savaş baltası. 1607'de bugünkü virginia eyaletine gelen ilk ingilizler, burada yaşayan, sonradan "kızılderililerin prensesi" ilan ettikleri pocahontas'ın kabilesi powhatan'larla karşılaştılar.
bu kabilenin tamahaac adını verdikleri taştan yapılmış baltaları vardı. sonraları beyazlar benzer baltaları demirden yapıp kızılderililere satmışlardır ve adına tomahawk dediler.
devamını gör...

günü ve saati sebebiyle soba yanında leğende yıkandığımız zamanları,* o zamanki ilişkileri, komşulukları hatırlatan yayın.
hani anneleriniz küstür ama siz çocuklar hep beraber oynarsınız, pame radyo yayını öyle biraz. siyasal sebeplerle hiç geçinemediğimiz komşumuzun şarkılarıyla her pazar çok eğleniyoruz, sağolsun çocukluk arkadaşımız marikaki
devamını gör...

atilla ilhan'ın ilk kez 1968 yılında yayınlanan yasak sevişmek kitabında yer alan muhteşem şiirdir.
bunca yıllık okurum bu şiiri ilk kez bugün okudum. hem de kendimi bunca yorgun hissederken. azıcık umut çokça hayal kırıklığı ile savrulup dururken yalnız degilmişim dedirtti bu şiir.

bir fabrika çıkardım kırgınlığımızdan
bütün atölyelerini yerli yerine kurdum
işçi yazılarak gece vardiyasına
sabahlara kadar özgürlük dokudum
yukarda gökyüzü kıvılcım ve duman
şimşekler atlıyor arkası arkasına
her biri yanılmış birer çığlık
bir sendika çıkardım yorgunluğumuzdan
adı üzerinde yorgunlar sendikası
seni üye yazdım henüz tanımadan

nasıl olsa şarkın hepimizin şarkısı
sesin nasıl olsa benimki kadar kısık
ufuklarını yıldırımla kilitlemişler
denizlerini tutmuş ıslıklı bir karanlık
sabah tenhalığında ansızın afişler
fabrika bacalarından öksürdüğümüz
ünlem ünlem dağılan sıtmalı kalabalık
ilk tramvaylarla götürdüğümüz
soğuk yataklarına yatırdığımız
eklemleri kırılmış uykusuzluktan
avuçlarında derin bir yanık sızlaması
etlerini seğirten şüpheli titreşimler
yukarda gökyüzü kıvılcım ve duman
yağmurun şimşek yeşili çetrefil yazısı
yoksulluk bayrağı sırsıklam güvercinler
kanatlarına sinmiş yorgunlar sendikası
büyük bir haksızlığın birden anlaşılması
tutsaklığa çok yakın çekingenlikler
ezilmek ezildiğinin farkına varamadan
iliklerine kadar yaslı umutsuzluk yası
yeniden başlamaklarla geçiyor ömrümüz
iyimserliklerimizi duvarlara çarpıyorlar
içimizde bulut bulut bir güneş tutuluyor

soluklarımızı kesen demirden sarmaşıklar
dibinde düşlerimizi tükürdüğümüz
gözlerin bezginlik sislerinden kurtuluyor
kulakların zemberekli çığlıklardan
yanık yanık koğuşlarda akşam oluyor
yukarda gökyüzü kıvılcım ve duman
devamını gör...

şimdilik öyle olandır. tutulmaya ve duyulmaya başladığında reklam da alacaktır. he bu kötü mü? gözümüzü kanatmadıkları sürece bence değil emeklerinin de bir bedeli olmuş olur.
devamını gör...

bilinen adı ile come and see 1985 yapımı rus yönetmen elem klimov'un savaş/dram filmi olup ikinci dünya savaşı'nda belarus'un naziler tarafından işgali sırasında silah bulan bir çocuğun hikayesi ile başlar.

film korkutucu derecede gerçekçi çekilmiştir. savaşın getirdiği yıkım, hüzün ve sefalet çok iyi işlenmiş. normalde can sıkıcı olabilecek bu durum, bu filmde gayet akıllıca ve etkiyeci bir biçimde kullanılmıştır.

film sadece hikaye olarak değil, aynı zamanda teknik olarak da gayet iyidir. alışılmadık kamera açıları ve kamera tekniklerinin kullanılması da güzel olmuş. kendi tarzında fark yaratabilmiş bir film haline gelmesine yardım etmiş.

filmde devasa sekanslar var. özellikle filmin sonuna doğru baskın ve savaş sekansları gitgide daha da vahşileşiyor. kesinlikle filmin en etkileyici sahneleri bu kısımlar. gerçekler sert bir şekilde suratımıza vurulmuş. savaş filmlerine farklı bir perspektiften bakabilmek için izlenebilecek akıcı bir film diye nitelendirebilirim.
devamını gör...

mutsuz olmak istiyorsa sorgulasın,
mutlu olmak istiyorsa sorgulamasın.
devamını gör...

tabiki ıslanmak.
devamını gör...

buna örnek olarak, 20. yüzyılın ilk yarısında kitle halinde öldürülen bulaşıcı hastalıklar kontrol altına alındıktan sonra kronik dejeneratif hastalıklar ön plana çıkmıştır.
devamını gör...

babannemin yıllarca kullandığı taktiklerden biri "rahmetli kocam evde yok o yüzden para veremeyeceğim evladım" yalanı üzerine kısa bi sessizliğin ardından davulcuya jetonun düşmesi, babannemin haline üzülerek "canın sağolsun teyzem" demesi ve para vermekten yırtan babannemin "yedi enayi" diye sevinip kapiyi kapatıp içeri güle oynaya gitmesidir.

yıllarca bu numarayla davulcuya para vermez.
devamını gör...

boyunun kaç olduğunu bilmeden yorum yapmanın yanlış olacağı kilodaki sevgili. bu kilo için de, ortalama 150-155 boyunda olmalı ki, anoreksiya bir görüntüsü olmasın.
her şey bir yana da 45 kilo erişkin kilosu nasıl olabiliyor? ayakkabı numarası gibi. *
devamını gör...

o şehirde doğmuş büyümüş birini tanımakla başlar, tarihi miraslarını öğrenip görmekle devam eder. daha detaylı tanımak istiyorsanız ancak orada uzun süre yaşamanız gerekir. diğer türlü hep bir eksik hep bir yavan kalır, o şehri kanıksayamazsınız.
devamını gör...

40 lirayla kahve içmek daha mantıklı. en azından neye para verdiğini biliyorsun.
devamını gör...

"bazı insanlar yağmuru hisseder. diğerleri sadece ıslanır."
~bob dylan
devamını gör...

sözlükte bir entel muhabbeti var ki sormayın! bir kavram bu kadar mı zemininden koparılır!
bunun bir de arkadaşları var; sol, solcu, solcu entel.

demişler ki sizin göreviniz işbu içeriğine vâkıf olmadığınız ne olduğu hakkında en ufak bilginizin ve nihayetinde fikrinizin olmadığı kavramları kullanmak!
bunlar da marifet bellemişler, entel aşağı entel yukarı! laf ola beri gele

diyorlar ki siz enteller ne anlarsınız küfretmekten!

vallahi ben anlamam entelden entelektüelden!
günlük hayatımda da yeri gelir küfrederim*. fakat yazı dilindeki küfürlü ifadeleri de hoş karşılamam.

işte enteller de küfürlü ifadeleri pek tabi biliyorlardır da kullanmak istemiyor olabilirler. olsun o kadar bi zahmet değil mi?
devamını gör...

"gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
sevgiler umutlar yok değildir
öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
çabuk öfkeleniriz
durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
anlamıyoruz da ondan mı yoksa
bir bütün olduğunu mutluluğun
umudun bir bütün olduğunu
seziyor muyuz yalnızca
baktıkca gelincik tarlalarına uzaktan
öyle bir arada güzel
yaşamanın lezzetini
kanımızı tutuşturdukça gün günden
buğusunu saldıkça
bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimiz”
devamını gör...

daha bilgisayar kullanmayı yeni öğrendiğim zamanlar sene 2009 falan okuma yazmayı yeni öğreniyorum. dersler mükemmel kimse beni pc başından kaldıramıyor. bir hafta sonu nerede okuduğumu tam hatırlamıyorum kendi oyununuzu yapın diye c# ile oyun geliştirme şeklinde bir tutorial gördüm. tabi küçük guardian durur mu atladım direkt. adam neler anlatıyor her şeyini okuyup emdim sonra hadi başlayalım dedim.

adamın yaptığı her şeyi yapmama rağmen yazdığım oyun çalışmıyordu. internette bununla ilgili saatlerce bir şeyler okudum. ingilizce de yok tabi google translate üzerinden allah ne verdiyse çeviriyorum. sonunda bilgisayarınız xp ise linux yapın diye bir şey okuduğumu hatırlıyorum nereden oraya gitmişim yazılan sorun ne hakkında hiç bilmesem de ya bu linuxta neymiş diyip ona da giriştim. internete yazınca bir şeyler çıktı 7 8 saat sonunda yazdığım kod umrumda değil ben bilgisayarı linux yapacam diye evin içinde dolaşıyorum. akşam saat 8 falan olmuş sabahtandır okuyorum ama eskiden google translate aşırı kötü şu anda da türkçe kaynak yok o zaman hiç yok, en son bilgisayarıma linux yükleyebilmem için (bu arada o zaman linaks diyorum) bir cd'ye ihtiyacım varmış.

direkt babama koştum bana cd lazım neye lazım linaks yükleyecem. babam hala daha benimle linaks diye dalga geçse de ne yapmak istediğimi anlamıştı. bana bir cd verdi ne yaptığımı izlemek için odama geldi ben hevesli hevesli cd mi taktım. dönemine göre hızlı bir bilgisayarım olsa da yüklemeyi yapmam yaklaşık 2-3 saatimi almıştı. babam hevesle yatağımın üzerinde oturup ne yaptığımı izliyordu.


en sonunda linaksımı yüklemiştim. fakat yanlış yaptığım bir şey vardı linaks yüklerken aynı zamanda windows'u da silmiş bilgisayarımda yüklü onlarca oyundan olmuştum. o zaman çok ağlasam da babamın sabrı ve benim deli merakım sayesinde ilk defa windows haricinde bir işletim sistemi olduğunu öğrenmiş, babama da seneler boyunca (bilgisayar mühendisi olacam hala daha) linaks diye benimle eğlenmesini sağlayacak bir sözcük kazandırmıştım. şu anda yaptığıma hiç pişman olmadığım en tatlı mallık budur.
devamını gör...

nasıl bir şey olduğunu, ıt's okay, that's love dizisinde görüp anladığım tik sendromu. diziden önce, bu hastalığa sahip olan insanların hayatı çok renkli ve eğlenceli geçiyordur herhalde diye düşünüyordum. öyle olmadığını çok güzel anlatıyor dizi. böyle düşündüğüm için kendimden utanıyorum.
şimdi biraz hastalığa değinelim.
sendromu çocukluk veya ergenlikte kendini gösteriyor. görünme sıklığı ise %04- %06 olan bir hstalık.
çocuklukta, tik ve istemsizce edilen küfürlerle kendini belli ediyor.
ilk ne zaman anlamışlar derseniz;
dampierre markizi denilen bir kadın var. bu kadın , jean marc ıtard denilen bir doktora görünüyor. şikayetleri ise istemsiz tikler ve saygın bir kadın olmasına rağmen, çok pis küfürler etmesi... kadın soylu arkadaşlar, 7 yaşından beri toplum içinde ettiği küfürler sebebiyle zorda kalan bir kadın...kadını incelemeye 1825 yılında başlıyorlar. bunla ilgli bir araştırma ekibi kuruluyor.
1884’te gilles de la tourette'de bu ekibe katılıyor. markizi de dahil olmak üzere bu sendromdan muzdarip kişilerin sınıflandırılmasını yapıyorlar.
gilles de la tourette sendromu olarak 1885 yılında tanımlanmış oldu.
ikiye ayrılır: basit tikler, ve komplex tikler.
basit tikler; boğaz temizleme, havlama, burun çekme kuş gibi ötme, gibi ani, kısa süreli, anlamsız, istemsiz hareket ve seslerdir.
kompleks tikler; koprolali, palilali, ekolali vb..
sevgili dostlar bu bir nöropsikiyatrik hastalıktır. müzdaribi olanların en kısa sürede atlatmalarını diliyorum.
devamını gör...

yıllarca alman milli takımında oynamış, biraz çaptan düşmeye başladıktan sonra sıyın cımhırbıskınına yaranmak için doğup büyüdüğü ülkesini kötülemiş karakter yoksunu futbolcu.

ne kadar iyi futbolcu olursa olsun, ne demiş atatürk; "ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" ahlak bakımından mesut sınıfta kalıyor.

zira onda ahlak yok, iktidarı şapur şupur yalamak var.
devamını gör...

istemek borç altına girmektir. borçlu olmayı tercih etmiyordur.
devamını gör...

kökeni algonquin dilinden gelmektedir. bu sebeple sadece algonquin kabilesi için rüya öngörüsünde bulunan şamanı tanımlar. diğer kabileler için bu tarz bir anlam ihtiva etmemektedir. mesela lakotalar için bir nevi geçiş dansıdır. savaş öncesinde, eski savaşçıların ruhlarının kendilerine yardımcı olabilmesi ve onlarla savaş meydanında düşmana karşı savaşmaları için öte alemden çağrılmalarını amaçlanır. lakotalar açısından hayalet dansının bir başka versiyonu gibidir. çoğu kabile içinse kutsal yaşam çemberini tamamlamak adına yapılan bir ritüel olarak göze çarpar. bu ritüelin en önemli kavramlarından birisi ''kartalın nefesi'' tabiridir. pow-wow dansı yapan yerliler geçmişteki ruhların döngüyü tamamlamak adına kendileri ile dans ettiğine inanırlar. bu ruhları görebilmek ise öyle kolay değildir. kendileri ile dans eden ruhları görenlerin kartal nefesi sayesinde bu görüşe sahip olduğuna inanılır. tabi bunun içinde bir takım keyif verici maddeler alınır. * o esnada ruhları görenlerin kalbine ve kulağına bir ezgi fısıldandığına inanılır. bu ezgi herkes için farklılık arz eder. ömür boyu bu ezgiyi duyanın kalbinde ve kulağında kalacaktır. kimseye söylenmez ve kimseye öğretilmez. kişi bunu sadece kendisi için mırıldanır ve böylece yaratıcıya yeryüzündeki tüm nimetler için özel bir şekilde teşekkürünü sunma imkanına sahip olur.

tabi günümüzde artık pow-wow eski anlamından çok uzak bir ritüel. kültürel mirası yaşatmak adına yapılan festivaller haline bürünmüş durumda. farklı kabilelerden gelen insanların birbirleri ile temasını sağlayan aynı zamanda da ticari olarak gelir elde edilen ve yarışmaların düzenlendiği bir şölen.



davul en önemli enstrümanlardan birisidir. ve günümüzde dans harici davul yarışmaları da düzenlenir. davul grupları bu şölenlerin olmazsa olmaz unsurlarından birisidir.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim