ısrarlı cahillere laf anlatmak. artık tamam sen haklısın demeyi tercih ediyorum.
devamını gör...

uzun vadede kişiyi itici yapan özellik.

insanlar, özellikle de türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler, yanlarında sürekli olarak "mızmızlanan" kişiler görmek istemez. bir yere kadar "yardımcı olayım, derdini dinleyeyim, sorununu çözeyim" dediğiniz kişi, gün gelir kaçtığınız kişi haline gelir. o yüzden arada bir herkesin başına gelen dertlenme, dert anlatma durumları aşırıya kaçıp bağımlılık yaptığında, çevrenizdekileri de yavaş yavaş uzaklaştırır sizden.

ancak bu bataklığa da, yine türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler saplanır. yani bir nevi paradokstur bu durum.

bazıları bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, doğal olarak bunalmaktan başka şey yapamazlar. bazıları da bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, bunalımlarına bir de etrafındakilerin bunalımını eklemek istemez.
devamını gör...

dünü düşünmemek.
yarına bel bağlamamak.
zalimle yoldaş olmamak.

haa bir de, gereken yerde lafını esirgememek. stres olmamanın en büyük hacki; seni stres yapmadan önce, stres yapanı strese sokmaktır.
devamını gör...

keşke daha fazlası yazsa da daha fazla fovorilesem düşüncesidir.
devamını gör...

“beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. tedirgin etme beni. bu sefer geride bir şey bırakmadım. tasımı tarağımı topladım geldim. neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. beni uyandır.”
― oğuz atay, tutunamayanlar

başka da bişey demeye gerek yok gibi.
devamını gör...

gökhan kırdar-yerine sevemem.
devamını gör...

makinaya atılan çorapların tekinin kaybolması.
devamını gör...

anne.
devamını gör...

elimde olan imkanlar dahilinde çıkıp balkona oturuyorum. hafif serin de zaten hava. gökyüzünü seyrediyorum.. hafif müzik çalıyor.. ama içeri geçtim şimdi. hasta olmazsam iyidir.
devamını gör...

star wars piyasaya çıktığında fransa'da hâlâ giyotinle infaz yöntemi kullanılıyordu. filmin çıktığı tarihte bu ceza son kez uygulanmış ve tamamen bitmiş olsa da...
devamını gör...

hoşçakalın arkadaşlar.. memelerini daha doğrusu kalbini kırdığım birileri varsa affola.

iyi bakın kendinize, hayat karşınıza hoş detaylar eklesin.

sağlıcakla.
devamını gör...

senin paran orada geçmez be süleyman.
devamını gör...

mükemmelim. evet.
devamını gör...

çok kırıldığım halde hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorum.
hatta "yok bee buna takılır mı insan hiç" falan diyebiliyorum.*
devamını gör...

domuzlar - yöneticiler....
devamını gör...

(bkz: gustave courbet)
devamını gör...

bir şeyler olacağını ya da biteceğini düşünmektendir. daha önce mutlu olan bir kimse hevesini mutluluğunu kursağında kalmışlıkla bağdaştırdığından her zaman tam anlamıyla mutlu olamaz.
devamını gör...

birleşik krallık menşeili, ülkemizdeki temizlik programlarının uzaktan atası (anası değil çünkü fark çok. hani homo habilis homo sapiens farkı gibi. homo habilisin ilk insan olduğunu da first homo yazarak öğrendim sevgili yazar.bilgili taklidi yapamayacağım).

efendim birleşik krallık gelişmiş bir ülke olduğundan yaşlı popülasyona sahip bir nüfus ve yalnız olanları da çok. ingilizler soğuk değil mi ama yea demeyin çünkü yanlış stereotip. özellikle kuzey tarafındakiler yani kuzey ingilizlerler çok samimidirler. öyle ki sheffield da hi love how are you love gibi cümleleri gün içinde cinsiyet fark etmeksizin kullanırlardı. tramvay beklerken yanımda benimle sohbet açan tatlı nineler bile vardı. neyse konuyu uzatmayayım yaşlılar yalnız olunca bakımsızlık bir problem olabiliyor. yine travma geçirmiş insanlar ya da mizacı temizlememeye yatkın insanlar da olabiliyor. bunun bir ayrı ucu evleri kovid öncesi dönemle bile kaç defa cifleyen işi abartan bir kesim de var.

programda bunun bilincinde olarak çok temizliğe yatkın olan ekstrem tarafa şehri ve evleri temizlettiriyor. bunun amacı kendilerine obsesif kompulsif temizleyiciyim diyen kişilere aslında bu kadara da gerek yok u aşılamak (bu arada her önüne gelen programda benimki ocd diyor ama çok öyleler mi problemleri farklı mı bence net değil. bazıları daha ciddi bazıları daha hafif seyrediyor gibi çünkü. tek bildiğim psikolog psikiyatrla görüşmemiş izlenimi veriliyordu sanırım genelde). aynı şekilde kendini bırakmış insanlara da temizlik önerileri gelsin biraz bir fikir alışverişi olsun prensibi var.

programın amacı tabii ki terapi tedavi değil ama iki tarafta kendi hikayesini anlatıyor ve bu deneyimden öğrendiklerini açıklıyor. kısaca bir izleyen olarak ülkenin toplumsal sorunu hakkında ve insanların düşünce şekilleri açısından faydalar sağlayan bir program oluyor. eğlence programı nihayetinde ama düşündürüyor. ağır yaşamlardakinden farklı olarak travmamın sonucu olarak böyleyim gibi biraz bahaneye de kaçan bir düşünceyi gözlemlemedim. yani bazı katılanlar ya gerçeklikten çok uzaklaşmış oluyorlar ya da ip bir noktada kopuyor ve kayboluyorlar. bu demek değil ki katılanlar bilinçli. katılanların çoğu yani hem çok titiz olan hem de dağınık olan karşı tarafı yadırgıyor ve ah beni kurtarın gibi bir halde olmuyorlar.

anlayacağınız çok derin bir içerik olmasa da güzel mesajları da barındıran bir program.

ülkemizde orijinalini önce tlc de yayınladılar sanırım. sonrasında bu programın direkt uyarlaması geldi ama ya böyle hikayeler çok yoktu ya da senaristler ingiliz senaristler (bilmiyorum var mı) kadar başarılı olamadılar ve bir şekilde tutmadı. sonuçta evler bir bu programdaki kadar felaket değildi ve daha çok öğrenci evleriydi sanırım. yarışmacılar da çok temizlik takıntılı değillerdi sanırım. bu programda aradan tek sıyrılan kadir ezildi oldu. o da fox tv ye geçince ilk programında konsept baya değişti ve tanınmaz hale geldi neredeyse. yani her gün puanlama olan bir haftalık yarışmaaya dönüştü ve o bak bu evde yaşayan kişi şudur bu kişinin başından şunlar şunlar geçti kısmı iyice silindi ( ilk tlc uyarlamasında da çok derinliğe girilmemişti ama evin sahibi gözüküyordu diye aklımda kalmış). en son halinde en hamarat benim e döndü konsept ve artık insanlar benim evim en temiz üstüne en lezzetli yemeği de ben yaparıma evrildi.

yani bu tarz programlarda elbette ah neden evrildi neden bu dejenerasyon diye sorgulamalara girmek abes çünkü programların kaygısı reyting ve her sezon içerikte değiştirilsin deniliyor. ondan sonra zuhal topal ya da x kişisi kanal değiştiriyor onun saatini kim dolduracak derken içerik değişebiliyor. bu arada kadir ezildi gerçekten reality show tadında programları sunmak için biçilmiş kaftan ve çerezlik olarak en hamarat benim yine arada izlenilir. ama türkiyedeki programları ve ingiliz programlarını karşılaştırınca millet olarak düşünce yapımızdaki boşluk dikkat çekiyor. bir taraf eğlendirirken azıcık da düşünsün diyor bir tarafta ev hanımlarının kafası dolsun izlesin beni yeter diyor.
devamını gör...

matematiğin gelişmesinin en büyük nedeni fizik ve astronomidir. bir binayı yaparken, dünya’nın ay’a olan uzaklığını hesaplamaya çalışırken gelişmiştir.
matematiğin kelime anlamı, antik yunanca grekçe: matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve bilirim anlamına gelmektedir. daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen grekçe: μάθημα (máthema) kelimesinden türemiştir. grekçe: μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. osmanlı türkçesinde ise "riyaziye"* denilmiştir. matematik kelimesi türkçeye fransızca fransızca: mathématique kelimesinden gelmiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aynen bu şekilde..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim