madem yüzünü göstermiyeceksin paylaşma ayrıca maalesef bazı ebeveynler çocuklarının fotoğraflarını çok fazla paylaşıyor hatta onlara ayrı hesap açıyor bu da çok yanlış neticesinde bu çocuklar büyüyecek ve kendi özel yaşamları olacak yani ebeyenlerin çok dikkat etmesi gereken bir konu bence
devamını gör...

önlerinde liderleri, bilimkurgu filmlerinde resmi geçit yapan robotlar gibi başları önlerinde ilerliyorlar. kenya'dan sınırdaki büyük nehri geçerek tanzanya'ya varacaklar. 500 taneden 100 kadarı da burada telef olacak. çünkü aslanlar, leoparlar, timsahlar avlanmak için en elverişli yer olan nehrin kıyısında pusuya yatmış, bekliyorlar.
devamını gör...

kendini bulmak, sonra hiç yere kaybetmek.
devamını gör...

hoşlanmaktan ziyade birisiyle tanışıldığında meydana gelen hadise.

'o kişi beni böyle biliyor ve benim yazdığıma bak' diye söylenen bir iç ses ile çatışma hali aslında.
yaz..
hayır yazma.
ya hu yaz gitsin.
bilemedim .
devamını gör...

başlık ve yazanlar içinde; tek merak ettiğim herkesin çocuğu varda mı yazıyor yoksa kendi üzerinden çıkarımlarını mı paylaşıyor.

benım 2 tane çocugum var, ben hep aynı benım ama her ikisinin de karakteri, hayata bakışları, sorunlarla baş etme yöntemi farklı. öncelikle bunu kabul edip aynı yöntemlerin farklı karakterlerde farklı sonuçlara sebep olacağını da bilmelisiniz.

sizin doğru ya da hatalı; eksik ve ya yalnış gördüğünüz bazı şeyler çocugunuzda gerekli hale de gelir tamamen anlamsız halede gelebilir zaman hızla değişiyor. emın olun kuşak farkını sizde iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

naçizane benim yaptığım; onlarla doğdukları andan itibaren her daim konuşmak , dinlemek, zaman geçirmek, gözlenin içine bakmak bolca sevgi göstermek, yetişginle konuşur gibi konuşmak, bir birey olduklarını hatırlatmak, sorumluluklarını öğretmek ve yapmalarına izin vermek. onları desteklemek bazen frenlemek. sınır koymak.

çocuklarınızın kendi kişilikleri olduğu kadar ; sizlerden gördüklerini, işittiklerini ve hissettiklerini de kopyalarlar. o yüzden önce sizlerde doğru insan olarak yaşamaya konuşmaya ve davranmaya gayret etmelisiniz bir de.
devamını gör...

kendimi ilginç bir yerde buldum bugün.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fifty cent şarkıları ile büyüdük kulağa çok hoş gelirdi. in da club.
devamını gör...

şimdi bu içerikte bir film olsaydı, ortalığı ayağa kaldırıp ahlak, namus, şeref üzerine saatlerce konuşurduk. gerçek hayatta asla böyle şeyler olmaz diye inandırıcılıktan uzak bulurduk üstelik.
ığdır'da 18 yaşındaki bir genç kıza erkek arkadaşının babası uygunsuz fotoğraflarını yayma tehdidiyle tecavüz ediyor. genç kız da yaşadıklarına dayanamayıp ölümünden sorumlu olan kişinin adını, bıraktığı nota yazarak hayatına son vermiş.
baba gökhan ve oğlu göktürk argın delil yetersizliğinden serbest bırakılmışlar.
yaşananların neresini mantığı bürüsem öbür yanı açıkta kalıyor.
olayın müsebbibi kimse günyüzü görmesin.
ığdır gibi küçük bir yerde yaşanıyor bunlar. kim ne biliyorsa söylesin, anlatsın ki suçlular cezasını bulsun.
hayatın en ağır yükünün gencecik kızlara bırakılmasını hazmedemiyorum. tecavüze uğrayanın tecavüz edenden daha çok utanç duymasına sebep olanlar da gün yüzü görmesin.
içim öyle acıyor ki bu tarz haberlere, kötü şeyler söylemeden kendimi ifade edemeyecek gibiyim.
canım aleyna, dünyada bulamadığın mutluluğu ve huzuru ahirette bulursun inşallah.
devamını gör...

türkü dinlemeyi medeniyetten saymayan yazara bak hele. zil sesi falan saçmalıktır,* bu tanımda tek haklılık yanı bu yazarın. fakat tanımın geri kalanı yazarın saçmalamasıdır. al sana sanat sn. yazar! dinle ufkun açılsın. özünü kaybetme* he illaki kaybedeceksen de eleştirirken haddini bil! müziğimsiymiş... hadi ordan..!

devamını gör...

gündüzden bırakıyorum, geceye kadar demlenir..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diyorum ya sayfalarca şiirlerce anlatmak istiyorum seni
ama yetmiyor kelimeler dökmeye içimdekileri
sahi ne var benim içimde ?
yahu söylüyorum ya işte
"ben de bilmiyorum "diye
insan anlatabilir mi bilmediğini?
bilmediğini nasıl hissediyor o zaman?
hissettikçe öğreniyor demek ki.
kafam karışık altan
sanırım biliyorum artık bazı şeyleri
diyorum ya " garip her sey"
bunu sen de biliyorsun
sen görüyorsun en çok beni
tüm çıplaklığımla hem de
en çok maaleseflerimi
bir de keşkelerimi
tutup kolumdan dans ettiriyorsun
bak görüyor musun?
artık daha da kafam karışık
neyse susmalıyım artık
biraz sana izin.
devamını gör...

bir yunus emre şiiri. bu şiiri dorian pek güzel şekilde rock müziğe adapte etmiştir. bakınız;
dorian-gel gör beni

iş bu entry epey uzun nitelikte olup yunus emre ve başka bir şarkı da yer alan bir sözlerdeki kadın-erkek metaforunu inceleyecektir. neden erkek sürekli bir kadını kovalar, arar? bu erkek ve kadın ile asıl anlatılmak istenen nedir? kadın neden böyle bir arayış içine girmez bu irdelenecektir. çok çok uzun bir entry olacak olup, okuması vakit alacaktır. bilgilerinize.

yunus emren'nin şiiri şu şekildedir;

ben yürürüm yana yana
aşk boyadı beni kana
ne âkilem ne divane
gel gör beni aşk neyledi

gâh eserim yeller gibi
gâh tozarım yollar gibi
gâh akarım seller gibi
gel gör beni aşk neyledi

akar suların çağlarım
dertli ciğerim dağlarım
şeyhim anuban ağlarım
gel gör beni aşk neyledi

ya elim al kaldır beni
ya vaslına erdir beni
çok ağlattın güldür beni
gel gör beni aşk neyledi

ben yürürüm ilden ile
şeyh anarım dilden dile
gurbette halim kim bile
gel gör beni aşk neyledi

mecnun oluban yürürüm
ol yâri düşte görürüm
uyanıp melûl olurum
gel gör beni aşk neyledi

miskin yunus biçareyim
baştan ayağa yareyim
dost elinde avareyim
gel gör beni aşk neyledi



aynı zamanda metropolis'in de bir şarkısıdır.
metropolis - gel gör beni
melis danişmend - gel gör beni (metropolis)


gel gör beni
bu aşk neyledi
yine dönmedim
bak ölmedim

sen bıçak sırtı
kemiklerime dayalı
ben biley taşı
satılmış bir ruh sana

dar bu yol, gidilmiyor
bastığım yer bir var bir yok
gel de gör, zehir bu yol
kaç milattır anlayan yok

tepemde cellat zaman
elim kolum bağlı
koparsa kopsun başım
zaten yerde aklım

ben bir seferi adam
sen o vazgeçilmez kadın
bak şimdi her şey talan
ömür yalan dolan

gel gör beni
bu aşk neyledi
gel gör beni
aşkın zehir gibi


yunus emre şiirinden farklı sözlere sahip ancak; o bağlamda düşünürseniz bu şarkıyı da benzer anlamlar çıkarmak mümkün. metropolis şarkısında da yunus emre şiirinde şu özellik dikkatimi çeker. yunus diyor ki;

mecnun oluban yürürüm
ol yâri düşte görürüm


metropolis ise;
ben bir seferi adam
sen o vazgeçilmez kadın


bu iki kısımda da görürürüz ki bir erkek bir yari, vazgeçilmez bir kadını aramaktadır. tasavvufta bu arayış pek sık karşımıza çıkar. peki ama hiç düşündük mü neden hep bir erkek bir kadını, bir aşkı arar, kovalar durur? neden kadın kişi ya da şair bu aşkın peşine düşmez?

(bkz: gönül tekin) hocamızın simurg'un kanadı isimli kitabını okuyorum bir süredir. gönül hocamızın divan edebiyatı, tasavvuf edebiyatı ve çağatay edebiyatı ile sümer mitleri arasındaki bağlantıyı inceleyen makalelerinden oluşan bir kitapta şöyle bir makalesi mevcut; feyzi çelebi'nin şem ü pervanesi. 17. yüzyıl'da feyzi çelebi'nin yazdığı bu mesneviyi incelerken; feyzi'nin bu mesnevide kullandığı sanatların, mitlerin daha önce yaşamış tasavvuf alimlerindeki izini süren gönül hocamız şöyle ilginç şeyler anlatır bize. 1200'lü yıllarda mevlana ile çağdaş sayılabilecek yıllarda yaşayan, kübrevi tarikatı mensubu necmeddin-i daye'nin yazdığı mirsadü'l ibad mine'l-mebde ile l-mead isimli eserini inceler önce gönül hocamız. onun inceleme notlarında bu kadın-erkek olayı ile ilgili bölümlerin bir kısmını aynen yazıyorum. copy paste değil, alın teri. bu arada makale 100 küsür sayfalık bir makale, tamamını okumak isteyen kitabı satın alıp makaleye erişebilir.


".... necmeddin-i daye''ye göre göre bütün mahlukatların(alemlerin, yani kainatın) yaratılmasının sebebi insandır. insanın yaratılma sebebi kalbidir. kalbin yaratılmasının sebebi ise marifettir.

marifet ise allah'ın insan emanetidir(33:72 "biz emaneti... ve dağlara teklif ettik, onlar bunu yüklenmekten çekindiler... onu insan yüklendi"). çünkü bu emaneti yalnız insan taşıyabilir. marifet dinin içinde gizlidir. insan ne kadar dindar olursa marifetten o kadar çok hissesi olur. şu halde marifet dinin meyvesidir ve bu meyve yalnızca insanın kalbinde meydana gelir...

...görüldüğü gibi kalp bütün görünen ve görünmeyen alemlerin özünü kendinde toplamıştır, yani kainatta ne varsa onun bir paraleli insanın kalbinde bulunmaktadır. bu yüzden de marifeti ancak kalp bilebilir. insanın vücudundaki hiçbir başka organ marifeti, dolayısıyla imanı da taşıyamaz. şu halde insanın görünen ve görünmeyen alemleri bilmesi için insan ruhunun bedende cisim bulması ve kalbin teşekkül etmesi gerektir. çünkü daye'ye göre insandaki bilgi organları ancak insan ruhunun beden bulması ile mükemmelleşecektir. ancak o zaman marifet tam olarak bilinecektir. şu halde nasıl dış dünyayı bilmek için gereken organları, yani görme, işitme, dokunma, tatma, koklama olarak beş duygu varsa, görünmeyen ruhi alemi(batın) bilmek için de ayrı bilme organları bulunmaktadır. bunlar nefis, akıl, kalp, sır, ruh ve hafi olmak üzere beş tanedir"


bu kısımdan sonra gönül hocamız, daye'ye göre batini bize gösterecek bu beş organı anlatır. derecelerini, işlevlerini vs anlatır uzun uzun. fakat yukarıdaki paragrafta anladığımız üzere;
marifetin yani allah'ı bilmenin ve onunla bir olabilmenin yolu ruh ve bedenin uyumlu bir şekilde bir olması, ikisinin de birbirini eğitmesi, dizginlemesi gerekir. ve bu ikisi birbirini doğru bir şekilde bulmayı arzuladığı, aradığı aşikar. tıpkı yunus'un aradığı gibi. peki neden erkek-kadın metaforu var sürekli. bakalım necmeddin-i daye nasıl açıklamış bunu. bu arada şunu da söylemeden geçemem; gönül hoca hem feyzi'nin eserini hem de necmeddin'in eserini paragraf paragraf orijinal metininden inceler bu kitapta. dipnotlar da konu ile ilgili yazılmış başka makaleleri, başka tasavvuf alimlerinin eserlerini ve yorumlarını da bize kaynak olarak verir. neyse geçelim, eril-dişil olayına.


".... necmeddin-i daye'ye göre nefis insanın en büyük düşmanıdır. onu terbiye etmek savaşların en büyüğüdür. ama nefsini terbiye eden sonunda nefsini tanır ve nefsini tanıyan da allah'ı bilir."


gördüğümüz üzere nefis hem düşmanımız hem de sırra, marifete vakıf olmamız için vazgeçilmez bir unsur.


"ancak terslik şuradadır ki nefis bilinmeyince terbiye edilmez. nefsin terbiyesi tam olarak başarılamazsa allah'ın bilgisine erişilemez....

.... bu nefsin yeri insanın kalbi olmakla birlikte o kalpten çıkarak insanın bütün vücudunu sarar...
...bu durumda insanın vücudunu hayatta tutan bütün hayati güçler nefsin içinde toplanıyor. bütün istekler, çoğalma içgüdüsü, kendini koruma içgüdüsü, zevk alma vs. ve bu güçlerle ilgili pratik akıl yani insan egosunun menfaatlerini düşünen ve isteyen akıl, nefsi meydana getiriyor."

yeni nefis hem allah'ı bilmemiz için hem de yaşamamız için vazgeçilmez derecede önemli bir kavram. çünkü nefis olmazsa hayatını devam ettiremeyeceksin ve yine allah'ı, sırrı, marifeti bilemeyeceksin. yukardaki pasajdan sonra, insan ve hayvan nefsinin farkından (kalıcılık vasfı) bahsedilir, nefsin bedenle beraber ölmeyip canlı kaldığı ve cennet-cehenneme gidişinden bahsedilir. nefsin neden baki kaldığını ise necmeddin şöyle açıklar;

"... insan nefsinin bir parçası alem-i ervahtan (ruhlar dünyasından) gelmiştir. işte önceliği olmayan, yani allah tarafından sonradan yaratılmış olan ruhlar alemi ve melekut alemi bakidir. allah ruhlar aleminden ruhu kendi nefsiyle insanın bedenine üflediği için (15:29), ruh bedene girdiğinde, yani ruh bedenle izdivaç kıldığından(evlendiğinden) nefs beka sıfatını kazanmış oldu. bu şuna benzer; bir erkek olarak düşünülen ruh-can) bir kadın olarak düşünülen bir bedenle evlendiği zaman onlardan iki çocuk doğar. bunlardan biri kız, biri erkektir. kız, nefs olup annesi bedene, erkek kalp olup babası ruha benzer. beden su ve topraktan yani en aşağı seviyede olan maddeden yaratıldığı için anneye benzeyen nefs, kötülüklerle doludur. ama babası ruh olduğu için, kendisinde ruhun sıfatı olan beka sıfatı bulunmaktadır."


necmeddin-i daye ve gönül hocamız daha sonra nefsin terbiyesini inceler. ardından feyzi'nin eseri ve sümerdeki karşılıkları incelenir detaylı olarak.

fakat anlayacağımız üzere; mecnun'un, yunus'un, nice tasavvuf ehlinin aradığı o çok güzel, mükemmel ve "vazgeçilmez" kadın nefstir. onsuz sırra, marifete, allah'ı bilmeye ulaşılamaz. çünkü hem çok güzeldir hem de yaşamımızı devam ettirmemize yarayan bütün özellikleri ihtiva eder. insanın varoluş amacı da o marifeti ve allah'ı bilmek olduğu için de bu nefsi bir şekilde dizginleyip var ederek o sırra vakıf olmaya çalışmadır. nefsin annesi olan beden, ruhtan sonra topraktan yaratıldığı için daha aşağıda ve kötülüklerle dolu iken. babası olan ruh; allah'ın nefesinin bir tezahürü olup daha önce yaratıldığı için herrhangi bir kötülük barındırmaz. çünkü allah mutlak olarak iyidir.

bu hikaye adem ve havva'nın hikayesine de benzemekte. adem de önce yaratılmıştır ve herhangi bir kötülük barındırmaz. ne zamanki sonra yaratılan kadın gelir; günah başlar.
devamını gör...

bir insana çirkin demek kadar çirkin bir şey yoktur. çirkinlik insanın kalbinde, aklındadır.
devamını gör...

inanın kendimin
“yokluğunda çok kitap okudum”
bana birkaç hayati meseleyi ödünç ver kalbim
görüş günlerinde seninle konuşabilmem için.
kalbim neden ben?
sırf sevinsin diye seni bir kere bile
elinden tutup parka götürmedim.

didem madak
devamını gör...

hangi padişah halka sorularak tahta geçirildi acaba söyler misiniz.
boş yapmayın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir bitmediniz alümünyum.
devamını gör...

yetersiz olan doluluk oranıdır. tasarruftan bir haber istanbullulara 1 ay dayanmaz.
devamını gör...

yerimizi aldık efenm. ben de bir istek parçamla formattaki yerimi alacağım. gomercan'a sonsuz teşekkürler. her ne kadar "hazırlıksız" olduğu için istek parça falan dese de, bize kıyamadı bence, hareketli program isteklerimize.. .
ben öyle algılamayı uygun gördüm. görüyorum. göreceğim. iyi yayınlar. ipiyi yayınlar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
edit: küs olduğum lanet* yazar, ben sana küsemiyorum biliyorsun. aç da yayını dinle hadi.
devamını gör...

opeth versiyonu ayrı güzel olan şahane bir soft şarkıdır. metalci olmanıza gerek yok, metalci olmayanlar dinleyebilir bakın bunun garantisini veriyorum size. benden hepinize gelsin lan bu şarkı. yılbaşı hediyem olsun.

şarkının türkçe çevirisi;

hikâyeler anlattım sana sık sık
o günü beklerken nasıl bir serseri hayatı yaşadığıma dair
elini tutup sana şarkılar söylediğimde
belki de "gel yanıma uzan ve beni sev" diyeceksin
ve elbette kalacağım
fakat giderek yaşlandığımı hissediyorum
ve söylediğim şarkılar uzakta yankılanıyor
tıpkı dönüp duran bir yel değirmeninin sesi gibi
sanırım ben daima yazgının bir neferi olacağım
çoğu zaman bir gezgin oldum
yeni bir şeyler aradım
eskiden, geceler soğukken
sensiz başıboş dolandım durdum
ama o günlerde gözlerimin seni yanımda görebildiğini düşünürdüm
körlük kafa karıştırıcı olsa bile
senin burada olmadığını gösteriyor
fakat giderek yaşlandığımı hissediyorum
ve söylediğim şarkılar uzakta yankılanıyor
tıpkı dönüp duran bir yel değirmeninin sesi gibi
sanırım ben daima yazgının bir neferi olacağım
dönüp duran bir yel değirmeninin sesini duyabiliyorum
sanırım ben daima yazgının bir neferi olacağım
sanırım ben daima yazgının neferi olacağım.

şarkının videosu;
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim