hayal kırıklığı yaşamamak için karşı cinsle iletişimi kesmek
bir kere uçurtması kaçtı diye gökyüzüne küsenlerin yaptığıdır.
devamını gör...
korona'ya bir cümle kur
nolur git, yok ol bi an önce. verdiğin maddi ve manevi zararların haddi hesabı yok zaten. yeterince kötü şey yaşattın herkese, artık git yalvarırım defol gitt**.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, uzun zamandır bir araya gelinememiş arkadaşlarla, güzel bir sohbet ortamı oluşacak beklentisiyle yükselerek teşrif ettiğiniz buluşma mekanında, birlikte geçirilen zamanın en az %35'ini instagram postu için müthiş(!) kareler yakalayarak; geri kalan zamanın da en az %42'sini, oturulan mekanın duvardaki lcd ekranında dönen, ortamdaki hiç kimsenin taraftarı olmadığı bir maçı, ilk defa büyü görmüş harry potter gibi hipnotize olunmuş bir alakayla izleyip, bi'de yetmezmiş gibi yarım kulakla sizi dinliyormuş gibi yapan hadsizler ordusuna yarım gününüzü heba etmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet...
sizi gördüğüne ne kadar sevindiğini, yüzüne yerleştirdiği o samimi tebessümden,
sizi ne kadar özlediğini size sarılışından, konuşurken temas edişinden, anlattıklarınızı ilgi ile dinlemesinden anladığınız; 'lütfen aç'' ısrarınıza rağmen çalan telefonunu sessize alarak onun için ne kadar kıymetli olduğunuzu size hissettiren kişilerle sıkı bağlar kurmuşsunuz gibi bir günaydın...

(görsel google arama motorundan ''harry potter şaşkın'' şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
ama öyle, uzun zamandır bir araya gelinememiş arkadaşlarla, güzel bir sohbet ortamı oluşacak beklentisiyle yükselerek teşrif ettiğiniz buluşma mekanında, birlikte geçirilen zamanın en az %35'ini instagram postu için müthiş(!) kareler yakalayarak; geri kalan zamanın da en az %42'sini, oturulan mekanın duvardaki lcd ekranında dönen, ortamdaki hiç kimsenin taraftarı olmadığı bir maçı, ilk defa büyü görmüş harry potter gibi hipnotize olunmuş bir alakayla izleyip, bi'de yetmezmiş gibi yarım kulakla sizi dinliyormuş gibi yapan hadsizler ordusuna yarım gününüzü heba etmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet...
sizi gördüğüne ne kadar sevindiğini, yüzüne yerleştirdiği o samimi tebessümden,
sizi ne kadar özlediğini size sarılışından, konuşurken temas edişinden, anlattıklarınızı ilgi ile dinlemesinden anladığınız; 'lütfen aç'' ısrarınıza rağmen çalan telefonunu sessize alarak onun için ne kadar kıymetli olduğunuzu size hissettiren kişilerle sıkı bağlar kurmuşsunuz gibi bir günaydın...

(görsel google arama motorundan ''harry potter şaşkın'' şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
dışarda hafif rüzgar, üzerinde ince bir örtü, elinde dumanı tüten bir çay bardağı, arka fonda hafif bir müzik ve sen toprak kokusunu çekerek içine, izliyorsun yağmuru.
ışte şu ortam kadar yakışan yoktur yağmura.
ışte şu ortam kadar yakışan yoktur yağmura.
devamını gör...
cem karaca
sevda kuşun kanadında ürkütürsen tutamazsın.
devamını gör...
deliksiz uyku
uyku süresi boyunca hiç uyanılmayan uzun uyku.
devamını gör...
güne bir söz bırak
sonunu düşünen kahraman olamaz.
devamını gör...
selivanoff testi
ketoz şekerleri aldoz şekerlerden ayırt etmeye yarayan testtir.
bu testte fruktoz pozitif reaksiyon verirken; glukoz, galaktoz gibi aldehit şekerler negatif sonuç verir.
bu testte fruktoz pozitif reaksiyon verirken; glukoz, galaktoz gibi aldehit şekerler negatif sonuç verir.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
ayşe’nin fiyakalı kalemtraşını kim çaldı?
devamını gör...
nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
valla ne yalan söyleyeyim hoşuma gidiyor ister istemez. ruhum babanne eldiveniyle okşanıyor gibi hissediyorum.
devamını gör...
rozet
casuslarımın bilgilendirmesi üzerine rozetlerimi almaya geldim.
devamını gör...
seninle kuru ekmek bile yerim diyen kadın
ilişki başlamadan atıp tutan, ilişki başladıktan sonra bol bol söylenecek olan kız.
devamını gör...
daddy (yazar)
seri (+) oy ile tanınan yazarımız. son zamanlarda bilgi dolu tanımların dışında biraz trolümsü tanımlarıyla da dikkat çekmeye başlamıştır.
takipteyiz efenim.*
takipteyiz efenim.*
devamını gör...
borderline kişilik bozukluğu
borderline'ın kelime anlamı "sınır, sınıra yakın" demektir. duygularını uçlarda yaşayan kişilerin bir kısmında bu hastalık bulunmaktadır. bipolarla karıştırılmamalıdır.
devamını gör...
kafa sözlük'ün okuduğunu anlamama problemi olması
türkiye'de tartışma kültürü ile benzerlik gösteren durum.
insanlarla düzgün bir fikir alışverişi yapamazsınız. neden? çünkü kimse sizi dinlemez, herkes lafınızın bitmesini ve sıranın kendisine gelmesini bekler. siz konuşurken içinden kendi söyleyeceklerini geçirir insanlar. burada da benzer durum var. başlığa bakılır, yorumlar okunmaz ya da hızlıca, anlamadan göz atılır, sonra kişinin kendi yazmak istediği şey yazılır ve görev tamamlanır. o yüzden siz daha önce aynı şeyi yazmışsınız yazmamışsınız, nasıl yazmışsınız falan pek önemli değil. herkesin önemsediği sadece kendi fikirleri.
herkes demeyeyim haydi, büyük bir grup insan diyeyim. öylesi daha doğru.
insanlarla düzgün bir fikir alışverişi yapamazsınız. neden? çünkü kimse sizi dinlemez, herkes lafınızın bitmesini ve sıranın kendisine gelmesini bekler. siz konuşurken içinden kendi söyleyeceklerini geçirir insanlar. burada da benzer durum var. başlığa bakılır, yorumlar okunmaz ya da hızlıca, anlamadan göz atılır, sonra kişinin kendi yazmak istediği şey yazılır ve görev tamamlanır. o yüzden siz daha önce aynı şeyi yazmışsınız yazmamışsınız, nasıl yazmışsınız falan pek önemli değil. herkesin önemsediği sadece kendi fikirleri.
herkes demeyeyim haydi, büyük bir grup insan diyeyim. öylesi daha doğru.
devamını gör...
yaban
yakup kadri karaosmanoğlu'nun kurtuluş savaşında yaralanan bir subayın hikayesini anlatan kitabı. karakterimiz savaşta bir kolunu kaybeder ve eri mehmet'in köyüne gider. porsuk yakınlarındaki bu köyde yaşananlar, aslında anadolu insanının o kadar da masum olmadığını gösterir. okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.
edit: her anadolu insanı kötüdür gibi bi anlam çıkarmayınız. demek istediğim her anadolu insanının masum, iyi niyetli olmadığıdır.
edit: her anadolu insanı kötüdür gibi bi anlam çıkarmayınız. demek istediğim her anadolu insanının masum, iyi niyetli olmadığıdır.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
devamını gör...
maliyet
üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı.
devamını gör...
utangaç balıklar için buzlu camdan akvaryum
(bkz: m.kutlukhan perker) tarafından yazılan şiir. normalde şiiri pek sevmeyen bünyemi ilk okuduğum anda etkisine aldı, bu başlığı açıyor olmam anonimliğime zeval getirme ihtimali taşısa da siz de okuyun isterim.
bir mucize olsa da geri dönsen
yine sabah uyanınca ağzıma girse saçların
yan yatarak dönsek birbirimize.
üşümüş ayaklarını, bacaklarımın arasına yerleştirsen.
şaklaban olsa gözlerin.
kapı çalmasın diye dua etsen, ellerini kaldırıp göğe.
bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
bir mucize olsa da geri dönsen.
sen; yatakta şımarırken, deri ceketimi giyip hafız bakkala gitsem
ekmek ve gazete almaya.
merdivenlerden inerken karate yapan çocuklara uydurma hareketler gösterip,
bunu nasıl anlatacağımı tasarlasam sana daha komik.
hava güzel çarşının içinden geçeyim.
bir dilim pasta alıp -kahvaltıda pasta seversin- sürpriz yapsam.
içerisi kalabalık. olsun, beklerim...
senin için bir tek yağ kokan bir pastanede beklerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
ekmekleri, gazeteleri ve bir de kısa kemıl alıp -hatırlatmadığın halde- cebime atsam...
kahvaltıdan sonra donnie brasco'yu 20. kez izlerken
eyvah sigara dediğinde gözlerin çaresiz,
hemen çıkarıp zulamdan uzatsam paketi...
sen boynuma sarıldığında ağır gibi davransam.
senin çakmağınla sigaranı yaksam, salak gibi..
hayıflansam, 'keşke zippoyu doldurtmayı unutmasaydım dün' diye.
çünkü zippoyla sigaranı yaktıktan sonra
kapatınca kapağını çıkan "çlank" sesi nasıl da katlardı karizmamı ikiye..
film başladığında warner biraderlerin amblemi görününce hep yaptığın espriyi beklesem.
sen "ben bu filmi gördüm" diyince önceden biriktirdiğim kahkahayı koyversem...
birtek senin yaptığın kötü espriye gülerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
yine uyanıp birbirimize anlatsak gördüğümüz rüyayı...
büyük, çok büyük bir vadinin ortasında renkli şezlonklarda otursak
anneannelerin, dedelerin kahvaltı yaptığı mutfaklarda otursak
öğle uykusundan yeni uyanmış çocuklar gibi, kemiklerimiz sıcak..
taksiye binecek paraları olduğu halde
bir tane bile geçmediği için minibüse binmek zorunda kalan insanlar gibi
hafif yan otursak.
içimizde hep bir neye niyet neye kısmet.
bir tek senin gördüğün rüyanın tabiri yok kitapta.
bir tek senin gördüğün rüyada varlığım hayra alamet.
bir mucize için boşuna bekliyorum biliyorum,
seni ben terkettim.
"ruh hastasısın sen!" diye bağırman boşuna değil.
ama yine de dua et sen bana
biliyorum benim için dua edenler çoktur.
ama bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
çünkü hayvanların tanrısı yoktur.
bir mucize olsa da geri dönsen
yine sabah uyanınca ağzıma girse saçların
yan yatarak dönsek birbirimize.
üşümüş ayaklarını, bacaklarımın arasına yerleştirsen.
şaklaban olsa gözlerin.
kapı çalmasın diye dua etsen, ellerini kaldırıp göğe.
bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
bir mucize olsa da geri dönsen.
sen; yatakta şımarırken, deri ceketimi giyip hafız bakkala gitsem
ekmek ve gazete almaya.
merdivenlerden inerken karate yapan çocuklara uydurma hareketler gösterip,
bunu nasıl anlatacağımı tasarlasam sana daha komik.
hava güzel çarşının içinden geçeyim.
bir dilim pasta alıp -kahvaltıda pasta seversin- sürpriz yapsam.
içerisi kalabalık. olsun, beklerim...
senin için bir tek yağ kokan bir pastanede beklerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
ekmekleri, gazeteleri ve bir de kısa kemıl alıp -hatırlatmadığın halde- cebime atsam...
kahvaltıdan sonra donnie brasco'yu 20. kez izlerken
eyvah sigara dediğinde gözlerin çaresiz,
hemen çıkarıp zulamdan uzatsam paketi...
sen boynuma sarıldığında ağır gibi davransam.
senin çakmağınla sigaranı yaksam, salak gibi..
hayıflansam, 'keşke zippoyu doldurtmayı unutmasaydım dün' diye.
çünkü zippoyla sigaranı yaktıktan sonra
kapatınca kapağını çıkan "çlank" sesi nasıl da katlardı karizmamı ikiye..
film başladığında warner biraderlerin amblemi görününce hep yaptığın espriyi beklesem.
sen "ben bu filmi gördüm" diyince önceden biriktirdiğim kahkahayı koyversem...
birtek senin yaptığın kötü espriye gülerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
yine uyanıp birbirimize anlatsak gördüğümüz rüyayı...
büyük, çok büyük bir vadinin ortasında renkli şezlonklarda otursak
anneannelerin, dedelerin kahvaltı yaptığı mutfaklarda otursak
öğle uykusundan yeni uyanmış çocuklar gibi, kemiklerimiz sıcak..
taksiye binecek paraları olduğu halde
bir tane bile geçmediği için minibüse binmek zorunda kalan insanlar gibi
hafif yan otursak.
içimizde hep bir neye niyet neye kısmet.
bir tek senin gördüğün rüyanın tabiri yok kitapta.
bir tek senin gördüğün rüyada varlığım hayra alamet.
bir mucize için boşuna bekliyorum biliyorum,
seni ben terkettim.
"ruh hastasısın sen!" diye bağırman boşuna değil.
ama yine de dua et sen bana
biliyorum benim için dua edenler çoktur.
ama bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
çünkü hayvanların tanrısı yoktur.
devamını gör...
yanlış zamanda tanışılan doğru insan
ben yanlış zamana inanmıyorum.
doğru insan vardır ve bu insana zaman fark etmez.
haa dersen ki aşk acımı çivi metoduyla sökerim. nema problema.
ama zamanı ....lamanıza göz yumamam ı ıhhh.
doğru insan vardır ve bu insana zaman fark etmez.
haa dersen ki aşk acımı çivi metoduyla sökerim. nema problema.
ama zamanı ....lamanıza göz yumamam ı ıhhh.
devamını gör...