nihayet dünya lideriyiz
covid-19 pozitif hasta sayıları sayesinde zirvedeyiz.
"1 milyon insan içerisinde haftalık vaka sayımız" allahuekber dağlarına tırmanmış durumda. üstelik bizi kıskanan ülkelerin bizi yakalaması da imkansız.
tırmanışın 25 mart, yani akp'nin il, il lebaleb kongreleri vaka sayımızı tırmandırmaya yetmeyince; ankara'da yaptığı büyük kongreden sonra olması ise tamamen tesadüf(!)...
kaynak olan tablo
"1 milyon insan içerisinde haftalık vaka sayımız" allahuekber dağlarına tırmanmış durumda. üstelik bizi kıskanan ülkelerin bizi yakalaması da imkansız.
tırmanışın 25 mart, yani akp'nin il, il lebaleb kongreleri vaka sayımızı tırmandırmaya yetmeyince; ankara'da yaptığı büyük kongreden sonra olması ise tamamen tesadüf(!)...
kaynak olan tablo
devamını gör...
#20liyaşlarchallenge
herkesin yaptığını yapmamak gibi bir huyum olduğundan asla yapmayacağım bir eylem ama oğlumun bu konudaki yorumu * çok hoşuma gitti.
devamını gör...
oku iş bul evlen çocuk yap öl
insan hayatında her şey o kadar sistemleşti ki başka bir şey arzulamak imkansız gibi geliyor.
istediği hayatı yaşamak için önce temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor. bunlar için çalışması lazım. işi öğrenmek için okulunda okuması gerekiyor. işi buldun para biriktirmen gerekiyor. yalnız olmamak için hayatında biri olması gerekiyor. sistemleşmeyi kabul edenler hemen nihakı basarlar hiç tereddüt etmeden. e evlendik çişli suratımıza mı bakıcaz ömür boyu bir de çocuk patlatalım 3 5 sene onu sevelim şirin şirin.
sonra gözünü açıp kapattığında ömürün bir anda geçtiğini görüyorsun ve bu döngü yaptığın çocuğa da geçiyor.
kimler kıracak bu döngüyü? döngüyü kırmak özgürlük mü? özgürlük gibi gösterilen her davranış olumlu etki yaratır mı? yoksa çoğu şeyi kafamızda kurmayı mı öğrettiler?
(bkz: kırmızı hap mı mavi hap mı)
istediği hayatı yaşamak için önce temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor. bunlar için çalışması lazım. işi öğrenmek için okulunda okuması gerekiyor. işi buldun para biriktirmen gerekiyor. yalnız olmamak için hayatında biri olması gerekiyor. sistemleşmeyi kabul edenler hemen nihakı basarlar hiç tereddüt etmeden. e evlendik çişli suratımıza mı bakıcaz ömür boyu bir de çocuk patlatalım 3 5 sene onu sevelim şirin şirin.
sonra gözünü açıp kapattığında ömürün bir anda geçtiğini görüyorsun ve bu döngü yaptığın çocuğa da geçiyor.
kimler kıracak bu döngüyü? döngüyü kırmak özgürlük mü? özgürlük gibi gösterilen her davranış olumlu etki yaratır mı? yoksa çoğu şeyi kafamızda kurmayı mı öğrettiler?
(bkz: kırmızı hap mı mavi hap mı)
devamını gör...
9 yaşındaki kız çocuğunun 55 yaşındaki adama satılması
uzunca bir süre iş amacıyla bulunduğum ve insanlığın bambaşka seviyede yaşandığı ülkede bizlerin anlayamayacağı gariplikler ülkesi..
haberin hepsini okuyunca insan ister istemez hayatın gerçeklerini sorgulamaya ve isyan etme hissiyle doluyor. 9 yaşındaki kızından önce 12 yaşındaki kızını da satan baba ve bu aileye benzer onlarca aile olduğundan bahsedilmiş haberde ki eminim fazlası vardır ..
işin trajik yanı baba kızını satarak bir kaç ay kışı geçirebilecek kadar para edindiğini ve sonrasında ailesine nasıl bakacağını ve nasıl geçinebileceklerini dahi bilmiyor. bu çaresizlik içinde yaşayan insanlarla bir kaç ay önce kabil havaalanında uçakların tekerlerinden düşen insanların görüntülerini eşleştirerek okumanızı tavsiye ederim bu ülkenin gerçeklerini..
satın alan 55 yaşındaki adamın "benim eşim var bu kıza sadece bakacağım" cümlesindeki ufuk umut kırıntılarına bırakılmış bir hayata adım atacak minik kızın yaşayacakları ve hayatında göreceklerine dair bir kaç saniye üzülüp sonra kendi hayatlarımıza dönmekten başka yapabilecek bir şeyimizin olmaması da hayatın sert ama trajik olan ironisini barındırıyor..
kendisine tüm kalbimle hayatındaki zorluklarla baş edebilme ve ayakta kalabilme gücü diliyorum minik kız..
haberin hepsini okuyunca insan ister istemez hayatın gerçeklerini sorgulamaya ve isyan etme hissiyle doluyor. 9 yaşındaki kızından önce 12 yaşındaki kızını da satan baba ve bu aileye benzer onlarca aile olduğundan bahsedilmiş haberde ki eminim fazlası vardır ..
işin trajik yanı baba kızını satarak bir kaç ay kışı geçirebilecek kadar para edindiğini ve sonrasında ailesine nasıl bakacağını ve nasıl geçinebileceklerini dahi bilmiyor. bu çaresizlik içinde yaşayan insanlarla bir kaç ay önce kabil havaalanında uçakların tekerlerinden düşen insanların görüntülerini eşleştirerek okumanızı tavsiye ederim bu ülkenin gerçeklerini..
satın alan 55 yaşındaki adamın "benim eşim var bu kıza sadece bakacağım" cümlesindeki ufuk umut kırıntılarına bırakılmış bir hayata adım atacak minik kızın yaşayacakları ve hayatında göreceklerine dair bir kaç saniye üzülüp sonra kendi hayatlarımıza dönmekten başka yapabilecek bir şeyimizin olmaması da hayatın sert ama trajik olan ironisini barındırıyor..
kendisine tüm kalbimle hayatındaki zorluklarla baş edebilme ve ayakta kalabilme gücü diliyorum minik kız..
devamını gör...
the lord of the portakals
kesinlikle emek dolu bir çalışma olmuş. izlerken inanılmaz keyif aldığımı söylemeden edemeyeceğim. ilk başta limonu kendim sanmadım da değil hani.*
devamını beklediğimiz montaj. (bkz: kocaman alkış)*
devamını beklediğimiz montaj. (bkz: kocaman alkış)*
devamını gör...
z kuşağı dili ve edebiyatı
-bug'a girmek
-mezuna kalmak
-kamp atmak
-adamsın
-mezuna kalmak
-kamp atmak
-adamsın
devamını gör...
arap hayranları uçurulsun kampanyası
poponuzdan kampanya uydurmayın demek istediğim başlıktır. yarın bir gün biz arap hayranıyız arap hayranı olmayanları uçuralım kampanyası açarlar. kısır döngüye girer. sözlük çöp olur. sevmediğiniz tanımı görmezden gelin. isterse tahinli helva hayranı olsun insanlar sizi ilgilendirmez.
devamını gör...
kibbutz
israil'de bulunan ve komünizm'e örnek olarak gösterilen kolektif çiftliklerdir. ilk olarak rusya'daki 1905 devriminden sonra ortadoğu'ya gelen göçmen yahudiler tarafından kurulmuştur. özel mülkiyetin olmadığı, topluluğun ortak malı olan tarım arazilerinde üretilen ürünlerin ortak pay edildiği, mutfak, çamaşırhane, çocuk bakımının ortaklaşa olduğu bu yapılanmalar için komünist deney benzetmesi yapılıyor.
hatta, bir dönem manavgat suyunun satışı ve güneydoğu anadolu projesi ( gap) kapsamında israil ile yapılan görüşmelerde gündem olmuş, israil, gap bölgesinde organik tarım yapmak için, manavgat'ta da israili çiftçilerin barınabilmesi gerekçesiyle kibbutz kurmak için arazi talep etmişti. bu haberler, kamuoyunda israil'in türkiye'ye yerleşmeye çalıştığı tartışmalarına yol açmıştı.
hatta, bir dönem manavgat suyunun satışı ve güneydoğu anadolu projesi ( gap) kapsamında israil ile yapılan görüşmelerde gündem olmuş, israil, gap bölgesinde organik tarım yapmak için, manavgat'ta da israili çiftçilerin barınabilmesi gerekçesiyle kibbutz kurmak için arazi talep etmişti. bu haberler, kamuoyunda israil'in türkiye'ye yerleşmeye çalıştığı tartışmalarına yol açmıştı.
devamını gör...
karadut
hüzünlü bir mitolojik hikayeye konu olan meyvedir. hikaye de şöyledir.
rivayete göre çocukluklarından beri birbirlerine âşık iki genç varmış. kızımızın adı tispe, oğlumuzun adı da piremus imiş. nedendir bilinmez bu iki aşığın aşklarına aileler razı değilmiş. piremus ve tispenin tek buluşabildikleri yer yan yana olan evlerinin duvarındaki ufak delikmiş. buradan hasret giderirlermiş, aşk yaşarlarmış. bu durum sonunda piremus un canına tak etmiş. tispe ye ormandaki ulu ağaca gelmesini söylemiş. bu diyardan kaçacaklarmış. ertesi gün tispe çok heyecanlı olduğundan erkenden gitmiş ulu ağaca. fakat vardığında avını yeni yemiş ağzı yüzü kan içinde bir aslan görüvermiş. korkup ilk bulduğu mağaraya saklanmış. koşarken de boynundaki eşarbını düşürmüş. aslan eşarbı ağzına alıp parçalamaya başlamış. tam da o sırada piremus çıkagelmiş. gördüğü manzara karşısında deliye dönmüş, nasıl dönmesin? aslanın tispeyi yediğini düşünmüş. birden hançerini çıkarıp göğsüne saplamış. oracığa yığılıvermiş, kanlar içinde. biraz zaman sonra tispe saklandığı mağaradan çıkmış. ağacın altına gelince sevdiceğinin cansız bedenini elinde kendi eşarbıyla görmüş.sevdiği adam onun öldüğünü sandığı için canına kıymış. kalp dayanır mı? eşarbını elinden alıp asmış kendini ağaca. ruhu ağacın yapraklarına karışmış. piremus un kanı da ağacın meyvelerine renk olmuş.
derler ya kırmızı dutun lekesini bir tek yaprağı çıkarır diye. piremusun kanını bir tek tispe bin ruhu temizler...
rivayete göre çocukluklarından beri birbirlerine âşık iki genç varmış. kızımızın adı tispe, oğlumuzun adı da piremus imiş. nedendir bilinmez bu iki aşığın aşklarına aileler razı değilmiş. piremus ve tispenin tek buluşabildikleri yer yan yana olan evlerinin duvarındaki ufak delikmiş. buradan hasret giderirlermiş, aşk yaşarlarmış. bu durum sonunda piremus un canına tak etmiş. tispe ye ormandaki ulu ağaca gelmesini söylemiş. bu diyardan kaçacaklarmış. ertesi gün tispe çok heyecanlı olduğundan erkenden gitmiş ulu ağaca. fakat vardığında avını yeni yemiş ağzı yüzü kan içinde bir aslan görüvermiş. korkup ilk bulduğu mağaraya saklanmış. koşarken de boynundaki eşarbını düşürmüş. aslan eşarbı ağzına alıp parçalamaya başlamış. tam da o sırada piremus çıkagelmiş. gördüğü manzara karşısında deliye dönmüş, nasıl dönmesin? aslanın tispeyi yediğini düşünmüş. birden hançerini çıkarıp göğsüne saplamış. oracığa yığılıvermiş, kanlar içinde. biraz zaman sonra tispe saklandığı mağaradan çıkmış. ağacın altına gelince sevdiceğinin cansız bedenini elinde kendi eşarbıyla görmüş.sevdiği adam onun öldüğünü sandığı için canına kıymış. kalp dayanır mı? eşarbını elinden alıp asmış kendini ağaca. ruhu ağacın yapraklarına karışmış. piremus un kanı da ağacın meyvelerine renk olmuş.
derler ya kırmızı dutun lekesini bir tek yaprağı çıkarır diye. piremusun kanını bir tek tispe bin ruhu temizler...
devamını gör...
pushing daisies
2007 yapımı 2 sezonluk cnbc e dizisi. toplam 22 bölümden oluşmakta. amerikan yapımı olan dizi, ölüleri bir dakikalığına hayata döndürme yeteneğine sahip ned’in hikayesini bize anlatmakta. ned sekiz yaşında ölüleri diriltebildiğini fark eder ama riskleri de var dirilttiği kişi bir dakikadan fazla hayatta kalırsa yerine başkası ölür. ve ned tekrar dokunduğunda kişi geri dönmemek üzere ölür.
dizinin başrolü ned rolünde lee pace oynamakta. dizinin altın küre adaylığı mevcut.
konu belki çoğu kişiye saçma gelecektir ama yayınlandığı dönem keyifle izlemiştim. dizi için seçilen şarkı ise sevdiğim bir şarkıdır.
the beatles’tan i wanna hold your hand

günlük işleri sırasında yanlışlıkla ölümden kurtardığı birinden ötürü bir özel dedektif ned’in sahip olduğu yeteneği öğrenir. dedektif, ned’den kendisine yardım etmesini ister. ned, cinayet kurbanlarına dokunacak ve onlara kendilerini kimin öldürdüğünü sorup, bir dakika içerisinde onlara tekrar dokunarak ölüler diyarına yollayacaktır. dedektif de bu sayede cinayetleri çözecektir. ned teklifi kabul eder ve dedektif ile çalışmaya başlar. ancak bir gün çocukluk aşkının gizemli bir şekilde hayatını kaybettiğini öğrenir. doğup, büyüdüğü kasabaya geri döner ve ilk göz ağrısı chuck’ı hayata döndürerek ona kendisini kimin öldürdüğünü sorar. ancak chuck’ın yeniden hayata dönmesi ned için işleri karıştırır. ned, chuck’ı bir daha kaybetmeyi göze alamaz ve bir dakika içinde ona dokunmayarak başka bir kişinin ölümesine neden olur. chuck artık hayattadır ancak ned’in ona bir daha asla dokunmaması gerekmektedir.
dizinin başrolü ned rolünde lee pace oynamakta. dizinin altın küre adaylığı mevcut.
konu belki çoğu kişiye saçma gelecektir ama yayınlandığı dönem keyifle izlemiştim. dizi için seçilen şarkı ise sevdiğim bir şarkıdır.
the beatles’tan i wanna hold your hand

günlük işleri sırasında yanlışlıkla ölümden kurtardığı birinden ötürü bir özel dedektif ned’in sahip olduğu yeteneği öğrenir. dedektif, ned’den kendisine yardım etmesini ister. ned, cinayet kurbanlarına dokunacak ve onlara kendilerini kimin öldürdüğünü sorup, bir dakika içerisinde onlara tekrar dokunarak ölüler diyarına yollayacaktır. dedektif de bu sayede cinayetleri çözecektir. ned teklifi kabul eder ve dedektif ile çalışmaya başlar. ancak bir gün çocukluk aşkının gizemli bir şekilde hayatını kaybettiğini öğrenir. doğup, büyüdüğü kasabaya geri döner ve ilk göz ağrısı chuck’ı hayata döndürerek ona kendisini kimin öldürdüğünü sorar. ancak chuck’ın yeniden hayata dönmesi ned için işleri karıştırır. ned, chuck’ı bir daha kaybetmeyi göze alamaz ve bir dakika içinde ona dokunmayarak başka bir kişinin ölümesine neden olur. chuck artık hayattadır ancak ned’in ona bir daha asla dokunmaması gerekmektedir.
devamını gör...
osman aysu
polisiye ve gerilim türlerinde yazdığı romanlarla tanınına yazarımız.
istanbul üniversitesi hukuk fakültesi mezunu ve yaklaşık 6 yıl bu alanda çalıştıktan sonra 1994 yılından itibaren yayınladığı romanlarla tanınmıştır.
cellat adlı kitabı aynı zamanda ölümün el yazısı olarak tv’ye de uyarlanmıştır.
istanbul üniversitesi hukuk fakültesi mezunu ve yaklaşık 6 yıl bu alanda çalıştıktan sonra 1994 yılından itibaren yayınladığı romanlarla tanınmıştır.
cellat adlı kitabı aynı zamanda ölümün el yazısı olarak tv’ye de uyarlanmıştır.
devamını gör...
aşık olunan kızın sizi istememesi
ya benimsin ya kara toprağın kafa yapısındaki takıntılı insanlar için cinayet sebebidir. hiç kimsenin kalbine sevgi ekemezsiniz, istemiyorsa istemiyordur, yapacak bir şey yok... beni istemeyeni ben de istemem deyip aşkını kalbine gömüp * kendi yoluna bakmak lazım.
devamını gör...
sahtediploma net
(bkz: ava giderken avlanmak)
devamını gör...
musa anter
modern kürt edebiyatının büyük ustası. tüm ortadoğu halklarının musa amcası. "ape" kürtçede amca demektir.
geçenlerde kürt halkının yiğit evladı musa anter'in katledilmesi bu sözlükte kutsandı. bu sözlükte alevi din insanlarına da ağız dolusu küfürler normal hale geldi zaten. yaşasın küfürsüz sözlük konsepti.
derin devletin tüm gücü kullanılarak 76 yaşında bir insanı helikopterden atarak öldürdüler. bir de bununla övünüyorlar.
biz özgürlük, demokrasi ve barış uğruna ape yi şehit vermişiz. yenilir miyiz?
musa anter, gençliğinden beri en büyük dileğinin bu yolda şehit olmak olduğunu yazardı. ape için değil hüznüm. ergen gerisi sefillerin zavallılığına acımaktayım.
ji bo me kurda zalıma logatek çékırine dı logate wan de nawé kustina me kurdan
paqıjiye u tibeme yi bi hewre ji tim best geli çem u newalin dı seerte newala kasaba
bi dersime çeme munzure geliye zila newala qute siw se gulee çuxurce u helepce…
eyy xwede édi bese loo…
kekik reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar.
alçak damlı evlerin yüksek küçük pencerelerinden
soluk ışıklar yayılırdı geceye.
köpek havlamaları korkulara karışır kaygıları beslerdi.
sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi belirli belirsiz.
namlunun ucunda çırpınırdı yürekler...
ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru.
kapılar kırılır talan edilirdi, sevdalar, umutlar
ve insan olan ne varsa...
ve kan akardı derelerimizden.
zilan, munzur, nevala kasaba...
ve ülkemin bütün derelerinden.
o iklimde kalırdı acılar...
duymazdı bir allanın kulu çığlığımızı.
ve dağlara sevdalanırdık, karabasan gecelerin sabahlarında. direnmek kalırdı kürt'e.
yaşamanın bir başka adı direnmekti...
geçenlerde kürt halkının yiğit evladı musa anter'in katledilmesi bu sözlükte kutsandı. bu sözlükte alevi din insanlarına da ağız dolusu küfürler normal hale geldi zaten. yaşasın küfürsüz sözlük konsepti.
derin devletin tüm gücü kullanılarak 76 yaşında bir insanı helikopterden atarak öldürdüler. bir de bununla övünüyorlar.
biz özgürlük, demokrasi ve barış uğruna ape yi şehit vermişiz. yenilir miyiz?
musa anter, gençliğinden beri en büyük dileğinin bu yolda şehit olmak olduğunu yazardı. ape için değil hüznüm. ergen gerisi sefillerin zavallılığına acımaktayım.
ji bo me kurda zalıma logatek çékırine dı logate wan de nawé kustina me kurdan
paqıjiye u tibeme yi bi hewre ji tim best geli çem u newalin dı seerte newala kasaba
bi dersime çeme munzure geliye zila newala qute siw se gulee çuxurce u helepce…
eyy xwede édi bese loo…
kekik reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar.
alçak damlı evlerin yüksek küçük pencerelerinden
soluk ışıklar yayılırdı geceye.
köpek havlamaları korkulara karışır kaygıları beslerdi.
sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi belirli belirsiz.
namlunun ucunda çırpınırdı yürekler...
ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru.
kapılar kırılır talan edilirdi, sevdalar, umutlar
ve insan olan ne varsa...
ve kan akardı derelerimizden.
zilan, munzur, nevala kasaba...
ve ülkemin bütün derelerinden.
o iklimde kalırdı acılar...
duymazdı bir allanın kulu çığlığımızı.
ve dağlara sevdalanırdık, karabasan gecelerin sabahlarında. direnmek kalırdı kürt'e.
yaşamanın bir başka adı direnmekti...
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
selamlar kafa sözlük ailesi, nasılsınııız?
ben minik bir açıklamayla veda etmeye geldim. uzun uzun konuşmak ve sizi de sıkmak istemiyorum ama aslında bu bi vedadan çok bi teşekkür olsun hepinize. önümde hazırlanmam gereken bir sınav var bu yüzden de 2 ay gibi bi süre için kafa iznine çıkmam, sınava odaklanmam gerekiyor*. hepinize gerçekten çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız, iyi ki tanımışım herkesi. bugüne kadar sohbet etme tanışma şansım olan, beni takip eden, oylarıyla ya da nickaltıma yazdığı güzel sözleriyle beni mutlu eden herkese çok teşekkür ederim.beni sizler var ettiniz*.
her şeyin çok daha güzel olduğu, insanların çok daha sağlıkla huzurla dolduğu bir dünyada ve çok daha güzel bir kafa sözlük’te görüşmek dileğiyle, kendinize çookk iyi bakııınn*.
ben minik bir açıklamayla veda etmeye geldim. uzun uzun konuşmak ve sizi de sıkmak istemiyorum ama aslında bu bi vedadan çok bi teşekkür olsun hepinize. önümde hazırlanmam gereken bir sınav var bu yüzden de 2 ay gibi bi süre için kafa iznine çıkmam, sınava odaklanmam gerekiyor*. hepinize gerçekten çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız, iyi ki tanımışım herkesi. bugüne kadar sohbet etme tanışma şansım olan, beni takip eden, oylarıyla ya da nickaltıma yazdığı güzel sözleriyle beni mutlu eden herkese çok teşekkür ederim.beni sizler var ettiniz*.
her şeyin çok daha güzel olduğu, insanların çok daha sağlıkla huzurla dolduğu bir dünyada ve çok daha güzel bir kafa sözlük’te görüşmek dileğiyle, kendinize çookk iyi bakııınn*.
devamını gör...
direksiyon sınavına gireceklere tavsiyeler
sakin ol, aynaları kullan, gözünü ve kulaklarını aç.
gerisi zaten basit.
gerisi zaten basit.
devamını gör...
ludwig van beethoven
“klasik müziğin devrimcisi, huysuz ve dahi”
2020 yılı dünyada beethoven’nın 250. doğum günü sebebiyle “maestro yılı” olarak kutlandı. benim biraz geç ele aldığım konudur. gelin birlikte bakalım senfoniler kralının hayatına.
klasik müzik dinlemeseniz bile, eserlerini mutlaka duymuşsunuzdur.
“ ta ta ta taaaaam”
5 numaralı senfonisi o kadar çok reklam, film ve dizilerde kullanıldı ki, adam yaşasa teliften köşeyi dönmüştü.
1770 almanya bonn doğumludur. müzisyen bir aileden gelir. ünlü besteci joseph haydn “bu hergeleyi bana gönderin” demesiyle hayatı değişir. 21 yaşında klasik müziğin merkezi viyana’ya gelir. tam bir mozart hayranıdır.
sağır bestekar diye tanınır. ancak yanlış bir bilgi vermemek gerekir. doğuştan sağır değildir. zamanla duyma yetisini yavaş yavaş kaybeder. son eseri 9. senfoniyi yazdığı dönem ki, ömrünün son yıllarıdır. pianosu üzerine rezonans tahtası konulur ve sesleri titreşimler olarak duyar.
ay ışığı sonatı; (bkz: moonlight)
bestakarın yaptığı en ünlü eser olarak bilinir. bu sonat ile büyük ün kazanır. öyle ki, o dönem saray saray dolaşır ve bu eseri icra eder. ama sonunda patlar “benim bundan daha iyi bestelerim var. yeter ulen” der. ve bir daha bu eseri çalmaz.
kişiliği son derece geçimsiz, aksi ve biraz da küstahtır. yani “abe evlat olsa sevilmez”
peki neden devrimci denir;
klasik müzik üç döneme ayrılır; barok, klasik ve romantik dönem. işte beethoven romantik dönemin hem başlangıcını yapan, hem de bana göre tartışmasız en iyi bestekarıdır. zaten yaşadığı dönemde viyana’nın 1 numaralı bestekarıdır. senfoni denilince akla haydn ve mozart gelir. ancak bu iki bestekar, senfoniler için belli kalıplar kullanırlar. dört bölüm yazarlar. beethoven’a kadar senfoniler bu şekildeydi, ancak bizim huysuz bunu değiştirir. 7 bölüm, 9 bölüm işler yapar, süre olarak da mozart’a göre 3-4 kat daha uzundur senfonileri. devrimciliği buradadır.
kısa kısa; evet. tam bir napolyon hayranıdır. eroica olarak bilinen 3. senfonisi, napolyana itafendir. çok sık doğa yürüyüşü yapar ve eserlerinin melodilerini kuş seslerinden alır. oda müzigi, sonatlar, konçertolar yazmıştır. sadece bir operası vardır. “fidelio”
1827 yılında ölür. viyana şehir mezarlığına defin edilir.
hadi ispanya sokaklarına gidelim. bir kız çocuğunun ateşlediği bir meydan müziği ziyafetine göz kulak verelim. 9. senfoninin son kısmıdır. hepiniz hatırlayacaksınız.
kaynak: bilgilerin bir kısmı yazar jan caeyers kitabı “beethoven der einsame revolutionar” (yalnız bir devrimci) kitabından çevrilmiştir. çeviren (bkz: şahsım)
müzik sokakta.
2020 yılı dünyada beethoven’nın 250. doğum günü sebebiyle “maestro yılı” olarak kutlandı. benim biraz geç ele aldığım konudur. gelin birlikte bakalım senfoniler kralının hayatına.
klasik müzik dinlemeseniz bile, eserlerini mutlaka duymuşsunuzdur.
“ ta ta ta taaaaam”
5 numaralı senfonisi o kadar çok reklam, film ve dizilerde kullanıldı ki, adam yaşasa teliften köşeyi dönmüştü.
1770 almanya bonn doğumludur. müzisyen bir aileden gelir. ünlü besteci joseph haydn “bu hergeleyi bana gönderin” demesiyle hayatı değişir. 21 yaşında klasik müziğin merkezi viyana’ya gelir. tam bir mozart hayranıdır.
sağır bestekar diye tanınır. ancak yanlış bir bilgi vermemek gerekir. doğuştan sağır değildir. zamanla duyma yetisini yavaş yavaş kaybeder. son eseri 9. senfoniyi yazdığı dönem ki, ömrünün son yıllarıdır. pianosu üzerine rezonans tahtası konulur ve sesleri titreşimler olarak duyar.
ay ışığı sonatı; (bkz: moonlight)
bestakarın yaptığı en ünlü eser olarak bilinir. bu sonat ile büyük ün kazanır. öyle ki, o dönem saray saray dolaşır ve bu eseri icra eder. ama sonunda patlar “benim bundan daha iyi bestelerim var. yeter ulen” der. ve bir daha bu eseri çalmaz.
kişiliği son derece geçimsiz, aksi ve biraz da küstahtır. yani “abe evlat olsa sevilmez”
peki neden devrimci denir;
klasik müzik üç döneme ayrılır; barok, klasik ve romantik dönem. işte beethoven romantik dönemin hem başlangıcını yapan, hem de bana göre tartışmasız en iyi bestekarıdır. zaten yaşadığı dönemde viyana’nın 1 numaralı bestekarıdır. senfoni denilince akla haydn ve mozart gelir. ancak bu iki bestekar, senfoniler için belli kalıplar kullanırlar. dört bölüm yazarlar. beethoven’a kadar senfoniler bu şekildeydi, ancak bizim huysuz bunu değiştirir. 7 bölüm, 9 bölüm işler yapar, süre olarak da mozart’a göre 3-4 kat daha uzundur senfonileri. devrimciliği buradadır.
kısa kısa; evet. tam bir napolyon hayranıdır. eroica olarak bilinen 3. senfonisi, napolyana itafendir. çok sık doğa yürüyüşü yapar ve eserlerinin melodilerini kuş seslerinden alır. oda müzigi, sonatlar, konçertolar yazmıştır. sadece bir operası vardır. “fidelio”
1827 yılında ölür. viyana şehir mezarlığına defin edilir.
hadi ispanya sokaklarına gidelim. bir kız çocuğunun ateşlediği bir meydan müziği ziyafetine göz kulak verelim. 9. senfoninin son kısmıdır. hepiniz hatırlayacaksınız.
kaynak: bilgilerin bir kısmı yazar jan caeyers kitabı “beethoven der einsame revolutionar” (yalnız bir devrimci) kitabından çevrilmiştir. çeviren (bkz: şahsım)
müzik sokakta.
devamını gör...
normal sözlük'te mutlu olmak
yazdığım başlığa entry girilince, yeni insanlar ile tanışınca, sempatik başlıklar görünce veya gundeme dair birşeyler öğrenince yaşanan hisler .
devamını gör...
normal sözlük'ün artık çok bozması
başlık sahibi gelecekten yazarcasına trol bir tanım yapsa da aslında başlık biraz gerçek. ilk girdiğim günlerdeki samimiyeti, huzuru hatırlıyorum da şimdi o durum pek kalmadı bence. büyük akım*'dan evvel burada olan arkadaşlarımı bir sürü kişinin içinden seçip algılayınca çocukluk arkadaşımı görmüşçesine seviniyorum.
devamını gör...
