yaşamın kaç kez çiçeklendi
brezilyadaki yerliler, 'kaç yaşındasın' anlamına 'yaşamın kaç kez çiçeklendi' diye sorarlarmış. yani çiçeklerin kaç kez açtıgını gördüysen o yaştasın. gözünün önünde geçen bahara kaç kez dikkat kesildiysen. bu bilgiyi öğrendiğim zaman vay be demiştim nasıl ince düşünüyorlar.
devamını gör...
aile baskısı
genel olarak nesilden nesile devam eden durum. genel olarak anne babalarımızın bize yaşattığı şeyler kendi yaşamadığı şeyler değil.
devamını gör...
engelli çocuğu kafese kapatmak
çocuk kendine zarar veriyorsa hastaneye yatırılması ve psikolojik tedavi alması gerekir. kafese kapatmak nedir ya? nasıl insansınız siz? nasıl bir dünyada yaşıyoruz?
devamını gör...
hatır çeki
sosyal ilişkileri kuvvetli bir toplum olmamızdan mütevellit ticaret hayatında da dayanışmamız eksik değildir.
bir mal veya hizmet aldığımızda karşılığında para, senet veya çek veririz. işte bizde ki bu ilişkilerden dolayı mal veya hizmet almamamıza rağmen hatırı olan bir müşterimize, arkadaşımıza, komşumuza sıkıntısını halletmesi için çek düzenler veririz. işte bu çek hatır çekidir. genelde vadesi geldiğinde ödenmesi yada iade edilmesi gerekmektedir. fakat ülkemizde bu asla olmamaktadır ve çek aynı gün bozdurulur, para bir güzel ezilir vadesi geldiği gün hayırlısı allahtan..
bir mal veya hizmet aldığımızda karşılığında para, senet veya çek veririz. işte bizde ki bu ilişkilerden dolayı mal veya hizmet almamamıza rağmen hatırı olan bir müşterimize, arkadaşımıza, komşumuza sıkıntısını halletmesi için çek düzenler veririz. işte bu çek hatır çekidir. genelde vadesi geldiğinde ödenmesi yada iade edilmesi gerekmektedir. fakat ülkemizde bu asla olmamaktadır ve çek aynı gün bozdurulur, para bir güzel ezilir vadesi geldiği gün hayırlısı allahtan..
devamını gör...
yakın
özdemir asaf’ın dokuz’a kadar on kitabında da yer alan şiiri.
“bir ışık düşerse üstüne basma.
daha yakınlaşır, korkarsın.
bir leke, silmeye - gör,
leke kalır, sen çıkarsın.
bir gölge, nereye gider.
gözlerince gider, bakarsın.
bakarsın girer gözlerinden.
leke onun peşinden, bakarsın.
bir ışık düşerse üstüne basma,
gözlerine basarsın.“
“bir ışık düşerse üstüne basma.
daha yakınlaşır, korkarsın.
bir leke, silmeye - gör,
leke kalır, sen çıkarsın.
bir gölge, nereye gider.
gözlerince gider, bakarsın.
bakarsın girer gözlerinden.
leke onun peşinden, bakarsın.
bir ışık düşerse üstüne basma,
gözlerine basarsın.“
devamını gör...
sözlük yazarlarının okudukları ilk kitap
kapağı yırtıldığından ötürü adını anımsamıyorum ama kalınca bir hikaye kitabıdır. içinde farklı farklı onlarca hikaye vardı. okumayı daha bilmiyor oluşumdan annem okurmuş içindeki hikayeleri (bunu yazarken gidip sordum bazı hikayeleri hâlâ hatırlıyormuş açıp birlikte birkaç hikaye tekrar okuduk) ama okumayı öğrendikten sonra defalarca hatmetmiştim kitabı o ayrı. babam bir alışveriş merkezinden almış, ona dair nadir güzel bir anı. velhasıl yeri bende çok başkadır aynı zamanda bu kadar uzun süre saklayabildiğim de başka hiçbir şeyim yoktur.
edit: bir arkadaş sayesinde kitabın adını da öğrenmiş oldum. kendisine buradan sevgiler saygılar. buradan
edit: bir arkadaş sayesinde kitabın adını da öğrenmiş oldum. kendisine buradan sevgiler saygılar. buradan
devamını gör...
evinizde en çok ne var sorunsalı
kahve.bisikletim var bi de yeni aldım ilk günü olduğu için kıyamadım eve soktum sürekli gözüm onda olduğundan en çok o var.
devamını gör...
bisiklet alacaklara tavsiyeler
bisiklet almayı kafanıza koyarsanız hemen almaya çalışın çünkü her geçen gün zamlanıyor. almadan önce hangi amaçla kullanacağınızı düşünün. büyük ihtimalle işe gitmek ve kısa turlar yapmak için kullanırsınız bundan dolayı şehir bisikleti ya da trekking bisikleti alın. trekking bisikleti mtb (dağ bisikleti) şehir bisikleti karışımıdır şehirde rahatlıkla kullanılır. dağda kullanmayacaksanız mtb almayın çünkü asfaltta teker kalınlığından sürülmez, ağırdır çoğunlukla çift amortisördür süspansiyon tüm enerjinizi alır. arka amortisör eğer downhill freeride gibi uğraşlarınız yoksa gereksizdir zaten downhill ve freeride amortisörler giriş seviyesi bisiklet parasıdır. alacağınız trekking bisiklette büyük ihtimal ön amortisörlüdür. amortisör kilitlenebilir olsun düz yolda kapatır çukurlu yollarda arazide açarsınız.burda güzel anlatmışlar şehirler arası yolculuk gibi uzun turlar yapacaksanız yol bisikleti alabilirsiniz. eğer dağ bisikleti alıp şehirde kullanma hatası yaparsanız iç lastik ve jantın uyumuna bağlı ince lastik takabilirsiniz.
kadro ölçüsüne dikkat edin. jant ölçüleri için buraya bakın

vites sistemlerinin sıralaması

alacağınız bisikletin freni disk frenli olabilir. iki çeşit disk fren vardır biri mekanik biri hidrolik. mekanik disk almayın çünkü v frenin (bildiğimiz bisiklet freni) disk takılmış hali gibidir konfor sağlamaz aksine sizi iyice zorlar. hidrolik disk vardır bir de bu frende kabloların içinde hidrolik sıvı olur ve hidrolik gücüyle frenleme yapılır. frene basması rahattır. ama pahalıdır bakımı zordur ağırlığı artırır. v fren alırsanız baradine gibi kaliteli marka pabuç ve kaliteli plastik olmayan (çünkü plastik esner) fren bacakları varsa iyi frenleme elde edebilirsiniz.
ağırlık mevzusun gelirsek alabileceğiniz en hafif bisikleti alın. dağ bisikleti alacaksanız maksimum 13-14 kilo, şehir bisikleti alacaksanız maksimum 11-12 kilo, yol bisikleti alacaksanız maksimum 9-10 kilo olsun. karbonfiber kadrolu falan alırsanız profesyonelsinizdir buraları okumazsınız. normal kullanıcı için alüminyum kadro iyidir.
lastik konusuna gelirsek bisikleti alınca üstünde çıkan lastikler büyük ihtimalle iyi değildir. bunları ileride ömrü bitmeden değiştirin. ülkemiz yolları göz önüne alınarak en doğru lastik tercihi patlak korumalı yani zırhlı lastikler olacaktır. örneğin 3 mm ve 5 mm'ye kadar patlak korumalı schwalbe marathon serisi lastikleri önerebilirim. continental ve michelin'in de bisiklet lastikleri fiyat/performans olarak iyi seviyede lastiklerdir. zırhlı lastiklerin dezavantajları ağır olmalarıdır ama çok faydalı olduklarından göz ardı edebiliriz.
bisikletinizin kadrosu yani gövdesi kaliteli olsun çünkü üstündeki parçaları değişerek bisikletinizi yükseltebilirsiniz. bu yüzden ömür boyu kadro garantisi veren trek, scott, specialized, merida, giant, cube, cannondale, focus, orbea, b'twin gibi markaları tercih edin. garanti süreçleri hakkında bilgim yok almadan iyi araştırın. pahalı geldiyse whistle, carraro, salcano, bianchi, kron gibi yerli üretim bisikletlerin giriş ve orta seviye modellerini öneririm. sıfırı artık olmasa da sedona güzeldir.
bisikleti satın almadan araştırmalar yapın aklınızda fikir oluşsun öyle alın çünkü satıcılar sizi dolandırmaya çalışır. kadro boyuna kullanım amacına dikkat edin. bayide deneyin fiyatını pahalı söyler sizi kazıklamaya çalışırlar ondan dolayı denediğinizi internetten alın. garantinin bozulmaması için servislerde kurdurun büyük ihtimal ücretsiz kurarlar. kullanıcı kitapçığın da ücretsiz demesine rağmen ücretli kuran markalalar var.
son olarak bi teker bisiklete dair her şey bu kanalların videolarını güzel buluyorum izleyin kafanıza takılanları sorun yorumlarda çoğunlukla cevaplarlar. ingilizce biliyosanız yabancı kanallara forumlara bakın. türkçe olarakbisiklet forum okuyabilirsiniz üye olun soru sorun eminim güzel cevaplar gelecektir.
güvenlik ekipmanları almayı unutmayın. hiç bir şey alamıyorsanız sadece kask alın.
bunlar benim düşüncelerim katılmadığınız, yanlış, yüzeysel, eksik kalmış yerler olabilir bundan dolayı çok yerden okuyun araştırın.
kazasız sürüşler dilerim.
kadro ölçüsüne dikkat edin. jant ölçüleri için buraya bakın

vites sistemlerinin sıralaması

alacağınız bisikletin freni disk frenli olabilir. iki çeşit disk fren vardır biri mekanik biri hidrolik. mekanik disk almayın çünkü v frenin (bildiğimiz bisiklet freni) disk takılmış hali gibidir konfor sağlamaz aksine sizi iyice zorlar. hidrolik disk vardır bir de bu frende kabloların içinde hidrolik sıvı olur ve hidrolik gücüyle frenleme yapılır. frene basması rahattır. ama pahalıdır bakımı zordur ağırlığı artırır. v fren alırsanız baradine gibi kaliteli marka pabuç ve kaliteli plastik olmayan (çünkü plastik esner) fren bacakları varsa iyi frenleme elde edebilirsiniz.
ağırlık mevzusun gelirsek alabileceğiniz en hafif bisikleti alın. dağ bisikleti alacaksanız maksimum 13-14 kilo, şehir bisikleti alacaksanız maksimum 11-12 kilo, yol bisikleti alacaksanız maksimum 9-10 kilo olsun. karbonfiber kadrolu falan alırsanız profesyonelsinizdir buraları okumazsınız. normal kullanıcı için alüminyum kadro iyidir.
lastik konusuna gelirsek bisikleti alınca üstünde çıkan lastikler büyük ihtimalle iyi değildir. bunları ileride ömrü bitmeden değiştirin. ülkemiz yolları göz önüne alınarak en doğru lastik tercihi patlak korumalı yani zırhlı lastikler olacaktır. örneğin 3 mm ve 5 mm'ye kadar patlak korumalı schwalbe marathon serisi lastikleri önerebilirim. continental ve michelin'in de bisiklet lastikleri fiyat/performans olarak iyi seviyede lastiklerdir. zırhlı lastiklerin dezavantajları ağır olmalarıdır ama çok faydalı olduklarından göz ardı edebiliriz.
bisikletinizin kadrosu yani gövdesi kaliteli olsun çünkü üstündeki parçaları değişerek bisikletinizi yükseltebilirsiniz. bu yüzden ömür boyu kadro garantisi veren trek, scott, specialized, merida, giant, cube, cannondale, focus, orbea, b'twin gibi markaları tercih edin. garanti süreçleri hakkında bilgim yok almadan iyi araştırın. pahalı geldiyse whistle, carraro, salcano, bianchi, kron gibi yerli üretim bisikletlerin giriş ve orta seviye modellerini öneririm. sıfırı artık olmasa da sedona güzeldir.
bisikleti satın almadan araştırmalar yapın aklınızda fikir oluşsun öyle alın çünkü satıcılar sizi dolandırmaya çalışır. kadro boyuna kullanım amacına dikkat edin. bayide deneyin fiyatını pahalı söyler sizi kazıklamaya çalışırlar ondan dolayı denediğinizi internetten alın. garantinin bozulmaması için servislerde kurdurun büyük ihtimal ücretsiz kurarlar. kullanıcı kitapçığın da ücretsiz demesine rağmen ücretli kuran markalalar var.
son olarak bi teker bisiklete dair her şey bu kanalların videolarını güzel buluyorum izleyin kafanıza takılanları sorun yorumlarda çoğunlukla cevaplarlar. ingilizce biliyosanız yabancı kanallara forumlara bakın. türkçe olarakbisiklet forum okuyabilirsiniz üye olun soru sorun eminim güzel cevaplar gelecektir.
güvenlik ekipmanları almayı unutmayın. hiç bir şey alamıyorsanız sadece kask alın.
bunlar benim düşüncelerim katılmadığınız, yanlış, yüzeysel, eksik kalmış yerler olabilir bundan dolayı çok yerden okuyun araştırın.
kazasız sürüşler dilerim.
devamını gör...
kadınların evlenince iki soyad kullanması
şimdi kızlık soyadıyla meslekte tanınmışsın, kaşeni bastırmışsın, herkes seni öyle tanıyor, biliyor, sonra bir gün hop diye evleniyorsun, bambaşka bir soyadını alınca önceki soyadıyla yaptığın kariyer sanki çöpe gitmiş gibi oluyor ki bunu yaşamamak için ben de iki soyadı kullanmayı tercih ettim, hiçbir sorun da yaşamadım, mutluyum, memnunum...
devamını gör...
george orwell
lisenin başlarında yazarın paris ve londra'da beş parasız kitabını okuyarak sadece sevdiğim işi yapmak istediğime karar vermiştim.
bi sözü çok etkilemişti. ''eğer yeterince istersen, zengin de olsan fakir de olsan aynı hayatı yaşayabilirsin.'' yazar olmak istiyordum, sonra bi baktım ki ben türkiye'de yaşıyormuşum.
bi sözü çok etkilemişti. ''eğer yeterince istersen, zengin de olsan fakir de olsan aynı hayatı yaşayabilirsin.'' yazar olmak istiyordum, sonra bi baktım ki ben türkiye'de yaşıyormuşum.
devamını gör...
gizliden gizliye zevk alınan ufak sapkınlıklar
dışarı çıkarken maskelerimi kitap aralarında saklıyorum. cıkarıp taktığımda kitap kokuyor.
devamını gör...
lağım faresi
rattus norvegicus.
başlığın komple sıçan başlığına yönlendirilmesi gerek çünkü teknik olarak kendisi bir fare değil sıçandır. sıçan ile fare biyolojik açıdan farklı türler olup iki değişik canlıdır.
paris sokaklarında, metrolarda, yolda izde tarla kenarında karşınıza çıkan, ocakta yemek unutmuş da evi yanmadan yetişmeye çalışıyor gibi koştur koştur acele içinde olan bir gölge görürseniz o sıçandır. genellikle kahverengi veya koyu gri olur yaban tipi. fakat biz lab ratları (ben dahil) bu rattus norvegicus'un alt türü rattus norvegicus domestica oluyoruz. sizin ekranlarda gördüğünüz o beyaz sıçanlar falan işte hep benim kardeşlerim *.
biz manyaklar bu alt türleri de kendi aralarında sınıflandırıyoruz. mesela wistar albino, sprague-dawley ya da bile isteye bir genini sildiğimiz knockout ırklar var. ki bunları genellikle ingilizceden geçen bir terim olan strain olarak daha da ayırıyoruz işte birbirinden (strain: suş, soy, ırk). ırkçılık yapma köpppppek demeyin gebertirim sizi. wistar daha agresiftir, daha hareketlidir, kuyrukları vücutlarına oranla daha kısadır mesela, ama sprague-dawley daha sakin fakat daha uzun kuyrukludur. mesela wistar daha aktif olduğu için yetiştirilme koşulları aynı olduğu takdirde sprague-dawley sıçanlara kıyasla daha çok yemek yer, daha çok su içer, bu da davranış deneylerinde mesela farka sebep olur. anladınız mı neden ırk ayrımı yapıyoruz şimdi. inş anlamışsınızdır çünkü.
başlığın komple sıçan başlığına yönlendirilmesi gerek çünkü teknik olarak kendisi bir fare değil sıçandır. sıçan ile fare biyolojik açıdan farklı türler olup iki değişik canlıdır.
paris sokaklarında, metrolarda, yolda izde tarla kenarında karşınıza çıkan, ocakta yemek unutmuş da evi yanmadan yetişmeye çalışıyor gibi koştur koştur acele içinde olan bir gölge görürseniz o sıçandır. genellikle kahverengi veya koyu gri olur yaban tipi. fakat biz lab ratları (ben dahil) bu rattus norvegicus'un alt türü rattus norvegicus domestica oluyoruz. sizin ekranlarda gördüğünüz o beyaz sıçanlar falan işte hep benim kardeşlerim *.
biz manyaklar bu alt türleri de kendi aralarında sınıflandırıyoruz. mesela wistar albino, sprague-dawley ya da bile isteye bir genini sildiğimiz knockout ırklar var. ki bunları genellikle ingilizceden geçen bir terim olan strain olarak daha da ayırıyoruz işte birbirinden (strain: suş, soy, ırk). ırkçılık yapma köpppppek demeyin gebertirim sizi. wistar daha agresiftir, daha hareketlidir, kuyrukları vücutlarına oranla daha kısadır mesela, ama sprague-dawley daha sakin fakat daha uzun kuyrukludur. mesela wistar daha aktif olduğu için yetiştirilme koşulları aynı olduğu takdirde sprague-dawley sıçanlara kıyasla daha çok yemek yer, daha çok su içer, bu da davranış deneylerinde mesela farka sebep olur. anladınız mı neden ırk ayrımı yapıyoruz şimdi. inş anlamışsınızdır çünkü.
devamını gör...
mutlu olma sanatı (bertrand russell)
dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle dolu olarak adım atarız ve kader bizi hoyrat bir şekilde yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin ona ait olduğunu gösterene kadar bunu gerçekleştirmeye yönelik o aptalca umudu koruruz…
arthur schopenhauer| mutlu olma sanatı
devamını gör...
ne dinlesem
bir büyük boşluğa düşme akabinde gerçekleşen sorunsaldır. genellikle sesli kitapla son bulur .
devamını gör...
şiir alıntıları
ne güzel anımsarız geçmişi,
kendi yalanımızla..
uysal bir geçmiştir,
iyi şeyler kalmıştır aklımızda.
unutmak bizim bildiğimiz iştir..
*
kendi yalanımızla..
uysal bir geçmiştir,
iyi şeyler kalmıştır aklımızda.
unutmak bizim bildiğimiz iştir..
*
devamını gör...




