bir tanımımın üzerine kısa bir sohbetimiz oldu, analiz yeteneği gerçekten çok iyi. kendisini tanımıyorum ama bildiğim tek yönü bu olduğu için efsunlandım bu yüzden hahahahahahaha.
yeteneği ve kalemi daim olsun!
devamını gör...

savaşı soğutan yeniçeri askeridir. öyle hararetli bir durumda bu nasıl aklına geldi acaba diye düşündürür.
devamını gör...

beyaz perdede ilk psikoloji temalı film 1906 yılında çekildi. psikoloji ile alakalı ne kadar yerli ve yabancı film olduğunu tahmin edersinir sanırım. şurada zevkle izleyeceğiniz bir kaç tanesini sunayım...
devamını gör...

orsalesta anafor'un sorduğu #618058
sulu sepken'in cevapladığı #618607 başlık.
şok oldum resmen! böyle iki güzel tanımla karşılaşacağım aklımın ucundan geçmemişti!
devamını gör...

dünya haritasında gördüğümde hep merak ettiğim, dünyanın kutuplara en yakın noktalarından birinde bulunan yakutistan'ın başkentidir.
devamını gör...

futbol sevdiği halde başlık açmayan sevgili yazarlarımız sayesindedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyada en çok içilen içecektir. dünyada petrolden sonra en çok ihracat yapan üründür. evet, bir çekirdeğin tozu dünyada en çok ihraç edilen üründür.

benim enerjimi ihtiyacımı sağlayan fosil yakıtımdır. yorgun geçen gününün ödülü, gecelerin ertesi gün hapıdır.
devamını gör...

rusya'da yaşayan, azerbaycan asıllı ikiz kardeşlerin kurduğu müzik grubunun ismidir.
müthiş bir sese ve şarkılara sahip olduklarını düşünüyorum.

mesela şu şarkıları çok güzel:


şu da:


ve şu da:
devamını gör...

hayde vire kısmına hayde vira ile eşlik etmek için buradayız.

hayde !
devamını gör...

eskiden ne bulursa biriktiren ben, şimdi
yasadigim mutlu anlari bile hafızamda tutmaya çalışmıyorum. benim için geçmiş üzücüdür. güzelse bittiği için, kötüyse yaşandığı için.
devamını gör...

stapelia (leş kaktüsü), anavatanı afrika ve asyadır. leopar desenli, yana doğru dikenli ama dikeni batmayan, kaktüs çeşididir. direk güneş ışığı almayan aydınlık ortamda olmalıdır.

%75 torf, %25 kumlu(kum, toprağın fazla suyunu alır) toprak kullanılmalıdır.
5.5 cm lik saksıda toprağın en altında taş, kum ve pomza olmalıdır.yayvan alçak saksı olmalı ve bitkinin büyüme durumuna göre saksı ve toprak değişimi 2 yılda bir yapılmalıdır. toprağın nem durumuna bakılıp ona göre sulama yapılmalıdır. fazla su da bitki çürür.

çiçekleri yıldız şeklindedir. yaz boyu çiçek açar. çiçeklerin kokusu kötü olduğundan sinekleri kendine çekerek döllenmesini sağlar. (yani sinek sever bir bitkidir) gösterişli ama kötü kokulu olduğundan kokunun yayılmayacağı bir yere konulmalıdır.
buradan
devamını gör...

ankara'da metro ve ankaray duraklarında görülen gizemli reklam sloganı ve afişidir. siyah ve kırmızı'dan oluşan göz fotoğrafının üstünde "buraya bakarlar" yazar.

bunun reklam almak amacıyla yerleştirildiğini epey sonra öğrendim, uzun süre reklamın kendisi olduğunu ve gizli bir şey anlatmaya çalıştığını sanıyordum. acayip.
devamını gör...

tanrı sessiz değil sen sağır olabilirsin yahut kulaklarını kapattın.
etrafındaki insanların sesi, rüzgarla hareket eden ağacın hışırtısı, sokaktaki kedinin miyavlaması, cırcır böceğinin bazen çıldırtan sesi, kuşların cıvıltısı... bunların hepsi esasında tanrı'nın sesidir. senin bunlardan neyi, ne kadar duyduğuna, anladığına bağlıdır tanrı ile iletişimin.
tanrı her yerde. yaptığın iyilikte de yanında kötülükte de. tanrı hepimizin içinde.
bendenizin fikirleri bu yönde.
devamını gör...

dünyanın çıkacak çivisi bile kalmadı artık, bu haberle bir kez daha görmüş oldum.
devamını gör...

nicki beni hüzünlendiren ve penguenlere ayrı bir ilgisi olan tatlı mı tatlı yazar.

başlıklara cuk oturan karikatürleri de unutmayalım.*

seviyoruz efendim.*
devamını gör...

sen aydınlatırsın geceyi (film) isimli filmin çekildiği manisa ilçesidir. yönetmen onur ünlü, "akhisar öyle berbat bir yer ki her sokakta ayrı intihar etmek, her elektrik direğine yeniden kendini asmak istiyorsun." söyleminde bulunmuş.
devamını gör...

(bkz: profilage)
devamını gör...

teşekkürler yoldaş benjamin franklin.
güzel paylaşımlar bekliyoruz yazarlardan.
devamını gör...

nasıl yaşarsak yaşayalım, ömrümüzü neye harcarsak harcayalım; kazanıp kaybettiklerimizin bile hiçbir önemi olmaksızın, hepimizin aklında aklımız ermeye başladığı andan bilincimizi sonsuz bir girdabın içine bırakacağımız ana kadar hep aynı soru dönüp dolaşır : nasıl ve ne zaman öleceğim?

bazılarının kendine göre bir cevabı vardır aslında, bazıları bu konuyu zihninin soğuk ve rüzgarlı koridorlarında hapsetmeye çalışır, kimileriyse sanki lokman hekimin bulup da kaybettiği ya da bize kaybettiğini söylediği ölmezotunu bulmuş gibi davranıp ölüm fikrini ciddiye almamak için uğraşır durur.
aslında bildiğimiz şey şu: hepimiz bir gün, bir şekilde öleceğiz. bunun nasıl olacağı zola’nın bu kitapta anlattığı kadarıyla biraz sosyo-ekonomik durumumuzla ilgili.

bize ölüm hikayeleri anlatmış zola bu küçük öykü kitabında. küçük dediğime bakmayın siz, yerinden kalkmaz bir kitap aslında, ne de olda içinde ölümü taşımakta ve herkes bilir ki ölümle yüzleşmek herkese ağır gelir. yine de tutarsızlıkların fink attığı zihnimin emirlerine uyarak kitaba küçük demeye devam edeceğim. bu küçük kitapta farklı ölüm hikayeleri var. kimi zaman zengin bir adamın ölümü, kimin zaman fukaralığın dibini görmüş bir ailenin küçük oğlunun ölümü. her hikayede yazar elini uzatıp bize dokunuyor gibi. o kadar gerçek hikayeler bunlar. özelikle dördüncü hikayeye dikkat etmenizi öneririm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim