önce selahattin demirtaş'ı serbest bırakın dediğim açıklama.

hdp'nin kazandığı ve 10larca kayyum atadığınız belediyelerin hali ortada.
ağzınızla kuş tutsanız da (öyle bir ihtimal olduğundan değil) o halk size oy vermez.

not : hdp'li değilim.
not 2 : kürt değilim.
devamını gör...

bir komplo teorisi olsun diye değil ama aklıma takıldığı için beni farklı düşüncelere sevk eden sözcüktür.

sanki üzerimizde kapitalist bir baskı kurmak için uygulanan planların başlığı b olanıdır.

a planında alışveriş merkezleri, üniversiteler, okullar ve stadyumlar gibi toplu halde bulunacağımız yerlere tıkıştırdılar bizi. denetim altında tutmak daha kolay olacaktı böylelikle ve dahası tüketim konusunda da elimizi korkak alıştırmayacaktık. takibi kolay yapılan bu toplulukların yönlendirilmesi de kolay olacaktı elbette.

ama burda ters giden bir şeyler oldu. insanların iç içe olması, sürekli etkileşim ve iletişim içinde bulunması muktedirlerin işine gelmedi. toplu halde verilen tepkiler iktidar sahiplerini rahatsız etmeye başladı, belki alışveriş merkezlerinde değil ama toplu halde bulunan diğer mekanlarda insanlar toplu halde tepki verip tek elin çıkaramadığı sesi çıkarmaya başlayınca işler değişti.

insan evrimini sekteye uğratan internetle birlikte bu sefer b planı uygulanmaya başlandı sanki. internet sayesinde tüketim kültürü zarar görmek şöyle dursun şaha bile kalktı. böylelikle muktedirler insanları daha küçük gruplar halinde toplamanın daha iyi sonuçlar verebileceğini fark etti. tepkiler aile arasında yen içinde kalırken bir yandan da sosyal medya aracılığıyla sabun köpüğü gibi ortaya çıkıp kaybolmaya başladı. bir laboratuvar virüsü insanlığı kapalı hücreler halinde yaşama alışkanlığına ısındırmak için muktedirlere bir prova şansı sunmuş oldu böylelikle.

bunu yazarken kendimi komplo teorisi filmindeki taksici jerry fletcher gibi hissettim ama gerçek düşüncelerim bunlardır.
devamını gör...

öyle kokular vardır ki insanı alır mazide bir yolculuğa götürür. çamaşırların aralarından gelen kalıp sabun kokusu, çeyiz sandığından yükselen naftalin kokusu, dolaplardan gelen lavanta kokusu, bunlar geçmişle alakalı. yani koku hafızası burada açığa çıkıyor. teknoloji geliştikçe kokularla olan ilişkimiz de değişmeye başladı. bunların yerini oda spreyleri, yumuşatıcılar, kokulu mumlar, tütsüler almaya başladı. bunlar arasında huzur vereni de var, rahatsız edeni de var.

kiler ya da tel dolap kokusu, babaanne evine götürür.
açık araziden yayılan tezek kokusu, yıllar önce gittiğin bir köye götürür.
silgi kokusu, ilkokul sınıfına götürür.
çam ağacından gelen koku, çocukken sahil kasabasında yapılan tatile götürür.
bunun gibi kokular, hatıraların dejavusudur. nöroloji dediğimiz alan da burada dedektif hikayesi yönünü ortaya çıkarır.

koku hafızası güçlü olanlar bu sebeple geçmişe ışınlanır, zaman tünelinde yolculuğa çıkarlar. bu durum hem neşelendirici, hem de hüzünlendiricidir. çünkü güzel hatıraların yanında yaşanmış hüzünlü hatıraları da canlandırır. geçmişe özlem ve derin bir sızıya da yol açar. bu kokular hem dostumuz, hem de ıstırap veren düşmanımız da olabiliyor.
devamını gör...

"bu muydu sorunun?"
devamını gör...

10 dakikada hazır olan muhteşem tatlar varken risk almayan hanımdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne zaman bu yazara nickaltı girilse bana girildi sanıyorum. kısacası nicklerimizin benzediği yazar.
edit: değerli yazar gel seninle sözlükte kendi partimizi açalım. bir ortaklık kuralım yani. *
devamını gör...

kişisel ileti aldım, gidip gelip profilime bakıyorum yerinde duruyor mu diye. bakıyorum ki hala orada oh be diyorum, çok şükür.(swh)
alın teri harcıyoruz, 500 kullanılabilir karma puanı kolay elde edilmiyor sonuçda değil mi? hıh...
devamını gör...

artık bıktığım durum. herkes erkeklere sallıyor. biz ne yaptık erkekler hödüktür, odundur, şudur,budur ya bazı kimseler kadınlara bana göre de hakaret olarak algılanacak yanlış şeyler yazıyorlar ama erkeklere hakaret olarak algılanan bir takım kelimeler kullanıldığında, meriçler erkekler kendi içinde fraksiyonlara ayrılıyorlar ,diyor. kadınlar ayrılmıyor mu ?. ne kadar meriç varsa hepsini böyle davranıyor. meriçler sizi istemiyoruz orta yolculuk yapmayı bırakın artık.
devamını gör...

karsilik gormeden beslenilen asktir. zordur galiba, kisiyi oldukca yipratabilir. bana gore, askin en dip noktasidir. gunumuzun cikarci iliskilerinin askine oldukca kutsaldir lakin, cok can acıtır.
devamını gör...

türk lirası o kadar değersiz ki sınırdan dışarı çıkar çıkmaz geri dönmek zorunda kalırız.
devamını gör...

arabaların oldukça işe yarar ve karizmalarına karizma katan bir parçadır.
devamını gör...

gece bey diyeceksiniz!

sayın yazar benimle mi yarışıyor? zira öyleyse ben de gidip bir adet türkan bulayım. calico sandığım kedisi pek hanım. benim bety'e senin adın bundan sonra türkan dedim miyyvv dedi. yarın ilk işim nüfus müdürlüğüne gidip başvurmak ora da mahkemeye gönderir zaten uğraş babam uğraş. olsun madem niyetlendik sonuna kadar gideceğiz.

hey hey domestic bey siz beni karamürsel sepeti mi sandınız? yok bu olmadı. şii birader sen beni saksı mı sandın? bu da olmadı püfff. heh yani domestic beyciğim ne iyi ettinizde benim geceme gece kattınız. bu oldu mu? amann be canımı mı alacak yani ne var olmadıysa da püff.

sayın yazar pek geniş yürekli. türkan, gece derken benim gibi dörtleyecek gibi. aman dört olmadan olur mu? hem emirde böyle malum öhüm öhüm. yani diyorum ki bir okey oynamak isteseler adam eksik. seninkiler şimdilik tavla şey eder.

gece gece bu banuca ne saçmalıyor deme ya da de. gecelere geldik aman sabahlar olmasın.

son espri olmadı. ilkide olmamıştı ama olsun çalışıp başaracağım. bu işte benimle misin sayın yazar? bir el at şu gariban espri fukarasına haydi!
devamını gör...

ister inanın ister inanmayın fakat z kuşağındaki azımsanamayacak kadar çok kişi (2003e kadar) reşit. yani oy kullanabiliyorlar, üniversiteye gidiyorlar (hatta bazıları mezun falan) evleniyorlar... yani her alanda y kuşağı+ ile eşit haklara sahipler. peki neden siz onları buradan atmaya çalışıyorsunuz? her kuşakta olduğu gibi burada da çürük yumurtalar var evet fakat bu z kuşağının suçu mu yoksa onlara gerekli eğitimi veremeyen y kuşağının mı? bunu düşünüp başlıklarını bu şekilde yazmanızı tavsiye ederim.
devamını gör...

belirsizlik
gelecek kaygısı
devamını gör...

çocukluğumda girmiş bulunduğum dünya. kitaplarla başladığım serüveni hâlâ daha filmleri ile devam ettiriyorum. filmlerin replikleri bile ezberimde. arkadaşlar ben bitmişim.
devamını gör...

çok eğlenebileceğin, evli değilken yapmak istediklerini evlendiğinde onunla yapabileceğin bir eş bulmak.
devamını gör...

ülke gündemi.
devamını gör...

yeni anneleri darlamak... "bak o çocuk öyle üşür, onu giydir", "terlemiştir o, sırta bez koy", "sen şimdi anlamazsın, bilmezsin, bu çocuk aç kalmış, her halinden belli", "iyi bakamıyorsun herhalde, yaşıtlarına göre küçük kalmış", "çalışırken çocukla fazla ilgilenemedin tabii ondan dolayı çocuklar hastalandı" vs. vs. yazarken bile ruhum daraldı, bir de bunları işitirken siz beni görecektiniz...
devamını gör...

sürekli güzel ve kibar olmak zorunda bırakılmak.
sürekli kalıplara sokulmaya çalışılması.
ağlak ve kırılgan olarak görülmesi.
çok konuşan, dedikodu yapan, trip atan varlık olarak görülmesi.
devamını gör...

biraz önce migrosta dolandırılmam sonrası, günler sonra ellerim titreyerek tanım atmama sebep olmuş "fiyatlandırma" değil "söğüşleme."

link
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim