hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor başlığının faydaları
yazarlar nezdinde nasıl bir imaj uyandırdığımı gördüm ve beklediğim gibi çıktı. teşekkürler herkese.
devamını gör...
benign
latince'de "iyi huylu, iyimser" anlamına gelen, kanser olmayan tümör tipleri için kullanılan bir terim. bu tümörler kapsülle çevrili olduklarından komşu dokularla bağlantı halinde değildir, metastaz oluşturmazlar.
devamını gör...
twitter kızları
psikolojik sıkıntıları var birçoğunun. hayatımda hiç twitter kullanmadığım için oldukça mutluyum. burdan biri bana sen kesin twitter ünlüsüsün demişti. küfür etse daha az üzülürdüm.
devamını gör...
cradle of filth
1991 yılında kurulan black metal grubudur. black metal diyorum çünkü başlangıçta tarzları black metaldir sonradan ekstrem metale kaymışlardır. grubu kurarken venom ve bathory’den ilham almışlardır. ilk albümü olan the principle of evil made flesh pek başarılı olamasa da idare eder tarzında çıkış yapmışlardır.
grubun aslında ilk başlarda sağlam ekibi vardı sonradan dağıldı tabi o ayrı mesele. the principle of evil made flesh albümünden sonra 1996 yılında dusk and her embrace albümünü çıkarmışlardır. bu albüm cradle of filth’in yükselişi olan, aynı zamanda sheridan le fanu'nun eserlerinden esinlenerek oluşturulan vampirizm teması etrafında şekillenen albümdür. hatta venom’un vokali cronos bile çok beğenmiştir.
dusk and her embrace albümünün ardından cruelty and the beast, yani benim en çok sevdiğim olan albümü çıkarmışlardır. bu albümle ingiliz black metal grubu adeta şahlanmıştır. bu albümdeki bazı şarkıları seri katil olan elizabeth bathory’den ilham alarak yapmışlardır. hatta albüm kapağında küvetin içi kanla dolu olan kadın vardır.
2000 yılında cadılar bayramında midian albümünü piyasaya sürmüşlerdir. daha çok albümleri var yazılacak fakat cradle of filth’in şahlanmasını ve milletin kendilerini sevmelerine neden olacak albümler yukarıda saydıklarımdır. cradle of filth aslında çok gizemli bir gruptur. vampirizm, kan, karanlık, seks ve vahşetten ilham alırlar o güzel şarkıları yapmak için. hele grubun vokali olan dani filth tam psikopattır. evinde insan iskeleti bile varmış. ingiltere’de şatoda oturuyormuş. ilginç adam ama scream ve brutal konusunda da oldukça ustadır.
yani güzel gruptur ve bir dönem fırtınalar estirmişlerdir. halen de konser verirler, albüm yapmaya devam ederler. black metal tutkunlarına duyurulur. grubun sitesi vardır oradan takip edebilirsiniz. hatta size sitenin linkini de vereyim madem.
cradle of filth resmî sitesi; www.cradleoffilth.com/
grubun aslında ilk başlarda sağlam ekibi vardı sonradan dağıldı tabi o ayrı mesele. the principle of evil made flesh albümünden sonra 1996 yılında dusk and her embrace albümünü çıkarmışlardır. bu albüm cradle of filth’in yükselişi olan, aynı zamanda sheridan le fanu'nun eserlerinden esinlenerek oluşturulan vampirizm teması etrafında şekillenen albümdür. hatta venom’un vokali cronos bile çok beğenmiştir.
dusk and her embrace albümünün ardından cruelty and the beast, yani benim en çok sevdiğim olan albümü çıkarmışlardır. bu albümle ingiliz black metal grubu adeta şahlanmıştır. bu albümdeki bazı şarkıları seri katil olan elizabeth bathory’den ilham alarak yapmışlardır. hatta albüm kapağında küvetin içi kanla dolu olan kadın vardır.
2000 yılında cadılar bayramında midian albümünü piyasaya sürmüşlerdir. daha çok albümleri var yazılacak fakat cradle of filth’in şahlanmasını ve milletin kendilerini sevmelerine neden olacak albümler yukarıda saydıklarımdır. cradle of filth aslında çok gizemli bir gruptur. vampirizm, kan, karanlık, seks ve vahşetten ilham alırlar o güzel şarkıları yapmak için. hele grubun vokali olan dani filth tam psikopattır. evinde insan iskeleti bile varmış. ingiltere’de şatoda oturuyormuş. ilginç adam ama scream ve brutal konusunda da oldukça ustadır.
yani güzel gruptur ve bir dönem fırtınalar estirmişlerdir. halen de konser verirler, albüm yapmaya devam ederler. black metal tutkunlarına duyurulur. grubun sitesi vardır oradan takip edebilirsiniz. hatta size sitenin linkini de vereyim madem.
cradle of filth resmî sitesi; www.cradleoffilth.com/
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sabaha kadar balkonda oturunca hava o kadar da sıcak gelmiyormuş aslında. sabaha kadar balkonda oturmanın zararları ve yararları üzerine yazı yazacak kadar uykusuz ve sıkılgan bir haldeyim.
sabaha kadar balkonda oturup sıcaklamıyor insan ve üstelik klima açmaya gerek kalmadığı için fatura için de olumlu düzenlemelere gidiliyor galiba. yani bu dönemde herhangi bir şeyi maddi açıdan düşünmeden yaşamak mümkün değil zaten. bazen üşüyor gibi oluyorum, ülkenin neredeyse en sıcak diye tanınan şehrinde bu mevsimde bile üşüyebilecek nadir insanlardanım galiba. bulvar üstünde oturmuyor olsaydım diyorum bazen, yoldan geçen herkesin ve her şeyin sesini bu kadar duymak zorunda değiliz ama ne yapalım, binayı buraya kondurmuşlar.
insan keyfinden sabaha kadar balkonda oturur mu? ben hiç keyfimden sabaha kadar balkonda oturmadım. ya sarhoş olduğum için ya ağlayacak yerim kalmadığı için oturdum bundan önce hep. bir gün keyfimden sabaha kadar balkonda oturacağım, yanımda keyif verecek bir şeylerle birlikte yapacağım.
sabaha kadar balkonda otururken sandalye başında uyuyakalmak dışında bahsedecek bir şeyim olmadığını fark ettim. uyuyakalmamak için elimden geleni yaptım, yapmam gereken diğer şeyleri yapmak için susmam lazım artık.
sabaha kadar balkonda oturup sıcaklamıyor insan ve üstelik klima açmaya gerek kalmadığı için fatura için de olumlu düzenlemelere gidiliyor galiba. yani bu dönemde herhangi bir şeyi maddi açıdan düşünmeden yaşamak mümkün değil zaten. bazen üşüyor gibi oluyorum, ülkenin neredeyse en sıcak diye tanınan şehrinde bu mevsimde bile üşüyebilecek nadir insanlardanım galiba. bulvar üstünde oturmuyor olsaydım diyorum bazen, yoldan geçen herkesin ve her şeyin sesini bu kadar duymak zorunda değiliz ama ne yapalım, binayı buraya kondurmuşlar.
insan keyfinden sabaha kadar balkonda oturur mu? ben hiç keyfimden sabaha kadar balkonda oturmadım. ya sarhoş olduğum için ya ağlayacak yerim kalmadığı için oturdum bundan önce hep. bir gün keyfimden sabaha kadar balkonda oturacağım, yanımda keyif verecek bir şeylerle birlikte yapacağım.
sabaha kadar balkonda otururken sandalye başında uyuyakalmak dışında bahsedecek bir şeyim olmadığını fark ettim. uyuyakalmamak için elimden geleni yaptım, yapmam gereken diğer şeyleri yapmak için susmam lazım artık.
devamını gör...
yazarların mutsuzken yaptıkları
acıklı şarkılarla kendimi doldurarak saatlerce yürümek...
sonra gözyaşlarımı silip hayata devam...*
sonra gözyaşlarımı silip hayata devam...*
devamını gör...
misc radyo yayını
dinlediğim en ilginç şarkılardan norra el norra'yı da çaldığına göre şahane bir kıvam tutturmuş yayındır, ufak tefek kesintilere bakılmasın. zor zamanlarda yayın yapmanın farkında olan duyarlı yayıncımız acaba doksanlara da el atacak mıdır, neden doksanlardır diye bir soru da soralım. *
devamını gör...
zoran simoviç
1954 doğumlu karadağlı eski kalecidir.

10 kez yugoslavya milli takımının kalesini koruyan simoviç 1984 yılında galatasaray’a transfer olmuş ve tam 6 sezon koruduğu galatasaray kalesinde adını efsaneler arasına yazdırmıştır.
14 yıllık şampiyonluk hasretini sona erdiren takımın da bir parçası olan simoviç galatasaray taraftarının unutamadığı 5 kaleciden biridir. bu efsane beşlinin diğer üyeleri ise claudo taffarel, fernando muslera, turgay şeren ve faryd mondragon‘dur.

simoviç galatasaray’ın monako’yu elediği o unutulmaz maçta da galatasaray kalesinde devleşmiş ve türk futbol tarihinin en önemli başarılarından birinin parçası olmuştur.

simoviç ile ilgili unutamadığım olaylardan biri hangi maç olduğunu hatırlamıyorum ama bir maçta kafasını kale direğine çarpmasına rağmen yoğun bir baş dönmesi ile maçı tamamlayıp gerçek bir futbolcu olduğunu göstermiştir. elbette o dönemde futbol henüz bu kadar endüstriyel bir hal almamıştı, hala yüreği ile oynayan futbolcular vardı.
futbolu bıraktıktan bir süre sonra ise kendi efsanesine büyük zarar veren bir proje içinde yer alması gerçekten çok üzücüdür. türk televizyon tarihinin en cıvık, en rahatsız edici, en itici ve en izansız sunucusu olan mehmet ali erbil’in sunduğu ve dansçı kızların arzı her gözden sonra arzı endam ettiği interaktif program gol show programında kaleye geçerek uygun görülen golleri yiyerek kendini dipsiz bir kuyuya atmıştır.

jübilesini galatasaray’da yapan zoran ne olursa olsun hala galatasaraylıların kalbindeki yerini korumaktadır.

10 kez yugoslavya milli takımının kalesini koruyan simoviç 1984 yılında galatasaray’a transfer olmuş ve tam 6 sezon koruduğu galatasaray kalesinde adını efsaneler arasına yazdırmıştır.
14 yıllık şampiyonluk hasretini sona erdiren takımın da bir parçası olan simoviç galatasaray taraftarının unutamadığı 5 kaleciden biridir. bu efsane beşlinin diğer üyeleri ise claudo taffarel, fernando muslera, turgay şeren ve faryd mondragon‘dur.

simoviç galatasaray’ın monako’yu elediği o unutulmaz maçta da galatasaray kalesinde devleşmiş ve türk futbol tarihinin en önemli başarılarından birinin parçası olmuştur.

simoviç ile ilgili unutamadığım olaylardan biri hangi maç olduğunu hatırlamıyorum ama bir maçta kafasını kale direğine çarpmasına rağmen yoğun bir baş dönmesi ile maçı tamamlayıp gerçek bir futbolcu olduğunu göstermiştir. elbette o dönemde futbol henüz bu kadar endüstriyel bir hal almamıştı, hala yüreği ile oynayan futbolcular vardı.
futbolu bıraktıktan bir süre sonra ise kendi efsanesine büyük zarar veren bir proje içinde yer alması gerçekten çok üzücüdür. türk televizyon tarihinin en cıvık, en rahatsız edici, en itici ve en izansız sunucusu olan mehmet ali erbil’in sunduğu ve dansçı kızların arzı her gözden sonra arzı endam ettiği interaktif program gol show programında kaleye geçerek uygun görülen golleri yiyerek kendini dipsiz bir kuyuya atmıştır.

jübilesini galatasaray’da yapan zoran ne olursa olsun hala galatasaraylıların kalbindeki yerini korumaktadır.
devamını gör...
kız çocuğuna şantajla 1 yıl boyunca tecavüz eden aşağılıklar
kahramanmaraş valiliği basın duyurusu :
"ilimiz çocuk izleme merkezi’nde n.a isimli şahısla, pedagoglar eşliğinde yapılan görüşmede; ailesinin yanında bulunduğu sırada farklı şahıslar tarafından kendisine şantaj yapıldığını ve cinsel istismara uğradığı iddiasında bulunmuştur.
söz konusu bu iddia üzerine yapılan araştırmalar neticesinde 4 şahıs tutuklanmış, 1 şahsı arama çalışmaları devam etmektedir.
konuyla ilgili soruşturma titizlikle ve gizlilikle yürütülmektedir.
kamuoyuna saygıyla duyurulur."
yetmez, o 1 şahıs da bulunup ömrünün sonuna kadar güneş görmeyen hücrede çürümeye terk edilmelidir.
"ilimiz çocuk izleme merkezi’nde n.a isimli şahısla, pedagoglar eşliğinde yapılan görüşmede; ailesinin yanında bulunduğu sırada farklı şahıslar tarafından kendisine şantaj yapıldığını ve cinsel istismara uğradığı iddiasında bulunmuştur.
söz konusu bu iddia üzerine yapılan araştırmalar neticesinde 4 şahıs tutuklanmış, 1 şahsı arama çalışmaları devam etmektedir.
konuyla ilgili soruşturma titizlikle ve gizlilikle yürütülmektedir.
kamuoyuna saygıyla duyurulur."
yetmez, o 1 şahıs da bulunup ömrünün sonuna kadar güneş görmeyen hücrede çürümeye terk edilmelidir.
devamını gör...
teoman'ın 7 sene sonra 60 yaşında olması
zaman mı değişti yoksa ben mi
geride kaldı o günler
aklım belli ki karışmış
yüzümdeyse gölgeler... oh papatya.
geride kaldı o günler
aklım belli ki karışmış
yüzümdeyse gölgeler... oh papatya.
devamını gör...
şükrü erbaş
öyle bir güzelliğin var ki
önünden geçmediğin bahçeler çiçeklerini unutuyor
sular ışımıyor, kuşlar konacak dal bulamıyor
hiçbir pencereden ay ışığı girmiyor
azıcık gölgelensen
tanrı dünyamıza bulut bulut hüzünler indiriyor.
şükrü erbaş - otların uğultusu altında.
önünden geçmediğin bahçeler çiçeklerini unutuyor
sular ışımıyor, kuşlar konacak dal bulamıyor
hiçbir pencereden ay ışığı girmiyor
azıcık gölgelensen
tanrı dünyamıza bulut bulut hüzünler indiriyor.
şükrü erbaş - otların uğultusu altında.
devamını gör...
greyfriars bobby
john gray isimli bir vatandaş 1855 yılında zorunlu olarak edinburg'a yerleşmek zorunda kalır. işin esası bahçıvandır. ancak bir türlü kendisine göre iş bulamamaktadır. hal böyle olunca gece bekçiliği için edinburg polis teşkilatına başvurur ve göreve başlar. teşkilatın kurallarına göre gece bekçileri etrafı kolaçan ederken yanlarında bir köpeğin olması zorunludur. gray'in bahtına skye terrier cinsi bir köpek olan bobby düşer.
ikili ilk karşılaştıkları tarihten gray'in ölüm tarihine kadar bütün edinburg sokaklarını birlikte kolaçan ederler. ikilinin birliktelikleri gray'in tüberküloza yakalanıp ölmesi ile birlikte son bulur. hasta adamın son günlerinde bobby onun başında beklemiş ve son nefesini verdiği ana kadar da yanı başından ayrılmamıştır. herkesin hikaye burada bitti diyeceği anda ise, bobby'nin sadakati ve john'a olan düşkünlüğü yepyeni bir hikayenin başlamasına sebep olur.
john, greyfriars kirkyard mezarlığının bahçesine gömülür. bobby cenaze töreni bittikten sonra dostunun mezarının başından ayrılmaz. hatta mezarın üzerine kıvrılıverir. mezarlık görevlisi james brown, bobby'i ilk günden itibaren mezarlıktan kovalamaya başlar. ama küçük dostumuz inatçıdır ve mezarlığa bir şekilde geri dönmektedir. bobby bekçi amcada bumerang etkisi yaratmıştır. adamcağız ne yapsa köpeği mezarlıktan uzaklaştırmayı başaramaz ve her sabah kalktığında bu küçük yaramazı, dostunun mezarının üzerine kıvrılmış halde bulur. bu sevgi ve sadakat bağı karşısında pes eder, bobby ile john'u ayırmaya çalışmak nafile bir çabadır, bekçi bunu geçte olsa anlamıştır. sonrasında onun için korunaklı bir yer bile yapar. bobby'nin yemek ihtiyacı bekçi brown tarafından giderilmeye başlamıştır.
bobby'nin nöbeti artık legal hale gelmiştir. bobby nöbet esnasında mezarlıktan sadece öğlen vakti çıkmaktadır. tabi bu durum merak konusu olmuştur. sonrasında anlaşılmıştır ki, küçük bey kaleden atılan top sesini her duyuşunda, john ile birlikte gittikleri restoran'a doğru yol almakta ve anılarını yad etmektedir. bobby'nin hikâyesi tüm şehre yayılır. artık şehrin fahri mezarlık bekçisidir. bu görevini 16 yaşında hayata gözlerini yumana kadar sürdürür. edinburg'luların gönlü bobby ile john'u ayırmaya razı gelmez. bu halk kahramanı güzel yürekli köpek, john'un mezarının yakınlarına defnedilir. afili'de bir mezar taşı yapılır bobby için...
evet değerli kedi insanları, daha önce de söylediğimiz gibi kahramanlar köpeklerden çıkar*
hachikolar, bobby'ler, muhtar'lar ve niceleri kolay yetişmiyor. kediler uzaylı mıdır bilemem ama köpekler dünyalıdır ve insanların hayatlarına dokundukları gibi arkalarından yaslarını tutmasını da bilirler...
iskoçya'nın asil evladı bobby köpek severler seni asla unutmayacak! huzur içerisinde uyu!
ikili ilk karşılaştıkları tarihten gray'in ölüm tarihine kadar bütün edinburg sokaklarını birlikte kolaçan ederler. ikilinin birliktelikleri gray'in tüberküloza yakalanıp ölmesi ile birlikte son bulur. hasta adamın son günlerinde bobby onun başında beklemiş ve son nefesini verdiği ana kadar da yanı başından ayrılmamıştır. herkesin hikaye burada bitti diyeceği anda ise, bobby'nin sadakati ve john'a olan düşkünlüğü yepyeni bir hikayenin başlamasına sebep olur.
john, greyfriars kirkyard mezarlığının bahçesine gömülür. bobby cenaze töreni bittikten sonra dostunun mezarının başından ayrılmaz. hatta mezarın üzerine kıvrılıverir. mezarlık görevlisi james brown, bobby'i ilk günden itibaren mezarlıktan kovalamaya başlar. ama küçük dostumuz inatçıdır ve mezarlığa bir şekilde geri dönmektedir. bobby bekçi amcada bumerang etkisi yaratmıştır. adamcağız ne yapsa köpeği mezarlıktan uzaklaştırmayı başaramaz ve her sabah kalktığında bu küçük yaramazı, dostunun mezarının üzerine kıvrılmış halde bulur. bu sevgi ve sadakat bağı karşısında pes eder, bobby ile john'u ayırmaya çalışmak nafile bir çabadır, bekçi bunu geçte olsa anlamıştır. sonrasında onun için korunaklı bir yer bile yapar. bobby'nin yemek ihtiyacı bekçi brown tarafından giderilmeye başlamıştır.
bobby'nin nöbeti artık legal hale gelmiştir. bobby nöbet esnasında mezarlıktan sadece öğlen vakti çıkmaktadır. tabi bu durum merak konusu olmuştur. sonrasında anlaşılmıştır ki, küçük bey kaleden atılan top sesini her duyuşunda, john ile birlikte gittikleri restoran'a doğru yol almakta ve anılarını yad etmektedir. bobby'nin hikâyesi tüm şehre yayılır. artık şehrin fahri mezarlık bekçisidir. bu görevini 16 yaşında hayata gözlerini yumana kadar sürdürür. edinburg'luların gönlü bobby ile john'u ayırmaya razı gelmez. bu halk kahramanı güzel yürekli köpek, john'un mezarının yakınlarına defnedilir. afili'de bir mezar taşı yapılır bobby için...
evet değerli kedi insanları, daha önce de söylediğimiz gibi kahramanlar köpeklerden çıkar*
hachikolar, bobby'ler, muhtar'lar ve niceleri kolay yetişmiyor. kediler uzaylı mıdır bilemem ama köpekler dünyalıdır ve insanların hayatlarına dokundukları gibi arkalarından yaslarını tutmasını da bilirler...
iskoçya'nın asil evladı bobby köpek severler seni asla unutmayacak! huzur içerisinde uyu!
devamını gör...
richie rich
richie rich harvey comics evreninde kurgusal bir karakter. eylül 1953 tarihli little dot 1ile çıkış yaptı. alfred harvey ve warren kremer tarafından yaratıldı. "zavallı küçük zengin çocuk" olarak adlandırılan richie, fevkalade zengin bir ailenin tek çocuğudur ve dünyanın en zengin çocuğudur. göbek adı dolar işaretidir.
zevkle izlerdim köpeğinin adida dolardir.
zevkle izlerdim köpeğinin adida dolardir.
devamını gör...
başarısızlığın olmadığı okul
orijinal ismi school without failure olan, (bkz: william glasser)’ın yazdığı, eğitim psikolojisi üzerine, farklı bir pencereden bakan kitap.
yazar başarısızlığı, eğitimciler ve toplum üzerinden sorguluyor.
okula yeni gelen bir öğretmenin, ondan önceki öğretmenlerin ona sunmuş olduğu öğrenci profillerini kullanmak yerine, her öğrenciyi kendi başına tanımasının daha verimli olacağını savunuyor. önceki öğretmenin tembel ya da beceriksiz diye etiketlediği bir öğrenciyi, öyle kabul etmesinin, öğrenciye çalışkan ya da becerikli olmaya zorlamayacağı, bilakis bunu kabullenip,, öyle kalabileceğini savunuyor.
okullarda verilen not sistemini sorguluyor. kötü not alan öğrencinin, kötü notu kabulleneceğini ve daha iyi olmak için çaba sarf etmeyeceğini savunuyor. sırf, iyi olan öğrencileri ödüllendirmek için iyi not vermenin sakıncası olduğunu savunuyor.
eğitim sistemini sorguluyor.ezberci, belli akademik beceriler üzerine yoğunlaşan eğitim sisteminin, farklı yetenekteki öğrencileri, başarısız diye yaftalayabileceğini savunuyor.
toplumun farklı katmanlarında olan insanların, başarılı ya da başarısız diye etiketlenmesinin, toplumdaki uçurumları daha da açabileceğini, farklı yeteneklerin topluma kazandırılmasını engelleyeceğini savunuyor.
başarısızlığın da, başarılı olmanında öğrenilebileceğini savunuyor. ilkokulda başarısı fark edilen ve başarılı diye etiketlenen öğrencinin, sonrasında başarılı olduğu, aynı şekilde ilkokulda bir kaç kez başarısız olmuş ve başarısızlığı etiketlenmiş, öğrencinin de başarısız olmayı kabullendiğini savunuyor.
her öğrencinin farklı bir başarısını fark eden ve bunu öğrenciye belli eden bir öğretmen, bir idare bir okul sayesinde başarısızlığın olmadığı okulun olabileceğini savunuyor.
ezcümle; her insan bir alem, her insana, ona özel bakın diyor.
yazar başarısızlığı, eğitimciler ve toplum üzerinden sorguluyor.
okula yeni gelen bir öğretmenin, ondan önceki öğretmenlerin ona sunmuş olduğu öğrenci profillerini kullanmak yerine, her öğrenciyi kendi başına tanımasının daha verimli olacağını savunuyor. önceki öğretmenin tembel ya da beceriksiz diye etiketlediği bir öğrenciyi, öyle kabul etmesinin, öğrenciye çalışkan ya da becerikli olmaya zorlamayacağı, bilakis bunu kabullenip,, öyle kalabileceğini savunuyor.
okullarda verilen not sistemini sorguluyor. kötü not alan öğrencinin, kötü notu kabulleneceğini ve daha iyi olmak için çaba sarf etmeyeceğini savunuyor. sırf, iyi olan öğrencileri ödüllendirmek için iyi not vermenin sakıncası olduğunu savunuyor.
eğitim sistemini sorguluyor.ezberci, belli akademik beceriler üzerine yoğunlaşan eğitim sisteminin, farklı yetenekteki öğrencileri, başarısız diye yaftalayabileceğini savunuyor.
toplumun farklı katmanlarında olan insanların, başarılı ya da başarısız diye etiketlenmesinin, toplumdaki uçurumları daha da açabileceğini, farklı yeteneklerin topluma kazandırılmasını engelleyeceğini savunuyor.
başarısızlığın da, başarılı olmanında öğrenilebileceğini savunuyor. ilkokulda başarısı fark edilen ve başarılı diye etiketlenen öğrencinin, sonrasında başarılı olduğu, aynı şekilde ilkokulda bir kaç kez başarısız olmuş ve başarısızlığı etiketlenmiş, öğrencinin de başarısız olmayı kabullendiğini savunuyor.
her öğrencinin farklı bir başarısını fark eden ve bunu öğrenciye belli eden bir öğretmen, bir idare bir okul sayesinde başarısızlığın olmadığı okulun olabileceğini savunuyor.
ezcümle; her insan bir alem, her insana, ona özel bakın diyor.
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
online butonunda görünce "dur bi aysel, şunu çözmeye çalışıyorum" şeklinde çözümlemeye çalıştığım kullanıcı adına sahip yazarımız.
teşekkürler dövüşçü, ilkokul bire döndüm sayenizde*.
teşekkürler dövüşçü, ilkokul bire döndüm sayenizde*.
devamını gör...




