yazarların mezun olduğu liseler
anadolu lisesiydi. gerçi hepsi anadolu oldu değil mi ? bir esprisi de kalmadı.
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
yusuf ziya ortaç'a ismet inönü ve adnan menderes hakkında ne düşündüğünü soruyorlar, cevap : "ismet paşanın ardında inönü muharebeleri var , bizim zavallı adnan beyin ardında ise terzi izzet'in ceketi".
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
(bkz: bakın benim parolam sevgidir)

edit: hesabımdan çıkın kafadorlar. ıko'da kafa izninde, hesabım giderse ben ne yapacağım?
edit2: parolam sevgidir arasında boşluk yok. parolamın p'si küçük evet sayın yazar.
edit3: sevgi kim diye sormuş bir yazar. sen hesaba gir. biz sana kim olduğunu göstereceğiz.

edit: hesabımdan çıkın kafadorlar. ıko'da kafa izninde, hesabım giderse ben ne yapacağım?
edit2: parolam sevgidir arasında boşluk yok. parolamın p'si küçük evet sayın yazar.
edit3: sevgi kim diye sormuş bir yazar. sen hesaba gir. biz sana kim olduğunu göstereceğiz.
devamını gör...
kadınların seks yapmayı bir ödül olarak kullanması
kadınların kendilerini cinsel obje olarak sunma durumu.
devamını gör...
dayım geldi
halam geldiye yapılan gönderme. güzel.
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
dedim ya,oturuyorum öylece.
iyiki etrafımda,kalbimi tanıyanlar yok.
iyiki etrafımda,kalbimi tanıyanlar yok.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
sıcak şarap içelim.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
40 yapar
devamını gör...
burhan kuzu
sırları ile birlikte ölen eski sözde hukukçu.
naci şerifi zindaşti davası'nın kilit tanığı hatta belki sanığı olacakken cartayı çekmiştir.
naci şerifi zindaşti davası'nın kilit tanığı hatta belki sanığı olacakken cartayı çekmiştir.
devamını gör...
özlem bastıran șeyler
sabah erkenden kalkıp en sevdiğin çizgi filmi izlemek.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
nobody:
kanal sahibi kişinin adı: bla bla bla
kanal sahibi kişinin adı: bla bla bla
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
hayırlısı kanka
olur kanka
bi gün devran döner kanka
bakarız kanka
aricam kanka
olur kanka
bi gün devran döner kanka
bakarız kanka
aricam kanka
devamını gör...
bağıra bağıra şarkı söylemek
bir gün hiç bilmediğim bir şehrin hiç bilmediğim sokaklarında dolanırken yapmayı istediğim eylem. daha önce sokakta hiç bağıra bağıra şarkı söylemedim, intikamımı böyle almak istiyorum. **
not: çevresine rahatsızlık veren ergenus kılıklı biri değilim. ancak bu çok zevkli görünen ve beni rahatlatacağına inandığım eylemi yapmak istiyorum.
not2: sesim kötü. sesime maruz kalacak olan kişilerden şimdiden özür diliyorum. *
not: çevresine rahatsızlık veren ergenus kılıklı biri değilim. ancak bu çok zevkli görünen ve beni rahatlatacağına inandığım eylemi yapmak istiyorum.
not2: sesim kötü. sesime maruz kalacak olan kişilerden şimdiden özür diliyorum. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının twitter kullanmama sebepleri
artık iğreniyorum twitterdan. adaletin twitter üzerinden yürütülmesinden, kızların tayma foto salıp benim gibi olmayan da kendine kız demesin kalıbında tweetlerinden, fenomenlerin saçma sapan viraller almasından, insanların samimiyetsizliğinden, gerçek hayatta iki lafı bir araya getiremeyen insanların twitter da prof kesilmesinden, insanların sürekli bir şeyleri linçlemesinden, user ların sürekli tespit kusmasından kurgu tweetlerden(özellikle tinercimayki ve bonaparte denen gereksizlerin kurguları ) kısacası her şeyden bıktım. bugün sildim tw hesabımı ve inanılmaz rahatlamış hissediyorum.
devamını gör...
cezalar ağırlaştıkça suçun sıklığı azalır mı sorusu
bizimkisi gibi coğrafyalarda sanırım cezalar ne kadar ağır olursa olsun, bir suçu işlemekten vazgeçirmek daha çok kültürel nedenlere ihtiyaç duyuyor. bir kan davasını engellemek kanunlarla değil kültürle, örfle, adetle gerçekleşiyor. kanunlar da o coğrafyada yaşayan insanların kültürlerine göre şekillendiğinden temelde bir yanlışımız var gibi görünüyor. kanunları iyileştirmek ya da ceza oranlarını artırmak yerine daha bilinçli/rasyonel insanlar yaratmak cazip geliyor bu noktada.
devamını gör...
sevgi eksikliği
insanda anksiyete, şüphe, korku, kendini koruma, kendini sosyal hayattan çekme, kötü alışkanlıklar, yanlış ilişki tercihleri gibi sonuçlar doğuran eksikliktir.
aşağıdaki yazıda sevginin/şefkatin önemi konu alınmıştır, bu eksikliğin etkilerinin düşündüğümüzden fazla olduğunu ortaya koyar:
kendinizi ne sıklıkla yalnız hissediyorsunuz, sahip olduğunuzdan daha fazla şefkat arzuluyorsunuz? belki eşinizin veya partnerinizin sevgisini biraz daha göstermesini isterdiniz. belki de hayatınızdaki bazı kişilerin size karşı daha şefkatli olmasını sağlamayı başaramadınız, bu yüzden aldığınızdan daha fazla şefkat istemeye devam ediyorsunuz. bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, cilt açlığı olarak bilinen yaygın bir sorunu yaşıyorsunuz demektir ve bu konuda yalnız değilsiniz. şunu bir düşünün:
* her dört yetişkinden üçü, "amerikalılar cilt açlığı çekiyor" ifadesine katılıyor.
* her zamankinden daha fazla amerikalı yalnız yaşıyor.
* her dört amerikalıdan biri, önemli konular hakkında konuşacak tek bir kişinin olmadığını söylüyor.
* amerikalı yetişkinler arasındaki yalnızlık son on yılda yüzde 16 arttı.
bu gerçekler, hem ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgi görmediğimizi hem de daha fazlasını elde etme isteğimizi kabul eden cilt açlığının doğasını anlamamıza yardımcı oluyor. elbette normalde açlığı yemekle ilişkilendiririz - ama sırf yemek yemek istediğimiz için açlık hissetmeyiz. açlık hissediyoruz çünkü yemeğe ihtiyacımız var, tıpkı suya ihtiyaç duyduğumuzda susadığımız gibi ve uykuya ihtiyacımız olduğunda kendimizi yorgun hissettiğimiz gibi. vücudumuz düzgün çalışması için neye ihtiyaç duyduğunu bilir ve araştırmalar, şefkatin bu listede, yiyecek, su ve dinlenmenin hemen arkasında olduğunu göstermektedir.
yiyecek, su ve dinlenme eksikliğinin zararlı etkileri olduğu gibi, şefkat eksikliğinin de oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. yakın zamanda 509 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, cilt açlığının yapısını ve bunun ilişkili olduğu sosyal, ilişkisel ve sağlık açıklarını inceledim. sonuçlar tutarlı ve çarpıcıydı. yüksek düzeyde cilt açlığı olan kişiler, orta veya düşük seviyelerde olanlara kıyasla birçok yönden dezavantajlıdır. özellikle, cilt açlığı daha az olan insanlarla karşılaştırıldığında, şefkatten yoksunluğu daha fazla hisseden insanlar daha az mutludur; daha yalnızdır; depresyon ve stres yaşama olasılıkları daha yüksektir; ve genel olarak sağlık durumları daha kötüdür. daha az sosyal desteğe ve daha düşük ilişki doyumuna sahipler. daha fazla duygudurum ve anksiyete bozuklukları ve daha fazla ikincil immün bozukluklar (genetik olarak kalıtımdan ziyade edinilenler) yaşarlar. duyguyu ifade etme ve yorumlama yeteneklerini bozan bir durum olan aleksitimi olma olasılıkları daha yüksektir. son olarak, meşgul veya korkudan kaçınan bir bağlanma tarzına sahip olma olasılıkları daha yüksektir; hayatlarında başkalarıyla güvenli bağlar kurma olasılıkları daha düşüktür.
bu bulgular, cilt açlığının tüm bu olumsuz koşullara neden olduğunu kanıtlamaz, yalnızca son derece şefkatten yoksun hisseden kişilerin bunları deneyimleme olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyar. yine de bu insanlardan biriyseniz, bu bulgular muhtemelen şaşırtıcı gelmeyecektir. sevecen iletişim, sağlıklı bir yaşam için o kadar gereklidir ki, yeterince alamadığımızda acı çekeriz.
neyse ki cilt açlığının kalıcı bir durum olması gerekmiyor. her birimizin hayatımızda daha fazla şefkat kazanma kapasitesi var. bu arada, cep telefonunuzu bir kenara bırakın ve biriyle yüz yüze sevgi dolu bir anı paylaşın. cilt açlığı olanlar için çare, teknolojik çeşitlilik değil, insan temasıdır.
kaynak
aşağıdaki yazıda sevginin/şefkatin önemi konu alınmıştır, bu eksikliğin etkilerinin düşündüğümüzden fazla olduğunu ortaya koyar:
kendinizi ne sıklıkla yalnız hissediyorsunuz, sahip olduğunuzdan daha fazla şefkat arzuluyorsunuz? belki eşinizin veya partnerinizin sevgisini biraz daha göstermesini isterdiniz. belki de hayatınızdaki bazı kişilerin size karşı daha şefkatli olmasını sağlamayı başaramadınız, bu yüzden aldığınızdan daha fazla şefkat istemeye devam ediyorsunuz. bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, cilt açlığı olarak bilinen yaygın bir sorunu yaşıyorsunuz demektir ve bu konuda yalnız değilsiniz. şunu bir düşünün:
* her dört yetişkinden üçü, "amerikalılar cilt açlığı çekiyor" ifadesine katılıyor.
* her zamankinden daha fazla amerikalı yalnız yaşıyor.
* her dört amerikalıdan biri, önemli konular hakkında konuşacak tek bir kişinin olmadığını söylüyor.
* amerikalı yetişkinler arasındaki yalnızlık son on yılda yüzde 16 arttı.
bu gerçekler, hem ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgi görmediğimizi hem de daha fazlasını elde etme isteğimizi kabul eden cilt açlığının doğasını anlamamıza yardımcı oluyor. elbette normalde açlığı yemekle ilişkilendiririz - ama sırf yemek yemek istediğimiz için açlık hissetmeyiz. açlık hissediyoruz çünkü yemeğe ihtiyacımız var, tıpkı suya ihtiyaç duyduğumuzda susadığımız gibi ve uykuya ihtiyacımız olduğunda kendimizi yorgun hissettiğimiz gibi. vücudumuz düzgün çalışması için neye ihtiyaç duyduğunu bilir ve araştırmalar, şefkatin bu listede, yiyecek, su ve dinlenmenin hemen arkasında olduğunu göstermektedir.
yiyecek, su ve dinlenme eksikliğinin zararlı etkileri olduğu gibi, şefkat eksikliğinin de oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. yakın zamanda 509 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, cilt açlığının yapısını ve bunun ilişkili olduğu sosyal, ilişkisel ve sağlık açıklarını inceledim. sonuçlar tutarlı ve çarpıcıydı. yüksek düzeyde cilt açlığı olan kişiler, orta veya düşük seviyelerde olanlara kıyasla birçok yönden dezavantajlıdır. özellikle, cilt açlığı daha az olan insanlarla karşılaştırıldığında, şefkatten yoksunluğu daha fazla hisseden insanlar daha az mutludur; daha yalnızdır; depresyon ve stres yaşama olasılıkları daha yüksektir; ve genel olarak sağlık durumları daha kötüdür. daha az sosyal desteğe ve daha düşük ilişki doyumuna sahipler. daha fazla duygudurum ve anksiyete bozuklukları ve daha fazla ikincil immün bozukluklar (genetik olarak kalıtımdan ziyade edinilenler) yaşarlar. duyguyu ifade etme ve yorumlama yeteneklerini bozan bir durum olan aleksitimi olma olasılıkları daha yüksektir. son olarak, meşgul veya korkudan kaçınan bir bağlanma tarzına sahip olma olasılıkları daha yüksektir; hayatlarında başkalarıyla güvenli bağlar kurma olasılıkları daha düşüktür.
bu bulgular, cilt açlığının tüm bu olumsuz koşullara neden olduğunu kanıtlamaz, yalnızca son derece şefkatten yoksun hisseden kişilerin bunları deneyimleme olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyar. yine de bu insanlardan biriyseniz, bu bulgular muhtemelen şaşırtıcı gelmeyecektir. sevecen iletişim, sağlıklı bir yaşam için o kadar gereklidir ki, yeterince alamadığımızda acı çekeriz.
neyse ki cilt açlığının kalıcı bir durum olması gerekmiyor. her birimizin hayatımızda daha fazla şefkat kazanma kapasitesi var. bu arada, cep telefonunuzu bir kenara bırakın ve biriyle yüz yüze sevgi dolu bir anı paylaşın. cilt açlığı olanlar için çare, teknolojik çeşitlilik değil, insan temasıdır.
kaynak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
tık.
tek bir kelime, bir ses, çoğu zaman duyulmayan, işitilmeyen, farkında olunmayan.
ama bir hali var ki; insanın içinden, en derininden gelen hali bu dediğim, o insan o tık sesini duyduktan sonra bir daha asla eskisi gibi olamıyor, ne yaparsa yapsın, geri kalan ömrünü nasıl geçirirse geçirsin, o tık sesi içinde bir yerde asılı kalıp bekliyor ve zamanı geldiğinde tekrar işitiliyor.
tık.
biraz önce biri bir soru sordu bana, "sana cevabını bilmediğin bir soru sorabilir miyim?" diye, sorusunu sordu, cevabını aldı, benim bilmediğim cevaptı zaten, bilmiyordum, büyük ihtimalle cevabımı işitmedi bile, gitti.
o cevabın içine koymuştum bu kelimeyi ama sanırım o daha bu sesi duymamıştı, gülümsedi ve yoluna devam etti.
umarım hiç de duymaz, benim lafım geride kalanlara, tık tık tık yoluna devam etmeye tık çalı tık şanlara. tık.
tık.
tek bir kelime, bir ses, çoğu zaman duyulmayan, işitilmeyen, farkında olunmayan.
ama bir hali var ki; insanın içinden, en derininden gelen hali bu dediğim, o insan o tık sesini duyduktan sonra bir daha asla eskisi gibi olamıyor, ne yaparsa yapsın, geri kalan ömrünü nasıl geçirirse geçirsin, o tık sesi içinde bir yerde asılı kalıp bekliyor ve zamanı geldiğinde tekrar işitiliyor.
tık.
biraz önce biri bir soru sordu bana, "sana cevabını bilmediğin bir soru sorabilir miyim?" diye, sorusunu sordu, cevabını aldı, benim bilmediğim cevaptı zaten, bilmiyordum, büyük ihtimalle cevabımı işitmedi bile, gitti.
o cevabın içine koymuştum bu kelimeyi ama sanırım o daha bu sesi duymamıştı, gülümsedi ve yoluna devam etti.
umarım hiç de duymaz, benim lafım geride kalanlara, tık tık tık yoluna devam etmeye tık çalı tık şanlara. tık.
tık.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
seyit onbaşı - 215 kilogramlık mermiyi kaldıramayan erkek
devamını gör...
insanımızın genelde akıcı ve etkili konuşamaması
en geçerli sebebi kitap okumamak ve araştırmamaktır.
kitap okumak diksiyonu da düzeltir, hitabeti de yükseltir.
kitap okumak bilgi almanızı da sağlar.
kitap tavsiyesi isteyen varsa portakal atabilir. olabildiğim kadar yardımcı olmaya çalışırım.
kitap okumak diksiyonu da düzeltir, hitabeti de yükseltir.
kitap okumak bilgi almanızı da sağlar.
kitap tavsiyesi isteyen varsa portakal atabilir. olabildiğim kadar yardımcı olmaya çalışırım.
devamını gör...
