anıtkabir'e mabed diyen, kemalizm'e din diyenler bir insanı sevip saymanın sadece metafizik ve ruhani olduğunu sanarlar. sanki türbelerden, şeyhlerden ev,iş,eş,para isteyen başkaları. rabıta ve şefaatçilik kula kulluk değil midir? önce bunun hesabını veriniz. biz atatürk'ten cennette şaraplar, nuriler istemiyoruz biz atatürk'ün mezarına da anıtkabir'e de sizin zihniyetinize çomak sokmak, hala medeni bir türk ülkesinde yaşadığımızı hatırlamak ve hatırlatmak için gidiyoruz. al sana komünist ateistlerin lenin ve mao için yaptıkları. lenin'in mumyası için yılda 500 bin dolar harcanıyor. ve hala mumyası açıkta sergileniyor. bazı insanlar özeldir ve hayatını bir ideal uğruna harcarlar o idealin sevenleri o insanların mezarına da gider mumyasını da yaptırır. çünkü anılar güzeldir. bazı şeyler güzel hissettirir

images.app.goo.gl/wYj44cfQy...
images.app.goo.gl/D33jaoMMc...
images.app.goo.gl/WYETP6VL2...
edit: #549625 bu da burada dursun bakalım din miymiş değil miymiş?
devamını gör...

aha başladık.

3 günlük huzur battı di mi? başlayın burayı da kirletmeye. inşallah moderatörler moderatörlük yapar. n'olur yapsın çünkü.

tanım da yapayım şey olmasın : kişinin kendi iradesinin tezahürüdür.
devamını gör...

3 sene önce eşimle birlikte dişimizi tırnağımıza taktık, varımızı yoğumuzu ortaya koyup, uğruna günde 12 saat çalıştık (şaka değil, yasal da değil, beyaz yaka da maalesef bu şartlarda ülkemizde) ve bir ev aldık, kredisinin yarısını ödedik devamını da hala ödüyoruz. bu kredi varken bakamayız diye çocuk bile yapmadık. komşularımızla çok mutlu olduğumuz, kendisini çok sevdiğimiz bir evimiz var. yurt dışı imkanları karşımıza çıksa dahi burada mutluyuz deyip bir yere kımıldamadık.

şimdi evimizin 100 m yanında bulunan 10 senelik okul bilmediğimiz bir nedenle (!) yıkıldı ve mülteci okulu yapılıyor. bu demek oluyor ki, yaşam tarzlarımız aynı olmayan insanlar kısa süre içinde buraya yerleşecekler. ve biz şimdi kendi aramızda ne yapalım? taşınalım mı? komşularımızı seviyoruz, burayı seviyoruz? yine de gitmeli miyiz bunu konuşuyoruz..

neden mi? çünkü mahallemizin çehresi değişecek, çünkü ben bugün giydiğim elbiseyi (zaten inanılmaz sakin ve ıssız olan bu yerde) giyemeyeceğim. korkacağım, bakışlardan rahatsız olacağım. çünkü biz istanbul'dan tam da bu sebeple taşındık. çünkü biz tam da bu sebeple bu semtte oturmak istedik. çünkü ben işten gecenin köründe döndüğümde evime huzurla gidebileyim istedik.

şimdi çok kafasız varmış sözlükte diyen arkadaşa sormak isterim, bir tane, 2 tane değil tüm semtin çehresini değiştirecek okul senin evinin yanına yapılsın ister miydin? şimdi yukarıda uzun uzun projeyi anlatan ve onlar zaten oradaydı, yoğun yaşadıkları yerlere yapılıyor diyen arkadaşa da belirtmek isterim. hayır! bizim semtte yoklar.. hem de hiç.. bu tamamen yerleştirme politikası. eğer bu okullarla bir adaptasyon planlansaydı bunu mevcut devlet okullarında yaparlardı. almanya'da sizce türk çocukları türk okuluna mı gidiyor? hayır, haftada bir gün türkçe dersi seçiyorlar benliklerini unutmamak için, o kadar. ayrıca medeni ülkelerde bir semt için böyle büyük adımlar atılırken mahalle sakinlerine sorulur, referandum yapılır bölgesel. öyle tepeden inme al yaptım senin de hayatın değişisin banane denmez.

istanbul'daki arkadaşlarımdan 3 tanesi geçtiğimiz ay yine yurt dışına gitti yaşamak için. bunların hepsi bu ülkenin yetiştirdiği emek ve para harcayıp bir yere getirdiği ve tam da ülkeye en çok katkı sağlayacak zamanı gelen insanlar. gittiler.. neden mi? 3'ününki de ekonomik değil. artık burda yaşayamıyoruz, sahile inemiyoruz yolda bile yürünmüyor. 5 kişiden biri türkçe konuşmuyor burda, rahat değiliz dedikleri için..

37 yaşındayım.. mühendisim.. 11 senedir bir konuda uzmanlaştım. 2 yabancı dilim var. eşim de benzer. ve biz bugün, burada kendi insanımızla yaşamayı sevdiğimiz, buranın güzelliklerine duyduğumuz hayranlık ve etrafımızda çocukken bizimle aynı çizgi filmi izlemiş aynı şeylere gülebildiğimiz insanlar olsun diye zamanında çalışmak için gitmeyi düşünmediğimiz ülkeleri şimdi düşünmek zorunda kaldık.. birlikte yaşamak istemediğimiz mülteciler yüzünden, bize aynı tavırla bakacak ülkelere.. bin bir emekle aldığımız evimizin fiyatını dahi düşüren okul yüzünden... o yüzden kimse de bana şimdi gelip yok hamaset, yok bilmem ne demesin.
devamını gör...

bülent ablanızdan mesaj geldi:


(bkz: ablan kurban olsun sana)
devamını gör...

hayatımda tek bir şiir ezberledim merdivenler. #833569 ağır ağır ezberledim hiç üşenmedim.ben şiir sevmezdim ama ahmet haşim yaptı bana bir güzellik.
devamını gör...

clickbait haber gibi başlık.

okumam valla, sinir oluyorum. mucit gelip kulağıma fısıldarsa belki dinlerim, o da belki?
devamını gör...

biraz sorumluluk, biraz düşünce gücü, biraz mizah anlayışı yani her şeyden biraz bir şeyler gerektiren bir durumdur aslında. toplumda bir statü kazandırmasa bile, yazdığının okunduğunun bilinmesi, düşüncelerini birilerini duyurabilme fırsatının yakalanması nedeniyle aslında güzel bir şeydir. yine de kendini çok kaptırmamak lazım bu duruma. aksi takdirde durum psikolojiyi biraz zorluyor. gece yatağına girince sözlüğe yazacaklarını, yazabileceklerini düşünmeye başlıyorsun. bırak geceyi hayatına bariz giriyor sözlük kavramı, aranıyorsun ne yazsam, ne ilgi çeker, ne okunur diye. ciddi boyutlara ulaşması bunun asosyallikle sonuçlanabilecek durumlara sebebiyet verebiliyor. abartmamak gerek dediğim gibi durumu. ha nereden biliyorsun böyle olduğunu derseniz, kendimi inceledim, gözlemledim. ordan biliyorum. evet bu aralar iyi değilim. sözlükle bozdum kafayı. hayatta statüm ne olmuştur acaba? soru bu olmalı. sözlük statüsü önemli değil.
devamını gör...

akıl sağlığımı hayatımı idame ettirecek şekilde korumayı başardım.
devamını gör...

vatandaşlığını aldıktan bir yıl sonra severim böyle iklimi diyip döndüğüm ülkedir. ne tesadüf ki yakın zamanda bir kanada firmasının uzaktan çalışma esaslı bir projesinde yöneticilik yapmaya başladım, o yüzden şu sıralar beni geri çağırıyor hissine kapılıyorum.
- efsane soğuktur, soğuk yoksa rüzgar vardır. insanı da soğuk ve mesafelidir. tipik ingiliz yapay kibarlığını iliklerinize kadar hissedersiniz.
- akdeniz insanını ve yaşam tarzını sevenlerin pek mutlu olamayacağı ama kendi hayatında çok disiplinli, kurallı ilişkileri seven insanlar için idealdir. az biraz çabayla gelecek kaygısını hemen hiç yaşamayacağınız ülkedir..
- çok çalışıp zengin olma hayali kuranlar için doğru adres değildir. vergi oranları özellikle popüler eyaletlerde çok yüksektir. çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alır ve o vergiyi mutlaka alır. vergi kaçırma en büyük suçlardan biri kabul edilir ve sonuç direk hapis cezasıdır. amca, dayı kuralı işlemez. hakimler bağımsızdır.
- çalışanların resmi olarak yılda 2 hafta tatil hakkı vardır, ulusal günler noel derken max 19 güne çıkar. uzaktan çalışabileceğiniz bir işiniz varsa çok rahat edersiniz.
- hafta içi akşamları downtown bölgeleri sessizliğe bürünür. eğlence akşamları yalnızca cuma ve cumartesi'dir.
-sağlık hizmetleri ücretsizdir, keza üniversiteye kadar olan eğitim öğretim.

özetle kimine cennet kimine cehennem, kimine göre yalnızca nefes aldığınız bir başka toprak parçası. yaşamadan kimse bilemez.
devamını gör...

ac/dc'nin opus magnumu.
türünü daha iyi simgeleyen çok az şarkı vardır.

devamını gör...

"bize her yer trabzon" diyen yazardır.
edit
benimkisi istanbuldu şimdi izmir oldu.
trabzona daha çok var*

edit.
bu tanımı beğenen sayısı 6, favorileyen sayısı 1
bilmem anlatabildimmi?

edit.
maalesef bozuldu
devamını gör...

kuzguncuk bostanı'na bakan evi olduğunu düşündüğüm, buram buram mevsim meyvesi kokan, kafa dengi, takipçi ve yazar olarak sevilmeye, sayılmaya değer muhterem sözlükçü arkadaş.
devamını gör...

namıdiğer (bkz: saidi kürdi)'dir. kendisi hakkında en net gerçekleri hüseyin nihal atsız yazmıştır.

--- alıntı ---

mabetsiz şehrin ilk yemişi ticanilik, onun olup kurtlanmışı da nurculuk oldu.

nurculuk nedir?
gazetelerde ikide bir görülen nurcular, nur risalesi talebeleri kimdir? aralarında avamdan aydına kadar, mühendis, avukat ve doktora kadar her türlü adamın bulunduğu nurculuk,
“said-i nursi” adında cahil bir kürdün peşine takılmış cahil bir sürü, nur risalesi talebeleri de saîd-i nursî’nin o çetrefil ve cahil kürt türkçesiyle yazdığı risaleleri atom fiziği ve einstein nazariyesi okur gibi toplanıp okuyan bir yığın zavallıdır.

saîd-i nursî denilen adam, eskiden saîd-i kürd-î diye bir takım risaleler yayınlayan, türkçe bilmez, daha nokta ile virgülün nerede kullanılacağını bilmekten aciz, şafiîlik mezhebinden bir kürttür. mütareke yıllarında istanbul sokaklarında millî kürt kılığı ile dolaşarak caka yapmıştır. bu cakacı kürt kendisine “bedîüzzaman” demekte, müritleri de bu adı bir övünçmüş gibi kullanarak şeyhlerini bu adla ululamaktadır.

bedîüzzaman, “zamanın harikası” demektir. kürt said cidden zamanın harikasıdır. yirminci yüzyıl gibi bir zamanda bu bilgisizliği ve iptidailiği ile ortaya atılmakta gösterdiği pişkinlikle zamanın harikası, bundan daha fazla olarak da on binlerce, belki yüz binlerce türk’ü ardına takmakta gösterdiği başarıyla gerçekten zamanın bir harikasıdır.

zamanın bu harikası, bu kürt said, aslında bir kürt milliyetçisidir.
nasıl moskofçular türk milletini yıkmak için ortaya sosyal adalet ilkesiyle atılıyor, yoksulların davasını benimsemiş görünüyorlarsa, kürt said de ortaya müslümanlık ve kardeşlik çığırtkanlığı ile çıkıyor.

kürtçülük davasını açıkça güdemeyeceği için, türkçülüğü yıkacak ağuları müslümanlık ve nurculuk diye ileri sürüyor. müritlerine veya kendi tabiriyle risâle-i nur şakirtlerine evlenmeyi yasak ediyor. çünkü evlenip çocuk sahibi olurlarsa, o çocukların kötü ve dinsiz olma ihtimali varmış.

tabiî, dağdaki kürdün bu büyük ve ilâhî buyruktan haberi olamayacağı için, o evlenecek ve kürtler çoğalacak. herkesin sözüne inanan saf türkler ise, büyük mürşidin buyruğu ile evlenmeyecek, böylelikle türk soyu azalacak ve kürt şeyh said’in 1924’de yapamadığını, kürt molla said (yani bedîüzzaman) kırk yıl sonra yapmış olacak.

--- alıntı ---

kaynak: nurculuk denilen sayıklama nihal atsız
devamını gör...

bulmacayı sen mi çözüyorsun biz mi dedirten kişidir, bulmaca çözemeyip etrafındakilerle bir etkileşime girmiş ve bir yerden sonra herkesin bulmacayı çözmeye başlamasına vesile olan kişidir.
devamını gör...

ırk ve din üzerinden insan ayrımı yapmak bana çok alçakça geliyor. doğduğun coğrafya rastgele. dinin, dilin, ırkın, rengin rastgele. o ayırdığın, küçümsediğin insanlarin herhangi bir özgür iradesi yok bu konuda, seninde olmadigi gibi. o yüzden bi insanın boyuyla kilosuyla ağzıyla burnuyla alay edip onu küçük düşürmek ne kadar gereksizse insanların özgür iradesiyle seçmediği dini dili ve rengi de tartışma konusu olmamalıdır. evet din degistirebilirsin lakin yetiştirildiğin yer, toplum baskisi, buyudugun aile, arkadas cevren seni en cok din konusunda etkiler. bu nedenle burada özgür iradenin söz konusu olmadığını düşünmekteyim.
özgür iradenin genel olarak olmadığını düşünmekteyim gerçi bu bambaşka bir konu zaten.
devamını gör...

20 liralık çakma rayban efekti
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neden? zaten yapmak istediğimiz için, yapmak istediğimiz kadar yapıyoruz. bırakmak niye?

bazı sabahlar "bu dünya'ya zaten değmez. kirpiğim biraz daha uzamasın, yanağım biraz daha kızarmasın ne var ki?" diyorum, bazı sabahlarsa aynaya baktıkça gözümü alamayayım istiyorum. keyfime göre.

bırakmak yanlış bir tabir. makyaj başlanması veya bırakılması gereken bir şey değil çünkü.
devamını gör...

ne olursa olsun, her zaman, her yerde, her halükarda, her koşulda, her şekilde ayrı yazılır. örnek: "bir şey", "her şey", "herhangi bir şey", "herhangi her şey", "seni gidi tatlı şey".
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

friedrich’in portresi.

orijinali bu
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir yüzü genç, bir yüzü yaşlı olan iki yüzlü roma tanrısıdır. tapınağının kapıları savaş zamanında açık, barışta ise kapalı durur. ingilizce ocak ayı anlamına gelen january sözcüğü bu tanrı'nın adından türemiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim