size çok ama çok acıklı bir şey söyleyeceğim bebeksilerim; bir kadın ne kadar yükselirse yükselsin, fark etmiyor, iş hayatı, eğitimi, fiziği, iktisadi, entelektüel seviyesi, dediğim gibi fark etmiyor, zirvede olsun, eğer bir erkek onu gerçekten istiyorsa, kısa boyuyla, göbeğiyle, kılıyla tüyüyle alır götürür. yemin ediyorum alır götürür. gerçekten seven, isteyen, kendine inanan bir erkeğin şu dünya üzerinde alamayacağı bir kadın katiyen yoktur.

adriana lima metin hara'yla birlikte oldu. metin hara kim bitanem? adrina lima gibi bir tipin yanında hakikaten kim? boyu kısa? kısa. kas yok vs? yok evet. ama aldı götürdü. bu gibi milyonlarca örnek var.

bir erkek, yine iddia ediyorum, gerçekten sevsin, gerçekten istesin, gerçekten çabalasın vallahi ve billahi o kızı götürür. ama sen iki metre boyunla, kaslarınla, müthiş sandığın kariyerinle etkileyebilmeye o kadar odaklanmışsın ki olup bitenlerden habersizsin.

kimse, hiçbir kadın, hiçbir akıllı kadın ya da, doğrusu bu, hiçbir akıllı kadın kendisiyle o kadar da meşgul olan bir erkeği istemez. kadınlar erkeksiliği severler. erkeksiliğin temsil ettiği şeyleri isterler. kas mas artık klişe. o kadar çok ki. alışıldı buna. azken değerliydi. seksüel olarak hoş. ama sadece hoş.

o yüzden bir kadın isterse heykel olsun, bi bakan dönüp dönüp bi daha baksın, müthiş bir eğitimden geçmiş olsun, kariyerinde zirvede olsun, ortalama bir erkek bile onun gönlünü çalabilir. çok samimiyim. inanın samimiyim. hayatımda gördüğüm en güzel kadın dört yıl, ulan dört koca yıl kendisinden 13 cm kısa, 1.70 boyunda, son derece esmer, kemikleri sayılacak kadar zayıf, şiveli konuşan, ilkokul ya da lise bilmiyorum ama çok eğitimli olmayan bir kuaför çırağına yanıktı. dört yıl arkadaşlar. bu bahsettiğim kızı podyuma koy sırıtmaz. ben diyorum bunu. saçından tırnağına, vücudundan eğitimine kadar ortalamanın çok ama çok üzerindeydi. profesyonel bir göz olarak diyorum. ona yazan tiplere dönüp bakmadığını gördüm. gerçekten aşıktı. köpek gibi sevdi. köpek gibi. çocuk yüzüne bile bakmadı. muhtemelen kövünden bir başkasına yanıktır. aşk işte.
devamını gör...

psikiyatrik problemleri/hastalıkları karizmatik bulan insanlar yüksek ihtimalle cahildir. ikinci ihtimal olarak da kendisi de sorunludur.

sizin için yakın akraba/arkadaş ya da vazgeçilmez bir pozisyonda değilse kaçın. hatta koşarak kaçın. benim kaçmışlığım var. böyle bir sorunu varsa problem, yoksa ve var diyorsa daha büyük problem çünkü.
devamını gör...

(bkz: bir bu eksikti)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkçe okutmanlarımıza zorluk çıkarıldı hadi biz de çıkaralım mantığı değildir. uluslararası ilişkilerde denklik olmalıdır. aksi halde bir müddet sonra başka konularda da dayatmalar çıkabilir ve ses edilmezse eğitim terörüne kadar konu gider. gayet yerinde karardır. türkçe zaten kolay bir dil. ekmeğinizi bu ülkeden alıyorsanız dilini de öğrenin. ya da yıllardır öğrenseydiniz...
devamını gör...

çok güzel hareketler bunlar 2' de bulunan mahalle katkısı isimli bir skeç var orada bir tip kemerle kendine vurup "acı sevüyrüm" der işte o tip gibi duran bir yazar.
devamını gör...

oyun bossları ile savaşır gibi, örüntülerini tespit ederek sıyrılabilinecek durum.

mesela saat 2 civarında sabit, bol giyimli kukla ve hazall etkindir. yoldaş ile pavlov, çoğunlukla birlikte girerler. iko'yu görürseniz koşarak kaçın. o gün ekmek yok.

bu taktiklerle siz de bir sonraki devriyeye kadar "türk erkek/kadınlarının biraz şey olması" patlatabilirsiniz.
devamını gör...

insanoğlu yaradılış gereği acı hissiyatına tepki vermeye programlanmıştır.
çok basittir denklemdir aslında, eğer bir şey acı veriyor ise, ondan uzak dur.
misal, eğer ateş elini yakıyor ise, bir daha dokunma veya yediğin bitki mideni ağrıttı ise bir daha onu yeme.
acı aslında vücudun bir koruma mekanizması olarak da düşünülebilir.
bir yerimizde sıkıntı çıktığında o bölge beyine sinyal yollar ve bu sinyalin karşılığı acı hissidir.
tabi bu her zaman fiziksel olmak zorunda değil, psikolojik ve duygusal kaynaklı çok ağır acılar da vardır.
can da öyle tatlıdır ki, insanlar acıdan korkmaya başlar zamanla.
fakat günümüz modern yaşam şeklinin getirdiği konfor insanları doğal yaşam alanlarından, doğanın içinden alıp betona hapis etmiştir. bunun yüzünden insanın fiziksel ve psikolojik gelişimi de değişime uğramıştır. şehir insanı yemeğini kazanmak için avlamak zorunda olmadığından veya göçebe bir hayat süremediği için ister istemez acının ne olduğunu unutmuştur aslında.
bu sebepten de, artık en ufak bir acı ihtimali bile strese sokar olmuştur onu. artık korkutuğu şey acının kendisi değil, acı yaşama fikridir. tabi burada bahsettiğim, nüfusun çoğunluğunu oluşturan şehir insanları.

bunların yanı sıra yine yaradılıştan gelen adapte olabilme/alışabilme güdüsü vardır insanoğlunun. bu da bizi evrim sürecinde ayakta tutan ve besin zincirinin en üstüne kadar çıkmamızı garantileyen bir hayatta kalma fonksiyonudur.

eğer birey yoğun ve sürekli olarak acı yaşıyor ise, adapte olma fonksiyonu zaman içerisine, yine hayatta kalma güdüsünden ötürü gelen acı fonksiyonunu baypas eder.
yani kişi elini ateşe götürdüğünde, bunun vücuda hasar verdiğini iletmek için uyarı veren, acı sinyalleri gönderen ve bunu koruma amaçlı yapan sistemin gönderdiği sinyali etkisizleştirir.
bunun nedeni ise aslında kişinin elini ateşe sokmaktan başka bir çaresinin olmadığını, adapte olma fonksiyonun algılaması fakat acı/uyarı fonksiyonunun algılayamamasıdır. kişinin akli sağlını korumak için, adapte olma fonksiyonunun, yine koruma amacı güden ama korumaktan çok zarar verdiğinin farkına varmayan acı/uyarı fonksiyonunu etkisiz hale getirmesi acıya alıştıran şeydir aslında.

bu yüzdendir ki zor günler geçiren,zor dönemler atlatmış, kayıplar vermiş insanlar, eğer hala ayaktalar ise kolay kolay yıkılmaz, etkilenmezler körpe acılardan.

üzerine kurulmuş felsefi bir okul da vardır bu düşüncenin stoa isminde.

şöyle güzel bir de sözleri vardır bu stoacıların;

"hayatın tamamı göz yaşları için ağlarken, kısımlarına ağlamak niye."
lucius annaeus seneca
devamını gör...

john archibal wheeler'ın, çift yarık deneyindeki gözlemci etkisinin ne derece önemli olabileceğini anlamak adına yapılmasını önerdiği deney. bu işlere merakı olanların, konuyu daha iyi anlamak adına öncelikle çift yarık deneyi hakkında biraz bilgi edinmesi yararlı olacaktır.

*****

bu çok uzun bir entry olacak. baştan uyarayım sizleri. bana sövmeyiniz, benim bir suçum yok.

önce gecikmiş seçim deneyinden biraz bahsedeyim.

çift yarık deneyinde, elektronun geçtiği yarığı anlamak için bu yarıkların önüne bir ölçüm aleti koyulmuştu. gecikmiş seçim deneyinde bu alet, elektronun nihai durağı olan perdenin arkasına koyulmuş. yani elektron, hangi yarıktan geçeceğinin seçimini yapıp geçtikten ve perdeye düştükten, bir anlamda iş işten geçtikten sonra gözlenecekmiş. bu durumda olması beklenen şey, gözlemci etkisinden arındırılmış bir sonuç görmek çünkü gözlemci devreye, her şey olup bittikten sonra girecek.

beklentimiz 2 ihtimal üzerine kurulu: ya elektron, geçeceği yarığın seçimini etkilemeyecek bir noktada bulunan gözlemcinin varlığından etkilenmeyecek ve dalga deseni gösterecek ya da her şeye rağmen gözlemcinin varlığından etkilenip parçacık, yani kümelenme deseni gösterecek.

normal şartlarda beklentimiz 2. ihtimalin gerçekleşmesi çünkü yukarıda da dediğim gibi, gözlemci olaya dahil olmamış ve elektronun hangi yarıktan geçeceği bilgisini etkilememiş olmalı. ancak deney yapılınca görülüyor ki, elektron seçimini yapıp herhangi bir yarıktan geçtikten çok daha sonraki bir noktada bulunan gözlemciden etkileniyor.

gözlemciden etkilenen elektron, geçmişte yaptığı seçimi mi değiştirdi? ya da farklı bir şekilde sorarsak, gözlem yaptığımızda elektronun geçmişini değiştirebiliyor muyuz?

*****

bu soru, fizikçilerin "ne yapalım? cevabını bulamadık." diyerek peşini bırakacağı türden bir soru değil. bu nedenle konu hakkında deneylere devam ediyorlar ve bu kez farklı bir deney düzeneği ile şanslarını deniyorlar.

burada gerçekten bazılarınıza gereksiz gelebilecek kadar detaya girerek deneyi anlatacağım. bu kısmı (5 yıldızla başlayan diğer bölüme geçerek) atlamak isteyebilirsiniz ama türkçe kaynak bulamayıp da konuyu merak edenlerin işine yarayacak diye düşünüyorum.

önce şu resmi biraz inceleyip, anlatacaklarımı buradan takip ediniz:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


- elimizde bir lazer var. a ve b yarıklarının bir tarafına bu lazeri koyuyoruz. bir de kristalimiz var, o da yarıkların diğer tarafında. lazerden gelen ışığı, yani fotonları kuantum dolanıklık ilkesine göre dolanık ikiz fotonlar haline getiriyor. bu dolanık ikizlerin hangi yarıktan geçtiğini gözlemci bilmiyor.

- herhangi bir yarığı seçerek gelen ikizler, glan-thompson prizmasından geçerken birbirinden ayrılıyor ve farklı yönlere gidiyorlar. gittikleri yerlerde bulunan dedektörler sayesinde, perde üzerinde oluşturacakları deseni izleyebiliyoruz.

şeklin en üstünde bulunan d0 dedektörüne gelen bir fotonu düşünün ve yarıklardan çıkan mavi ve pembe çizgileri takip edin. bu dedektöre, her iki yarıktan da foton gelebileceğini gördünüz. yani biz bu dedektöre gelen fotonun hangi yarıktan geldiğini bilemiyoruz. bu durumda perdede görmemiz gereken desen (çift yarık deneyinden biliyoruz ki) bir girişim deseni.

şimdilik bu bilgi aklınızın bir kenarında beklesin.

**

- prizmadan geçtikten sonra ayrılan ikizlerden yukarıdaki d0 dedektörüne gitmeyenler, alt yolu takip edecek demektir. yani bu kez önce ps prizmasından geçecekler. bu prizmaya gelen her foton da yine farklı 2 yoldan birini izleyecek. resimde pembe ve mavi çizgileri takip ederek görebilirsiniz.

sa ve sb olarak gösterdiğim şekiller birer yarı ayna. bunlara gelen fotonlar yansıyabilir de, içinden geçebilir de. %50 ihtimal var yani bu iki durum için. o nedenle 2 ihtimali de ayrı ayrı incelememiz gerekecek.

biliyorum çok karışık ama dayanın arkadaşlar! işin yarısını bitirdik.

1. ihtimal: sb yarı aynasına gelen fotonlar

şekilden takibe devam... bunlar eğer yarı aynadan yansırsa resimdeki büyük b ile gösterilen alttaki dedektöre, yarı aynadan geçerse mb olarak gösterilen tam yansıtıcı yüzeye gelecekler.

2. ihtimal: sa yarı aynasına gelen fotonlar

bunlar yarı aynadan yansırsa büyük a ile gösterilen dedektöre, yarı aynadan geçerse ma olarak gösterilen tam yansıtıcı yüzeye gelecekler.

**

şimdilik tam yansıtıcı yüzeyleri bir kenara bırakalım ve dedektörlere gelmesi ihtimali olan fotonları konuşalım. büyük a ve büyük b dedektörlerine gelen fotonların izleyeceği yolu resimden takip ederseniz şunu göreceksiniz: büyük a dedektörüne gelen fotonlar ancak a yarığından ve büyük b dedektörüne gelecek fotonlar ancak b yarığından geliyor olabilir. bu durumda biz artık hangi dedektöre hangi yoldan geldiklerini bildiğimiz, yani gözlemci etkisini devreye dolaylı da olsa soktuğumuz için, bu fotonların perdede oluşturacağı desen (yine çift yarık deneyinden biliyoruz ki) kümelenme deseni olmalı.

yansıma ihtimallerinden çıkan sonuç bu ama işin bir de yarı aynalardan geçen fotonlarla ilgili kısmı var. ona az sonra geleceğiz.

**

şimdi işlerin karıştığı ve amiyane tabirle zurnanın zırt dediği yere geldik.

en başta d0 dedektörüne giden ikizimizi hatırlayın. bu ikiz girişim deseni oluşturacaktı. büyük a ve büyük b dedektörlerinden birine düşen ikizleri ise kümelenme deseni oluşturacaktı, değil mi? ama öyle olmuyor. ikiz fotonlar, kuantum dolanık oldukları için birbirlerinin davranışından anında etkileniyorlar. d0 dedektörüne giden fotonlar, beklenenin aksine kümelenme deseni oluşturuyor. oysa o dedektöre giden yol çok daha kısa. yani hedefe önce ulaşan ikiz, sonra ulaşanın davranışından etkilenerek desenini değiştiriyor.

error veren varsa, anlayışla karşılarım.

devam ediyoruz. tuhaflıklar henüz bitmedi.

**

az önce yarı aynalardan yansıyan ikizler hakkında konuşmuştuk. şimdi gelelim yarı aynalardan geçerek yola devam edenlere.

yine resimden takip edelim. ma ve mb'nin tam yansıtıcı yüzey olduğunu söylemiştim. yalnız şekilden gördüğünüz gibi bunlardan yansıyan tüm fotonlar ortak yarı ayna olan sc'ye geliyor. bu bir yarı ayna olduğundan, fotonlar yine %50 ihtimalle yansıyacak ya da dosdoğru geçip gidecekler. burada yansıyan fotonlar büyük d, geçenler ise büyük c dedektörüne düşecek.

