antalya limanı'nın katarlılara satılması
türkiye cumhuriyeti recep tayyip erdoğan'ın babasının cumhuriyeti atarda satarda.
satıp satıp yiyin efendiler.
satıp satıp yiyin efendiler.
devamını gör...
obsessive compulsive cleaners
birleşik krallık menşeili, ülkemizdeki temizlik programlarının uzaktan atası (anası değil çünkü fark çok. hani homo habilis homo sapiens farkı gibi. homo habilisin ilk insan olduğunu da first homo yazarak öğrendim sevgili yazar.bilgili taklidi yapamayacağım).
efendim birleşik krallık gelişmiş bir ülke olduğundan yaşlı popülasyona sahip bir nüfus ve yalnız olanları da çok. ingilizler soğuk değil mi ama yea demeyin çünkü yanlış stereotip. özellikle kuzey tarafındakiler yani kuzey ingilizlerler çok samimidirler. öyle ki sheffield da hi love how are you love gibi cümleleri gün içinde cinsiyet fark etmeksizin kullanırlardı. tramvay beklerken yanımda benimle sohbet açan tatlı nineler bile vardı. neyse konuyu uzatmayayım yaşlılar yalnız olunca bakımsızlık bir problem olabiliyor. yine travma geçirmiş insanlar ya da mizacı temizlememeye yatkın insanlar da olabiliyor. bunun bir ayrı ucu evleri kovid öncesi dönemle bile kaç defa cifleyen işi abartan bir kesim de var.
programda bunun bilincinde olarak çok temizliğe yatkın olan ekstrem tarafa şehri ve evleri temizlettiriyor. bunun amacı kendilerine obsesif kompulsif temizleyiciyim diyen kişilere aslında bu kadara da gerek yok u aşılamak (bu arada her önüne gelen programda benimki ocd diyor ama çok öyleler mi problemleri farklı mı bence net değil. bazıları daha ciddi bazıları daha hafif seyrediyor gibi çünkü. tek bildiğim psikolog psikiyatrla görüşmemiş izlenimi veriliyordu sanırım genelde). aynı şekilde kendini bırakmış insanlara da temizlik önerileri gelsin biraz bir fikir alışverişi olsun prensibi var.
programın amacı tabii ki terapi tedavi değil ama iki tarafta kendi hikayesini anlatıyor ve bu deneyimden öğrendiklerini açıklıyor. kısaca bir izleyen olarak ülkenin toplumsal sorunu hakkında ve insanların düşünce şekilleri açısından faydalar sağlayan bir program oluyor. eğlence programı nihayetinde ama düşündürüyor. ağır yaşamlardakinden farklı olarak travmamın sonucu olarak böyleyim gibi biraz bahaneye de kaçan bir düşünceyi gözlemlemedim. yani bazı katılanlar ya gerçeklikten çok uzaklaşmış oluyorlar ya da ip bir noktada kopuyor ve kayboluyorlar. bu demek değil ki katılanlar bilinçli. katılanların çoğu yani hem çok titiz olan hem de dağınık olan karşı tarafı yadırgıyor ve ah beni kurtarın gibi bir halde olmuyorlar.
anlayacağınız çok derin bir içerik olmasa da güzel mesajları da barındıran bir program.
ülkemizde orijinalini önce tlc de yayınladılar sanırım. sonrasında bu programın direkt uyarlaması geldi ama ya böyle hikayeler çok yoktu ya da senaristler ingiliz senaristler (bilmiyorum var mı) kadar başarılı olamadılar ve bir şekilde tutmadı. sonuçta evler bir bu programdaki kadar felaket değildi ve daha çok öğrenci evleriydi sanırım. yarışmacılar da çok temizlik takıntılı değillerdi sanırım. bu programda aradan tek sıyrılan kadir ezildi oldu. o da fox tv ye geçince ilk programında konsept baya değişti ve tanınmaz hale geldi neredeyse. yani her gün puanlama olan bir haftalık yarışmaaya dönüştü ve o bak bu evde yaşayan kişi şudur bu kişinin başından şunlar şunlar geçti kısmı iyice silindi ( ilk tlc uyarlamasında da çok derinliğe girilmemişti ama evin sahibi gözüküyordu diye aklımda kalmış). en son halinde en hamarat benim e döndü konsept ve artık insanlar benim evim en temiz üstüne en lezzetli yemeği de ben yaparıma evrildi.
yani bu tarz programlarda elbette ah neden evrildi neden bu dejenerasyon diye sorgulamalara girmek abes çünkü programların kaygısı reyting ve her sezon içerikte değiştirilsin deniliyor. ondan sonra zuhal topal ya da x kişisi kanal değiştiriyor onun saatini kim dolduracak derken içerik değişebiliyor. bu arada kadir ezildi gerçekten reality show tadında programları sunmak için biçilmiş kaftan ve çerezlik olarak en hamarat benim yine arada izlenilir. ama türkiyedeki programları ve ingiliz programlarını karşılaştırınca millet olarak düşünce yapımızdaki boşluk dikkat çekiyor. bir taraf eğlendirirken azıcık da düşünsün diyor bir tarafta ev hanımlarının kafası dolsun izlesin beni yeter diyor.
efendim birleşik krallık gelişmiş bir ülke olduğundan yaşlı popülasyona sahip bir nüfus ve yalnız olanları da çok. ingilizler soğuk değil mi ama yea demeyin çünkü yanlış stereotip. özellikle kuzey tarafındakiler yani kuzey ingilizlerler çok samimidirler. öyle ki sheffield da hi love how are you love gibi cümleleri gün içinde cinsiyet fark etmeksizin kullanırlardı. tramvay beklerken yanımda benimle sohbet açan tatlı nineler bile vardı. neyse konuyu uzatmayayım yaşlılar yalnız olunca bakımsızlık bir problem olabiliyor. yine travma geçirmiş insanlar ya da mizacı temizlememeye yatkın insanlar da olabiliyor. bunun bir ayrı ucu evleri kovid öncesi dönemle bile kaç defa cifleyen işi abartan bir kesim de var.
programda bunun bilincinde olarak çok temizliğe yatkın olan ekstrem tarafa şehri ve evleri temizlettiriyor. bunun amacı kendilerine obsesif kompulsif temizleyiciyim diyen kişilere aslında bu kadara da gerek yok u aşılamak (bu arada her önüne gelen programda benimki ocd diyor ama çok öyleler mi problemleri farklı mı bence net değil. bazıları daha ciddi bazıları daha hafif seyrediyor gibi çünkü. tek bildiğim psikolog psikiyatrla görüşmemiş izlenimi veriliyordu sanırım genelde). aynı şekilde kendini bırakmış insanlara da temizlik önerileri gelsin biraz bir fikir alışverişi olsun prensibi var.
programın amacı tabii ki terapi tedavi değil ama iki tarafta kendi hikayesini anlatıyor ve bu deneyimden öğrendiklerini açıklıyor. kısaca bir izleyen olarak ülkenin toplumsal sorunu hakkında ve insanların düşünce şekilleri açısından faydalar sağlayan bir program oluyor. eğlence programı nihayetinde ama düşündürüyor. ağır yaşamlardakinden farklı olarak travmamın sonucu olarak böyleyim gibi biraz bahaneye de kaçan bir düşünceyi gözlemlemedim. yani bazı katılanlar ya gerçeklikten çok uzaklaşmış oluyorlar ya da ip bir noktada kopuyor ve kayboluyorlar. bu demek değil ki katılanlar bilinçli. katılanların çoğu yani hem çok titiz olan hem de dağınık olan karşı tarafı yadırgıyor ve ah beni kurtarın gibi bir halde olmuyorlar.
anlayacağınız çok derin bir içerik olmasa da güzel mesajları da barındıran bir program.
ülkemizde orijinalini önce tlc de yayınladılar sanırım. sonrasında bu programın direkt uyarlaması geldi ama ya böyle hikayeler çok yoktu ya da senaristler ingiliz senaristler (bilmiyorum var mı) kadar başarılı olamadılar ve bir şekilde tutmadı. sonuçta evler bir bu programdaki kadar felaket değildi ve daha çok öğrenci evleriydi sanırım. yarışmacılar da çok temizlik takıntılı değillerdi sanırım. bu programda aradan tek sıyrılan kadir ezildi oldu. o da fox tv ye geçince ilk programında konsept baya değişti ve tanınmaz hale geldi neredeyse. yani her gün puanlama olan bir haftalık yarışmaaya dönüştü ve o bak bu evde yaşayan kişi şudur bu kişinin başından şunlar şunlar geçti kısmı iyice silindi ( ilk tlc uyarlamasında da çok derinliğe girilmemişti ama evin sahibi gözüküyordu diye aklımda kalmış). en son halinde en hamarat benim e döndü konsept ve artık insanlar benim evim en temiz üstüne en lezzetli yemeği de ben yaparıma evrildi.
yani bu tarz programlarda elbette ah neden evrildi neden bu dejenerasyon diye sorgulamalara girmek abes çünkü programların kaygısı reyting ve her sezon içerikte değiştirilsin deniliyor. ondan sonra zuhal topal ya da x kişisi kanal değiştiriyor onun saatini kim dolduracak derken içerik değişebiliyor. bu arada kadir ezildi gerçekten reality show tadında programları sunmak için biçilmiş kaftan ve çerezlik olarak en hamarat benim yine arada izlenilir. ama türkiyedeki programları ve ingiliz programlarını karşılaştırınca millet olarak düşünce yapımızdaki boşluk dikkat çekiyor. bir taraf eğlendirirken azıcık da düşünsün diyor bir tarafta ev hanımlarının kafası dolsun izlesin beni yeter diyor.
devamını gör...
1 milyon euro verseler sevgilini terk eder misin
buna hayır diyen için 1 milyon euro zaten para değildir.
tüm kalbimle evet.
tüm kalbimle evet.
devamını gör...
coma
2020 yılında çıkmış bir film. bilim kurgu ve senaryosu çok güzel. genelde izlemesi zor çünkü sitelere gelince çok kısa bir süre sonra telif yüzünden kalkıyor. izlemek isteyenler bu yorumu okuduktan sonra acele etsin.

komaya girmiş insanlar bilinçlerinde var olan bir dünyaya uyanırlar. dünya onların anıları, rüyaları, hayalleriyle şekillenir. bu dünya ne kadar bilinçte var olsa da burda da hayatta kalma mücadelesi var. farklı karakterler, farklı yetenekler bir araya gelerek komadan çıkış yolu arıyorlar. gerçek dünya ile koma hayatının zaman kavramı da farklı. film mimar lakaplı karakterin uyanmasıyla başlıyor. daha sonra yetenekleri ortaya çıktıkça gerçeğin farkına varıyor.
ruslar son yıllarda güzel işler çıkarıyor. bu da izlenmeli. özellikle bilim kurgu sevenler kaçırmasın.
filmde en hoşuma giden yer eski liderin azraile dönüştükten sonra arkadaşlarını öldürmek yerine onlara yardım etmesiydi. filmde komada olan çoğu insan gerçek hayatında sefil bir hayat sürüyor ama yine de proje sahibi herkesin onayını alarak bu hayata geçiş yaptırsa daha güzel olurdu. bak mimar kabul etti mi komada kalmayı. hayır. ben olsam ben de etmem. koma hayatı ne kadar gerçeğe yakın olsa da hiçbir alternatif hayat gerçeği gibi olamaz.

komaya girmiş insanlar bilinçlerinde var olan bir dünyaya uyanırlar. dünya onların anıları, rüyaları, hayalleriyle şekillenir. bu dünya ne kadar bilinçte var olsa da burda da hayatta kalma mücadelesi var. farklı karakterler, farklı yetenekler bir araya gelerek komadan çıkış yolu arıyorlar. gerçek dünya ile koma hayatının zaman kavramı da farklı. film mimar lakaplı karakterin uyanmasıyla başlıyor. daha sonra yetenekleri ortaya çıktıkça gerçeğin farkına varıyor.
ruslar son yıllarda güzel işler çıkarıyor. bu da izlenmeli. özellikle bilim kurgu sevenler kaçırmasın.
filmde en hoşuma giden yer eski liderin azraile dönüştükten sonra arkadaşlarını öldürmek yerine onlara yardım etmesiydi. filmde komada olan çoğu insan gerçek hayatında sefil bir hayat sürüyor ama yine de proje sahibi herkesin onayını alarak bu hayata geçiş yaptırsa daha güzel olurdu. bak mimar kabul etti mi komada kalmayı. hayır. ben olsam ben de etmem. koma hayatı ne kadar gerçeğe yakın olsa da hiçbir alternatif hayat gerçeği gibi olamaz.
devamını gör...
kolpaçino sabri abi
çok çabuk sinirlenen bir abimizdir.
ekrem abiye olan saygısı ile ve ani gelişen şeyler karşısında dindar bir adam oluvermesi en büyük özelliğidir.
her şeyi başına açan tayfundur, o ne güzel umreye gidecektir.
ekrem abisine pamuk tıkattırmaz, gerekirse bo***u yer.
ekrem abiye olan saygısı ile ve ani gelişen şeyler karşısında dindar bir adam oluvermesi en büyük özelliğidir.
her şeyi başına açan tayfundur, o ne güzel umreye gidecektir.
ekrem abisine pamuk tıkattırmaz, gerekirse bo***u yer.
devamını gör...
bağımlılık geni
alkol, nikotin, uyuşturucu, internet vb. bağımlılık yapabilecek şeylere karşı duramayan gendir.
bir kısım bünyelerde mevcuttur, bir kısım bünyelerde mevcut değildir.
internet bu konuda yazılmış bilimsel yazılar ile dolu
eğer toplumda kötü alışkanlık diye bellenen şeyleri denemiş ve sonra tiryakisi olmamışsanız sizde de bağımlılık geni yoktur.
bir kısım bünyelerde mevcuttur, bir kısım bünyelerde mevcut değildir.
internet bu konuda yazılmış bilimsel yazılar ile dolu
eğer toplumda kötü alışkanlık diye bellenen şeyleri denemiş ve sonra tiryakisi olmamışsanız sizde de bağımlılık geni yoktur.
devamını gör...
yazarların duvarında asılı şeyler
ecza dolabı.
devamını gör...
güzel kadına güzel yakışıklı adama yakışıklı diyen insan
bardağa da bardak diyen insandır.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
önemsemiyor gibi davranıp cool görünmeye çalışıyorsunuz ama mal gibi duruyorsunuz.
biri size iyi niyetle yaklaşınca onun size ölüp bittiğini düşünüyorsunuz bu da sizi acınası gösteriyor.
birine yaklaşmak için iki yüzlülük yapıyorsunuz, karşıdaki de size iyi yaklaşınca geri kaçıyorsunuz mide bulandırıyorsunuz.
biri sizi yargılamadan yaklaşınca kendinizi mükemmel zannedip karşıdakinin kusurlarını arıyorsunuz, iğrenç görünüyorsunuz.
kadınların sürekli evlenmek için ya da paranız için* size yaklaştığını düşünüyorsunuz, komik duruyorsunuz.
genel olarak yaptığınız birçok şey tahammül edilemez ama bundan asla vazgeçmiyorsunuz.
biri size iyi niyetle yaklaşınca onun size ölüp bittiğini düşünüyorsunuz bu da sizi acınası gösteriyor.
birine yaklaşmak için iki yüzlülük yapıyorsunuz, karşıdaki de size iyi yaklaşınca geri kaçıyorsunuz mide bulandırıyorsunuz.
biri sizi yargılamadan yaklaşınca kendinizi mükemmel zannedip karşıdakinin kusurlarını arıyorsunuz, iğrenç görünüyorsunuz.
kadınların sürekli evlenmek için ya da paranız için* size yaklaştığını düşünüyorsunuz, komik duruyorsunuz.
genel olarak yaptığınız birçok şey tahammül edilemez ama bundan asla vazgeçmiyorsunuz.
devamını gör...
müge anlı ile tatlı sert
3 kuruşluk aklıyla yalan söyleyip sonra söylediği yalanı unutup yenisini söyleyen sevimsiz güruhun bir üyesi olan bir adet yüksel "bey" içeren program.
konuşurken 2 lafı düzgün şekilde bir araya getiremeyen adam(!)lar maşallah kadın öldürmeyi çok iyi biliyorlar! bıktık artık şu insan profilinden be! hem kadınlığından faydalanıyorlar hem parasını yiyorlar hem canını alıyorlar... kelime bitti artık yahu, yeter yeteeer!
yemin ediyorum süper kahraman olsam birini bile sağ bırakmazdım bunların.
şeytanı gördüm filmindeki gibi eziyet edip tedavi eder, sonra yeniden eziyet edip yeniden tedavi eder, en sonunda da gebertirdim. bunların layık olduğu hayat o çünkü.
gözünü sevdiğimin dexter'ı, her eve lazım!
şuna bak, şundaki konuşma şekline bak!.. sinir krizi geçirtir insana.
bir de zaman kazanmak için her soruya "ney?" diye karşılık vermez mi... laf söyledi balkabağı, yatır yere bas y**ğı!
ağzımı, niyetimi, her bir şeyimi bozuyorum bunları görünce...
edit: bir de evliymiş 100 babalı temiz aile çocuğu!..
konuşurken 2 lafı düzgün şekilde bir araya getiremeyen adam(!)lar maşallah kadın öldürmeyi çok iyi biliyorlar! bıktık artık şu insan profilinden be! hem kadınlığından faydalanıyorlar hem parasını yiyorlar hem canını alıyorlar... kelime bitti artık yahu, yeter yeteeer!
yemin ediyorum süper kahraman olsam birini bile sağ bırakmazdım bunların.
şeytanı gördüm filmindeki gibi eziyet edip tedavi eder, sonra yeniden eziyet edip yeniden tedavi eder, en sonunda da gebertirdim. bunların layık olduğu hayat o çünkü.
gözünü sevdiğimin dexter'ı, her eve lazım!
şuna bak, şundaki konuşma şekline bak!.. sinir krizi geçirtir insana.
bir de zaman kazanmak için her soruya "ney?" diye karşılık vermez mi... laf söyledi balkabağı, yatır yere bas y**ğı!
ağzımı, niyetimi, her bir şeyimi bozuyorum bunları görünce...
edit: bir de evliymiş 100 babalı temiz aile çocuğu!..
devamını gör...
mona lisa tablosunun çok abartılması
önünde tövbe edip af dilemesi gereken yazarları ortaya çıkartan önerme.
çarpılırsınız lan, ağzınız burnunuz yer değiştirir, medyum memiş’ten yan kroşe yemiş medyum keto olursunuz:
çarpılırsınız lan, ağzınız burnunuz yer değiştirir, medyum memiş’ten yan kroşe yemiş medyum keto olursunuz:
devamını gör...
martin knutzen
kant'a newton'u anlatan hocası.. christian wolff ekolünün bir neferi..
kant gibi knutzen'in hayatı da königsberg'de geçmiş. felsefe, matematik ve fizik okumuş, matematik ve mantık üzerine ordinaryüs prof olmuş. özellikle leibniz'in maddenin nitel boyutuyla ilgili ortaya koyduklarını incelemiş ve kant'ın gündemine taşımıştır. kant için hem üç eleştiriyi yazmadan önceki dönemde hem yazdığı üç eleştiri üzerinde etkili bi figür olmuştur. ancak knutzen için çok da önemli biri değilmiş kant bunu da belirtmek gerek.
knutzen'in felsefesi de bir denge, arabuluculuk felsefesi. wolff ve lutheryan anlayış arasında tutunmaya çalışmış ancak pek başarılı olduğu söylenemez. kant da bunun için 20 yıl uğraşacak ve bunun mümkün olmadığını söyleyip vazgeçecek zaten. muhtemelen kant'ı leibniz aleyhtarı yapan da knutzen'dir. özellikle newton mekaniği'nden sonra iş başka bi boyuta evriliyo tabi. şu da var ki 18.yy'da teknik yetersizliklerden dolayı, aynı zaman diliminde yaşasalar da bütün büyük eserlere ulaşmak son derece zor ve newton'un eserinin almanya'da okunup anlaşılması ve okuyucuyu ikna etmesi çok da hızlı gerçekleşmiyo. gerçekleştiğinde ise refleks olarak bir ortayolculuk meydana çıkıyo. knutzen de hatta kant da böyle bir iklimin mahsülü..
kant gibi knutzen'in hayatı da königsberg'de geçmiş. felsefe, matematik ve fizik okumuş, matematik ve mantık üzerine ordinaryüs prof olmuş. özellikle leibniz'in maddenin nitel boyutuyla ilgili ortaya koyduklarını incelemiş ve kant'ın gündemine taşımıştır. kant için hem üç eleştiriyi yazmadan önceki dönemde hem yazdığı üç eleştiri üzerinde etkili bi figür olmuştur. ancak knutzen için çok da önemli biri değilmiş kant bunu da belirtmek gerek.
knutzen'in felsefesi de bir denge, arabuluculuk felsefesi. wolff ve lutheryan anlayış arasında tutunmaya çalışmış ancak pek başarılı olduğu söylenemez. kant da bunun için 20 yıl uğraşacak ve bunun mümkün olmadığını söyleyip vazgeçecek zaten. muhtemelen kant'ı leibniz aleyhtarı yapan da knutzen'dir. özellikle newton mekaniği'nden sonra iş başka bi boyuta evriliyo tabi. şu da var ki 18.yy'da teknik yetersizliklerden dolayı, aynı zaman diliminde yaşasalar da bütün büyük eserlere ulaşmak son derece zor ve newton'un eserinin almanya'da okunup anlaşılması ve okuyucuyu ikna etmesi çok da hızlı gerçekleşmiyo. gerçekleştiğinde ise refleks olarak bir ortayolculuk meydana çıkıyo. knutzen de hatta kant da böyle bir iklimin mahsülü..
devamını gör...
teklif etse evlenirim dediğiniz ünlüler
- seçkin özdemir
- birkan sokullu
- buray
- paul rudd
- lucas bravo
uzar gider bu liste... lakin yeniden evlenemem. üstteki adamlar kadar yetenekli, yakışıklı, çekici de olsa, 11/10 karakteri de olsa, gözleri boncuk boncukta baksa, aşkla baksa, tüm gün evimde şarkı söyleyen bi buray olsa dahi, yeniden ev-len-mem!
edit: büyük konuşmuşum. evlendim arkadaşlar.
- birkan sokullu
- buray
- paul rudd
- lucas bravo
uzar gider bu liste... lakin yeniden evlenemem. üstteki adamlar kadar yetenekli, yakışıklı, çekici de olsa, 11/10 karakteri de olsa, gözleri boncuk boncukta baksa, aşkla baksa, tüm gün evimde şarkı söyleyen bi buray olsa dahi, yeniden ev-len-mem!
edit: büyük konuşmuşum. evlendim arkadaşlar.
devamını gör...
sevgilime yazdığın nickaltını siler misin sorusu
yazdığın nick altını silecesin. yılmaz'ı msn'den engellecesin duydun mu?
devamını gör...
yazarların çocukluk travması
ben beş yaşındayken karşı apartmandaki komşularımızdan birinin oğlu birini bıçaklamış, balkonda dondurma yiyorum ben de tatlı tatlı, sonra apartmandan bir adam çıktı karın bölgesi bütünüyle kan, anne diye bağırıyor sürekli, çok büyük şok geçirmiştim valla. sonra beni fena kan tutmaya başladı, 22 yaşındayım hala hastanede kan verirken başka bir yere bakarım.
edit: bir de şimdi olsa hemen çocuk için pedagoga vs. giderler "bu çocuk böyle bir şey gördü n'apalım?" diye. ben anneme sordum ne oldu diye diyo ki "cihan abin birini bıçaklamış ama çocuğun önemli bir şeyi yokmuş üzülme" sldksdjsd
edit: bir de şimdi olsa hemen çocuk için pedagoga vs. giderler "bu çocuk böyle bir şey gördü n'apalım?" diye. ben anneme sordum ne oldu diye diyo ki "cihan abin birini bıçaklamış ama çocuğun önemli bir şeyi yokmuş üzülme" sldksdjsd
devamını gör...
jose saramago
1998 yılında nobel edebiyat ödülünü kazanmış portekizli büyük yazar, muhteşem şahsiyet, yetenek abidesi, hayranlık uyandıran edebiyat tanrısıdır.

kendisiyle üniversite yıllarımda bilinmeyen adanın öyküsü kitabı ile başlayan tanışıklığım yıllardır aynı tutku, aynı hayranlıkla devam etmekte.
okumaya ilk başladığım zamanlar noktalama işaretleri konusunda bu kadar cimri olması beni çok zorlamıştı. ama daha sonra alışınca noktalama işaretlerindeki bu tasarruf inadına, gittikçe daha çok keyif almaya başladım yazdıklarından.
suya sabuna dokunmayan yazarların aksine saramago derdini açık açık anlatan ve eleştirisini cesurca yapan bir deli yürektir benim için.
körlük kitabı ile hayranlığım kat kat artsa da yıllar sonra filme çekilmesinden hiç mutlu olmadım. körlük kitabının devamı olan görmek ise körlük kadar olmasa de etkileyici bir kitaptı.
balthasar ve blimunda kitabında hayal gücünün dalgalarıyla beni benden alan yazar benim için asıl altın vuruşu bütün isimler kitabıyla yapmıştır. bütün isimler benim için edebiyat tarihin en iyi romanlarında biridir.
incildeki ikinci isa ve kabil romanları ile oldukça fazla tepki çekmiş olan yazar kilise tarafından da aforoz edilmiş ancak bunu önemseyecek bir inanç sistemine sahip olmadığı için çok da üzerinde durmamıştır.
büyük yazar sadece romanlarını yazıp kenara çekiliş beklememiş, eylemci kişiliğini de kendine hayran bırakacak şekilde göstererek filistin konusunda ses çıkarmış ve açık destek vermiştir.
jose saramago 2010 yılında hayatını kaybettiğinde sanki bir yakınımı kaybetmiş kadar üzüldüğüm hatırlıyorum.

kendisiyle üniversite yıllarımda bilinmeyen adanın öyküsü kitabı ile başlayan tanışıklığım yıllardır aynı tutku, aynı hayranlıkla devam etmekte.
okumaya ilk başladığım zamanlar noktalama işaretleri konusunda bu kadar cimri olması beni çok zorlamıştı. ama daha sonra alışınca noktalama işaretlerindeki bu tasarruf inadına, gittikçe daha çok keyif almaya başladım yazdıklarından.
suya sabuna dokunmayan yazarların aksine saramago derdini açık açık anlatan ve eleştirisini cesurca yapan bir deli yürektir benim için.
körlük kitabı ile hayranlığım kat kat artsa da yıllar sonra filme çekilmesinden hiç mutlu olmadım. körlük kitabının devamı olan görmek ise körlük kadar olmasa de etkileyici bir kitaptı.
balthasar ve blimunda kitabında hayal gücünün dalgalarıyla beni benden alan yazar benim için asıl altın vuruşu bütün isimler kitabıyla yapmıştır. bütün isimler benim için edebiyat tarihin en iyi romanlarında biridir.
incildeki ikinci isa ve kabil romanları ile oldukça fazla tepki çekmiş olan yazar kilise tarafından da aforoz edilmiş ancak bunu önemseyecek bir inanç sistemine sahip olmadığı için çok da üzerinde durmamıştır.
büyük yazar sadece romanlarını yazıp kenara çekiliş beklememiş, eylemci kişiliğini de kendine hayran bırakacak şekilde göstererek filistin konusunda ses çıkarmış ve açık destek vermiştir.
jose saramago 2010 yılında hayatını kaybettiğinde sanki bir yakınımı kaybetmiş kadar üzüldüğüm hatırlıyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

şimdi değişti ruh halim
gelsin şarkı alıntısı o zaman :"gir kanıma!
hani bekarlık "sultantık" derdin
yetti canıma!
yaşarım ben senle, gir kanımaaa! "
dur dur bir tane daha :" al artık koynuna beni karam
günahın boynuna can karam
anladım sensizlik haram
gel artık insafa be karam."
sevdiğime,sevdiğinden...
love'm... <3
devamını gör...

