kendini sabote etmek
bir afrika atasözünün dediği gibi kendi içinizde düşmanınız yoksa, dışarıdaki düşmanlar sizi incitemez.
biz kendimize bunu yapıyorsak,dış çevre neler yapabilir bir düşünülmeli. insan kendine bu kadar acımasız ise dışardaki insanlara karşı savunmasız kalır. direkt yenilgi... ağır yenilgi...
açık kapı bırakılıyor engellere. buyur buradan içeri.. peki işleri bu kadar zorlaştırmanın anlamı nedir? neden bu yola başvurulur?
neden kendimizi sabote ederiz?
hata yapma duygusu olabilir. bazı insanlar başarısızlık duygusuna fazla kapılırlar. bu kahredici durum dağılmaya ve kendini değersiz hissetmene neden olur. bir diğer sebep sorumluluktan kaçma olabilir. her şey'i ertelemen, harekete geçmemen, pasif kalman. örnekler çoğaltılabilir. özgüven meselenin mihenk taşıdır. içindeki savaşma gücünü kaybettiğinde dünya daha çok acımasız bir yerdir. kendine yardım etmen gerekir. yardım edecek bir el arıyorsan işte o
el kendi elin. ve sana hiç yabancı değil.
biz kendimize bunu yapıyorsak,dış çevre neler yapabilir bir düşünülmeli. insan kendine bu kadar acımasız ise dışardaki insanlara karşı savunmasız kalır. direkt yenilgi... ağır yenilgi...
açık kapı bırakılıyor engellere. buyur buradan içeri.. peki işleri bu kadar zorlaştırmanın anlamı nedir? neden bu yola başvurulur?
neden kendimizi sabote ederiz?
hata yapma duygusu olabilir. bazı insanlar başarısızlık duygusuna fazla kapılırlar. bu kahredici durum dağılmaya ve kendini değersiz hissetmene neden olur. bir diğer sebep sorumluluktan kaçma olabilir. her şey'i ertelemen, harekete geçmemen, pasif kalman. örnekler çoğaltılabilir. özgüven meselenin mihenk taşıdır. içindeki savaşma gücünü kaybettiğinde dünya daha çok acımasız bir yerdir. kendine yardım etmen gerekir. yardım edecek bir el arıyorsan işte o
el kendi elin. ve sana hiç yabancı değil.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz, düşman bile değiliz..
| nazım hikmet ran
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz, düşman bile değiliz..
| nazım hikmet ran
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
ekside uzun zamandir yazarim. ancak protesto halinde olduğum icin uzun zamandir siteye girmiyorum bile. yeni bir platformda caylak olarak baslamak inanin bana hic koymuyor. ben dusunduklerimi ozgurce ifade edebildigim surece nickimin onune gelecek yazar veya caylak etiketi umrumda degil. yazdıklarımın okunmasını da cok umursamiyorum acikcasi. eger birileri tarafindan ilginc ve faydali entryler girdigim dusunulur ve takibe alinirsam bu yazar unvanı almaktan daha kiymetlidir benim icin. eksideki caylak zamanlarimi hatirlayarak benim gibi caylak statusundeki arkadaslara diyecegim sudur ki derdiniz unvan olmasin. sizi kucuk gorerek ego masturbasyonu yapanlar olacaktir. bu her zaman olur. derdiniz farkinizi ortaya koymak, kimliğinizi yansitmak, düşüncelerinizi ifade etmek ama bunlari yaparken hiç kimseyi hor gormeden, asagilamadan yapmak olmali.
bu arada söylemeden gecemeyecegim sanirim. caylak olmayi da özlemişim (bkz: swh)
edit: bunu yazdığım esnada yazar oldugumu öğrendim. ne diyeyim hayat sürprizlerle dolu :)
bu arada söylemeden gecemeyecegim sanirim. caylak olmayi da özlemişim (bkz: swh)
edit: bunu yazdığım esnada yazar oldugumu öğrendim. ne diyeyim hayat sürprizlerle dolu :)
devamını gör...
4 luni 3 saptamani 2 zile
türkçesi ''4 ay 3 hafta 2 gün'' olan altın palmiye ödüllü roman yapımı film.
öncellikle filmi beğendiğimi ve önerdiğimi belirtmeliyim. kendimi realist bir insan olarak tanımlarım. genel olarak kurgu filmleri pek dikkatimi çekmez. bu filmde de kamera açısından mıdır, oyunculuklardan mıdır bilinmez, kendimi bir anda filmin içinde buluverdim.
uzun zamandır ilk defa bir filmi beğeniyorum. 2 kızın yarım günde yaşadıklarından 1.30-2 saatlik bir film çıkarmışlar ve film boyunca gerginliği, hissedilen hisleri diri tutmayı başarmışlar. bence asıl başarı budur.
film hakkında spoiler nitelikli düşüncelerim de var. onları en sonda anlatacağım. şimdilik o dönemin romanya'sı hakkında bilgi vereyim.
1969 yılında romanya hükümeti nüfus arttırma politikasıyla kürtajı yasaklamıştır.
25 yaşını geçmiş ve hâlâ çocuk sahibi olmayan kadınlara (kısırlar da dahil) %10-20 arası ek vergi koydurtmuş, 5 çocuk annesi kadınlara özel ayrıcalıklar tanımış, 10 çocuk ve fazlası için anneye madalya vermiştir. bu 1989'daki devrime kadar devam etmiştir. bu filmde de 1987 romanya'sına şahit oluyoruz.
özellikle dr. bebe'yle olan sahnede 3. arkadaş bendim. otilia erkek arkadaşının annesinin doğum gününde masada otururken bizzat ben de orada oturuyordum.
film boyunca gerildiğimi de itiraf etmeliyim. hep bir şey çıkacak diye bekledim. çıkmadı. bu da bana hayatın içinden geldi. sonuçta kaçımız filmlerde beklediğimiz şeyleri gerçek hayatta yaşıyoruz ki? üstelik film -evet aslında özellikle o masadaki konuşmada birçok mesaj içerse de- bu amerikan filmlerinde sonda karakterin hayatı tamamen değişir, yeni bir dünyada bulur ya kendini (hiç realist olmayan biçimde)... bu filmde o da yoktu ama sarsmayı başardı, gerçek hayatın ta kendisiydi çünkü.
öncellikle filmi beğendiğimi ve önerdiğimi belirtmeliyim. kendimi realist bir insan olarak tanımlarım. genel olarak kurgu filmleri pek dikkatimi çekmez. bu filmde de kamera açısından mıdır, oyunculuklardan mıdır bilinmez, kendimi bir anda filmin içinde buluverdim.
uzun zamandır ilk defa bir filmi beğeniyorum. 2 kızın yarım günde yaşadıklarından 1.30-2 saatlik bir film çıkarmışlar ve film boyunca gerginliği, hissedilen hisleri diri tutmayı başarmışlar. bence asıl başarı budur.
film hakkında spoiler nitelikli düşüncelerim de var. onları en sonda anlatacağım. şimdilik o dönemin romanya'sı hakkında bilgi vereyim.
1969 yılında romanya hükümeti nüfus arttırma politikasıyla kürtajı yasaklamıştır.
25 yaşını geçmiş ve hâlâ çocuk sahibi olmayan kadınlara (kısırlar da dahil) %10-20 arası ek vergi koydurtmuş, 5 çocuk annesi kadınlara özel ayrıcalıklar tanımış, 10 çocuk ve fazlası için anneye madalya vermiştir. bu 1989'daki devrime kadar devam etmiştir. bu filmde de 1987 romanya'sına şahit oluyoruz.
özellikle dr. bebe'yle olan sahnede 3. arkadaş bendim. otilia erkek arkadaşının annesinin doğum gününde masada otururken bizzat ben de orada oturuyordum.
film boyunca gerildiğimi de itiraf etmeliyim. hep bir şey çıkacak diye bekledim. çıkmadı. bu da bana hayatın içinden geldi. sonuçta kaçımız filmlerde beklediğimiz şeyleri gerçek hayatta yaşıyoruz ki? üstelik film -evet aslında özellikle o masadaki konuşmada birçok mesaj içerse de- bu amerikan filmlerinde sonda karakterin hayatı tamamen değişir, yeni bir dünyada bulur ya kendini (hiç realist olmayan biçimde)... bu filmde o da yoktu ama sarsmayı başardı, gerçek hayatın ta kendisiydi çünkü.
devamını gör...
comfortably numb
gözlerimi kapattığımda en uzağa en derine götüren eşsiz solosuyla tam bir şaheser.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dizleri çıkmış bir pantolondu çocukluk,
attığın kahkahalar dışında hiçbir şeyi umursamadığın,
ya da salıncak sırasının sana ne zaman geleceğiydi en büyük derdin bir zamanlar,
telaşlar çocuksuydu,
dertler çocuksu...
uzun sürmezdi,
kimse ölmezdi,
kimse terk etmezdi,
canın kaydıraktan düşünce yanardı ancak,
ya da o çok istediğin çikolata alınmadığında dökülürdü gözünden gözyaşların,
karneni iyi getirmeye çabalardın koca bir kış, o bisiklet alınsın diye,
bilemezdin o zamanlar fiziksel olmayan acıların da olabileceğini,
büyüdük sonra;
büyü bozuldu...
görünmez, can yakıcı, dikenli teller sardı her yeri,
her nefeste daha da yüreğine batan,
her adımda daha da engel olan yoluna,
olmadık endişeler edindik büyüdükçe,
adım atmadan hesaplar yapar olduk,
bazılarımız çok iyi kavrayıp oyunu kuralına göre oynadı,
bazılarımız "yedek kamil" gibi hep sıranın ona gelmesini bekledi,
çıkacaktık sahneye ve lafımızı edip herkesi hayran bırakacaktık kendimize,
beceremedik bazılarımız,
çünkü sessizce görülmeyi bekledik,
çok güzel renklerimiz vardı çünkü bizim,
keşfedilmeliydik...
keşfedemeyenler mi suçluydu yoksa biz mi yeterince görünür değildik?
sonra anladık;
bir zamanlar çok istediğimiz o büyümek aslında hiç güzel değildi,
büyüdükçe dertlendik, dertlendikçe büyüdük,
şimdi maalesef hala geri alamadığımız adımlar atıyoruz bilmediğimiz topraklara,
gelmeyecek bir gelecek için hüzünlü haykırışlar biriktiriyoruz içimizde,
söyleyemediklerimiz boğazımıza diziliyor,
tıpkı yaşayamadıklarımız gibi...
bir kez daha çıkıyoruz yollara,
koleksiyonumuza eklediğimiz yeni muhteşem hatalarımız var üstelik...
attığın kahkahalar dışında hiçbir şeyi umursamadığın,
ya da salıncak sırasının sana ne zaman geleceğiydi en büyük derdin bir zamanlar,
telaşlar çocuksuydu,
dertler çocuksu...
uzun sürmezdi,
kimse ölmezdi,
kimse terk etmezdi,
canın kaydıraktan düşünce yanardı ancak,
ya da o çok istediğin çikolata alınmadığında dökülürdü gözünden gözyaşların,
karneni iyi getirmeye çabalardın koca bir kış, o bisiklet alınsın diye,
bilemezdin o zamanlar fiziksel olmayan acıların da olabileceğini,
büyüdük sonra;
büyü bozuldu...
görünmez, can yakıcı, dikenli teller sardı her yeri,
her nefeste daha da yüreğine batan,
her adımda daha da engel olan yoluna,
olmadık endişeler edindik büyüdükçe,
adım atmadan hesaplar yapar olduk,
bazılarımız çok iyi kavrayıp oyunu kuralına göre oynadı,
bazılarımız "yedek kamil" gibi hep sıranın ona gelmesini bekledi,
çıkacaktık sahneye ve lafımızı edip herkesi hayran bırakacaktık kendimize,
beceremedik bazılarımız,
çünkü sessizce görülmeyi bekledik,
çok güzel renklerimiz vardı çünkü bizim,
keşfedilmeliydik...
keşfedemeyenler mi suçluydu yoksa biz mi yeterince görünür değildik?
sonra anladık;
bir zamanlar çok istediğimiz o büyümek aslında hiç güzel değildi,
büyüdükçe dertlendik, dertlendikçe büyüdük,
şimdi maalesef hala geri alamadığımız adımlar atıyoruz bilmediğimiz topraklara,
gelmeyecek bir gelecek için hüzünlü haykırışlar biriktiriyoruz içimizde,
söyleyemediklerimiz boğazımıza diziliyor,
tıpkı yaşayamadıklarımız gibi...
bir kez daha çıkıyoruz yollara,
koleksiyonumuza eklediğimiz yeni muhteşem hatalarımız var üstelik...
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması
düşünen, düzenleyen ve destek olan herkesten allah razı olsun diyorum. hayvanlara güzellik yapıldığında ekstra mutluluk hissediyorum.
o güzel suratlarını da yerim bunların bu arada *
o güzel suratlarını da yerim bunların bu arada *
devamını gör...
doğalgaz faturası
en son peş peşe 398 ve 402 tl gelince kombiyi kapatmamıza ve birkaç gündür termofor ile idare etmemize neden olan fatura çeşidi.
edit: en düşük derecede yanıyordu.
bir de kesim tarihlerini nasıl bir oynak hale getirmişlerse, neredeyse ayda 2 tane geliyormuş gibi sürekli öteleniyor ve son ödeme tarihi kimsenin maaş gününe yakın değil. buna rağmen de önce peş peşe sms ile "son ödeme tarihi geliyor bak! öde şunu!" içerikli taciz mesajları gönderip, daha gecikmenin 5. gününde kapıya adamla uyarı yolluyorlar. insan ağız dolusu sövmemek ya da kendini camdan atmamak için zor tutuyor kendisini.
düşünsenize, sizin rahat rahat ısınacağınız gazı başkaları bolca kullanıyor, rahatça faturanızı ödeyeceğiniz parayı başkaları harcıyor... bu trajikomik duruma düşmemize neden olan, bunda payı olan her kim varsa kulağı çınlasın.
edit: en düşük derecede yanıyordu.
bir de kesim tarihlerini nasıl bir oynak hale getirmişlerse, neredeyse ayda 2 tane geliyormuş gibi sürekli öteleniyor ve son ödeme tarihi kimsenin maaş gününe yakın değil. buna rağmen de önce peş peşe sms ile "son ödeme tarihi geliyor bak! öde şunu!" içerikli taciz mesajları gönderip, daha gecikmenin 5. gününde kapıya adamla uyarı yolluyorlar. insan ağız dolusu sövmemek ya da kendini camdan atmamak için zor tutuyor kendisini.
düşünsenize, sizin rahat rahat ısınacağınız gazı başkaları bolca kullanıyor, rahatça faturanızı ödeyeceğiniz parayı başkaları harcıyor... bu trajikomik duruma düşmemize neden olan, bunda payı olan her kim varsa kulağı çınlasın.
devamını gör...
bilgisayar kamerasını bantlamak
kameradan bizi izleyip notlar alan abd ajanlarının antidepresana başlama nedenidir
devamını gör...
kill bill
nakış gibi işlenmiş bir tarantino harikasıdır.tek bir kare,diyalog yoktur gereksiz ya da fazla olan.
devamını gör...
örütbağ
prof. dr. oktay sinanoğlu'nun internet sözcüğü yerine önermiş olduğu isim. kimi bilişim uzmanları da türkçe karşılığı bulunan bilgisayardan esinlenerek bilgisunar sözcüğünü tedavüle soktular ama bu sözcük de karşılığını bulmadı. eğer ki bilgisunar sözcüğü tdk sözlüğüne alınmış olsa işin rengi değişebilirdi.
devamını gör...
saks mavi
parlament mavisi veya gece mavisi rengin bir diğer ismi.
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük erkekle birlikte olmak
yukarıdan aşağısı çok yakın göründüğünden sorun olmayan durum. aşağıdan yukarısı nasıl görünüyor birileri söylesin de öğrenelim.
devamını gör...
sabahattin ali 114 yaşında
en sevdiğim, edebiyatımızın en nahif yazarının doğum günü 25 şubattı. bugün yeni yaşının ilk günü!
bazı duygu ve düşünceleri anlatmaya kelimeler yetmez çoğu zaman. sadece, çok seviyorum demek istersin. "onu en çok ben seviyorum," gibi belki de bencilce bir cümle çıkar ağzından.
iyi ki doğdun ilkbahar, doğa, hayvan ve insan aşığı sabahattin ali! seni en çok seven ben olmak istiyorum. bugünlük, yeni yaşının ilk günü hatırına olabilir miyim?
"tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim..."
bazı duygu ve düşünceleri anlatmaya kelimeler yetmez çoğu zaman. sadece, çok seviyorum demek istersin. "onu en çok ben seviyorum," gibi belki de bencilce bir cümle çıkar ağzından.
iyi ki doğdun ilkbahar, doğa, hayvan ve insan aşığı sabahattin ali! seni en çok seven ben olmak istiyorum. bugünlük, yeni yaşının ilk günü hatırına olabilir miyim?
"tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim..."
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
uçurtma uçurdum, çokkk uzun zaman olmuştu elime uçurtma almayalı. inşallah bir sürü küçük çocuk pencerelerinden renkli uçurtmamı görüp tebessüm etmiştir. uçururken karantinada sıkılan minikleri düşündüm, onlar için uçurdum.
tanım: yazarların günlük mutluluklarını yazdığı başlık.
tanım: yazarların günlük mutluluklarını yazdığı başlık.
devamını gör...
kırık bir aşk hikayesi
1981 yapımı, senaryosunu selim ileri'nin yazdığı, yönetmenliğini ömer kavur 'un yapmış olduğu başrollerde kadir inanır, hümeyra, kamuran usluer, neriman köksal, halil ergün gibi oyuncuların yer aldığı, şartların zorlamasıyla nişanlanmak zorunda kalan bir gencin kasabaya atanan bir öğretmene aşık olmasıyla başlayan olayları anlatıyor.
bir sahil kasabasının ileri gelen ailelerinin bir bölümü o dönemler değişime ayak uydurarak sanayi alanında atılımlar yapmışlar. bazıları bu durumdan geri kaldıkları gibi zor durumda kalmışlardır. fuat'ın ailesi de bunlardandır. babadan kalma yöntemlerle zeytinyağı üretimi yapan ailenin ekonomik durumu kötüye gidince, aile çareyi fuat'ı kasabanın zengin ailelerinden birinin kızıyla evlendirmekte bulur. o sırada da kasabaya yeni bir edebiyat öğretmeni atanır ve kısa sürede fuat ile öğretmen arasında bir gönül ilişkisi başlar. ancak, aile baskısı ve şartlar, bu aşkın uzun sürmesine izin vermez. fuat'ın da kalbi aşkında kalacak ve çaresiz nişanlısına geri dönecektir.
film, ömer kavur ekolünün, en başarılı örneklerinden biridir. 19. antalya film festivali'nde 5 ödül birden kazanan kırık ve hüzünlü bir atmosferin işlendiği filmde sarı ve kahverengi renkler ağır basıyor.
bir sahil kasabasının ileri gelen ailelerinin bir bölümü o dönemler değişime ayak uydurarak sanayi alanında atılımlar yapmışlar. bazıları bu durumdan geri kaldıkları gibi zor durumda kalmışlardır. fuat'ın ailesi de bunlardandır. babadan kalma yöntemlerle zeytinyağı üretimi yapan ailenin ekonomik durumu kötüye gidince, aile çareyi fuat'ı kasabanın zengin ailelerinden birinin kızıyla evlendirmekte bulur. o sırada da kasabaya yeni bir edebiyat öğretmeni atanır ve kısa sürede fuat ile öğretmen arasında bir gönül ilişkisi başlar. ancak, aile baskısı ve şartlar, bu aşkın uzun sürmesine izin vermez. fuat'ın da kalbi aşkında kalacak ve çaresiz nişanlısına geri dönecektir.
film, ömer kavur ekolünün, en başarılı örneklerinden biridir. 19. antalya film festivali'nde 5 ödül birden kazanan kırık ve hüzünlü bir atmosferin işlendiği filmde sarı ve kahverengi renkler ağır basıyor.
devamını gör...
fikir hırsızlığı
sen düşünürsün imkanın yok diye üretime geçiremezsin. başkası ile bu fikri paylaşırsın ve o şahıs senden önce davranır. üstüne bir de kendi fikriymiş gibi arsızca övünür çevresine.
en tiksindiren insan davranışıdır. bir gram onur veya şeref emaresi olmayan karaktersiz insandır.
bir de bu insanların zıttı olarak sağduyulu insanlar vardır. onlar senin şahsına münhasır bir cümleni çok beğenirler. bazen paylaşmak isterler ve senin de adını belirterek yaparlar bunu. bu emeğe saygıdan ziyade fikir hırsızlığına düşmemek için yapılandır. kibarlığı ve ince düşüncesi ile hayatta her daim kazanmalarını istediğim karakterli insan türüdür.
en tiksindiren insan davranışıdır. bir gram onur veya şeref emaresi olmayan karaktersiz insandır.
bir de bu insanların zıttı olarak sağduyulu insanlar vardır. onlar senin şahsına münhasır bir cümleni çok beğenirler. bazen paylaşmak isterler ve senin de adını belirterek yaparlar bunu. bu emeğe saygıdan ziyade fikir hırsızlığına düşmemek için yapılandır. kibarlığı ve ince düşüncesi ile hayatta her daim kazanmalarını istediğim karakterli insan türüdür.
devamını gör...
hayat eve sığmıyor
artık isyan ettiğim durumdur. bitsin bu zalım pandemi.
devamını gör...