fakat şimdi şekildeki mavi ve pembe çizgileri izlemeye devam ederseniz göreceksiniz ki, buraya kadar hangi yarıktan geldikleri belli olan fotonların geldiği yolu yine kaybettik çünkü burada öyle bir düzenek var ki hangi yüzeyden nasıl geldikleri yine birbirine karışıyor. o halde başından beri dediğimiz gibi, perdede bir girişim deseni bekliyoruz.

bu son iki dedektöre (büyük c ve d) kuantum silgisi deniyor. bunlara ulaşan fotonların, yarıktan ilk geçişlerinde prizmayla ayrılarak d0'a giden ikizlerinin de bunlardan etkilenerek girişim deseni oluşturmasını bekliyoruz. bu son 2 dedektör, yani kuantum silgileri, fotonların geldikleri yol hakkındaki bilgiyi sildiler.

*****

fizikçiler, dolanık foton çiftinin bir üyesinin, diğerinin geçmişini etkileyip etkilemediğini uzun zamandır tartışıyor. aslına bakarsanız şaşırtıcı görünse de bir açıklaması var. 2 dedektörde oluşan desenleri üst üste bindirip diğer 2 dedektöre de aynı tarife uygulandıktan sonra bunları kıyasladığınızda, aynı deseni verdiklerini görüyorsunuz. yani toplam sonuç, çift yarık deneyindeki sonuçlar aslında aynı.

şahsi yorumum şöyle: dolanık fotonlar kullanılmasını ve bu fotonlar için zaman kavramının bizimki gibi olmadığı gerçeğini düşünürsek, çıkan sonuç belki de şaşırtıcı değil. zira biz dedektöre hangisi önce, hangisi sonra geldi tartışması yaparken, belki de fotonlar için önce-sonra kavramınınbu kadar ufak ölçekteyken bir anlamı yoktur. zira onlar ışık hızında hareket ediyor ve bildiğimiz anlamdaki zaman onlar için duruyor. sonuç olarak dedektörler arasındaki mesafe bizim için fark ediyor ama sonsuz uzun bir mesafe değil ve ışık için hiçbir anlam ifade etmiyor olabilir.
devamını gör...

iran sinemasının en popüler yönetmenlerinden, jodaeiye nader az simin*, forushande*, darbareye elly* gibi akademi ve altın küre de dahil olmak üzere çok sayıda ödüllü filme imza atmış asghar farhadi'nin yeni filmi. globalde a hero ismiyle görücüye çıkacak ve türkiye vizyon tarihi 7 ocak!

sinopsisinden anladığımız kadarıyla bir tutuklu hikayesi ghahreman. başrolün bir kahramandan, haksızlığa uğrayıp cezaevinde sonlanan dramatik hikayesini konu alıyor film. cannes film festivali’nde grand prix'e layık görüldüğünden ve 2022 yılına damga vuracak işlerden biri olması muhtemel bir potansiyeli olduğundan söz edelim ancak benim açımdan açıkçası en önemlisi farhadi gibi bir yönetmenin, orijinal dilde ve bölgede bir hapishane filmi yazmış ve çekmiş olmasının çekiciliği... bunun haricinde son dönemde sinematografik olarak pek de doyurulamayan dram filmi eksiğimizi kapatacağını düşündüğüm için çok heyecanlıyım ben kendi adıma. sahiden son 2 yılda şöyle dişe dokunur bir dram işi izleyen varsa beri gelebilir mi? tamam pandemi falan, ama çeken çekti abilerim ablalarım, hep aksiyon, hep bilim/fantastik kurgu. neden yahu neden? seviyoruz tamam, hepsi bebeklerim ama iyi işlenmiş dram filmini mumla arar olduk son dönemlerde. bulduk mu pamuklara falan sarasımız gelmiyor mu? neyse tamam çok uzatmayayım. sonuç olarak buralar değerlenir.
fragmanı da bırakayım şuraya
devamını gör...

cesaret ister, risk almalısınız. ama yapmayı istediğiniz bir şeyse herkese ve her şeye rağmen sonu güzel olur. yeter ki o ilk adımı atın, sonra koşmaya başlayacaksınız.
devamını gör...

o kadar üzüldüysen (bkz: askıda sütyen) kampanyası başlat demek istediğim yazarın hüzünçlü başlığı.
yok ya trollüğün de kalitelisi çekiliyor.
devamını gör...

ölen kişinin kabartmalarının bulunduğu, kişi hakkında bilgi veren ve bu sayede önemli bir tarihi kaynak olan mezar taşları.
genelde ölen kişileri anlatan mezar stellerinin, evcil hayvanlar için sahipleri tarafından yaptırılmış olduğunu gösteren ilginç örnekleri de var. istanbul arkeoloji müzesi'nde gördüğüm ve kalbimi eriten, m.s. 3. yüzyılda yaşamış olan köpek parthenope'nin mezar stelini eklemeye geldim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stelin üzerinde şunlar yazıyor:

birlikte oynadığı köpek parthenope'yi sahibi gömdü,
bu mutluluğun teşekkürü olarak,
(karşılıklı) sevginin ödülü vardır,
örneğin bu köpek için olduğu gibi:

sahibimiz dostu olup bu mezarı hakettim:
buna bakarak, hem seni hayattayken
sevmeye hazır hem de (ölünce) naaşına özen gösterecek faydalı bir dost bul.

devamını gör...

yokuşta arabayı geri vitese almayı unutup araba kaymasın diye gaza yüklenip gecekondu evin salonuna arabayla girmem ile sonuçlanan bir dalgınlık..
dalgınlığın süksesi kadar ev sahibin tavrı da bir o kadar sükselidir..
dayı senin masrafın ne kadar diye sorduğumda (araba komple salonda idi iki koca duvar pert olmuştu) "evin masrafını boşver yeğenim ben arabaya üzüldüm" demişti..
arabayı merak edenlere 2012 qashqai..
böyle bir dalgınlık ve o dalgınlığın getirdiği anısıydı işte..
devamını gör...

sanane ya sa-na-ne? kendisi üstüne vazife olmayan şeylere karisabilir, sırf bu sebepten ötürü karşısındaki kişiyi dövebilir ama kendi kararlarını verebilecek, özgür bir birey kısa şort giyemez öyle mi?ne diyebilirim ki dostlar?
devamını gör...

bu iş iyiden iyiye yılan hikayesine döndü artık, konuyla ilgili her ülkeden farklı açıklamalar geliyor. eğer aşı gerçekten brezilya'nın açıkladığı gibi %50.38 etkinlik değerine sahipse bunun kumardan hiçbir farkı yok. annemin ev yoğurdu da beni virüse karşı bu kadar koruyordur muhtemelen. *
devamını gör...

şeyma
devamını gör...

modern makro ekonominin kurucusudur.
devamını gör...

(bkz: lobotomi) ameliyatlarını gerçekleştiren bilim insanı olarak tarihteki tozlu sayfaların arasında yer bulmuştur kendisine. bir buz kıracağı bir çekiç ile gerçekleşen bu ameliyatlarda tüyleri diken diken eden nokta hastanın bilincinin açık olmasıdır. fakat freeman oldukça başarılı olmuştur. tıbbi bilgisi olmamasına rağmen kadavra ve gerçek hastalar üzerinde deneme yanılma yöntemiyle deneyini gerçekleştirmiştir. bu deney ; prefrontal korteks denilen bölgesinde yatan acı, korku, endişe, uykusuzluk gibi duyguların motor sinirlerinin bulunduğu bu bölgeye verilecek bir zarar'ın kişiyi o duygulardan kurtararak arınmasını sağlamıştır.
bir keşif düşünün etik olmayan yollarla yapılıyor ve sonucu kestirilemeyen bir olasılık doğuruyor. hastaların felç kalma ve fiziksel kalıcı hasar alma durumu söz konusu. hastaların çaresizliği fotoğraflara yansımış. psikiyatrist'e bilime katkı sağladığı için nobel ödülü verilmiş fakat aşağıdaki resimde de anlaşılacağı üzere etik olmayan ameliyat şekli için ödülü geri alınmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim