buz gibidir. içine girince ayaklarla ısıtma çabası içine girilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normalde yapılan kesitlere gülerdim hatta kahkaha atardım. kadıköy beyfendisi giderken bu sefer güldürmedi diyip iğrenç bir ironi yapmak istemiyorum.* lakin sözlük hayatım boyunca bu denli düşünceli olup güldüren bir insan tanımadım. gidişiyle beni epey mutsuzluğa sürüklese dahi, veda etmeyi sevmeyen bir uykusuzkahve olarak kendisine veda etmekten öte hemen gelmesi için temennilerde bulunacağım. daha yeni başladık sevgili kadıköy beyfendisi, durmak yok! kafa sözlük ailesi ve kadıköy’de olan boğa dahi seni özleyecek. çabuk gel henüz zirveye yürümedik. * *
devamını gör...

çok hoş olmuş. diliyorum, içinde mutlu çocuklar olsun hep.
devamını gör...

yaz kızım oraya kocaman bir whisper.

ışıl ışıl her yer her yer sanki kafa sözlük .
devamını gör...

lemony snicket'ın (daniel handler) 13 kitaptan oluşan serisi. 2004 yılında jim carrey'nin kont olaf karakteriyle başrol oynadığı film ve 2017'de yayımlanmaya başlayan 3 sezonluk netflix orijinal dizisidir. absürt komedi olan dizi üç baudelaire öksüzünün ailelerini korkunç bir yangında kaybetmeleri ve vasileri kont olaf'a verilmeleriyle başlıyor. baudelaire öksüzlerinin servetinin peşinde olan kont olaf, üç öksüze (violet, klaus ve sunny) olmadık zulmü yaparken çocuklar da berbat vasilerinden bucak bucak kaçıyorlar. türlü vasiyle yaşamaya başlayan baudelaire öksüzleri, sürekli kılık değiştirip onları ve vasilerini kandırmaya çalışan kont olaf'tan her seferinde kurtulmayı başarırken ailelerinin yangının ardındaki gizemi de keşfetmeye başlıyorlar.


"saçma sapan konuşma," dedi esmé kızgın bir şekilde. "yoksul insanlara para verirsek artık yoksul olmaktan çıkarlar." (alacakaranlık bulvarı)
devamını gör...

james'in riflerini lars gibi davulcudan başkası tamamlayamaz. efsane olmuş ikililer. herkes değişti onlar değişmedi grupta. yılları geçti sektörde. bir balon diyorsunuz insaf ya. yahu memlekette laf attığınız şeylerin yanindan yöresinden geçemiyor oluşunuz ne kadar komik ha. beğenmeyen vatandaşlar da sanki daha sağlam grupları var müzik duayenisiniz he heee. hee tamam hee. her konserde 50 bin kişiyi stada dolduran grup balon, başlık açıp laf atmak duayenlik. tam bir müzik ekolusün bro.
devamını gör...

-evlenilecek kadınlar
-eğlenilecek kadınlar
bu sınıflandırmaya en güzel örnektir. erkeğin kadını basite indirgeme çabasıdır bu sınıflandırma telaşı. çünkü erkek söz sahibi olan, zeki kadından haz etmez. çünkü erkegin zekası o kadına yaklaşmasındaki en büyük engeldir. kadını kolay elde edemeyeceğini çok iyi bilir. o yüzden ikiye ayırır kadını ve ona gore yaklaşır. eğer elde edemeyeceğini anlarsa onun için eğlenilecek, yani basit kadın etiketini yapıştırır hemen. erkek için evlenilecek kadın tanımı gözü açılmamış kadındır.

kadınlar siz de biraz aklınızı kullanın prim vermeyin bu tarz erkeklere

bir erkek olarak bunları yazmak istedim, teşekkürler
devamını gör...

osmanlı imparatorluğunda, genç şehzadelerin eğitimleri ile alakadar olan kişilere verilen isim. aralarından sadrazamlığa kadar yükselenler olmuştur.
devamını gör...

megadeth şarkısıdır. neredeydim, hatırlamıyorum. yaşamın bir oyun olduğunu farkettim. ne kadar ciddiye aldıysam o kadar zorlaştı kuralları. bedelimin ne olduğunu bilemedim yaşamım gözlerimin önünden geçerken gördüm ki çok az şey başarabilmişim, esirgenmiş benden tüm istediklerim. bunları okurken, bilin ki dostlarım sizinle kalmayı çok isterdim. lütfen gülümseyin aklınıza geldiğimde. giden sadece bedenim.*
devamını gör...

son zamanlarda duygusal günler yaşamaktayım. nasıl anlatılır nasıl tarif edilebilir bilemiyorum. bunun yolunu bulmayı en çok da doktorum için aramaktayım. doktoruma bunu nasıl anlatabilirdim. hissetmesini nasıl sağlardım bilemiyorum. anlatabileceklerimin çok ötesinde ve hat safhada farklı. daha önceleri bazı entrylerde belirtmişimdir ama yinelemeden edemeyeceğim, bu hayatta öyle şeyler yaşadım ki artık karşılaşacağım hiçbir şeyin beni şaşırtacağına inanamıyorum..

hayat o kadar saçma ve kısa ki, nasıl geçtiğini anlamadığınız ancak kendinize geldiğinizde yılların geçmiş olduğunu kafanıza vura vura hissettiren bir olgu. kimilerine iyi geldiği söylenen zaman kimilerini ise hep kandırmıştır benim gibi. biz ne kadar bir sonu olduğunu bildiğimiz halde en güzel şekilde, en anlamlı şekilde yaşamak istesek de, hayat her daim bildiğini okumakta ve bizi istediğimize değil gitmesi gereken yere götürmekte..

kafaya takmak..
kimse üzülmesin kimse içine dert etmesin herkes iyi olsun düşüncesiyle hareket edip, en güzel yıllarımızı kendimize zehir ediyoruz. bazen bazılarının üzülmesi, bazılarının dert yüklenmesi ve bazılarının bazı şeyleri anlaması için acı çekmesi gerekmektedir. bunu gerektiği yerde gereken insanlara yaşatmadığımız takdirde, harcadığımız çabaların heba olduğunu anladığımızda vaktin çok geç olduğuna idrak edemeyiz..

bunun bu şekilde hayatınızda vuku bulmasını istemiyorsanız üzülmesi gerekenleri üzün arkadaşlar. evet biz iyi insanlarız kimseleri üzmeyiz ancak sizi üzecek olanın önünü kesmenizin tek yolu onu üzmekten geçiyor, tecrübeyle sabittir..

kendimize ilke edinmişizdir biz, iyi insanlar biriktirmeyi. kalp değil, içlerinde pırlanta taşıyan insanlar bulundurun etrafınızda. sizi güldüren, neşelenmeniz için çırpınan, huzuru iliklerinize kadar hissettiren, anlamsızca gülümsemenize sebep olan, en zor sınava girecekken bile nasıl olduğunuzu merak eden, mutluluğunuzla mutlu olan ve kederinizle dertlenen iyi insanlar biriktirin hayatınızda.

sizi yaşadıklarınızın anlamsızlığıyla yargılamadan önce anlamak isteyen, yorum yapmadan önce en tatlı üslupla ikaz eden, eleştirse dahi pozitif yönlerden size kapılar açan, stres yapmanıza ve daha da tasalanmanıza neden olmayan, siz odaklı düşünüp, kırılmanızdan korkan, her an mutlu olmanız için çabalayıp başaran, en azından mutluluğunuz için elinden geleni yapan özel insanlar biriktirin hayatınızda.

aramasa da sormasa da, hep oralarda bir yerlerde olan. aylar, yıllar geçse de buluşmasanız da, hiç sesini duymasanız da, her zaman konuya kaldığınız yerden aynı koyuluğuyla devam edebildiğiniz. her şartta ve her an yanınızda olduğunu hissettiğiniz. zamanın kandıramadığı, anların ardında bırakamadığı, yılar geçtikçe eskimesi gerektiği yerde şarap misali yıllandıkça anlamlaşan vefakar insanlar toplayın etrafınızda..

bunu başardığınızda bir rüzgar gibi esip geçen zamanın değerlendiğini anlayacak ve üzülmekten vazgeçeceksiniz. aslında zaman o kadar da vicdansız değil sanki. vicdansız olanlar insanlar ve her anın zehir olmasının sebebi acımasızlar aslında. etrafınızda ışık saçan pırlantalar her ne kadar çok ise dert değil sizin için. o pırlantalar yolunuzu ne kadar aydınlatır ise size ne kadar yoldaş olurlar ise ömrünüze eklemeler yaparlar bir anlamda.

iletişim çağı öyle ilerledi ki her şey parmaklarınızın ucunda. evren avucunuzda, dünya hemen şuracıkta önünüzde dönmekte. dünyada asla gidemeyeceğiniz bir yerde yaşanan her hangi bir şeyi sizde yaşayabiliyorsunuz artık. dertleriyle dertlenebiliyor, kederleniyor, sevinebiliyorsanız yaşamlarına ortak olabiliyorsunuz.

bilgisayarlar sayesinde asla var olduğundan bile haberdar olamayacağınız insanlardan haberiniz oluyor, iletişim sağlıyor ve anlamsızlıklar bütününe birer anlam yükleyebiliyorsunuz. doğru şekilde kullanıp çözümlemeleri doğru yaptığınızda iyi bir arkadaş dost bulmuş, bunu beceremediğinizde ise sizi yanlış anlamış bir düşman sahibi olabiliyorsunuz.

anlatmak istediğim şudur ki; süresi ötekilerden kısa bir hayat yaşadığımızı düşündüğümüzde, bunu en anlamlı şekilde yaşamak, güzel anlamlar yüklemek ya da berbat bir hale getirmek bizim elimizde. iyiliği iyi insanlar ile yaşamak isteyip yaşamaya çalıştığımızın bir zenginlik olduğunu bilerek hareket edip güzel ve pırlanta sahibi insanlar biriktirelim etrafımızda. mükafatını muhakkak alacağızdır çünkü.

unutmamalıyız ki iyilik bulaşıcıdır. sabah işe giderken trafikte bir araca yol verdiğinizde bu bir zincirleme reaksiyon oluşturur. gün içerisinde o araç sahibi de başka bir araca yol verir. yol alan o araç sahibi bir diğerine. o bir diğerine derken o gün herkes bir başkasına iyilik yapmış olur.
bunun başlamasına sebebiyet vermek çok farklı bir duygu.

hissedin..?
devamını gör...

habere tıktık
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


--- alıntı ---

istanbul’da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağışsız geçen ayların ardından, barajlardaki doluluk oranları son 10 yılın en düşük seviyesine kadar düştü.

istanbul'un barajlarında su seviyesi yüzde 21'de

istanbul su ve kanalizasyon idaresi (iski) verilerine göre istanbul’da barajların doluluk oranları, yüzde 21 seviyesine kadar indi. istanbul’daki olası su sıkıntısını gidermek için yağmur bombası çözüm olarak tekrara konuşulmaya başlandı.


--- alıntı ---
devamını gör...

regl döneminde (kadın pis olarak görüldüğü için) yapılmaması gerektiği söylenen eylem.

artık nerden duyduysam bu safsatayı, arkadaşımın bebeğini görmek için tertemiz olmayı beklemiştim.* söylemeyin bana böyle şeyler, etkileniyorum. hem aptalca geliyor, hem de ya acaba bir şey olursa diye kuruntu yapıyorum.

pandemiden hemen önceydi. bir haftalıktı görmeye gittiğim sıpa daha. arkadaşımın yorgun olduğunu düşünerek (ki ev çok kalabalıktı) sadece 5 dakikalığına bir ihtiyacı var mı diye uğramıştım. giderken de laktozsuz süt götürmüştüm.* almaya çıkamamışlar, çok hoşuna gitmişti. daha sonraki ziyaretlerimde de asıl hediyemi götürmüştüm.

bir de anneme eşlik etmeyip tek başına bu eylemi gerçekleştirmeye başladığımdan beri, yaşlanmış hissediyorum kendimi. kardeş görmeye değil sonuçta teyze/hala olmuş, yeğen görmeye gidiyoruz.*

son olarak da, görmeye gittiğim bebeyi prensip olarak 6 aydan küçükse kucağıma almıyorum. jöle kıvamındaki canlı beni korkutuyor, bir yerine bir şey olacak diye.
devamını gör...

yorucu geçen gün sonunda yapmak zorunda kaldığım , domates ve beyaz peynirli sandviç eşliğinde güzel demlenmiş çay ile keyfini çıkardığım günü kurtaran pratik beslenme şekli.
devamını gör...

mahallede ki kadinlarin sosyalleşmesi için (güne,kahvaltıya,alışverişe,kahveye, çaya gidip daha rahat dedikodu yapabilmeleri için..) belli saatler araliginda çocukarına ailelerinden coğu zaman göremedikleri sevgiyi ve ilgiyi gösterdigim ,eğitim verdiğim ,çok severek yaptığım bir iş ile iştigal etmekteyim.(bir velimin cocugunu bırakırken arkadaşlari bekliyorum hocam onlar da gelsin bugün de ayşenin annesinde toplanicaz demesi aklımdan nedense hiç çıkmaz.)
devamını gör...

(bkz: mutluyum artık bi beynim yok)!!
devamını gör...

bu daha çok enerjisini atabilecegı bir hobisi olmayanlar için gecerli . tek yollari bu gibi geliyor bana.
devamını gör...

parmaklığın önünde durdu, ayakta, ateş etmeye koyuldu. bu, dev bir öç almaydı artık; her patlama bir eski, uzak utancın intikamıydı. parasına el süremediğim lola’ya ateş! yüzüstü bıraktığım marcelle’e ateş! bir el ateş, öpmek istemediğim, öpemediğim odette’e! bu yazamadığım, yazmaya cesaret edemediğim bütün kitaplar için; bu, kendime yasak ettiğim, gidemediğim tüm yolculuklar için, bu nefret etmek arzusuyla kıvrandığım, ama anlamaya çabaladığım bütün insanlar için, hepsi, herkes için! ateş ediyordu ve yasalar havada uçuyordu, insanları sevdiğin gibi seveceksin, geber orospu çocuğu! asla öldürmeyeceksin, geber bok soyu bok! insanoğluna, erdeme, dünyaya ateş: özgürlük korkutmaktır; belediye alev alev yanıyordu, beyni alev alev yanıyordu: kurşunlar vızıldıyordu, hava kadar özgür, dünya havaya uçacak, benimle birlikte. ateş etti, saate baktı: on dört dakika otuz saniye, dünyadan, otuz saniyelik bir kısacık süreden öte bir isteği yoktu artık, otuz saniye, şu kiliseye doğru koşan güzel, mağrur subaya ateş etmesine yetecek otuz saniye; güzel, mağrur subaya ateş etti, yeryüzündeki bütün güzelliklere, sokağa, çiçeklere, bahçelere, sevdiği, sevmiş olduğu her şeye. güzellik, hayasız bir sıçramayla uçtu. ateş etti: tertemizdi şimdi, tertemizdi, tanrı kadar güçlüydü, özgürdü.
on beş dakika.

(bkz: jean paul sartre) - (bkz: tükeniş)
devamını gör...

12 yıl iktidarda kalarak, almanya ve avrupa tarihinde sosyal ve kültürel yaraların açılmasına sebep olmuş nazi yönetimidir.
devamını gör...

hakkında kendimi bir türlü doğru ifade edemediğim olgu. elitist olmakla suçlanıyorum komedi anlayışım konusunda. deniyorum açıklamayı ama bu hayatta beni en çok anlamış olan adamı bile bu yüzden kırdım zamanında istemeden. aslında kendini ifade sorunu olan biri değilim. ama bunu doğru anlatmayı bir türlü beceremiyorum sanırım. sorun bende olmalı. bir de yazarak deneyeyim...

az önce bir video gördüm. evet hayvan gibi komik. incinmişsin dedi de öyleydi. ya da verebileceğimiz başka sayısız örnek de yine çılgınlar gibi komik. ama bakın zor değil, göründüğü gibi üstten bir bakışım olduğu için de değil; kimseyi güldüğü şeyler yüzünden aşağıladığım/yargıladığım da yok. dahası bana da komik geliyor etik değil diye ifade ettiğim içerikler. ama burada sorun şu; bu video özelinde konuşacak olursak mesela, bu abinin bir hastane odasında, kimse onu görmüyor diye düşünerek denediği ve biz izleyince bize çok komik görünen bu halini paylaşmak, bunun bir komiklik unsuru olarak sunulması durumu etik değil. hangimiz bizi izleyen birileri olmadan "yapar mıyım, yapamaz mıyım lan" diye merak ederek bir şeyler denemiyoruz? elektronlar bile gözlemlendiğinde başka türlü hareket ediyor, değil ki insan? şarkı söylüyorum ben mesela bu ara, kayda başlamadan deniyorum kendimi. bir tek dileğim var'da detone olan abi kadar olmasa da komik duyulduğum zamanlar oluyor :) biri beni çeksin paylaşsın istemem o zamanlarımı.

incinmişsin dedi videosunda durum yine komikti. beni yine benzer bir konu rahatsız etmişti. ve bu fikrimi paylaştığımda şöyle bir argümanla karşı çıkılmıştı bana, "videoda gördüğün kişi alt profil olarak tanımlayabileceğin biri ve sana bir alt profilin sempatikleştirilmesi çirkin geliyor ama bu doğal reaksiyonu herkes verebilirdi, sen de verebilirdin, ben de verebilirdim. burada güldüğümüz alt profil üzerinden yapılan komedi değil, durumun komikliği. kimse bir şeyi normalleştirmeye çalışmıyor" hayır abi, benim dediğim ve daha önemlisi derdim bu değil. orada mevzu muhtemelen şöyle gerçekleşti; abi gerçekten terapiste gitti, gerçekten kendisine arkadaşı deneyimini sordu, o da gerçekten böyle bir cevap verdi. bunlar kamera kayıtta değilken yaşandı ve ana çok gülündü. buraya kadar her şey normal. çünkü durum komik. sonra dediler ki bu çok komik oldu, bunu tekrar canlandıralım ve instagram'a yükleyelim. mizansen gerçekleştirildi, video yüklendi ve beklenen tepkiyi aldı. sorun şu; insanların yalnızken ya da yakın çevreleriyleyken yaşadıkları komik anları, durumları, başka insanlara, onlar hakkında dalga geçilebilecek şekilde sunmak bana doğru gelmiyor. incinmişsin dedi videosunda videoyu paylaşan kişinin doğal tepkisi onun tırnak içinde konuya ne kadar sığ bir yerden baktığının da tespiti aynı zamanda ve biz izleyici olarak duruma güldüğümüz kadar buna da gülüyoruz. güldüğümüz şeylerin çoğu, yaşadığımız coğrafyada üretilen, paylaşılan komedilerin çoğu da bunlar oldukça toplumun komedi anlayışı bu çerçevede beslenmeye devam ediyor. neticede bu ülkede 40-50 yıldır aptal komedisi diye tabir edilen komedi yapılıyor. hepimiz bununla doğduk, yetiştik, büyüdük. haliyle komedi anlayışımız böyle şekillendi. dolayısıyla bunu sürdürmek ve bu minvalde içerikler üretmeye devam etmek bize normal geliyor. ama bir noktada artık bunu bırakmamız gerekmiyor mu sahi ya? ingiliz mizahı çok rererö yaa diye söylenip durmayı. hiciv ve bir şeylerle dalga geçmek dışında başka içerikler de üretmeye başlamamalı mıyız artık?

bakın bu tip içerikleri kişinin kendisi de sunsa, bu minvalde film de yapılsa, bu videodaki gibi gizli kamera görüntüsü de paylaşılsa, sokak röportajı da olsa sonuç değişmiyor. komedi böyle bir şey değil. sadece bundan ibaret değil. insanların düşünme, hayatı algılama şekli üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu bilinen mizahın daha geniş bir perspektifle ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini söylediğim için dağa kaldırılmaya çalışılıyorum, anlamıyorum. üzülüyorum.

inek şaban gibi insanlar gerçekten varlar arkadaşlar. düşük zeka, kazara geçekleşen durumlar, anlık verilen aptalca tepkiler, saflık, yalnız olduğumuzu düşünürken denediğimiz ve komik duruma düştüğümüz anlar, haklarında dalga geçerek hunharca güldüğümüz şeyler olmamalı.

derdimi salınız. butonum yok.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim