bir mektup arkadaşım olsun isterdim.. renkli zarflara, güzel kokulu çiçekler yerleştirip göndermek isterdim.. sonra ona özel mühürler alıp, koşturarak postane kapanışından önce yollamak isterdim.. günlerce pencerede postacının ondan haber getirmesini çocuk heyecanı ile beklemek isterdim.. ya da ahmed arif'in leylâ erbil'e yazdığı gibi karşılıksız hislerimi yazıp yollamak isterdim.. isterdim işte sadece... gerçekleşmeyen hayallerin ülkesinde bunları yapmak isterdim..
devamını gör...

çok toksik bir şeydir. caselere nakalım bi,
1. kıskançsındır aşırı belli edersin karışırsın - sıkıntı.
2. kıskançsındır belli edersin küçük sorunlar çıkabilir - ilişkiyi zayıflatır yorar.
3. kıskançsındır belli etmezsin - büyük sorun olabilir elbet patlarsın ilerde.
4. kıskanç değilsindir - insanlar kıskanılmadığında sevilmediğini hisseder sorun olabilir.
5. kıskançsındır belli edersin ama güvendiğini de hissettirirsin sorun çıkarıp kısıtlamazsın - ideali budur ama beceren var mıdır bilmiyorum.
devamını gör...

yıllardır anlata anlata dilimde tüyün bittiği, iddia ile uzaktan yakından bir ilgisi olmayan rasyonel gerçekliktir.
izninizle bir de burada açıklayayım.

endüstriyel hayvancılık, gezegenimiz için kapitalizmin yarattığı ekolojik yıkımın en büyük pay sahiplerinden birisidir. benim et tüketmememin tek sebebi elbette bu değildir, ama ekolojik yıkım da bunun bir sebebidir.

size şu açıklıkla ifade edeyim, kapitalizmin üretim ilişkilerinin tümü, enerji üretim yolları ve endüstriyel hayvancılık sürdüğü sürece insan ve insan dışı bütün türler ve varlıklar için bir yaşam, sürdürülebilir bir şey değildir. fakat bunun çözümünün bill gates'in yapay eti olduğu kanaatinde değilim. bunu savunmak gülünç olurdu.

niye mi?
çünkü gezegenimizi yok eden şey, tek başına endüstüriyel hayvancılık değildir. gezegenimizi yok eden şey kapitalizmdir.
zira kapitalizm, özgür bilimin ve yaşamın önüne sermayeyi ve burjuvazinin çıkarlarını koymak gibi var oluşsal bir eğilime sahiptir.

aşı adaletsizliği ve patent sistemi buna en yakın çeperden kanıt olarak sunulabilir. zira covid 19 pandemisi sürecinde aşının bulunduğu ilk günden bu güne milyonlarca insanın ölümüyle devam eden süreç de bunu kanıtlar niteliktedir.
çünkü kapitalizm sermayeyi yaşamın önünde tutmak zorunda olan üretim ilişkileri ile var olur.

şöyle açık olarak bir kere daha ifade edeyim bill gates'in yapay eti yaygınlaşsa dahi yalnızca dünyanın ayrıcalıklı bir azınlığı için ulaşılabilir olmaktan uzağa düşemeyecektir.

fakat kapitalizmin bütün üretim ilişkilerinin tarumar edildiği, yani yeryüzünde cenneti yarattığımız bir yarında bilimin önünden sermayenin boyunduruğu çekildiğinde elbette endüstüriyel hayvancılığın terk edilmesi için alternatif proteinler yaratılabilir ve ulaşılabilir kılınabilir.

peki yeniden endüstüriyel hayvancılığın gezegende yarattığı tahribata ve iklim değişikliği, suların tükenişi, ormanların yok oluşu ve ekolojik talan noktasındaki payına dönersek, siz sevgili yazarlarımıza bilimsel verilerle bir miktar daha bu konuyu açıklamak sorumluluğunda olduğumu düşünüyorum.

sera gazlarını kısmından başlarsak, hayvancılık ve yan ürünlerinden kaynaklanan karbondioksit (co2) yıllık 32.000 milyon ton ve bu miktar dünya çağındaki sera gazı emisyonunun %51’ini oluşturmakta.
ayrıca 20 yıllık çerçevede, metan gazı, karbondioksit gazından 86 kat daha fazla küresel ısınmaya sebep olma potansiyeline sahip. ve ineklerin tümü her gün 150 milyar galon (567 milyat litre) metan gazı üretiyor. bu ortalama dünya çapında günlük 150 milyar galon methan gazı (ch4) demek.
ve biz endüstüriyel hayvancılıkla bu rakamı her gün daha çok arttırıyoruz.
fakat daha korkunç olanıysa hayvancılık, insan kaynaklı diazot monoksit gazı (nitroz oksit-n2o) emisyonun %62’sinden sorumlu. diazot monoksit gazı, karbondioksitten 296 kat daha fazla iklim değişikliğine sebep olabilecek bir sera gazı çeşidi ve atmosferde kalış süresi 150 yıl.

son olarak bütünüyle fosil yakıtların vazgeçsek dahi, endistüriyel hayvancılığın bu boyutlarıyla 565 gigatonluk karbondioksit limitini hayvan yetiştirme ile 2030 yılında geçmiş olacağız.

su bahsindeyse tablo yine aynı korkunçlukla devam ediyor. hayvansal tarım için kullanılan su yıllık 34-76 trilyon galon.
bunun oransal dağılımını yapmak gerekirse, hayvancılık için kullanılacak yemler için yapılan ekim, amerika’nın su harcamasının %56’sını oluşturuyor. abd’nin su harcamasında kişisel ev kullanımları ise %5’ten ibaret.

şöyle özetleyelim, 450 gram etin üretimi için 2.500 galon suya ihtiyaç duyuluyor.
450 gram yumurta için 477 galon, 450 gram peynir içinse yaklaşık 900 galon suya ihtiyaç var. 1 galon süt için 1.000 galon suya ihtiyaç duyuluyor.

bu korkunç tabloyu şöyle bağlayabiliriz; bugün dünyadaki temiz su harcamalarının %20-33’ünün sebebi, hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık sektörü.

tarım alanları bahsinde ise hayvancılık ve hayvancılık için yem üretimi, yeryüzünün donmamış buzsuz alanının 3’te 1’i, yeryüzü toprağının ise %45’i gibi rakamlara tekabül ediyor.

ve canlı türlerinin yok olmasının, okyanus ölü alanlarının oluşmasının, su kirliliğinin ve habitat bozulmasının başlıca nedeni de yine hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık. zira hayvansal tarım, ağaçları yok ederek hayvancılıkta kullanılacak yemlerin ekimi için alanlara, otlaklara, meralara dönüştürüyor.
bu gelinen nokta ise gezegenimizin 65 milyon yıldır yaşadığı en büyük soy tükenişi.
tarım alanlarının kullanımı basinde şu netlikte ifade etmem gerekirse, her inek için 2-5 dönüm arazi kullanılıyor.
ve örneğin abd’nin neredeyse sınırlarının yarısı hayvansal tarıma tahsis edilmiş durumda. oysa herhangi bir toprakta, bitki temelli kaynaklardan elde edilecek protein miktarı, etten elde edilecek miktarın 15 katı kadar.

türlerin yok oluşu noktasında ise okyanuslardan her yıl 90-100 milyon ton balık çıkarılıyor. halbuki okyanuslardan her yıl çıkarılan canlı miktarı 2.7 trilyon.
bu; yakalanan her 450 gram balık için, yaklaşık 2.5 kilo hedef olmayan deniz canlısı da yakalanıyor ve ıskartaya çıkıyor ve üretim fazlası olarak atılıyor, demek.
bu bakımdan gezegenimizdeki tür çeşitliliğindeki azalmanın ve büyün yok oluşların sebeplerinden birisi de balıkçılık sektörü.

bir diğer büyük yok oluşu ve türlerin tükenişini yaratan faktör de hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık kaynaklı yağmur ormanlarının yok edilişi.
şöyle rakamlandırabiliriz; hayvansal tarım, amazon katliamının %91 kadarından sorumlu. ve her saniye yağmur ormanlarından 1-2 akre yok olmakta.
yağmur ormanlarının yok edilmesinin sebebi de yine endüstriyel hayvancılık ve hayvancılıkta kullanılan yemlerin üretimi için ortaya çıkan tarım alanı ihtiyacı.
ve yağmur ormanları katliamına bağlı olarak her gün yok olan tür sayısı ise 137.
son olarak hayvansal tarım nedeniyle bugüne kadar yok edilen yağmur ormanı 136 milyon dönüm gibi korkunç bir rakama ulaşmış bulunmakta.

buraya kadar okumayı sürdüren olur mu bilmem ama, bu karanlık tabloyu dönüştürmek için size son bir kaç kıyas vereyim sevgili sözlük. * belki aklınızda bazı şeyler netleşir.

1 kişiyi 1 yıl beslemek için ihtiyaç duyulan toprak, hayvansal ürün tüketmediğinde 650 metrekare. hayvansal ürün tüketildiğinde ise bu oran bunun 18 katı.

şöyle de ifade edilebilir, 1.5 akrelik bir arazide 16.700 kilo bitki bazlı yiyecek üretilebilirken, aynı büyüklükte bir arazide üretebilecek et miktarı 170 kilo.

daha da uzatılabilecek bu kıyasları şöyle özetleyeceğim;
bütün bu tablodaki faktörleri toptan değerlendirirsek, hayvansal ürün tüketmeyen bir kişi, hayvansal ürünlerle beslenen bir kişiden %50 daha az karbondioksit üretiyor, 11’de 1’i kadar fosil yakıtı tüketiyor, 13’te 1’i kadar su tüketiyor ve 18’de 1’i kadar toprak kullanıyor.

yani uzun lafın kısası, evet endüstüriyel hayvancılığın gezegene zarar verdiği bir iddia değildir. ayan beyan bir gerçekliktir.

şimdi buraya geniş bir kaynakça havuzu da bırakayım da laf olmasın. hem belki gerçekten bu upuzun tanımı okuyup gerisini merak edenler de olur.

pandemi ve endüstriyel hayvancılık ilişkisi
vegan yaşamak hangi yok oluşu önler
hayvancılık endüstrisi
iklim ve çevre
değişim tabaktan başlar

elbette kaynak metinler daha da genişletilebilir. samimiyetle daha fazlasını merak eden varsa bir mesaj uzağınızdayım. *
devamını gör...

yazar kişisini yazmaya sevk eden mutluluktur. ama aga bu nedir ya sabah sabah? bir tanıma gelen bildirimin müsebbibi yazarın nick sütlü tarhana çorbası, öbürü ise bananeskafederler. abicim siz bana yedirip içirmeye, kilo aldırmaya mı çalışıyorsunuz?
yalnız sütlü tarhana de ne güzel kokar ama var ya. rengi de hafif açık böyle. üff...
kahve de şekersiz olacak ikisi bir arada. allah iyiliğinizi versiiiin...
devamını gör...

çocuklar söyleyince dünyanın en şirin kelimelerinden biri olabilir. bezden kurtulmaya çalışan çocuklardan duyulunca evde sevinç dalgası oluşturabilecek sihirli bir kelimeye dönüşebilecek potansiyeli olan bir kelimedir.
devamını gör...

atatürkçülük, türk halkının doğal karakterinden ve türk vatanının sahip olduğu öz kaynaklardan, türk tarihinden ve türk insanının isteklerine çare bulma ihtiyacından doğmuştur. bu sistem türk milletini bütün unsurları ile çağdaş ülkelerden daha ileri bir seviyeye çıkarma anlayış ve gayretlerinin bir sonucudur.--- alıntı ---

çoğu insanın bilip bilmeden konuştuğu ideolojidir aynı zamanda.
devamını gör...

buraya yazılacak aslında bir dünya şey geliyor aklıma ama sanırım ben bu başlık altına bizim günlük hayatta neler yapabileceğimiz ile ilgili birşeyler yazacağım.

engelli bir çocuğun doğacağı öğrenen ebeveynler ciddi bir şok ve sarsıntı yaşayarak durumu anlamlandırmaya çalışıyor bu süreçte sosyal çevrelerinin ciddi anlamda hassasiyet göstermesi gerekiyor. bu noktada çevresinde ki insanların aileyi daha fazla yıpratacak ve üzecek ''annesinin ailesinde engelli çocuklar varmış'' ,''allahın takdiri böyleymiş'' vs gibi aileyi hırpalayacak ,bir birine düşürecek veya kendilerini suçlu hissetmelerine sebep olabilecek her türlü söylemen kaçınmaları gerektiği gibi bunu durumu kabullendirmeye yönelik ''kader'' veya ''sınav'' gibi söylemlerden de kaçınmaları gerekiyor çünkü ailenin bu durumu kader olarak görmesi ilerleyen süreçlerde çocuğunun hayata tutunması için göstereceği çabanın değersiz olduğunu telkin ediyor ve ailede umutsuzluğa sebep oluyor. bunun dışında da bu durumu zaten her saniye düşünen insanlara daha fazla yükleyerek sosyal hayattan kopmalarına sebep oluyor. kendisinin bile bilmediği bir süreci insanlara açıklamak mecburiyetinde kalıyor bu süreçte mümkün mertebe ebevenylere durumu açıklamaları için baskı ve ısrarda bulunulmaması gerekiyor.

çocuğun doğumunun ardından yine çocuğun gelecekte nelerle karşılaşacağı ile ilgili olumsuz telkinlerde bulunmaktan kaçınılmalı ve aileye , aile istediği noktada yardımcı olunacağına dair destek mesajları verilmesi çok önemli. yine özellikle okul çağına gelmiş engelli çocuklara ise okullarda uygulanan mobbing ve baskı hayata tutunmaları noktasında ciddi motivasyon kaybına sebep olabileceği için öğretmenlerin ve uzman kişilerin yönlendirmeleri takip edilmeli. korkmayın engeller bulaşıcı değil piremseslerinize ve piremslerinize bi bok olmayacak. okumayı unutmayacaklar yada aniden evde camları falan indirmeyecekler. ha eğer fırsatını bulduğunu fırsatı değerlendirip cam pencere indiren * şımarık çocuk yetiştirdiyseniz bunun sorumluluğunu da kimseye yüklemeden en kısa sürede uzman kişiler ile iletişime geçebilirsiniz zira bunun faturasını hayata tutunma mücadelesi anne karnında başlamış ve ömür boyu olumsuz şartlara rağmen engelli çocuklara kesmeyin. hatta unutmayın ki hiç bir öğretmen,arkadaş veya akademisyen bir çocuğa merhamet duygusunu engelli bir çocuktan daha iyi öğretemez. ha yok ben illa çirkefleşcem diyorsanız 5378 sayılı özürlüler kanunu ve bir de şey var hah! hatırladım beğenmiyorsanız kıymetlinisssi de alıp kendinize yeni okul arayabilirsiniz çünkü engellilerin eğitim hakkı engellenemez güle güle paşam.

zorlu eğitim süreçlerini tamamlayan engelli bireylerin sosyal hayata katılımı konusunda da, allahını seven defansa gitmiyorsa da insanların gözlerinin içine çirkin çirkin bakmasın. konuşmak zorunda değilsiniz yada yardım etmek ancak rahatsız etmemekte çok zor olmasa gerek. görme engelli birini göründüğünüz anda gidip yakasına yapışmayın mesela yardım edeyim karşıya geçireyim diye usulca gidip yardım teklif edebilir ancak red ediyorsa lütfen üstelemeyin. insanları bunaltmayın. insanları salın. yine otizmli birinin öfke nöbetine denk geldiyseniz başına dikilmeyin az öte çekilin rahatlamasına izin verin. iş hayatına başladığında iş yerinde gelişen sıradan aksaklıklara engelli çalışanlara yıkmaktan vazgeçin.

ailelerde dahil olmak üzere unutmayın : bu durumu yaşayan siz değilsiniz onlar!
devamını gör...

vallahi hiç şaşırmadım, urfalı dediğin babasının mezarına bedava gitmez.
devamını gör...

sabah 45-50 dakika yürür evinden alır, daha sonra 45-50 dakika daha yürüyüp evine bırakırdım. şimdi bir çocuğu var(mış)
devamını gör...

günaydın sözlük,
iyi ki mi üzmüşler beni.. iyi ki mi canımı acıtmışlar.. evet, okurken bile insanın içini "cıııızzzzz" ettiren cümleler sanki değil mi? ama gerçekten insanoğlu bazı şeyleri acılarla yoğrula yoğrula öğreniyor maalesef... özellikle insanlara sınır çizebilmeyi öğrenebilmek, yıllarca süren emek emek dokunan bir kilim gibi.. o kilimi dokurken çoğu kez umutsuzluk, çaresizlik falan hissediyor, "bu savaş hiç bitmeyecek offf" diye isyan ediyor ama ne zaman ki kendini, insanları biraz olsun tanımaya başlayınca yani kilimde bazı desenler ortaya çıkmaya başlayınca "galiba öğreniyorum ben bu işi yaa" diyerekten yüreği umutla doluyor.. işte bugün de öyle minik de olsa umutların yüreğimizde yeşermeye başladığı güzel bir gün olsun mu? olsun, olsun, hadi bakalım yeni güne merhaba...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cezayir ile birlikte osmanlıya gönüllü katılan ve onlar gibi fransa tarafından osmanlıdan koparılmış bir ülkedir.
arap baharı burada başladı ve başarılı oldu. bir ara birkaç solcu önderi suikaste uğradı, iç savaş çıkartılmaya çalışıldı ama neyseki solcu yada dindar halkın çoğunluğu bu tuzağa düşmedi.
devamını gör...

doktor hasta gizliliğini hiçe sayarak tüm hastalarının problemlerini hikayeleştirerek kitaba dökmüş olan yazar.
hipokrat'ın kemikleri sızlıyor.
devamını gör...

bazı erkekler görüyorum kocaman göbekleri ve göğüsleri var ama sütyen kullanmıyorlar doğal olarak tüm göz damarlarımda çatlaklar oluşuyor. birinin bunu onlara söylemesi gerekiyordu ve aranızda en cesur olarak ben söyledim.
devamını gör...

babaannemden alışık olduğum manzara. sarma sigarasını yakar, içerken de yenilerini sarardı.
devamını gör...

duygular ve eğilimler, ahlaki kararlarda temel olamayacağını vurgulamıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

15 yaşında insanlar çocuk, altını çizeyim çocuk. 18 yaş bile evlenmek için erkenken 15 yaşında çocuğun evlenmesine insan hakkı diyemeyiz, evlenmemesine diyebiliriz. evlenmezse o çocuk çocukluğunu yaşar, arkadaşlarıyla gezer, oynar, okur, hobi edinir, iş hayatına atılmadan önce kendini tanımaya çalışır. evlense bunları nasıl yapacak? kendisi çocuk, karşısındaki çocuk, ne kadar sağlıklı iletişim kurabilecekler ki? 18 yaşın altındaki insanlarla evlenebileceğini düşünen insanlar pedofilidir. bu kadar net. çocuk birini seviyorlar sevgilicilik oynarlar zaten.
saçmalık.
devamını gör...

1995 yılında yayınlanan forever blue albümünde chris isaak’ın seslendirdiği müthiş şarkıdır. şarkı albümün ilk teklisi olarak yayınlanmıştır.

şarkının birkaç önemi vardır 2000lerden önce dinleyenler üzerinde. birincisi elbette ki chris isaak’in muhteşem yorumu. wicked game ve baby did a bad bad thing en bilinen ve benim en sevdiğim şarkılarıdır ve ikisini de muhteşem yorumlamıştır.

diğer bir önemi ise klibidir. klipte o dönemlerin rüya kadını laetitia casta oynamaktadır ve çoğu zaman şarkı casta’nın güzelliğinin gölgesinde kalabilir. 15 yaşında güneş banyosu yaparken keşfedilen casta zaman içinde üne kavuşmuştur. klipte iç çamaşırları ile dans eden casta bir televizyon ekranından isaak tarafından izlenmektedir. klip en seksi 50 klip arasında gösterilirken bolca da sansüre uğramıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şarkı daha sonra stanley kubrick tarafından 1999 yılında çekilen ve aynı yıl hayatını kaybeden yönetmenin öldürülmesine neden olduğu iddia edilen eyes wide shut filminde kullanılmıştır. nicole kidman şarkıyı dinlerken duyan kubrick hemen chris isaak’e ulaşır ve şarkıyı ister, müzisyen ise hiç kötü filmini izlemediğini söylediği yönetmenin teklifini anında kabul eder.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şarkının etkisi o kadar büyük ki i feel like crying.

baby did a bad bad thing
devamını gör...

iskoçya'nın başkentidir. bir şehir tarihi dokusunu nasıl koruyabilir sorusuna net olarak bir cevaptır. şehrin mimarisi, kaleleri, binaları gerçekten çok etkileyicidir. gezerken zaman zaman orta dünyada mıyım? acaba hissine kapılıyor insan. havasına kesinlikle güven olmaz. bir bakarsın güneşli, bir bakarsın dolu yağıyor, bir bakarsın fırtına var ama hepsi kendisine çok yakışıyor. gezmek için 2 gün ayırmanız yeterlidir. yaşamak için ise bir ömür diyelim.

circus lane sokağının güzelliklerini seyredip bir kahve içebilirsiniz. dean village bu köy gerçekten bu şehrin en güzel yanlarından birisidir. edinburgh kalesine gidip castle rock'da şehrin o eşsiz manzarası ile ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. tabii ben ekstra olarak joint kullandım o başka :)) viski tutkunları için arcade bar'ı önerebilirim. yerli iskoç viskilerinin aromaları gerçekten damak çatlatıyor. onun haricinde frankenstein pub'da tercih edilebilir.

akşamları şehir çok fazla dinamik değil. mekanlar daha hızlı durumda kafanıza uyan mekanlar da eğlenebilirsiniz. iskoç halkı genel olarak kibar bir yapıya sahip. güvenle sokaklarında dolaşabilirsiniz. imkanı olanların gidip bu büyüleyici şehri doyasıya gezip ruhlarını dinlendirmelerini öneririm.
devamını gör...

birçok etken olsa bile bana göre en büyük etken kadınların ekonomik özgürlüğünün olmaması. yani çaresizlikleri. kadın okuyup meslek sahibi olamıyordu haliyle tek dayanağı kocası oluyordu.
ister dövsün ister sövsün mecburiyetten katlanmışlar.
çevremdekilere bakarak daha rahat söylüyorum bunu. eşiyle birbirlerini öldürecek dereceye gelmişler ikisi de mutsuz ama kadın gidememiş niye? çünkü ekonomik özgürlüğü yok. kocası ne yaparsa yutmuş oturmuş. okutmamışlar ki ne yapsın ?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim