sözlüğe mobilden giren ezik
ezikmişiz. bugün de öğrendik kendimiz hakkında bir şeyler.
devamını gör...
satranç
"bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz."
stefan zweig'ın son eseri olan satranç, adeta onun hayata bir veda mektubudur. nitekim kendisi de artık dünyanın asla eskisi gibi olamayacağını düşündüğü için, dünyanın içinde bulunduğu savaş ve kaos hali karşısında duyduğu endişe ile hayatına son vermiştir.
belirtmiş olduğum gibi son eseri olduğu için, bu kitap aslında intihar eşiğinde bulunan yazarın ruh halini ortaya koyan bir eserdir.
kitap kısacık bir öykü olarak görünse de aslında içinde barındırdığı imgeler ile harika bir eleştiri, başkaldırı kitabıdır. kitap insanlığın ve insanlık onurunun faşizm ve otorite karşısındaki ezilişini sayfalar arasında ilmek ilmek işlemektedir.
yazar kitaptaki karakterler ile dünyanın içinde bulunduğu durumu harika bir şekilde simgelemiştir. kitapta satranç tahtası savaş alanını, dünya satranç şampiyonu mirko czentovic ise nazi otoritesi ve acımasızlığını temsil etmektedir. kitapta psikolojik işkence ile sorgulanan dr. b ise; insanlığı, hümanizmi, çekilen sıkıntıları, savaşların insanlık üzerindeki etkilerini simgelemektedir.
tüm bu bilgiler göz önüne alındığında satranç, dünya edebiyatı'nda yazılmış en etkili eserlerden birisidir. basit bir hikaye olarak görülmemeli, satır altları üzerine uzun uzun düşünülmelidir. satırlarıma son vermeden önce stefan zweig'ın aramızdan ayrılmadan önce bizlere bırakmış olduğu cümleler ile sizleri baş başa bırakmak istiyorum:
"özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
devamını gör...
kendinle dalga geçebilmek
kendinle barışık olmak demektir. abartmamak lazım ama.
devamını gör...
karşıma her yerde çıkan 30 yaş üstü adamlar
30 yaşını aşmış biri olarak karşısına çıktığım herkesten özür dilemek istiyorum. yarından tezi yok emeklilik başvurusunda bulunup ayvalıktaki yazlığa taşınmayı ve hatta orada da evden hiç çıkmamayı planlıyorum. böylelikle karşınıza çıkan 30 yaş üstü yalnız adamları yalnızlıklarından ötürü sağa sola saldıran insanlar olarak görmekten bi nebze de olsa vazgeçersiniz belki. kim bilir belki siz de 30 olur, bana komşu olursunuz. bol bol varendada tavla oynar, "hey gidi günler" nidalarıyla bu günleri yad ederiz.
devamını gör...
rahatsız’ın enfes ukdeleri
rahatsız müthiş fotoğraf arşivi ve kendine has tarzı ile sözlüğün bir rengi olmuşken bir de ukdeleri şahane oluyor, çok güzel konular belirlemiş maşallah, her renkten var.
devamını gör...
gece vakti bilgi başlıklarının tutmaması
gündüz vakti çok tutuyordu sanki !
devamını gör...
son feci mars
olduk olası kendimize ve etrafımızda olan bitene bir anlam bulmaya çalışmışız. merak ettikçe düşünmüş, düşündükçe hislenmiş, hislendikçe taşmışız. öyle ki içimizden türlü türlü parçalar kopar olmuş artık: bazen yazmışız, bazen de çizmişiz. kimimiz şarkılar söylemiş, kimimiz dans etmiş; kimimiz oynamış, kimimiz izlemiş... bu böyle sürmüş gitmiş.
günlerden bir gün, birimizin aklına göğe bakmak gelmiş, herhâlde sevinmek istemiş. ya da "bat dünya bat!" diye sitem etmiştir belki. orası meçhul.
artık her neyse, bütün bu meçhulatın içinde, bir şey görmüş yukarıda: kırmızı bir şey. adeta büyülenmiş. baktıkça bakmış, izledikçe izlemiş. gel zaman git zaman, vaktini onunla geçirir olmuş. en güzel dostu olmuş o. sanki yanındaymış çünkü, sanki "korkma, yalnız değilsin." dermiş gökyüzünden.
fakat bu keşfi pek de sır olarak kalmamış. diğerleri de keşfetmişler en sonunda; büyük, garip, kırmızı şeyi. ama kimse eski dostu gibi davranmamış. kimse anlamaya çalışmamış. herkes bakmış ama kimse görmemiş. o güzel kırmızısı kimsenin aklına güzel bir çiçeği ya da parlak bir elmayı getirmemiş mesela. kan görmüşler onda, savaş görmüşler: adına da mars demişler.
işte bugün, onca zaman ve onca insan sonra, bir mars daha varmış meğerse: son feci mars. içinden kopan türlü türlü parçayla keşfedilmeyi bekliyor ve alabildiğine parıldıyor. bize de iki seçenek bırakıyor: eski bir dost mu olacağız ona, yoksa "diğerleri" mi?
kim bilir, belki o da bize "korkma," der, "yalnız değilsin."
günlerden bir gün, birimizin aklına göğe bakmak gelmiş, herhâlde sevinmek istemiş. ya da "bat dünya bat!" diye sitem etmiştir belki. orası meçhul.
artık her neyse, bütün bu meçhulatın içinde, bir şey görmüş yukarıda: kırmızı bir şey. adeta büyülenmiş. baktıkça bakmış, izledikçe izlemiş. gel zaman git zaman, vaktini onunla geçirir olmuş. en güzel dostu olmuş o. sanki yanındaymış çünkü, sanki "korkma, yalnız değilsin." dermiş gökyüzünden.
fakat bu keşfi pek de sır olarak kalmamış. diğerleri de keşfetmişler en sonunda; büyük, garip, kırmızı şeyi. ama kimse eski dostu gibi davranmamış. kimse anlamaya çalışmamış. herkes bakmış ama kimse görmemiş. o güzel kırmızısı kimsenin aklına güzel bir çiçeği ya da parlak bir elmayı getirmemiş mesela. kan görmüşler onda, savaş görmüşler: adına da mars demişler.
işte bugün, onca zaman ve onca insan sonra, bir mars daha varmış meğerse: son feci mars. içinden kopan türlü türlü parçayla keşfedilmeyi bekliyor ve alabildiğine parıldıyor. bize de iki seçenek bırakıyor: eski bir dost mu olacağız ona, yoksa "diğerleri" mi?
kim bilir, belki o da bize "korkma," der, "yalnız değilsin."
devamını gör...
sonradan asyalı olunabilir mi sorunsalı
estetik cerrahi ciddi bir sektör olmuş durumda.
birkaç sene içinde her şey mümkün olabilir diye düşünüyorum.
birkaç sene içinde her şey mümkün olabilir diye düşünüyorum.
devamını gör...
yayın önerisi
eğer talep olursa bir geceyi beraber kapatalım dostlar.
yayında mesajlar atılsın,dertler, sıkıntılar paylaşılsın.
şöyle güzel bir arabesk gecesi yaparız.
tıpkı 90'lı yıllardaki kral fm gibi.
nöbetçi erdem gibi.
katılım ve isteğe bağlı elbette.
teveccühünüz arkadaşlar. isterim ki sadece dertleşelim, bizbize olalım. şöyle bir efkarlanalım.
olursa yayın bizim olur. öyle plan falan yok. gönlümüze ne geldiyse devam...
damar bizim işimiz damar bizim olayımız damar bizim güzelliğimiz...
yayında mesajlar atılsın,dertler, sıkıntılar paylaşılsın.
şöyle güzel bir arabesk gecesi yaparız.
tıpkı 90'lı yıllardaki kral fm gibi.
nöbetçi erdem gibi.
katılım ve isteğe bağlı elbette.
teveccühünüz arkadaşlar. isterim ki sadece dertleşelim, bizbize olalım. şöyle bir efkarlanalım.
olursa yayın bizim olur. öyle plan falan yok. gönlümüze ne geldiyse devam...
damar bizim işimiz damar bizim olayımız damar bizim güzelliğimiz...
devamını gör...
kaybetmek bazen kazanmaktır
bazen hayatta bir şeylerin elimizden alınması gerekir başka bir şeylere yer açılabilmesi için. bazen elimizden alınacak olan şey çok sevdiğimiz birisi, bazen elimizden alınacak bu şey çok sevdiğimiz bir eşyadır, ama mutlaka çok sevdiğimizdir. çok sevdiğimiz olmasa hatırlamayız bile bir süre sonra. elimizden alınan bu şey bizim kendimizi yıpratmamıza hatta harap etmemize neden olabilir ama bunun ne denli yanlış bir şey olduğunu hiçbir zaman göremeyiz. öyle bir an gelir ki her şeyimizi bağladığımız hatta yaşam felsefemiz haline getirdiğimiz bir şeyin elimizden belki sessiz sedasız belki de göz göre göre kayıp gittiği anları yaşarız. bu şeyin gidişini durdurabilmek için hiçbir şey yapamasak da yine de çabalarız, savaşırız hatta ve hatta çok fazla üzülürüz. peki neden hayatımızda, benliğimizde yeni bir şey için yer açıldığını düşünmeyiz? kaybettiklerimiz için üzülmek yerine bizim için verilecek olanı elimizden alınanın yerine koyulacak olanı düşünmeye başlamamız gerekiyor. eğer bir şeyi kaybettiysek onun bizim için hayırlı olmadığını ve hayırlısını isteyerek çabalamaya devam etmemiz gerektiğini görmemiz gerek. geçmişten gelen büyüklerimizden her zaman duyduğumuz öyle güzel başka bir cümle vardır ki o da şu şekilde; gidenin arkasından ağlanmaz. eğer bir gün siz de bir şeyinizin veya bir kimsenizin elinizden alındığını düşünürseniz bu gün bu satırları okuduğunuzu aklınıza getirin ve hüzünle dolan fikirlerinizi, düşüncelerinizi, kalbinizi yani bütün benliğinizi daha hayırlısının hayatınıza girmesi için yer açıldığını unutmayın.
devamını gör...
koni salyangozu
tropik bölgelerin denizlerinde yaşayan, yumuşakçalar grubunun karından ayaklılar sınıfına ait, insanı cezbeden görünüşe sahip salyangoz türüdür. mermer yüzeyli salyangoz olarak da isimlendirilmişlerdir.
bu salyangoz türünü ilginç kılan şey zehirli iğnesi sayesinde kendinden beklenmeyen avlanma taktiklerini kullanmasıdır. öyle ki iğnesinde taşıdığı birden çok zehir çeşidi ile bir insanı 15 dakikada öldürebilir.
hareketlerinin çok yavaş olmasına rağmen kendisine göre çok daha hızlı hareket eden balıkları avlamak için önce insülün salgılar. solungaçları ile insülini vücuduna alan balık sersemlemeye başlayınca sessizce balığa yaklaşır ve zehrini enjekte eder. salgıladığı hormonlar ve taşıdığı zehirler dolayısıyla biyologların ve ilaç şirketlerinin bir çok araştırmasına konu olan türdür.
bu salyangoz türünü ilginç kılan şey zehirli iğnesi sayesinde kendinden beklenmeyen avlanma taktiklerini kullanmasıdır. öyle ki iğnesinde taşıdığı birden çok zehir çeşidi ile bir insanı 15 dakikada öldürebilir.
hareketlerinin çok yavaş olmasına rağmen kendisine göre çok daha hızlı hareket eden balıkları avlamak için önce insülün salgılar. solungaçları ile insülini vücuduna alan balık sersemlemeye başlayınca sessizce balığa yaklaşır ve zehrini enjekte eder. salgıladığı hormonlar ve taşıdığı zehirler dolayısıyla biyologların ve ilaç şirketlerinin bir çok araştırmasına konu olan türdür.
devamını gör...
tırnak kontrolünden geçmiş nesil
bir nesile tırnak yemeyi alışkanlık haline getirten hadisedir. sıra gelene kadar tırnakları uzun olanlar tıkır tıkır tırnak yerdi.
devamını gör...
crispr cas9 enzimi
canlıların genleri üzerinde daha detaylı araştırma ve değişiklik yapılabilmesi amacıyla, bakterilerin kendilerini virüslerden korumak için kullandığı yöntemlerin temel alındığı dna düzenleme teknolojisi. "düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri" terimindeki kelimelerin ingilizce karşılıklarının baş harflerinden türetilmiş bir isim.
genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.
bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.
***
bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.
bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.
hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.
***
hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...
şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.
bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.
***
bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.
bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.
hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.
***
hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...
şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
devamını gör...
the rise of darkness
trollük konusunda eksik olmasın bana tam not veren yazardır * şaka bir yana severek okuyorum tanımlarını. sadece nickini okuyamıyorum.
devamını gör...
marie curie
7 kasım 1867’de varşova polonya’da dünyaya gelmiştir. rusya hakimiyetindeki polonya’da kadınların üniversiteye gitmesi yasaktır dolayısıyla marie curie ve ablası fransa’ya gidip orada eğitim alabilmek için çalışıp para biriktirmeye başlamışlardır. bir süre sonra parayı biriktirebilip fransa’ya eğitim için gitmişlerdir. ablası tıp, kendisi ise paris üniversitesi’nde fizik okumuştur. bir laboratuvarda çalışmaya başlamış ve o laboratuvarın sahibi pierre curie ile evlenmiştir. uranyumla yaptığı deneyler sonucunda radyoaktiviteyi keşfetmiş, bulduğu elemente memleketini anmak için polonyum ismini vermiştir. birkaç başarısı ise şöyle:
nobel ödülü alan ilk kadındır.
avrupa'da doktora yapmış ilk kadındır.
paris üniversitesi'nde ders veren ve aynı üniversitede profesör unvanı alan ilk kadındır.
iki farklı alanda nobel ödülü almış tek insandır.
nobel ödülü alan ilk kadındır.
avrupa'da doktora yapmış ilk kadındır.
paris üniversitesi'nde ders veren ve aynı üniversitede profesör unvanı alan ilk kadındır.
iki farklı alanda nobel ödülü almış tek insandır.
devamını gör...
iki şehrin hikayesi
fransız devrimini başka bir pencereden görmemizi sağlayan (bkz: charles dickens) romanı. ne zaman aklıma gelse bana emil m. cioran'ın şu sözlerini anımsatır: "en büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar. acı, güç iştahını azaltmak şöyle dursun, onu azdırır." orijinal dilinde okunması gerektiğini düşünüyorum. türkçe dururken gerek yok böyle bir aksiyona diyorsanız eğer meram arvas tarafından yapılan çeviri fena değildir.
--- alıntı ---
a wonderful fact to reflect upon, that every human creature is constituted to be that profound secret and mystery to every other. a solemn consideration, when ı enter a great city by night, that every one of those darkly clustered houses encloses its own secret; that every room in every one of them encloses its own secret; that every beating heart in the hundreds of thousands of breasts there, is, in some of its imaginings, a secret to the heart nearest it! something of the awfulness, even of death itself, is referable to this. no more can ı turn the leaves of this dear book that ı loved, and vainly hope in time to read it all. no more can ı look into the depths of this unfathomable water, wherein, as momentary lights glanced into it, ı have had glimpses of buried treasure and other things submerged. ıt was appointed that the book should shut with a a spring, for ever and for ever, when ı had read but a page. ıt was appointed that the water should be locked in an eternal frost, when the light was playing on its surface, and ı stood in ignorance on the shore. my friend is dead, my neighbour is dead, my love, the darling of my soul, is dead; it is the inexorable consolidation and perpetuation of the secret that was always in that individuality, and which ı shall carry in mine to my life's end. ın any of the burial-places of this city through which ı pass, is there a sleeper more inscrutable than its busy inhabitants are, in their innermost personality, to me, or than ı am to them?
--- alıntı ---
--- alıntı ---
a wonderful fact to reflect upon, that every human creature is constituted to be that profound secret and mystery to every other. a solemn consideration, when ı enter a great city by night, that every one of those darkly clustered houses encloses its own secret; that every room in every one of them encloses its own secret; that every beating heart in the hundreds of thousands of breasts there, is, in some of its imaginings, a secret to the heart nearest it! something of the awfulness, even of death itself, is referable to this. no more can ı turn the leaves of this dear book that ı loved, and vainly hope in time to read it all. no more can ı look into the depths of this unfathomable water, wherein, as momentary lights glanced into it, ı have had glimpses of buried treasure and other things submerged. ıt was appointed that the book should shut with a a spring, for ever and for ever, when ı had read but a page. ıt was appointed that the water should be locked in an eternal frost, when the light was playing on its surface, and ı stood in ignorance on the shore. my friend is dead, my neighbour is dead, my love, the darling of my soul, is dead; it is the inexorable consolidation and perpetuation of the secret that was always in that individuality, and which ı shall carry in mine to my life's end. ın any of the burial-places of this city through which ı pass, is there a sleeper more inscrutable than its busy inhabitants are, in their innermost personality, to me, or than ı am to them?
--- alıntı ---
devamını gör...
potomac ırmağı
ingiliz'lerin ilk geldiği sıralarda, bu nehir kıyısında yaşayan powhatan birliğinin bir üyesi, patawomeke kabilesinin ismi, beyazlar tarafından patowmack olarak kaydedilmiştir. daha sonra halk arasında isim değişerek potomac olmuştur.
devamını gör...
hippopotomonstrosesquippedaliophobia
uzun kelime korkusuymuş. eğer başlık korkutucu geliyorsa, sizde de hippopotomonstrosesquippedaliophobia var demek. bugün bunu öğrendik, girdiledik ve şuan unutuyorum.*
devamını gör...
ne dediği anlaşılmayan insana hafifçe kafa sallayıp anlıyormuş gibi yapmak
aslında anlaşılmayan durumu kurtarmak adına yapılan bir davranıştır. vallahi anlamadım billahi anlamadım.
devamını gör...
