makyaj yapmayı tamamen bırakmak
neden? zaten yapmak istediğimiz için, yapmak istediğimiz kadar yapıyoruz. bırakmak niye?
bazı sabahlar "bu dünya'ya zaten değmez. kirpiğim biraz daha uzamasın, yanağım biraz daha kızarmasın ne var ki?" diyorum, bazı sabahlarsa aynaya baktıkça gözümü alamayayım istiyorum. keyfime göre.
bırakmak yanlış bir tabir. makyaj başlanması veya bırakılması gereken bir şey değil çünkü.
bazı sabahlar "bu dünya'ya zaten değmez. kirpiğim biraz daha uzamasın, yanağım biraz daha kızarmasın ne var ki?" diyorum, bazı sabahlarsa aynaya baktıkça gözümü alamayayım istiyorum. keyfime göre.
bırakmak yanlış bir tabir. makyaj başlanması veya bırakılması gereken bir şey değil çünkü.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
oysa benim de dünyaya ve icindeki birtakım saçmalıklara
pervasızca kafa tuttugum zamanlar vardı
sen yetişemedin
bir haksızlık bir adaletsizlik
bir bile isteye kırılmış kalp
görmeyeyim
yıkarım ortalıgı dedigim zamanlar vardı
sen görmedin
hep böyle içi çürümüş
mücrim bir ağaç degildim
bakma simdi gölgemi
her türden mahlukata çignettigime
beni bu hale sokan
hep taahhüt edilen
ama hic yerine getirilmeyen
birtakım vaatler sözler
karşılık bulamamış seviler ve beklentiler
-ali lidar
pervasızca kafa tuttugum zamanlar vardı
sen yetişemedin
bir haksızlık bir adaletsizlik
bir bile isteye kırılmış kalp
görmeyeyim
yıkarım ortalıgı dedigim zamanlar vardı
sen görmedin
hep böyle içi çürümüş
mücrim bir ağaç degildim
bakma simdi gölgemi
her türden mahlukata çignettigime
beni bu hale sokan
hep taahhüt edilen
ama hic yerine getirilmeyen
birtakım vaatler sözler
karşılık bulamamış seviler ve beklentiler
-ali lidar
devamını gör...
e-kitap vs normal kitap
yanımdasın ama dokunamıyorum, bu çok saçma. sayfalarını çevirip kokusunu alamayacaksan, bir parçasını kıvırıp altını çizemeyeceksen ne anlamı var ki. kitapların da ruhu vardır canlar dokunun onlara, kırmayın. e-kitap da neymiş. hem yazar'a da haksızlık.
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
her şey, neden bu kadar zor?
devamını gör...
çocukken hayal edilen tanrı şekli
beşinci boyuttaki sakallı.
devamını gör...
insanların genelde doğdukları mevsimi sevmesi
(bkz: eyluling)*
eylul ay degil tek basina mevsim benim icin, hangi sehirde olursam olayim farkli yasiyorum sonbahardan; isitan ama yakmayan gunes, esen ama usutmeyen ruzgar, belki biraz bulutlu ilik hava.
sevmeyi birak kopegiyim eylulun.
yaz kadar terletmeyen, kis kadar usutmeyen ve yagmurda islatmaktan sucuga dondurmeyen; bebek gibi ya,
gelsin hemen tekrar.
eylul ayi bir insan olsa askindan ferhat’a, kerem’e ve dahi mecnun’a donebilirdim sanirim; iyi ki degil.*
eylul ay degil tek basina mevsim benim icin, hangi sehirde olursam olayim farkli yasiyorum sonbahardan; isitan ama yakmayan gunes, esen ama usutmeyen ruzgar, belki biraz bulutlu ilik hava.
sevmeyi birak kopegiyim eylulun.
yaz kadar terletmeyen, kis kadar usutmeyen ve yagmurda islatmaktan sucuga dondurmeyen; bebek gibi ya,
gelsin hemen tekrar.
eylul ayi bir insan olsa askindan ferhat’a, kerem’e ve dahi mecnun’a donebilirdim sanirim; iyi ki degil.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
artık çaresiz hissetmiyorum, ellerim ayaklarım bağlı değiller. şairin şiirinde bahsettiği prangalardan kurtuldum, artık şiir bile dinlemez oldum. ne güzeldi ama dimi , bir sigara yakardım heykelden aşağı tıngır mıngır aylak aylak yuvarlanırdım. ayaklarım mısralara yetişemez koşardı, düşerdim dizlerim kanardı. hissettiğimin farkına varırdım, mutlu olurdum.
hiç aklıma gelmezdi, ellerimden tutacağın düştüğümde beni kaldıracağın. ağlardım , bir tek sokak lambaları şahidim olurdu. ne değişti ,devran mı döndü? bilemiyorum.. gerçekten bilemiyorum.
heralde
hiç aklıma gelmezdi, ellerimden tutacağın düştüğümde beni kaldıracağın. ağlardım , bir tek sokak lambaları şahidim olurdu. ne değişti ,devran mı döndü? bilemiyorum.. gerçekten bilemiyorum.
heralde
devamını gör...
rauf denktaş
ömrünün son yıllarında yeniçağ gazetesindeki köşesinde kıbrıs davasını haykırmış kişi. bunak dediler, bay hayır dediler ama gelinen noktada yine onun dediğine geldiler.
ruhu şad olsun.
ruhu şad olsun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
saniyelerle, saliselerle yaşadığımızın farkına vardım. ölüm ile o kadar yakınız ki bunu bugün hatırladım. yaşadığıma, nefes aldığıma şükrediyorum şu anda. yaralanmadığım için o kadar mutluyum ki, yaşamak gerçekten büyük bir mucize olmalı.
bazen nefes almanın değerini bilmiyormuşum, bunu daha birkaç saat önce anlayabildim.
bazen nefes almanın değerini bilmiyormuşum, bunu daha birkaç saat önce anlayabildim.
devamını gör...
nick değiştirme
yöneticiye mesaj atmaniz yeterlidir . ben de degistirdim. ama değiştirmenizi tavsiye etmem . kötü de olsa o nickle burada bir varlık göstermişsiniz. racona ters yani.
devamını gör...
şanssız olmak
90+ gol yemeye benzeyen birçok örnekler silsilesi. her insanı anca benim başıma gelir gibi inanışlara sevk eden olaylardır.
devamını gör...
zeytinyağının meyve suyu olması
yanlış olan önermedir. meyve suyu sıkılarak, zeytinyağı ise ekstraksiyon düzeneği ile bir nevi damıtılarak özütünün çıkarılması ile elde edilir.
devamını gör...
çukur
(bkz: andrey platonov) romanıdır, muhteşemdir.
eylem kararlılığımızda herhangi bir eksilme yoktu aslında. çok devrimci çocuklardık yaşımıza göre. mahallede eşitsizliklere müsade etmeyen, kendi arasında bıçkın, yerine göre cesur, şartlar el verdiği müddetçe isyankar çocuklardık. kuyu her zaman yerinde durdurdu. yağmur sonrası günlerde ufak bir tadilat gerekse de çukur kendini korumayı bilirdi. cebimizde ışıl ışıl misketlerle çukura doğru dönüp oyuna başladığımız anda ruhumuzda kapitalizmin gümbürtülü adımlarını duymamamız tek hatamızdı belki de. çukurdaki misketleri bir “ kapital” olarak beklerken misketini çukura ilk sokan kazanırdı tüm varımızı yoğumuzu. o zamanlar hepimiz biraz kapitalist olurduk.
kimse gerçekten savaşmaya niyetli değildi aslında, komutanlar bile. biz marmara’da kendi halinde bir birlikte zaman geçirmeye gelmiş, mecburi turistlerdik. arada bir laf olsun diye geçmemiz gereken bir parkur vardı işte. o parkura ilk girdiğimde italyan çukuruna kadar her şey yolunda gibiydi. ama çukurun önüne geldiğimde eğer içeri girersem asla çıkamayacağımı anladım. kafamı uzatıp aşağıya baktığımda omuzlarında tıpkı benimki gibi domino taşı yüklenmiş bir halde ordulara hükmeden üç asker daha gördüm. biri çukura baş kaldırmaya niyetli bir şekilde tırmanmaya çalışıyordu. diğeri yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde sigarasını tüttürüp ıslık çalıyor, sonuncusu ise isyankar küfürler mırıldanıp anın tadını çıkartıyordu. ben de cezayı göze alıp çukurun etrafından dolandım. çukurdaki herkes, çukurun etrafından dolananlar dahil, kendi devrimini yapıyordu ve dünya işte böyle bir yerdi.
“ bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur “
türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden biri olan(bkz: sunay akın) yazmış bu şiiri. bence insanın dünyada terk edilmişliğine uygun bir şiir olmuş tam anlamıyla. biz ne kadar mücadele edersek edelim önemsenmeyen bir saatin doğruluğuna güvenilecek kadar bile güvenilir değiliz ve bu yüzden acı vermiyor artık yalnız bırakılmışlığımız dünya üzerinde. mücadelemiz başarı getiremeyen bir deneme sadece, teslim olmayalım mı insanoğlunun muhteşem yalnızlığının getirdiği mağlubiyete?
platonov kapitalizme karşı kazılan bir çukuru anlatmış romanında. tabutlarda yaşayan tutunamayanları anlatmış. çukur yenilgimizin son sığınağı. herkes sığınaklara!
eylem kararlılığımızda herhangi bir eksilme yoktu aslında. çok devrimci çocuklardık yaşımıza göre. mahallede eşitsizliklere müsade etmeyen, kendi arasında bıçkın, yerine göre cesur, şartlar el verdiği müddetçe isyankar çocuklardık. kuyu her zaman yerinde durdurdu. yağmur sonrası günlerde ufak bir tadilat gerekse de çukur kendini korumayı bilirdi. cebimizde ışıl ışıl misketlerle çukura doğru dönüp oyuna başladığımız anda ruhumuzda kapitalizmin gümbürtülü adımlarını duymamamız tek hatamızdı belki de. çukurdaki misketleri bir “ kapital” olarak beklerken misketini çukura ilk sokan kazanırdı tüm varımızı yoğumuzu. o zamanlar hepimiz biraz kapitalist olurduk.
kimse gerçekten savaşmaya niyetli değildi aslında, komutanlar bile. biz marmara’da kendi halinde bir birlikte zaman geçirmeye gelmiş, mecburi turistlerdik. arada bir laf olsun diye geçmemiz gereken bir parkur vardı işte. o parkura ilk girdiğimde italyan çukuruna kadar her şey yolunda gibiydi. ama çukurun önüne geldiğimde eğer içeri girersem asla çıkamayacağımı anladım. kafamı uzatıp aşağıya baktığımda omuzlarında tıpkı benimki gibi domino taşı yüklenmiş bir halde ordulara hükmeden üç asker daha gördüm. biri çukura baş kaldırmaya niyetli bir şekilde tırmanmaya çalışıyordu. diğeri yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde sigarasını tüttürüp ıslık çalıyor, sonuncusu ise isyankar küfürler mırıldanıp anın tadını çıkartıyordu. ben de cezayı göze alıp çukurun etrafından dolandım. çukurdaki herkes, çukurun etrafından dolananlar dahil, kendi devrimini yapıyordu ve dünya işte böyle bir yerdi.
“ bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur “
türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden biri olan(bkz: sunay akın) yazmış bu şiiri. bence insanın dünyada terk edilmişliğine uygun bir şiir olmuş tam anlamıyla. biz ne kadar mücadele edersek edelim önemsenmeyen bir saatin doğruluğuna güvenilecek kadar bile güvenilir değiliz ve bu yüzden acı vermiyor artık yalnız bırakılmışlığımız dünya üzerinde. mücadelemiz başarı getiremeyen bir deneme sadece, teslim olmayalım mı insanoğlunun muhteşem yalnızlığının getirdiği mağlubiyete?
platonov kapitalizme karşı kazılan bir çukuru anlatmış romanında. tabutlarda yaşayan tutunamayanları anlatmış. çukur yenilgimizin son sığınağı. herkes sığınaklara!
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. birkaç sayfa okuduktan sonra burada olmak istemeyeceksiniz. bu yüzden unutun gitsin. gidin buradan. hâla tek parçayken hemen kaçın.
kendinizi kurtarın. televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. doktor olun. kendinizi adam edersiniz belki. kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. saçınızı falan boyayın. artık gençleşmiyorsunuz.
burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. sonra her şey daha da kötü olacak.
chuck palahniuk - tıkanma
daha iddialı bir giriş cümlesi olamaz herhalde. yazar, az daha ikna ediyordu beni. kitabı bırakıp erkek halimle saçımı boyatmaya gidiyordum...*
şaka bir yana, yazar bu iddialı girişini dikkat çekmek ya da popüler olmak için yapmıyor. çoğu insan gibi yazar da modern toplum çıkmazına saplanmış ve bu bataklıktaki herkesin köleleştirilmiş olduğunu, insanların kurma bebeklere döndüğünü düşünen bir anarşist. wake up neo minvalinde fakat anarşist olduğu için biraz daha aykırı sayılan bir uyanma şekli belki.
kendinizi kurtarın. televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. doktor olun. kendinizi adam edersiniz belki. kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. saçınızı falan boyayın. artık gençleşmiyorsunuz.
burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. sonra her şey daha da kötü olacak.
chuck palahniuk - tıkanma
daha iddialı bir giriş cümlesi olamaz herhalde. yazar, az daha ikna ediyordu beni. kitabı bırakıp erkek halimle saçımı boyatmaya gidiyordum...*
şaka bir yana, yazar bu iddialı girişini dikkat çekmek ya da popüler olmak için yapmıyor. çoğu insan gibi yazar da modern toplum çıkmazına saplanmış ve bu bataklıktaki herkesin köleleştirilmiş olduğunu, insanların kurma bebeklere döndüğünü düşünen bir anarşist. wake up neo minvalinde fakat anarşist olduğu için biraz daha aykırı sayılan bir uyanma şekli belki.
devamını gör...
eski sevgiliyi özlemek
arkadaşlar, siz eski sevgilinizi özlemiyorsunuz.
eski günlerin, güzel olanlarını özlüyorsunuz.
kişiden bağımsız.
eski günlerin, güzel olanlarını özlüyorsunuz.
kişiden bağımsız.
devamını gör...
rimbaud
kaliteli tanımları olan, takibe alınması gereken, ankara'yı benim gibi seven* yazar ağabey. biraz geç nickaltı girdim kusura bakma.*
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
evet sayın sözlük, bu ara gerçekleştirdiğim durum. portakal görsem aklıma burası geliyor, bir saat tanım girmesem eller zapır zapır titriyor, ikinci saatte gözüm seğiriyor. hayattan kaçma noktam oldu meret. amatemi aradım bu bağımlılık henüz envantere girmemiş.
devamını gör...
26 kasım 2020 normal sözlük moderasyonunun sansürcü bir zihniyete sahip olduğunu kabul etmesi
tanımlarına göz gezdirildiğinde sex, çomar ve kezban kelimelerini kullanmasa tanım yapamayacağını düşündüğüm yazarımızın açmış olduğu başlıktır. gerçi saygı çerçevesinde yapılmış her tanıma saygım vardır yanlış anlaşılmasın.
bazı şeyleri açıklanmasına rağmen anlamamakta fazla ısrar edip uzatıyorsunuz bence. sözlük yeni olduğundan her şey tam anlamıyla oturamamış olabilir, beklemek yerine saldırmanın doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum. tabi bu sadece dışarıdan gözlemim.
bazı şeyleri açıklanmasına rağmen anlamamakta fazla ısrar edip uzatıyorsunuz bence. sözlük yeni olduğundan her şey tam anlamıyla oturamamış olabilir, beklemek yerine saldırmanın doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum. tabi bu sadece dışarıdan gözlemim.
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
devamını gör...