hamile bir kadın anne midir anne adayı mıdır sorunsalı
bi de bunun şu versiyonu var, evladı ölen kişilerin anne babalığı devam eder mi? artık onlar anne baba sayılır mı?
bence ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
bence ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
devamını gör...
sürekli kaybedilen şeyler
iş yerimde sürekli kalemim kaybolur. çekmecede sakladım ordan bile gitti. çözümü tahta kurşun kalemde buldum. kimse yüzüne bile bakmıyor. tavsiye ederim.
devamını gör...
hering-breuer refleksi
akciğerlerin inspirasyon (nefes alımı) sırasında aşırı gerilip yırtılmasını önleyen, inspirasyonu sonlandıran reflekstir.
devamını gör...
insanların güvenilmez olduğunu düşünmek
duygu karmaşaları, ihanetler, aldatılışlar, yok sayılışlar ve insanı güvensizliğe iten nice duygular. hepsi bizi adım adım güvensizliğe sürükledi ve kimse farkında değildi.
devamını gör...
üzücü ama gerçek sözler
"içte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır"
-stefan zweig
bu sözün gerçek olduğunu gözyaşlarımı içime attığım dışarıya akıtamadığım zamanlarda anladım.
-stefan zweig
bu sözün gerçek olduğunu gözyaşlarımı içime attığım dışarıya akıtamadığım zamanlarda anladım.
devamını gör...
yeni nesil kızların yemek yapmaktan bihaber oluşu
şu kadınları bir salın abijim ya vallaha bıhtık, karma puan hediye edeceğim rozet alacağım çocuuuma bırakın evladım.
devamını gör...
diksiyon geliştirici tekerlemeler
pohpohçu pinti profesör pofur pofur pofurdayarak hınçla tunç çanak içinde punç içip pülverizatör prospektüsünü papazbalığı biblosunun berisindeki papatya buketinin bu yanına bıraktıktan sonra palas pandıras pülümür’le pötürge’den getirdiği porsuk pötikare pöstekiyi paluluların pıtırcık pazarında partenogenez pasaparolasıyla pervasız pervaz peyzajını ve peronospora pestenkerani pestilini posbıyıklı pisboğaz pedagoga pınarbaşı’nda beş peşkirle peş peşe peşin peşin peşkeş çekti sonra da pılısını pırtısını topladı.
devamını gör...
kızıl saç
geçen yaz ahlaksız biriyken bu sene 'ahlaklı' kategorisine giriyorsam ben bu oyunu bozarım arkadaş.
çok severek kullandığım eşsiz bir renkti. tek zorluğu çabuk akması ve biraz makyaj istemesi. pek de makyaj sevmeyen biri olarak solgun gösteren bir saçtı benim için. bu arada akıyor dediğime bakmayın kızıl akınca daha tatlı bakırımsı bir renk oluyor. çok daha güzel.
çok severek kullandığım eşsiz bir renkti. tek zorluğu çabuk akması ve biraz makyaj istemesi. pek de makyaj sevmeyen biri olarak solgun gösteren bir saçtı benim için. bu arada akıyor dediğime bakmayın kızıl akınca daha tatlı bakırımsı bir renk oluyor. çok daha güzel.
devamını gör...
yazarların unutamadığı çocukluk anısı
annemlere kızınca içine çay, şeker koyduğum bir bohça yapıp yan evdeki babannemin eltisi gile kaçmışım,o zamanlar 5 yaşında falanım,çocukluk işte.
devamını gör...
çok tanım girdirecek başlık önerileri
geceye bir “geceye bir x bırak” başlığı bırak.
devamını gör...
hayalindeki meslek vs okuduğun bölüm
avukat/hukuk.
devamını gör...
bolivya
bu başlığa ilgilendiğim alan sebebiyle katkı yapmak isterim.
bolivya'nın nuflo de chavez şehrinde meydana gelen tahribat apaçık şekilde görülüyor. bu tahribatın sebebi ise şehirleşme, tarım alanı açma, bataklıkları kurutma, ormanları kesme gibi durumlardır.
bolivya'nın nuflo de chavez şehrinde meydana gelen tahribat apaçık şekilde görülüyor. bu tahribatın sebebi ise şehirleşme, tarım alanı açma, bataklıkları kurutma, ormanları kesme gibi durumlardır.
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
"feminist değilim ama..." diye başlayan cümleler. aslında genel olarak "xxx değilim ama..." söz grubuyla başlayan cümleler. kendi kimliğini bulamamış ama nabza göre şerbet vermekten de sakınmayanların favorisidir. göğsünü gere gere müslüman, ateist, deist, agnostik ya da veganım demenin rahatlığı varken... bilemiyorum sözlük.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
seninle tanışmak istiyorum yiğidim.
devamını gör...
yolcu yolunda gerek
2 gündür aklıma takılan şarkı.
gripin de gerçekten çok iyi yorumlamıştı.
yolculuk edeceklere gelsin...
gripin de gerçekten çok iyi yorumlamıştı.
yolculuk edeceklere gelsin...
devamını gör...
idam cezası
idam birden bire öylece gelivermez. ekonomi gibidir, talep edersin ve arz edilir. fakat bu talep ve arz korelasyonu psikolojik ve sistematik bir şekilde yürütülür. hukuk kurallarının; coğrafyanın kültürüne, yaşayış biçimine, örf ve adetlere göre dizayn edilmesi gibi.
medyaya günlerce, haftalarca belki de aylarca servis edilen hayvanlara işkence haberlerini izledik. daha da ileri gidilerek işkencenin boyutları değişti ve hayvanları katletme haberleri başladı. ayakları, kulakları veya kuyrukları kesilen, işkence edilen hayvanları gördük. hayvanlar ve insanlar form olarak birbirlerine benzerdir. insan beyni de -form olarak kendisine daha yakın olana- hayvana veya insana empati kurmak konusunda daha iyimser bir yaklaşım sergiler. bu sebeple bir hayvanın öldürülmesi ve bir insanın öldürülmesi beyinde aynı bölgeyi uyarır ki temeldeki eylem aynıdır, öldürmektir.
yani süreç hayvanlara işkence ile başladı. sonra hayvanlar ölmeye/tecavüz edilmeye başlandı. hayvanlardan sonra sıra insanlara geçti ki irrasyonel duyguları ve empatiyi daha da harekete geçirmenin en etkili yolu da buydu. sürekli olarak medyaya servis edilen haberlerin konuları; kadına şiddet, kadına tecavüz, çocuğa tecavüz, çocuğun cinsel istismarı boyutlarına taşındı. sonra birisi çıkıp idam diye haykırdı. zaten büyük kitleleri arkasına almış iktidar kalkıp “halkımız isterse getiririz” dedi. halbuki halk istemedi, zorunda bırakıldı.
fakat şahsi fikirlerimce eklemek isterim ki: yaygın kanının aksine, cinsel istismar ve tecavüz cinsellik değil cinsel şiddettir. yani şiddet uygulamak için cinselliğin kullanılmasıdır. cinsel istismar ve saldırı suçları failleri cinsel dürtüleri ile değil, şiddet uygulamaya hakları olduğuna inançları ile hareket ediyorlar.
gündemdeki tartışmalara dönüp baktığımızda sorun olarak kabul edilmekte olanın cinsel şiddet olmadığını görüyoruz. kuşkusuz bu yaklaşımın ardında kadınlara, çocuklara ve tüm saydığım olaylarda şiddet uygulamanın erkeklere tanınmış hak olduğuna dair maalesef toplumsal ve politik bir kabul var.
linç kültürünü beslemek, idam/hadım gibi insanlık dışı cezaların uygulanması için kamuoyu hazırlamak, toplumsal bir sorunu tek tek “suçlu bireylere” indirgeyip sorumluluktan sıyrılmak gerçek adaletin tesisine yeğ kılar. ama bu çocukları, hayvanları veya kadınları kurtarmaz. kimsenin vicdanını da kurtarmaz. çünkü tezahür eden her yeni olay, daha da büyüyen şiddetiyle bir daha “temizlenmesi gereken vicdanlar” yaratır.
açık ve net; kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, şiddete, tacize, tecavüze karşı ilk talep “eşitlik” olmalıdır. herhangi bir cinsin egemenliğini veya şiddeti semirten, büyüten düzeni reddetmektir. çünkü, eşitlik yoksa suç da ceza da hep ezileni eksiltir.
medyaya günlerce, haftalarca belki de aylarca servis edilen hayvanlara işkence haberlerini izledik. daha da ileri gidilerek işkencenin boyutları değişti ve hayvanları katletme haberleri başladı. ayakları, kulakları veya kuyrukları kesilen, işkence edilen hayvanları gördük. hayvanlar ve insanlar form olarak birbirlerine benzerdir. insan beyni de -form olarak kendisine daha yakın olana- hayvana veya insana empati kurmak konusunda daha iyimser bir yaklaşım sergiler. bu sebeple bir hayvanın öldürülmesi ve bir insanın öldürülmesi beyinde aynı bölgeyi uyarır ki temeldeki eylem aynıdır, öldürmektir.
yani süreç hayvanlara işkence ile başladı. sonra hayvanlar ölmeye/tecavüz edilmeye başlandı. hayvanlardan sonra sıra insanlara geçti ki irrasyonel duyguları ve empatiyi daha da harekete geçirmenin en etkili yolu da buydu. sürekli olarak medyaya servis edilen haberlerin konuları; kadına şiddet, kadına tecavüz, çocuğa tecavüz, çocuğun cinsel istismarı boyutlarına taşındı. sonra birisi çıkıp idam diye haykırdı. zaten büyük kitleleri arkasına almış iktidar kalkıp “halkımız isterse getiririz” dedi. halbuki halk istemedi, zorunda bırakıldı.
fakat şahsi fikirlerimce eklemek isterim ki: yaygın kanının aksine, cinsel istismar ve tecavüz cinsellik değil cinsel şiddettir. yani şiddet uygulamak için cinselliğin kullanılmasıdır. cinsel istismar ve saldırı suçları failleri cinsel dürtüleri ile değil, şiddet uygulamaya hakları olduğuna inançları ile hareket ediyorlar.
gündemdeki tartışmalara dönüp baktığımızda sorun olarak kabul edilmekte olanın cinsel şiddet olmadığını görüyoruz. kuşkusuz bu yaklaşımın ardında kadınlara, çocuklara ve tüm saydığım olaylarda şiddet uygulamanın erkeklere tanınmış hak olduğuna dair maalesef toplumsal ve politik bir kabul var.
linç kültürünü beslemek, idam/hadım gibi insanlık dışı cezaların uygulanması için kamuoyu hazırlamak, toplumsal bir sorunu tek tek “suçlu bireylere” indirgeyip sorumluluktan sıyrılmak gerçek adaletin tesisine yeğ kılar. ama bu çocukları, hayvanları veya kadınları kurtarmaz. kimsenin vicdanını da kurtarmaz. çünkü tezahür eden her yeni olay, daha da büyüyen şiddetiyle bir daha “temizlenmesi gereken vicdanlar” yaratır.
açık ve net; kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, şiddete, tacize, tecavüze karşı ilk talep “eşitlik” olmalıdır. herhangi bir cinsin egemenliğini veya şiddeti semirten, büyüten düzeni reddetmektir. çünkü, eşitlik yoksa suç da ceza da hep ezileni eksiltir.
devamını gör...



