gereksiz yere para verilen tatlılar
magnolya.
bildiğin krem şanti ve yerine göre 3. sınıf birkaç parça meyve. galiba adı "magnolya" olunca ederi direk x10 falan oluyor.
bildiğin krem şanti ve yerine göre 3. sınıf birkaç parça meyve. galiba adı "magnolya" olunca ederi direk x10 falan oluyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
doğuştan sahip olduğumuz özelliklerden ötürü dışlanmamaya,
adil yönetilmeye, adil yöneticilere, bağımsız yargıya,
celladına aşık olmamış topluma,
boşandığı eşini malı gibi görüp şiddet uygulamayan erkeklere,
işini yapanın ehil olmasına,
tarikatsız, örgütsüz, grupsuz birey olmuş vatandaşlara...... uzar gider. son olarak içten gelen çıkarsız bir selama ihtiyacımız var
adil yönetilmeye, adil yöneticilere, bağımsız yargıya,
celladına aşık olmamış topluma,
boşandığı eşini malı gibi görüp şiddet uygulamayan erkeklere,
işini yapanın ehil olmasına,
tarikatsız, örgütsüz, grupsuz birey olmuş vatandaşlara...... uzar gider. son olarak içten gelen çıkarsız bir selama ihtiyacımız var
devamını gör...
fiyatı korkunç bir şekilde artan ürünler
ayçiçek yağı.
devamını gör...
zamanın en yavaş işlediği anlar
gecenin bir yarısı alakasız bir dişe anlamsız bir sancı girer ve sabahı beklersin. bir türlü gelmeyen sabahı.
devamını gör...
ay adlarının kökeni
ocak: türkçe - kışın evlerde ateş yakılan yer.
şubat: süryanice - arınma tanrısı februus'tan gelmektedir.
mart: latince - martius mensis yani mars'ın ayı.
nisan: süryanice - dördüncü ay anlamındadır. akatça ve sümercede ilk meyve, yılın ilk ayı, taze mahsul gibi anlamlara da gelmektedir.
mayıs: latince - bereket tanrıçası bona dea'dan geliyor. latincesi maius mensis yani maia'nın ayı
haziran: süryanice - sıcak anlamında kullanılır.*
temmuz: arapça/süryanice - çok sıcak anlamına gelir. eski türkçede tamu-z çok sıcak, cehennem sözcüğünden gelir.
ağustos: roma'nın ilk imparatoru augustus'tan gelir.
eylül: süryanice - üzüm ayı anlamına gelir
ekim: türkçe - toprağı ekmek eyleminden gelir.
kasım: arapça - bölmek ayırmak anlamına gelir.
aralık: türkçe - iki zaman arası anlamına gelir.
şubat: süryanice - arınma tanrısı februus'tan gelmektedir.
mart: latince - martius mensis yani mars'ın ayı.
nisan: süryanice - dördüncü ay anlamındadır. akatça ve sümercede ilk meyve, yılın ilk ayı, taze mahsul gibi anlamlara da gelmektedir.
mayıs: latince - bereket tanrıçası bona dea'dan geliyor. latincesi maius mensis yani maia'nın ayı
haziran: süryanice - sıcak anlamında kullanılır.*
temmuz: arapça/süryanice - çok sıcak anlamına gelir. eski türkçede tamu-z çok sıcak, cehennem sözcüğünden gelir.
ağustos: roma'nın ilk imparatoru augustus'tan gelir.
eylül: süryanice - üzüm ayı anlamına gelir
ekim: türkçe - toprağı ekmek eyleminden gelir.
kasım: arapça - bölmek ayırmak anlamına gelir.
aralık: türkçe - iki zaman arası anlamına gelir.
devamını gör...
sezen aksu'nun en hüzünlü şarkısı
"varmadan sekizine
ergin oldu ünzile
hem çocuk hem de kadın
12'sinde ana
bir gül gibi al ve narin
bir su gibi saydam ve sakin
susar kadın ünzile"
ergin oldu ünzile
hem çocuk hem de kadın
12'sinde ana
bir gül gibi al ve narin
bir su gibi saydam ve sakin
susar kadın ünzile"
devamını gör...
merak edilen yazlık sarayın mimari görüntüleri
vatandaşa tasarruf uygulayın diyen cumhurbaşkanlığının, reisin yeni sarayından yeni görüntüler. az önce kredi ödeyip geldim. şimdi bu sarayı görüyorum. içimden ne küfürler ediyorum keşke bilseler. hanımı da az yiyin diyordu kibarca geçtiğimiz günlerde. gerçi bu halka müstahak ama yine de zoruma gidiyor.
devamını gör...
sosyal medya linci
daha yaygın tabiriyle siber zorbalık.
insanlar, anonim olmanın verdiği rahatlıkla her şeyi söyleme cüretini kendine layık görüyor. kişiliğinizden tutun da yüzünüzün şekline, sakallarınıza, makyajınıza, işinize, ailenize, etek boyunuza, pantolon paçanıza, kısacası hayatınıza dil uzatma hakkını kendisi için bir hak zannediyor. günümüz dünyasında bir kere olsun eleştirilmemiş, hakarete uğramamış insan var mıdır? sadece ailenizle bir fotoğraf paylaşın, canım eşim/ailem deyin, bunda dahi buluttan nem kapacak tipler çıkacaktır.
sosyal medya bize umursamamayı öğretti. umursamadığın kadar varsın çünkü sosyal medyada. birilerinin hakkınızda söyledikleri karakterinizden, kişiliğinizden pek de bir şey kaybettirmeyecek.
insanlar, anonim olmanın verdiği rahatlıkla her şeyi söyleme cüretini kendine layık görüyor. kişiliğinizden tutun da yüzünüzün şekline, sakallarınıza, makyajınıza, işinize, ailenize, etek boyunuza, pantolon paçanıza, kısacası hayatınıza dil uzatma hakkını kendisi için bir hak zannediyor. günümüz dünyasında bir kere olsun eleştirilmemiş, hakarete uğramamış insan var mıdır? sadece ailenizle bir fotoğraf paylaşın, canım eşim/ailem deyin, bunda dahi buluttan nem kapacak tipler çıkacaktır.
sosyal medya bize umursamamayı öğretti. umursamadığın kadar varsın çünkü sosyal medyada. birilerinin hakkınızda söyledikleri karakterinizden, kişiliğinizden pek de bir şey kaybettirmeyecek.
devamını gör...
kuran'ın insan yapısı olduğunun delilleri
kuran’ın gerçekten insan yapımı olup olmadığından bağımsız olarak içerik ve üslubuna bakılınca hiçbir değeri ve ciddiyeti olmayan deliller.
hadi ben bir müslüman olarak yobazım, gökten indiği söylenen her bir şeye gözü kapalı inanırım, eğitilmeye, bilimle tanıştırılmaya ihtiyacım var. siz çağdaş, hakikati bulmuş, gerçeklere vakıf olmuş münevverler olarak gözlerimi açın, aydınlığa çıkarın, beni bu karanlıklardan kurtarın. ama biraz ciddi olun. neyi yanlışladığınızı ve neyi iddia ettiğinizi önce siz araştırın. benim inandığım şeye inanmak zorunda değilsiniz. inandıklarımı toptan reddedebilirsiniz. ama yanlışlığı ve saçmalığını, gökten indiğine inandığım bir şeyin insan yapımı olduğunu iddia edecekseniz bunu ciddiye alacak ve ciddi bir şekilde yapacaksınız ki ben de sizi ciddiye alayım ve gerçekten inandığım şeyleri gözden geçireyim.
daha önce birinin “imrul kays dizeleriyle, kamer suresinin ilk girişteki elli ayeti birebir aynıdır” iddiasına denk gelmiştim. ciddiye aldım ve gayet iyi niyetle “iyi geceler. kamer suresi'nin ilk 50 ayetiyle birebir aynı olan imruul kays'a ait söz konusu beyitler ile ilgili bir kaynağınız var mı? ilginç bir iddia ve doğrusu ayetler ile söz konusu beyitleri karşılaştırmak isterim.” diye mesaj attım.
cevap olarak:
www.dinvemitoloji.com/2017/... linki verildi. önü arkası yok, sadece bu kadar.
söz konusu bağlantıya girip baktım. imruul kays adına arapça birkaç beyit girilmiş ve çevirileri yapılmış. kamer suresinden de birkaç ayet girilmiş. deyim, lafız, ifade, cümle karşılaştırması yok. nereleri nasıl benziyor, bir şey yok. lan bari çevirisini düzgün yapın ki en azından ağız tadıyla imruul kays’tan birkaç beyit okuduk diyelim. google’da bu iddiayı aratın, aynı ifadeler, aynı kelimeler, aynı yanlış ve saçma çeviriler. tek bir elden çıkmış. işe yaradıktan sonra içeriği çok da önemli değil zaten. biz müslümanlar nasıl bazı şeylere gözü kapalı, kafadan inanıyorsak karşı taraf da bazı iddialara aynı şekilde gözü kapalı ve kafadan inanıyor.
imruul kays’ın söz konusu beyitleri ile sure’nin ilk ayetlerini arapça olarak karşılaştırdım. ve aslında karşılaştırılacak bir şey de yoktu.
iddia sahibine “ilk ayet ile şiirin ilk cümlesi eyvallah... diğer yerlerde kafiye dışında herhangi bir benzerlik yok. bazı yerlerde aynı kelimelerin geçmesi "kamer suresi'nin ilk 50 ayetiyle birebir aynı" gibi bir iddia için yeterli mi? kuran'ın kim tarafından yazıldığından bağımsız olarak çok nahif bir iddia. kültür alanında şiirden başka bir becerileri olmayan mekke hatta bölge inanlarının kuran'da, henüz bir yarım asır öncesinde yaşamış birinin şiirinden intihal yapıldığını bilmemesi mümkün değil. bilip de bunu muhammed'in yüzüne vurmaması veya dile getirmemesi de mümkün değil. bu beyitlerin imruul kays'a aidiyatı konusunda tartışmalar da cabası... tekrardan iyi geceler.” mesajıyla dönüş yaptım. cevap gelmedi ve konu kapandı.
bu iddiaların yeni olmadığını, daha önce de öne sürüldüğünü, sizi ikna eder veya etmez ama cevaplarının da tek tek verildiğini söylemek iddia sahiplerini kesmez. çünkü öylesi bir cevap bir tür tartışmadan kaçma ve cevapları başkalarına havale etme anlamına gelir. e iddialar da size ait değil. başka yerlerden alıntı iddialara başka yerlerden alıntı cevaplarla karşılık vermek de mantıksız değil.
ben kuran’ın insan yapımı olabileceğine yüzde bir de olsa ihtimal verebilirim. siz olmayabileceğine ihtimal verebiliyor musunuz? ve yobaz kim?
böylesi ortamlarda dile getirilen bu tür iddiaları -doğru veya yanlış- ciddiye almıyorum. bu iddia ve delilleri okuyup da canı sıkılanlara da tavsiyem siz de almayın. iddia dedikleri bu şeylerden her birine sadece cevaplar değil kitaplar da yazıldı. inancınızı ciddiye almadan eleştirenlerin iddialarını siz de ciddiye almayın.
hadi ben bir müslüman olarak yobazım, gökten indiği söylenen her bir şeye gözü kapalı inanırım, eğitilmeye, bilimle tanıştırılmaya ihtiyacım var. siz çağdaş, hakikati bulmuş, gerçeklere vakıf olmuş münevverler olarak gözlerimi açın, aydınlığa çıkarın, beni bu karanlıklardan kurtarın. ama biraz ciddi olun. neyi yanlışladığınızı ve neyi iddia ettiğinizi önce siz araştırın. benim inandığım şeye inanmak zorunda değilsiniz. inandıklarımı toptan reddedebilirsiniz. ama yanlışlığı ve saçmalığını, gökten indiğine inandığım bir şeyin insan yapımı olduğunu iddia edecekseniz bunu ciddiye alacak ve ciddi bir şekilde yapacaksınız ki ben de sizi ciddiye alayım ve gerçekten inandığım şeyleri gözden geçireyim.
daha önce birinin “imrul kays dizeleriyle, kamer suresinin ilk girişteki elli ayeti birebir aynıdır” iddiasına denk gelmiştim. ciddiye aldım ve gayet iyi niyetle “iyi geceler. kamer suresi'nin ilk 50 ayetiyle birebir aynı olan imruul kays'a ait söz konusu beyitler ile ilgili bir kaynağınız var mı? ilginç bir iddia ve doğrusu ayetler ile söz konusu beyitleri karşılaştırmak isterim.” diye mesaj attım.
cevap olarak:
www.dinvemitoloji.com/2017/... linki verildi. önü arkası yok, sadece bu kadar.
söz konusu bağlantıya girip baktım. imruul kays adına arapça birkaç beyit girilmiş ve çevirileri yapılmış. kamer suresinden de birkaç ayet girilmiş. deyim, lafız, ifade, cümle karşılaştırması yok. nereleri nasıl benziyor, bir şey yok. lan bari çevirisini düzgün yapın ki en azından ağız tadıyla imruul kays’tan birkaç beyit okuduk diyelim. google’da bu iddiayı aratın, aynı ifadeler, aynı kelimeler, aynı yanlış ve saçma çeviriler. tek bir elden çıkmış. işe yaradıktan sonra içeriği çok da önemli değil zaten. biz müslümanlar nasıl bazı şeylere gözü kapalı, kafadan inanıyorsak karşı taraf da bazı iddialara aynı şekilde gözü kapalı ve kafadan inanıyor.
imruul kays’ın söz konusu beyitleri ile sure’nin ilk ayetlerini arapça olarak karşılaştırdım. ve aslında karşılaştırılacak bir şey de yoktu.
iddia sahibine “ilk ayet ile şiirin ilk cümlesi eyvallah... diğer yerlerde kafiye dışında herhangi bir benzerlik yok. bazı yerlerde aynı kelimelerin geçmesi "kamer suresi'nin ilk 50 ayetiyle birebir aynı" gibi bir iddia için yeterli mi? kuran'ın kim tarafından yazıldığından bağımsız olarak çok nahif bir iddia. kültür alanında şiirden başka bir becerileri olmayan mekke hatta bölge inanlarının kuran'da, henüz bir yarım asır öncesinde yaşamış birinin şiirinden intihal yapıldığını bilmemesi mümkün değil. bilip de bunu muhammed'in yüzüne vurmaması veya dile getirmemesi de mümkün değil. bu beyitlerin imruul kays'a aidiyatı konusunda tartışmalar da cabası... tekrardan iyi geceler.” mesajıyla dönüş yaptım. cevap gelmedi ve konu kapandı.
bu iddiaların yeni olmadığını, daha önce de öne sürüldüğünü, sizi ikna eder veya etmez ama cevaplarının da tek tek verildiğini söylemek iddia sahiplerini kesmez. çünkü öylesi bir cevap bir tür tartışmadan kaçma ve cevapları başkalarına havale etme anlamına gelir. e iddialar da size ait değil. başka yerlerden alıntı iddialara başka yerlerden alıntı cevaplarla karşılık vermek de mantıksız değil.
ben kuran’ın insan yapımı olabileceğine yüzde bir de olsa ihtimal verebilirim. siz olmayabileceğine ihtimal verebiliyor musunuz? ve yobaz kim?
böylesi ortamlarda dile getirilen bu tür iddiaları -doğru veya yanlış- ciddiye almıyorum. bu iddia ve delilleri okuyup da canı sıkılanlara da tavsiyem siz de almayın. iddia dedikleri bu şeylerden her birine sadece cevaplar değil kitaplar da yazıldı. inancınızı ciddiye almadan eleştirenlerin iddialarını siz de ciddiye almayın.
devamını gör...
kız istemeye giden alakasız kişi
anne, baba ve kardeş dışındaki herkesin dahil olduğu gruptur.
devamını gör...
merhaba ben emre_1974tr sorularınızı yanıtlıyorum
emre bey size neden soru soralım?
devamını gör...
kolay giren ama zor çıkan şeyler
(bkz: kazık)
devamını gör...
özel jet alacaklara tavsiyeler
içinde paraşüt olanından alın, birde paraşüt için ekstradan para ödemeyin.
birde kaskosunu hemen yaptırın, kendinize de hayat sigortası yaptırın, jet düşerse, ölürseniz geride kalanlara bir şey kalsın.
birde kaskosunu hemen yaptırın, kendinize de hayat sigortası yaptırın, jet düşerse, ölürseniz geride kalanlara bir şey kalsın.
devamını gör...
akp'li değilim ama
bence şahsın beyanı önemlidir, durup dinlemekte fayda vardır.
akp'li olmayan birinin olmadığını her nedense ispat etmek zorunda hissederek kurduğu cümledir.
akp'li olmayan birinin olmadığını her nedense ispat etmek zorunda hissederek kurduğu cümledir.
devamını gör...
kaşkolnikov
hiç konuşmadık ancak varlığını seviyorum. ömrü güzel olsun.
devamını gör...
yazarların garip huyları
kedime yumruk atar gibi yapıyor ve onun şaşırmasını izliyorum gülmekten yarılarak.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
dislektik olduğum için böyle ufak şımarıklıklar yapamıyorum. geçiremiyorum cinnet.
yazdığım şeyleri bazen 194 kez okuyorum ama orada danalar gibi duran heceleme hatasını göremiyorum mesela. gelemememememek yazdığım oluyor, asla görmüyorum yanlış olduğunu uzun süre. üzüntülemek mesela benim için bazen çok anlamlı oluyor, sanki günlük hayatımda sürekli kullanıyor gibi hissediyorum, bi gün geliyor aaaa diyorum üzüntülemek diye bir şey yok. vücudumun hangi kısmı uyduruyor bunları diye çok sorguluyorum. beyin olamaz bence.
bi de işin güzel yanı başkalarının yaptığı yazım yanlışlarını aynı şekilde göremiyor olmak. çok alakasız, rezil çeviriler yapan çok fazla yayınevinin ucuz kitaplarını alma şansım oluyor. başkası okurken sıkıntıdan bir gece içinde sacları beyazlıyor mesela, benim umurumda bile olmuyor. okuyup geçiyorum.
çünküsü bence önemli olan şey anlatmak istediği şeyi anlatıp anlatmıyor olması. anlatabiliyor mu? o zaman çok didiklemeye gerek yok. hata aramak için çok istekli olmaya gerek yok belki. bilemiyorum.
yazdığım şeyleri bazen 194 kez okuyorum ama orada danalar gibi duran heceleme hatasını göremiyorum mesela. gelemememememek yazdığım oluyor, asla görmüyorum yanlış olduğunu uzun süre. üzüntülemek mesela benim için bazen çok anlamlı oluyor, sanki günlük hayatımda sürekli kullanıyor gibi hissediyorum, bi gün geliyor aaaa diyorum üzüntülemek diye bir şey yok. vücudumun hangi kısmı uyduruyor bunları diye çok sorguluyorum. beyin olamaz bence.
bi de işin güzel yanı başkalarının yaptığı yazım yanlışlarını aynı şekilde göremiyor olmak. çok alakasız, rezil çeviriler yapan çok fazla yayınevinin ucuz kitaplarını alma şansım oluyor. başkası okurken sıkıntıdan bir gece içinde sacları beyazlıyor mesela, benim umurumda bile olmuyor. okuyup geçiyorum.
çünküsü bence önemli olan şey anlatmak istediği şeyi anlatıp anlatmıyor olması. anlatabiliyor mu? o zaman çok didiklemeye gerek yok. hata aramak için çok istekli olmaya gerek yok belki. bilemiyorum.
devamını gör...
almanya
2 tane büyük savaşa rağmen ayakta kalmayı başarıp şu an dünyanın 4. en büyük ekonomisi olan ülke. sömürgesi de yoktu bu ülkenin. ingiltere, fransa gibi ulkeler sömürmesine rağmen almanya ekonomisini geçemedi.
bilemiyorum altan. evet.
bilemiyorum altan. evet.
devamını gör...

