peter pan sendromu
peter pan sendromu, büyümekten korkan çocuklarda ve olgun olduğu halde çocuk gibi davranan yetişkinlerde görülen davranış bozukluğudur. ilk sendrom 1983'te dan kiley isimli bir psikanalist tarafından bulunmuştur. sendromum ismi, james matthew barrie'nin peter pan isimli romanından geliyor.peter pan sendromu en çok olgun yaşta ortaya çıkan bir sendrom. en çok bekar insanlarda ve erkeklerde görülüyor. dan kiley'e göre, bu sendromun küçüklükte, annenin baskısı ve babanın otoritesizliğinden kaynaklanıyor.
uzmanlar, peter pan sendromu yaşayan erkeklerin genellikle aile içi iletişim sorunları yaşadığı, duygusal paylaşımlarının olmadığına dikkat çekiyor.
uzmanlar, peter pan sendromu yaşayan erkeklerin genellikle aile içi iletişim sorunları yaşadığı, duygusal paylaşımlarının olmadığına dikkat çekiyor.
devamını gör...
don
giysi, renk. türkülerimiz bile yeni nesle tuhaf geliyor neylersin:
'türlü donlar giymiş gülden naziktir
bülbül cevreyleme güle yazıktır'
(bkz: derdim çoktur hangisine yanayım)
'türlü donlar giymiş gülden naziktir
bülbül cevreyleme güle yazıktır'
(bkz: derdim çoktur hangisine yanayım)
devamını gör...
yazarların yaşamak isteyeceği kitaplar
aşk ve gurur
beyaz geceler
beyaz geceler
devamını gör...
kargo açmak
insana keyif veren çok az şeyken varken kargo açmak onlardan biri. bir de zamanında geldiyse ondan keyiflisi yok.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
- size kendi psikolojimden söz edebilir miyim hocam?
+ istiyorsan tabii.
- kafam karmakarışık hocam. 22 yaşındayım. 22 yıldır etrafıma bakıyorum. nefret, kavga ve ölüm. ölüm diyorum. düşünebiliyor musunuz? bizler edebiyat okuyoruz. yeryüzünde yazılmış en güzel şiirlerden haberimiz var. okuduğum romanları düşünüyorum. insanlar ne güzel şeyler yaşamışlar hocam. inanıyorum ki hâlâ da yaşıyorlar. ya biz hocam, ya ben! ya ben neden o duyguları hiç tanımıyorum. bu beni çok korkutuyor."
bir sonbahar hikayesi (yavuz özkan, 1994)
+ istiyorsan tabii.
- kafam karmakarışık hocam. 22 yaşındayım. 22 yıldır etrafıma bakıyorum. nefret, kavga ve ölüm. ölüm diyorum. düşünebiliyor musunuz? bizler edebiyat okuyoruz. yeryüzünde yazılmış en güzel şiirlerden haberimiz var. okuduğum romanları düşünüyorum. insanlar ne güzel şeyler yaşamışlar hocam. inanıyorum ki hâlâ da yaşıyorlar. ya biz hocam, ya ben! ya ben neden o duyguları hiç tanımıyorum. bu beni çok korkutuyor."
bir sonbahar hikayesi (yavuz özkan, 1994)
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
anlayışlı bir hocaya denk gelmek.
üniversite son sınıf öğrencisi iseniz ve tez hocanız da anlayışlı, nahif ve son derece motivasyonunuzu yükseltecek bir konuşma yaptıysa ortalıkta " x yaşındaysanız ve tez yazacaksaniz hayat gerçekten güzel" diyerek dolaşmanizi sağlar. ders sonrası da güzel bir uyku da çektiysem eğer "evet bal porsuklarııı hayat gerçekten güzel ve biz de buna değeriz ops * ".
(bkz: mutluyum ama birazdan geçer)
üniversite son sınıf öğrencisi iseniz ve tez hocanız da anlayışlı, nahif ve son derece motivasyonunuzu yükseltecek bir konuşma yaptıysa ortalıkta " x yaşındaysanız ve tez yazacaksaniz hayat gerçekten güzel" diyerek dolaşmanizi sağlar. ders sonrası da güzel bir uyku da çektiysem eğer "evet bal porsuklarııı hayat gerçekten güzel ve biz de buna değeriz ops * ".
(bkz: mutluyum ama birazdan geçer)
devamını gör...
bugün benim doğum günüm insanı
devamını gör...
bir tokattan bir şey olmaz deyip sonra hastanelik olmak
maalesef çoğu kadının ilk başta kocam değil mi döver de severde mantığı ile yaklaşıyor ilk tokadı yedikten sonra tekrar bir şey olmaz hata bendedir olsun , kızdırmasam bir şey olmaz derler genellikle ama erkek durur mu bunu takıntı haline getirip sürekli dozunu arttırır sonunda da kadın gözlerini hastanede açar.
devamını gör...
çok sevilen eski sevgiliye not
beni çok sev ya da benden nefret et.. ikisi de benim yararıma. seversen hep kalbinde olurum, nefret edersen hep aklında...
sevginin zıttı nefret değil, hissizliktir. birinden nefret ediyorsanız onu halen önemsiyorsunuzdur. artık hiç bişey hissetmeyen sevmiyordur, nefret eden değil...
sevginin zıttı nefret değil, hissizliktir. birinden nefret ediyorsanız onu halen önemsiyorsunuzdur. artık hiç bişey hissetmeyen sevmiyordur, nefret eden değil...
devamını gör...
moderatör olmasını istediğin bir yazar bırak
(bkz: fuzzy lee) tabi ki.
devamını gör...
türkiye'de gençlerin neden ateist olduklarını bilmemeleri
bir sebebe ihtiyaçları yoktur. ateizm bir din değildir. kitabını okuyup, anlayıp, uygulaması gibi bir durum yoktur. ateistlerin evren, ahlak, dünya görüşü, hayata bakışları binbir çeşittir. hepsinin inanma şekli kendini bağlar. bir kuralları, mezhepleri yoktur. bir kişinin sadece tanrı, din fikrini mantıklı bulmaması ve inanmaması ateist olması için yeterlidir. aslında ateizm etiketine bile ihtiyaçları yoktur. bir ateist din kitaplarını, tanrı felsefesini araştırıp bilgilense fena olmaz elbet. düşüncesi daha temele oturur ama ateist olmak için bunları yapmak zorunda değildir. din kitaplarını okuyup çelişkiler bulmak, insanlarla din münakaşasına girmek zorunda da değildir.
devamını gör...
ağlara giden topun gol olarak değer kazanmaması
bir futbolsever için, futbola emek veren birçok insan için en üzücü anlardan biridir.
futbolun en güzel anı golün geldiği o tüyleri diken diken eden andır. tribünde haykıra haykıra sevinmek, televizyon başında hoplayıp zıplamak, golü atan futbolcunun ayarsız sevinci, yedek kulübesinin yerinden fırlaması. hepsi ülkede yaşanan her olumsuzluğu unuttuğumuz o anda yaşanır. bir cennet simülasyonu gibidir o an.
sonra hakem elini kolunu sallaya sallaya golü iptal eder ya da yan hakem bayrak kaldırır ya da video yardımcı hakem o anda yolunda gitmeyen bir şeyleri fark eder ve ağlara giden top gol olarak değer kazanmaz.
spikerin bu klişe cümleyi kurduğu an çok üzücüdür. ne sevinci kursağında kalan izleyicileri düşünürüm o an ne de gol sevinci boşa giden futbolcuyu varsa yoksa kazanmak üzere olduğu değer elinden alınmış olan meşin yuvarlağın sessiz ve tarifsiz hüznü.
bu dünya üzerinde herkes hayatına bir anlam katmak için çaba sarf eder, herkes değer görmek için uğraşır durur. ve o zavallı emektar top tam bir anlam kazanacak, tam gol olarak değerlendirilecekken bu acımasızca alınır ondan. ve kimse onu düşünmez bile. ağlarda biri gelip onu alana kadar bu sahte vuslatın hüznünü yaşar.
bu derin ve acı veren duruma bir son verilmelidir. herkes değer kazanmayı hak eder. insan ayırmayın, herkes eşit.
futbolun en güzel anı golün geldiği o tüyleri diken diken eden andır. tribünde haykıra haykıra sevinmek, televizyon başında hoplayıp zıplamak, golü atan futbolcunun ayarsız sevinci, yedek kulübesinin yerinden fırlaması. hepsi ülkede yaşanan her olumsuzluğu unuttuğumuz o anda yaşanır. bir cennet simülasyonu gibidir o an.
sonra hakem elini kolunu sallaya sallaya golü iptal eder ya da yan hakem bayrak kaldırır ya da video yardımcı hakem o anda yolunda gitmeyen bir şeyleri fark eder ve ağlara giden top gol olarak değer kazanmaz.
spikerin bu klişe cümleyi kurduğu an çok üzücüdür. ne sevinci kursağında kalan izleyicileri düşünürüm o an ne de gol sevinci boşa giden futbolcuyu varsa yoksa kazanmak üzere olduğu değer elinden alınmış olan meşin yuvarlağın sessiz ve tarifsiz hüznü.
bu dünya üzerinde herkes hayatına bir anlam katmak için çaba sarf eder, herkes değer görmek için uğraşır durur. ve o zavallı emektar top tam bir anlam kazanacak, tam gol olarak değerlendirilecekken bu acımasızca alınır ondan. ve kimse onu düşünmez bile. ağlarda biri gelip onu alana kadar bu sahte vuslatın hüznünü yaşar.
bu derin ve acı veren duruma bir son verilmelidir. herkes değer kazanmayı hak eder. insan ayırmayın, herkes eşit.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
çay demlemek için masadan kalkmak, sonrası allah kerim.
devamını gör...
martin luther
protestanlığın kurucusu olarak kabul edilen bir devrimci. türkler hakkında görüşleri şöyledir:
söylemlerinde “ türk” kelimesi korku ve barbarlığı sembolize eder. bu nedenle almanca’da bazı şarkılar türkleri tanrı'nın cezası, tanrının kırbacı ve şeytanın hizmetçisi" olarak tanımlandı. hıristiyanlar günah işledikçe tanrıtürkler aracılığıyla onlarıcezalandınyordu. hatta luther türklerin truvalıların torunları olduğunu bile iddia etti. luther için türkler, dünyanın sonunun yaklaştığını haber veren daniel apokalipsann'i gerçekleşmesi anlamını taşımaktaydı. martin luther ayrıca, türk tehdidinin hıristiyanlar üzerinde ilahi bir kamçı olduğunu iddiasında da bulunmuştur. luther ayrıca yapıtlarında ıslâm'a ve osmanlı tehlikesinin yayılmasına ilişkin pek çok atıfta da bulunmuştur. örneğin, islam, ortaçağ'da deccal'in hizmetindeki bir şiddet hareketi olarak görülmüş, islâm'ın akla kapalıolduğu düşünülmüşve bu nedenle de dönüştürülemeyeceği kabul edilmiştir. o dönemdeki anlayışa göre, islâm'a ancak kılıçla karşıkonulabilirdi ve bundan da söz etmek her zaman mümkün de ğildi. fakat zamanla yaşanan değişiklikler sonucunda islâm'ın gerçek deccal olmadığı, asıl deccal'in başka bir yerde bulunduğu fikri kafalara yerleşmiştir. bu fikir, papa'nın (protestanlara göre) ve türklerin "isa'nın ve kutsal kilise'nin iki temel düşmanı" olarak algılanmalannı doğurmuştur. bu açıdan türkler deccal'ın bedenini, papa ise onun başını temsil etmekteydi. ızlanda'da kiliselerde okunmakta olan lutheryen dua kitabı, allah'tan, kendilerini "papa'nın kurnazlığından ve türklerin teröründen" korumasını diliyordu.
kaynak : avrupa aynasında türk kimliği.
söylemlerinde “ türk” kelimesi korku ve barbarlığı sembolize eder. bu nedenle almanca’da bazı şarkılar türkleri tanrı'nın cezası, tanrının kırbacı ve şeytanın hizmetçisi" olarak tanımlandı. hıristiyanlar günah işledikçe tanrıtürkler aracılığıyla onlarıcezalandınyordu. hatta luther türklerin truvalıların torunları olduğunu bile iddia etti. luther için türkler, dünyanın sonunun yaklaştığını haber veren daniel apokalipsann'i gerçekleşmesi anlamını taşımaktaydı. martin luther ayrıca, türk tehdidinin hıristiyanlar üzerinde ilahi bir kamçı olduğunu iddiasında da bulunmuştur. luther ayrıca yapıtlarında ıslâm'a ve osmanlı tehlikesinin yayılmasına ilişkin pek çok atıfta da bulunmuştur. örneğin, islam, ortaçağ'da deccal'in hizmetindeki bir şiddet hareketi olarak görülmüş, islâm'ın akla kapalıolduğu düşünülmüşve bu nedenle de dönüştürülemeyeceği kabul edilmiştir. o dönemdeki anlayışa göre, islâm'a ancak kılıçla karşıkonulabilirdi ve bundan da söz etmek her zaman mümkün de ğildi. fakat zamanla yaşanan değişiklikler sonucunda islâm'ın gerçek deccal olmadığı, asıl deccal'in başka bir yerde bulunduğu fikri kafalara yerleşmiştir. bu fikir, papa'nın (protestanlara göre) ve türklerin "isa'nın ve kutsal kilise'nin iki temel düşmanı" olarak algılanmalannı doğurmuştur. bu açıdan türkler deccal'ın bedenini, papa ise onun başını temsil etmekteydi. ızlanda'da kiliselerde okunmakta olan lutheryen dua kitabı, allah'tan, kendilerini "papa'nın kurnazlığından ve türklerin teröründen" korumasını diliyordu.
kaynak : avrupa aynasında türk kimliği.
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
sizden olmam siz olmamı gerektirmiyor
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
bugün o kadar fazla istemiyorum kelimesini kullandım ki istediklerim yok oldu gitti. geriye derin bir keder kaldı.
devamını gör...
eski yazarlar
buralar hep dutluktu. ah ah gençler bende eski kafacıyım daha ilk haftasında yazmaya başladım. bakıyorum da eskilerden kim kaldı diye de çok fazla değiller gibi. ne krizler atlattık, ne virüsler gördük peh.. eski mahlaslarla karşılaşınca ufak bir tebessüm oluyor.beni hatırladın mı diyesim geliyor. bir kaçını bulup kıraathane'ye götürmeyi düşünüyorum. eski günleri yad ederiz. hey gidi hey..*
devamını gör...


