ne boş hayatlar var yarabbim dediğim başlıktır.
devamını gör...

kitap zekayı kibarlastırır.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
devamını gör...

yine bir müge anlı formatı.
yine demagoji yapmalar.
yine insanların acılarını sömürmeler.
yine yine yine...
yazıklar olsun ya. uyduruktan programın için o masum kızın sesini kullanıyorsun, ondan nemalanıyorsun. bu kadar mı düştünüz? iki kuruş fazla kazanma uğruna mesleğinizi sattınız da vicdanınızı satmayın. ayıp yahu. bunlar hassas durumlar, çok dikkat edilmesi gerekirken böyle hoyratça davranılması utanç verici.

t: eskiden gazeteciydi. şimdi ise şovmen, yarı zamanlı sunucu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kapı anlamına gelen sözcük.

bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
devamını gör...

bugünün güzel olabileceğini ummuştum.

antalya’da polis, geçen yıl 19 ekim günü arkadaşıyla buluşacağını söyleyerek evden ayrıldıktan sonra kendisinden uzun süre haber alınamayan 1 çocuk annesi mervenur polat’ın, muratpaşa ilçesindeki bir evin çatısında dün folyoya sarılı cesedini buldu.

haberin devamı için
devamını gör...

cevabı hayır olan sorudur. insanlar sahte incilleri/sahte tevrat'ı okuyup adem ve eşi meyve yediği için dünyada imtihan edildiğini zannediyor. ama kuran'ı okusalar gerçeği öğrenecekler. kuran insanların bu evrende imtihan için yaratıldığını anlatır. daha insan yaratılmadan öncesini anlatan ifadelerde bile bu çok net şekilde verilir. ayrıca adem ve eşi yalnız da değildir, başka insanlar da yaratılmıştır. bu ilk insanların hepsi dünyaya gönderilecekti zaten ama adem ve eşi emre karşı gelip yasak meyveyi yedikleri için daha önce buraya geliyorlar. bahçedeki diğer insanlar ise sonradan gönderilmekte.

blog yazımda şöyle anlatmıştım:

--- alıntı ---

"adem ve eşinden sonra başka kimseler de doğrudan topraktan yaratılmış olabilir


bakara

36. bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. biz de şöyle buyurduk: "bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır."

37. bunun üzerine âdem, rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de o'na yöneldi. o da onun tövbesini kabul etti. gerçekten de o, evet o, tevvâb'dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; rahîm'dir, rahmetini cömertçe yayar.

38. hepiniz oradan aşağı inin. dedik. benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir.

36. ayette ilk insan olan adem ve eşinin yasak ağaca yaklaşması sonucu aşağıya inmelerinden bahsedilirken, 38. ayetteki ifadeler ise , bu dünya için yaratılan bazı diğer insanların da topluca inmesine işaret ediyor gibi. çünkü 36. ayette zaten emir veriliyor, 38 ayette ise tekrardan hem de bu sefer “hepiniz inin” denilmesi ve ayrıca onlara elçiler geleceğinin de söylenmesi bu düşünceyi kuvvetlendiriyor.

yani;

1- ayetlerdeki ifadeler adem ve eşinden sonra daha başka insanların da doğrudan topraktan yaratıldığını gösteriyor gibi. eğer durum öyleyse, insanlığın çoğalmasının nasıl gerçekleştiği konusu da daha bir netliğe kavuşur.

2- insanların dünyada imtihan edilmelerinin nedeni adem ve eşinin işlediği günah değil(sadece adem ve eşi bu işledikleri günahın ceremesini çeker). herkes kendinden sorumludur ve zaten en başından evrenimizde imtihan(yani kendimizle yüzleşme) için yaratıldık.

--- alıntı ---


emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...

benim hiç öyle yeteneklerim yok, düz boyama yapıyorum. onu koyayım olmaz mı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
90lar pop esliginde satranç turnuvası..
(bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası)
devamını gör...

herkes kafa sözlüğün onda biri kadar duyarlı olsa kitapsız okul kalmaz.
devamını gör...

yağlı boyaya başlamak isteyenler için birkaç tavsiye:

1) ilk başta almanız gerekenler: yağlı boya, tuval ya da yağlı boya kağıdı, sentetik fırça, terebentin, resim yağı, (isteğe göre) palet ve şövale.

2) yağlı boya için başlangıç seviyesinde bir yağlı boya alabilirsiniz. birçok fiyatta yağlı boya bulunuyor. başlangıçta çok kaliteli bir boyaya gerek olduğunu düşünmüyorum. eliniz alışana kadar aldığınız boyalar yetecektir. boyutları küçük gibi görünse de çabuk bitmiyor, uzun süre kullanabiliyorsunuz. ayrıca yağlı boya hemen kurumuyor.

3) zemin için yağlı boya kağıdı veya tuval kullanmanız gerekecektir. tuvaller biraz pahalı olduğu için alternatif olarak tuvale nazaran daha uygun fiyatlı olan yağlı boya kağıtlarından kullanabilirsiniz.

4) fırça olarak sentetik fırçalar rahat kullanılır. ayrıca ucu oval olan bir diğer adıyla kedi dili fırça denilen fırçalar şekil olarak en kolay kullanılandır. birkaç farklı boyut almanız başlangıçta yetecektir.

5) boyalar bazen resim yaparken koyu olabiliyor, daha akışkan ve rahat boyamak için resim yağı kullanmanız gerekebilir. boyanızı karıştırdığınız palet veya zemine birkaç damla resim yağı damlatarak sıvılaştırabiliyorsunuz.

6) boyanızı karıştıracağınız palet olarak isterseniz satılan paletlerden alabilirsiniz ya da evde yapabileceğiniz alternatif olarak tepsi, tabak gibi düz zeminli düz bir nesneyi streç filmle fazla kırıştırmadan biraz gergin şekilde kaplayıp kullanabilirsiniz. ben bazen böyle yapıyorum. şövaleye de pek gerek yok ama isterseniz biraz ilerde alabilirsiniz.

7) resmi bitirdikten sonra fırçaları veya ellerinizi suyla yıkamayı denemeyin çünkü çıkmayacaktır. bunun için terebentin(tinere benzer bir sıvı) kullanmalısınız. terebentin alırken kokusuz almanızı tavsiye ederim. terebentini küçük bir kaba azıcık dökerek fırçalanınızı içine bandırın ve güzelce yıkayın. fırçanızın içinde boya kalmasın, kalırsa fırçanız sertleşerek ömrü kısalacaktır. en son ellerinize hafif terebentin sürerek yıkayabilirsiniz. daha sonra ise sabunlu suyla durlayın. hatta fırçalarınızı yıkadıktan sonra biraz resim yağı sürüp bekletirseniz daha yumuşak olacaktır.

8)yağlı boya yapmak pek kolay değil, biraz zahmetli ama gerçekten yapmak istiyorsanız bir süre sonra öğreneceksinizdir. yağlı boya hakkında biraz daha araştırma yapabilir, yapılmış resim videoları izleyebilirsiniz. zevklidir ama sabır ister. istekli olursanız çok güzel işler çıkarabilirsiniz. sorularınız olursa da cevaplayabilirim.

sabrınız ve sanatınız bol olsun.
devamını gör...

okul müfredatında olmasını desteklediğim sosyal ve entellektüel oluşumlardan biridir. beden, resim ve müzik gibi sosyal etkinliklere ev sahipliği yapan 1 saatlik derslerin diğer derslerdeki odaklanma ve başarıyı da olumlu etkilediğini biliyoruz.

eğitim sistemimizin kalitesi elbet tartışılır. ama konumuz bu değil. özel dersler, sınavlar ve dershaneler arasında sıkışıp kalan çocuklar için bu ders bir süreliğine kendine ve ihtiyaçlarına odaklanmasını sağlayacak araç niteliğindedir. sosyalleşme sağlayan, ders başarısından farklı bir alanda yaşama sevincini artıran bu etkinlikler motivasyonu da artırarak tekrar yola güçlü bir şekilde devam edebilecekleri enerjiyi sağlayacaktır. topa olan gücü ile vuran çocuğu durdurmayın, resim defterini anlamsızca karalayan çocuğa kızmayın, flütle desibelin sınırını zorlayan çocuğu engellemeyin. bunlar da bir nevi stresi ve gerginliği uzaklaştırma çabasıdır.

"benim çocuğum sosyal etkinlik sevmiyor, zaman kaybı olarak görüyor" diyen insanları samimi görmediğimi belirtmeliyim. adı üstünde, o bir çocuk. siz neyi öğretmiş iseniz o çocuk o olur. nefes almayı öğretmeliyiz. zihni sürekli çalışır halde tutmaya çalışırsanız dinlenme fırsatı olmayacaktır. verimli çalışma bu değildir. zihnin dinlenmesi de gerekir. nasıl olduğu önemli değil, herkes kendi yolunu yaratır. doğru yanlış diye nitelendirmemek gerek. ben kitap okurum, sen müzik dinlersin, diğeri halı saha maçına gider... bunlara engel olan ya da vakit kaybı gören aileler, çocuğun içinde ne duygular barındırdığını, hangi fırtınalara ev sahipliği yaptığını eminim bilmiyordur. çalışmadığı zaman suçluluk duygusu hissedebileceğini, eksik hissedebileceğini, kendine değer verme kavramının altını doldurmayacağını bilin değerli veliler. telkinlerimiz ne yönde?

sosyalleşmenin en çok kıymetini biz biliriz halbuki. burada yazmak da buna dahil midir? bir düşünelim.

yapılan etkinlik ne olursa olsun, ama ders dışı olsun. beden eğitimi benim bu konuda en çok desteklediğim derstir. fiziksel yansımalar ruhsal boşalımı destekler. parka gitmeyen çocuklar kıpır kıpır, molaya çıkamayan çalışan huzursuz, kahvesini içermeyen patron keyifsiz olur, bilirsiniz. çocuk dünyasının hengamesi içinde bırakın bir fincan kahve içme lüksü olsun. kahve sevmiyorsa çay içsin, onu da mı sevmedi? ne içmek istediğine kendi karar versin. kendi karışımları belki en lezzetlisi olacak. lezzeti olmasa bile seçme şansı onun olsun, sizin değil. çocuğunuzun zaten elinden alınmış olan gençliğine bir tekme de siz atmayın.

beden eğitimi dersi candır. en sevdiğimdir. her çocuğun en sevdiğidir. içimizdeki minik canavarın ihtiyacını karşılayabileceği en etkili derstir. salın efendim çocuklarınızı...
devamını gör...

hiç göstermiyor.
devamını gör...

geleneklerimize göre bir konu hakkında konuşulacaksa büyüklere öncelik verilmeli, büyükler kendi aralarında konuşurken söz hakkı istenmeli, söz hakkı verilmeden, saygısızlık edip lafa girilmemeli anlamına gelen atasözüdür.

zaman içerisinde bahse konu atasözünün farklı versiyonları oluşmuştur,ancak ilk ve doğrusu hangisi bilinmemektedir.*
örnek olarak vermek gerekirse;
su küçüğün, sofra büyüğün

su küçüğün, yemek büyüğün


örnek olarak verilebilir.
devamını gör...

bazen ben mi doğurdum diye düşünüyoum. tahmin ettiğimden çok daha akıllı ve sadık bir çocuk.
devamını gör...

çok sevdiğim bir oyuncu ercan kesal...
oyunculuğunun yanı sıra bir çok dergi ve gazetede yazılar yazmış, çeşitli illerde uzun süre doktorluk yapmış, okumaya, yazmaya, üretmeye doymayan bir garip insan... mesela nuri bilge ceylan'ın müthiş filmlerinden bir zamanlar anadolu'da da senaryoya ciddi katkılarda bulunmuş. mesela bu kitapta ne var diye soracak olursanız, bu kitapta o filmde kendisinin oynadığı muhtar var...

bu kitapta ne var?

bu kitapta anadolu'da yaşanan, yaşanmakta olan, keşke yaşanmasaymış dediğimiz, diyeceğimiz bir sürü anı var. bu anıların çoğu ercan kesal'ın doktorluk yaptığı dönemlerden.. mesela bir kaç hikayede gerçekten boğazım düğümlendi. özellikle bir intihar hikayesi var ki hem kanım dondu, hem gözlerim doldu okurken. çok, çok garip bir deneyimdi bu kitabı okumak.

haricinde çocukluğundan, gençliğinden de anılar var. ama şunu belirtmeliyim, yani en azından bende öyle oldu. bu kitap okurken burnunuza hastane kokusu gelecek. morg önünde ölülerini teslim almayı bekleyen aileler göreceksiniz bu kitapta mesela. evet bazı anlar yüzünüzü güldürecektir ama, ölenin ardından kalanların alışmak için verdikleri mücadeleyi göreceksiniz. belki size kendi mücadelelerinizi hatırlatacaktır...

yani otobiyografi sevenler elinden düşüremez bu kitabı diyeceğim ama yani bence bir otobiyografi de diyemem. otobiyografi bende soğuk, net bilgiden oluşan çok daha teknik bir şeymiş hissi uyandırıyor.

çok güzel bir anı kitabı bence bu. okursanız, seversiniz...
devamını gör...

edebiyatın melankolik prensesi, nam-ı diğer zelda.
13 şubat 1958'de istanbul'da doğdu kendisi.
boğaziçi üniversitesi'nde ingiliz dili ve edebiyatı okudu.
1982'de ise endüstri mühendisi olan, kağan önal ile hayatını birleştirdi.
kağan beyin işleri dolayısıyla bir süre libya'da yaşadılar.
şiir yazdığından kimsenin haberi yoktu henüz.
ama o yazmaya devam ediyordu.
zaten kötü olan ruh haline libya'da gördüğü baskı da eklenince, hepten boğulmaya başladı.
türkiye'ye dönünce psikiyatrların kendisine koyduğu teşhis:
"manik depresyon"du.
psikiyatrlar ona, okumaktan ve yazmaktan vazgeçmesi gerektiğini söylediler aynı şekilde ilaç kullanmasını da.
ama dinlemedi, ne okumayı ve yazmayı bıraktı ne de ilaçlarını kullandı...
bu dönemde alkole sığındı.
yalnızlığını sadece alkolle paylaşıyordu.
o paylaştıkça, daha da yalnızlaştırıyordu.
derken, 13 ekim 1987'de ruhuna çökmüş bu kederden ve yalnızlıktan kurtulmak için intiharı seçti.
ilaçlar içti ve kendini yalnızlığıyla beraber aşağı bıraktı.
onu ilk eşi bulmuştu o halde.
kendisinin ölümünden sonra eşi şöyle demiştir:
" şiir yazdığını bile bilmezdim. bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler karalardı"
sanırım bu cümle anlatıyor ne kadar yalnız olduğunu.
bir şiirinde kocası için şöyle diyor nilgün marmara:
"yabancıların en yakınıydın sen" ...
devamını gör...

lisedeyken bir çocuk en yakın arkadaşıma aşık olmuştu arkadaşım ona yüz vermemiş diye ağlamıştım. hem de 2 buçuk saat aralıksız. çocuğu da sevmezdim ne alaka bilmiyorum çok saçmaydı işte..
devamını gör...

son derece haklı bir tepkidir. tamamen yasal haklarını kullanan akademisyenlerin rektörü protesto etmesi durumudur.
devamını gör...

kişilerin hangi dönemlerinde olduğuna göre değişebilecek birliktelik. her 10 yaş aralığı aynı değildir. basit örnekle biri 40 diğeri 50 olan kişiler aynı kuşaktır, hayata ortak bakması garip karşılanmaz. anca biri 20 biri 30 iken bu durum daha eleştirilebilir oluyor bence. orta yaşa doğru adım atan, belli bir yaşanmışlık ve hayat tecrübesi olan birey ile; yeni reşit olmuş, kendini yeni yeni tanımaya başlayan yolun başındaki kişi hayata nasıl ortak bakabilir ki tamamen. bu ilişkide fikirler ve kafa uyumu değil; tamamen erkeğin dış görünüşü beğenmesi, kızların kendinden büyük erkek ve gücünü sevmesi etkendir diye düşünüyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim