aslında gizliden gizliye hepimizin bildiği gerçek.

sosyal tembellik, sosyal kaytarma. örneğin basit olarak halat çekme yarışı.
kişi diğer ekip üyeleri yanında kendisinin bir etkisi olmadığı sanrısına düşer ve verim düşer.

ringelmann deney olarak insanları halat çekme testine tabi tutuyor. bu testte bir ipin ucuna dinamometre takılıyor. deneklerden önce tek başlarına çekmeleri isteniyor daha sonra sırasıyla 2 kişi, 4 kişi ve 8 kişi çekmeleri isteniyor. ortaya çıkan sonuç 1 insanın gücünün tek başınayken %100’ünü kullandığını varsayarak, 2 kişi olunca gücün %93’ünü, 3 kişi olunca %85’ini, sekiş kişi aynı anda halat çekerken ise yalnızca gücün %49’unu harcadığını tespit ediyor.

en basit anlatımıyla sebep olarak insanların “başkaları nasıl olsa yapıyor, benim yapmama ne gerek var?” diye düşünmesidir.
devamını gör...

gel aslan gel.
yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var !
devamını gör...

ucu bir başka yola bağlanmayan sokak.

ya da farklı yöntemler denemenize rağmen sizi aynı çaresizlikte bırakan durum.
devamını gör...

zevkler ve renkler tartışılmaz cümlesi her ne kadar kulağa hoş gelse de boş bir cümledir aslında. bu cümleyi her tartışmanın merkezine oturtmak makûl ve nesnel ölçütleri imkânsızlaştırma potansiyeline sahiptir. zirâ zevkler pekâlâ tartışılabilir ve bazı estetik ölçütler oluşturulabilir. nitekim tarih boyunca bu böyle olmuştur. kimse bugün bir bach ve ibrahim tatlıses kıyası yapmayacaktır. tabii ki bunları söylerken bu gibi aşırı örneklere yol açabilme potansiyelinden bahsediyorum. yoksa herkesin kendine göre bir estetik anlayışı, müzik ve dizi/film zevki ve genel olarak bireysel eğilimleri vardır. bunlar belirli sınırlar dâhilinde teveccüh ve saygıyı da herhalde hak ederler. ama bazen özellikle sosyal medyanın "dilsizlere dil olan" yapısı sonucunda acayip şeylerle karşılaşıyorum. doğrusu bu mecranın kendine göre bir dili de var ve ben genellikle bu dili anlayamıyorum. sözgelimi herhangi bir meseleden bahsederken kullanılan" şişirilmiş balon" ifadesi benim kulağımı tırmalıyor. örnekler çoğaltılabilir. bence dizi tarihinin en kaliteli yapımlarından biridir breaking bad. en iyi dizi nedir sorusuna nesnel ölçütler getirebilir miyiz emin değilim ama herhalde en iyilerinden biri demekte bir sakınca yok. her şeyden önce breaking bad trajikomik tecrübelerden tutun da dramaya kadar pek çok klasik unsuru barındırır. yakın bir tarihte öleceğini düşünen "örnek vatandaş" walter white zamanla bana kalırsa bir canavara dönüşmektedir. ve bu süreç müthiş işlenmiş yahu! öleceğini bilerek yaşayan tek varlık olarak insanın ölüm gerçeğiyle yüzleşmesini görüyoruz. ailesini düşünüyor mesela başlangıçta, kendisi öldükten sonra onların ne olacağını filan. ama bence bir süreden sonra insanın kötücül doğasını çok iyi gözlemleme şansımız oluyor. ki iyileşiyor aslında daha sonra, bir anda ölümün pençesinden sıyrılıyor. ama bu girdiği yoldan geri dönmesine sebebiyet vermiyor. belki de boğazına kadar kire battığı için geri dönüşü düşünemiyor. walter'ın müthiş zekâsı ve kibri de buna engel oluyor sanki. pinkman karakteri de müthiş işlenmiş. aaron zaten sesiyle ve oyunculuğuyla çok karizmatik bir adam. ilerleyen süreçte gustavo gibi baskın bir karakter ve mike gibi bence dizi tarihinin en sıradışı karakterlerinden birini görüyoruz. benim açımdan dizinin başka önemli bir tarafı ingilizce dinleme ve altyazı kullanma sürecimde önemli dizilerden biri olması. sebebini tam olarak bilmiyorum ama breaking bad bana çok anlaşılır bir ingilizce izlenimi vermişti. yani zorlanmadan takip edebiliyor ve anlıyordum genel olarak. dizide kullanılan muhteşem müzikler de etkileyici bence. hâlâ bazılarını dinlerim.
devamını gör...

bir siyasetçinin görevi nedir sorusuna “yarın, önümüzdeki ay, önümüzdeki yıl neler olacağını şimdiden söyleyip, zamanı gelince de neden gerçekleşmediklerini açıklamak" diyebilen vecizelerin adamıdır.
devamını gör...

kendini, çevresini, hatta ülkeyi dahi felakete sürükleyebilir. genelde kötünün iyisi deyip de yoluna devam eder.
devamını gör...

geçmiş olsun. umarım bir an önce toparlarsınız ve yeniden yazmaya başlarsınız. ataol behramoğlu'nun şu dizelerini hatırlatmak isterim size;

çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana


her şeyin gönlünüzce olmasını temenni ederim.
devamını gör...

altıncı çizim yarışmamız sonuçlandı!
oylamaya göre yarışmayı kazanan muhteşem çizimiyle armysuzy oldu, tebrikler!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel ''moonchild, you shine.
when moon rise, it's your time.''


yeni yarışmamızın başladığını da duyurayım hemen, bu hafta uzay temalı çizimlerinizi bekliyoruz, yarışma 21 ağustos cumartesi günü sona erecek.
discord üzerinden yaptığımız yarışmamıza tüm kulüp üyelerinin katılabileceğini hatırlatıyor ve katılım linkini buraya iliştiriyorum.
çizimlerinizi bekliyoruz!
devamını gör...

gelin ve damattan evet yanıtlarını aldıktan sonra gaza gelip kendini yetenek sizsiniz türkiye'de zanneden acemi nikah memurudur.
devamını gör...

muhteşem başladın.senden çok şey bekliyorum.
devamını gör...

2 tanesini bilmiyorum, geri kalan 70'lik büyük günah her daim kabulüm..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nasa emektar hubble teleskobunun fisini cekecegini resmen acikladi... resmi hesaplarından yeni uzay teleskobu ile ilgili son bilgileri paylaştı. buna göre, atmosferdeki yeni yaşam ortamlarını analiz etme kabiliyetine sahip uzay teleskobunun son testlerden de başarı ile geçtiği öğrenildi.
amerikan uzay havacılık dairesi nasa, 1990'dan bu yana dünya yörüngesinde uzay gözlemleri yapan hubble uzay teleskobu'nun ardından uygulamaya sokmaya planladığı yeni nesil james webb uzay teleskobu ile ilgili son bilgileri resmi hesabından paylaştı.
buradan
devamını gör...

ilkin söz vardı, der kitap. bunu platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar.
platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydurma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. platon, bu tür mitsel bir dinin rasyonel bir temelden yoksun olduğunu, çünkü bu dinin taraftarları tarafından inandıkları şey için hiçbir kanıt veya neden sunulmadığını iddia eder. platon’un dini her şeyden önce rasyonel kanaatlere, entelektüel inançlara, gerçeklere dayanır.

herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini. platon'un tutumu daha da ibret vericidir. homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu filozof "devlet", ya da "gorgias" gibi en önemli dialoglarının sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün önüne sermek, fiziküstü kanıtlarla tanımlamak istedi mi, bir mythos uydurur. ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. mythos yunan düşüncesiyle özdeştir denebilir hem yalnız yunan mı, insan düşüncesi ve onun ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, homeros'tanbugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. mythos, çok tanrılı bir dinintanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. çünkü bu efsaneler inanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sanatçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kitabı halinde toplanamamıştır. böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yokluğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. ilkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, onun anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. asıl yaratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. asıl gerçek insan sözünün içinde, özünde, şiirindedir. bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbirinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.
devamını gör...

nevralji ve parkinson hastalığına tutulmuş kişilerde görülen oturur vaziyette kalamama sendromu.
devamını gör...

neofelis nebulosa ya da bulutlu leopar olarak da bilinen ve güneydoğu asya'da yaşayan bir yırtıcı. baştan kuyruğa kadar 170 cm kadar büyürler yani ortalama bir kurt köpeği kadar. tek başlarına yaşarlar ve avladıkları geyik, ceylan, yaban domuzu ve kuşlarla beslenirler. kürklerinden dolayı insanlara av olduklarından nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanın okudukça ne kadar eksiğinin, bilmediği ne kadar çok şeyin olduğunu farketmesinden kaynaklanan durumdur.
devamını gör...

çöpte çiçekler olması
sinir krizi geçiren herkese ambulans gelmesi
anons etmeden yurdun her yerinde yaşlı göbekli bıyıklı adamların dolaşması
devamını gör...

yolda yürürken yanınızdan geçen insanların gözlerine salak salak bakmayın.
devamını gör...

15 yaşlarında olan, her şeyi bildiğini düşünen, her şeye karışan ergen erkek kardeş.*
devamını gör...

halbuki aslında cinsel içerik rahatlık verir insana ama...

iktidarsızlık probleminiz olduğuna işaret olabilir. bir üroloğa görünün.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim