücretleri de tâ 1936 yılında altın cinsinden belirlenmiş zaten. benim için montrö'nün tek eleştirebilecek noktası, savaş gemilerinin beleşe geçiyor oluşu ve geçiş ücretlerinin dolara endekslenmemiş oluşudur. bu ikincisi ciddi gelir kaybına neden olmakta. onun dışında eleştirilebilecek bir kısım, benim bildiğim kadarıyla, yok.
ticaret gemilerinin geçiş ücretleri hakkında, dokuz eylül üniversitesinin yayınladığı, türk deniz ticareti tarihinin montrö ile ilgili kısmı aşağıdadır:
tdtts.deu.edu.tr/wp-content...
dayılardan nereye geldik. pek kısa zamanda montrö boğazlar sözleşmesi başlığında görüşmek üzere. kanalıma abone olmayı unutmayınız.
devamını gör...
erkekler olarak kıllarımızı almak zorunda değiliz
benim gibi doğallıktan yana saf tutmuş erkeklerin mottosu.
tüysüz tavuk gibi dolaşmakta ne ki? tamam dağ kaçkını, kaptan mağara adamı gibi gezmeyelim ortalıkta fakat tavuk g.tüne dönmenin de pek manası yok.
ayrıca kıllı erkek bakımsız olur pis olur gibi kalıplara da gelmeyelim lütfen. bunlar hep protein çocukları yüzünden.
hem döşü kıllı erkek merhametli olur diyen söz vardır.
tüysüz tavuk gibi dolaşmakta ne ki? tamam dağ kaçkını, kaptan mağara adamı gibi gezmeyelim ortalıkta fakat tavuk g.tüne dönmenin de pek manası yok.
ayrıca kıllı erkek bakımsız olur pis olur gibi kalıplara da gelmeyelim lütfen. bunlar hep protein çocukları yüzünden.
hem döşü kıllı erkek merhametli olur diyen söz vardır.
devamını gör...
civciv
mutlaka her insanın çocukluk anılarında yer alan bir varlıktır o* bide renklileri vardı.
yazık kıyamam onlara.
yazık kıyamam onlara.
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
geri dönmesini dört gözle beklediğim tatlı yazar. bir süre önce başlık açıp 'bilen gören var mı?' diye sormuştum. sınav için gittiği söylendi. son tanımını yeni okudum. umarım sınavın çok iyi geçer*.
devamını gör...
tartışırken sakin kalabilen insan
tartışmayı savaş gibi görmeyen insandır. bir insanla her konuda aynı görüşte olmak mümkün değildir. zaten gerekli de değildir. bazen aynı görüşte olduğunuz insanlarla bile konunun detaylarında fikir ayrılığı yaşamanız mümkün. işte böyle zamanlarda unutulmamalıdır ki; sağlıklı bir tartışmanın öğretileri çok kıymetlidir. insanın ufkunu genişletir. farklı bir pencereden bakma imkanı sağlar.
sakin.
sakin.
devamını gör...
dücane
naber kız diye mesaj atmasından belli. ben kimseyle bu denli samimiyet kurmadım. böyle de laubali bir insan değilimdir. şaşkınım. hatta nick altıma sövmesini falan bekledim. net troll.
devamını gör...
newroz piroz be
(bkz: barış hemen şimdi)
devamını gör...
çaysamak
canım çay istedi yerine, çaysadım diyerek kullandığımız kelime. bazen çaysıradım da diyorlar. anneannemlerden duyarak öğrendim ben de. yöresel bir fiil sanırım.
sa eski türkçe’de istemek anlamına gelmektedir. çaysamak da bu bağlamda çay istemek anlamına gelmektedir. aynı susamak filindeki gibi. oradan türetilmiştir.
sa eski türkçe’de istemek anlamına gelmektedir. çaysamak da bu bağlamda çay istemek anlamına gelmektedir. aynı susamak filindeki gibi. oradan türetilmiştir.
devamını gör...



