hayatta bir kez olsun yapmak istenilen meslek
pilot olmak isterdim. bi kereliğine de olsa bulutların üstüne çıkmak, uçağa bindiğimizde duyduğumuz “merhaba ben kaptan pilotunuz...” diye açıklama yapmak ve o anın tanıdı çıkarmak isterdim kesinlikle.*
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
akşamları yol kenarında beklerken gelen minibüsü görmek için gözlerimi kısmaktan çinlilere benzememe rağmen bizim minibüs olduğunu göremediğimden ve her minibüsü de tek tek durduramayacağım için durağa kadar yürümek zorunda kalıyorum.
bir ara ben niye yürüyorum ya deyip bineceğim minibüsü görünceye kadar her gelen minibüsü durduruyordum, sonra durdurduğum her minibüs gittikten iki dakika sonra bir kulak çınlaması hissedince tekrardan durağa yürümeye başladım.
bir ara ben niye yürüyorum ya deyip bineceğim minibüsü görünceye kadar her gelen minibüsü durduruyordum, sonra durdurduğum her minibüs gittikten iki dakika sonra bir kulak çınlaması hissedince tekrardan durağa yürümeye başladım.
devamını gör...
büyük iskender'in anadolu'yu iskender yemek için fethettiği iddiası
var olan iddiadır. istanbul üniversitesi dr. öğretim üyesi nafiz polat girgin bir makalesinde bu durumdan bahsetmiş.
"bir gün iskender komentonunda otururken generallerinden birisi "haşmetmeapları isterseniz sefere iznik tarafından başlayalım. sonra bursa eskişehir, ankara diye gireriz" iskender sakalını sıvazlayarak "neden bursa efendi?" der. adamcağız iskender'e "iskender diye bir yemek icat etmişler efendim. bir yiyen bir daha yiyormuş" der. genç alexandros "heyhat! bu ne cüret! bu ne densizlik rhenus! benden isim hakkı almadan benim ismimle yemek çıkarmışlar. nasıl bir yemek acaba? benim adımı vermeyi uygun görmüşer. yerinde tadım istiyorum atımı hazırlayın gidiyoruz"
bu hadiseden sonra iskender, bursa'yı alır ve bu yemeği merak ederek yer ve artık alışır ve her hafta gidip bursa'lı ustalardan
iskender yer. "
istanbul üniversitesi 1998 dr. girgin.
"bir gün iskender komentonunda otururken generallerinden birisi "haşmetmeapları isterseniz sefere iznik tarafından başlayalım. sonra bursa eskişehir, ankara diye gireriz" iskender sakalını sıvazlayarak "neden bursa efendi?" der. adamcağız iskender'e "iskender diye bir yemek icat etmişler efendim. bir yiyen bir daha yiyormuş" der. genç alexandros "heyhat! bu ne cüret! bu ne densizlik rhenus! benden isim hakkı almadan benim ismimle yemek çıkarmışlar. nasıl bir yemek acaba? benim adımı vermeyi uygun görmüşer. yerinde tadım istiyorum atımı hazırlayın gidiyoruz"
bu hadiseden sonra iskender, bursa'yı alır ve bu yemeği merak ederek yer ve artık alışır ve her hafta gidip bursa'lı ustalardan
iskender yer. "
istanbul üniversitesi 1998 dr. girgin.
devamını gör...
istanbul hatırası (ahmet ümit)
bir ahmet ümit kitabıdır.
ve bence çok başarılı bir kitaptır sadece verdiği tarihi bilgiler bile çok keyifli ve kıymetlidir.
eğer polisiye kitaplar okuyan bir kişiyseniz polisiye tarafı sizi doyurmayabilir ama arada sırada okuyorsanız çok memnun kalarak okursunuz.
kitap tamamen istanbulu seven hatta istanbula aşık bir yazarın elinden çıkmış. istanbul ve istanbul değerlerinin etrafında güzel bir kurgu dolaşıyor ve sizde severek okuyorsunuz.
zaten kitabın arka kısmında kaynak bölümünde ahmet ümit abinin okuduğu yararlandığı eserler verilmiş çok detaylı bir yazım süreci olduğu çok belli.
tek üzücü kısmı ise olayları erken çözmüş olmamdı. ben öyle sürekli polisiye okuyan birisi olmama rağmen olayı çözdüm. ulan balığa giden herifler neden masaya tuttukları balıkları getirmezler. orada direkt çözdüm mevzuyu.
ayrıca çok fazla tutarsız eksiklik vardı ama rahatsız olmadım.
profesyonel şekilde kitap mı okunur lan. herif adli tıpta çalışıyor almış okumuş kitabı bu niye böyle şu niye böyle diyor.
polisiye sevenlerin okuması gereken bir kitap keyifle okuyacaklarına eminim. ayrıca istanbul sevenler zaten kaçırmadan okumalıdır.
ve bence çok başarılı bir kitaptır sadece verdiği tarihi bilgiler bile çok keyifli ve kıymetlidir.
eğer polisiye kitaplar okuyan bir kişiyseniz polisiye tarafı sizi doyurmayabilir ama arada sırada okuyorsanız çok memnun kalarak okursunuz.
kitap tamamen istanbulu seven hatta istanbula aşık bir yazarın elinden çıkmış. istanbul ve istanbul değerlerinin etrafında güzel bir kurgu dolaşıyor ve sizde severek okuyorsunuz.
zaten kitabın arka kısmında kaynak bölümünde ahmet ümit abinin okuduğu yararlandığı eserler verilmiş çok detaylı bir yazım süreci olduğu çok belli.
tek üzücü kısmı ise olayları erken çözmüş olmamdı. ben öyle sürekli polisiye okuyan birisi olmama rağmen olayı çözdüm. ulan balığa giden herifler neden masaya tuttukları balıkları getirmezler. orada direkt çözdüm mevzuyu.
ayrıca çok fazla tutarsız eksiklik vardı ama rahatsız olmadım.
profesyonel şekilde kitap mı okunur lan. herif adli tıpta çalışıyor almış okumuş kitabı bu niye böyle şu niye böyle diyor.
polisiye sevenlerin okuması gereken bir kitap keyifle okuyacaklarına eminim. ayrıca istanbul sevenler zaten kaçırmadan okumalıdır.
devamını gör...
20'lik diş
bu arkadaş 16 yaşımdan beri azim ve inatla çıkmak için uğraştı ama yok böyle bir çaba. dile gelse konuşacak artık, nasıl uğraşıyo.
neyse, bu salak beceremedi çıkmayı. kaldı öyle yarısı içerde yarısı dışarda. diş fırçalarken görüyordum arada, vakur bir ifadesi vardı kıyamamıştım çektirmeye.
lanet bir ameliyat ve aynı şekilde devam 2 haftalık bir süreç sonunda kurtuldum. oh be ohh.
neyse, bu salak beceremedi çıkmayı. kaldı öyle yarısı içerde yarısı dışarda. diş fırçalarken görüyordum arada, vakur bir ifadesi vardı kıyamamıştım çektirmeye.
lanet bir ameliyat ve aynı şekilde devam 2 haftalık bir süreç sonunda kurtuldum. oh be ohh.
devamını gör...
normal sözlük sağlıklı yaşam kulübü
merhabaaa sevgili kafa sözlükkkk sakinleri*
sevgili quinn bu ara biraz yoğun olduğu için başkanlığı bırakması gerektiii. o gidince ben de canım amaterasu'yu yalnız bırakmayayım dedim ve başkanlığa atladım hemen.* kulübümüze katılmak istersenizz bana, amaterasu'ya ya da moderatörlere ulaşmanız yeterliiii.
ve unutmadan akşam saat 21:00'da (bkz: kafa sözlük sanat bilim kulübü) ile beraber "uyku" üzerine bir etkinliğimiz varr.
hepinizi beklerizzz.*
sevgili quinn bu ara biraz yoğun olduğu için başkanlığı bırakması gerektiii. o gidince ben de canım amaterasu'yu yalnız bırakmayayım dedim ve başkanlığa atladım hemen.* kulübümüze katılmak istersenizz bana, amaterasu'ya ya da moderatörlere ulaşmanız yeterliiii.
ve unutmadan akşam saat 21:00'da (bkz: kafa sözlük sanat bilim kulübü) ile beraber "uyku" üzerine bir etkinliğimiz varr.
hepinizi beklerizzz.*
devamını gör...
mesajı okuduğu halde cevap vermeyen yazar
hayatım koşturmaca içinde geçiyor fırsatım varsa o an dönüş yaparım. dönüş yapamıyorsam kesin acil bir işim çıkmıştır ki çıkar da...
bu aralar başımdaki acil işim:
araba motorunda mahsur kalmış orada iki gün ağladı. dünden beri de beni ağlatıyor, hiç ama hiç susmuyor. isteyen olursa üstüne 10 lira veriyorum. *

patisinin içine cam girmiş ameliyat edildi. on gündür de bununla uğraşıyorum. buna 50 lira veririm. alan kişi güçlü bir antibiyotikli krem alsın da çiziklerine karşı tedavi olsun. insanlik ölmedi. *
bu aralar başımdaki acil işim:
araba motorunda mahsur kalmış orada iki gün ağladı. dünden beri de beni ağlatıyor, hiç ama hiç susmuyor. isteyen olursa üstüne 10 lira veriyorum. *

patisinin içine cam girmiş ameliyat edildi. on gündür de bununla uğraşıyorum. buna 50 lira veririm. alan kişi güçlü bir antibiyotikli krem alsın da çiziklerine karşı tedavi olsun. insanlik ölmedi. *
devamını gör...
tatlım tatlım
2017 yılında çekilmiş yönetmen ve senaristliğini yılmaz erdoğan'ın yaptığı romantik komedi filmidir.
haybeden gerçeküstü aşk'ın filme çevrilmiş halidir.
başrollerde,
aylin kontente
bülent emrah parlak
büşra pekin
çağlar çorumlu
fatih artman
gupse özay
serkan keskin
şebnem bozoklu
4 çiftin ilişki başlangıcı, gelişmesi ve bitmeye yaklaşmasını ele alıyor. ilişkilerin zorluklarına, benzerliklerine ve ayrılıklarına değiniyor. aslında değişik bir bakış açısı denebilir. zamanınız bolsa ve yahu ne izlesem derseniz izleyebilirsiniz. tabi romantik komedi türünü seviyorsanız yoksa hiç yaklaşmayın.
ben izlerken keyif almıştım açıkçası zaten komedi filmlerinden çok bir beklentim yok. bir iki güldürsün o ara kafamı başka şeylerle oyalasın yeter. genelde bu tarz filmleri canım sıkkınken açayım da oynasın modundayken izliyorum. ee beğenirsem ne ala. kadroyu seviyorum zaten ekip güzel. atom parçalansın bende bilgi sahibi olayım demiyorsanız izleyin. abi romantik komedi işte ya ne gibi bir beklentiniz var bilmiyorum ama açın bakın sarmadıysa kapatın.
bu arada filmin müziği ara ara dilime takılır. çok az bir bölümünü biliyor olmama rağmen saatlerce üzerime yapışır. müzik iyi müzik güzel müziğe laf yok.
iyi seyirler...
haybeden gerçeküstü aşk'ın filme çevrilmiş halidir.
başrollerde,
aylin kontente
bülent emrah parlak
büşra pekin
çağlar çorumlu
fatih artman
gupse özay
serkan keskin
şebnem bozoklu
4 çiftin ilişki başlangıcı, gelişmesi ve bitmeye yaklaşmasını ele alıyor. ilişkilerin zorluklarına, benzerliklerine ve ayrılıklarına değiniyor. aslında değişik bir bakış açısı denebilir. zamanınız bolsa ve yahu ne izlesem derseniz izleyebilirsiniz. tabi romantik komedi türünü seviyorsanız yoksa hiç yaklaşmayın.
ben izlerken keyif almıştım açıkçası zaten komedi filmlerinden çok bir beklentim yok. bir iki güldürsün o ara kafamı başka şeylerle oyalasın yeter. genelde bu tarz filmleri canım sıkkınken açayım da oynasın modundayken izliyorum. ee beğenirsem ne ala. kadroyu seviyorum zaten ekip güzel. atom parçalansın bende bilgi sahibi olayım demiyorsanız izleyin. abi romantik komedi işte ya ne gibi bir beklentiniz var bilmiyorum ama açın bakın sarmadıysa kapatın.
bu arada filmin müziği ara ara dilime takılır. çok az bir bölümünü biliyor olmama rağmen saatlerce üzerime yapışır. müzik iyi müzik güzel müziğe laf yok.
iyi seyirler...
devamını gör...
kadınlar camiye giremez
''hadis var hadis hadis'' diyor ama hangi hadis bi' söylesinde bilelim. “allah’ın kulları olan kadınların camilere gitmelerine engel olmayınız” (müslim salat 140) diyor hadis. cahil cesareti böyle bir şey demek ki.
devamını gör...
balık etli kadın
hepimizin söylediği ama kimin gerçekten olduğu bilinilmediği vücut türü.
devamını gör...
kanıt
2010-2013 tarihleri arasında kanal d'de yayınlanan polisiye dizisidir.
hep gece vakti yayınlanırdı ve çocuk olmama rağmen pür dikkat izler, bazen ürker bazen de merakla kanıtların nasıl değerlendirildiğini incelerdim. o dönem benim için ilgi çekici bir diziydi.
hep gece vakti yayınlanırdı ve çocuk olmama rağmen pür dikkat izler, bazen ürker bazen de merakla kanıtların nasıl değerlendirildiğini incelerdim. o dönem benim için ilgi çekici bir diziydi.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
uzun zamandır depresyonda değilim.
devamını gör...
sosyal psikoloji
insanların birbirleri hakkında nasıl düşündükleri, birbirlerini nasıl etkiledikleri ve birbirleriyle nasıl ilişki kurdukları konusundaki bilimsel çalışma alanıdır.
sosyal psikoloji'nin belki de en doğru tanımını gordon willard allport (1954) yapmıştır:
''sosyal psikoloji; bireylerin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek, hayal edilen veya ima edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılmasıdır.''
yukarıda alıntı yaptığım allport'un tanımının eksiksiz olmasının nedeni insanların sadece gerçek varlıklardan değil, hayal ettikleri veya kendilerine ima edilen varlıklardan da etkilendiklerinin üzerinde durmamız gerektiğidir.
sosyal psikolojinin genelde ilgilendiği konular önyargı, ayrımcılık, kalıp yargılar [stereotip], benlik kavramı vb.'dir.
doğamız gereği sosyal varlıklarız ve iletişime muhtacız. toplum olarak birbirimizi etkiliyor ve birbirimizden etkileniyoruz. bir bireyin karakterinin hem genetik hem çevre faktörlerinden (nature and nurture) etkilenerek oluştuğunu düşündüğümüzde, sosyal psikoloji önemli bir yere sahip oluyor. günümüzde şiddetin, cinsiyetler arası ayrımcılığın, belli gruplara duyulan öfkenin de araştırılması bu alanda fazlasıyla yapılıyor.
sosyal psikolojinin en ünlü deneylerinden biri milgram deneyi'dir. araştırmacı, deneklere; cezalandırmanın öğrenmede etkili olup olmadığını öğrenmek için bir araştırma yaptıklarını söyler ve katılımcıların ''öğretmen rolü''nü canlandıracaklarını belirtir. elbette deneyin amacı bu değildir. öğrenci rolünde olanların kendileri gibi katılımcı olduklarını sansalar da aslında öğrenciler, araştırmacılar tarafından anlaşmalı olarak getirilen kişilerdir. yani her şeyden haberleri vardır.
bundan haberleri olmayan öğretmen katılımcılar, öğrencilere bir dizi soru sorar. yanlış cevap veren öğrencilere elektrik akımı uygularlar. bunun zararlı olmadığı fakat acı verdiği zaten öncesinden kendilerine bildirilmiştir. peki deneyin sonunda ne olacaktır? akım arttıkça ceza vermeye devam mı edeceklerdir yoksa bu acıya dur mu diyeceklerdir?
sosyal psikoloji'nin belki de en doğru tanımını gordon willard allport (1954) yapmıştır:
''sosyal psikoloji; bireylerin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek, hayal edilen veya ima edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılmasıdır.''
yukarıda alıntı yaptığım allport'un tanımının eksiksiz olmasının nedeni insanların sadece gerçek varlıklardan değil, hayal ettikleri veya kendilerine ima edilen varlıklardan da etkilendiklerinin üzerinde durmamız gerektiğidir.
sosyal psikolojinin genelde ilgilendiği konular önyargı, ayrımcılık, kalıp yargılar [stereotip], benlik kavramı vb.'dir.
doğamız gereği sosyal varlıklarız ve iletişime muhtacız. toplum olarak birbirimizi etkiliyor ve birbirimizden etkileniyoruz. bir bireyin karakterinin hem genetik hem çevre faktörlerinden (nature and nurture) etkilenerek oluştuğunu düşündüğümüzde, sosyal psikoloji önemli bir yere sahip oluyor. günümüzde şiddetin, cinsiyetler arası ayrımcılığın, belli gruplara duyulan öfkenin de araştırılması bu alanda fazlasıyla yapılıyor.
sosyal psikolojinin en ünlü deneylerinden biri milgram deneyi'dir. araştırmacı, deneklere; cezalandırmanın öğrenmede etkili olup olmadığını öğrenmek için bir araştırma yaptıklarını söyler ve katılımcıların ''öğretmen rolü''nü canlandıracaklarını belirtir. elbette deneyin amacı bu değildir. öğrenci rolünde olanların kendileri gibi katılımcı olduklarını sansalar da aslında öğrenciler, araştırmacılar tarafından anlaşmalı olarak getirilen kişilerdir. yani her şeyden haberleri vardır.
bundan haberleri olmayan öğretmen katılımcılar, öğrencilere bir dizi soru sorar. yanlış cevap veren öğrencilere elektrik akımı uygularlar. bunun zararlı olmadığı fakat acı verdiği zaten öncesinden kendilerine bildirilmiştir. peki deneyin sonunda ne olacaktır? akım arttıkça ceza vermeye devam mı edeceklerdir yoksa bu acıya dur mu diyeceklerdir?
devamını gör...
eve kahve makinesi almak
kesinlikle pişman olmayacağınız bir eylem. kaliteli güzel bir kahve makinası alın hatta alabiliyorsanız bir adet de çekirdek öğütme makinası alın kahvenizi taze taze için. dışarıya para kaptırmaya değmez hemde kahve gerçekten rafine bir zevk.
devamını gör...
türkiye'nin genel sorunları
en başta adalet sorunu, işsizlik, alım gücünün düşük olması, karşıt görüşlere tahammülsüzlük, liyakatsizlik, devletin malı deniz mantığı.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
hayatın her evresi belki de ufacık bir anı bile olabilir .. istediğin yerde istemediğin hayatı yaşıyorsan .. o kalıplara katlanmak bile artık ölüm gelir insana.
devamını gör...
gözlerin istanbul oluyor birden
''ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde'' dizesini daha yeni yeni tam manasıyla anlayabildiğim, müthiş bir titizlikle yazılmış yavuz bülent bâkiler şiiri.
lise 1'deyiz. okul açılalı 1-2 hafta olmuş. o zamanlar, edebiyata olan sevgim konusunda bilinçlendiğim zamanlar. okul kitabındaki şiirleri daha o sayfalara gelmeden okuyorum. şair acaba ne düşünerek bu şiiri yazdı diye kafa yoruyorum.
sonra, gözlerin istanbul oluyor birden şiirinin olduğu sayfaya geliyoruz. hoca kim okumak ister diye soruyor. o zaman ben mi gönüllü oldum yoksa arkadaşlardan biri güzel okuduğumu söyleyip beni mi önerdi şu an anımsayamıyorum fakat neticesinde ben okumuştum bu şiiri. yağmurlu havayı da çok severim, şiirin ilk dizesi ''seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik'' olduğundan baya kalbime dokunmuştu o an.
şu anda da ilk dizeyi okuyunca içimde hoş bir sıcaklıkla yıllar öncesine, lise zamanıma gittim. şahsen şu an ''gözlerin istanbul oluyor birden'' sözü fazla romantik ve aşırı bir tabir gibi geliyor fakat şiirin geneline baktığımızda hoş bir şiir. eh, nihayetinde ''seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.''
lise 1'deyiz. okul açılalı 1-2 hafta olmuş. o zamanlar, edebiyata olan sevgim konusunda bilinçlendiğim zamanlar. okul kitabındaki şiirleri daha o sayfalara gelmeden okuyorum. şair acaba ne düşünerek bu şiiri yazdı diye kafa yoruyorum.
sonra, gözlerin istanbul oluyor birden şiirinin olduğu sayfaya geliyoruz. hoca kim okumak ister diye soruyor. o zaman ben mi gönüllü oldum yoksa arkadaşlardan biri güzel okuduğumu söyleyip beni mi önerdi şu an anımsayamıyorum fakat neticesinde ben okumuştum bu şiiri. yağmurlu havayı da çok severim, şiirin ilk dizesi ''seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik'' olduğundan baya kalbime dokunmuştu o an.
şu anda da ilk dizeyi okuyunca içimde hoş bir sıcaklıkla yıllar öncesine, lise zamanıma gittim. şahsen şu an ''gözlerin istanbul oluyor birden'' sözü fazla romantik ve aşırı bir tabir gibi geliyor fakat şiirin geneline baktığımızda hoş bir şiir. eh, nihayetinde ''seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.''
devamını gör...


