gözlerin lens mi?

diyelim ki lens, ne değişecek? diyelim ki değil, ne değişecek?
devamını gör...

üzüm şırasında (bkz: fermente edilmiş üzüm suyu) bulunan sekerin cektirilip alkole donusmesiyle elde edilen icecek.
icerigindeki maya sebebiyle, tuketildiginde insan vucudundaki tum suyu emer, sabah susuzluk yasatir. bekledikce icerigi zenginlestiginden yillanmis olanlari daha cok talep gorur, kotusu bile icilebilen nadir alkollerdendir.

sisesi acildiginda en az iki kadeh icilmeden birakilmaz, hele süryani şarabıysa icilen, sisenin dibi gorulmezse hakaret sayilir*.

then, cheers mate!*

-nasil alkolik oldum adli kitabimdan
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

grekce de autopsia kelimesine dayanır. oto ve opsis kelimelerinin birleşimidir. ölüyü görme anlamına gelir.
bir kişinin ''neden öldüğü?'' sorusuna yanıt aramak için, savcı, adli tıp uzmanı, patoloji uzmanı, tarafından yapılan ölü inceleme işidir.

ilk otopsi, vebadan kırılan avrupa'da, 1286 yılında cremona kentinde hastalığın gelip gelmediğini anlamak amacıyla papanın emriyle yapılmıştır.
osmanlı'da ise; şeyhülislamların otopsiye karşı çıkmaları sebebiyle otopsi faaliyetleri yapılamamıştır. ii. beyazıt döneminde 1496'da şeyhülislam mevlana alaaddini aliyül arabinin "otopsi yapan, teşebbüs eden kafirdir'' fetvası yazılı kaynaklarda mevcuttur.
avrupa'da ilk kapsamlı otopsi 1302 de bologna'da zehirlenme vakasında gerçekleşmiş olmasına rağmen, kilise bu işin karşısında durmuştur. teeee 1524 yılına kadar. papa clement o tarihte otopsi işini serbest bırakmıştır.
osmanlı'da ise en sevdiğimiz ''kafir'' padişah, 1839'da, galatasaray’damekteb-i tıbbiye-i adliye-i şahane okulunu açmıştır. dr. charles ambroise bernard ‘ı okulda ders vermesi için getirtmiştir.
osmanlı'da ilk otopsi 1843 yılında, başına sırık düşen bir herifin otopsisini yapması yoluyla olmuştur. ayrıca öğrencilerine de yapılan otopsiyi izletmiştir.

şu anda vücudun içindeki organları tek tek alıp, vücut dışında inceleme tekniği uygulanmaktadır. bu tekniği ilk kullanan 1872 yılında modern patolojinin kurcusu virchow uygulamıştır.
devamını gör...

şu ülkede çiğ köfte sevemeyen bir ben miyim, diye bi daldım.
bi de pişmiş balığa bile mesafeliyken çiği ile hiç işim olmaz.
döner yok mu, ya da lahmacun ya da kebap ya da köfte, tavuk da olur.
olmadı ben tatlı alayım bir de çay.
devamını gör...

birinin bunu söylemesi gerekiyordu, üzgünüm ama bu film 2011 de gösterime giren asghar ferhadi'nin bir ayrılık filminin başarısı görüldükten sonra hımm boşanma konusu, hemen çekelim tutuyormuş bu konu diyerekten çekilmiş bir film gibi görünüyor. en azından bana öyle göründü.

bir ayrılık filmi iran toplumuna boşanma ekseninde bir yakın bakış sunuyor. marriage story amerikanvari bir boşanmaya ışık tutuyor.

filmi beğendim, ancak çok film izleyen biri olarak söyleyebilirim ki eğer bir filmde bir sahne çok fazla ön plana çıkıyorsa filmin diğer kısımlarını gözden uzak tutmak için yapılıyordur. bahsi geçen sahne elbette muazzam, tabi bu muaazzamlık oyuncuların inanılmaz oyunculuk yeteneğinin de bir göstergesi. ancak sahne ile ilgili bazı söylentiler dolaşıyor ki benim savımı destekler nitelikte. yönetmenin bu sahnede oyunculara doğaçlama hakkı tanımadığı ve tamamen istediği doğrultuda gelişen bir sahne olduğu yönünde söylentiler dolaşıyor.

peki neden böyle yapmış olabilir. işte tam da dediğim durumdan dolayı. bu sahneyi filmin makyajı olarak kullandıkları için vurucu olmalıydı. başarılı da oldular. sahne filmi güzel gösterdi. ancak film bitip te makyaj silinince aklıma şu soru geliyor bu film ne anlatıyor? tamam evet görünürde boşanma ama film boşanmaya nasıl bir bakış açıcı sunuyor?

tabi ki böyle yapmalarının sebebi netflix'in sinema sektörüne gözünü dikmesinden kaynaklanıyor. filmin en vurucu sahnesinde devleşen scarlett johansson lucy filmindeki berbat izlenimlerini de silmiş oldu.

zaten adam driver'a paterson filminden beri hastaydım marriage storydeki bahsi geçen sahne ile hayranlığımı katladı.
devamını gör...

gösterime giren bir film gişede zarar ediyorsa veya zarar etmediği halde kazancı beklenenin çok altındaysa genellikle başarısız olmuş kabul edilir. tabi buradaki "başarısızlık" sadece filmin parasal yönüyle ilgilidir, niteliğiyle ilgili değil. nitekim bazen çok iyi filmler de çeşitli sebepler (reklamının iyi yapılmaması, seyircilerin ilgi göstermemesi, yanlış vizyon tarihi vs.) yüzünden gişede istediğini elde edememiştir.

günümüzde hem eleştirmenler hem de seyirciler tarafından oldukça sevilen ama gösterime girdiği dönem gişede olumsuz sonuçlar alan filmlerden bazıları şunlardır:

the shawshank redemption: gösterime girdiği ilk aylarda zarar etmiştir. sebebi, hapishane filmlerinin ilgi çekmemesi, kadın karakter eksikliği ve hatta isminin zor telaffuz edilmesi gibi birçok etkene bağlanmıştır. oscar'a aday olduktan sonra tekrar gösterime girmiştir ancak yaklaşık 58 milyon dolar hasılat elde etmiştir (görece ne kadar az bir miktar olduğunu şuradan anlayabiliriz: o dönemin diğer oscar adayı forrest gump'in hasilatı 680 küsur milyon dolardı) film, video kiralama ve tv sayesinde giderek sevilmiş ve popüler olmuştur.

12 angry men: eleştirmenler çok başarılı bulmuş ama seyirciler pek ilgi göstermemişti ve bu yüzden gişe hasılatı çok düşük olmuştur. ilgisizliğin sebebi ise filmin siyah-beyaz çekilmiş olmasıydı. o dönem renkli filmler daha popüler olmaya başlamış, siyah-beyaz filmler "sıkıcı" bulunmaya başlanmıştı. film, televizyonda yayınlandıktan sonra insanların birbirlerine önermesi sayesinde hak ettiği ilgiyi görmüştür.

fight club: yapım şirketi fight club'ı bir "dövüş filmi" şeklinde pazarlamıştır ama seyircilerden bekledikleri ilgiyi görememiştir. gösterimlerden yaklaşık 100 milyon dolar elde eden filmin bir dövüş filmi olmadığı dvd satışlarından sonra daha iyi anlaşılmıştır.

donnie darko: başarısızlığının sebebinin 11 eylül'den kısa bir süre sonra gösterime girmesi (filmde bir uçak kazası sahnesi vardır) olduğu söylenir. hemen hemen sadece bütçesini karşılayacak kadar kazanmıştır. diğer filmler gibi dvd kiralama sayesinde bilinir olmuş ve zamanla kültleşmiştir.

örneklerden anlaşılacağı üzere, filmin konusu, tanıtımı, reklam anlaşmaları, oyuncular, yayınlanma tarihi, dönem şartlarına uygunluk vb. bir çok etken filmlerin başarılı veya başarısız olmasında etkilidir.
devamını gör...

dünya açıkça üreme üzerine dönüyor. cinsellik dediğimiz kavram, aslında beslenme gibi çok doğal bir içgüdüdür.

şurada, şu küçük populasyonda kaçımız bir tolstoy, da vinci, tesla ya da büyük iskender?

peki biz bu insanlar gibi dünyanın gidişatını değiştiremiyor ya da farklı eserler bırakamıyorsak, o halde bizim görevimiz nedir?

insan neslinin devamını sağlamak.

birtakım inançlar ya da toplumsal tabular neticesinde konuşulması ayıp sayıldığından, insanların gözünde daha ulaşılmaz, daha değerli bir hal almıştır.

bu yüzden cinsellik içeren başlıklar daha çok yazı içerir, bu yüzden arama motorlarında daha çok cinsellik ile ilgili aramalar vardır.
devamını gör...

çok kez ateistliğin kıyısından geçmiş biri olarak kendi adıma yazacak olursam etrafımdaki dindarların(!) aşırı yobaz olması ve tecavüzcü hocalardan, toplumda saygı görmek için hacca gidenlere dine sığınarak insanların özel hayatına karışanlar beni çok etkilemişti ve malum diyanete verilen bütçenin eğitimin ve sağlığın çok üstte olması devlet adamlarının sürekli dini kullanması da beni dinden soğutan etkenler arasındaydı.
.
not: ateist değilim.
devamını gör...

1942 senesinde yapılan bir köy evine neden böyle bir demir korkuluk yapılır hep merak etmiştim.
dün akşam 96 yaşındaki dedeme sordum verdiği cevap aynen şu şekilde oldu; saat kaç ezan okundu mu?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

isveççe bir kelimedir. kişilerin komşularının veya hiç tanımadığı insanların bahçelerine girip meyve çalmasına denmektedir.
-genel olarak yol üstünde ya da köye gidildiği zaman yapılan eylemlerdir.
devamını gör...

3 temmuz’da başlayan şike kumpasının bir feto komplosu olduğu ayyuka çıktığı için olmayan önermedir. fenerbahçe’nin sicilinin temizliği beraatlerle ve düşen davalarla ispatlanmıştır. bu saatten sonra böyle iddialarda bulunmak art niyetlilikten başka bir şey değildir.

devamını gör...

prefrontal lobotomi,(lökotomi, lobotomi olarak da bilinir.) beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesiyle yapılan bir beyin cerrahisi işlemidir ve yapılmaya başlandığı yıldan beri tartışılınan bir işlemdir. yan etkileri fazla olmasına rağmen yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

1. dünya savaşı zamanlarında halkın büyük bir çoğunluğu psikolojik olarak felaket haldeydi ve halk, savaşın psikolojisine dayanamayıp akıl hastanelerine gitmişti. o zamanlar etkili sayılabilecek tıbbı tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen lobotomiye kendi istekleriyle başvurmuştur. lobotomi operasyonunun ilk yapılma amacı; aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. (yanılmıyorsam hafıza silme işlemi olarak kullanılmış o zamanlar). lobotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar; kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir.

nasıl yapıldığına gelecek olursak -evde deneyin diye demiyorum burası çokomelli- lobotomi pek çok şekilde yapılır. ilk olarak göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. ikinci olarak kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden prefrontal korteks bağlantılarını sökme işlemidir. bir nevi ötenazi gibi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir pek çok insan bu yüzden ölmüştür. ayrıca günümüzde yapılması yasal değildir.
devamını gör...

insan vücudunda bulunan en uzun sinir.
beyinden başlar, bağırsaklara kadar uzanır.
devamını gör...

whatsapp var sadece bende.
o bile fazla geliyor.
nasıl beceriyor insanlar acaba.
devamını gör...

kitap okumak farklı bir kültür.
bu alışkanlığı bana kazandıran canım abime sevgilerimi iletiyorum. o beni duyuyor biliyorum.*
saatlerce duvarda asılı hareketli bir kutuya bakıp günü bitirmek ne denli bir acı olurdu benim için. 14 senedir o kutudan uzak kalan ve bundan son derece mutlu olan bir insanım. 'allasen sen evde hiç mi tv izlemiyorsun?' diyenlere benim evimde yıllardır öyle bir alet yok diyorum ve hayret nidaları yükseliyor.*
bana göre çok sıradan bir durum. 'canın sıkılınca ne yapıyorsun sen?' sorusuna 'niye canım sıkılsın ben bizzat kendime yetiyorum' diyorum inanamıyorlar. düşünsenize bu zamanda koca karısına, ana çocuğuna yetemiyor... yahu ben bana nasıl yeterim? bende şoklardayım şuan.*
okuyun arkadaşlar bol bol okuyun.
yürüyüş yapın.
hayal kurun.
kendinizle zaman geçirmekten korkmayın...
sevin yahu kendinizi az bu nedir böyle!
bu hayatta yalnızca siz varsınız. siz yoksanız hayatta yok bunu not edin bir yere! bu kıyağımı da unutmayın... *
önce kendinizi sonra tüm dünyayı sevmeye var mısınız ? elleri göreyim. *
devamını gör...

dostoyevski'nin eşsiz üslubu sayesinde olayları karakterlerin gözlerinden gördüğünüz; tutkuyu, aşkı, çaresizliği, kibri, hırsı ve öfkeyi aynı anda içinizde deneyimlediğiniz tek solukta okunası mükemmel bir şaheser.

dostoyevski karakterlerin dünyasını öyle büyük bir ustalıkla ve doğallıkla tasvir etmiştir ki anlatılanlar bize hiç de uzak gelmez. hepimizin içinde zaman zaman yer eden hatta bizi ele geçiren hastalıklı hislerin kontrolünü yitirdiğimizde olabilecek her şey en saf anlatımıyla bu kitapta mevcuttur.

imkansız bir aşkın ele geçirdiği güçlü karakterli bir adam, bu aşka karşı koyamadıkça tüm benliğini ele geçiren içsel çelişkiler, her şeyin farkında olmak ama yine de kendini nehrin sert akıntısına bırakmak... fakat sonradan daha başka bir tutkuyla tanışır bu güçlü karakterli adam; kumar. tüm iradesini kazanma hırsına teslim ederken aşkından da uzaklaşır; uğrunda canını vermeye hazır olduğunu defalarca haykırdığı aşkından. güçlü bir karakterin ve güçlü bir aşkın, hastalıklı bir tutku olan kumar ve son derece tehlikeli bir his olan kazanma hırsı karşısında yerle bir oluşunu anlatır bize dostoyevski.
devamını gör...

fr. milli meclis. şu anda da fransız parlamentosunun bir kolu olmakla birlikte, fransız ihtilali zamanında da états généraux'dan sonra kurulan meclistir. previously on "révolution française": #394201.

kendilerini milli meclis ilan eden tiers état, 20 haziran 1789'da versailles sarayı'nda toplanmak istediklerinde, toplanacakları salonun kral tarafından kapatılmış olduğunu gördü. bu sebepten tenis* salonunda toplandılar. ve bir anayasa hazırlanıp ilan edilene kadar dağılmayacaklarına dair yemin ettiler. kralın dağılmaları için haber gönderdiği elçiye, aralarından güçlü bir hatip olan honore mirabeau* şöyle demişti: "git efendine söyle, biz halkın gücü ile buradayız ve ancak süngü kuvveti ile bizi buradan ayırabilir." tam olarak bu, milli meclis'in artık ihtilalci bir kimlik kazandığı aşamadır.

çekinen kral, 23 haziran'da "ne yaparlarsa yapsınlar!" diye bağırarak milli meclis'e izin vermiş oluyordu. bu meclise rahipler sınıfından 200, asiller sınıfından da 47 kişi katılacaktı. bunlar taşra aristokratları ve aşağı sınıf rahiplerdi. böylece toplumun üç sınıfı da aynı çatı altında toplanmış olacaktır.

bu meclis ilk olarak, meclis tarafından onaylanmadığı sürece kralın vergi yasası çıkarmasını yasakladı. iç gümrük ve yol vergileri kaldırıldı. asillerin ayrıcalıklarına ve bazı eski feodal haklara dokunulamadı. ayrıca basın özgürlüğü getirildi.

bütün bunlar karşısında kral çaresizdi. 27 haziran 1789'da assemblée nationale'i resmen tanımak zorunda kaldı.

meclis ise başından beri akıllarda olan anayasayı hazırlamaya karar vermişti. bir üyeye göre, "barbar halkların bile bir şekilde anayasası varken fransızların hala bir anayasası yoktu." nihayetinde çalışmalara bir an önce başlamak için assemblée nationale, 9 temmuz 1789 tarihli toplantısında kendini assemblée constituante* (kurucu meclis) ilan edecektir.
devamını gör...

itfaiye-kundakçı.
devamını gör...

benjaminin gece ortalarında göklerden gelen bir karar vardır deyip piyasaya çıkacağı operasyondur. tüm yazarları tanım girmeye sol frame e davet ediyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim